21
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Konya ilinde kullanılan halk ilaçları üzerinde etnobotanik araştırmalar
İstanbul Kadıköy ilçesinde ikamet eden annelerin bitki çayı ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Tıbbi bitkilerin en popüler kullanımlarından biri bitkisel çaylardır. Bitki çayları birçok hastalığın tedavisinde ve hastalıktan korunma amaçlı tüketilmektedir. Kültürlerarası bitkisel çay tüketim alışkanlıkları geleneksel inanç ve uygulamalara göre farklılık göstermektedir. Bu çalışma, Kadıköy'de ikamet eden annelerin bitkisel çay tüketim sıklıklarını, bitkisel çay kullanımı nedenlerini ve bitki çayı hakkındaki bilgi düzeylerini belirlemek amacı ile planlandı. Kadıköy ilçesinde ikamet eden, toplam 154 gönüllü anne çalışmaya katıldı. Bitki çayı tükettiğini belirten 144 anne analize dahil edildi. Bireylere demografik özellikleri, bitki çayı tüketim dönem ve sıklıkları, bitki çayı temin etme kaynakları, bitki çayı hakkındaki bilgi durumlarını saptamak amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan 17 soruluk anket çalışması yapıldı. İstatistiksel verilerin analizinde SPSS 23,0 programı kullanıldı. Katılımcıların %91'i bitki çayını kışın tüketmeyi tercih ettiğini belirtti. Katılımcıların %39,6'sı haftada birkaç defa bitki çayı tükettiklerini belirtti. Katılımcıların %38,9'u bitki çaylarının sağlıkları üzerine olumlu etkisi olduğu için tükettiği belirtti. Bitki çaylarının olumsuz etkilerini bildiren katılımcı sayısı yalnızca %8,3'tür. Katılımcıların %47,9'u aktardan, %45,1'i marketlerden bitki çayı satın aldığını belirtti. En çok tercih edilen ambalaj türünün %49,7 oran ile etiketli paket olduğu saptandı. Katılımcıların %80,6'sı bitki çayı hakkında bilgisi olduğunu belirtmiştir. Bitki çayı hakkında bilgi edinilen birinci kaynağın %30,9 ile internet, bunu %26 ile hekim diyetisyen, eczacı tavsiyesi, %13 ile çevre tavsiyesi, %12,2 ile televizyon programları, %6,5 ile sosyal medya, %4,1 ile kitap, %1,6 ile aile tavsiyesi ve %5,7 ile diğer kaynaklar takip ettiği sonucuna varıldı. Katılımcıların büyük bir çoğunluğu (%76,6'sı) bitki çaylarını doğal olduğu için güvenilir bulmaktadır. Katılımcıların bu düşüncesi ile bitki çayı tüketim sıklığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (p=,566, p=,566>0,05). Anahtar kelimeler: Bitki Çayları, Anneler, Kadıköy İlçesi, Bilgi Düzeyi
COVID-19 pandemisi etkisiyle hekimlerin ve diyetisyenlerin besin desteklerine ve bitkisel ürünlere olan bilgi ve tutum değişikliklerinin değerlendirilmesi
11 Mart 2020 itibariyle Dünya Sağlık Örgütünün COVID-19 enfeksiyonunu pandemi ilan etmesiyle ile bağışıklık sisteminin desteklenmesi ve virüsten korunmak amacıyla besin desteleri ve bitkisel ürünlerin kullanımının arttığı çalışmalarla desteklenmiştir. COVID-19 sürecinde hekimlerin ve diyetisyenlerin bu konuya bakış açısını, kullanımını ve hastalarına önerme durumlarını değerlendirmek amacıyla 115 hekim ve 98 diyetisyen ile online anket gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkeni COVID-19 pandemisidir. İstatiksel verilerin analizinde SPSS 23.0 programı kullanılmıştır. Ankete katılan 213 kişinin %50,7'si Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp, Bütünsel Tıp ve Fonksiyonel Tıp ile ilgili eğitimler aldığını belirtmişlerdir. Katılımcıların %73,2'si COVID-19 pandemi sürecinde besin destekleri ve/veya bitkisel ürünlerin kullanımında bir değişiklik fark ettiğini belirtmiştir. Ankete katılan hekimlerin %66,1'i diyetisyenlerin ise tamamı pandemi sürecinde Besin destekleri kullanmıştır. Hekim ve diyetisyenlerin pandemi sürecinde bağışıklık sistemini desteklemek ve virüsten korunmak için en çok kullandığı besin destekleri sırasıyla D vitamini, C vitamini ve çinko olmuştur. Bitkisel ürünlere bakıldığında toplam örneklemin %59,2'si kullanmış olup ilk sırada zencefil (%62,5), ikinci sırada ise kara mürver (%45,3) gelmektedir. Pandemi öncesine kıyasla pandemi sürecinde besin destek ve bitkisel ürünleri hastalara önerme durumunda artış gözlemlenmiş ve en büyük artış diyetisyenlerin hastalarına C vitamini önerme durumunda olmuştur. Bu oran pandemi öncesinde %60,9'iken pandemi sürecinde %80,9 olmuştur. Hastaların en çok danıştığı besin desteği D vitamini, bitkisel ürün ise çörekotu yağı olmuştur. Katılımcıların çoğu pandemi sürecinde besin destek (%77) ve bitkisel ürünlerle (%70,6) ilgili bilgi düzeyinin arttığını belirtmektedir.
Piyasada kış çayı olarak satılan karışım bitki çayları üzerine araştırmalar
Karışım bitki çayları, sağlığı geliştirme amacıyla benzer veya farklı etkili tıbbi bitkilerle hazırlanmaktadır. Kış çayları genellikle soğuk algınlığını önlemek ve tedavi etmek amacıyla hazırlanan karışım çaylardır. Piyasada halkın tüketimine sunulan bu çayların kaliteli ve güvenilir olması gerekmektedir. Bağışıklığı güçlendirmede, soğuk algınlığı gibi hastalıkların tedavisinde etkili olduğu bilinen antioksidanların kış çaylarında bulunması beklenmektedir. Bu çayların antioksidan aktivitesi ise fenolik içerikleri ile ilişkilidir. Karışımdaki doğru bitki türleri ve bitki materyallerinin kalitesi antioksidan aktivite açısından önemlidir. Karışım bitki çayı formülasyonları ile ilgili çalışma sayısı literatürde çok sınırlıdır. Bu çalışmada aktar ve marketlerde kış çayı olarak satılan 10 farklı marka karışım bitki çayı örneğinin toplam fenolik madde, toplam flavonoit içerikleri ve antioksidan aktiviteleri ölçüldü, karışımların içeriğinde bulunan her bir bitki materyalinin makroskobik, mikroskobik incelemesi ve ince tabaka kromatografisi (İTK) analizi yapılarak bulgular ilgili farmakope monografındaki kriterler ile değerlendirildi. Kış çaylarının toplam flavonoit içeriği 2,54 - 16,32 mg KE/g aralığında, toplam fenolik madde içeriği 23,16 - 103,20 mg GAE/g aralığında, DPPH radikal süpürme aktivitesi testiyle belirlenen antioksidan aktivite sonucu ise 41,17- 191,20 mg TE/g aralığında bulundu. En yüksek sonuçlara sahip kış çayı Örnek-1 oldu. Örnek-1'in adaçayı yaprağı, altınotu çiçeği, hatmi çiçeği, mersin yaprağı, hibiskus ve kuşburnu materyallerinden oluştuğu gözlemlendi ve mersin yaprağı dışındaki bitki materyallerinin ilgili farmakope monografında yer alan kriterlere uygun olduğu tespit edildi. Hibiskus ve kuşburnu materyallerinin tüm kış çayı örneklerinin ortak bileşeni olması dikkate değer bulundu. Bütün bileşenleri farmakope kriterlerine uyan bitki çayı karışımı bulunamadı. Bu çalışma sonucunda; halk sağlığını korumak için piyasada bulunan kış çayı gibi karışım çayların kalite kontrollerinin yapılması gerekliliği ve hazırlanan karışım bitki çaylarının standardize edilmesi gerektiği vurgulandı. Anahtar Kelimeler: Kış çayları, Karışım bitki çayları, Antioksidan aktivite, Toplam fenolik madde içeriği, Toplam flavonoit içeriği, Farmakope analizi
Piyasada "Aspir çiçeği" (Carthami flos) olarak satılan bazı bitki materyallerinin Avrupa farmakopesi standartları açısından değerlendirilmesi
Carthamus tinctorius L. (Asteraceae), yalancı safran veya aspir olarak bilinen, Hindistan, Çin, Meksika, Avustralya, Türkiye ve İran gibi birçok ülkede yetişen önemli bir tıbbi bitkidir. C. tinctorius Çin halk tıbbında felç, jinekolojik hastalıklar, koroner kalp hastalıkları ve hipertansiyon gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır. Bitkinin çiçekleri üzerinde yapılmış olan biyoaktivite çalışmalarıyla bitkinin antioksidan, antidiyabetik, hepatoprotektif, analjezik, antifibröz ve antikoagülan etkiye sahip olduğu ispatlanmıştır. Fitokimyasal çalışmalar sonucunda bitkinin çiçeklerinden flavonoit, alkaloit, fenolik asit, lignan, floroglusinol, poliasetilen ve karotenoit türevi sekonder metabolitler elde edilmiştir. Bu çalışmada piyasadan aspir çiçeği ismiyle temin edilen 13 bitki örneğinin Avrupa Farmakopesi 10.0'da yer alan "Carthami flos" monografında belirtilen standartlara uygunluğu araştırılmıştır. Droglara mikroskobik ve makroskobik incelemeler yapılmış, aynı zamanda drogların yabancı madde, nem, kül, asitte çözünmeyen kül ve toplam flavonoit miktarları incelenmiştir. Ayrıca, Yüksek Performanslı İnce Tabaka Kromatografisi (YPİTK) ve İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile bitki materyallerinin kimyasal profilleri saptanmış ve Avrupa Farmakopesi 10.0'da belirtilen değerler ile karşılaştırmalar yapılmıştır. Elde edilen bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, örneklerin hiçbirinin Avrupa Farmakopesi 10.0'da yer alan "Carthami flos" monografında belirtilen kriterlere uygun olmadığı saptanmıştır.
Grafen büyütmede bakırdaki içsel karbonun ve hidrojen yardımıyla tüketilmesinin rolü
Growth of graphene on Cu by chemical vapor deposition (CVD) method is a multidimensional process. Therefore, a comprehensive understanding of the parameters involved in this process is essential to achieve a reproducible and optimized growth recipe. In this work, the role of intrinsic carbon in the bulk of Cu on nucleation of graphene is revealed and it is disclosed that CVD growth of graphene on Cu foil is not a pure surface process. We uncovered that hydrogen-assisted carbon depletion (HACD) effect causes carbon content within Cu bulk to diffuse out during annealing under hydrogen atmosphere and is a critical mechanism in the nucleation of graphene crystals. Additionally, we investigated the role of hydrogen on the diffusion of carbon toward the Cu surface during annealing. We showed that this interplay is not a linear mechanism, but depending on its concentration hydrogen either can boost or diminish the surface density of segregated carbon atoms from bulk. From that, we managed not only to grow a graphitic film on Cu foil but also and more importantly, illustrate spontaneous nucleation of graphene crystals during hydrogen annealing in the absence of external carbon precursor. To our knowledge, this is the first time such a growth has been realized. This finding can clarify the role of intrinsic carbon on the nucleation mechanism of graphene in the CVD process. We also showed that intrinsic carbon in Cu can effect the formation of ad-layers under as-grown graphene layer.
Beslenme ve diyetetik polikliniğine başvuran hastaların, bitkisel ürün ve besin destekleri hakkındaki bilgi ve tutumlarının saptanması
Eski zamanlardan beri koruyucu ve tedavi edici olarak kullanılan bitkisel ürün ve besin destekleri hakkında, günümüzdeki bakış açısını ve kullanım durumunu saptamak amacıyla, özel bir hastanenin Beslenme ve Diyetetik Polikliniği'ne ayaktan başvuran 200 katılımcı ile 22 sorudan oluşan yüz yüze bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel verilerin analizinde SPSS 23,0 programı kullanılmıştır. Katılımcıların %62'si bitkisel ürün, %89,5'i ise besin desteği kullandığını belirtmiştir. Bitkisel ürünlerle ilgili, katılımcıların %45'i, besin destekleri ile ilgili de katılımcıların %44'ü, ürünler hakkında biraz bilgi sahibi olduğunu belirtmiştir. Bitkisel ürünlerle ilgili bilgi sahibi olanların %64,3'ü bu ürünleri kesinlikle faydalı bulurken, biraz bilgi sahibi olanların %46,7'si ve kararsız olanların %39'u faydalı bulmaktadır. Besin destek ürünleri hakkında bilgi sahibi olanların %43,5'i, biraz bilgi sahibi olanların %54,5'i ve kararsız olanların %47'si besin desteklerini faydalı bulmaktadır. En çok kullanılan bitkisel ürün, %54 ile çörek otu yağı ya da kapsülü olarak karşımıza çıkmaktadır. Cinsiyete göre yapılan bitkisel ürün tercihleri arasında anlamlı bir ilişki görülmezken (p=0,088, p>0,05), yaşa göre değerlendirildiğinde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir (p=0,049, p<0,05). Katılımcılar arasında besin destek ürünlerinden en çok kullanılan vitamin, D vitamini olurken, en çok kullanılan mineral Demir olarak bulunmuştur. Yaşa göre vitamin desteği kullanımı arasında (p=0,311, p>0,05) ve mineral desteği kullanımı arasında (p=0,072, p>0,05) anlamlılık bulunmamaktadır. Bitkisel ürünlerini öneren kaynağa baktığımızda ilk sırada çevre (arkadaş, aile) gelirken, besin desteklerini konusunda sağlık profesyonellerinin ilk sıradadır. Katılımcıların bitkisel ürünleri en çok satın aldığı yer %48,4 ile aktar/ baharatçı olurken, eczaneler %31,5 ile ikinci sırada yer almaktadır. Besin destekleri için ise, katılımcıların %87,5'inin eczanelerden ve %2,1'inin aktar/baharatçı'dan satın aldığı görülmektedir.
Achillea millefolium L. bitkisinin Avrupa farmakopesi 7.0'a uygunluk açısından incelenmesi
Achillea millefolium L., Türkiye'de ve dünyada yüzyıllardan beri halk arasında yara iyileştirici, idrar söktürücü, iştah açıcı ve menstrüel kanamaları düzenleyici olarak kullanılmaktadır (1). Bitkinin toprak üstü kısımlarının infüzyon, tentür, sıvı ekstre, total ekstre, oturma banyosu ve taze bitki yapraklarının sıkılmasıyla elde edilen suyun kullanılması olmak üzere çok çeşitli formlarda kullanımı vardır. (2) Avrupa, Asya ve Amerika başta olmak üzere Kuzey yarıkürenin ılıman iklim bölgelerinde geniş yayılış gösteren Achillea cinsi, dünya üzerinde 85'ten fazla tür (3) ile temsil edilmekte ve bu türlerin 25'i endemik olmak üzere 46 taksonu Türkiye'de yetişmektedir. (2) Achillea millefolium L. bitkisinin farmakolojik etkisi, esas olarak toprak üstü kısımlarının içerdiği uçucu yağında bulunan bileşiklerden ileri gelmektedir. % 0.2-1 oranında içerdiği uçucu yağda bulunan azulen (%6-19) bileşiklerinden olan gayazulen (2), Avrupa Farmakopesi' ne göre tür tayini için en önemli belirteçtir. Bu çalışmada Achillea millefolium L. bitkisinin botanik özellikleri, drog olarak kullanılan toprak üstü kısımlarının kimyasal içeriği, biyolojik aktivite çalışmaları ve tıbbi kullanımı ile ilgili bilgiler ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Piyasada 'Civanperçemi' adıyla satılan örnekler üzerinde Avrupa Farmakopesi 7.0'da belirtilen tüm analizler, her örnek için çalışılmıştır. Bu amaçla her örnek için makroskobik ve mikroskobik incelemeler, yabancı madde tayini, toplam kül tayini, HPTLC analizi, UV spektroskopisi deneyleri yapılmış ve 22 örneğin Avrupa Farmakopesi'nde belirtilen kriterlere uygunluğu incelenmiştir. Bitkinin uçucu yağında bulunması gereken gayazulen, kalitatif olarak HPTLC yöntemi ile her örnek için incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda; incelenen 22 örnekten 2 tanesinde gayazulen içeren mavi renkli uçucu yağ elde edildi ancak 1 tanesinde böcek tespit edildiği için drog olarak kabul edilmedi. Makroskobik incelemede; 2 örnek farklı cins bitki olarak tespit edildi ve 4 örnek toz/kaba parçalanmış bitki olduğu için yeterli veri elde edilemedi. Yabancı madde tayini deneyinde; 5 örnekte hayvansal kalıntılar bulundu ve drog olarak kabul edilmedi. Yapılan deneylerin ve incelemelerin sonucunda, sadece 14 no.lu örnek drog olarak kullanıma uygun bulundu. Anahtar Kelimeler: Achillea millefolium L., Asteraceae, Civanperçemi, Yarrow, Gayazulen
Piyasada 'kişniş' (coriandri fructus) olarak satılan bazı droglar üzerinde farmakope analizi çalışması
ÖZET Ayaz, M. (2019). Piyasada 'Kişniş' (Coriandri Fructus) Olarak Satılan Bazı Droglar Üzerinde Farmakope Analizi Çalışması. Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Türkiye, Master Tezi. İstanbul. Coriandrum sativum L., çok eski yıllardan beri halk arasında antienflamatuvar, antimikrobiyal, idrar söktürücü, gaz giderici, sindirim sistemi ve solunum yolları hastalıklarında kullanılan bir bitki türüdür. Bitkinin yaprak, meyve ve tohumlarından hazırlanan ekstreler üzerinde çeşitli biyoaktivite deneyleri yapılmıştır. Bitki üzerinde yapılan çalışmalar, uçucu yağının antioksidan ve antimikrobiyal özelliğe, çeşitli ekstrelerinin antienflamatuar, antikanser, antidiyabetik, hipolipidemik gibi etkilere sahip olduğunu göstermiştir. Bitki üzerinde yapılan kimyasal çalışmalar, bitkide uçucu yağ, sabit yağ, flavonoit, fenolik asit gibi bileşenlerin varlığını göstermiştir. Uçucu yağ ana bileşeni 'linalol' dür. Bu çalışmada, C. sativum bitkisinin botanik ve fitokimyasal özelliklerine, kullanım alanları ve biyoaktivite çalışmalarına ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Piyasada ticari olarak yer alan örneklerin, Avrupa Farmakopesi 7.0'da belirtilen tüm kriterlere uygunluğu araştırılmıştır. Bu amaçla, on farklı örnek üzerinde, makroskobik ve mikroskobik incelemeler, yabancı madde ve bütün kül tayini, kurutmada kayıp, İnce Tabaka Kromotografisi (İTK) ve uçucu yağ deneyleri yapılmış olup, Farmakope'de belirtilen değerlerle uygunluğu karşılaştırılmıştır. Çalışmamızdan elde edilen bulgular, tüm örneklerde makroskobik ve mikroskobik incelemelere uyum sağlandığını, İTK uygulaması yerine YPİTK cihazının yarı otomatik aplikatörü (Linomat 5) ile yapılan işlem sonucunda ise istenen 'linalol ve trigliserit' referans değerlerine rastlanıldığını, yabancı madde tayininde örneklerin çoğunda istenilen değerin üzerinde yabancı maddeye rastlanılmıştır. Kurutmada kayıp deneyinde tüm örneklerde %10'un üzerinde kayıp olmadığı, toplam kül deneyinde %8'in üzerinde kül olmadığı ve uçucu yağ deneyinde iki örnek dışında uçucu yağ miktarının olması gerekenden düşük olduğu saptanmıştır. Bu sebeple Farmakopede belirtilen standartlara, piyasada 'kişniş meyvesi' olarak satılan her örneğin uygun olmadığı ve bitkisel drog amacıyla kullanılırken istenilen etkilerinin görülemeyebileceği sonucuna varılmıştır.
Comparative assessment of antioxidant capacity of domat olive leaf and sari yaprak olive leaf
Oxidative stress plays a role in several degenerative conditions, including inflammation, cardiovascular diseases, and cancer. Organisms have a defensive capacity to defend themselves against oxidative stress, but it is not entirely effective. Besides, fruits and vegetables have excellent antioxidant properties. Olive, which has been planted because of its fruit and oil for ages, has antioxidant property in its leaves. Olive trees grow in a Mediterranean environment. There are many studies on the health benefits of olive leaf and how it is used in traditional treatment. The recognition of the health benefits of olive leaf has been on the rise. Different strains of olives are grown in different parts of Turkey. In this study, the antioxidant capacity of 80% methanolic extraction of different types of olive leaves was compared via DPPH radical scavenging activity, CUPRAC, and TOAC assays. At the same time, phytochemical properties of different olive leaves' strains were examined in vitro as well, with total phenolic content and total flavonoid content assays. The effect of growing region on how the antioxidant capacity of Sarı Yaprak olive leaf changed was investigated. As a result, different olive strains have different antioxidant capacity, and environmental conditions affect the total of phytochemical assays and antioxidant activities for Sarı Yaprak olive leaf.
Evaluation of phenolic profile, botanical origin, antioxidant and antimicrobial activities of Turkish propolis
Propolis is a bee product having complex chemical composition and wide spectrum of biological activities. This study evaluated the phenolic profile of Turkish propolis by using an high performance thin-layer chromatographic (HPTLC) method. Also, the botanical origins of propolis samples were determined by comparison of HPTLC fingerprints of propolis samples and plant bud extracts. As a result, Turkish propolis could be categorized into 3 main types: orange (O) type, blue (B) type and 3-O-methylquercetin (3MQ) type. O and B-types originated from Populus nigra L., P. tremula L., respectively. In addition, HPTLC combined with 2,2-diphenyl-1-picrylhydrazyl (DPPH˙) test was used to evaluate antioxidant activity of separated compounds on the HPTLC plate. The results of HPTLC-DPPH˙ showed that separated compounds in O-type of propolis had a higher radical scavenging effect than the other types when compared the zone areas which had an antioxidant capacity. CAPE (Caffeic acid phenethyl ester), caffeic acid, galangin, kaempferol and quercetin were contributed propolis antioxidant activity. Moreover, comparative antimicrobial activity against strains of Streptococcus aureus, Pseudomonas aureginosa, Escherichia coli and Candida albicans was determined by disc diffusion test and minimum inhibitory concentration (MIC) assay on O-, B- and 3MQ-types. Consequently, P17 (B-type) and P19 (O-type) showed the highest antimicrobial activity against E. coli and C. albicans. Lastly, total phenol content (TPC) and total flavonoid content (TFC) of propolis samples were evaluated by spectrophotometry. TPC and TFC values were found to be highest in O-type.
In vitro bioavailability studies on phytochemical profile and antioxidant activity potential of clematis viticella l.
Oxidative stress is a major problem for living organisms and might lead to the formation of reactive oxygen species which may cause cellular damage. It is also known for playing an important role in the formation of various degenerative diseases, such as rheumatoid arthritis, diabetes, cancer and cardiovascular diseases. Although the human body has a number of enzymatic and non-enzymatic antioxidant mechanisms, it should be supplemented by consumption of antioxidant-rich foods. Since biotransformation processes generally affect the biological activities of antioxidant compounds, bioavailability is the first step in determining the potency of the activity. Previous studies have shown that in vitro antioxidant capacity of phytochemicals cannot reflect real health benefits. Clematis species (Ranunculaceae) are used to eliminate the symptoms of many diseases including particularly in the treatment of rheumatic diseases in Turkey, but the number of studies conducted is limited. In the light of this information, the total phytochemical profile of the aerial parts of C. viticella prepared with 80% methanolic and the gastrointestinal digestion products and the antioxidant activity profile were evaluated by subjecting it to the in vitro simulation model of the human digestive tract in the study. It was observed that both total phytochemical content and antioxidant activity decreased after simulated human digestion. Moreover, this study showed potential oral bioaccessibility and bioavailability of total phenol, phenolic acid, flavonoid, and saponin content found in the aerial parts of Clematis viticella. Consequently, these indicate that it resulted from the complicated interaction of compounds in the plant matrix in an in vitro simulated human digestion.
Mide ve bağırsak hastalıklarında bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin kullanımı "Retrospektif anket çalışması"
Mide ve bağırsak hastalıklarında kullanılan bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin yaygınlığının belirlenmesi, kullanılma nedenlerinin ve hastalar üzerindeki etkilerinin araştırılması amacıyla İstanbul, Anadolu Yakası'nda özel bir polikliniğin gastroenteroloji bölümüne ayaktan başvuran 115 gönüllü hasta (yaş ort: 46 ± 14,9 yıl, E/K= 39/76) ile bir anket çalışması yapılmıştır. Buna ek olarak mide ve/veya bağırsak hastalığı tanısı almış hastaların kullandığı bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerine ait bilgi kaynaklarının ve kullanımlarını sağlık personeliyle paylaşma oranlarının belirlenmesi ile paylaşmamalarındaki nedenlerin araştırılmıştır. İstatistiksel analiz SPSS 15.0 Windows programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızın sonucunda, erkek ve kadın hastaların bu yöntemleri kullanım oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0,05). Yapılan analizlerde, bu yöntemlerin kullanımı ve uygulanan medikal tedaviler arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerini kullanmayanların %76'sı farmakoterapi almaktadır. Bu yöntemlere yönelmedeki ana neden ile uygulanan medikal tedavi arasında istatiksel olarak anlamlı fark vardır (p<0,05). Bitkisel ve diğer doğal tedavi ürünlerinin satın alınma yerleri ve satın alınırken dikkat edilen unsurlar arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bu yöntemlere inanma dereceleri ve kullanım oranları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0,05). Kullanmama nedenleri ve uygulanan medikal tedavi oranlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0,05). Rezene çayı, zeytinyağlı kudret narı ve probiyotikler en çok kullanılan ürünler olarak bulunmuştur. Hastaların bu yöntemlerin doğru kullanımı, olası etkileri hakkında bilgilendirilmelerinin ve sağlık personeliyle paylaşmaları konusunda bilinçlendirilmelerinin gerekliliği bir kez daha ortaya konmuştur.
Diyabette bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin kullanımı "Retrospektif anket çalışması"
Bu çalışma ile diyabet hastaları tarafından kullanılan bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin yaygınlığının ve türünün, bu tedavi yöntemlerine dair bilgi kaynaklarının, hastaların bu yöntemleri kullanmaya yönelmelerinin temel nedenlerinin ve kullanımlarını sağlık personeline bildirme oranlarının araştırılması amaçlanmıştır. İstanbul, Anadolu Yakası'nda yer alan özel bir tıp merkezinin beslenme ve diyet polikliniğine ayaktan başvuran 110 diyabet hastasının (yaş ort: 60,4±13,4 (18-87 yıl), E/K 53/57) katıldığı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Verilerin istatistik analizi SPSS 15.0 Windows programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışma sonucunda, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarının bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerini kullanım oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p=0,037). Tip 2 diyabet hastalarının kullanıp devam etme oranının tip 1 diyabetlilere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerine inanma dereceleri ve bu yöntemleri kullanma oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,001). Ayrıca, diyabete bağlı komplikasyonların varlığı ile bu yöntemleri kullanma oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,006). Diyabete bağlı komplikasyonlara sahip olan hastaların bu yöntemleri kullanıp bırakma oranı yüksektir. Tarçın, omega-3 ve çörek otunun en çok kullanılan bitkisel ilaç veya gıda desteği oldukları saptanmıştır. Elde edilen bulgular, hastaların bu tedavi yöntemlerinin olası olumlu/olumsuz etkileri ve kullanımlarını ilgili sağlık personeline bildirmelerinin gerekliliği konusunda bilinçlendirilmesinin ve bilimsel verilere dayanan doğru bilgi kaynaklarına erişmelerinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur.
Piyasada 'hayıt' (Agni casti fructuc) olarak satılan bazı bitki materyalleri üzerinde farmakope analizi çalışması
Vitex agnus-castus (Verbenaceae) Türkiye'de hayıt olarak bilinmekte olup, Güney, Batı ve Kuzey Anadolu'da yaygın olarak yetişen önemli bir tıbbi bitkidir. M.Ö. IV. yüzyıldan bu yana bilinmekte olan V. agnus-castus bitkisi kısırlık, kadınlarda menstrual siklus düzensizliklerinde, premenstrual sendrom şikayetlerinde ve menopozun ilk evresinde görülen şikayetlerin giderilmesinde kullanılmaktadır. Bitki üzerinde yapılan fitokimyasal araştırmalar bitkinin; iridoit glikoziti, flavonoit, fenolik asit, diterpen ve uçucu yağ yapısında sekonder metabolitler içerdiğini ortaya konmuştur. Biyolojik aktivite çalışmalarında bitkinin antimikrobiyal, antioksidan, antikanser, nöroprotektif ve hipoglisemik aktivitelere sahip olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmada, İstanbul ilinde piyasada hayıt olarak satılan drogların Avrupa Farmakopesi 7.0'daki monografta yer alan özelliklere uygunluğunun araştırılarak, kalite parametrelerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda piyasadan temin edilen 14 farklı hayıt materyali üzerinde yabancı madde analizi, nem tayini, kül tayini, Yüksek Performanslı İnce Tabaka Kromatografisi (YPİTK), Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (YPSK), mikroskopi ve makroskopi deneyleri yapıldı. Piyasada satılan 14 farklı hayıt meyvesi örneği üzerinde yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde 4, 8 ve 14 numaralı materyallerin Avrupa Farmakopesi'nde belirtilen makroskopi, mikroskopi, total kül tayini, yabancı madde tayini, kurutmada kayıp, YPİTK ve YPSK analizi kriterlerine tam uygunluk sağladığı saptandı.
Piyasadaki anason meyvesi örneklerinde Avrupa farmakopesi monografına göre kalite analizi
Yaşadığımız coğrafyada rakı ile özdeşleşmiş olan anasonun, dünya üzerinde 300'den fazla türü vardır. Tarihteki gen merkezinin Doğu Akdeniz çevresi olduğu ve ilk defa Mısır'da evcilleştirildiği düşünülmektedir. Alkollü içecek olarak, bulunduğumuz coğrafyada 500 yıllık bir tarihi olan anason, büyük bir gelenek ve folklorik unsurdur. Bununla beraber halk tıbbında yetişkin ve bebeklerin gaz sancısının giderilmesi, annenin süt salgısının artması, antispazmodik ve antibakteriyel olarak yaygın bir kullanımı olan anasonun, pek çok farmakopede de yer aldığı bilinmektedir. Bu çalışma ile, aktarlarda satılan ve rastgele örnekleme yoluyla satın alınan 20 farklı anason meyvesine (Anisi fructus) ait numunenin, Avrupa Farmakopesi 7.0'da yer alan monograf standartlarına sahip olup olmadığı değerlendirilmiştir. Bu amaçla; makroskopik inceleme, mikroskobik inceleme, yabancı madde tayini, distilasyonla su tayini, uçucu yağ miktar tayini, bütün kül tayini, asitte çözünmeyen kül tayini yapılmış ve ayrıca kimyasal içeriği İnce Tabaka Kromotografisi (İTK) yöntemi ile karşılaştırılmıştır.
Bazı ticari at kuyruğu örneklerinin avrupa farmakopesine uygunluğunun araştırılması
Equisetum türleri (Equisetaceae) insanlık tarihi boyunca geleneksel tıp alanında çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmıştır. Piyasada atkuyruğu ve kırk kilit otu adı altında ürünler satılmaktadır. Bu çalışma, aktar ve baharatçılarda 'atkuyruğu' adı altında satılan, altı adet örneğin Avrupa Farmakopesi 7.0 esas alınarak incelenmesini içerir. Her bir materyal üzerinde makroskobik, mikroskobik incelemeler, yabancı madde tayini, kurutmada kayıp, toplam kül tayini, teşhis ve tayin deneyleri ayrıca ince tabaka kromotografi analizleri yapılmıştır. Her deney sonucunda atkuyruğu materyallerinden elde edilen bulguların Avrupa Farmakopesi 7.0'da yer alan 'Atkuyruğu (Equiseti herba)' monografındaki kriterlere uygunluğu hiperozit, rutin ve kafeik asit numunesiyle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Yapılan bu testler sonucunda incelenen altı materyalden hiçbirinin farmakopeye uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu çalışma bitkisel ürünlerin tedarik merkezi olarak bilinen baharatçıların güvenilirliğinin sorgulanması ve satılan ürünlerin denetlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Equisetaceae, Atkuyruğu, Avrupa Farmakopesi, İTK, Equisetum sp.
Kurkumin ve piperin nanopartiküllerin akut sistemik toksisite çalışması
Akyüz, Ö. (2019). Kurkumin ve Piperin Nanopartiküllerin Akut Sistemik Toksisite Çalışması. Yeditepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı, Master Tezi. İstanbul. Zerdeçal bitkisinin etken maddesi olan kurkumin; bitkiler arasında antioksidan, antienflamatuar, antimikrobiyal ve antikanser özelliklere sahip aktif bir bileşiktir. Biyoyararlanım arttırılmasında kullanılan piperin gibi doğal bileşenler ile akıllı bir nanopartikül kombinasyonunun elektrosprey gibi uygun bir yöntem kullanımıyla birlikte hazırlanarak, kurkumin bileşiğinin zayıf çözünürlüğü, düşük biyoyararlanıma sahip olması ve hızlı yıkıma uğraması gibi olumsuz sorunları çözülebilir. Ortalama partikül büyüklüğü yaklaşık 300 nm olan kurkumin ve piperin zein nanoparçacıkları, elektrosprey ile kapsüllenmiş eşsiz bir kurkumin (% 89) ve piperin (% 87) karışımıdır. Kurkumin ve piperin nanoparçacıkları ile ilgili yapılmış bir toksisite çalışması ve bilimsel kanıt bulunmamaktadır, bu nedenle kurkumin ve piperin yüklü zein nanopartiküllerinin BALB-C erkek fareleri üzerinde akut (tek doz) sistemik toksisite çalışması araştırılmıştır. Nanoparçacıkların tıpta kullanımının artması beklenirken, kurkumin ve piperin nanopartiküllerinin sisteme nasıl etki edeceği bilgisine sahip olmak bir zorunluluktur. Akut sistemik toksisite çalışmasında; deney numunesi beş erkek fareye 25 mg / kg / doz olacak şekilde periton içi uygulanmıştır. Çalışma sırasında doza bağlı akut toksik etki saptanmamıştır. Fareler arasında; deney maddesinin dozu ile mortalite üzerindeki etkileri, vücut ağırlığı artışı, yem tüketimi, klinik gözlemler ve organ ağırlıkları açısından anlamlı farklılık görülmemiştir. Farelere uygulanan kurkumin ve piperin zein yüklü nanopartiküllerin akut (25 mg / kg) sistemik toksisite çalışmasında ilaca bağlı toksisite tespit edilmediği sonucuna varılmıştır. Ancak, aynı doz ilaç kullanımında hematoloji ve histopatolojik bulguları değerlendirmek amacıyla kontrol grubu ile birlikte çalışılmalıdır. Anahtar kelimeler: Kurkumin, Piperin, Nanopartiküller, Akut Sistemik Toksisite
Piyasada ölmez çiçek (Helichrysum SP.) olarak satılan kurutulmuş bitki örneklerinin kalite parametrelerinin değerlendirilmesi
Helichrysum türleri Asteraceae familyasına ait olup, Türkiye'de ve dünyada geleneksel tıpta; safra sıvısı arttırıcı, karaciğer koruyucu, böbrek taşı düşürücü, spazmolitik, diüretik, antidiyabetik, antienflamatuvar, antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayı yüzyıllardan beri kullanılmaktadır. Piyasada da "ölmez çiçek, altın çiçek" adlarıyla satılmaktadır. Avrupa Farmakopesi 8.0'de Helichrysum türlerine ait herhangi bir monograf yer almazken; WHO monografında sadece Helichrysum arenarium bitkisinin çiçek kısmına ait monograf yer almaktadır. Bu çalışma WHO monografında yer alan "Flos Helichrysi arenarii" monografı esas alınarak Helichrysum sp.'nin çiçeklerine ait bir monograf hazırlamak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada, Helichrysum türünün botanik özellikleri, kimyasal içeriği, biyolojik aktivite çalışmaları ve kullanılışı ile ilgili genel bilgiler ayrıntılı olarak incelenmiştir. "Ölmez çiçek" adı altında aktarlardan alınan 20 adet materyalin Avrupa Farmakopesi 8.0'de belirtilen analizlere benzerliği, WHO monografındaki "Flos Helichrysi arenarii" monografı referans alınarak araştırılmıştır. Her ölmez çiçek materyalinin üzerinde makroskobik ve mikroskobik incelemeler, yabancı madde tayini, kurutmada kayıp, bütün kül tayini, uçucu yağ ve YPİTK deneyleri yapılmıştır. Her deneyin sonunda ölmez çiçek materyallerinden elde edilen bulguların WHO monografında yer alan "Flos Helichrysi arenarii" monografı başta olmak üzere diğer monograf ve bilimsel makalelerde belirtilen kriterlere uygunlukları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Helichrysum sp.'nin kurutulmuş çiçeklerine ait monograf hazırlanmıştır.
Chemical characterization of the bee pollen samples collected from samsun and Rize (Black Sea region/Turkey) and investigation of their antimicrobial and antioxidant activities
Bee products (honey, pollen, propolis etc.) have been used throughout history to protect health and treat diseases. Among them, bee pollen is one of the valuable products in Apitherapy produced by honeybees (Apis mellifera L.). Although bee pollen is considered as a bee product, it is mainly composed of pollen grains from plant anthers which honeybees enzymatically alter or stick together by using nectar. Accordingly, there are 2 types of bee pollen, i.e. monofloral (composed of pollen from one plant species) and multifloral pollen (composed of different plant species and thus shows variable properties). In this study, botanical origins of different bee pollen samples collected from Black Sea Region in Turkey were determined by microscopic examination. Accordingly, five of them were found as monofloral bee pollen. Later, phenolic profiles of these samples were evaluated by using a high-performance thin-layer chromatographic (HPTLC) method. Galangin, Caffeic acid Phenethyl Ester (CAPE), Caffeic acid, Chyrsin, Quercetin, Isoquercitrin and Rutin were commonly found in the investigated samples. Moreover, comparative antimicrobial activity against strains of Streptococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa, Escherichia coli and Candida albicans resulted that PO2 and PO9 botanically originated from Brassicaceae (37%) and Rosaceae (35%) respectively, had the highest antimicrobial activity, minimum inhibitory concentration was found as 64 μg/mL. Lastly, total phenol content (TPC), total flavonoid content (TFC) and DPPH (2,2-diphenyl-1-picrylhydrazyl) test to determine antioxidant activity were performed. As a consequence, sample encoded as PO7 showed the highest TPC value (26.92 GAE/g), PO3 showed the highest TFC value (11.89 QE/g) and PO2 showed the highest antioxidant activity (22.93 TEAC/g).
Hatay ilinde etnobotanik bir çalışma
Bu çalışma, Hatay ilinde halkın tıbbi olarak yararlandıkları bitkileri, bu bitkilerin hangi yerel adlarla isimlendirildiklerini, bitkinin hangi kısmını ne amaçla ve nasıl kullandıklarını belirlemek amacı ile yapıldı. Nisan – Ağustos 2019 döneminde Hatay'ın Antakya, Kumlu, Reyhanlı ilçeleri dışında tüm ilçeleri ziyaret edildi. İlaveten, Hatay'ın 21 köyü ve 5 yaylası ziyaret edildi. Toplam 207 kişiyle birebir görüşmelerle anket yapıldı. Bu kişiler arasında bitki kullanımına ait tecrübelerini fazla olduğu düşünülen korucu, çoban, avcı ve köy ebeleriyle görüşüldü. Bu görüşmeler sırasında bitki örnekleri toplanarak, herbaryum yapıldı. Sonuç olarak, 63 tane familyaya ait 146 bitki taksonun Hatay halkı tarafından kullanıldığı tespit edildi. Halk arasında en sık kullanılan bitkiler Olea europaea L. (zeytin), Allium cepa L. (soğan), Allium sativum L. (Sarımsak), Citrus limon (L.) Burm.f. (limon), Hypericum perforatum L. ve Hypericum triquetrifolium Turra ve Laurus nobilis L. (defne) olarak saptandı. Halkın en sık kullandığı bitkiler Oleaceae, Amaryllidaceae, Rutaceae, Hypericaceae familyalara aittir. Familya bakımından sık kulanılan familyalar ise Rosaceae (%8), Lamiaceae (%7) Asteraceae (%6), Solanaecae (%5), Cucurbitaceae (%4) olduğu tespit edildi.