
6
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
A stereological study of renal COX-2 expression in rats treated prenatally with diclofenac sodium
In this study, expression of COX-2 was stereologically and immunohistochemically investigated by administrating the diclofenac sodium which is a nonsteroidal antiinflammatory drug and as a COX-2 inhibitor during pregnancy of rats then by examining their fourth week offsprings' kidneys. Totally 12 adult albino female rats were divided into two groups as diclofenac sodium group as experimental group and control group. Diclofenac sodium was injected (1mg/kg) intraperitoneally to the diclofenac group on the fifth day of pregnancy. The control group did not undergo any procedures. Six diclofenac sodium groups and six control groups were formed from postnatal four-week-old rats. It was perfused under deep anesthesia and transferred to the formoldehide. Routine tissue follow-up was performed. A total of 12 kidneys were collected from the diclofenac and control groups. After incubation, staining was performed. In the stereological examination of the preparations, the volume with point grid; Cell counting was performed with unbiased counting frame and Mann-Whitney U test was used for statistical analysis. In immunohistochemical evaluation, staining intensities were evaluated by scoring technique; COX-2 expressions of postnatal rat kidneys of both groups were found at different concentrations of macular densa, proximal tubule, distal tubule, tubules in the cortex, tubules in the medulla, collecting tubules and glomeruli. It was observed that COX-2 staining levels were significantly higher in the macular densa and collector tubules of the two groups. In scoring method evaluation; In all other regions except macula densa, the mean dye density of the diclofenac group was lower than that of the control group; Proximal tubule, distal tubule and cortical tubule staining intensity was determined with a relatively different score compared to the control group. As a result of stereological calculations, nuance between two clusters (p <0.05) was found statistically significant. Renal volume is higher in the kidneys of the diclofenac sodium group; control group's kidneys were found to have more cells penetrated by COX-2.
2012-2016 yılları arasında Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde histerektomi yapılan hastaların histopatolojik tanı analizi
Bu çalışma 2012 ve 2016 yılları arasında histerektomi yapılan ve patoloji sonuçlarına ulaşılan 227 hastanın verileri üzerinde yapıldı. Tüm yaş gruplarının genel değerlendirilmesi yapıldı. En sık histerektomi nedenleri ve en çok uygulanan cerrahi işlemler tespit edildi. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum kliniğine bu 5 yıllık süreç içerisinde gelen ve gerekli tetkik ve incelemelerden sonra histerektomi operasyonuna alınan hastalar çalışmaya dahil edildi. Retrospektif olarak kayıtların taranması şeklinde planlanmış olan bu çalışmanın amacı; benign hastalıklar nedeniyle yapılan histerektomilerin sayısı, yaş grupları, cerrahi endikasyonlarının neler olduğu ve nihai patoloji sonuçlarının araştırılması ve bu materyallerin histopatolojik sonuçlarının karşılaştırılarak incelenmesidir. Histerektomi operasyonu sonrası hastaların hazırlanan patoloji raporları tek tek incelendi. Histerektomi ameliyatının en çok ve en az yapıldığı yaş grupları, nedenleri, yaş gruplarına hangi cerrahi işlemin uygulandığı ve histopatolojik sonuçlarının neler olduğu retrospektif olarak incelenerek ortaya konuldu. Çalışmamızda istatistiksel olarak belirgin bir fark kaydedilmedi. Elde edilen bulguların daha önce yapılan çalışmalarla parallelik gösterdiği tespit edildi. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Benign, histerektomi, retrospektif analiz.
Deneysel diyabet modeli oluşturulan ratlarda gebelik süresince hipokampusta piramidal nöron sayısındaki değişimin stereolojik olarak incelenmesi
Bu çalışmada Diyabetes mellituslu ve normal sıçanlarda, gebelik dönemlerindeki trimesterlere ait hipokampusta piramidal nöron sayısındaki değişim stereolojik yöntemlerle incelendi. Bunun için sıçanlar rasgele iki gruba ayrıldı. Kontrol grubu (n:18), diyabetes mellitus grubu; Streptozotosin (STZ) ile deneysel diyabet oluşturulan grup (n:18) olarak ayrıldı. Diyabetes mellitus grubuna tek doz olarak hazırlanan 45mg/kg STZ intraperitoneal (i.p) uygulandı. Kontrol grubuna herhangi bir işlem yapılmadı. Uygulamadan 3 gün sonra her iki grup tartılıp kan şeker değerleri ölçüldü, diyabet grubunda kan şekerlerinin 200mg/dl üzerinde olanlar diyabet olarak kabul edildi. Trimester dönemleri için 7, 14 ve 21. günlerde anestezi altında açılan sıçanlardan beyin dokuları çıkarılarak rutin takip ve boyama yapıldı. Sayısal yoğunluk hesaplaması için fiziksel disektör kesitleri 5 µm kalınlığında her altıncı kesit olmak üzere toplam beş kesit bütün gruplardaki hayvanlar için alındı. Nöron sayımı için tüm kesitler Hematoksilen ve eozin ile boyandı. Preparatların stereolojik incelemesinde tarafsız sayım çerçevesi ile hücre sayımı yapıldı. İstatistiksel analizde Mann-Whitney U testi kullanıldı. Stereolojik hesaplamalar sonucunda diyabet ve kontrol grupları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulundu(p<0.05).Ancak trimesterler arasında herhangi bir fark gözlenmedi.
Deneysel diyabet modelinde, krisin'in endokrin pankreasta VDAC1 ekspresyonu üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Diyabet, pankreas beta hücrelerinde yapısal ve fonksiyonel bozulmalara yol açarak hastalığın ilerleyiĢinde kritik rol oynar. Flavonoid yapılı doğal bileĢik olan krisin'in antidiyabetik, antioksidan ve daha birçok hücre koruyucu etkileri çeĢitli çalıĢmalarda bildirilmiĢ olsa da, diyabetik koĢullarda endokrin hücrelerindeki Voltaja Bağımlı Anyon Kanalı (VDAC1) ekspresyonu üzerine etkileri aydınlatılmamıĢtır. Bu çalıĢmada streptozotosin (STZ) ile diyabet oluĢturulan sıçanlarda krisin'in pankreas dokusunda VDAC1 düzeyleri, insülin sentezi ve apoptoz göstergeleri üzerindeki olası koruyucu etkilerinin araĢtırılması amaçlanmıĢtır. ÇalıĢmamızda toplam 32 adet Wistar albino cinsi eriĢkin erkek sıçan dört gruba ayrılmıĢtır (n=8): kontrol (K), krisin (CHR), diyabet (DM) ve diyabet+ krisin (DM+CHR). DM ve DM+CHR gruplarına çalıĢmanın baĢlangıcında (0.gün) 45 mg/kg, intraperitoneal (i.p) STZ uygulanmıĢ; 3. günde ölçülen kan glukoz değerlerinde hiperglisemi doğrulanmıĢtır. Krisin maddesi CHR ve DM+CHR gruplarına 50 mg/kg/gün dozda, 21 gün boyunca intragastrik yolla verilmiĢtir. Deney süresi boyunca 0., 3., 10., 17 ve 24. günlerde kan Ģekeri düzeyleri ve vücut ağırlığı takip edilmiĢtir. Tez çalıĢmamız sonucunda DM grubunda kan Ģekeri seviyelerinin belirgin Ģekilde arttığı ve vücut ağırlığında düĢüĢ meydana geldiği gözlenmiĢtir. DM+CHR grubunda ise hipergliseminin ve ağırlık kaybının istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde kontrol altına alındığı gözlenmiĢtir. ÇalıĢmanın sonunda alınan pankreas dokuları histopatolojik ve immünohistokimyasal (ĠHK) olarak incelenmiĢtir. Histolojik analizler, diyabet grubunda belirgin adacık dejenerasyonu ve hücre kaybı olduğunu göstermiĢtir. Krisin uygulaması, bu patolojik değiĢiklikleri önemli ölçüde düzeltmiĢtir. Gruplarda VDAC1, insülin ve kaspaz-3 antikorları kullanılarak adacık hücrelerinin ĠHK değerlendirmeleri incelendiğinde, kontrol grubuna göre DM grubunda insülin ekspresyonunun anlamlı düzeyde azaldığı ve kaspaz-3 ve VDAC1 ekspresyonunun anlamlı düzeyde arttığı gözlenmiĢtir. DM grubuna göre DM+CHR grubunda insülin ekspresyonunun anlamlı düzeyde arttığı, kaspaz-3 ve VDAC1 aktivitesinin ise anlamlı düzeyde azaldığı gözlenmiĢtir. Sonuç olarak, elde ettiğimiz veriler krisin'in STZ ile indüklenen diyabetik hasarı hafifletmede potansiyel koruyucu etkilere sahip olduğunu; hücresel fonksiyonları destekleyerek VDAC1 ekspresyonunu düzenlediğini ve diyabete bağlı apoptozun azaltılmasına katkı sağladığını göstermektedi
Sigara içen bireylerin semen parametrelerinin ışık mikroskobu düzeyinde incelenmesi
. Bu çalışma sigara içen 35, sigara içmeyen 35 birey olmak üzere toplamda 70 birey üzerinde yapıldı. SB. SBÜ. Van Eğitim Araştırma Hastanesi Üroloji kliniğine gelen infertilite kriterlerimize uyan ve onay veren bireylerden alınan semen numuneleri mikroskobik ve makroskobik açıdan değerlendirilmek üzere çalışmaya alındı. Bu çalışmanın amacı sigaranın semen parametreleri üzerinde etkili olup olmadığını ve etkiliyorsa ne derece etkilediğini ortaya koymaktır. 3-5 günlük cinsel perhizden sonra alınan örnekler öncelikli olarak likefiye olmaları için yaklaşık olarak 20 dk. bekletildi. Ardından semen hacmi ölçülüp not edildi. Renk, görünüm, pH, likefaksiyon süresi, viskozitesi kaydedilerek makroskobik inceleme için hazırlıklara başlandı. Alt üst edilen sperm örneğinden lam üzerine 10µl damlatılarak lamelle yayılıp havada kurutulmuştur. Mikroskobik değerlendirme için elde edilen preparatlar 100'lük objektif ile ışık mikroskobunda incelendi ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO 2010) kriterlerine uygun olarak analizleri yapıldı. Çalışmamızda sigara kullanan grup ile kullanmayan grubun yaşa bağlı olarak semen parametreleri hareketli, hareketsiz, yavaş, toplam sperm konsantrasyonu, sayı ve kruger açısından değerlendirilip karşılaştırıldı. İstatistiksel olarak belirgin bir fark kaydedilmedi. Bu çalışma ile semen parametreleri üzerinde sigaranın etkisinin olmadığı gözlemlendi. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır.
Sıçanlarda ultraviyole a ve b ile indüklenmiş deri hasarında ellajik asit ve silibininin doku koruyucu, antiapoptotik ve antioksidan etkilerinin moleküler ve stereolojik yöntemlerle araştırılması
Keskin S. Sıçanlarda Ultraviyole A ve B ile İndüklenmiş Deri Hasarında Ellajik asit ve Silibininin Doku Koruyucu, Antiapoptotik ve Antioksidan Etkilerinin Moleküler ve Stereolojik Yöntemlerle Araştırılması. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Tıbbi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Van, 2018. Çalışmalar Ultraviyole A ve B (UVAB) radyasyonunun oksidatif stres ve DNA hasarına neden olduğu, ellajik asit (EA) ve silibininin (SB) antioksidan özellik gösterdiğini bildirmektedir. Bu çalışmada, deneysel olarak sıçan sırt derisinde oluşturulan UVAB hasarına karşı EA ve SB'nin tedavi etkinliği biyokimyasal, immünohistokimyasal (TUNEL) ve stereolojik yöntemlerle araştırıldı. Bu amaçla, oksidatif stres ve apoptozda meydana gelen değişiklikler, stereolojik inceleme ile birlikte değerlendirildi. Her biri 7 Wistar albino dişi sıçandan oluşan 6 grup oluşturuldu. Gruplar; Kontrol (K), Ultraviyole A ve B grubu (UVAB), Ellajik asit (EA) grubu, Silibinin (SB) grubu, UVAB+EA (Ultraviyole AB grubu+Ellajik asit) grubu ve UVAB+SB (Ultraviyole AB grubu+Silibinin) grubu olarak adlandırıldı. UVAB, UVAB+EA ve UVB+SB grubundaki hayvanlar 30 gün boyunca günde 2 saat süreyle UVAB ışınına maruz bırakıldı. UVAB+EA ve UVAB+SB gruplarına her UVAB uygulamasından 30 dk önce 50 mg/kg/gün EA ve 50 mg/kg/gün SB gavaj yoluyla verildi. UVAB uygulanmayan EA ve SB gruplarına ise aynı dozlarda 50 mg/kg/gün EA ve SB gavaj yoluyla verildi. Bütün hayvanlar 30. günde sakrifiye edildi. Analizler için sırt deri dokuları alındı. Araştırma sonuçlarına göre; UVAB grubu ile Kontrol grubu kıyaslandığında Total Antioksidan Seviyesindeki (TAS) azalma ve SB ve EA verilen tedavi grupları ile UVAB grubu kıyaslandığında TAS seviyesindeki artış anlamlı değildi (p>0.05). UVAB grubu kontrol grubu ile kıyaslandığında Total Oksidan Seviyeleri (TOS) ve Oksidatif Stres İnseksi (OSİ) seviyelerinde anlamlı bir artış olduğu saptandı (p<0.05). Ancak TOS ve OSİ seviyelerindeki bu artışların tedavi gruplarında anlamı derecede azaldığı gözlendi (p < 0.05). Çalışmada elde edilen stereolojik bulgular değerlendirildiğinde UVAB grubunda epidermis hacim oranında kontrol grubuna göre anlamlı bir artış olduğu gözlendi (p<0.05). Tedavi gruplarındaki sıçanların dorsal deri epidermis kalınlıklarında ise UVAB grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş olduğu saptandı (p<0.05). EA ve SB'nin UVAB'nin birlikte uygulandığı gruplarda, mast hücre sayısı UVAB grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede azalmıştır (p<0.05). Çalışmada UVAB+EA ve UVAB+SB tedavi gruplarında TUNEL pozitif hücre sayısı, UVAB grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı şekilde azalmıştır (p<0.05). Bu çalışma, ellajik asit ve silibininin UVAB hasarı tedavisinde faydalı olabildiğini ortaya çıkarmıştır. Burada elde edilen bulguların desteklenmesi için ellajik asit ve silibininin farklı dozlarının oral olarak verilmesi veya topikal olarak denenmesi ile yapılacak in vitro ve in vivo daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar sözcükler: Deri, Ellajik asit, Apoptoz, Oksidatif stres, Silibinin, Stereoloji, UVAB.