Yalova University
Institute

Institute of Graduate Studies

Yalova University

760

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Şerhu'l-Akāid temelinde Teftâzânî'nin Muʻtezile eleştirisi

Akaid sahasında yazılmış eserler arasında geçmişten günümüze müslümanlar üzerinde en çok tesir bırakanlardan biri Teftâzânî'nin Şerhu'l-Akāid'i olmuştur. Müellif, orta hacimde telif etmiş olduğu bu eserinde yeri geldikçe Mücessime, Kerrâmiyye, Cebriyye ve Şîa gibi fırkaların muhalif görüşlerine temas edip cevaplar vermekle beraber, ilmî mücadelesini esas olarak kitabın başından sonuna kadar Muʻtezile'ye karşı yapmaktadır. Biz de bu çalışmayla hem Teftâzânî'nin izahları ışığında sahabeden bu yana müslümanların büyük çoğunluğunun tâbi olduğu Ehl-i sünnet itikadının daha iyi anlaşılmasını hem de Muʻtezile'ye nispet edilen görüşlerin onların kendi kaynaklarında nasıl geçtiğini mukayese etmeyi hedefledik. Şerhu'l-Akāid'de iki fırka arasındaki ihtilâflı mevzuları iki bölümde topladık. Konuların sıralamasında genellikle Şerhu'l-Akāid'i esas alırken, iki bölüm halindeki dağılımında Şerhu'l-Makāsıd'ın tertibini tercih ettik. Tezin giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve kaynaklarına değindikten sonra Teftâzânî ve Şerhu'l-Akāid'in tarihten günümüze müslümanlar üzerindeki etkisi ile Muʻtezile'nin beş ilkesi ve akılcılığı konularında özet bilgiler verdik. "İlâhiyyât" başlığını taşıyan birinci bölümde Allah Teâlâ'nın sıfatlarına ilişkin konular ile bu sıfatlarla yakından ilgili olan kulların fiilleri bahislerini inceledik. "Nübüvvât ve Semʻiyyât" başlığını taşıyan ikinci bölümde ise nübüvvet ve âhirete ilişkin meselelerin yanı sıra, mürtekib-i kebîre ve iman-amel ilişkisi gibi konuları ele aldık. Teftâzânî'nin Şerhu'l-Akāid'de Muʻtezile'ye nispet ettiği görüşlerin, onların kendi kaynaklarında savundukları görüşlere genel olarak mutabık olduğunu tespit ettik. Teftâzânî'nin cevap ve eleştirilerini ilmî tenkit yöntemiyle oluşturduğunu, tahkir ve tekfir edici üsluptan kaçındığını müşahede ettik. Onun eserde Muʻtezile'ye yönelik yaptığı ilk eleştiri, bazı Muʻtezilî kişilerin mihne olayına sebebiyet veren tavrıyla ilgilidir. Temel eleştirileri ise; onların akaid alanında sünnete ve sahâbe cemaatinin takip ettiği esaslara muhalif kaideleri ilk tesis eden fırka olması, kelâmda aşırıya gitmesi, inanç esaslarının birçoğunda felsefecilerin metodunu takip edip onların etkisinde kalması, Allah Teâlâ ile ilgili meselelerde eksik düşünmesi ve bunlar hakkında Allah'ı kullarla kıyaslayarak hüküm vermesi şeklindedir.

Ehl-i sünnetMutezilePeygamberlik+3
Asıf Ağdağ
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kudüs'ün ABD tarafından İsrail'in başkenti ilan edilmesinin Türk yazılı basınındaki yansımaları

Kudüs vahiy dinlerinin ortak kutsalıdır. Bu kutsiyeti dolayısıyla tarih boyunca birçok devletin hedefi olmuş ve pekçok kez el değiştirmiştir. Sadece Müslümanların himayesinde huzur bulmuş ve vahiy dinlerine mensup insanlar 13 asır Kudüs'te refah içinde yaşamışlardır. Günümüzde Filistin-İsrail çatışmasının yaşandığı Kudüs; Türk-İslam Medeniyeti'nin adaletine hasret kalmıştır. Uluslararası platformda Kudüs'ün statüsü hakkında yasal ve diplomatik açıdan farklı görüşler bulunmaktadır. Devletler ve uzmanlar da aynı şekilde uluslararası kanunlar çerçevesinde Kudüs'ün statüsü hakkında farklı bakış açılarına sahiptirler. Fakat BM üye devletlerinin ve uluslararası örgütlerin hemen hepsi, İsrail'in 1967'de Altı Gün Savaşı'yla Doğu Kudüs'ü kontrolüne geçirmesini ve 1980'de yürürlüğe sokulan ve Kudüs'ün bir bütün olarak İsrail'in başkenti olduğunu öngören Kudüs Yasası'nı tanımamaktadırlar. 6 Aralık 2017'de ABD Başkanı Trump, 1995 yılında ABD Senatosu'nda çıkarılan Kudüs Yasası'nı veto etmemiş ve Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak ilan etmiştir. Ayrıca Tel Aviv'de bulunan ABD Büyükelçiliği'nin de Kudüs'e taşınması talimatını vermiştir. Karar BM Genel Kurulu'nda, Türkiye'nin öncülüğünde, ezici bir oy üstünlüğüyle reddedilmiştir. Trump'ın kararı dünya devletlerince tepkiyle karşılanmıştır. ABD'nin Kudüs Yasası'nın yürürlüğe konulması, dünya medyasında geniş yer bulmuştur.Türk Yazılı Basını da Kudüs meselesine kuvvetli bir ilgi duymuştur. Bu tezde Türk Yazılı Basını'nın Kudüs meselesine bakış açısı anlatılacaktır. Örneklem olarak Hürriyet, Sözcü ve Yeni Şafak gazeteleri seçilmiştir. Gazete köşe yazarlarının bir mesele hakkında ideolojik tavır alışları, algı ve kanaat oluşturmada haberlerden daha etkili olduğu için Trump'ın Kudüs kararı hakkındaki araştırmamız köşe yazarları üzerinden yürütülmüştür.

Amerika Birleşik DevletleriBasınBaşkentler+7
Mücahit Furkan Asan
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocuk ve topluma yeniden kazandırılma sürecinin güçlendirme yaklaşımı bağlamında değerlendirilmesi

Günümüz toplumlarında suça sürüklenen çocuk sorunu gelişmişlik düzeyi fark etmeksizin bütün ülkelerin başlıca problemlerinden biri haline gelmiştir. Toplumların bu sorunu her geçen gün artarak devam etmekte ve bu noktada devletler hem ulusal düzeyde hem de uluslararası düzeyde politikalar belirlemeye ve hukuki düzenlemeler yapmaya başlamıştır. Bu hukuki düzenlemelerin ve politikaların temel amacı çocuğun yüksek yararını benimseme ilkesiyle hareket etmektir. Sosyal bir sorun olarak suça sürüklenen çocuğun topluma yeniden kazandırılması ve rehabilite edilmesi en önemli amaç olmalıdır. Toplumsal bir sorun olarak suça sürüklenen çocuk ele alındığında özellikle sosyal hizmet mesleğinin gerekliliği daha fazla göze çarpmaktadır. Sosyal hizmet mesleği mikro, makro ve mezzo düzeyde suça sürüklenen çocuklarla ilgili çalışmalar yapmaktadır. Çocuğun suça sürüklenme nedeninden adli yargı sürecine, topluma kazandırılma süreçlerinden denetimli serbestlik uygulamalarına kadar çocukla bire bir çalışma gerçekleştiren bir meslek olarak sosyal hizmet ve uygulamaları bu alanda geniş yer almalıdır. Bu çalışmada suça sürüklenen çocuklara cezaevlerinde uygulanan farklı eğitim türleri ele alınmıştır. Bu eğitim türlerinden birincisi Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi ikincisi ise Ardıç Psikososyal Destek Müdahalesi programıdır. Bu modüllerde temel amaç çocuğun yüksek yararı ilkesi korunarak, sapma davranışının ortaya çıkış nedenini araştırmak ve bu neden üzerinden çocuğun topluma yeniden kazandırılmasını sağlamaktır. Çocuklara uygulanan eğitim ve psikososyal destek uygulamaları bu noktada sosyal hizmet uygulamalarından faydalanmalıdır. Bu çalışmada suça sürüklenen çocuklara uygulanan modüller, güçlendirme yaklaşımı bağlamında değerlendirilmiş olup güçlendirme yaklaşımının uygulama temellerinden olan motivasyon, sorun çözme becerisi, farkındalık yaratma, bilişsel yeniden yapılandırma gibi uygulamalar ve bu sosyal hizmet yaklaşımının uygulama temeli açıkça belirtilmiştir.

Psikolojik güçlendirmePsikososyal destekSosyal hizmetler+5
Hamza Aydemir
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ana konuları ekseninde Şuara suresi tefsiri

Kur'ân-ı Kerîm, Rabbimiz tarafından tüm insanlığa gönderilmiş olan, okuyup üzerinde iyice düşünmemiz ve hayatımızda uygulamamız gereken yüce bir kitaptır. Tarih boyunca müslümanlar onu daha iyi anlamak için tefsir çalışmaları yapmışlardır. Konulu tefsir metodu da bunlardan biridir. Çalışmamız bu metodun sûre çerçeveli tefsir yöntemi ile yapılmış ve çalışmamızda klasik, modern tefsir kitaplarından, hadis kaynaklarından, makalelerden, sözlüklerden ve ansiklopedilerden yararlanılmıştır. Bakış açısını zenginleştirmek amacıyla başka sûrelerden konu ile ilgili âyetlere ve hadislere de yer verilmiştir. Şuarâ sûresinde, tevhid inancı vurgulanmakta, ahiret inancı ve ahlak konularına yer verilmekte, vahyin öneminden, indirilen Kur'ân hakikatinden bahsedilmektedir. Ayrıca toplumları helâk eden ve yozlaşmasına neden olan olumsuz davranışlara dikkat çekilmekte, müşriklerin Hz. Peygamber'e ve Kur'ân'a karşı aldıkları olumsuz tavırdan dolayı daha önceki kavimlerden örnekler verilerek bu menfi davranışları sürdürmeleri hâlinde aynı sonuçla karşılaşacakları tehdidî bir uslûpla ifade edilmektedir Çalışmamız bir giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konulu tefsir metodu kısaca tanıtılmakta, birinci bölümde sûre ile ilgili temel bilgilere yer verilmekte, ikinci bölümde ise sûre ana ve alt başlıklara ayrılarak incelenmektedir. Şuarâ sûresi başlangıçta Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinin gâyet açık ve anlaşılır olduğunu vurgulamakta ve Hz. Peygamber'in iman etmemekte ısrar eden müşrikler için daha fazla üzülmemesi gerektiği hususuna değinmektedir. Tevhid inancını yerleştirmek için insanın çevresindeki habitatı delil göstermekte ve kâinattaki âlâmetlerle birlikte, kendi nefsine dikkat çekerek tek bir yaratıcıya iman etmesini amaçlamaktadır. Sûrede müşriklerin istihzaî bir tavırla azap istemelerine karşılık, örnek olarak verilen yedi peygamber kıssası ile iman etmeyen kavimlerin hazin sonu aktarılarak uyarılarda bulunulmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in insan( şair) ürünü olmadığı çeşitli delillerle ispat edilerek ilahi menşeini dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler : Kur'ân-ı Kerîm, Konulu tefsir, Şuarâ sûresi, Tevhid, Nübüvvet.

Kur'an-ı KerimPeygamberlikTefsir+3
Ayşe Çelik Ergin
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Biyokütle gazlaştırma işlemi ıçin çinko titanat esaslı H₂S adsorbentlerinin geliştirilmesi

The goal of this research study is to develop copper promoted zinc titanate based adsorbents and examine H2S elimination during biomass gasification process by combining desulfurization and reforming stages. Firstly, the effects of fluid velocity and temperature on the desulfurization of Zn2TiO4 (ZT) were investigated to determine mass transfer limitation. The tests with different gas flow rates suggested that surface-reaction controlled the mechanism; while the reaction rates at high temperatures were found greater resulting high diffusion coefficient. The relationship was supported with TEM analysis, demonstrating that high temperature enabled formation of small ZnS particles which suppressed product layer resistance. Under both steam and H2 atmospheres, the efficiency of ZT sample was reduced due to the steam poisoning of active sites, thereby the activity was decreased. In the second part, copper doped zinc titanate (Cu-ZT) adsorbents with different Cu/Zn weight ratios were prepared with co-precipitation method and the properties of the samples were investigated by XRD, XPS, BET and SEM/EDS analyses. XPS analysis revealed that the successful addition of Cu into the main lattice which was confirmed by presence of Cu2p3/2 state and oxygen peaks with high-intensity. The doping with Cu significantly affected the desulfurization efficiency especially under H2 atmosphere; which H2S removal of bare ZT was almost zero, while Cu-ZT adsorbent exhibited approximately 60% removal after 5 h. In the last part; different amounts of Cu-ZT adsorbents were incorporated with CaSiO3 based filter via ball-milling process to integrate as a protective layer for Ni/Al2O3 impregnated filter during hydrocarbon reforming. The characterization with XRD, SEM and FTIR techniques indicated that Cu-ZT grains were homogenously distributed on the host lattice of ceramic filter. The incorporation of Cu-ZT into the filter structure remarkably enhanced the sulfur resistance under reducing and gasification atmospheres which were attributed to the increasing affinity and preventing diffusion limitation. Although, the CH4 and C6H6 reforming activities of Ni/Al2O3 based catalytic filter decreased in the presence of H2S, the performance was improved by integrating with the Cu-ZT/filter sample as primarily active stage in the integrated process. The hybrid process displayed superior reforming efficiencies for CH4 and C6H6 degradation in the H2S atmosphere, which were 10 times higher for methane and 1.15 times higher for benzene than that of the single stage system. Herein, an innovative concept was found to obtain high quality synthesis gas by integrating desulfurization and reforming processes.

SeparationGas technologyGasification+1
Özlem Tuna
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Müzakere edilmiş tüm barış anlaşmaları nihai midir? Ruanda ve Burundi'de barışı yeniden tesis etmek ve sürdürmek

Intra-state conflicts have been on the rise since the end of the Second World War. The number of intra-state conflicts, especially including civil wars has been increasing since the end of the Cold War. These conflicts have been very intense especially in Africa, Asia and the Middle East. Resolving these conflicts and settling the peace again need great efforts by the conflicting parties and third parties trying to help them to sit at a negotiation desk to agree on a negotiated, comprehensive agreement. However, a negotiated, comprehensive peace agreement does not necessarily mean a successful negotiation process. The main aim of this dissertation is to put forward that negotiation process is not a one-time deal bringing a fast solution for an intra-state conflict, yet it is a long process that could take years consisting of five main phases such as pre-negotiation, preparation, negotiation proper, implementation and post-negotiation. This study mainly aims to answer these two questions: Are all negotiated peace agreements are final? What are the factors influencing a successful negotiation process for intra-state conflicts? While answering these questions this study enjoys the theoretical perspective of negotiation theory that especially flourished in the 1990s. This study enjoys three different research methods for triangulation: case study, process tracing and crisp-set Qualitative Comparative Analysis (csQCA). Rwanda and Burundi are main cases subjected to case study and process tracing analyses. In addition, eight different countries like Burundi, Rwanda, Liberia, Sudan, Ivory Coast, Sierra Leone, Mozambique, Guinea Bissau from Sub-Saharan Africa are used as cases for csQCA analysis. The datasets produced by the esteemed research institutes like the Peace Accords Matrix prepared by the Kroc Institute for International Peace Studies of the University of Notre Dame, UCDP Peace Agreement Dataset Version 19.1 of the Department of Peace and Conflict Research of Uppsala University and Peace Agreements Database (PA-X) of the University of Edinburgh were used for analysis. Six main independent variables such as duration, conflict escalation, political and military power-sharing, inclusion of woman/gender related provisions, pre-negotiation agreements, and neighboring countries' involvement have been operationalized into main and sub-hypotheses and tested through empirical means in this study. The most significant outcome of this study is that duration is a necessary and sufficient condition for a successful negotiation process. The longer the process the more successful it is. Apart from main variables, this dissertation claims that witnessing of international community and institutions, mediator out of the region, the fame of the mediator, civil society's participation into the negotiation process are also important conditions for successful negotiation processes.

AgreementsPeacePeace process+5
Öncel Sençerman
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de tersine iç göçü engelleyen faktörler, sorunlar ve çözüm önerileri: İstanbul ili örneği

İnsanlık tarihi ile başlayan, Sanayi Devrimi ile ivme kazanan ve günümüzde hala devam eden iç göçler; gerçekleşmesi bakımından sosyo-ekonomik, siyasal, çevresel ve kültürel yönleri ile karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu sebeple tarihsel sürece bakıldığında iç göçlerin karmaşıklığı ve nedenselliği bağlamında göçlerin belirleyicilerinin neler olduğuna dair çeşitli kuramlar geliştirilmiştir; ancak Türkiye de dahil olmak üzere çoğu ülkede yaşanan iç göçler; genellikle Lee'nin İtme-Çekme Teorisiyle ya da Ravenstain Göç Kanunları ile ilişkilendirilmiş ve açıklanabilmiştir. Bunun nedeni, insanların ekonomik nedenler başta olmak üzere daha iyi bir yaşama kavuşmak amacıyla gelişmemiş bölgelerden gelişmiş bölgelere doğru göç etmeleridir. Herkesin aynı yöne göç etmesinden dolayı iç göçler sonucunda varılan bölgelerde ya da kentlerde nüfus yığılmaları yaşanmıştır. Nüfus yığılmalarına maruz kalan bu kentlerde eğitim, sağlık, işsizlik, konut, çevre gibi birçok alanda sosyo-ekonomik ve kentsel sorunlar kendisini göstermeye başlamış ve bu sorunlar zamanla birikerek kentlerin çekici özelliklerinin olumsuz etkilenmesine neden olmuştur. Yaşanan iç göçler sonucu terk edilen yerlerde ise nüfusun aktif kesiminin gitmesi, daha az girişimci, daha az dinamik kesimin geride kalmasına ve göç veren yerlerin gelişme hızlarını düşmesine neden olmuştur. Ayrıca iç göçler, kırsal bölgelerde tarımda üretim ve verimin düşmesine hatta durma noktasına gelmesine neden olmuştur. Geçmişte yaşanan iç göçlerin hem varılan yerde hem de terk edilen yerde sebebiyet verdiği sorunları ortadan kaldırabilmek, boşalan kırsal alanlara tekrardan hayat verebilmek; ancak tersine iç göçleri sağlayabilmek ve sürdürülebilir hale getirmek ile mümkün gözükmektedir. Tersine iç göç diğer adıyla geri dönüş göçü, en genel ifade ile ülke sınırları içerisinde göç edenlerin terk ettikleri yerlere geri dönmeleridir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı; Türkiye'deki iç göçün tersine dönmeye başlamasına etken olan faktörlerin neler olabileceğini saptayabilmek ve 2000'li yıllar ile başlayan bu tersine iç göçün sürdürülebilir hale gelmesi için tersine iç göç belirleyicilerini ve engelleyici faktörlerini ortaya koyabilmektir. Ayrıca Türkiye'de tersine iç göçe yönelik mevcut teşviklerin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesinin yapılması ve henüz tersine göç etmeyen kişilerin göç kararları üzerinde bu teşviklerin nasıl bir etken olduğunun araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilinde 384 katılımcıyla anket çalışması yapılmıştır. Bu saha çalışması sonucunda elde edilen veriler SPSS 25 Programı ile analiz edilmiş ve elde edilen bulgulara dayanılarak Türkiye'de tersine iç göçü engelleyen faktörler, sorunlar saptanarak; çözüm önerileri sunulmuştur.

Geriye göçGöçlerİstanbul+1
Bahar Altunok
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de engelli istihdamında işverenlerin yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri: Yalova ili örneği

İşsizliğin yoğun bir şekilde yaşandığı günümüz koşullarında, insanın hayalini kurduğu işi elde edebilmesi ve bu işi elde tutabilmesi gün geçtikçe daha önemli hale gelmektedir. Engelli bireyler yaşanan bu süreçten normal ve sağlıklı bireylere göre çok daha fazla etkilenmektedir. Türkiye'de dâhil olmak üzere birçok ülke bu konuda bir dezavantaj olarak görülen engelliğin etkilerini en aza indirmek ve onları desteklemek amacıyla istihdam politikaları uygulamaktadır. Engelli istihdamına yönelik uygulanan politikaların engellilerin işe girişte yaşadığı sorunlar temelinde şekillendiği görülmekte olup bu konuda arz yönlü bir yaklaşım yeterli olmamaktadır. Bunun yanında istihdam sürecinin en önemli aktörlerinden olan işverenlerin yaşadığı sorunları ve beklentilerinin analiz edilerek uygulamaya konulacağı talep yönlü yaklaşımlara da ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, engelli istihdam sürecinde yaşanan sorunlar ve istihdam politikaları detaylı bir şekilde ele alınarak iş piyasasının talep yönünü teşkil eden işverenlerin engelli istihdamında yaşadığı sorunlara yönelik alan araştırması yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; zorunlu istihdam yöntemlerine ilişkin mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı, sektör ve işyeri tehlike sınıfları ile kontenjan açıkları arasında anlamlı bir ilişki olduğu, engelli istihdamında zorunlu kota uygulamasına alternatif olabilecek farklı istihdam yöntemlerine ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve ele alınmış olup engellilik türleri, engelliliği açıklayan başlıca modeller ve engelli istihdam yöntemlerine değinilmiştir. İkinci bölümde; Türkiye'de engelli istihdamına yönelik yasal düzenlemeler ve engelli istihdam politikalarının uygulayıcısı konumunda olan kurumların faaliyetleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise yapılan alan araştırmasına yer verilerek işverenlerin engelli istihdamında yaşadığı sorunlara yönelik elde edilen bulgular analiz edilerek değerlendirme yapılmıştır. Sonuç kısmında ise mevcut literatür incelemesi ve araştırma bulgularından edinilen bilgiler ışığında çözüm önerileri sunulmuştur.

Engelli istihdamıEngelli kişilerEngellilik+4
Ahmet Cahit Akman
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ülke kredi derecelendirme notlarının belirlenmesinde kullanılan göstergelerin etkileri: G-20 üyeleri üzerine bir araştırma

Finansal piyasaların gelişmesi ile bu piyasalarda bilgiye duyulan ihtiyaç da artmıştır. Bu bilgiler kullanılarak hem tahviller aracılığıyla borçlanan kuruluşlar hem de ülkeler özelinde değerlendirmeler yapılmaktadır. Risk yönetimi için bu değerlendirmeler önem arz etmektedir. Bu amaçla kullanılan yöntemlerden biri de var olan nitel ve nicel bilgilerin analiz edilmesi ile belirlenen kredi derecelendirme notları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu notlar kredi derecelendirme kuruluşlarının, bir kuruluşun veya ülkenin borçları ödeme yeteneği ve kapasitesi hakkındaki kanaatlerini ifade etmektedir. Ülke kredi derecelendirme notları her ne kadar yatırımcılar için önemli bir bilgi kaynağı olsa da eleştirilere uğrayabilmektedir. Bu eleştiriler metodolojilerde yararlanılan nitel ve nicel değişkenleri kapsamaktadır. Not derecelendirme sürecinde incelenen ekonomik ve finansal yapıya ilişkin veriler makroekonomik göstergeler olarak ifade edilmektedir. İstatistiki analizlerde de ele alınan makroekonomik göstergelerin etkinliği ile ilgili eleştirilerin yanı sıra, kurumsal değerlendirmeler ve politik riske ilişkin görüşlerin sübjektifliği üzerine de literatürde tartışmalar bulunmaktadır. Ülke kredi derecelendirme notları üzerinde etkili olan ve halihazırda literatürde yer alan makroekonomik göstergelerin G-20 üyeleri üzerinde test edilmesi ile; dünya ekonomisinin büyük bir bölümü için bir değerlendirme yapılabilecektir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı; üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu olarak nitelendirilen Standard and Poor's, Moody's ve Fitch tarafından belirlenen ve seçilmiş G-20 ülkelerinin kredi notlarında etkili olan faktörlerin analiz edilmesidir. Bu notların belirlenmesinde halihazırda kullanılan değişkenlerin yanı sıra, notlar üzerinde etkili olabilecek diğer değişkenlerin de analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda araştırma değişkenleri olarak doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımları, ithalat ve ihracata ilişkin göstergeler ele alınmıştır. Bir başka ifade ile; kontrol ve araştırma değişkenleri modelde yer aldığı biçimiyle daha önce bir araştırmaya konu olmamıştır. Çalışma kapsamında, üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun verdikleri notların belirleyicileri için oluşturulan modeller ele alınmıştır. Bu çalışma; küresel düzeyde faaliyet gösteren ve küresel ekonominin önemli bir parçası olan ülke kredi derecelendirme kuruluşlarının kullandıkları metodolojilerin değerlendirilmesi ve farklı makroekonomik göstergelerin analizlerde kullanılmasının öneminin anlaşılması açısından farklılaşmaktadır. Yapılan ekonometrik analizler neticesinde, uluslararası ticaret ve uluslararası finans alanlarında çıkarımlarda bulunabilmektedir. Ayrıca; bu çıkarımların hem yatırımcılar hem de düzenleyici kuruluşlarca kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalar olduğu anlaşılmaktadır. Bu noktalar; üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun kullandıkları derecelendirme metodolojilerindeki farklılıklar ile açıklanabilmektedir. Ayrıca; kredi derecelendirme notlarına ilişkin endüstride yer alan kuruluş sayısının az olması nedeniyle kullanılan metodolojilerin objektifliğinin arttırılmasının oldukça önemli olduğu anlaşılmaktadır.

Dinamik panel teknikleriG-20 ülkeleriKredi derecelendirme+3
Mahmut Kadir İşgüven
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kurumlarında karizmatik liderliğin örgüt kültürü üzerine etkisi; Yalova ili örneği

Liderliğe olan ilgi, 20. Yüzyılda daha da büyümeye başlamıştır. 1900'lerde liderliğin kişilerde doğuştan var olduğuna inanılır, o dönemin araştırmacıları ağırlıklı olarak insan psikolojileri üzerinde derin araştırmalar yapmışlardır. Sonraki yıllarda özellikle Amerikalı araştırmacılar liderliğin doğuştan değil sonradan öğrenilen bir davranış olduğu ve var olan liderlerin diğer kişilerden çok farklı olmadıklarını tespit etmişlerdir. Yöneticilerin astları üzerinde iş eğilimli mi yoksa emir verme eğilimli mi oldukları üzerine odaklanılmıştır. Karizmatik liderlik modelinin ortaya çıkma nedeni, kitleler üzerin ünlü bir spiker ya da oyuncunun etki yaratması değil, duruş, hayat felsefesi, hayati değerleri ile insanlar üzerinde değiştirici ve tamamlayıcı etkiler yaratan liderin var olmasını gerçekleştirmektir. Bu alanda yapılan tüm çalışmalarda karizmatik lider özellikleri taşıyan kişilerin gözlenebilir ve açıklanabilir tavırlar ortaya koydukları anlaşılmıştır. Karizmatik lider, geleneksel siyasal sistemden, modern siyasal siteme geçiş aşmasında var olan tabuları yıkarak, yerine daha yaratıcı ve etkili değerler zinciri koyarak varlığını sürdürmeye devam eder. Ölçüt olarak karizmatik lider ortaya koyduğu başarı ve sonuçların kurumsal yapı üzerinde ne kadar etki bıraktığı ve ne kadar ses getirdiği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yapılan bu tez çalışması, Yalova ilindeki 7 kamu kurumu içerisinde çalışan 152 kamu personeli üzerinde 40 sorudan oluşan bir anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmanın amacı kamu kurumu çalışanlarının örgüt kültürüne yönelik ve örgüt liderleri ile olan ilişkilerinin olumlu ve olumsuz yanlarının saptanmasıdır. Böylelikle çalışan verimliliğinin arttırılması, örgüt içerisinde sosyal bağların geliştirilmesi, çalışanların kendi aralarında ve liderleri ile olan ilişkilerinin güçlendirilmesi, karizmatik liderliğin çalışanlar üzerinde bıraktığı etkilerin incelenmesi alanında kazanımlar sağlanması hedeflenmiştir. Anket çalışmamız SPSS programında faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Katılımcıların demografik bilgilerine yer verilmiştir. Araştırmada kullanılan Örgütsel Kültür ve Karizmatik Liderlik ölçeklerinin "yüksek güvenilir" düzeyinde (>0,80) olduğu anlaşılmaktadır. araştırmaya katılanların Örgütsel Kültür ve Karizmatik Liderlik ölçek ve boyutlarının ortalamalarına yer verilmiştir. Karizmatik Liderlik ölçeğinin boyutlarından en yüksek ortalama "Vizyon Belirleme" en düşük ise "Sıra Dışı Davranışlar Sergileme" boyutudur. cinsiyete göre karizmatik liderlik ve örgütsel kültür algısı bağımsız t-testi ile karşılaştırılmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde öğrencilerin karizmatik liderlik ölçeği ve Çevresel Duyarlılık, Sıra Dışı Davranışlar Sergileme, Kişisel Risk Üstlenme boyutları cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı anlaşılmaktadır (p<0,05).

Kamu kuruluşlarıKamu personeliKarizmatik liderlik+4
Olcay Koç
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2021
00