Tekirdağ Namık Kemal University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Tekirdağ Namık Kemal University

343

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilanından günümüze Türk resminde kadın imgesi ve biçimsel yaklaşımlar

Kadın imgesi; dini bir figür, saraydan biri, veya gündelik hayatın içinden bir figür olarak resim tarihi boyunca farklı amaçlar içinde konu edinilmiştir. Türk resim tarihi içinde ise plastik anlamda bir kadın figürü, cumhuriyet döneminin biraz öncesinde Osman Hamdi Bey' le başlar. Sanayi-i Nefise Mektebi' nin kurulmasıyla birlikte eğitim güçlenerek daha geniş bir kitleye yayılır. Sonrasında devletin sanatı desteklemesiyle Avrupa' ya sanat eğitimi için gönderilen ressamlarla Türk resim sanatı farklı akım ve üsluplarla zenginleşmeye başlamıştır. Çağdaş Türk resminin ilk kadın ressamı olan Mihri Müşfik Hanım' ın da çabalarıyla İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi 1914 yılında kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kadınlara tanınan haklar ve oluşan eşitlik alanıyla 1920' li yıllarda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebiyle birleşerek kadın-erkek birlikte eğitim görmeye başlamıştır. Kadın resmin içinde model olmak dışında sanat üreten birey olarak da yer edinmiştir. Böylelikle bir kadının sanatçı olarak kadın imgesine yaklaşımı ve duyarlılığı görülmüştür. Bu araştırmada, figüratif resmin öncüsü kabul edilen Osman Hamdi Bey' le başlayarak günümüze kadar Türk resim sanatında kadın imgesinin farklı ressamlar tarafından işlenişi konu edinilmiştir. Osman Hamdi Bey ve dönemi ressamları yurtdışında aldıkları eğitimle figüre akademik bir şekilde yaklaşmışlardır. Biçime önem vermişlerdir. Çallı kuşağıyla birlikte günlük hayattan sahneler, renkli bir palet ve belirgin fırça tuşlarıyla işlenmiştir. Genellikle doğada ve hızlı çalışmışlardır. Güzel Sanatlar Birliği, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği gibi gruplar ortak biçimsel anlayış dışında bir araya gelmiş gruplardır. Güzel Sanatlar Birliği göze hoş görünen doğa kopyaları yapmayı amaçlamıştır. Müstakil Ressamlar ise sanatçıların ekonomik özgürlüğünü savunmuşlardır ve farklı eğilimlerdeki ressamların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. D Grubu ressamları, empresyonist eğilimlere karşı gelerek, kübist konstrüktivist anlayışta resimler üretmiştirler. Resme rasyonel yaklaşmış, geometrik yapıyı önemsemişlerdir. Liman (yeniler) Grubu ise D Grubu' nun biçimciliğine karşı, toplumsal içeriğin önemini vurgulamıştır. İnsanı ve çevreyi duyarlı bir biçimde yeniden resmin konusu yapmayı amaçlamıştır. Liman Grubu, insanı konu edinirken genel olarak deseni ön planda tutmuştur. Herhangi bir grup içinde değerlendirilemeyen ressamlar da bir başlık altında toplanarak incelenmiştir. Bunlar arasında soyutlama yapanlar, kübist çalışanlar, renk veya açık-koyuya öncelik tanıyan farklı üsluplardaki ressamlar vardır. Günümüz resim sanatında, daha çeşitli üsluplar görülmektedir. Realist, ekspresyonist, hiperrealist, pop sürreal türlerinde üretim yapan ressamlar vardır. Konuya yaklaşımlar günlük hayatın içinden, düşsel bir sahne veya romantik şekillerde olmuştur. Bu sanatçılarda kadın imgesine yaklaşım genel bir tavır olmaksızın, farklı plastik elemanlarla işlenmiştir. Türk resmindeki bu farklı dönemler ve bu dönemlerdeki eğilimlerle birlikte ressamların biçimsel yaklaşımları verilen örneklerle incelenmiştir. Resimlerin hakim sanat akımı dışında ressamların kişisel duygunluklarıyla konuya yaklaşımları da üretimlerine çeşitlilik kazandırmıştır. Resimler incelenirken içeriğin yorumlanmasının yanında plastik elemanlar açısından değerlendirilmeye önem verilmiştir.

BiçimKadın imajıKadınlar+4
Ömer Yüksek
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Paleolitik Dönem resim sanatının günümüz resim sanatına yansımaları

Paleolitik Dönem Resim Sanatının Günümüz Resim Sanatına Yansımaları adlı tezde, mağara duvarlarındaki resimlerin günümüz resim sanatına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için üç ayrı mağara seçilmiş ve mağara resimleri incelenmiştir. Seçilen mağaralar; İspanya'daki Altamira mağarası, Fransa'daki Lascaux ve Chauvet mağaralarıdır. Tarih sıralaması olarak mağara resimlerinin birbirlerinden hangi konularda farklı oldukları, resimleri yapan Paleolitik dönem insanlarının nasıl bir içgüdüyle ve inançla bu resimleri yapmış olabilecekleri uzman görüşleriyle desteklenerek bir araya getirilmiştir. Doğal afetlerden ve uzun zaman diliminden sonra birçoğu yok olmuş olan mağara resimlerinin günümüze kadar gelebilmiş olanları incelendiğinde şaşılacak derecede güzel çizilmiş olduklarını, perspektif kullanıldığını, hatta üç boyutlu etkisi verebilmek için mağaranın kolonlarının kıvrımlarının kullanıldığını görmekteyiz. O dönemin şartlarında yapılan resimlerle, günümüzde yapılan resimler arasında fark olmaması şaşırtıcıdır. Binlerce yıl önce yapılan bu resimlerin günümüz resim sanatına nasıl yansıdığı konusunda araştırma yapılmış, mağara resimlerinden etkilenerek çalışmalarını sürdüren sanatçılarla görüşülmüştür. Görüşülen sanatçılar; Alison Dearborn, Hasan Çağlayan, Neslihan Kıyar, Teyjah McAren, Thomas Allen'dır. Görüşme sırasında sanatçılara 11 tane soru yöneltilmiştir. Sanatçıların resimlerinden örnekler gösterilerek, röportaj sorularına verdikleri cevaplar yorumlanmıştır. Günümüz sanatçılarının resimlerinde Paleolitik dönem resimlerinin etkisi aranmış, geçmiş dönemde yapılan bu resimlerin günümüz ressamlarının yaratıcılığına etkisinin önemi irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Paleolitik Dönem, Mağara Resimleri, İlkel Sanat, Çağdaş Mağara Resimleri.

Mağara resimleriModern resim sanatıPaleolitik Dönem+2
Esen Süle
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanatta bir ifade aracı olarak kolaj

''Güncel Sanatta Bir İfade Aracı Olarak Kolaj'' isimli bu çalışmada, 20. yüzyıldan itibaren gelişim gösteren kolaj, farklı birikimlere ait sanatçılar üzerinden incelenmiştir. Bu bağlamda, kolajı sanat hayatının önemli bir olgusu haline getiren sanatçıların özgün çalışmalarına yer verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kolajın sanat tarihindeki ilk kullanımı ve tarihsel gelişimi, farklı sanatçı örnekleri üzerinden ele alınmıştır. İlk kullanımları 15. yüzyıla kadar uzansa da sanat tarihine en belirgin şekilde Kübizm akımıyla girdiği görülmüştür. Daha sonrasında Fovizm akımının öncülerinden Henri Matisse'le ivme kazandığı, Sürrealizm, Dadaizm ve Pop Art akımlarıyla altın çağını yaşadığı vurgulanmıştır. İkinci bölümde, soyut sanatın tüm dünyayı etkisi altına almaya başlamasıyla kolajın soyut sanat içinde kendine özgü bir dil oluşturduğuna ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğuna yer verilmiştir. 1940 sonrasında üretilen kolajların genellikle dışavurumcu bir etkiye sahip olduğu ve savaş sonrasında tamamen değişen dünyanın travmatik izlerini taşıdığı ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde, kolajın Türk resim sanatıyla ilişkisi, Burhan Doğançay, Özdemir Altan ve Bahar Kocaman gibi birbirinden farklı üsluptaki sanatçıların 2000 sonrası üretimlerine dayanarak incelenmiştir. Dördüncü bölümde, kolajın günümüz sanatında kendi başına bir ifade biçimine dönüştüğü ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğu, Sergei Sviatchenko, Jazoo Yang, İrfan Önürmen, Daniel Otero Torres ve Karin Olah gibi farklı kökenlere sahip güncel sanatçılar üzerinden açıklanmıştır. Kolajın, günümüze dair problemleri konu aldığı ve sanatçının hayatına, kimliğine, cinsiyetine, deneyimlerine ve savunduğu düşünce biçimlerine göre şekillendiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kolaj, Güncel Sanat, Soyut, Kâğıt

Güncel sanatKağıtKolaj+5
Furkan Öztekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta bir ifade aracı olarak desen

Çizgiyi oluşturan en küçük birim olan nokta, deseni oluşturmaktadır. Çizgi, insanlığın varoluşundan beri diyalog kurmak için iletişim aracı olarak her çağda önemini korumuştur. Bu çalışmadaki amaç, mağara duvarlarına yapılan desenlerden ve işaretlerden yola çıkarak, desenin günümüz sanatındaki ifadesinin gelişmesini ve değişmesini ve nasıl bir sanatsal anlatım haline dönüştüğünü açıklamaktır. Biçimsel ifadesi değişen desen, yapılan en ilkel çizimlerden; kâğıtlara, iç mekânlara, sokaklara, bina duvarlarına hatta insan bedenini de içine katarak dönüşümü örnekler verilerek incelenmiştir. Desenin sanat tarihindeki rolüne baktığımızda ön hazırlık sürecinin bir parçası halinde olduğunu bilmekteyiz. Zaman içinde toplumsal olayların, özgürlüklerin ve kişisel biçimsel yaklaşımların desendeki ifade özgürlüğü kazanmasının yansımalarını görmekteyiz. Değişen ifade biçimi ile günümüz sanatında da malzemelerin ve teknolojik araçların da kullanılmasıyla üretilen desenler sınırsız ifade özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu özgürlük ile desen artık kendi başına yapıt olma durumunu kazanmıştır. Çağdaş sanatta farklı ifade biçimleriyle oluşturulan çizginin gücü hala ilk atılan çizgi kadar güncel ve ifadesinin güçlü olduğunu görmekteyiz. Çağdaş sanat müzelerinde sergilenen eserlerin büyük bir kısmını bugünün deseni olarak nitelendirebiliriz. Bu da bize desenin artık kendi başına bile sanat yapıtı olduğunun bilgisini vermektedir. Günümüzde üretilen desenlerin hangi malzemeyle üretildiğinin çok öneminin olmadığı ve artık sanatın düşünsel ve yaşayan bir kavram olduğunu görebiliyoruz. Desenin mağara duvarlarındaki yalın anlatıma geri döndüğünü üretilen yapıtlardan da anlayabiliyoruz. Bu çalışmada desenin çağdaş sanatta kazandığı kavramsal anlamı örneklendirilerek incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Sanat, Desen, Resim

DesenModern resimModern resim sanatı+3
Levent Yıldırım
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Analyzing and comparing Mary Shelley's Frankenstein and Charlotte Perkins Gilman's Herland within the frame of feminism and vegetarianism

Women have been struggling for equality with men for a long time. They demand to have a right to vote, get education, to be free of social norms. According to the needs of certain periods, feminism, aims to change the fate of women. Women are oppressed and objectified by patriarchy in most societies. Feminist and animal rights advocate Carol J. Adams emphasizes that not only women, but also animals are objectified and killed by patriarchy. Cultural Ecofeminists asserts that the violence against these groups and nature are same and it will continue unless patriarchy stops claiming its superiority. In this regard, some ideologies like ecofeminism, cultural feminism and cultural ecofeminism are analyzed. Writers like Charlotte Perkins Gilman and Mary Shelley are dissatisfied about this violence and long for equality for all beings. In Gilman's novel Herland and Shelley's Frankenstein: or, The Modern Prometheus indicate some features of ecofeminism and cultural feminism. Therefore, this study aims to examine how patriarchy tend to be violent and what these writers want to see in society. Key Words: Charlotte Perkins Gilman, Mary Shelley, Carol J. Adams, feminism, ecofeminism, cultural ecofeminism

EcofeminismFeminismGilman, Charlotte+3
Elçin Çilingir B. Kaytaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji kaynakları açısından Hazar Bölgesi'nin önemi

Günümüzde enerji yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan en önemli kaynaklardan biridir. Enerji insan hayatında önemli olduğu kadar devletleri idare edilebilmesi, ekonomilerin sürdürülebilmesi gibi hayati konularda da en önemli kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya'nın enerjideki tekel konumu ve AB'nin bu bağımlılığa karşı çözüm arayışları, Hazar Bölgesi'nin bu arayışta ne kadar önemli rol oynadığı, Rusya için Hazar Bölgesi'nin ne gibi önem taşıdığı; Türkiye, AB ve Hazar Bölgesi ülkelerinin Rusya'nın baskılarından kurtulabilmek için ortaklaşa hayata geçirmeye çalıştıkları projeleri ve bunlara karşı Rusya'nın hamleleri bu tezin içeriğinde yer alan konular arasındadır. Hazar Bölgesi bir Ortadoğu potansiyeli taşımamakla birlikte, AB'nin Rusya'ya olan bağımlılığının bir nebze azaltılabilmesi için önemli bir yeri vardır. Bu noktada AB ve Türkiye arasındaki ilişkiyi Türkiye'nin ne şekilde kullanacağı da önemlidir. Önümüzdeki yıllarda bu konu üzerinde araştırma yapmak isteyenlere kaynak olması umulmaktadır. Tez, bugüne kadar kaleme alınan kitap, makale, tez ve uluslararası kuruluşların yayımlamış oldukları raporlar ve veriler ışığında hazırlanarak okurlara sunulmuştur.

EnerjiEnerji kaynaklarıHazarlar+1
Atakan Acar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ücret gelirleri üzerindeki mali yükler: Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kırgızistan

Emek unsuru, üretim faktörlerinin içinde ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Özellikle emek unsuru, ülkeler açısından iktisadi büyüme, siyasal ve sosyal istikrarın sağlanmasında çok büyük etki yaratabilmektedir. Ücretler üzerindeki başlıca mali yükler; kişisel gelir vergisi ve sosyal güvenlik primlerinden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Kırgızistan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde (Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan) ücretler üzerinde oluşan mali yükler kapsamında gelir vergisi tarifeleri, vergi indirimleri ve muafiyetleri, sosyal güvenlik ödenekleri incelenmektedir. Asgari ücret yönünden yapılan değerlendirmelerde, Türkmenistan 248,57 ABD Doları birinci sırada, Kazakistan 114,60 Doları ile Orta Asya Cumhuriyetleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Bu ülkeleri sırasıyla, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan izlemektedir. Kazakistan ve Türkmenistan'da çalışanların asgari ücreti 100 doların üstünde iken, diğer üç ülkede asgari ücret 100 doların altında kalmaktadır. Çalışmada asgari ücretle birlikte ücret üzerindeki mali yüklerin seviyeleri Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kırgızistan için karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve emek unsuru üzerindeki mali yüklerin azaltılmasına ilişkin politika önerilerinde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular, Kırgızistan'nın Orta Asya Cumhuriyetleri arasında en düşük asgari ücret ödeyen ülke olduğunu ve ücretler üzerindeki sosyal güvenlik prim oranlarının diğer ülkelerden daha yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Asgari ücretGelir vergisiKırgızistan+3
Otabek Sharıpov
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Jeopolitik kayma kavramı çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun Arktik bölge politikaları

Bu çalışmada son yıllara kadar uluslararası ilişkiler gündeminde marjinal konumda olan Arktik bölgesinin değişen jeopolitik konumu jeopolitik kayma çerçevesinde ele alındıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun bölgeye yönelik politikaları incelenmiştir. Jeopolitik kayma; coğrafi bölgelerin jeopolitik ve jeostratejik değişimler sonucunda uluslararası politikadaki konumunun değişmesi olarak edilmektedir. Arktik bölgesi; yer altı maden kaynakları, balıkçılık ve dünyada keşfedilmemiş hidrokarbon kaynakları bakımından oldukça zengindir. Arktik bölgesi küresel ısınmadan en fazla etkilenen bölgelerden biridir. Arktik bölgesindeki buzulların erimesi ile birlikte var olduğu tahmin edilen yüksek miktarlardaki hidrokarbon kaynaklara ulaşımın kolaylaşması, geleneksel deniz rotalarına kıyasla zaman ve ekonomik maliyet yönünden daha cazip yeni ulaşım yollarının ortaya çıkması gibi faktörler nedeniyle bölgenin yakın gelecekte jeopolitik önemi artacaktır. Arktik bölgesinin yaşadığı bu jeopolitik kayma sürecinde bölge içi ve dışından birçok uluslararası aktör bölgeye yönelik politikaları güncellemektedir. Çalışma, giriş bölümüyle beraber üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde teorik çerçeveyi, ikinci bölümde Arktik bölgesinin tarihi, coğrafi sınırları ve aktörlerini, üçüncü bölümde ise ABD ve Rusya'nın bölge politikaları incelenmiştir. Sonuç bölümünde de elde edilen veriler neticesinde genel değerlendirmeler yapılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriArktik OkyanusuEnerji+3
Harun Karagöl
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çin jeo-ekonomisi ve Afrika

Geçmişte diğer ülkelerin ekonomi kalkınması coğrafi savaşlardan geçiyorsa, 21. yüzyılda diğer ülkelerin fethi ekonomi yoluyla oluşuyor. Yeni terim jeo-ekonomi, her ülkenin dış ekonomisini tanımlar. Çin'in ihracatı dünyada birinci olduğundan dolayı Çin'in jeo-ekonomisi araştırmak önemlidir. Ekonomi ve siyaset bir olduğundan dolayı her bir ülke ile farklı sistem kurmak konusunda Çin başarılı olduğunu göstermekte. Ekonomik konumunu iyileştirmek için Çin, Asya gibi coğrafi bir bölgeye odaklanmıyor. Aksine Çin için işgücü, sermaye ve kaynak önemlidir. Hangi ülkede bu üç faktörün birisi varsa Çin oraya odaklanmaya çalışmakta. Afrika bölgesi daha araştırılmamış hali ile çoğu ülkeleri kendine çeker. Afrika bölgesindeki ucuz işgücü, doğal kaynaklar Çin ekonomisini farklı bir sisteme dönüştürmek için başarılı yol göstermekte.

AfrikaAfrika ülkeleriEkonomi+3
Azıza Ilıasova
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Blok zincir teknolojisi bağlamında kripto paraların, sınıraşan suçlar ve terörizmin finansmanında kullanımı

Teknolojik gelişmelerin insanı ve dahil olduğu her süreci yeniden şekillendirdiği günümüzde, kimi yenilikler görece daha büyük kapasiteli etkiler barındırmaktadır. Çağımızda eğitimden sağlığa, hukuktan güvenliğe, ekonomiden sosyal hayata, kişiler ve uluslararası ilişkiler düzleminde iddialı bir teknolojik yenilik adından sıkça söz ettirmeye başlamıştır. Blockchain. Bu çalışma, çok yönlü bir paradigma değişimini bünyesinde barındıran Blok zincir teknolojisini ve onun en popüler çıktılarından biri olan kripto kara kavramının sınıraşan suçlar nezdinde anlamlandırılmasını ve özellikle de siber suçlar, kara paranın aklanması ve terörün finansmanına konu olması bağlamında literatüre katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Yapılan çalışma neticesinde her ne kadar kimi kripto paraların bu suçlara konu ve kayak teşkil ettiği görülse de global ölçekte bu paraların söz konusu suçlarda araçsal rolünün son derece kısıtlı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte gelişmiş ülkelerin merkezi otoriteleri tarafından bu teknolojik yenilik bir tehdit olarak algılanırken bazı gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından küresel eşitsiz koşullarının aşılması bağlamında yeni bir sosyal ve iktisadi fırsat olarak görülmektedir.

Bilişim suçlarıBlockchainBlok zinciri sistemi+7
Orhan Kemiksiz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00