Van Yüzüncü Yıl Üniversity
Discipline

Department of Mathematics and Science

Van Yüzüncü Yıl Üniversity

127

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yapay zeka destekli çalışmaların derlenmesi: Matematik eğitimi örneği

Bu araştırmada 2020-2024 yılları arasında Google Akademi ve Ulakbim Merkezi'nde yayımlanan yapay zekâ destekli çalışmaların derlenmesi: Matematik eğitimi örneği ile ilgili çalışmalar sistematik derleme yöntemi ile incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada belirli kriterler doğrultusunda seçilmiş olan 35 çalışma analiz edilmiştir. Çalışmaların hazırlandığı yıllar, yöntemleri, örneklemi, örneklem büyüklüğü, veri toplama araçları, veri analiz teknikleri, amaçları ve sonuçları incelenmiştir. Veriler analiz edilirken nitel analiz yöntemlerinden biri olan betimsel analiz tercih edilmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen veriler şekil, grafik ve tablolarla ile ifade edilmiştir. Araştırma sonucunda 2024 yılında çalışma sayısında artış yaşandığı görülmüştür. 2022 yılında ChatGPT yapay zekâ robotu ile çalışmaların artış yaşandığı görülmüştür. Çalışmalarda sıklıkla lise ve ortaokul kademeleri tercih edilmiştir. Araştırmacılar daha çok 1-50 grubu arası çalışma grubu ile çalışmıştır. Veri toplama araçlarından daha çok dokümanlar kullanılmıştır. Çalışmada yayınların amaç ve sonuçları incelenmiş ve tasnif edilmiştir. Araştırmada konu ile çalışma yapacak araştırmacılara, yapay zekanın matematik eğitimindeki eksikliklerine değinilmiş ve önerilerde bulunulmuştur.

Yapay zeka
Yusuf Ziya Aladağ
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

LGS matematik sorularının PISA matematik yeterlikleri açısından incelenmesi

Matematik öğretiminde öğrencilerin bilişsel gelişimini desteklemek ve uluslararası standartlarla uyumlu bir değerlendirme sistemi oluşturmak, sınav sorularının yapı ve içerik bakımından analiz edilmesini önemli hale getirmektedir. Bu araştırmanın amacı, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) matematik sorularının, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü'nün (OECD) PISA temel matematik yeterlik düzeylerine göre dağılımını analiz etmektir. PISA temel matematik yeterlikleri; iletişim, strateji oluşturma, matematikleştirme, temsil, sembol kullanımı ve akıl yürütme olmak üzere altı temel bileşenden oluşmakta ve bu yeterlikler, sırasıyla 0'dan 3'e kadar dört farklı düzeyde değerlendirilmektedir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi deseni kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, 2018-2024 yılları arasında uygulanan LGS matematik soruları doküman analizi yöntemiyle incelenmiş ve toplamda 140 soru analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, LGS matematik sorularının PISA temel matematik yeterlikleri düzeylerinde genellikle 2. düzeyde yoğunlaştığını göstermektedir. Özellikle, 2018 ve 2019 yıllarındaki sorular, orta ve yüksek zorluk seviyeleri arasında kısmen dengeli bir dağılım sergilerken, 2020 ve 2021 yıllarında üst düzey matematiksel yeterliklere daha fazla ağırlık verildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, 2023 ve 2024 yıllarında sınav sorularının daha dengeli bir yapıya yöneldiği ve orta düzey matematiksel yeterliklere odaklandığı gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, sınav sorularının zorluk seviyesi ve yeterlik dağılımında yıllara göre önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları, ders kitapları ve sınav soruları arasındaki uyumun sağlanması, öğrencilerin üst düzey matematiksel yeterliklerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılması ve sınav yeterlik düzeylerinin dengeli bir şekilde dağıtılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.

Birkan Yıldız
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik öğrenme güçlüğü riski altındaki çocukların ailelerinin farkındalıkları ve tanılama sürecine yönelik görüşleri

Bu çalışma, matematik öğrenme güçlüğü riski altındaki çocukların ailelerinin farkındalık düzeylerini, tanılama süreçlerindeki deneyimlerini ve destek ihtiyaçlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Olgubilim deseninde yürütülen araştırmada, Van ilinde sosyo-ekonomik ve eğitimsel açıdan farklı profillere sahip on üç ebeveyn maksimum çeşitlilik örneklemesiyle seçilmiş, yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla veriler toplanmıştır. Görüşme dökümleri içerik analiziyle incelenmiştir. Bulgular, matematik öğrenme güçlüğü belirtilerinin genellikle ilkokul birinci ya da ikinci sınıfta, çoğunlukla da sınıf öğretmenlerinin dikkatli gözlemleriyle fark edildiğini göstermiştir. Aileler başlangıçta güçlüğü kabullenmekte zorlanmakta; ancak öğretmen yönlendirmesi tanılama sürecini hızlandırmaktadır. Çocukların en çok zorlandığı alanlar sayı algısı, çarpma ve bölme işlemleri, saat okuma ve para hesabı olarak öne çıkmış; bu güçlükler kaygı, özgüven kaybı ve sosyal dışlanma gibi psikososyal sonuçlar doğurmuştur. Okulların sunduğu bire bir ders, uyarlanmış etkinlik ve rehberlik hizmetleri yararlı bulunmakla birlikte erişim ve süreklilik açısından eşitsizlikler bulunduğu saptanmıştır. Öğretmenler akademik desteğin yanı sıra psikolojik destek sağlamaya çalışmakta, fakat rehabilitasyon merkezleriyle iş birliği sınırlı kalmaktadır. Aileler evde somut materyal, dijital video ve akran desteği kullanmaya çabalasa da bilgi eksikliği, mali kısıtlar ve toplumsal farkındalık yetersizliği süreci zorlaştırmaktadır. Politika yapıcıların öğretmen yetiştirme programlarını matematik öğrenme güçlüğü odaklı modüllerle güçlendirmesi, okullarda disiplinler arası destek ekipleri kurması, dijital ve fiziksel öğrenme materyallerine erişimi genişletmesi ve toplumsal farkındalık kampanyalarına öncelik vermesi önerilmektedir.

Salim Can Ulubaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Argümantasyon tabanlı fen öğretiminin bilimin doğası kavramlarının öğrenilmesine etkisi

Bu araştırmanın amacı, argümantasyon tabanlı fen öğretiminin öğrencilerin bilimin doğası anlayışlarına, fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına, akademik başarılarına ve argüman kurma beceri düzeylerindeki değişime etkisini incelemektir. Çalışmada ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılması araştırmanın nicel boyutunu, uygulanan etkinlikler kapsamında toplanan verilerin içerik analizi ile incelenmesi ise araştırmanın nitel boyutunu oluşturmaktadır. Araştırmaya deney grubunda 31, kontrol grubunda 35 olmak üzere toplam 66 8.sınıf düzeyinde öğrenci katılmıştır. Çalışma DNA ve Genetik Kod ünitesi bağlamında 5 haftada toplam 20 ders saatinde tamamlanmıştır. Bu çalışmada veri toplama araçları olarak, bilimin doğası testi, fene yönelik tutum ölçeği, akademik başarı testi ve argümantasyon etkinlikleri kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular incelendiğinde, argümantasyon tabanlı fen öğretiminin öğrencilerin bilimin doğası anlayışlarını geliştirmede, akademik başarıyı artırmada, fen bilimleri dersine yönelik olumlu tutum geliştirmede ve argüman kurma beceri düzeylerini artırmada 2018 yılı Fen Bilimleri Öğretim Programı'na dayalı öğretim sürecine göre daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Elif Beşer
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin derste kullandıkları soruların matematiksel yeterlik seviyelerinin incelenmesi

Bu çalışma, ortaokul matematik öğretmenlerinin 8. sınıf matematik öğretim programında yer alan alt öğrenme alanlarının her birine ilişkin derste kullandığı soruların matematiksel yeterlik (Turner, Blum ve Niss, 2015) açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın verilerini öğretmenlerin görüşme formlarında belirttikleri alt öğrenme alanlarına ait derste kullandıkları sorular ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler oluşturmaktadır. Çalışmaya, Osmaniye ilinde görev yapmakta olan 30 ortaokul matematik öğretmeni katılmıştır. Bu 30 öğretmenin derste kullandıkları sorular incelenmiş ve 9 öğretmen ile daha sonra yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Öğretmenlerin kullandığı sorular iletişim yeterliği, strateji geliştirme yeterliği, matematikselleştirme yeterliği, gösterim yeterliği, sembolleri, işlemleri ve formal dili kullanma yeterliği ile akıl yürütme ve tartışma yeterliği açısından incelenerek bu soruların bu yeterliklere ait seviye düzeyleri belirlenmiştir. Çalışmanın bulguları göstermektedir ki, her yetkinliğin 0, 1, 2 ve 3 düzeyinde seviyelendirildiği madde analiz şemasına göre ortaokul matematik öğretmenlerinin alt öğrenme alanlarına ait ders içinde kullandığı soruların yeterlik seviyelerinin genel olarak 0. ve 1. düzey seviyesinde olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin soru seviyelerini belirlerken sınıf seviyelerini göz önünde bulundurdukları ve yüksek seviyedeki soruları çok az tercih ettikleri görülmüştür. Derste kullandığı soruların yeterlik seviyelerinin farkında olan bir öğretmenin derste öğrenci seviyesine uygun sorular kullanarak öğrencilerin matematik yapmasına imkân sağlamasının matematik öğretimi açısından önemli olduğu söylenebilir.

Halil Koca
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmen adaylarının fetemm ile ilgili farkındalıkları

Bu çalışmanın amacı Türk ve Kazak fen bilimleri öğretmen adaylarının FeTeMM alanları algılarına, FeTeMM farkındalıklarını ve bu alanlar arasındaki ilişkileri algılama biçimlerini incelemektedir. Araştırmada, tarama modellerinden biri olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada örneklem belirlenirken amaçlı örneklem yöntemi dikkate alınmıştır. Araştırmada veriler Niğde Ömer Halisdemir Eğitim Fakültesi, Fen Bilimleri Bölümünde öğrenim gören toplam 23 öğretmen adayı ve Kazak Kızlar Pedagoji Milli Üniversitesi, Doğa Bölümü Enstitüsünde öğrenim gören toplam 46 öğretmen adayının FeTeMM alanlarını nasıl tanımladıkları ve FeTeMM alanları arasındaki ilişkiyi nasıl tanımladıklarını belirlemek amacıyla geliştirilmiş olan çevrimiçi soru formu ile toplanmıştır. Soru formunda katılımcıların FeTeMM farkındalıklarını belirlemeye yönelik sekiz soru ve okuma metni verilmiştir. Okuma metni katılımcıların FeTeMM disiplinleri arasında ilişki kurma beceri ve tutumlarını ölçmeye yöneliktir. Türk öğretmen adaylarının verileri 10.12.2021 tarihinde toplanmış, Kazak öğretmen adaylarının verileri 17.02.2022 tarihinde toplanmıştır. Soru formuna verilen cevaplar incelenerek kodlar belirlenmiş, belirlenen kodlara göre de temalar oluşturulmuştur. Türk ve Kazak öğretmen adaylarının cevapları karşılaştırmalı tablolar şeklinde verilmiştir. Araştırma sonunda öğretmen adaylarının feni disiplinler arası yaklaşımla ele aldıklarına ve FeTeMM disiplinleriyle ilgili ortalama bir bilgiye sahip olduklarına ulaşılmıştır

DisiplinFarkındalıkFeTeMM+3
Surye İnan
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

4-6. sınıf öğrencilerinin özkontrol- özyönetim algılarının belirlenmesi ve fen eğitimine yönelik önyargılarının incelenmesi

Fen bilimleri dersinde, öğrenciler bilimsel bilgiyi öğrenme ve anlamlandırabilme sürecinde bir dizi problemle karşılaşmaktadır. Alanyazında da belirtildiği gibi öğrencinin bireysel özellikleri, ailesi, okulu (fiziki yapı-akran-öğretmen), ders araç-gereçleri bakımından ve çevrimiçi ortamda deney gibi uygulamaları yapmadaki ve matematik becerilerindeki sınırlılıklar öğrencilerin fen bilimleri konularını öğrenmelerini etkilemektedir. Bu çalışmada öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik önyargıları ile bu önyargılara neden olduğu düşünülen ve öğrenme süreçlerini yönetmelerinde etkili olan öz-kontrol ve öz yönetim algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında Konya Büyükşehir Belediyesi Bilgehanelerine kayıtlı 4-6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel yöntem kullanılmıştır. Öğrencilere önce özkontrol-özyönetim algıları ölçeği sonra fen eğitimine yönelik ön yargı soru formu isimli iki ölçme aracı uygulanmıştır. Özkontrol-özyönetim ölçeği verileri SPSS 25 (IBM Corp. Released 2017. IBM SPSS Statistics for Windows, Version 25.0. Armonk, NY: IBM Corp.) programı aracılığı ile fen eğitimine yönelik ön yargı soru formu verileri ise Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde Doç. Dr. Ahmet Yavuz tarafından geliştirilmekte olan NKod programı ile analiz edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda öğrencilerin genelinin öz kontrol-özyönetim algı seviyeleri orta düzeyin biraz üstü olarak bulunmuştur. Fen terimlerini öğrenme ve bilgiyi hatırlama konusunda zorlanma, fen eğitiminde çevrimiçi uzaktan eğitimin olumsuz etkileri, kalabalık sınıf mevcudu, matematik becerilerinin yetersizliğinin öğrencilerin fen dersini öğrenmelerinde önyargılara neden olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Fen eğitiminde önyargı, özkontrol-özyönetim algısı, NKod

Emine Çelik
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerinin biyoçeşitlilik okuryazarlıkları ve çevre sorunlarına yönelik davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Mersin ili örneği

Biyoçeşitliliğin korunmasıyla ilgili çevre bilincinin oluşturulması, küçük yaşlarda aile ortamından başlayıp hayat boyu devam eden bir süreç olmalıdır. Hızla artan çevre problemleriyle birlikte tehlikeli boyutlarda azalan biyolojik çeşitlilik konusunda yeteri kadar etik değerlerin oluşmamasının temelinde, etkili bir eğitim verilememesi yatmaktadır. Çevre eğitimi, farkındalık kazandırmaktan daha öte, sorunların çözümünde aktif olan ve sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesini hedef almalıdır. Çevre sorunlarının çözümünde, eğitimde yer verilmesinin yararları iyi anlaşılmasına rağmen öğrenciler üzerinde yüksek etki alanına sahip olan öğretmenlerin çevre sorunlarına yönelik tutumlarını belirlemede yapılan çalışmalarda eksiklikler tespit edilmiştir. Bu çalışmada öğretmenlerin biyoçeşitlilik okuryazarlık düzeyinin çevre sorunlarına yönelik davranışlarında etkisinin olup olmadığına bakılmıştr. Cinsiyet, mesleki kıdem ve çalışılan yerleşim yeri gibi değişkenlerin biyoçeşitlilik okuryazarlık düzeylerine ve çevre sorunlarına yönelik davranışlarına olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmaya Mersin ilinde görev yapan 87 kadın, 63 erkek toplam 150 fen bilimleri öğretmeni katılmıştır. Katılımcılar Biyoçeşitlilik Okuryazarlık Ölçeği ve Çevre Sorunlarına Yönelik Davranış Ölçeği olmak üzere iki ölçeği anket üzerinden cevaplamışlardır. Elde edilen veriler, betimleyici istatistikler, t testi ve korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Biyoçeşitlilik okuryazarlık düzeyi ile çevre sorunlarına yönelik davranışlar arasında orta seviyede, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyet, biyoçeşitlilik okuryazarlık düzeyiyle anlamlı bir farklılık gösterirken çevre sorunlarına yönelik davranışlarda anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Kıdem ve çalışılan yerleşim yerine göre ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Fen bilimleri öğretmenlerini çevre sorunlarına karşı bilinçlendirmek için, eğitim olanaklarını ve okuryazarlık düzeylerini arttırmak, öğretmenlerin çevre sorunlarına yönelik davranışlarına olumlu bir katkı sağlayabilir.

Gizem Cavlım
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Proje tabanlı çevre eğitiminin ortaokul öğrencilerinin çevre bilinci üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, 2022-2023 Eğitim Öğretim yılı bahar döneminde, Niğde ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı Yıldıztepe Zeynep Erden Ortaokulu'nda yapılmıştır. Araştırmada bu okulda öğrenim gören 36 öğrenci çalışma grubu olarak belirlenmiştir. 8. sınıf öğrencilerinden oluşan çalışma grubunda 8/A sınıfı öğrencilerinin oluşturduğu 16 kişilik deney grubuna, proje tabanlı öğrenme yöntemiyle çevre eğitimi verilmiş, yine aynı sınıf düzeyinde 8/B sınıfı öğrencilerinden oluşan 20 kişilik diğer sınıfa ise geleneksel öğrenme yöntemi ile çevre eğitimi verilmiştir. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan rastgele olmayan daha önceden belirlenmiş gruplardan seçilen, yarı deneysel yönteme göre deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Çalışma, Bilim Uygulamaları dersinde haftada iki ders saati olmak üzere uygulanmıştır. Çalışmanın amacı kırsalda yaşayan öğrencilerin proje tabanlı öğrenme yöntemi ile çevre eğitiminin, süregelen düz anlatım ile çevre eğitimi verilen diğer öğrenciler arasındaki çevre bilgi düzeyleri, çevre duyuş ve çevre davranış düzeyleri arasındaki farklılıkları ölçülmek ve değerlendirmektir. Her iki grupta bulunan öğrencilere çalışma öncesinde ön test uygulanarak, 10 hafta boyunca deney grubunda yer alan öğrencilere farklı çevre konularıyla ilgili proje çalışmaları yapılmıştır. Kontrol grubunda bulunan öğrencilere ise proje çalışmalarının konu başlığını oluşturan çevre konuları düz anlatımla öğrencilere aktarılmıştır. Çalışma tamamlandığında her iki gruptaki öğrencilere son test uygulanarak, proje tabanlı öğrenme ve geleneksel öğretim yöntemiyle çevre eğitimi verilen öğrencilerin çevre bilgi düzeyleri, çevresel duyuş ve çevresel davranışlarındaki değişim ölçülmüştür. Testlerin analizinde SPSS 26 programından yararlanılmış, ilişkili iki ölçüm setine ait puanlar arasındaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olup olmadığını test etmek için Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. İki ilişkisiz örneklemden elde edilen puanların birbirinden istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediğini test etmede de Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda çevre bilgi testinde proje tabanlı çevre eğitiminin verildiği deney grubunun, geleneksel öğretim ile çevre eğitimi verilen kontrol grubuna göre test puanlarında artış gözlenmiştir. Çevre duyuş testi analizlerinde her iki grup düzeyinde anlamlı farklılık oluşmamıştır. Çevre davranış testi analizlerinde ise deney grubunda olumlu geri bildirimler alınmış olsada, istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Çalışma süresi daha geniş tutularak öğrencilerin çevresel duyuş ve çevresel davranış yönünden gelişmelerine imkân verilebilir. Çalışmada nicel ölçme araçları kullanılmıştır. Nitel ölçme araçlarıyla çevresel duyuş ve davranış düzeylerinde daha fazla veri sağlanarak farklı sonuçlar elde edilebilir. Anahtar sözcükler: Proje Tabanlı Yaklaşım, Geleneksel Öğretim, Çevre Eğitimi, Çevre Okuryazarlığı, Çevre Bilinci, Çevresel Duyuş, Çevresel Davranış, Bilim Uygulamaları Dersi, Kırsal Bölge.

Deniz Kızıl
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul fen bilimleri ders kitapları ve yardımcı kaynak kitapların metin madenciliği ile analizi: Fiziksel olaylar konu alanı örneği

Bu çalışmanın amacı, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ortaokul fen bilimleri ders kitapları ile konu anlatımlı yardımcı kaynak kitaplarının, fiziksel olaylar konu alanında metin analizi ile incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda belirlenen alt problemlerin analizi için kitaplara ait metin dosyaları oluşturulmuş, doğal dil işleme (DDİ) ve metin madenciliği yöntemleri kullanılarak analizler yapılmıştır. Doğal dil işleme sürecinde Zemberek DDİ Uygulama Programlama Arayüzü kullanılarak JAVA programlama dilinde hazırlanmış olan NKod yazılımı yardımıyla ilgili metin dosyalarının kelime frekans listelerine ulaşılmıştır. Kelime frekans listelerine ait dosyalar R Stüdyo programına aktarılmış ve çeşitli paketler kullanılarak gerekli analizler yapılmıştır. Birinci alt problemin analizinde, DK'ları ve YKK'lara ait isim köklü kelime frekans listelerinden ilk 20 kelimeye bakılmıştır. İkinci alt problemin analizinde ise DK'ları ile YKK'lara ait isim köklü kelime frekansları arasında istatistiksel olarak farklılaşan kelimeleri bulmak için ki-kare testi yapılmıştır. Üçüncü alt problemin analizinde ise DK'ları ile YKK'lara ait dokümanlar arasındaki benzerliğe bakılmıştır. Bunun için veri analizinde sıklıkla kullanılan kosinüs benzerliği hesaplanmış ve doküman kümeleme işlemi yapılmıştır. Dokümanlar arasında altı küme oluştuğunda kaliteli kümelenmelere ulaşılmıştır. Ayrıca bu analize ek olarak DK'ları ve YKK'lara ait isim köklü kelime frekans listeleri arasında kitap, sınıf ve ünite düzeyi bakımından benzerlik değerleri hesaplanmıştır. Sonuç olarak kitaplar ait isim köklü kelime frekans listelerinde ilk 10 kelimede farklılaşma olmayıp farklılaşmanın daha az frekansa sahip kelimelerde olduğu, ki-kare testine göre DK'larının genellikle etkinlik/deney malzemeleri, YKK'ların ise kavramlar bakımından farklılaştığı tespit edilmiştir. Kümeleme çalışmasında ise dokümanlara ait kosinüs benzerlik değerlerine bakıldığında genel olarak DK'ları ile YKK'lar arasındaki benzerliğin DK'ları arasındaki benzerlikten daha fazla olduğu belirlenmiştir. DK'ları ile YKK'ların fiziksel olaylar konu alanına ait içeriklerin tamamında 0.956, 5.sınıf düzeyinde 0.89, 6.sınıf düzeyinde 0.904, 7.sınıf düzeyinde 0.918, 8.sınıf düzeyinde ise 0.935 benzerlik değerlerine ulaşılmıştır. DK'ları ile YKK'lar arasındaki benzerlik değerlerinin yüksek çıkması kitapların isim köklü kelime frekansları bakımından çok da farklı olmadığını göstermektedir.

Mehmet Yalçın Güngör
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

A qualitative study to examine mathematics and science mentor teachers' conception of effective mentoring

This qualitative study examines the mathematics and science mentor teachers' understandings on effective area specialized mentoring. Through inductive thematic analysis of interview data from a sample of mentor teachers (4 mathematics, 4 chemistry, 2 biology, 3 physics teachers) from both public and private high schools in Istanbul, the research aims to dissect the multifaceted dimensions of mentorship in specialized subject areas. Four distinct themes emerged from the inductive analysis of the data: (1) Mentoring Motivations, (2) Conception of Knowledge for Teaching, (3) Mentoring Practices, and (4) Mentoring Perceptions. The findings indicate that mentor teachers across disciplines initiate their descriptions of effective mentoring by articulating conceptions of knowledge for teaching, specifically linking their mentoring practices to the requisite subject matter knowledge (SMK) and pedagogical content knowledge (PCK) that teachers ought to possess or develop. While both disciplines emphasize the critical importance of SMK and PCK, they apply these concepts differently. Mathematics mentors prefer enhancing knowledge through proofs and problem-solving, whereas science mentors focus on experiential learning with labs and hands-on activities, often integrating technology to foster engaging environments. The study also distinguishes between mentor teachers who identify as 'teacher educator' —who engage in detailed pedagogical discussions and reflective practices—and those who do not, with the latter group focusing more on providing emotional support and improving communicative competencies with students.

Beyza Ekiz
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Examining the role of number sense on seventh grade students' proportional reasoning

Number sense is the general understanding of a person about the numbers, and related operations, and this person's tendency to use this understanding in variable contexts in order to create effective plans and sound mathematical conclusions (Reys et al., 1997). In this context, considering teaching learning process of mathematics, number sense provides both students and teachers with in-depth understanding for mathematics subjects (Cain et al., 2007). This study examined number sense in the context of proportional reasoning, which is an essential mathematics subject related to higher mathematics (Lesh, Post, & Behr, 1988). In this study which was conducted with the participation of 328 7th grade students, the aim was to determine number sense levels of the students, to investigate whether proportional reasoning of the students differentiate based on their number sense levels, and to display how these students use their number sense on the proportional reasoning problems. Explanatory sequential design, a mixed method design, was conducted. Quantitative data were collected through Number Sense Scale and Proportional Reasoning Test, while qualitative data were collected through audio-recorded interviews that include various proportional reasoning problems. The results of the study revealed that the students have a low-level number sense in total, and proportional reasoning statistically and significantly differentiates based on number sense levels of students. Also, the findings of the qualitative data revealed that students with both good level number sense and proportional reasoning were at forefront in applying different strategies for certain proportional situations.

Büşra Çelik
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Işığın soğurulması ve renklerin oluşumu konusu ile ilgili tasarlanan dijital eğitsel oyunun 7.sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve fen tutumlarına etkisi

Bu çalışmada, dijital eğitsel oyunun öğrencilerin fen dersi akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi araştırılmıştır. Çalışma modeli kontrol gruplu yarı deneysel desendir. Örneklem, ülkemizin batısındaki bir ortaokulda 7. Sınıfta öğrenim gören 44 öğrencidir. Işığın soğurulması ve renklerin oluşumu konusuyla ilgili dijital eğitsel oyun, oyun tasarlama aşamalarına göre, Unity-C++ programlama dili kullanılarak araştırmacı tarafından tasarlanmıştır. Oyunda, cisimlerin farklı ışık kaynakları altında hangi renkte görünecekleriyle ilgili farklı seviyelerde oyunlar geliştirilmiş, ışığın soğurulmasıyla ilgili günlük hayattan örnekler verilerek öğretim yapılmıştır. Öğretim öncesinde tasarlanan oyunun oynanabilirliğinin ve anlaşılabilirliğinin test edilebilmesi için aynı özelliklerde başka bir grupta pilot uygulama yapıldıktan sonra asıl uygulama gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları, "Fen Akademik Başarı Testi", "Fen Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Deney grubunda dijital eğitsel oyun uygulamalarıyla, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda uygulama sonrası yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Analizlere göre her iki grubun ön test puanları arasında anlamlı bir fark bulunmazken son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı düzeyde fark tespit edilmiştir. Öğrencilerin derse yönelik tutumları olumlu yönde artış göstermiştir. Elde edilen bu sonuçlara göre geliştirilen bu dijital eğitsel oyunun ışığın soğurulması ve renklerin oluşumu konusunda akademik başarıyı ve fen dersine yönelik tutumu artırdığı sonucuna varılmıştır.

Bilgisayar oyunları
İrem Arnavut
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Vygotsky'nin bilişsel kuramı bağlamında arcs motivasyon öğretim tasarımı modeli ile matematik öğretimi

Araştırmada ARCS Motivasyon Öğretim Tasarımına uygun olarak Oran-Orantı ve Yüzdeler konusu için oluşturulacak bir mikro öğretim tasarımının, öğrencilerin matematiksel yılmazlık becerilerine, matematik motivasyonlarına ve matematik başarılarına etkisini; matematiksel yılmazlık becerisi, matematik motivasyonları, matematik başarıları ve bu değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek ayrıca öğrencilerin mikro öğretime yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma karma yöntemli bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Balıkesir Merkez İlçesinde bir ortaokulda 31 tane 7. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılmak üzere 4 faktörlü bir Matematik Yılmazlık Ölçeği geliştirilmiştir. Geliştirilen Matematiksel Yılmazlık Ölçeğinin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .733 tür. Araştırmada kullanılan diğer veri toplama araçları Matematik Motivasyon Ölçeği, Önkoşul Bilgi Testi, Başarı Testleri ve Görüşme Formudur. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Görüşme formuna ilişkin verilerin analizi için tematik analiz yaklaşımı temel alınmış, bu doğrultuda veriler kodlanmış ve ana temalar oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin hem matematiksel yılmazlık becerileri hem matematik motivasyonları hem de matematik başarıları arasında anlamlı bir fark görülmüştür. Yine öğrencilerin matematiksel yılmazlık becerisi ve matematik motivasyonları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin matematik başarı testlerinden aldıkları puanlar ile matematiksel yılmazlık becerileri ve matematik motivasyonları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. ARCS Motivasyon Öğretim Tasarımının öğrencilerin matematiksel yılmazlık becerilerini, matematik motivasyonlarını ve matematik başarılarını olumlu etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca mikro öğretime yönelik öğrenci görüşleri de bu sonucu desteklemiştir.

ARCS Güdüsel Tasarım Modeli
Şeyma Atahan
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Teknolojik araçlarla zenginleştirilmiş ters yüz öğrenme modelinin öğrenci başarısı ve motivasyonu üzerine etkisi: asitlerin ve bazların tepkimeleri konusu

Bu araştırmada, 10. sınıf "Asitler ve Bazların Tepkimeleri" konusunda, teknolojik araçlarla zenginleştirilmiş ters yüz öğrenme modelinin öğrenci akademik başarısı ve kimya motivasyonu üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini, Bursa il merkezinde bulunan bir özel okulun 10. sınıf düzeyindeki iki farklı şubesinde öğrenim gören toplam 24 öğrenci oluşturmaktadır. Şubelerden biri deney grubu (N=12), diğeri ise kontrol grubu (N=12) olarak atanmıştır. Deney grubunda teknoloji ile desteklenmiş ters yüz öğrenme modeli uygulanırken, kontrol grubunda ise öğretmen merkezli öğretim yöntemi ile ders işlenmiştir. Araştırmada ön-test ve son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Veriler, yenilenmiş Bloom taksonomisin 6 basamağına göre araştırmacı tarafından geliştirilen Akademik Başarı Testi (ABT) ve 5'li Likert tipinde Kimya Motivasyon Ölçeği (KMÖ) ile toplanmıştır. Her iki ölçme aracı, öğretim öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol gruplarına ön-test ve son-test şeklinde uygulanmıştır. ABT ile elde edilen veriler nitel yolla analiz edilirken, KMÖ ile elde edilen veriler ise nicel yolla analiz edilmiştir. KMÖ verilerinin analizinde SPSS 25 programı kullanılmış, verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle parametrik testlerden ilişkisiz örneklemler t-testi ve ilişkili örneklemler t-testi yapılmıştır. Analizler sonucunda, akademik başarı açısından deney grubunun ABT puan ortalamasının kontrol grubuna göre bir miktar yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca deney grubunun, yenilenmiş Bloom taksonomisinin hatırlama ve yaratma basamaklarındaki ABT sorularında daha başarılı olduğu gözlenmiştir. Kimya motivasyonu açısından, deney grubunun KMÖ ön-test ve sont-test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenirken, kontrol grubunda ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.

Şeyma Altınay
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilgisi öğretmen adaylarının evrensel fen okuryazarlıkları ile sürdürülebilir kalkınma farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının evrensel fen okuryazarlıkları ile sürdürülebilir kalkınma farkındalıkları arasındaki ilişkiyi belirlemektir Literatürde fen okuryazarlığı ve sürdürülebilir kalkınma konuları incelenmiştir. Nicel araştırma metotları arasından betimsel ve ilişkisel tarama yöntemleri tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2023-2024 akademik yılında Denizli Pamukkale Üniversitesi Fen Bilgisi Eğitimi Anabilim Dalı'nda eğitim gören birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinden oluşan toplam 197 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Evrensel Fen Okuryazarlığı Ölçeği ve Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalık Ölçeği kullanılarak çalışmanın verileri toplanmıştır. İstatistiksel analiz paket programında yer alan non-parametrik testlerden Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis ve Spearman's rho korelasyon testleri ile verilerin analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, fen bilgisi öğretmen adaylarının evrensel fen okuryazarlık ve sürdürülebilir kalkınma farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Fen okuryazarlık düzeyleri sınıf seviyesi, cinsiyet ve bilimsel yayınları takip etme değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Sürdürülebilir kalkınmanın alt boyutları açısından toplumsal sürdürülebilirlik düzeyi yüksek, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik düzeyleri orta olarak belirlenmiştir. Sürdürülebilir kalkınma farkındalık düzeyi cinsiyet değişkeni açısından erkek adaylar lehine anlamlı bir farklılık gösterirken, sınıf düzeyi ve bilimsel yayınları takip etme değişkenleri açısından herhangi bir anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca fen bilgisi öğretmen adaylarının evrensel fen okuryazarlıkları ile sürdürülebilir kalkınma farkındalıkları arasında herhangi bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Evrensel Fen Okuryazarlığı, Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalığı, Fen Bilgisi Öğretmen Adayları

Fen bilgisiFen bilgisi öğretimi
Sezer Mertoğlu
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of factors related to immigrant and native students' mathematics performance in PISA 2018

This study examined the mathematics performance gap between native and immigrant students, and between first- and second-generation immigrant students in European countries in the 2018 Program for International Student Assessment (PISA). Another objective was to understand how the performance gap changes after controlling for economic and social status (ESCS) and gender. Factors that can predict the mathematics performance of immigrant and native students were examined. Student-level variables were chosen based on Walberg's academic achievement theory. Country-level variables, such as the Migrant Integration Policy Index (MIPEX), the Human Development Index (HDI), and government expenditure on education were included. An independent sample t-test was used to investigate the performance gap. Multilevel regression analyses were conducted to investigate mathematics performance at the student and country levels. Propensity score matching was used to investigate the achievement gap after controlling gender and ESCS. Immigrants' and natives' mathematics performance is significantly predicted by government expenditure on education. In addition, the MIPEX was a significant predictor of first-generation immigrants' mathematics performance. Students' attitudes toward immigrants, discriminating school climate, and exposure to bullying were significant predictors of the mathematics performance of immigrants and natives. Resilience significantly predicted immigrants' mathematics performance. There was a statistically significant performance gap between natives and immigrants in 21 European countries. The performance gap narrowed after controlling for (ESCS) and gender.

Ayşe Akkır
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Science teachers understanding of systems and systems thinking skills, and their views on implementing a systems thinking approach in the classroom

In recent years, the world has been facing many serious and complex problems such as climate change, water crisis, and health problems. More comprehensive, holistic, and interdisciplinary approaches are needed to resolve such complex and global problems. The systems thinking approach in education provides a holistic approach that focuses on the interactions and relationships among components within complex systems at different levels and includes systems thinking skills to solve these complex problems. This study aims to investigate the understanding of science teachers about a system and systems thinking skills, and their views on implementing a systems thinking approach in the classroom. The eight middle school science teachers were the participants of the study. Data was collected through online interviews and the qualitative content analysis was carried out to analyze the data. The findings revealed that teachers defined the system as a part-whole relationship; systems thinking as holistic thinking. The results showed that teachers had limited ability to think in terms of stock flows, dynamically, and in causal loops in the context of domain-general scenario-based questions and the water cycle. The teachers emphasized that the systems thinking approach should be used in education and indicated different methods and tools for teaching different subjects from the science curriculum with systems thinking. The results of the study suggest that the systems thinking and system dynamics approach can be incorporated into teacher training curricula and workshops to improve teachers' competencies on knowledge, skills, and practices.

Büşra Karga
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin beslenmeye yönelik alışkanlık, tutum ve davranışları ile besin etiketlerinde yer alan bilgileri kullanma durumları

Bu araştırmanın amacı ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları, tutum ve davranışları ile günlük besin alışverişlerinde besin etiketlerini kullanma durumlarını belirlemektir. Çalışmada, öğrencilerin beslenme alışkanlıklarının ve besin etiketlerinde yer alan bilgilerin kullanım durumlarının cinsiyet, ailedeki birey sayısı ve ebeveynlerin eğitim düzeyi gibi demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma, nicel araştırma desenlerinden biri olan kesitsel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma grubu, Aydın ili Söke ilçesindeki iki ortaokulda öğrenim gören toplam 276 öğrenciden oluşmuştur. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Beslenme Alışkanlık, Tutum ve Davranış Anketi" ile "Besin Etiketi Kullanma Durumu Anketi" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada kullanılan veriler Ki-kare testi ile analiz edilmiştir. Bulgular, öğrencilerin beslenme alışkanlıkları ve besin etiketi kullanma eğilimlerinde anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. Öğrencilerin önemli bir kısmının kahvaltı öğününü sıklıkla atladığı belirlenmiştir. Erkek öğrencilerin fast food tüketim oranlarının daha yüksek olduğu, kız öğrencilerin ise sağlıklı yiyecek tercihlerine daha fazla yöneldiği görülmüştür. Ebeveynlerin eğitim düzeyinin öğrencilerin beslenme bilinci üzerinde olumlu bir etkisi olduğu saptanmıştır. Özellikle ailelerin eğitim düzeyinin yüksek olduğu gruplarda besin etiketi kullanımına daha fazla dikkat edildiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, öğrencilere yönelik beslenme bilincini artırıcı eğitim programlarının geliştirilmesine yönelik önemli veriler sunmaktadır. Sağlıklı beslenmenin bireysel bir alışkanlık olmanın ötesinde, toplumsal sağlık açısından da kritik bir öneme sahip olduğu bir kez daha anlaşılmıştır.

Hülya Deveci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik eğitiminde yapay zekâ kullanımına ilişkin matematik öğretmenleri ile öğretmen adaylarının algı ve yetkinliklerinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, matematik öğretmenleri ve öğretmen adaylarının matematik eğitiminde yapay zekâ (YZ) kullanımına yönelik algılarını ve bu alandaki yetkinliklerini incelemektir. Günümüzde eğitim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, öğretmenlerin yapay zekâyı etkili ve pedagojik biçimde kullanabilmelerini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, araştırmada hem öğretmenlerin hem de öğretmen adaylarının YZ'ye ilişkin tutumları ile sahip oldukları yetkinlikler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Materyal ve Yöntem: Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeliyle yürütülmüştür. Çalışma grubu, ilköğretim matematik öğretmenleri ve öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Veriler, algı ve yetkinlik düzeylerini ölçmeye yönelik iki ayrı 5'li Likert tipi ölçekle toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmanın bulguları, hem öğretmenlerin hem de öğretmen adaylarının matematik eğitiminde yapay zekâ kullanımına yönelik algılarının genel olarak olumlu olduğunu göstermektedir. Öğretmen adayları bu konuda öğretmenlere kıyasla daha yüksek algı puanları elde etmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları, hem algı ölçeğinin dört boyutlu yapısının hem de yetkinlik ölçeğinin on beş boyutlu yapısının örneklem üzerinde geçerli bir biçimde doğrulandığını ortaya koymuştur. Yetkinlik düzeylerine ilişkin bulgular, öğretmen adaylarının özellikle bazı teknoloji entegrasyonu alanlarında daha hazır olduğunu, öğretmenlerin ise uygulama temelli alanlarda pratik deneyim açısından öne çıktığını göstermektedir. Sonuç: Sonuç olarak, her iki grubun da yapay zekânın matematik eğitimindeki potansiyelini fark ettiği; ancak yetkinlik düzeylerinin farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmen adayları kuramsal ve teknoloji odaklı yetkinliklerde daha yüksek puanlar alırken, öğretmenler uygulamaya yönelik alanlarda daha güçlüdür. Bu durum, yapay zekâ temelli öğretim süreçlerinde her iki grubun da farklı gelişim ihtiyaçlarına sahip olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, öğretmen eğitimi programları ile hizmet içi eğitimlerde yapay zekâ okuryazarlığı ve teknoloji entegrasyonunun güçlendirilmesine yönelik düzenlemeler yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

AlgıMatematik eğitimiYapay zeka+1
Ferah Eren Çekin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçi matematik eğitimi ve stem eğitim yaklaşımına göre matematik eğitiminin öğrencilerin matematik başarısı ve öğrenme kalıcılığına etkisi

Amaç: Bu araştırmanın amacı; Gerçekçi Matematik Eğitimi ve STEM eğitim yaklaşımına göre matematik eğitiminin öğrencilerin matematik başarısı ve öğrenme kalıcılığına etkisini incelemektir. Materyal ve Yöntem: Araştırma desenlerinden yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Kütahya İlinin Simav İlçesindeki Çitgöl Şehit Uzman Çavuş Adil Oruç Ortaokulunda öğrenim görmekte olan 46 tane 7.sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcı öğrencilerden 14'ü kontrol grubunu, 16'sı birinci deney grubunu ve 16'sı ise ikinci deney grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı 16 soruluk Akademik Başarı Testi (ABT) dir. Bulgular: Bu test ön test, son test ve kalıcılık testi olarak kullanılmıştır. Birinci deney grubuna Gerçekçi Matematik Eğitimine göre hazırlanmış etkinlikler, ikinci deney grubuna STEM eğitim yaklaşımına göre hazırlanan 5E öğrenme modeline yönelik etkinlikler ve kontrol grubuna ise matematik dersi öğretim programına uygun MEB ders kitabı doğrultusunda yapılmıştır. Bulgulardan elde edilen sonuçlara göre Gerçekçi Matematik Eğitimi ve STEM eğitim yaklaşımının ayrı ayrı mevcut öğretim programına göre öğrencilerin matematik başarısı ve kalıcılığı üzerinde olumlu etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: Fakat Gerçekçi Matematik Eğitimi ve STEM eğitim yaklaşımının sonuçları karşılaştırıldığında öğrencilerin matematik başarısı ve kalıcılığı üzerinde hangi eğitim yaklaşımının daha fazla olumlu yönde etki ettiği sonucuna ulaşılamamıştır. Anahtar Kelimeler: Başarı, Gerçekçi Matematik Eğitimi, Kalıcılık, STEM.

Elif Bozdağ Kabakçıoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

8. sınıf öğrencilerinin dik dairesel koninin yüzey alanı konusundaki bilgi oluşturma süreçlerinin RBC+C modeli kullanılarak incelenmesi

Amaç: Bu araştırma 8. sınıf öğrencilerinin dik dairesel koninin yüzey alanı konusundaki bilgi oluşturma süreçlerinin RBC+C modeli kullanılarak incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Yöntem: Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma, Aydın ilinin Köşk ilçesinde bulunan bir devlet okulunda öğrenim gören matematik başarı düzeyi yüksek üç 8. sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerle bireysel olarak yapılan görüşmelerde veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan üç sorunun yer aldığı bir görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada klinik görüşme, gözlem ve doküman analizi olmak üzere üç farklı veri toplama yönteminden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin RBC+C modeline göre içerik analizi yapılmıştır. Bulgular: Elde edilen bulgular tüm öğrencilerin koniyi, koninin açınımını ve koniyi oluşturan geometrik şekilleri tanıdığını göstermektedir. Ayrıca her öğrenci koninin yüzey alanına dair genel bir formül oluşturarak bu formülü pekiştirmiştir. Öğrenciler yanal yüzeyi oluşturan daire diliminin yayı ile tabanın çevresinin eşit uzunlukta olduğu bilgisini tanıyıp kullanarak yeni bir matematiksel yapı oluşturmuştur. Ancak sadece bir öğrenci bu matematiksel yapıyı kullanarak koninin yüzey alanını veren ikinci bir genel formül oluşturmuş ve oluşturduğu bu formülü pekiştirmiştir. Sonuç: Öğrencilerin koninin yüzey alanı bilgisini inşa ederken tanıma ve kullanma eylemlerini kolaylıkla gerçekleştirdikleri ve soyutlama yaparak koninin yüzey alanı formülünü oluşturdukları görülmüştür.

Ayşe Gürlek
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Biyoçeşitlilik konusuna yönelik tasarlanan 5 e öğrenme modelinin, 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarıları, doğaya yönelik ilgileri ve görüşleri üzerine etkileri

Amaç: Çalışmanın amacı, Biyoçeşitlilik konusunun öğretiminde 5E öğretim modeline uygun tasarlanan ders planının öğrencilerin başarıları ve doğaya yönelik ilgilerine etkisinin incelenmesidir. Materyal ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini Aydın ili Köşk ilçesi Altıeylül Ortaokulu 5. sınıflardan iki şube oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan bu iki şubeden seçkisiz (rastgele) yöntemle deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Çalışmaya deney grubundan n=30, kontrol grubundan n=30 olmak üzere toplamda 60 öğrenci katılmıştır. Kontrol grubunda dersler Millî Eğitim Bakanlığı'nın öğretim programına göre işlenerek, deney grubunda ise 5E öğretim modeline uygun hazırlanmış ders planıyla 8 ders saati yürütülmüştür. Model olarak ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanıldığı bu araştırmada, veri toplama aracı olarak ise öğrencilerin biyoçeşitlilik konusundaki akademik başarılarını ölçmek amacıyla "Biyolojik Çeşitlilik Başarı Testi", doğaya olan ilgi ve ilişki düzeylerini belirlemek amacıyla "Doğayla İlişki Ölçeği" ve 5E öğretim modeline uygun tasarlanan ders planının öğrenci görüşleri üzerindeki etkilerini ortaya koymak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler SPSS 26.0 programı kullanılarak analiz edilmiş, yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler nitel analiz ile çözümlenmiştir. Bulgular: Çalışmada nicel verilerin normallik varsayımları, uygulanan analiz yönteminin belirlenmesinde etkili olacağı için öncelikle normallik testi kullanılarak test edilmiş; verilerin normal dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Grupların kendi aralarında bağımlı ön-test ve son-test karşılaştırmalı analizinin yapılması için bağımlı örneklem t testi, gruplar arası bağımsız ön-test son-test karşılaştırmalı analizinin yapılması için bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Uygulanan bu testlerde anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç: Yapılan analizler sonucunda; deney ve kontrol gruplarının ön testleri karşılaştırıldığında iki grup arasında anlamlı bir fark olmadığı ortaya çıkmış ve grupların homojen yapıya sahip olduğu görülmüştür. 5E öğretim modeline uygun tasarlanan ders planının uygulandığı deney grubunun başarı ortalamasının, MEB öğretim programının uygulandığı kontrol grubunun başarı ortalamasından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Her iki gruba uygulanan öğretim sonucunda, doğayla ilişki düzeylerinde artma olduğu görülmüştür. Bu artışın kontrol grubuna göre deney grubunda doğayla ilişki alt boyutları olan özbenlik alt boyutunda "orta", perspektif alt boyutunda "yüksek", deneyim alt boyutunda "yüksek" düzeyde pozitif etki olduğu belirlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme ile elde edilen verilerin analizi sonucunda deney ve kontrol grubunun her ikisinde başarı ve doğaya yönelik ilgilerine yönelik görüşlerinin frekans değerlerinde artma olduğu gözlemlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen verilerin 5E öğretim modeline uygun tasarlanan ders planının uygulandığı deney grubunun lehine yönde anlamlı fark olduğu sonucuna varılmıştır.

Cafer Kurusakız
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün yetenekli öğrencilerin sözel olmayan zekâ düzeyleri ile matematikteki akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, üstün yetenekli öğrencilerin sözel olmayan zekâ düzeyleri ile matematikteki akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma için iki farklı örneklem grubu belirlenmiştir. İlk örneklem grubu, TONI-3 testinin 9. Sınıf düzeyi için geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasının yapılması için belirlenmiştir. İkinci örneklem grubu ise üstün yetenekli öğrencilerin sözel olmayan zekâ düzeyleri ile matematik dersindeki akademik başarı düzeylerini incelemek amacıyla belirlenmiştir. Araştırmamızın örneklem grubu; İzmir ilinde yer alan, üç bilim ve sanat merkezi, bir fen lisesi, üç Anadolu lisesi, iki mesleki ve teknik anadolu lisesi ve iki özel gereksinimli öğrencilere eğitim veren okul olmak üzere toplamda 11 kurumda 9. Sınıfta öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında tekil tarama ve korelasyonel model kullanılmıştır. TONI-3 güvenirlik analizlerinde TONI-3 testine ilişkin Cronbach Alpha .96, Spearman-Brown (p) .97, paralel form .71, test tekrar test .74 ve Guttman .97 güvenirlik katsayı değerleri bulunmuştur. TONI-3 testinin geçerliliğine ilişkin; TONI-3 ile RPM korelasyonu .58 orta düzeyde, pozitif yönde, TONI-3 ile matematik yazılı notları korelasyonu .83 yüksek düzeyde ve pozitif yönde olduğu saptanmıştır. Okul türüne göre TONI-3 sözel olmayan zekâ düzeyleri anova ile analiz edilmiştir. Fen lisesi ve bilim sanat merkezinde öğrenim gören öğrencilerin TONI-3 sözel olmayan zekâ testi puanlarının diğer okul türlerine göre manidar düzeyde yüksek olduğu ancak, fen lisesi ve BİLSEM öğrencilerinin TONI-3 sözel olmayan zekâ testi puanlarının benzerlik gösterdiği bulunmuştur. Bireylerin sözel olmayan zekâ düzeylerindeki değişkenliğin %34'ünü okul türü değişkeninin açıkladığı bulunmuştur. Okul türüne göre LGS Matematik doğru sayısı farklılığı anova ile analiz edilmiş, matematik puanlarındaki değişkenlerin %76'sını okul türü değişkeninin açıkladığı bulunmuştur. TONI-3 ile LGS başarısı arasındaki ilişki, orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin LGS matematik başarıları ve TONI-3 Sözel olmayan zekâ testi sonuçları farklılıklarında t testinden yararlanılmış, üstün yetenekli bireylerin tipik gelişim gösteren öğrencilere göre, matematik LGS puanlarının ve TONI-3 Sözel olmayan zekâ testi sonuçlarının manidar düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Bulgular, Tonı-3 Sözel Olmayan Zekâ testinin 9. Sınıfta öğrenim gören öğrencileri için geçerli ve güvenilir bir zekâ testi olduğunu göstermektedir. Analiz sonuçları, üstün yetenekli öğrencilerin sözel olmayan zekâ düzeyleri ile matematikteki akademik başarıları arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: TONI-3, Sözel olmayan zekâ düzeyi, Akademik başarı düzeyi, Üstün yetenek, Zekâ.

Meltem Varol
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik öğretmenlerinin dörtgen tanımları ve dörtgen sınıflandırmaları

Amaç: Bu çalışmanın amacı matematik öğretmenlerinin, tanım olma ölçütlerin-den hareketle matematiksel tartışmalar sonucunda oluşturdukları özel dörtgenlerin tanımlarını ve sınıflandırmalarını incelemektir. Yöntem: Yapılan araştırma nitel türde olup durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma ortaokul veya lise kademesinde görev yapan toplam dokuz matematik öğretmeni ile yürütülürken, veriler odak grup görüşmesi ile toplanmıştır. Toplanan verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yapılmıştır. Geçerliliğin sağlanması için çift katılımcı kod-laması ve Miles ve Huberman güvenirlilik testi uygulanmıştır. Veri çeşitlemesi ve katılımcı teyidi yapılmıştır. Bulgular: İlgili analizler sonucunda katılımcıların, genel olarak, deltoid ve ikiz-kenar yamuk dışındaki dörtgenler bağlamında ekonomik tanım ölçütüne uyan tanımlar yaptıkları gözlenmiştir. Diğer yandan katılımcıların deltoid ve ikizkenar yamuğa ilişkin çeşitli tanım ölçütlerine uymayan hatalı tanımlar üretmiştir. Ayrıca öğretmenlerin, ikizkenar yamuğun ve deltoidin hiyerarşik sınıflandırmalardaki yerleri ile ilgili verdikleri yanıtların doğruluğundan emin olamadıkları görülmüştür. Dikdörtgen ve kare tanımlarken bazı tanımlarda gerek şartları sağlarken yeter şartları sağlayamamışlardır. Özel dörtgenle-rin daha üst kavrama dayalı tanımları büyük ölçüde ekonomik olmayan tanımlar olmuş-tur. Bir grup haricinde özel dörtgenlerin hiyerarşik sınıflandırma modellerinde grup tar-tışmalarıyla doğru yanıtlara ulaşılmıştır. Sonuç ve Öneriler: Ortaya çıkan sonuçlarda hem ortaokul hem de lise matema-tik öğretmenlerinin görüşmelerin başlangıcında dörtgenlerin hiyerarşik sınıflandırma ile ilgili bilgi sahibi oldukları gözlenmiştir. Araştırma sürecinde özel dörtgenler için yapılan tanımlar incelendiğinde deltoid ve ikizkenar yamuk, katılımcıların en çok hata yaptıkları dörtgenler olmuştur. Prototip çizimlere bağlı kalarak yapılan tanımların hatalara sebep olduğu düşünülmektedir. Ortaokul öğretmenlerinin birden fazla alternatif tanım ürettiği görülmüştür. Katılımcıların özel dörtgenlere ait tanımlar üretirken açı ve kenar özelliklerine sıkça odaklandıkları, köşegen ve simetri özellikleri üzerinde ise daha az düşündükleri belirlenmiştir. Bu sonuçlardan hareketle, matematik öğretmenlerinin özel dörtgenleri tanımlama ve hiyerarşik sınıflandırmalarını oluşturmaya ilişkin muhakeme süreçlerini destekleyecek yazılı ve görsel kaynakların hazırlanabileceği düşünülmektedir. Ayrıca sözü edilen becerilerin artırılması amacıyla uygulamaya dönük mesleki gelişim çalışmalarının yürütülmesi de önerilmektedir. . Anahtar kelimeler: Özel Dörtgenler, Tanım Olma Ölçütleri, Dörtgenlerin Sınıflandırması, Ekonomik Tanım, Matematik Öğretmenleri

GeometriKonu alan bilgisiMatematik öğretimi+2
Eyüp Uslu
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Veriden olasılığa istatistiksel araştırma sürecinde ortaokul öğrencileri ve matematik öğretmenleri tarafından kullanılan dijital teknolojiler

Amaç: 21. Yüzyılın getirdiği teknolojik dönüşüm, matematik eğitiminin geleneksel sınırlarını aşarak öğrenme ve öğretme süreçlerini yeniden şekillendirmiştir. Son dönemde öne çıkan yapay zekâ araçları, öğrencilerin verileri analiz etme, örüntüleri keşfetme ve olasılıksal çıkarımlar yapma becerilerini destekleyerek üst düzey düşünme süreçlerini desteklemektedir. Bu araştırmanın amacı; ortaokul matematik öğretmenleri ve öğrencilerinin veriden olasılığa istatistiksel araştırma sürecinde yararlandıkları dijital teknolojileri bütüncül bir şekilde değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Araştırma nitel desenli durum çalışması türündedir. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından geliştirilmiş Görüşme Formları (GF) yardımıyla toplanmış, veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ile seçilen Malatya ili Battalgazi ilçesinde bulunan matematik öğretmenleri ve öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmada ortaokul öğrencileri ve matematik öğretmenlerinin görüşleri karşılaştırmalı bütüncül bir şekilde analiz edilmiştir. Araştırma verileri MAXQDA nitel veri analiz programında değerlendirilmiş, kod haritaları yardımıyla görselleştirilmiştir. Bulgular analiz edilirken kodlar yardımıyla kategoriler, kategoriler yardımıyla da temalar şekillendirilmiştir. Bulgular: Ortaokul seviyesinde matematik derslerinde olasılık ve istatistik konularının öğretiminde öğretmenlerin sınıf ortamında kullandıkları dijital teknolojiler incelenmiştir. Bu bağlamda, özellikle hangi fiziksel teknolojik araçların daha yoğun biçimde tercih edildiği belirlenmiştir. Kullanılan dijital teknolojilerin öğrencilerin motivasyonuna, ders başarısına ve aynı zamanda kavram yanılgılarının oluşumunun engellenmesine etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. İçinde bulunduğumuz teknoloji çağının sunduğu yapay zekâ uygulamalarının olasılık öğretimindeki rolü araştırmada ayrıca değerlendirilmiştir. Yapay zekâ destekli öğrenme ortamlarının, istatistiksel düşünme süreçlerini destekleme potansiyeli üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra, veriden olasılığa istatistiksel araştırma süreci kapsamında hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin bir proje ödevi tasarlamaları durumunda hangi dijital teknolojileri kullanabilecekleri ve bu doğrultuda olası araçlar tespit edilmiştir. Sonuç: Öğretmen ve öğrencilerin teknoloji kullanımında farklı yönelimler sergiledikleri görülmektedir. Dijital teknolojiler kapsamında öğrenciler EBA, arama motorları ve e-kitap gibi platformları yoğun biçimde kullanırken, öğretmenler daha çok özel öğretim sistemleri ve simülasyonlara yönelmektedir. Fiziki teknolojik araçlar açısından sınıf içi kullanımda akıllı tahta hem öğretmenler hem öğrenciler için en belirgin araç olurken, sınıf dışı kullanımda öğrenciler tablet, bilgisayar ve mobil telefonları daha aktif tercih etmektedir. Yazılımlar incelendiğinde öğretmenlerin SPSS ve Excel gibi veri analizi programlarını öne çıkardığı, öğrencilerin ise daha erişilebilir olan Excel'i yoğun biçimde kullandığı görülmektedir. Veri görselleştirme sürecinde ise her iki grubun da GeoGebra'ya yöneldiği dikkat çekmektedir. Yapay zekâ araçları kullanımında öğrencilerin ChatGPT, Gemini ve Copilot gibi çok amaçlı sistemleri daha fazla benimsediği, öğretmenlerin ise daha sınırlı düzeyde kullandığı anlaşılmaktadır. Öğretimsel amaçlı Canva ise özellikle öğrencilerde öne çıkmaktadır. Proje kaynakları açısından öğrenciler mobil cihazlar, bilgisayarlar ve yapay zekâ tabanlı araçları yoğun biçimde tercih ederken, öğretmenler daha çok düzenleyici ve analiz edici yazılımlara yönelmektedir. Genel olarak bulgular, öğretmenlerin teknolojiyi daha çok pedagojik düzenleme, ölçme ve değerlendirme odaklı kullandığını; öğrencilerin ise öğrenme sürecini bireyselleştirme, sınıf dışına taşıma ve yapay zekâ entegrasyonuna daha açık olduklarını ortaya koymaktadır.

Fatma Erikçioğlu
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan Eğitim Hakkında Öğretmenlerin ve Öğrencilerin Görüşleri

Bu çalışma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Malatya'daki ortaokul öğretmenleri ve öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik algılarını incelemektedir. Karma modeline dayanan ve hem nitel hem de nicel yöntemleri içeren araştırmanın örneklemi, kamu ve özel okullardan 385 öğrenci ve 65 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler, "Ortaokul Öğrencileri Uzaktan Eğitim Algıları Ölçeği" ve "Öğretmenlerin Uzaktan Eğitime İlişkin Görüşlerini Belirleme Ölçeği" ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Bulgular, öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü ya da kırsal/şehir okulunda öğrenim görme durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Ancak, kırsal bölgelerdeki öğrencilerin deneyimlerinin, teknolojik altyapı eksikliklerinden önemli ölçüde etkilendiği gözlemlenmiştir. Öğrencilerin çoğu uzaktan eğitimin esnekliğini takdir etmekle birlikte, sosyal etkileşim ve motivasyonun daha iyi olduğu yüz yüze eğitimi tercih etmiştir. Öğretmenler de benzer kaygılar ifade etmiş, kadın öğretmenlerin erkeklere göre daha olumlu görüşlere sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, İngilizce öğretmenleri dijital içeriğe daha kolay erişebildikleri için uzaktan eğitime daha olumlu yaklaşıyorlar. Ancak genel olarak, sınırlı etkileşim, motivasyon eksikliği ve yetersiz altyapı gibi sorunların uzaktan eğitimin etkinliğini olumsuz etkilediği gözlemlendi. Bu durum, uzaktan eğitim uygulamalarında hedefli ve sürdürülebilir iyileştirmelerin gerekliliğini ortaya koyuyor.

Fadime Temelli
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

5. sınıf alan ölçme konusunda eğitsel oyunların kullanılmasının öğrencilerin akademik başarısı ve tutumuna etkisi

Bu araştırmanın amacı beşinci sınıf alan ölçme konusunun eğitsel oyunlarla öğretiminin öğrencilerin matematik dersi akademik başarısına ve tutumuna etkisini incelemektir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında beşinci sınıfta öğrenim gören iki şubedeki 26 öğrenci oluşturmaktadır. Beşinci sınıflardan seviyeleri birbirine yakın olan iki sınıf seçilerek, biri deney diğeri kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubundaki 11 öğrenciye eğitsel oyunlarla desteklenerek öğretim gerçekleştirilirken, kontrol grubundaki 15 öğrenciye mevcut öğretim programı yöntemleri ile öğretim gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak başarı testi, tutum ölçeği ve deney grubu öğrencilerine uygulanmak üzere görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen başarı testi verileri SPSS-22 programında analiz edilmiş, normal dağılım göstermediğinden Mann-Whitney U ve Wilcoxon işaretli sıralar testi ile analiz yapılmıştır. Tutum ölçeğinden elde edilen veriler normal dağılım gösterdiğinden bağımlı ve bağımsız gruplar için t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrenci görüşme formlarından elde edilen verilerin çözümlemesi ise içerik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin matematik başarısında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunurken, tutum puanlarında gruplar arası anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrenci görüşme formlarından elde edilen bulgulara göre; deney grubundaki öğrencilerin olumlu görüşler belirttiği görülmüş, eğlenerek öğrendiklerini ve derse ilgilerinin arttığını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Matematik, Oyun, Eğitsel Oyun, Dijital Oyun, Matematiğe Yönelik Tutum, Alan Ölçme

Kübra Gül
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin mesleği tercih etme eğilimleri ve mesleki kişilik tiplerinin incelenmesi

Bu araştırmada fen bilimleri öğretmenlerinin kişilik tipleri, Holland Kişilik Ölçeği kullanılarak ölçülmüş ve bu kişilik tiplerinin demografik özelliklerle ilişkileri incelemiştir. Araştırmada tarama tipi çalışma deseninden yararlanılmıştır. Araştırmaya Bingöl ilinde bulunan okullarda görev yapan 43 kadın ve 15 erkek olmak üzere toplam 58 fen bilimleri öğretmeni katılmıştır. Veri toplama sürecinde kişisel bilgi formu ile "Holland Kişilik Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 25.0 programından yararlanılmıştır. Analiz aşamasında Bağımsız Örneklem T-testi Tek Yönlü ANOVA Analizi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Holland'ın mesleki kişilik kuramına göre, insanların ilgi alanları ve mesleki tercihlerine göre altı farklı kişilik tipi bulunmaktadır: Gerçekçi, Araştırmacı, Sanatçı, Sosyal, Girişimci ve Geleneksel. Öğretmenler genel olarak araştırıcı, sosyal ve gerçekçi kişiliklere yüksek eğilim gösterir. Cinsiyetin kişilik tipleri üzerinde bir fark yaratmadığı bulunurken, eğitim düzeyi yaş ve mesleki kıdem gibi faktörler kişilik tiplerini anlamlı şekilde etkilemektedir. Ayrıca, kişilik tipleri arasında da anlamlı ilişkiler mevcuttur. Girişimci ile Geleneksel kişilik tipi, Sanatçı ile Sosyal kişilik tipi arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuç olarak, öğretmenlerin kişilik profillerinde demografik değişkenlerin belirleyici rol oynadığı ve bu durumun eğitim ve kariyer gelişiminde dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır.

Betül Kaymazalp
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim matematik öğretmenlerinin üstün ve matematiksel üstün yetenekli öğrencilerin eğitimine ilişkin algıları ve görüşleri

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilere yönelik algı düzeylerini saptamak, algılarının sosyo-demografik, eğitsel ve mesleki değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Aynı zamanda, ilköğretim matematik öğretmenlerinin üstün ve matematiksel üstün yetenekli öğrencilerin eğitimine ilişkin algılarını derinlemesine incelemek amaçlanmıştır. Karma yöntemle yürütülen araştırmanın nicel boyutu kesitsel tarama (N=205), nitel boyutu betimleyici fenomenolojidir (N=19). Nicel veriler Üstün Yetenekli Öğrencilere Yönelik Öğretmen Algısı Ölçeği ile toplanırken nitel veriler için yarıyapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel veriler betimsel ve çıkarımsal istatistiklerle, nitel veriler tematik analizle çözümlenmiştir. Sonuçlar, öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencilere yönelik algılarının yüksek düzeyde olduğunu göstermekle birlikte, bu algılar belirli eğitsel ve mesleki değişkenler tarafından anlamlı şekilde etkilenmektedir. Özellikle ileri eğitim düzeyi, bilgi kaynaklarını takip etme ve üstün yetenekli öğrenci deneyimi gibi faktörler öğretmenlerin algılarını güçlendiren önemli unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Bulgular, öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencileri genellikle bilişsel üstünlük, yaratıcılık ve problem çözme becerileriyle tanımladığını; ancak sosyal ve duygusal farklılıkların da önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Araştırma, bireyselleştirilmiş eğitim programlarının, erken tanılama süreçlerinin ve öğretmen yeterliliklerinin artırılmasının, üstün yetenekli öğrencilerin potansiyellerini geliştirmede kritik öneme sahip olduğuna işaret etmektedir.

Pelin Güler
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı fen konularındaki mekanistik akıl yürütmelerinin karakterizasyonu

Bu çalışma, fen bilgisi öğretmen adaylarının "sıvıların kaldırma kuvveti" (fizik), "kaynama noktası" (kimya) ve "sindirim sistemi" (biyoloji) konularına ilişkin yazılı açıklamalarını inceleyerek mekanistik akıl yürütme becerilerini çok boyutlu bir çerçevede betimlemeyi amaçlamaktadır. Küresel eğitim politikalarının vurguladığı 21. yüzyıl becerileri arasında yer alan "açıklama–akıl yürütme" yeterliği, fen okuryazarlığının temel bileşenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak Türkiye'de, bu becerinin öğretmen adayları bağlamında sistematik biçimde araştırıldığı bir çalışma bulunmamaktadır. Araştırma, Russ ve ark.nın (2008) ortaya koyduğu mekanistik akıl yürütme modelindeki açıklayıcı bileşenler (varlıklar, özellikler, etkinlikler, düzenleniş, başlatma) ile Moreira ve ark.nın (2019) tanımladığı akıl yürütme düzeylerini (betimsel, ilişkisel, basit neden–sonuç, gelişen mekanistik) birlikte kullanarak disiplinlerarası bir analiz sunmaktadır. Çalışma, 2023-2025 akademik yıllarında Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği programına kayıtlı ve araştırmaya gönüllü 2-4. sınıf öğrencilerinden toplanan yazılı metinler üzerinde nitel içerik analizine dayalı kodlama süreciyle yürütülmüştür. Bu kapsamda, (i) adayların her konu için hangi mekanistik bileşenleri kullandığı, (ii) bu bileşenleri hangi akıl yürütme düzeylerinde örgütlediği ve (iii) disiplinler arası benzerlik-farklılık örüntüleri ayrıntılı olarak haritalandırılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının açıklamalarında yoğunlukla ilişkisel ve basit neden-sonuç düzeyine takılı kaldığını; özellikle etkinlik ve düzenleniş bileşenlerini içeren gelişen mekanistik açıklamalara sınırlı biçimde yer verdiklerini göstermektedir. Bu durum, adayların fen konularındaki karmaşık nedensel mekanizmaları bütüncül bir bakış açısıyla irdelemekte güçlük yaşadığını, dolayısıyla mekanistik düşünmenin planlı öğretim etkinlikleriyle desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonuçları, (i) öğretmen yetiştirme programlarında açıklama odaklı yazma ve modelleme etkinliklerine yer verilmesi, (ii) karşılıklı - dinamik nedenselliği öne çıkaran disiplinler arası görevler tasarlanması ve (iii) bireyselleştirilmiş geribildirim döngülerinin uygulanması yönünde somut öneriler sunmaktadır. Böylece hem yerel literatürdeki boşluk doldurulmakta hem de fen eğitiminde mekanistik akıl yürütmeyi geliştirmeye yönelik pedagojik tasarımlar için ampirik dayanak sağlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Fen Eğitimi, Mekanistik Akıl Yürütme, Fizik, Kimya, Biyoloji

Mehmet Polat
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Applications of fixed point theory to equations of curvature type.

This thesis investigates applications of Fixed Point Theory to singular ordinary differential equations arising from curvature conditions on rotational surfaces. The primary objective is to establish existence and uniqueness results for solutions of curvature equations derived from Weingarten surface relations in Euclidean space. The study focuses on rotational surfaces satisfying a prescribed functional relationship between mean curvature and Gauss curvature, particularly under the condition of orthogonal intersection with the axis of rotation. The research formulates the governing curvature equations as singular initial value problems and transforms them into equivalent integral equations suitable for fixed point analysis. The Banach Contraction Principle and Picard's Theorem are employed to construct nonlinear operators on appropriate function spaces and to demonstrate the existence and uniqueness of local solutions. This analytical framework allows singular behavior at the rotation axis to be handled rigorously without relying on classical regularity assumptions. The results provide a systematic method for proving the solvability of singular curvature equations and yield classification criteria for rotational Weingarten surfaces satisfying the given curvature relations. The findings contribute to the mathematical understanding of curvature-driven surface theory and illustrate the effectiveness of fixed-point methods in geometric analysis.

Harıth Adnan Arab Al Azzawı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim matematik öğretmen adaylarının geogebra yardımıyla gerçekleştirdiği etkinliklerin geometrik görev analizi çerçevesinde incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, TPAB standartlarına uygun metotlarla GeoGebra destekli geometri öğretimi sonrasında, öğretmen adaylarının GeoGebra yardımıyla gerçekleştirdiği etkinliklerin geometrik görev analizi çerçevesinde incelenmesidir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması benimsenerek yapılan bu araştırmanın katılımcıları bir devlet üniversitesinin birinci sınıf öğrencilerinden oluşmuştur. Çalışmanın veri toplama sürecinde gönüllü 4 öğrenciden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı ve alanında uzman bir matematik eğitimcisi tarafından hazırlanan 10 adet GeoGebra geometri etkinliği kullanılmıştır. 12 hafta süren ders öğretim sürecinin ardından sunulan GeoGebra etkinliklerinin gerçekleştirilmesi için öğretmen adaylarına gerekli ve yeterli süre tanınmıştır. Veri analizinde öğretmen adaylarının video kaydına aldığı GeoGebra etkinliklerinden ve kâğıda yazdıkları soru çözümlerinden faydalanılmıştır. Hazırlanan GeoGebra etkinlikleri Trocki ve Hollebrands'ın (2018) geliştirdiği geometrik görev analiz çerçevesine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında öğretmen adaylarının hem matematiksel olarak istenilen derinlik seviyesine ulaşabildikleri hem de teknolojik olarak belirlenen eylem türlerini gerçekleştirebildikleri görülmüştür. Araştırma sonuçları doğrultusunda TPAB standartlarına uygun metotlarla GeoGebra destekli geometri öğretiminin matematiksel derinlik ve teknolojik eylem türleri bakımından öğrenenlere olumlu katkı sunduğu söylenebilmektedir. Ayrıca çalışılan dört öğretmen adayına çalışma sonucunda görüş formları uygulanmış ve görüş formlarından öğretmen adaylarının GeoGebra yazılımını benimsedikleri, bu yazılımın geometri öğrenimine katkı sağladığı ve öğretmenlik hayatlarında kullanmayı düşündükleri ortaya konulmuştur. Çalışma kapsamında matematik ve geometri öğrenme ortamlarında GeoGebra yazılımının kullanımına daha fazla yer verilmesi önerilmektedir.

Mehpare Gönüldaş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Fen eğitiminde artırılmış gerçeklik: Bir içerik analizi çalışması

Bu araştırmada fen eğitiminde artırılmış gerçeklik uygulamaları ile ilgili 80 çalışmanın içerik analizi yapılmıştır. Bu çalışmalar 2013-2024 arasında yayımlanan yüksek lisans ve doktora tezlerini içermektedir. Bu tezler Ulusal Tez Merkezi aracılığıyla bulunmuştur. Araştırmada incelenen çalışmaların yılları, akademik metin türleri, araştırma yöntemleri, örneklem düzeyleri, uygulandığı bölgeler, uygulama süreleri, araştırma desenleri, kullanılan programlar, fen bilgisi araştırma konuları, amaçları, veri analiz yöntemleri, veri toplama araçları, sonuçları ve önerileri incelenmiştir. Elde edilen verilerin frekans ve yüzdeleri hesaplanarak tablolar aracılığıyla sunulmuştur. Verilere göre çalışmaların en fazla yapıldığı yıl 2019 olarak karşımıza çıkmaktadır. Akademik metin türü olarak ise 63 yüksek lisans, 17 doktora tezi çalışması yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma yöntemlerinden de en fazla karma araştırma yöntemi kullanıldığı görülmüştür. Örneklem düzeyini en çok ortaokul öğrencilerinin oluşturduğu ve en çok çalışmanın yapıldığı bölgenin de İç Anadolu Bölgesi olduğu belirlenmiştir. Çalışmaların uygulama sürelerinin en fazla 5-8 hafta içinde gerçekleştirildiği görülmüştür. Çalışmalarda kullanılan programlardan hazır AG uygulamalarının daha çok tercih edildiği belirlenmiştir. Araştırma deseni olarak en çok deneysel desenin kullanıldığı ve fen bilgisi araştırma konularından da en fazla "Güneş Sistemi ve Tutulmalar" konusunun ele alındığı görülmüştür. Ayrıca veri analiz yöntemi olarak en fazla t-testinin kullanıldığı da elde edilen sonuçlardan bir tanesidir. En çok kullanılan veri toplama aracının da test olduğu belirlenmiştir. Çalışmalar amaçlarına göre incelendiğinde AG-SG uygulamalarının akademik başarıya etkisinin daha fazla incelendiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmalardan en çok çıkarılan sonucun AG-SG kullanımının akademik başarıyı artırdığı belirlenmiştir. Son olarak çalışmalarda en çok yapılan önerinin farklı disiplinlerde AG-SG ile ilgili çalışmaların yapılması yönündedir.

Asena Albayrak
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilgisi öğretmen adaylarının çevreye yönelik tutumları ve çevre bilincinin incelenmesi

Bu araştırmada Fen Bilgisi öğretmen adaylarının çevreye yönelik tutumları ve çevre bilinci betimsel tarama modeli çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünde 4. sınıfta öğrenim gören 22 kız 8 erkek olmak üzere toplam 30 Fen Bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Çevresel Tutum Ölçeği" ve "Çevre Bilinci Ölçeği" kullanılmıştır. Bu araştırma, fen bilgisi öğretmen adaylarıyla çevre eğitimi dersi aldıkları süreçte yapılmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının çevreye yönelik tutumları ve çevre bilincinin hangi düzeyde olduğu, bunların cinsiyet, anne ve baba öğrenim durumlarına göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Bu araştırma bulgularına göre, Fen Bilgisi öğretmen adaylarının çevreye yönelik tutumları ve çevre bilincinin cinsiyet, anne ve baba öğrenim durumu açısından istatistiki olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Sena Ekici
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kuvvet ve enerji ünitesinde sanal ortam deneylerinin kullanılmasının 7. sınıf öğrencilerinin başarılarına, fen ve teknoloji tutumlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, "Kuvvet ve Enerji" ünitesinde sanal ve gerçek ortamlarda gerçekleştirilen deneylerin ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına, fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına ve teknolojiye yönelik tutumlarına etkisini araştırmaktır. Çalışmada karma araştırma türlerinden biri olan eş zamanlı iç içe geçmiş araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışma, 2023-2024 yılında Elazığ ilinde bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan toplamda 30 öğrenciden oluşan, 16'sı deney grubu ve 14'ü kontrol grubunda yer alan katılımcılarla gerçekleştirilmiştir. 8 hafta süren araştırma süresince deney grubunda "Kuvvet ve Enerji" ünitesi Algodoo yazılımı kullanılarak tasarlanan sanal ortam deneyleri ile işlenirken, kontrol grubunda "Kuvvet ve Enerji" ünitesi gerçek ortam deneyleri tasarlanarak işlenmiştir. Çalışmanın nicel verileri "Kuvvet ve Hareket Konusu Akademik Başarı Testi", "Fen Bilimlerine Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Öğrencilerin Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği" ile toplanırken nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizi lisanslı SPSS 25 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiş, ilişkili örneklemler için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, bağımsız örneklemler için ise Mann-Whitney U Testi uygulanmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin akademik başarı testi ön test ve son test puanları karşılaştırıldığında, son test lehine anlamlı bir fark bulunmuştur (deney grubu için z=-3.421, p<0.05; kontrol grubu için z=-3.053, p<0.05). Ancak iki grubun akademik başarı testi son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir (U=108.5, p>0.05). Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin fen bilimlerine yönelik tutum ölçeği testi ön test ve son test puanları karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmamıştır (deney grubu için z=-.853, p>0.05; kontrol grubu için z=-0.942, p>0.05). Deney ve kontrol grubunun fen bilimlerine yönelik tutum ölçeği testi son test puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir (U=102.00, p>0.05). Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin teknolojiye yönelik tutum ölçeği testi ön test ve son test puanları karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmamıştır (deney grubu için z=-.052, p>0.05; kontrol grubu için z=-1.855, p>0.05). Deney ve kontrol grubunun fen bilimlerine yönelik tutum ölçeği testi son test puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir (U=94.000, p>0.05). Nitel verilerin analizi ise, deney ve kontrol grubu öğrencileri fen derslerinde yapılan deneylerin başarılarını artırdığını ve yeni bilgiler edinmelerini sağladığını düşündüklerini göstermiştir. Ayrıca öğrencilerin, deneyler ile desteklenen dersleri daha akılda kalıcı bulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenciler, fen derslerinde deneylere daha fazla yer verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Ayrıca deney ve kontrol grubundan elde edilen nitel veriler, öğrencilerin fen derslerinde deney yapıldığında derse olan ilgi, istek ve motivasyonlarını artırdığını göstermiştir. Deney grubunda bulunan öğrenciler sanal deneylerin, gerçek hayatta yapılamayacak deneyleri gözlemlemek için çok iyi bir fırsat olduğunu belirtmekle beraber, sanal deneylerin duyguda bir eksiklik oluşturduğuna dikkat çekmiştir. Yine sanal deneylerin malzeme sıkıntısı yaşanmaması açısından avantajlı olduğunu belirtmişlerdir. Yapılan son mülakatlarda deney grubundaki öğrencilerin yarısından fazlası sanal ve gerçek deneylerin bir arada kullanıldığı hibrit deney ortamlarını tercih ederken, kontrol grubundaki öğrencilerin çoğunluğu gerçek ortam deneylerinin kullanılması gerektiğini savunmuştur. Anahtar kelimeler: Fen, Sanal Deney, Algodoo, Akademik Başarı, Fen Tutum, Teknoloji Tutum

Seda Albayrak Gül
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

7. sınıf fen bilimleri dersinde tasarım temelli öğrenmenin başarı motivasyon ve kalıcılığa etkisi

Bu çalışmanın amacı, "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesinin Tasarım temelli olarak öğretilmesinin öğrencilerin başarılarına, Fen Bilimleri dersine yönelik motivasyonlarına ve derse dair öğrenmelerinin ne derece kalıcı olduğu etkisini gözler önüne sermektir. Araştırma 2024-2025 eğitim- öğretim yılının ilk akademik döneminde uygulanmıştır. Yapılan çalışmada yöntem olarak ön-son test deney ve kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma sürecinde Saf Madde ve Karışımlar Ünitesi Akademik Başarı Testi, Fen Bilimlerinin Öğrenimine Yönelik Motivasyon Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırmanın son aşamasında tasarım temelli öğretimin kalıcılığına etkisini belirleyebilmek için başarı testi araştırmanın uygulanmasından dört hafta sonra tekrar iki grupta ki öğrencilere uygulanmıştır. Tasarım temelli öğrenmenin, öğrencilerin başarı, motivasyon ve kalıcılığında olumlu düzeyde etkili olduğu görülmüştür. Çalışmanın uygulama aşamasında, tasarım temelli fen öğretiminde öğrencilerin grup olarak işbirlikli halde çalışmalarını yürütmeleri öğrencilerin motivasyonlarını da olumlu düzeyde arttırmıştır. Öğrenciler kendi tasarımlarını ortaya çıkardıkları için genel olarak Fen Bilimleri dersine karşı daha istekli hale gelmiş ve öğrenme heyecanını bizzat yaşamalarından dolayı öğrencilerin olumlu bir şekilde güdülenmiş olduğu görülmüştür. Yapılan çalışmada tasarım temelli öğrenmede öğrenciler konuları tasarım boyutunda ele aldıkları için bilgileri akılda tutma süreleri uzun olmuş ve anlamlı bir kalıcılık durumu ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonuçlarına göre mevcut Fen Öğrenme Yöntemlerinin uygulandığı grubun ilk ve son motivasyonlarının, Tasarım Temelli Öğrenme Yöntemlerinin uygulandığı öğrencilerin ilk ve son motivasyonlarından çok yüksek olduğu halde Tasarım Temelli Fen Öğretiminin yapıldığı grupta Fen Öğrenimi için akademik başarı seviyesi daha yüksek çıkmıştır. Yani araştırma Tasarım Temelli Fen Öğreniminin motivasyon olarak daha düşük öğrenci grubuna uygulanmasına rağmen öğrencilerde akademik olarak daha çok başarıya ulaştığı sonucunu göstermiştir.

Betül Şekerci Atıcı
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin basit elektrik devreleriyle ilgili kavram yanılgılarını ölçmek amacıyla üç aşamalı kavram yanılgısı testi geliştirilmesi

Kavram yanılgılarının tespit edilmesi için genellikle; görüşmeler, açık uçlu testler, çoktan seçmeli testler ve çok aşamalı kavram yanılgısı tanı testleri gibi veri toplama araçları kullanılır. Çok aşamalı kavram yanılgısı tanı testleri geliştirilme sıralarına göre; iki aşamalı kavram yanılgısı tanı testleri, üç aşamalı kavram yanılgısı tanı testleri ve dört aşamalı kavram yanılgısı tanı testlerinden oluşmaktadır. Çok aşamalı kavram yanılgısı tanı testlerinde, hem evrene genellenebilirlik sağlanabilir hem de bilgi eksikliği ile kavram yanılgısı ayırt edilebilir. Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin basit elektrik devreleri konusundaki kavram yanılgılarının üç aşamalı tanı testi geliştirilerek tespit edilmesi ve konuyla ilgili var olan kavram yanılgılarıyla bilgi eksikliklerinin ne oranda olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada kesitsel tarama kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini Türkiye'de öğrenim gören tüm ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın çalışma grubunu, Bingöl ili Genç ilçesinde bulunan; Mevlana Ortaokulu, İnönü Ortaokulu ve Borsa İstanbul Atatürk Ortaokulu'nda eğitim öğretim gören 299 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın amacına ulaşmak için Bingöl ili Genç ilçesinde öğrenim gören 10 (7. ve 8. sınıf) ortaokul öğrencisiyle görüşme yapılmıştır. Görüşme formunda sorulan sorular kullanılarak 140 (7. ve 8. sınıf) ortaokul öğrencisine açık uçlu test uygulanmıştır. Açık uçlu test sorularına öğrencilerin verdikleri cevaplar kategorize edilmiştir. Öğrencilerden alınan yüksek frekanslı cevaplarla üç aşamalı testin çeldiricileri oluşturulmuştur. Bu süreç sonunda, uzman görüşleri alınarak 7 sorudan oluşan üç aşamalı tanı testi (BEDTT) geliştirilmiş ve 149 (7. ve 8. sınıf) ortaokul öğrencisine uygulanmıştır. Araştırma sürecinde toplanan veriler Microsoft Excel ve SPSS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin; güç çeken model kavram yanılgısı, zayıflayan akım yanılgısı, paylaşılan akım yanılgısı, görgül kural yanılgısı, güç kaynağının sabit akım kaynağı olduğu yanılgısı ve bölgesel muhakeme yanılgısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca, literatürde bulunmayan paylaşılan enerji yanılgısı çalışma grubunu oluşturan öğrencilerde tespit edilmiştir.

Mahsum Demirtaş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye alanyazınındaki probleme dayalı fen öğrenme uygulamalarının içerik analizi

Bu çalışmanın amacı probleme dayalı fen öğretimi ile ilgili yazılmış ve yayınlanmış olan tezlerin içerik analizinin yapılmasıdır. Gerekli araştırmayı yapabilmek için model olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada "Türkiye alanyazınındaki probleme dayalı fen öğretimi uygulamalarında neler yapılmaktadır?" ana sorusu ve bu soruya dayalı olarak belirlenen beş temel alt soruya cevaplar aranmıştır. Bu çalışma yapılırken T.C. YÖK Ulusal Tez Sisteminde bulunan son on beş yılda yani 2007 ile 2022 yılları arasında yayınlanmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinden yararlanılarak içerik analizi oluşturulmuştur. Çalışmaya 42 adet yüksek lisans tezi, 21 adet ise doktora tezi olmak üzere toplam olarak 63 adet akademik tez çalışması dâhil edilmiştir. Gerekli verilerin toplanması için doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesi adına elde edilen tez çalışmaları için içerik analizi uygulanmıştır. İçerik analizi yapılan tezlerin cinsiyet, unvan, yıl dağılımı, yazım dili, konu alanı, çalışıldığı üniversite veya uygulama süreleri üzerinde çalışılmamış olup sadece Türkiye'de fen alanında uygulanmış olan probleme dayalı öğrenme uygulamalarının neler olduğu ve bu uygulamaların içerikleri analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırmaya dâhil edilen tez çalışmalarını sınıflandırmak için bazı tema ve kodlar belirlenmiştir. Analizi yapılan tez çalışmalarında öğrencilerin ilgisi en fazla %20,32'lik bir oranla ders esnasında öğrencilerle grup oluşturma ve derste çağdaş öğretim yaklaşımlarının kullanılması ile çekildiği görülmüştür. Uygulamalarda öğrenci ilgisi %8,19 oran ile en az ise geleneksel yöntemlerle çekilmiştir. Öğretmen rehberliği ise en fazla danışmanlık hizmeti sunularak sağlanmıştır. Öğrenci merkezlilik belirlenen tüm kodlar için eşit dağılım gösterirken en fazla çalışmanın fizik öğrenme alanında yapıldığı, örneklem düzeyi olarak ise en fazla çalışmanın ortaokul seviyesinde yapıldığı görülmüştür. Yapılan araştırma sonucunda son yıllarda önemi hızla artan STEM uygulamaları ile öğrencilerin eğitim sürecine dâhil olmalarını sağlayacak yöntemlerden biri olan probleme dayalı öğrenme yaklaşımının fen öğretimindeki uygulamalarının fen eğitimini olumlu yönde etkileyerek bireylerin fen öğrenmelerine büyük ölçüde katkı sağladığı görülmüştür.

Yunus Aydoğan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

6. sınıf fen bilimleri dersi madde ve ısı ünitesindeki yoğunluk konusunun tahmin gözlem açıklama yöntemi kullanılarak öğrenci başarısı ve tutumu üzerine etkisinin incelenmesi

Günümüz eğitim ve öğretim programlarında fen derslerinde yapılandırmacı yaklaşım uygulamalarına yer verilmektedir. Yapılandırmacı yaklaşıma göre öğrenme, bireyin kendi çabasıyla bilgiyi zihninde yapılandırmasıyla gerçekleşir ve bu nedenle öğretmenlere birçok sorumluluk düşmektedir. Yapılandırmacı bir yaklaşımla öğrenme, çeşitli strateji ve tekniklerin kullanılmasını gerektirir. TGA bu yaklaşımın içerdiği stratejilerden biridir. Öğrenci merkezli öğrenmeyi öne çıkaran bir öğretim yöntemi olan TGA, yaparak yaşayarak öğrenmeyi temel alır ve öğrencilerin ön bilgilerini dikkate alarak kavram yanılgılarını ortaya çıkarır. Böylece öğrencilere ön bilgilerini değerlendirme ve ön bilgilerini yeni bilgilerle karşılaştırarak yapılandırma fırsatı sunar. Etkili bir fen bilimleri öğretimi, öğrencilerin derslere aktif katılımı sağlamasını ve anlayarak öğretilmesi esas alınmalıdır. Fen bilimleri dersinde kullanılan TGA etkinliği, öğrencinin aktif bir şekilde derse katılımını sağlayan, temeli yapılandırmacı yaklaşıma dayanan etkin bir öğretim metodudur. Araştırma 2022-23 eğitim-öğretim yılında Hakkâri MEM bağlı il merkezinde bulunan devlet ilkokulu 6. Sınıf düzeyinde iki sınıfta gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya DG: 24; KG: 24 toplam 48 öğrenci katılmıştır. Basit seçkisiz örnekleme yöntemi; örnekleme seçilen her bir kişinin evrenden seçilme olasılığının eşit olduğu örnekleme yöntemidir. Bu anlamda araştırmanın örneklemini; Hakkâri il merkezinde eğitim gören 6. Sınıf rastgele seçilen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak kullanılan Yoğunluk Konu Başarı Testi Uyanık (2014) tarafından geliştirilen testin geçerliğini sağlamak amacıyla konunun uzmanı olan öğretim üyelerinin değerlendirmeleri sonucu uygulanmaya karar verilmiştir. Fen bilimlerine ilişkin tutumlarını belirlemek amacıyla Turgut ve Baykul tarafında 20 maddeden oluşan bir tutum ölçeği kullanılmıştır. Deney grubu öğrencilerine fen bilimleri dersi "madde ve ısı" ünitesinde toplamda 8 ders saati süresince yoğunluğu tanımlar, tasarladığı deneyler sonucunda çeşitli maddelerin yoğunluklarını hesaplar, birbiri içinde çözünmeyen sıvıların yoğunluklarını deney yaparak karşılaştırır kazanımlarını TGA yöntemine dayalı olarak işlenmiştir. Kontrol grubu öğrencileri ise 8 saat boyunca mevcut eğitim ve uygulamalarını devam ettirilmiştir. Uygulama öncesi deney ve kontrol gruplarına Ön test başarı ve derse yönelik tutum testi, uygulama sonrası ise son test, kalıcılık ve derse yönelik tutumlarına ilişkin elde edilen verilere ait betimsel istatistik sonuçları SPSS 24.0 istatistik programı kullanılarak analizleri yapılmıştır. Deney ve kontrol grubundan elde edilen puanları karşılaştırmak için bağımsız t-testi kullanılmıştır. Bulgular, p<05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin akademik başarı testi ön-test, son-test, kalıcılık ve tutum puan ortalamalarının Shapiro-Wilks normallik analizi sonuçlarına göre p>0,05'den büyük çıktığı görülmüştür. Bu durumunda verilerin parametrik normal dağılım sergilediği görülmüştür. Bağımlı gruplar parametrik testlerden olan indepentent –Sample t-testi (bağımsız örneklem testi) kullanılmıştır. Kontrol ve deney grupları ön testlere ait akademik başarı ortalamaları ve fen bilimlerine yönelik tutumları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı görülmüştür. Deney grubundaki öğrencilerin son test puanları karşılaştırıldığında akademik başarıları daha yüksek bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, TGA stratejisi uygulanan deney grubu için akademik başarı testi son test puanları açısından deney ve kontrol grupları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Deney ve kontrol gruplarına son test uygulamasından beş hafta sonra yapılan kalıcılık testinde deney grubunun akademik başarı puan ortalamaları kontrol grubuna göre daha yüksek çıkmıştır. Buna göre bu fark deney grubu lehine anlamlıdır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin tutum puanları karşılaştırıldığında deney grubu öğrencilerini FBTÖ düzeylerinin daha yüksek bulunmuştur. Araştırma sonuçlarında TGA'nın derste kullanımıyla ilgili fen derslerini anlamada olumlu etkiler yarattığını ve fen derslerine karşı tutumunda olumlu olarak arttırdığını gözlemlenmiştir.

Nebahat Arslan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fen eğitiminde çoklu zeka kuramı: Bir içerik analiz çalışması

Fen eğitimi alanında, çoklu zekâ kuramı ile ilgili yapılan araştırma sayısının fazla olması konu hakkında genel çerçevenin belirlenmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmanın amacı; fen eğitimi alanında Türkiye'de 2002-2020 yılları arasındaki çoklu zekâ kuramı ile ilgili araştırmaları içerik analizi yöntemiyle incelemek ve fen eğitimi ile ilgili eğilimleri ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda yapılan tarama sonucunda, 48 yüksek lisans ve 6 doktora tezi ile 27 makale çalışmasının içerik analizi yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında incelenen çalışmalarda; akademik metin türü, yayımlanma yılı, uygulandığı bölge, fen bilgisi araştırma konusu, araştırma yöntemi, araştırma deseni, örneklem belirleme yöntemi, örneklem düzeyi, uygulama süresi, veri toplama aracı, veri analiz yöntemi ve çalışmaların amaçları değerlendirilmiştir. Araştırma soruları verilerin analizinde birer kategori olarak ele alınmıştır. Belirlenen kriterler doğrultusunda dokümanlar detaylı olarak incelenmiştir. Elde edilen veriler Excel programında belirlenen kategorilere yerleştirilmiştir. Bu veriler, yüzde ve frekansları hesaplanarak, tablolar ile betimlenmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre; yüksek lisans tez sayısının daha fazla olduğu ayrıca 2006 yılında en çok yayın yapıldığı bulunmuştur. Bunun dışında Ege Bölgesi'nde en fazla uygulama yapıldığı ve uygulama sürelerinin en fazla 1-4 hafta olduğu belirlenmiştir. Örneklem düzeyini daha çok ortaokul öğrencilerinin oluşturduğu, basit seçkisiz örneklem yönteminin sıklıkla tercih edildiği görülmüştür. Fen bilgisi araştırma konusu olarak en fazla sistemler konusunun seçildiği, nicel araştırma yönteminin sıklıkla tercih edildiği ve deneysel araştırma deseninin en çok kullanıldığı görülmüştür. Ayrıca veri toplama aracı olarak en fazla test kullanıldığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra verilerin analizinde ise t-testinin en fazla kullanıldığı da elde edilen sonuçlar arasındadır. Son olarak çalışmaların amaçları incelendiğinde, çoklu zeka kuramının akademik başarıya etkisinin en çok incelendiği tespit edilmiştir.

Raile Yavuz
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Madde ve doğası öğrenme alanı kapsamında yapılan deneysel araştırmaların öğrenci başarısına, tutuma ve kalıcılığa etkisi ile ilgili çalışmaların meta analizi

Bu araştırmada, Madde ve Doğası öğrenme alanı kapsamında yapılan deneysel araştırmaların öğrencilerin başarısına, kalıcılığa ve fen dersine yönelik tutumuna etkisi ve etki büyüklükleri incelenmeye amaçlanmıştır. Çalışma 2005-2022 yılları arasında yapılmış yüksek lisans ve doktora tezlerinin meta analiz yöntemiyle incelenmesi amaçlanmıştır. Meta-analize dahil edilen çalışmalar deney ve kontrol grubu içeren çalışmalardır. Araştırmada akademik başarı için 94, tutum için 34, kalıcılık için 15 çalışma yer almaktadır. Araştırmada İşlem Etkililiği meta-analizi kullanılmış ve veriler Hedges's g ye göre hesaplanmıştır. Analiz aşamasında CMAV.3, Excel.2010 ve SPSS.22 programları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Fen eğitiminde Madde ve Doğası konusu ile yapılan çalışmaların etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Akademik başarı için etki büyüklüğü 0,778, tutum için etki büyüklüğü 0,453, kalıcılık için ise 0,813 olarak bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre yapılan çalışmaların akademik başarı üzerinde anlamlı ve orta düzeyde, tutum üzerinde fakat küçük düzeyde, kalıcılık üzerinde ise anlamlı ve büyük düzeyde bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.

Sibel Güneri
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik öğretmen adayları ile diğer öğretmen adayları arasındaki dijital vatandaşlık seviyelerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışma, Matematik öğretmen adayları ile diğer öğretmen adaylarının dijital vatandaşlık düzeylerinin tespit edilmesi ve farklı değişkenler açısından incelenmesi amacı ile tarama modelinde yapılmıştır. Bu araştırmanın örneklemini, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği, Türkçe Öğretmenliği, Fen Bilgisi Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümlerinde öğrenim görmekte olan 1, 2, 3 ve 4. sınıfta okuyan 635 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve "Dijital Vatandaşlık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre, çalışmaya katılan öğretmen adaylarının dijital vatandaşlık düzeylerinin ve dijital vatandaşlık alt boyutlarının, branşlara göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının dijital etik, dijital hukuk, dijital güvenlik, dijital ticaret puan ortalamalarının cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği; dijital sağlık, dijital hak ve sorumluluk, dijital erişim, dijital iletişim ve dijital okuryazarlık puan ortalamalarının ise cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Katılımcıların dijital vatandaşlık boyutlarının yaşa göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği; gelir düzeylerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Ayrıca öğretmen adaylarının dijital vatandaşlık boyutlarının internet kullanım araçlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Bu çalışmada elde edilen sonuçlara göre dijital vatandaşlık ile ilgili nicel ve nitel araştırmaların yapılması, bu konuda öğretmen adaylarına verilecek eğitimlerin ve bu eğitimlerde yürütülecek içeriklerin belirlenmesi bakımından önemli olduğu görülmektedir.

DijitalMatematik eğitimiÖğretmen adayları
Asuman Baydaş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin matematik kaygılarının matematik öz-kavramları ile açıklanması

Bu çalışmanın amacı iki yönlüdür. Bunlardan ilki, sosyo-demografik (cinsiyet) ve akademik değişkenlerin (sınıf ve matematik başarı düzeyi) öğrencilerin matematik öz-kavramları ve matematik kaygıları üzerindeki olası etkilerini incelemektir. İkincisi ise, öğrencilerin matematik öz-kavramları ve matematik kaygıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma modellerinden tarama, nedensel karşılaştırma ve ilişkisel araştırma modelleri kullanılmıştır. Örneklem 705 ortaokul öğrencisidir (5-8. Sınıf düzeyleri). Veriler "Matematik Öz-Kavramı Ölçeği" ve "Matematik Kaygısını Derecelendirme Ölçeği İlköğretim Formu" ile toplanmıştır. Veriler betimleyici istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi, varyans analizi, korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizi ile çözümlenmiştir. Bulgulara göre, öğrencilerin matematik öz-kavramları yüksek düzeyde iken matematik kaygı düzeyleri düşüktür. Çalışma sonuçları, öğrencilerin hem matematik öz-kavramlarının hem de matematik kaygılarının erkek öğrenciler lehine anlamlı düzeyde farklılaştığını göstermektedir. Çalışmanın diğer bir sonucu, öğrencilerin hem matematik öz-kavramlarının hem de matematik kaygılarının sınıf düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiğidir. Çalışmada öğrencilerin matematik başarı düzeylerinin yükseldikçe matematik öz-kavramlarının yükseldiği, tersine matematik başarıları yükseldikçe matematik kaygılarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada, öğrencilerin matematik öz-kavramları ve matematik kaygıları arasında büyük düzeyde, negatif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca regresyon çözümlemesi, matematik öz-kavramının matematik kaygısını yordayan bir değişken olduğunu ve matematik öz-kavramının, matematik kaygısına ilişkin varyansın %27'sini açıkladığını göstermiştir. Çalışma sonuçları ışığında, gelecekte yürütülecek araştırmalara ve uygulayıcılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Eren Karakaş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin COVID-19 döneminde uzaktan eğitim ve sonrasındaki yüz yüze eğitime geçiş süreçleri hakkındaki görüşleri

Bu araştırmanın amacı, fen bilimleri öğretmenlerinin COVID-19 döneminde ve sonrasındaki yüz yüze eğitime geçiş süreçleri hakkındaki görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan fenomenoloji (olgu bilimi) yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, 2020-2023 yılları arasında COVID-19 döneminde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde bulunan illerde görev yapan 30 fen bilimleri öğretmeni ile yürütülmüştür. Veriler yarı yapılandırılmış mülakat kullanılarak elde edilmiştir. Öğretmenler ile yapılan mülakatlardan elde edilen veriler içerik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada, fen bilimleri öğretmenleri uzaktan eğitim süreci ve sonrasındaki yüz yüze eğitime geçiş döneminde, canlı derslere katılımın düşük olması ve internet erişiminde aksaklıklar olmasını gerekçe göstererek öğretimsel problemler yaşadıklarını belirtmiştir. Yüz yüze eğitime geçişte öğrencilerin çoğunda hazırbulunuşluk düzeyinin düştüğü ifade edilmiştir. Ölçme ve değerlendirme açısından uzaktan eğitim sürecinde sağlıklı bir ölçme ve değerlendirme yapılmadığı belirtilmiştir. Ancak, Web 2.0 araçları ile yapılan ölçme ve değerlendirmeler, yüz yüze eğitime kıyasla uygulaması kolay ve zaman bakımından ekonomik olarak değerlendirilmiştir. Köylerde ve bazı ilçelerde sınıflarda akıllı tahta olmaması sebebiyle sınıf ortamında gerçekleştirilemeyen internet tabanlı uygulamalar bu süreçte aktif hale gelmiştir. Öğrencilerin çoğunda pandemi dönemindeki uzaktan eğitim sonrasında teknoloji kullanımında artış gözlendiği ifade edilmiştir. Öğrencilerde bu süreçte fen bilgisi dersine yönelik bilgi eksikliğinin arttığı ve bu bilgi eksikliği gidermek için telafi eğitimleri düzenlendiği, geçmiş konuların tekrar edilerek yeni konulara geçildiği öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. Öğretmenlerin teknoloji ve alt yapı imkânlarının sağlanması halinde harmanlanmış öğrenme modellerini kullanmayı istedikleri, ancak köy ve ilçelerdeki bazı öğretmenlerin mevcut koşullarda uygulamaktan çekindikleri görülmüştür. Öğretmenlerinin çoğunluğu benzer bir kapanma sürecine hazır olduklarını ve daha tecrübeli olduklarını belirtmişlerdir. Ancak pandemi dönemindeki uzaktan eğitim sürecine benzer bir durumla karşılaşmaları halinde psikolojik olarak zorlanacaklarını ifade etmişlerdir. Uzaktan eğitimin etkili bir şekilde uygulanabilmesi için internet erişimin geliştirilmesi, öğrencilere teknolojik cihazlar konusunda destek sağlanması ve öğrencilerin derse aktif katılımının teşvik edilmesi önerilmektedir.

Seher Toğantemur
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sanal ortam deneylerinin kullanılmasının ortaokul öğrencilerinin başarılarına, fen ve teknoloji tutumlarına etkisinin incelenmesi

ÖZ Sanal Ortam Deneylerinin Kullanılmasının Ortaokul Öğrencilerinin Başarılarına, Fen ve Teknoloji Tutumlarına Etkisinin İncelenmesi Şeyma Nur ARI DEMİRAY Yüksek lisans Tezi FIRAT ÜNİVERSİTESİ Eğitim Bilimleri Enstitüsü Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Ana Bilim Dalı Fen Bilgisi Eğitimi Bilim Dalı 2024, Sayfa: XVI+ 137 Bu araştırma ile ortaokul öğrencileriyle farklı ortamlarda yapılan deneylerin öğrencilerin fen bilimleri akademik başarısına, fen bilimleri dersine ve teknolojiye olan tutumuna etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında karma yöntem araştırma yaklaşımı çeşitlerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılarak 2022-2023 Eğitim Öğretim yılında 26 ortaokul beşinci sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney grubundaki 13 öğrenciyle sanal ortam deneyleri, kontrol grubundaki 13 öğrenciyle ise gerçek ortam deneyleri yapılmıştır. Araştırmanın nicel verileri ışığın yayılması ünitesi başarı testi, fen bilimlerine yönelik tutum ölçeği ve öğrencilerin teknolojiye yönelik tutum ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel verilerini elde etmek amacıyla deney ve kontrol grubuyla yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 25 paket programıyla ilişkili örneklemler için Wilcoxon işaretli Sıralar Testi ve Man Whitney U-Testi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nitel verilerin analizindeyse betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel veri analizi sonucuna göre deney grubu öğrencilerinin ışığın yayılması ünitesi başarı testi ön test ve son test puanları arasında (z= 3.063, p<0.05) son test lehine anlamlı fark meydana gelmiştir. Kontrol grubu öğrencilerinin ışığın yayılması ünitesi başarı testi öntest ve sontest puanları arasında (z=-3.071, p<0.05) son test lehine anlamlı fark meydana gelmiştir. Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin ışığın yayılması ünitesi başarı testi son test puanları arasında (U=81.00, p>0.05 ) anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Deney grubu öğrencilerinin fene yönelik tutum ön test ve son test puanları arasında (z=-3.189, p<0.05) son test lehine anlamlı fark meydana gelmiştir. Kontrol grubu öğrencilerinin fene yönelik tutum ön test ve son test puanları arasında (z=-2.447, p<0.05) son test lehine anlamlı fark meydana gelmiştir. Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin fene yönelik tutum son test puanları arasında ise ( U=0.00, p<0.05) kontrol grubu lehine anlamlı bir fark meydana gelmiştir. Deney grubu öğrencilerinin teknolojiye yönelik ön test ve son test puanları arasında (z=-3.059, p<0.05) son test lehine anlamlı fark meydana gelmiştir. Kontrol grubu öğrencilerinin teknolojiye yönelik ön test ve son test puanları arasında ise (z=-0.892, p>0.05) fark meydana gelmediği tespit edilmiştir. Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin teknolojiye yönelik tutum son test puanları arasındaysa (U=18.00, p<0.05) deney grubu öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark meydana geldiği görülmüştür. Araştırmanın nicel bulgularının sonuçlarına göre farklı ortamlarda gerçekleştirilen deneylerin deney ve kontrol grubu öğrencilerinin başarılarını arttırdığı fakat farklı ortamlarda gerçekleştirilen deneylerin öğrenci başarısını arttırmada eşit etki ettiği tespit edilmiştir. Farklı ortamlarda gerçekleştirilen deneyler öğrencilerin fen bilimlerine yönelik tutumunu olumlu yönde etkilemiştir. Fakat gerçek ortam deneylerinin yapıldığı kontrol grubu öğrencilerinin fen bilimlerine yönelik olumlu tutumunun daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Deney grubu öğrencilerinin teknolojiye yönelik olumlu tutum geliştirdiği, kontrol grubu öğrencilerinin ise çalışma süresince teknolojiye yönelik tutumunda bir değişiklik meydana gelmediği sonucuna ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen mülakatlar sonucunda elde edilen nitel verilerin sonucuna göre öğrencilerin fen bilimlerine yönelik ilgisinin, isteğinin ve merakının arttığı, derslerde eğlendiği, yeni bilgiler edindiği ve öğrencilerin çoğunluğunun gerçek ortamda deney yapmak istediği tespit edilmiştir. Fen bilimlerinde deney yapmanın sanal ya da gerçek ortam fark etmeksizin öğrenmeyi kolaylaştırdığı, fakat sanal ortamda deney yapmanın gerçek ortamın sağladığı yaparak yaşayarak öğrenme olanağını sağlayamadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Fen Bilimleri, Gerçek Otam Deneyi, Ortaokul Öğrencileri, Sanal Ortam Deneyi, Teknoloji

Şeyma Nur Arı Demiray
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilerle yaşadığı problemlerin ve onlara yönelik tutumların belirlenmesi

Bu çalışma, sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan ortaokul matematik öğretmenlerinin yaşadıkları problemlerin ve tutumların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanarak tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini basit seçkisiz yöntemle seçilen 2022- 2023 eğitim öğretim yılı 1. Dönem'de Hatay ilinde görev yapan 100 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Formu", "Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği" ve "Sınıfında Mülteci Öğrenci Bulunan Sınıf Öğretmenlerinin Yaşadığı Problemler Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler SPSS (Statistical Package Program for Social Science) 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Betimsel istatistik tekniklerinden frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre araştırmaya katılan öğretmenlerin mülteci öğrencilere ilişkin problemlerinin "orta düzeyde", tutumlarının ise "iyi düzeyde" olduğu tespit edilmiştir. Problem puan ortalamalarının sadece cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunarak kadın öğretmenlerin erkeklere göre daha fazla sorun yaşadığı belirlenmiştir. Tutum puan ortalamalarının cinsiyet, kıdem ve mültecilere yönelik eğitim alma durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği; yaş, bölüm, öğrenim durumu, pozisyon ve öğrenci sayısına göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir.

Sema Erdoğan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin matematik ders başarısına zeka oyunları dersinin etkisi

Bu çalışmanın amacı; Ortaokullarda görülen matematik ders başarısına zekâ oyunları dersinin etkisini incelemektir. Dolayısıyla bu çalışma, 2023-2024 eğitim öğretim yılında, Elâzığ ilinin bir ilçesinde bir ortaokulda okumakta olan yedinci sınıf öğrencilerine karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Karma yöntem çeşitlerinden biri olan iç içe karma desene göre gerçekleştirilen bu çalışmanın katılımcıları uygun örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma için matematik öğretmenleri ve öğrencilere görüşme formu uygulanmıştır. Uygulama; bir dönem içinde haftanın bir gününde zekâ oyunları öğretmeni tarafından günde iki ders saati süre ile deney grubu öğrencileri (n=21) ile zekâ oyunları dersi işlenmiştir, kontrol grubu öğrencileri (n=25) ise normal müfredatlarına devam etmiştir. Elde edilen veriler, SPSS 21 paket programıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-wilks ile tespit edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının kıyaslanmasında bağımsız gruplar t-testi, öğrencilerin yedinci sınıf ile altıncı sınıf puanlarının kıyaslanmasında ise bağımlı gruplar t-testi kullanılmıştır. Böylece deney ve kontrol grubunun ilişkisine ve bir önceki yıl notlarının karşılaştırılmasına bakılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında; gruplar kendi aralarında karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı bir değişikliğin oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak deney grubunun 6. sınıf matematik not ortalamaları ile 7. sınıf matematik not ortalamaları karşılaştırıldığında artış gözlenirken, kontrol grubu not ortalamalarında azalma olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar zekâ oyunlarının öğrencilerin matematik başarılarında istatiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermiştir.

Zeynep Çiftçi
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitimde ortaokul matematik öğretmenlerinin sanal manipülatifleri kullanma süreçlerinin incelenmesi

Eğitim – öğretim faaliyetleri kimi zaman geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi mecburi sebeplerden dolayı uzaktan eğitim yoluyla gerçekleştirilmiş olsada kimi zaman da bazı eğitim – öğretim programları daimi olarak uzaktan eğitim yoluyla gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada uzaktan eğitim sürecinde ortaokul matematik öğretmenlerinin derslerini zenginleştirmek amacıyla neler yaptıkları araştırılmış ve öğretmenlerin derslerinde sanal manipülatif kullanma süreçleri incelenmiştir. Bu çalışmada öğretmenlerin sanal manipülatif kullanma süreçleri incelenecek olduğundan dolayı nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırma üç aşamadan meydana gelmektedir. Problem durumu kapsamında ilk aşamada öğretmenler (dokuz katılımcı) ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve ikinci aşamada bu görüşmeler dahilinde derslerinde sanal manipülatif kullanma deneyimine sahip olmayan üç öğretmen ile ders uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada ise ders uygulamalarından sonra hem üç öğretmenle tekrar yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiş hem de öğrencilerden sanal manipülatif etkinlikleri kullandıkları derslere ilişkin matematik günlükleri yazdırılmıştır. Araştırmanın verileri ses/video kayıtları ve yazılı metinler ile toplanmış ve içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda öğretmenlerin yüz yüze ve uzaktan eğitim sürecinde en çok kullandıkları yöntem/strateji/tekniğin düz anlatım yöntemi olduğu ve diğer kullanılan yöntem, teknik ve stratejilerin hemen hemen aynı olduğu ve hem yüz yüze hem de uzaktan eğitimde kullanlan materyallerin arasında farklılık olmadığı görülmüştür. Öğretmenlerle yapılan ilk görüşme neticesinde öğretmenlerin sanal manipülatiflerin tanımının ve sınırlarının tam olarak farkında olmadığı görülmüştür. Öğretmenler sanal manipülatif kullanma deneyiminden sonra sanal manipülatif kullanımının düşündüklerinin aksine öğretmenin iş yükünü artırıcı faktörlere sahip olduğunu fark etmişlerdir. Ayrıca bazı öğretmenler ve öğrenciler sanal manipülatiflerin derste daha fazla örnek, alıştırma yapmalarına imkan sağladığını görmüşlerdir. Öğrencilerin hemen hemen tamamı sanal manipülatif kullanarak gerçekleştirilen dersleri eğlenceli, faydalı, öğretici bulduklarını ve bu etkinlikleri beğendiklerini ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin neredeyse tamamının sonraki derslerinde sanal manipülatif kullanmak isteyecekleri ve sanal manipülatiflerin tanıtıldığı bir hizmetiçi eğitim programı düzenlense katılmak isteyecekleri sonuçlarına ulaşılmıştır.

MatematikOrtaokul öğretmenleriSanal manipülatifler+1
Esma Nur Özdoğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilgisi öğretmen adaylarının sosyobilimsel bir konu olan sokak hayvanlarının bakımı ile ilgili ahlaki muhakemelerinin incelenmesi

Son yıllarda dünya genelinde birçok kentin çözüm arayışında olduğu tartışmalı bir mesele olan sokak hayvanları özelinde öğretmen adaylarının ahlaki muhakemelerini incelemek bu konuda üretilen bilgi birikimine katkıda bulunacaktır. Öte yandan bireylerin böyle canlı bir ahlaki mesele üzerindeki profillerinin incelenmesi fen eğitimi-ahlak-bilim okuryazarlığı ilişkisinin şekillendirilmesinde önemli katkılar sağlayabilir. Bu bağlamda araştırmanın amacı Bursa Uludağ Üniversitesi'nde öğrenim gören Fen bilgisi öğretmen adaylarının sosyobilimsel bir konu olan sokak hayvanlarının bakımı ile ilgili ahlaki muhakemelerinin incelenmesidir. Mevcut araştırma, farklı sınıf düzeyinde eğitim gören 92 Fen bilgisi öğretmen adayıyla nicel araştırma desenlerinden betimleyici durum tespiti kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak, sokak hayvanları ile ilgili ahlaki muhakemeyi ortaya çıkarabilecek açık uçlu soruların 50 kişilik katılımcı gruba uygulanıp sonuçlarının içerik analizine tabii tutulmasıyla oluşturulan ahlaki muhakeme ölçeği kullanılmış olup; ölçeğin geçerlilik ve güvenirliği uzmanlar tarafından sağlanmıştır. Sokak köpeklerini besleyen bir kişinin beslediği köpeklerden birinin bir bireye saldırması sonucunda bu yaralanmadan sorumlu tutulup tutulamayacağının sorgulandığı senaryoda, katılımcıların 'vakayı izleyen biri olarak', 'hayvanları besleyen birey olarak' ve 'saldırıya maruz kalan birey olarak' olmak üzere üç farklı pozisyonda sorumluluğun besleyen kişide olup olmadığını değerlendirmeleri istenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular neticesinde, pozisyon içi frekans dağılımları ve pozisyonlar arası temalar incelenmiştir. Senaryodaki pozisyonların değişmesiyle birlikte kullanılan argümanların da farklılıklar gösterdiği ve buna bağlı olarak ahlaki muhakemelerinde de farklılıklar oluştuğu tespit edilmiştir. Ayrıca elde ettiğimiz veriler bize Fen bilgisi öğretmen adaylarının sokak hayvanlarının bakımı ile ilgili olarak yeterli bilgiye sahip olmadığını ve bu konudaki muhakemelerinin çoğunlukla sınırlı argümanlara dayalı olduğunu da göstermiştir. Bu nedenle eleştirel düşünmenin ve ahlaki muhakeme becerisinin artması için sosyobilimsel konulara dayalı öğretimin hedeflenmesi, bu konudaki bilgi eksikliklerinin giderilmesi için de sokak hayvanları konusunun GDO, nükleer santraller gibi sosyobilimsel bir konu olarak programa dahil edilmesi önerilmektedir. Bireylerin koşullar değiştikçe iyi ve doğrularının değiştiği ya da çeşitli ahlaki temalara odaklandıkları bir profilden ziyade her koşulda değiştirmeyecekleri iyi ve doğruları oluşturabilmeleri için öncelikle öğretmen adaylarının bu tip bir değişkenlik barındıran ahlaki muhakemelerinin farkına varmaları önemlidir. Bu farkındalık için sokak hayvanları dahil çeşitli sosyobilimsel konular kullanılarak bireylerin ahlaki anlamda değişmeyen iyi ve doğruları seçmeleri noktasında pratikler yapmaları ve bu durumu gerçekleştiremedikleri durumlarda değişkenlik göstermeyen akranları ile diyalog ortamında tartışmalara girmeleri zengin bir ahlaki muhakeme ortamının oluşmasını sağlayabilir. Bu şekilde yetişen öğretmen adayları ise öğretmen olduklarında benzer ortamları öğrencilerine sağlayabilir. Anahtar sözcükler: Ahlaki muhakeme, fen bilgisi öğretmen adayları, sokak hayvanları, sosyobilimsel konular

Aday öğretmenlerFen bilgisiSokak hayvanları+1
Nisa Şen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00