
24
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Mekansal veri ve bilgi altyapısının uygulamalı olarak geliştirilmesi
Bilgi teknolojisinde son 50 yıldır görülen gelişmeler, kentlerin, ülkelerin yönetilmesine, yaşam kalitesinin geliştirilmesine, doğanın korunmasına yönelik sayısız araçlar ortaya çıkartmıştır. CBS uzun yıllardır yönetimlerin kritik kararlar vermesinde önemli rol oynayan bir araç olarak yerini almıştır. Ancak, klasik CBS yaklaşımları gelişen ve değişen dünyamızda mekansal veri ve bilgi ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiştir. Teknolojideki gelişmeler ve beklentilerin değişmesi, küreselleşen dünyamızda önemi artan mekansal verilerin verimli yönetilebilmesini, erişilebilir ve standart olmasını, paylaşımını ve en etkin şekilde kullanımı sağlayacak modern CBS araçlarının oluşturduğu yaklaşımların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Mekansal veri altyapıları (MVA) verilerin toplanmasını, yönetilmesini kullanımını, değişiminin koordinasyonunu ve aktörler arasında paylaşımını teknolojiler, standartlar, kurumlar arası anlaşmalar, politikalar ile sağlamayı amaçlayan geniş bir yapıdır. Bu çalışmada MVA teknik açıdan ele alınmıştır. MVA' yı oluşturan araçlar ve standartlar incelenerek, ülkemiz ve dünyadaki MVA ihtiyaçlarını karşılayacak bir MVA model oluşturulmuştur. MVA araçlarının birbiriyle ve uluslararası standartlar ve belirtimlerle uyumu araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler : Mekansal veri altyapısı (MVA), Meta veri, Katalog servisi, Bilgi evi, Veri tabanı, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), Standart, Web Servisi
Taksim Kabataş füniküler hattında deformasyon ölçmeleri
Günümüzde, büyük mühendislik yapılarının ve bu yapıların çevrelerinde olusan hareketlerin izlenmesi, mühendislik yapılarına etki eden büyüklüklerin zamana baglı olarak yapıda meydana getirdigi deformasyon degerlerinin belirlenmesi ve bu degisimlerin yapıda herhangi bir hasara neden olup olmayacagının önceden tespit edilebilmesi insan ve çevre güvenligi için çok büyük önem tasımaktadır. Özellikle büyük mühendislik yapılarında deformasyon ölçmelerinin yapılması ve ölçümler sonucu elde edilen verilerin dogru yorumlanması gerekmektedir. Bu çalısmada, Taksim ? Kabatas Füniküler Sistemine iliskin düsey deformasyonları belirlemek üzere yapılan ölçme verileri degerlendirilmistir. Ölçümler için güzergah üzerinde üç farklı alan seçilmistir. Genel olarak seçilen alanlar; çalısma hattı boyunca yeryüzünde mevcut olan binaların köse noktalarını ve ayrıca füniküler hattın bu bina alanlarına denk gelen güzergahlarını kapsamaktadır. Seçilen alanların karakteristik özelliklerinin olmasına dikkat edilmistir. Bu durum göz önünde bulundurularak; Alman Konsoloslugu, Atatürk Kültür Merkezi' nin Yemekhanesi ve binaların yogun oldugu yerlesim alanı seçilmistir. Çalısmada; yeryüzü ölçümleri için, yersel jeodezik ölçüm olarak nivelman ölçümleri baz alınırken; tünel içinde ise konverjans ölçümleri yapılmıstır. Anahtar Kelimeler: deformasyon analizi, deformasyon, nivelman ölçümü, füniküler sistem, konverjans ölçüleri
Harita çoğaltımı ve uygulaması
!nsanlık tarihinin en eski ileti"im araçlarından olan haritaların ço#altımı, günümüze dek uzanan tarihsel geli"im süreci içerisinde; dinami#ini sürekli koruyan bir ilerleme kaydetmi"tir. Geçmi"ten günümüze kadar uzanan söz konusu süreçte; harita ço#altımı çe"itli evrelerden ve de#i"imlerden geçmi"tir. !lerleyen teknolojiyle birlikte gittikçe spesifikle"en ço#altım teknikleri, baskı a"amasında çok daha verimli çözümler üretmeye olanak sa#lamaktadır. Bu tezde, harita baskısının iyi sonuç verebilmesi için sadece harita bilgisinin yeterli olmadı#ı; iyi bir harita bilgisinin yanında, haritanın basım a"amasında ya"anacak problemlerin öngörülmesi için yetkin matbaa bilgisine de ihtiyaç duyuldu#u ortaya konmaktadır. Haritanın baskı sürecinde, do#ru sonuçlara ula"manın yolu; belirli bir sıra ve spesifik bilgiler ı"ı#ında, haritanın önceden tasarlanması, harita kurgusu, kullanılacak baskı yöntemi ve genel matbaa bilgisiyle belirlenir. Baskı sürecinde genel hatlarıyla bilinmesi gereken teknikler sorunsuz ve hatasız harita üretimi açısından önemlidir. Önceden tasarlanmadan ve eksik matbaa bilgisiyle üretime giren haritalarda gözden kaçırılması olası ayrıntılar, geri dönülmesi imkansız sonuçlar do#urabilir. Gerek zaman, gerek kalite, gerekse ekonomik anlamda istenmeyen sonuçlarla kar"ıla"mamak için; harita bilgisi, yetkin bir matbaa bilgisiyle örtü"türülmelidir. Bu tezde, genel hatlarıyla baskı öncesi harita orijinalinin ne "ekilde hazırlanması gerekti#inin ve baskı a"amasında hangi yolların izlenmesiyle do#ru sonuçlara ula"ılabilece#inin üzerinde durulacaktır. Bu tezin uygulama kısmında Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Kampüsü'nün haritasının orijinali hazırlanmı", prova baskısı alınmı" ve dijital ço#altımı yapılmı"tır. Tez yedi bölümden olu"maktadır. !lk bölüm giri" bölümüdür. !kinci bölümde, harita ço#altımına ve harita ço#altım ihtiyaçlarına detaylı "ekilde yer verilmi"tir. Üçüncü bölümde harita kullanım alanlarına göre türlerinden basedilerek ço#altım i"lemleri açısından incelenmeye çalı"ılmı"tır. Dördüncü bölümde haritanın sahip oldu#u özelliklere yer verilmi"tir Be"inci bölümde klasik ve modern baskı tekniklerinin haritacılık açısından uygunlu#u incelenmi", baskı teknikleri hakkında bilgi verilmi"tir. Altıncı bölümde orijinalin hazırlanmasından, baskı alınmasına kadar uzanan süreç içerisinde kaydedilen a"amalar ve üzerinde bu a"amaların birebir görülebildi#i, tezin uygulama kısmına yer verilmi"tir. Son bölüm sonuç bölümüdür. Bu bölümde, tezin önceki bölümlerinde anlatılanlar de#erlendirilmi"tir.
İnşaat fizibilite çalışmaları için açık kaynak kodlu bilgi sisteminin oluşturulması
İnşaat yönetim sistemlerinin ilk ayağı olan fizibilite çalışmalarında internet ve arama motorları kullanılmaktadır. Ulaşılabilen bilgilerle analiz yapabilmek çok güçtür. Bilgiler güncel değil veya eksiktir. Bu soruna ancak bilgi sistemi oluşturularak çözüm bulunabilir. Ancak bir bilgi sisteminin işlevsel olabilmesi için gerekli yazılımlar ve donanımların maliyeti gerçekten çok yüksektir. Maliyetin yüksek oluşu bu alandaki gelişimin önünü tıkamakta veya yavaşlatmaktadır. Tezde inşaat sektöründeki bu açık nasıl kapatılabilir ve bulunan çözümün maliyeti nasıl düşürülebilir sorusunun cevabı aranmıştır. Sorunun çözümünde bilgi sisteminin grafik veri ile birleştirildiğinde daha anlaşılabilir olduğu sonucuna varılmıştır. Sistem maliyetini düşürmek için de açık kaynak kodlu yazılımlar kullanılmıştır. Sistem çevrim içi çalışan bir web sitesinin içine kurulu olan bir bileşendir. Bu bileşen PHP destekleyen bir sunucuda tutulmaktadır. Web sitesinin çoklu kullanıcıyı desteklemesi, maliyetsiz olması için içerik yönetim sistemlerinden Joomla tercih edilmiştir. Maliyet ve zaman açısından kazanç sağlamak amacıyla sisteme harita yüklemek yerine kaynak kodu ücretsiz yayınlanan Google Maps kullanılmıştır. Tüm parçalar bir araya getirildiğinde hızlı çalıştığı tespit edilen, veri tabanı oluşturulabilir, sorgulanabilir ve maliyeti sıfır olan bir sistem geliştirilmiştir. Sistemin çalışma şekli ve kullanımı detaylı olarak tezde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Joomla, google maps, inşaat maliyet analizi, bileşen, açık kaynak kod.
İlköğretim donatı standartlarının ve uygulamasının CBS ile irdelenmesi
3194 sayılı mar Kanunu uyarınca hazırlanan Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik, insan, toplum, çevre iliskilerinde kisi ve aile mutlulugu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi saglıklı bir yapıya kavusturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelisme egilimlerini yönlendirmek ve topragın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek üzere hazırlanacak her tür ve ölçekteki planın ve bu planlar üzerinde yapılacak degisikliklerin hangi esaslar dahilinde yapılacagını belirlemek amacıyla hazırlanmıstır. Bu amaç dahilinde, teknik ve sosyal altyapı için bazı standartlar getirilmistir. Buna göre, belirlenen nüfus aralıklarında, ilkögretim okulları(ÖO) için yogunluk degeri olarak standart bir deger belirlenmis ve ?Kisi/Parsel Alanı(m2)? degeri 4 olarak saptanmıstır. Ayrıca, planlamada ilkögretim okulları erisim mesafeleri için de bir standart gözetilmektedir. Bu deger ile bir ilkögretim okulu için, 1000 m çap içinde kalan yerlesik nüfusun bu okuldan yararlanabilecegi öngörülür. Bu çalısmada, stanbul ili, Fatih ilçesi içindeki ilkögretim okulları örnek alınarak, yönetmelikte belirtilen standart deger ve planlama ilkelerinde gözetilen erisilebilirlik mesafesi açısından yeterlilik, cografi bilgi sistemleri araçlarıyla incelenmistir. Yapılan analizlerde, ilçedeki ilkögretim okullarının parsel alanlarının, yönetmelikte belirtilen degere bir mahallede ulasılabildigi, diger 68 mahalle için standart deger olan 4'ün altında kaldıgı görülmüstür. Ancak erisilebilirlik için yapılan ara mesafe analizlerinde, mevcut mesafelerin ortalama degerinin ~504 m oldugu, planlama ilkelerinde gözetilmesi öngörülen degere göre erisimin daha kısa mesafede kaldıgı ve yeterli oldugu görülmüstür. Bu analizlerde, ilçede nüfusun homojen dagılım göstermemesinin etkisi oldugu gibi, standart deger belirlenirken parsel alanının baz alınmasının bu yetersizligi destekledigi, ayrıca ilkögretim okullarının yapımı için yer seçiminde mevcut okul binalarına uzaklıkta ~ 1000 m çap mesafesinin dikkate alınmadıgı sonucuna varılmıstır. Anahtar Sözcükler: Sehir ve Bölge Planlama, Donatı Standartları, Nüfus ve Demografi, Erisilebilirlik Mesafeleri.
Yersel lazer tarayıcılar ve konum doğruluklarının araştırılması
Günümüz teknolojisi, lazer tarayıcıların gelişimi ve kullanım alanlarının zenginliği ile birçok farklı uygulama alanı açısından, teknolojiye yeni bir boyut getirdi. Her geçen gün farklı araştırmalar için yeni umutlar vaat eden bu teknoloji jeodezik uygulamalar ve özelinde mühendislik ölçme uygulamaları açısından da ilave bir teknik haline gelmiştir. 3 boyutlu yersel lazer tarama teknolojisi, taranmış bir obje veya alanın yüzeyinden elde edilen nokta kümeleri yardımıyla, taranmış nesnelerin birebir gerçeğe yakın görüntülerinin oluşturulduğu, modellerinin elde edildiği bir tür kopyalama teknolojisi olarak adlandırılmaktadır. Bu teknoloji ile herhangi bir alanda, büyük ölçekte, karmaşık, düzensiz, standart veya standart olmayan nesnelerin 3B verileri doğrudan toplanabilmektedir.Lazer teknolojisinde nesne, yansıma yoğunluğu verisi içeren 3 boyutlu nokta bulutu olarak elde edilmektedir. Elde edilen nokta bulutlarının düzenlenmesi, farklı noktalardan yapılan taramaların birleştirilmesi, kayıt, inceltme, nokta boşluklarının doldurulması, filtrelenmesi, yüzey triyangulasyonu ve 3 boyutlu model oluşturma işlemleri yapılarak çizgi, yüzey, alan ve hacim gibi bilgiler elde edilmektedir.Bu tezin genelinde, yersel lazer tarayıcılar üzerine yapılan araştırmalardan, yersel laser tarama teknolojisinden, yersel lazer taramada ölçme prosedürlerinden, 3 boyutlu verilerin değerlendirilmesi için kullanılan yazılımlardan, yersel lazer teknolojisinde hata kaynaklarından ve yersel lazer tarayıcıların kullanım alanlarından bahsedilmiştir.Bu çalışmada yapılan uygulamalardan birincisi, YTÜ' deki KOSGEB Binasının iki noktadan bindirmeli olarak 3 cephesinin taranması işlemi, ayrı olarak Optech İLRİS 3D ve Mensi GS 100 yersel lazer tarayıcıları ile yapılmıştır. Farklı noktalardan yapılan taramaların birleştirilmesinde kullanılan iki yöntemin karşılaştırılması yapılmış ve nokta bulutu üzerinden detay çizimi gerçekleştirilmiştir. İkinci çalışmada, yine YTÜ'de bulunan Pempe Köşkün 3 cephesinin, taramalar sonucu elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile 3B Modeli oluşturulmuştur. Üçüncü çalışmada ise, basit geometrik şekillere sahip objeler taranarak, bu objelerin 3B modeli oluşturularak, model üzerinden yatay ve düşey yönde kesitler alınarak ölçülen uzunlukların, obje üzerinden kumpas ile ölçülen uzunluklarla karşılaştırılması yapılmıştır.
E-devlet kapsamında sayısal coğrafi verilerin korunmasına yönelik uygulamalar
Coğrafi Bilgi Sistemlerinin temel bileşenini, sayısal coğrafi veriler oluşturmaktadır. Bu veri setlerini oluşturmak pahalı ve kopyalanması çok kolaydır. Bundan dolayı fikri mülkiyet haklarıyla bu verileri korumak gerekir. Birçok uzmanın, yüksek maliyet ve uzun çalışmalarla ürettiği bu ürünlerin, bire bir kopya edilmesinin veya taklit edilerek benzerinin üretilmesinin diğer ürünlere göre daha kolay ve ucuz olması, bunların hukukî koruma olmadan, yalnızca teknik yollarla korunmasının hiçbir anlamı olmadığını göstermiştir. Üzerinde değişiklik yapılması, kopyalanması ve çoğaltılması belki de en kolay olan ürünler sayısal görüntülerdir. Sayısal görüntülerdeki bu sorunun çözümü için yapılan çalışmalardan biri, görüntülere çalışmanın sahibi, yapım yılı ya da firma logosu gibi bir bilginin damgalanmasıdır. Bu bilgi, taşıyıcı görüntü üzerine görünür bir şekilde damgalanabileceği gibi görüntüye insan gözünün algılayamayacağı bir teknikle de yapılabilir.Bu çalışmada, sayısal coğrafi verilerinde eser sahibi hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu dâhilinde ele alınmış, sayısal coğrafi verilerin yetkisiz kullanımına karşı korumasına yönelik yasal ve teknik yöntemler incelenmiş, uygulanmakta olan raster harita sayısal mühürleme sistemlerin yetkisiz şahısların girişini engelleyen, yasal kullanımı sağlayacak uygulamalar açıklanmıştır.
Katlı kavşakların ve bağlantı yollarının planlanması örnek uygulama olarak Altunizade katlı kavşağı
Ulaşım ihtiyacının artması, günümüzde şehir içinde ve şehirler arası yollarda büyük bir sorunu da beraberinde getirmektedir. Hızla gelişmeye devam eden otomotiv endüstrisi ise karayolu taşımacılığının büyük rakamlara ulaşmasına ve böylece dünya çapında genel bir ulaşım ve trafik probleminin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Günümüzde, şehir merkezlerinde oluşan trafik yoğunluğunun azaltılması, trafik kapasitesinin arttırılması ve yol güvenliğinin sağlanması için kavşak düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, trafik probleminin çözümüne yönelik olarak, kent içi ve kent dışı alanlarda karayollarının diğer kesişme şekillerine göre; yüksek güvenlik seviyesine ve trafik kapasitesine sahip olan katlı kavşak sistemleri ile bağlantı yolları incelenmiştir. Araştırma içinde; katlı kavşak tipleri, katlı kavşak yapımını gerektiren koşullar, tasarımında esas alınacak prensipler, bağlantı yolları özellikleri ve Altunizade katlı kavşak örneği yer almaktadır. Bağlantı yollarında, geometrik tasarım ilkelerine göre tasarım hızları ve uygun minimum kurp özellikleri de çalışmanın içinde yer almaktadır. Katlı kavşaklar altı temel sınıfa ayrılarak birbirlerine göre mukayeseleri yapılmıştır. İncelemeler sonucunda, katlı kavşak tasarımında ihtiyacı belirleyen trafik etütlerinin önemi, bölgenin fiziksel ve sosyal yapısına uygun tipin seçilmesi, sürücü davranışları ve taşıt özellikleri irdelenmektedir.Anahtar kelimeler: katlı kavşaklar, bağlantı yolları, trafik hacmi, kurp, karayolu.
Sabit GPS istasyonlarına dayalı bağıl nokta konum doğruluklarının araştırılması
ÖZET Mühendislik ölçmeleri çalışmalarındaki temel hedeflerden biri de uygulamanın en kısa zamanda ve ekonomik olarak tamamlanmasıdır. GPS ile bağıl nokta konumlama ilkesine göre yapılan uygulamalarda istenilen nokta konum doğruluğu, yapılan işin niteliğine göre değişmektedir. Bu noktada GPS'nin hızlı gelişim süreci ve birçok farklı disiplin tarafindan değişik nitelikteki uygulamalarda kullanılıyor olması, tüm kullanıcılar için yüksek doğrulukta veri grupları sağlayan sabit GPS istasyonlarının oluşum ve yaygınlaşması sürecinde etken olmuştur. Sabit GPS istasyonlarına dayalı olarak yapılan GPS ölçümleri sonucu elde edilecek bağıl nokta konum doğruluklarının, jeodezik ticari GPS alıcı ve değerlendirme programlan ile baz vektör uzunlukları ve ölçü süreleri dikkate alınarak deneysel olarak araştırıldığı bu çalışmada, seçilen noktalara ait üç boyutlu konum bilgisi ve standart sapma değerleri kinematik yöntemle, tekrarlanabilirlik ve ortalamalardan hesaplanmış, özellikle sabit GPS istasyonlarının mühendislik ölçmelerindeki çalışmalarda ne derece işlevsel olduğu vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: GPS, sabit GPS istasyonu, bağıl nokta konum doğruluğu ıx
Nesne yönelimli coğrafi bilgi sistemi ortamında orta ölçekli topografik haritalar için bina ve yerleşim alanlarının otomatik genelleştirilmesi
kartografya disiplininin öncelikli hedefleri arasındadır. Bu nedenlegenelleştirme, kartografya ve mekansal bilişim alanındaki araştırmacılar için önde gelen biraraştırma konusu olmuştur. Son yıllarda gerek coğrafi bilgi sistemlerinin yoğun kullanımıgerekse harita tabanlı web ve mobil servislerin yaygınlaşması ile birlikte, genelleştirme yeniboyutlar kazanmaya başlamıştır. Araştırmacılar ve teknoloji sağlayıcılar, bu güç problemeotomatik bir çözüm bulmak için yoğun çaba harcamaktadırlar.Kartografik genelleştirme bir çok kurumda bugüne kadar deneyimli kartograflar tarafındangerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte, yüksek üretim maliyetleri, güncelleştirme ve revizyonproblemleri, ulusal, bölgesel ve küresel mekansal veri altyapısı aktiviteleri, toplumun artancoğrafi bilgi ve harita talepleri gibi nedenlerden dolayı, tek bir temel mekansal veri tabanınınkurulması ve diğer bir çok ürünün bu veri tabanından genelleştirme ile türetilmesi düşüncesiharita üretim kurumlarınca benimsenmiştir.Bu çalışmada, ülkemizdeki kısa ve uzun vadeli gereksinimler dikkate alınarak, temel coğrafiveri tabanından orta ölçekli topografik haritalar ve kartografik veri tabanları türetilmesindebina ve yerleşim alanlarına yönelik otomatik genelleştirme çözümleri geliştirilmesihedeflenmiştir. Bu amaçla, ilk olarak topografik veriler nesne yönelimli coğrafi bilgi sistemive harita üretimi yazılımı Laser-Scan LAMPS2 içinde modellenmiştir. Ardından bağlamsal(mekansal yapılanışa bağlı) genelleştirmede karar verme mekanizmasını güçlendiren Voronoiçokgenlerine dayalı bir strateji geliştirilmiştir. Daha sonra bu stratejiye göre genelleştirmeişlem adımları saptanmış, ayrıca mevcut algoritmalara ek olarak bazı algoritmalar geliştirilmişve algoritmalarda kullanılan parametreler statik olarak belirlenmiş ya da iterasyon ile dinamikolarak hesaplanmıştır. Tüm işlemler, Lull programlama dili kullanılarak bu çalışmadageliştirilen KartoGEN genelleştirme modülü ve veri tabanı düzeyindeki metotlar aracılığıylaotomatik olarak gerçekleştirilmiştir. Son olarak, orta ölçekli topografik kartografik veri seti ileyapılan bir kartografik genelleştirme uygulaması sunulmuş ve elde sonuçlardeğerlendirilmiştir.Anahtar kelimeler: Kartografya, coğrafi bilgi sistemi, genelleştirme, topografik harita,Nesne yönelimli mekansal veri tabanı
Kestirim metodlarının sayısal yükseklik modeli üzerindeki uygulamaları
Bu çalışmanın amacı, fotogrametrik yöntemlerle elde edilen Sayısal Yükseklik Modeli (SYM)verilerinin, uydu görüntüsünde bulut gelmesi, parlaklık, yıpranma, vb. nedenlerle eksikolduğu bölgelerinin kestirim yöntemleri kullanılarak gerçeğe en yakın değerlerinin üretilmesive bu maksada en uygun kestirim yönteminin araştırılmasıdır. Ayrıca en uygun kestirimyöntemi bulunduktan sonra yüzey eğrisi geçirme aralığının seçimi, veri olmayan kısımdabırakılan bilinen nokta sayısının önemi ve SYM verisi olmayan alan büyüklüğü hususlarınınelde edilen yeni değerlerin doğruluğuna etkisi de ayrıca incelenmiştir.Çalışma 5 ana bölüm ve eklerden oluşmaktadır.lk bölümde, araştırmaya genel bir bakış sunulmuş ve çalışmanın amacı, uygulamalarıözetlenmiştir.kinci bölümde, SYM'nin tanımı, önemi, kalitesi, avantaj ve dezavantajları, doğruluğu,sunulması ve saklanmasından bahsedilmiştir ve SYM'nin arazide gruplara ayrılmasıaçıklanmıştır.Üçüncü bölümde, SYM oluştururken kullanılan kestirim yöntemleri teorik ve gösterimselolarak anlatılmıştır.Dördüncü bölümde, beş farklı uygulama ile yüzey eğrisi geçirme algoritmaları olaraktanımlanan kestirim yöntemlerinin doğruluğu araştırılmıştır.Birinci uygulama, oluşturulan yeni SYM'nin doğruluğuna hangi kestirim yöntemi olarakseçilen algoritmanın daha çok gerçek yüzeye yaklaştığı ve hangi seçim bölgesinde, hangiyöntemin daha kullanışlı olduğu konusundadır.kinci uygulama en doğru olarak seçilen kestirim yönteminin yüzey eğrisi geçirme aralığınınne olacağı konusundadır. Sunulan tezde doğru olarak kabul edilen hava fotoğraflarından eldeedilen ve 20 m aralıkla üretilen SYM verileri ile kestirim yöntemi kullanılarak ve yüzey eğrisigeçirme aralığı değiştirilerek elde edilen yeni SYM verisi karşılaştırılarak sonuçlarıincelenmiştir.Üçüncü uygulama ise seçim bölgesi olarak adlandırılan ve veri olmadığı farz edilen düz vedağlık kısımlar içerisinde kalan bilinen nokta sayısının ne olacağı, kaç noktada ne kadardoğruluk elde edileceği konusundadır.Dördüncü uygulamada ise, seçim alanının belirlenmesinde alanın ne derece önemli olduğu,alanın büyümesi ile doğruluk kriterinin ne derece değiştiği araştırılmıştır.Son bölümde ise, , bu tez çalışması ile elde edilen sonuçlara değinilmiş ve önerilere yerverilmiştir.Bu çalışma ile SYM'lerinin kestirim yöntemlerinden, özellikle Kriging, Yarıçapsal TabanlıFonksiyon (Radial Bases) ve Ağırlıklı Ortalamalar Yönteminin (Inverse Distance)kullanılabilirliği kanıtlanmaya çalışılmıştır. Bu yöntemlerin uygulamaları, istatistikseldeğerler ile kanıtlanmıştır.Çalışmada Golden Surfer 8.0, Erdas Imagine 8.7 ve çeşitli arayüz programları kullanılmıştır.Ayrıca seçim bölgesi olarak adlandırılan ve veri olmadığı farz edilen düz ve dağlık kısımlarıtanımlayabilmek için nokta seçimi işlemi yapılmıştır. Söz konusu nokta seçimi faaliyetleriesnasında, gereksiz verilerin (örneğin bulut gelen bölge) çıkarılması maksadıyla geliştirilenkısa arayüz programlar kullanılmıştır. Tezin en zaman alıcı kısmını bu nokta seçim işlemikapsamaktadır. Erdas Imagıne 8.7 programı; uydu görüntülerinin görüntülenmesi, seçimbölgelerinin tespit edilmesi, SYM verilerinin arayüz programlarının kullanıldığı excelformatına dönüştürülmesi vb. işlemler için kullanılmıştır. Golden Surfer 8.0 programı ise;arayüz programları ile ayıklanmış, çalışmada kullanılacak eksik olan SYM verilerinin çeşitlikestirim yöntemleri ile istatistiksel olarak yeniden üretilmesi aşamasında bir araç olarakkullanılmıştır. Golden Surfer 8.0 programının tercih edilmesinin nedeni, daha fazla kestirimyöntemini içermesidir. Örneğin; Erdas Imagıne veya Arcview programlarında sadece krigingveya ağırlıklı ortalama yöntemi ele alınmıştır. Bu da ancak; özel scriptleri oluşturmaklamümkün olabilmektedir.Sonuçta; maden jeoistatistiği dalında, jeodezi çalışmalarında, iklim değişikliğinin, eğimli birarazide erozyon ile kaybolan toprak derinliğinin değişiminin, deniz göl ve benzeri sukaynaklarının altındaki kirliliğin değişiminin hesaplamalarında, vb. alanlarda uygulama alanıbulmuş kestirim yöntemlerinin fotogrametri çalışmalarında da SYM verileri üzerindekullanılması kanıtlanmaya çalışılmıştır.En uygun kestirim yöntemi olarak düz alanlarda 1474 adet noktada ± 0.78 m ve dağlıkalanlarda 5945 adet noktada ± 12.5 m ile Kriging yöntemi, daha sonra radial bases yöntemibulunmuştur. Seçim bölgesi olarak tanımlanan SYM verisi olmayan alanlarda bırakılan,bilinen nokta sayısının fazla olması kestirim yöntemlerinin doğruluğunu arttırmakta, aynıyüzey özelliklerine sahip bölgelerde seçim bölgesi kısımların büyümesi ile doğrulukazalmaktadır. Asıl kritik konu, yüzeye ait yükseklik dağılımının kendi içinde hamojen olmasıher zaman için doğruluğu arttıran en önemli olgu olmasıdır. Minimum ile maksimumyükseklik farkının daha düşük olduğu veride uygulanan kestirim metodunun doğruluğu dahayüksektir. Örneğin düzlük alanlarda bu fark küçük iken, dağlık alanlarda yüksektir. Bunabağlı olarak da genel bir ifade ile düzlük alanlarda uygulanan kestirim algoritması ile orijinalyüzeye daha yakın sonuçlar elde edilmektedir. Bu tez çalışmasında kullanılan kestirimmetotlarından istifade edilerek, SYM verisinin eksik veya hatalı olduğu durumlarda, eksikolan kısımlara doğruluğu yüksek yeni veriler elde edilebilir. Bu sayede masraf ve zamantasarrufu sağlanacaktır. Örneğin bir uydu görüntüsü üzerine bulut gelmiş ise bunun SYM'nielde edebilmek için tekrar uydunun o bölgeden geçmesi beklenmeyecek ve tekrar görüntüalımı ile maddi masraftan kaçınılmış olacaktır. Ülkemizde kriging veya yarıçapsal tabanlıfonksiyon yöntemini kullanarak SYM elde eden bir kuruluş veya özel şirketbulunmamaktadır. Elde edilen tüm bu sonuçlarla en uygun kestirim algoritması ve bualgoritmaya etki eden hususlar ışığında askeri ve sivil alanlarda yapılacak çalışmalara ışıktutması bilimsel olarak hedeflenmiştir.
Bulanık mantıkla görüntü zenginleştirme yöntemlerine dayanarak mammogramlardan mikro kalsifikasyon tespiti
ÖZETMeme kanseri dünyada en çok görülen kanser türlerinden birisidir. Bütün kanser türlerindeolduğu gibi erken teşhis tedavinin başarılı olabilmesi için en önemli faktördür. En kullanışlımeme kanseri teşhis yöntemi mammogramlardır. Mammogramların iyi yorumlanması memekanserinin teşhisinde de başarı sağlanması anlamına gelmektedir.Bulanık sistemler, uzman bilgilerinin ve dilsel olarak formüle edilen bilgilerin matematikselolarak yorumlanmasında mükemmel bir olanak sağlamaktadır. Bu yapı sayesinde klasikmantık ile tanımlanamayan ?sıcak?, ?uzun? gibi kişiye göre değişebilen ifadelerimodellenebilir. Aynı zamanda ?az sıcak?, ?oldukça uzun? gibi ifadeler de modellenebilir.Görüntü işleme teknikleri, mammogram görüntüleri insan gözü tarafından ayırt edilemeyen yada yorumlanamayan ayrıntıları ortaya çıkarılabilmektedir. Ancak, insan anatomisinin çokdeğişken bir yapıya sahip olması klasik görüntü işleme tekniklerinin uygulanmasında bazısorunlara yol açmaktadır. Bu sorunlar esnek yapısı ve uygulamalarda uzman desteği almasınedeniyle bulanık mantık ile daha kolay aşılabilmektedir.Bu çalışmada, kural temelli bulanık mantığın, görüntülerin gri değerini değiştirmedekiavantajları kullanılarak özgün bir algoritma geliştirilmiştir. Geliştirilen algoritma ilemammogram görüntülerinde fark edilmesi zor kitlelerin daha fark edilir bir hale getirilmesihedeflenmiştir. Geliştiren algoritmanın uygulandığı mammogram görüntüleri, uzmanlarıngörüşleri ile karşılaştırılarak test edilmiş ve kitlelerin büyük ölçüde belirginleştirildiğigörülmüştür.Hekimlerin tanı koymasında önemli bir işlevi olan mammogram filmleri hekimler tarafındangözle yorumlanmakta ve deneyime ve bilgiye dayalı tanı koyulmaktadır. Yorumlamayeteneğine bağlı bu süreç dolayısı ile insan gözündeki hatalara ve yorumlama noksanlıklarınaaçıktır. Sunulan tezin amacı bu konuda hekimlere destek sağlayacak bir sistem geliştirmek vegözlemleri ile geliştirilen algoritmanın sonuçlarını karşılaştırarak daha doğru sonuçlaraulaşmalarına yardımcı olmaktır.Şu unutulmamalıdır ki kanserin erken teşhisi hayat kurtarmaktadır. Aynı zamanda tedavimasrafları açısından karşılaştırıldığında da erken teşhis edilen bir vakanın tedavi masraflarıgeç teşhise oranla oldukça azdır. Kaldı ki ülkemizde yaygın olarak kullanılan film-taramamammografisi ve hasta yoğunluğu göz önünde bulundurulduğunda tanı zamanının kısalmasıkonusunda da geliştirilen algoritmanın hekimlere avantaj sağlaması amaçlanmıştır. Yapılançalışmanın amacı son yıllarda kadınlarda büyük oranda artış gösteren meme kanserine erkentanı sağlamaya yönelik, doktorlara tanı kolaylığı sağlamak için sayısal görüntü algoritmasıgeliştirmektir.Anahtar Kelimeler: Meme kanseri, mammogram, bulanık mantık, görüntü işleme
Kentsel alan planlamasında kadastro ile ilişkiler ve hava fotoğraflarının kullanılması
Konumsal bilgi sistemlerinin kurumlar arası kullanılması
ÖZET Son otuz yıldır dünyada giderek artan bir sayı ve kapasite ile kullanılmakta olan konumsal bilgi sistemleri, geçtiğimiz on yıl içinde başta belediyelerde olmak üzere ülkemizde de kurulmaya başlanmıştır. Henüz sonuçlandırılmış bir çalışma bulunmamakla birlikte, ülkemizdeki tüm uygulamalarda özellikle belediyelerin çalışma alanlarına yönelik bir başlangıç dikkati çekmektedir. Donanımı, yazılımı, veri toplama süreci ile gelişmekte olan ülkemiz için ekonomik yönden büyük sayılacak yatırımlar gerektiren coğrafi bilgi sistemlerinin, diğer bütün yatırımlarda da olduğu gibi sınırlı ülke kaynaklarım korumak için, azami yarar elde edilecek şekilde kurulması ve kullanılması hedeflenmelidir. Her kurumun kendi bilgi sistemini kurması yerine bir kentteki coğrafi bilgi sisteminden kentteki tüm kurumların yararlanması, en ekonomik çözüm olacaktır. Bu nedenle kentlerde kurulan ve "Kent Bilgi Sistemi" adı verilen coğrafi bilgi sistemlerinin, çok amaca yönelik olarak tasarlanması, kurulması ve kullanılması gerekmektedir. Bu çalışmada, kentsel alanlarda kurulacak olan çok amaçlı kent bilgi sistemlerinin sahip olması gereken özellikleri, olabilecek sorunları ve çözüm yöntemlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Öncelikle kurumlar arası kullanımın getireceği çok amaçlılık ve karmaşıklık ve buna karşı alınacak önlemler tartışılmış, örnek uygulamalardan elde edilen sonuç ve deneyimlerden öneriler çıkarılmaya çalışılmıştır. Uygulama alam olarak, İzmir Konak Belediyesi'nin yersel yöntemlerle üretilmiş ilk sayısal halihazır haritalarının bulunduğu bölge seçilmiştir.
Uydu tekniklerinin ağ sıklaştırmasında kullanılabilirliği üzerine bir araştırma
Jeodezik kontrol ağlan genel olarak yatay kontrol (nirengi) ağlan, düşey kontrol (nivelman) ağlan ve gravite ağlan olmak üzere ayrı ayrı kurulmuşlardır. Bu ağların referans yüzeyleri de farklıdır. Yatay kontrol ağlan için genel olarak ülkeden ülkeye değişen bir dönel elipsoit referans yüzeyi olarak alınırken düşey kontrol ağları için referans yüzeyi olarak genellikle jeoit seçilir. Gravite ağlan için ise ölçülerin yapıldığı fiziksel yeryüzü temel alınmaktadır.Ağların bu şekilde ayn kurulması ve referans yüzeylerinin farklı alınmasının nedeni, her üç ağın birlikte ele alınarak üç boyutlu bir ağ biçiminde oluşturulması ve hesaplanmasında karşılaşılan güçlüklerdir. Geometrik ve fiziksel ölçülerin birlikte ele alındığı en genel üç boyutlu jeodezik ağ, bütünleşik (integrated) jeodezi kapsamında değerlendirilmektedir. Bu çalışmada fiziksel ölçüleri içermeyen yalın geometrik modelle üç boyutta dengeleme konu edilmiş olup çalışmada sözü geçen üç boyutlu ağ sadece yatay ve düşey kontrol ağlannı içermektedir.Klasik ölçülerle üç boyutlu ağ oluşturmaya yarayan yatay doğrultu, uzunluk, azimut, astronomik enlem-boylam ve nivelman ölçüleri yeterli duyarlıkla elde edilebildiği halde refraksiyon nedeniyle düşey açılardaki giderilemeyen sistematik hata etkileri yüzünden ağın duyarlığı düşmektedir. Ayrıca yakın zamana kadar hesaplama araç ve gereçleri de üç boyutlu ağın gerektirdiği yoğun hesabı kaldıramamaktaydı. Bu nedenle ülkeler gereksinmelerini çabuk bir biçimde giderebilmek için jeodezik kontrol ağlannı ayn ayn kurmuşlardır.Yatay ve düşey konum belirlemeye yarayan ölçüler fiziksel yeryüzünde yapıldığına göre hesapların da aynı yüzeyde yapılması büyük kolaylık sağlayacaktır. Ancak fiziksel yeryüzü matematiksel olarak ifade edilemediğinden bunun yerine yeryuvarının biçimi olarak jeoit benimsenmiştir. Fakat jeoidin de basit bir analitik fonksiyonla kolayca tanımlanamaması nedeniyle bu yüzeye uyan model yüzeyler aranmış ve en uygun yüzey olarak ortalama yerelipsoidi kabul edilmiştir. Böylece her ülke yatay konum ağlan için bir elipsoit yüzeyini esas almıştır. Jeoit de genel olarak düşey konum ağlan için referans yüzeyi olarak benimsenmiştir.Jeodezik açıdan üç boyutlu ağ ideal olarak görülmekle birlikte bugün hala bu ağlar ayn ayn kullanılmaktadır.Üç boyutlu ağlar, uydu teknikleriyle (örneğin, GPS sistemi) kolayca gerçekleştirilebilmekte ve belli bir sistemde (örneğin, WGS 84) noktaların X,Y,Z jeodezik dik koordinatlan ya da (|>,A,,h jeodezik eğri koordinatlan elde edilmektedir. Uydu teknikleriyle üç boyutta ağ kurmak ve sıklaştırmak klasik yönteme göre çok hızlı, çok daha az zahmetli, daha duyarlı ve kullanılan aletlerin maliyetleri dışında çok daha ekonomiktir.Çalışmada uydu koordinat sistemi olarak uydu gözlemleri ile elde edilen nokta koordinatlan sistemi (örneğin, WGS 84) ifade edilmektedir.Uydu teknikleriyle elde edilen nokta koordinatlarından yararlanarak üç yöntemle ağ sıklaştırması gerçekleştirilebilir. Bunlar;1. Sıklaştırma ağı bölümünün eski ağ ile bağlantısını sağlayan bağlantı noktalarının ülke koordinat sistemi ve uydu koordinat sistemi koordinatlarından yararlanarak yapılacak 7 parametreli benzerlik dönüşümüyle dönüşüm parametrelerini belirlemek ve bu parametrelerle sıklaştırma ağındaki uydu koordinat sistemi koordinatlarını ülke sistemine dönüştürmek,2. Ülke koordinat sistemi ile uydu koordinat sistemi arasındaki dönüşüm parametrelerini ve sıklaştırma ağı noktalarının ülke sistemindeki koordinatlarını birlikte hesaplamak,3. Uydu koordinat sistemindeki koordinat farklarını ölçü olarak kullanıp dönüşüm parametrelerini ve sıklaştırma ağı noktalarının ülke sistemindeki koordinatlarını hesaplamak biçiminde özetlenebilir.Sıklaştırma ile elde edilen üç boyutlu jeodezik koordinatlar (,A,,h) yaygın biçimiyle yatay konum (enlem, boylam) ve düşey konum (ortometrik yükseklik) H, (H=h-N,N: jeoit yüksekliği) olarak iki bölüme ayrıştırılır.Bu çalışmada 1. ve 3. yöntemle uygulamalar yapılmış ve elde edilen sonuçlar mevcut değerlerle karşılaştırılmıştır. Veri yetersizliği nedeniyle 2. yöntemle uygulama yapma olanağı bulunamamıştır.1. yöntemle yapılan çeşitli uygulamalar sonucunda elde edilen en uygun enlem ve boylam ile verilen enlem ve boylam farklarının ortalaması sırayla 2.86 cm, -1.11 cm ve standart sapmaları 0.25 cm, 0.28 cm dir. Ortometrik yüksekliklerde de farklar birkaç cm ile yaklaşık 20 cm arasında değişmektedir.3. yöntemle elde edilen değerler ile verilen değerler arasındaki farkların ortalaması enlem, boylam ve ortometrik yükseklikte sırayla 0.42 cm, 0.04 cm ve 1.31 cm; standart sapmaları da sırayla 0.66 cm, 0.28 cm ve 10.03 cm dir.Her iki yöntem karşılaştırıldığında, nokta sıklaştırması için 3. yöntemin daha uygun sonuçlar verdiği ve 1. yöntemin de bölgesel sıklaştırmalardan çok ülke genelinde yapılacak sıklaştırma çalışmalarında kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Arsa ve arazi düzenlemelerinde karşılaşılan ölçütsel sorunlar
Bu tez çalışmasında arsa ve arazi düzenlemelerinde kamu ve taşınmaz sahipleri açısından adaletsizliklere ve hak kayıplarına sebep olan ölçûtsel sorunlara değinilmiştir. Bu amaçla öncelikle ülkemizdeki kentleşme süreci ele alınmıştır. Kentleşme sürecinin bir müddet daha şu andaki hızıyla süreceği vurgulanmış, bununla ilgili yasal düzenlemeler, alınabilecek önlemlere altlık teşkil edecek yasal olanaklar ele alınmıştır. Yürürlükte iolan yasalar ve imar mevzuatının özellikle mülkiyet, arsa ve arazi düzenlemeleri ile ilgili kısımları incelenmiştir. Taşınmazların değerlerinin belirlenmesinin önemi, değerlemeye ilişkin yaklaşımlar ve yöntemler ele alınmış ve hangi yöntemin hangi tür taşınmazlar için kullanılabileceği irdelenmeye çalışılmıştır. Arsa ve arazi düzenlemelerinde taşınmaz değerlerinin belirlenmesinin kamu yaran ve kişiler açısından gerekliliği anlatılmaya çalışılmıştır. Arsa düzenlemeleri sonucu oluşan yeni mülkiyet yapısında taşınmaz değerlerinde etkili faktörler teker teker incelenmiştir. Bu faktörlere ilişkin bir puanlamanın nasıl yapılabileceği ve bu faktörler arasında ilişkinin nasıl kurulabileceği anlatılmaya çalışılmıştır. ıx
GPS ile troposfer ve koordinat kestirimleri üzerindeki yüksek dereceli iyonosferik etkiler
The tropospheric delay and gradient can be estimated from dual-frequency GPS observations with removing the ionospheric delay, which has been widely used for atmospheric study and weather forecasting. However, high-order ionospheric (HOI) effects are generally ignored in tropospheric and coordinate estimation. In this study, high-order ionospheric effects on GPS-estimated tropospheric delay, gradients and coordinates have been investigated for the first time from 30 days of GPS data in June 2011 at 8 GPS stations in Turkey. Firstly, the second and third-order effects on GPS data are corrected in RINEX using IGRF11 (International Geomagnetic Reference Field: 11th generation) model, and then tropospheric delay and gradient values are obtained from raw and corrected RINEX data using the GAMIT software. Results show that high-order ionospheric effects are up to 6 mm on zenith tropospheric delay (ZTD), 4 mm on North-South (NS) gradient and 12 mm on East-West (EW) gradient during this period, but can reach over 30 mm in slant tropospheric delay. Furthermore, the high-order effects on tropospheric delay and gradient are larger in the day time than in the night time. Also, solar activity effects on high-order ionospheric delay corrections are further investigated. The high-order ionospheric effects on GPS estimated tropospheric delay and gradient in high solar activity days are much larger than those in low solar activity days. While RMS values are 0.40 mm, 086 mm, 0.69 mm in low solar activity days, in peak solar activity days they can increase up to 0.81 mm, 2.74 mm, 2.20 mm on ZTD, North-South, and East-West gradients, respectively. Global Positioning System (GPS) gives a chance for users to obtain high precision positioning information with the real time applications. Precise positioning components can be obtained using observation files evaluated on academic GAMIT/GlobK software with post processing applications. When the same GPS data in June 2011 has been used for precise positioning before and after HOI corrections, results show that, 10, 7 and 24 mm changes occurred in order of north, east and up components. When the data during the peak solar activity day observation files are used for same stations in 2011, it is observed that, high-order ionospheric effects on north, east and up components can be reached in order of 18, 11 and 43 mm change.
Türkiye'de bazı iklim parametrelerinin coğrafi bilgi sistemleri destekli zamansal ve mekansal analizi
Türkiye'de son yıllarda iklim değişikliği üzerine yapılan çalışmalar hızla artmaktadır. Bununla beraber Coğrafi bilgi sistemleri teknolojisi ve mekansal istatistikler teknolojinin hızlı gelişimi ve yazılım fiyatlarının düşmesiyle sıklıkla kullanılır hale gelmiştir. Özellikle iklim değişiminin ve küresel ısınma konularının sıklıkla konuşulduğu günümüzde iklim parametrelerinin ve bunlara ilişkin değişimlerin farklı teknoloji ve disiplinleri de kullanılarak çalışılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki iklim verilerinden (minimum- maksimum ? ortalama sıcaklık, yağış, nem,vb) uygun olanlarının seçilip 1975-2007 yılları arası için iklim parametrelerinin değişiminin ve dağılımının CBS analizleri yardımıyla belirlenmesidir. Çalışmada, iklim parametreleri Kruskall-Wallis türdeşlik sınaması yardımıyla verilerin inhomojenliği ortaya konuldu. İklim parametrelerindeki değişim ise Mann Kendall testi yardımıyla belirlenecek, bölgesel olarak artış ve azalış eğilimleri istatistiksel olarak test edildi. Bununla beraber bu zamansal değişim deterministik ve jeoistatistiksel enterpolasyon verileri kullanılarak mekansal olarak modellendi. Yapılan uygulamalar sonucunda elde edilen önemli sonuçlar şöyle özetlenebilir. (1) Uygulanan enterpolasyon yöntemleri karşılaştırılarak en uygun ve en güvenilir enterpolasyon yönteminin Kriging yöntemi olduğu belirlendi. (2) Daha sonra istasyonlarda oluşan bu hatalarda kümelemelerin olup olmadığına bakıldı ve sonuç olarak hatalarda bir kümelemenin olmadığı ve hataların rastlantısal olarak dağıldığı görüldü.Anahtar Kelimeler : Coğrafi Bilgi Sistemleri, Kruskall-Wallis, Mann-Kendall, Kriging
OGC standartlarının incelenmesi ve OGC WFS ile vektör veri sunumu
Bu araştırmada, CBS verisine erişimin kolay olduğu, farklı kaynaklardan elde edilen verilerin kolaylıkla birleştirilebildiği ve kullanıcılarına görsel hizmetler sunma gibi imkanlar veren Açık Coğrafi Bilgi Konsorsiyumu (Open Geospatial Consortium - OGC) standartları, yararları ve OGC uyumlu web servisleri incelenmiştir. OGC standartlarından olan Web Detay Servisinin vektör (nokta, çizgi, alan) tipteki verilerin ağ tabanlı sunumu ve işlenmesinde etkili olarak kullanıldığı gözlemlenmiştir. OGC WFS ile ilgili OGC' ye ait "Web Feature Service Implementation Specification" dokümanından yararlanılarak konu hakkında araştırma yapmak isteyen kullanıcılara geniş çaplı bir Türkçe kaynak sunulmuştur. Ayrıca ağ ortamında WMS ve WFS sunumunda kullanılan açık kaynaklı bazı altyapı yazılımları incelenerek bunlara ait örnekler tez çalışmasına konulmuştur.
Hazine arazileri için CBS destekli değer haritalarının üretilmesi: Afyonkarahisar örneği
Taşınmaz değerlemesi, değere etki eden faktörlerin bir araya getirilip birleştirilerek işlenmesi ve bu işlenen verilerden yola çıkarak piyasa koşullarına göre birim fiyatların belirlenmesi olarak tanımlanabilir. Taşınmaz değerlerinin belirlenmesi değere etki eden birçok faktörden dolayı çok çeşitli boyutları ve özellikleri olan geniş bir konudur. Taşınmaz değerinin doğru belirlenmesi ve bu değerlerin vergiye doğru bir şekilde yansıtılması toplumların en önemli ekonomik dayanaklarından biridir. Ayrıca Hazine taşınmazlarının değerlerinin doğru tespit edilerek ekonomiye kazandırılması ve buradan kaynak oluşturulması yine önemli gelir kaynaklarındandır. Hazine arazilerinin satışlarının dışında kiralama, irtifak hakkı tesisi ve ecrimisil işlemleri için değerlerinin doğru tespit edilmesi de yine önemlidir.Bilgisayar teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) de gelişme göstermiş ve bu sistemler Taşınmaz Değerleme alanında da kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle taşınmaz değerleme için oluşturulan veri tabanlarının konuma dayalı olması ve birçok faktörün analiz edilmesi gerekliliğinden dolayı CBS'nin taşınmaz değerleme de rolü artmıştır.Bu çalışmada taşınmaz değerleme konusu incelenmiş ve farklı metotlar üzerinde durulmuştur. Bu yöntemlerden biri olan Nominal Değerleme Yöntemi kullanılarak Afyonkarahisar kent merkezinin taşınmaz değer haritası üretilmiştir. Emsal olarak belirlenen parseller üzerinde kümelenme analizi yapılarak doğruluklar arttırılmaya çalışılmıştır. Ayrıca Çok Kriterli Karar Verme Metotlarından biri olan Analitik Hiyerarşi Yöntemi kullanılarak taşınmaz değerini etkileyen faktör ağırlıkları yeniden belirlenmiş ve buradan yeni değerler elde edilmiştir. Buna bağlı olarak yine kümelenme analizleri yapılmış, değer haritaları üretilmiştir. Bu değerler bir önceki yöntem ile karşılaştırılarak farklılıklar ortaya konulmuştur.
Dijital fotogrametride alana dayalı görüntü eşleme metodlarıyla yarı otomatik havai nirengi
ÖZET DİJİTAL FOTOGRAMETRİDE ALANA DAYALI GÖRÜNTÜ EŞLEME METOTLARIYLA YARI OTOMATİK HAVAİ NİRENGİ Murat UYSAL Jeodezi ve Fotogrametri Ana Bilim Dalı Afyon Kocatepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Haziran 1999 Danışman : Doç. Dr. Zekai Cevdet CAN Dijital Fotogrametride, iş istasyonlarında yapılan uygulamalar bilgisayar teknolojisinin gelişimiyle PC ortamında yapılmaya başlandı. Bu tezin kapsamında PC ortamında çalışan Dijital Fotogrametri yazılımı üretildi. Tezin uygulama kısmında, geliştirilen yazılımın kullanılması ile ilgili bilgiler verilmiştir. Havai Nirenginin (Fotogrametrik Nirengi) en önemli verilerini bağlantı ve yer kontrol noktalarının transferi ve ölçümü kapsar. Bu işlemlerin yapılmasında Alana Dayalı Görüntü Eşleme yöntemleri kullanıldı. Yazılımın Havai Nirengi kısmında ışın demetleriyle blok dengeleme yapıldı. Bağlantı ve yer kontrol noktaları arasındaki ilişki doğrusallık şartı ile doğrudan hesaplanabilir. Tez kapsamında geliştirilen yazılımın Havai Nirengi bölümünü test etmek amacı ile yapılan uygulamalarda elde edilen sonuçlar standartlara uygundur. Sonuç bölümünde Fotogrametrik Nirengi işlemlerinin otomatikleştirilmesi ve GPS teknolojisinin kullanımı ile ilgili düşünceler sunulmuştur.
Gerçek anlamda olamayan silindirik projeksiyonlar
Özet Dünyanın tamamının veya büyük bir kısmının uygun haritasının çizilebilmesi için doğru projeksiyon seçimi yapılmalıdır. Seçim için gerçek anlamda olmayan silindirik projeksiyon deformasyonlarının incelenmesi gereklidir. Bu çalışmada seçilen projeksiyonlar için coğrafi grid ağı oluşturulmuştur. Projeksiyon eşitliklerinin
Farklı kaynaklardan elde edilen sayısal yükseklik modellerinin ortofoto doğruluğuna etkilerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, ortofoto üretiminde kaynak verilerden biri olan SYM' nin üretim yöntemi, grid aralığı ve girdi verilerinde ki farklılıkların, bu verilerden üretilen ortofonun doğruluğuna olan etkilerinin araştırılmasıdır. Bu uygulamanın daha önceki uygulamalardan farkı kullanılan kaynak verilerdir. Çalışma sırasında 1:60.000 ölçekli sayısal hava fotoğrafları, 3"×3" aralıklı SRTM verileri ve 10 m aralıklı sayısal eş yükseklik eğrileri kullanılmıştır. Blok dengeleme aşamasında dengelemeye dört farklı sayıda YKN dahil edilmiş ve her nirengi noktası tetkiki için dört farklı fotoğraf elde edilmiştir. Sayısal hava fotoğraflarından otomatik görüntü eşleme tekniği ile, SRTM ve eş yükseklik eğrilerinden ise raster yöntemi ile SYM'ler üretilmiştir. Bu verilerden üretilen ortofotolarda; çalışma bölgesine daha önce tesisi yapılmış olan sabit nirengi noktalarında okumalar yapılmış ve bulunan değerler dengelenmiş koordinat değerleri ile karşılaştırılıp analiz edilmiştir. Yine aynı çalışma bölgesi içerisinde farklı arazi arızalarına sahip bir alanda belirli noktalar seçilmiş ve oluşturulan stereo modelden bu noktaların koordinat değerleri; arazi yüzeyine çok iyi yaklaşılmak süretiyle okunmuştur. Uygulama sonrası aynı noktaların ortofotodan okunan değerleri karşılaştırılıp tetkik edilmiştir.
Harita üzerindeki yazılar ve temel özelliklerinin incelenmesi
Yeryüzü üzerindeki detayların bütün özellikleri harita üzerine aktarılamaz. Bu nedenle gerçek dünya modellenirken, detaylara ait, coğrafi ve tanımlayıcı bilgiler, harita üzerine yazı ve sembollerle aktarılır. Harita üzerine yazılan yazılar (harf ve rakamlar) detay ile harita kullanıcısı arasında iletişimi sağlamaktadır. Bu iletişimin sağlıklı olması, haritanın kullanım amacının tam olarak gerçekleşmesine yardımcı olur. Harita üzerinde yer alan yazılarda fonksiyonellik ve estetiklik aranır. Her iki özelliğin dengeli olması gereklidir. Aksi takdirde, haritanın doğruluğu ve okunaklılığı olumsuz etkilenir.Bu çalışmada harita üzerinde yer alan yazıların temel karakteristik özellikleri araştırılmıştır. Bu amaçla yazılarla ilgili standartlar araştırılıp, harita üzerinde kullanılacak olan yazıların, font ve büyüklük seçimleri incelenmiştir. Ayrıca değişik tipteki haritaların içeriğinde bulunan yazılarla ilgili kurallar temel alınarak veri katmanları üzerinde etiketlendirmeler ile ilgili uygulamalar yapılmıştır. Bu uygulamalar ile yazıların veri katmanları üzerindeki yerleşimleri karşılaştırılmış ve karşılaştırma sonuçlarına göre ortaya çıkması mümkün olabilecek bazı uyuşmazlıkların ortadan kaldırabilmesi amaçlanmıştır.2009, 54 sayfaAnahtar Kelimeler: Yazı, Harita, Harita üzerinde yazı, Etiketleme