Yıldız Technical University
Discipline

Müzecilik Anabilim Dalı

Yıldız Technical University

71

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Adliye sarayının İzmit Arkeoloji Müzesi olarak değerlendirilmesi

IIIÖZETİzmit Kemalpaşa Mahallesi, 4 pafta, 219 ada, 1 parselde yer alan ve 1950' li yılarda inşaedilen eski adliye binası bu satırların yazarı tarafından arkeoloji müzesi olarak önerilmiştir.Tez çalışması olarak alınan bu konu altı ayrı bölüm içinde değerlendirilmiştir. Birincibölümde ? Giriş?, ikinci bölümde ?Çağdaş Müzelerin İşlevleri? anlatılmıştır.Üçüncü bölümde ?İşlevini Yitirmiş Binaların Yeniden Kullanılması? irdelenmiş, bubölüm başlığı ile ilişkili arkeoloji müzeleri örneklerinden yurt içinde Tekirdağ ArkeolojiMüzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Sakarya Arkeoloji Müzesi binaları gezilmiş,incelenmiş, fotoğrafları çekilmiştir.Dördüncü bölümde ?İzmit? başlığında İzmit tarihi yeni bir araştırma ile ele alınmış,İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü kütüphanesi, Türk Tarih Kurumu kütüphanesi, İstanbulArkeoloji Müzeleri kütüphanesinde kent tarihi ile ilgili yayınlar incelenmiş, çevirileryapılmıştır. İzmit Müze Müdürlüğü yapmış eski müdürlerle görüşülmüştür. İzmit Müzesiarkeolojik eserleri incelenmiş, envanter defteri kayıtları araştırılmış, arkeolojik eser listesiçıkarılmıştır. Arkeolojik eserlerin müzeye geliş şekillerine göre incelenmiş, ortaya çıkanistatistik rakamlar grafiklendirilmiştir. Adliye binası planı araştırılmış, plan ile bağlantılıolarak yapı yerinde detaylı bir şekilde mimar ve inşaat mühendisi ile birlikte incelenmiştir.Eski binada yapılabilecek ve yapılamayacak değişiklikler saptanmıştır. Yine adliye binasınınvar olan birimleri çok az değişiklikler ile arkeoloji müzesi birimlerine çevrilmiştir.Beşinci bölümde ?Arkeolojik Eserlerin Sergilenmesi? irdelenmiştir. Bu bölümde İzmitMüze Müdürlüğü arkeolojik eser koleksiyonu incelenmiş, müze uzmanları ile tahminisergilenecek ve depoda kalacak eserler seçilmiştir. Sergi salonları değerlendirilmiş, ısı, ışıkve nem kontrolü bağlamında aydınlatma armatürleri seçilmiş, ısıtma sistemi seçilmiş vepencerelerden gelebilecek fazla ışığın kontrolü açısında ışığı kontrol altında tutacak önerilersunulmuştur. Sergileme malzemeleri planlanmış, vitrin dolapları, eser kaideleri, vitrinler,etiketler seçilmiştir. Arkeolojik, özellikle heykeltıraşlık eserlerin sergilenmesi ile ilişkiliolarak yurt içinde İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Tekirdağ Arkeoloji Müzesi, Bursa ArkeolojiIVMüzesi ve Sakarya Arkeoloji Müzesi gezilmiş, sergi salonları incelenmiştir. Almanya'daMünih kentinde Glyptothek ve Antikensammlungen, Regensburg kentinde RegensburgMüzesi sergi salonları incelenmiş fotoğraflar çekilmiş, katalog ve kitapları temin edilmiştir.Tez altıncı bölümü olan ?Sonuç? bölümünde, eski adliye binası örneğinde olduğu gibieski binalara yeni fonksiyonlar verilerek birçok müzesiz kente arkeoloji müzelerikazandırabileceği konusu ifade edilmiş, ayrıca bu bölümde Türkiye'deki müzecilik iledevletin ve hükümetlerin kültür politikalarına değinilmiştir.

Taner Aksoy
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Kent Müzesi için yeni yaklaşımlar

7H] NHQWOL ROPD ELOLQFLQL YH NHQWH GDLU WP NOWUHO ELOHúHQOHUL ELU DUDGD VXQDELOHFHN WRSOXPVDO H÷LWLPH \|QHOLN ELU NHQW P]HVL SURMHVL ROXúWXUPDQÕQ JHUHNOLOL÷LQLVDYXQXU

Deniz Aytokmak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Somut olmayan kültürel mirasın müzecilik bağlamında korunması

Today, specifically with the beginning of 50?s, the gradual increase of technology andurbanization affect people?s lives in various ways. With the reasons such as migration andindustrialization, the population between rural areas and cities naturally differ; thus, bothmiddle scaled cities and rising city centrums are enlarged at a great speed. With the changesin the process of globalization, the lives of people in the world have turned out to be stereo-typical. Physical, social, economic and psychological problems derived from the effect ofglobalization, demolish the intangible cultural assets known as ways and customs, traditionsand practices which date far back to the ancient times by shaping and also guiding the society.Therefore, safeguarding of this heritage has become much more crucial in the last years.Intangible cultural heritage which has been a subject of dispute especially in the last years,turned out to be a new study field in accordance with the suggestions including thesafeguarding both in the national and international arenas. The foremost reason for thisalteration is again globalization; with the process of globalization, societies? genuine identitiesare at a risk while forming common effect and perspectives. As a result of this risk, the threatof a loss has become surely apparent and realized. The other reason which is worthmentioning is; the realization of the variegation and the vividness which may be theconsequence by eliminating the intolerance created by specific differences; hence, in theprocess of the communication not only within societies but also between distinct societies, theintangible assets which are not genuine will be safeguarded leading to the mentionedvariegation and vividness.In this specific study, the first section deals with the necessity of safeguarding the intangiblecultural heritage and its presence at the forefront by giving related examples. In the secondsection, tangible cultural heritage and intangible cultural heritage issues are discussed brieflyunder the subtitle of cultural heritage and the regulating factors of intangible cultural heritageare classified comprehensively. Regarding the third section, within the scale of multiculturismand by referring to the subtitle of cultural heritage, the effects of some cultural policies andglobalization on the cultural heritage are mentioned. The fourth section, including thesafeguarding of the intangible cultural heritage in the context of museology deals with severalstudies of national and international associations & institutions. Moreover, with these studies,a brief evaluation and summary of the outcomes are represented; the solutions related to the1concept of museology and the roles of museums in safeguarding the Intangible CulturalHeritage are clarified. In addition to these, the course of information between museum andsociety is clearly mentioned. In deed, the issue of safeguarding will deal with the answers ofthe questions which the actual study brings out.The study called ?The Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage Within The Contextof Museology?, is a research paper which literature and literal evaluation are involved;supported by field survey with focusing on factual data, its effects and benefits, surely cannot be ignored. Besides, the study is formalized -within the bounds of possibilities- in the fifthsection named as ?MULTI-CULTURISM IN ISTANBUL; FESTIVES and SACRED DAYS?,by signaling both written and oral documents, current studies, personal research andobservations. Activity will be actualized in Istanbul which is cultural center of Europe in 2010in Istanbul Archeology Museums. Last of all, in the sixth section an overall evaluation of thefinal situation takes place as well as with the related suggestions. Furthermore, the studycalled ?The Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage within the Context ofMuseology? is taken into consideration in the aspects of topical currency and topicaldevelopment and finalized by updating the further possible studies. Therefore, the study turnsout to be an absolute source opening new ways for further developments.Key Words: Intangible Cultural Heritage, Safeguarding, Museum, Multi-Culturism

Esra Çankaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Özel koleksiyonların müzelere dönüştürülmesi

Koleksiyon ve koleksiyonculuk, eski çaglardan beri, tutku, sahiplenme ve koruma gibi çesitli faktörlerle toplumsal hayatın içinde yer almıs; dönemin kültürel yapısı ve inanıslarına göre sekillenmistir. Antik dönemde tanrılara sunulan adaklarla baslayan biriktirme etkinligi inanç odaklı yapılmıstır. Roma mparatorlugu Dönemi'nde ise; Yunan heykel sanatıyla sekillenen ve sosyal geleneklerle bagdasık bir anlam tasımıstır. Ortaçag Avrupa'sında, dini yüceltme misyonuyla kiliselerde ve manastırlarda toplanan degerli nesneler; aynı dönemde soyluların kabinelerinde zenginligi simgelemislerdir. Rönesans hümanizmi ile birlikte; antikite, doga, bilim ve sanat gibi türlerle zenginleserek, sistematik bir bakıs açısı kazanan koleksiyonlar, dünyayı tanımlamaya yönelik arastırmaların odak noktası olmuslardır. Batıda, XVIII. yüzyıl itibariyle kurumsallasmaya baslayan koleksiyonlar, XIV. yüzyıldan beri yasanan çesitli sosyal, politik, ekonomik ve kültürel birikimlerin sonucudur. Ülkemizde ise XV. yüzyılda, Osmanlı padisahların özel zevkleri dogrultusunda baslayan biriktirme etkinligi, göçebe kimligin ve slami kültürün etkisindeki halka yansımamıstır. Cumhuriyet'le birlikte, arkeolojik, etnografik, Türk ve slam sanatı eserleriyle olusturulan müzeler, ulusal kültürü korumayı hedefleyen milliyetçi duyguların yansıması olmustur. Bu süreçte degisen sosyal ve kültürel degerlerin etkisiyle, önce kurum sonra da sahıs koleksiyonları olusmustur. Sosyal sorumluluk, sanat duyarlılıgı ve dünyaya entegre olma gibi yaklasımlarla koleksiyonlar müzelesme sürecine girmistir. Sanatçıların, galerilerin, mezatların çogalması sanat piyasasını canlandırarak, bu eylemi desteklemistir. Bu çalısmada, özel koleksiyonlardan müzelere geçis süreci; sosyal, kültürel ve ekonomik etkenler dogrultusunda incelenmistir. Özel müzeler ise; olusumları, etkinlikleri ve topluma ulasılabilirlikleri açısından genel olarak degerlendirilmistir. Anahtar Kelimeler: Koleksiyon, Koleksiyonculuk, Özel Müzeler

İrem Konukcu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de müze yapılarında uygulanmış tip projelerin koleksiyonlar ve coğrafi farklılıklar açısından incelenmesi

Ülkemizde, 1846 yılında Aya İrini'de ilk müzenin kuruluşu ile başlayan müzecilik faaliyetleri, çöküntü halindeki Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerekli yatırımların yapılamaması nedeniyle Cumhuriyet Dönemi'ne kadar pek fazla ilerleme gösterememiştir. Yalnızca Osman Hamdi Bey'in kişisel gayretleriyle bazı adımlar atılmış ve ülkemizin ilk müze binası olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri binası inşa edilmiştir. Cumhuriyet Dönemi ile birlikte kültür mirasının korunması konusunda gerekli yasal ve kurumsal oluşum başlatılmıştır. Bu dönemde Türkiye'de pekçok ilde yeni müzeler kurulmuştur. Ancak bunların çoğu küçük müzeler, hatta müze depoları şeklindedir. Cumhuriyet Dönemi'nde başlayan bu yeni yapılanma hareketi, II. Dünya Savaşı'nın ülkenin ekonomik yapısı üzerindeki olumsuz etkileri sonucunda 1940-60 yılları arasında bir duraklama dönemi geçirse de 1960 sonrası yeni bir ivme kazanmıştır. Bu dönemde Türkiye'de çok sayıda yeni müze binası inşa edilmiştir. Yapılan bu müze binalarından bazıları, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlattırılmış olan bir müze projesine göre yapılmıştır. Bu durum önceden planlanmayan bir "tip proje uygulaması" olarak bilinmektedir. Bu tezin amacı, söz konusu müze tip projesinin nerelerde uygulandığını araştırmak ve bu müzelerin tip projeden kaynaklanan olumlu veya olumsuz yönlerini, dünyadaki çağdaş müzecilik anlayışı ışığında irdelemektir. Birinci bölümde "mimarlık" ve "mimari tasarım süreci" kavramları açıklanarak bu kavramlar ışığında mimarlıkta "tip proje" olgusu irdelenmiştir. IIİkinci bölümde, çağdaş müzeciliğin tanımı ve işlevleri ifade edilmiş, dünyada ve Türkiye'de müze binalarının gelişimi incelenmiş ve Türkiye'deki müze tip projesinin nasıl gerçekleştiği, nerelerde uygulandığı açıklanarak bu müzeler hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, tip projeye göre yapılmış müzelerden üç tanesi seçilerek çağdaş müzecilik bağlamında irdelenmiştir. Dördüncü bölümde ise sonuç ve önerilere yer verilmektedir.

MimarlıkMüze binalarıMüze mimarisi+2
Engin Yıldız
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik mirasın korunmasında ören yeri müzelerinin rolü

ÖZET Ülkemizde ören yeri müzeleri ile ilgili yapılan ilk çalışma olan bu tezin amacı, ören yeri müzelerinin arkeolojik mirasın korunmasında neden gerekli olduğunu tespit etmek; ülkemizde mevcut ve kurulmakta olan ören yeri müzeleri için tanım, yer ve bina, bölümler, yönetim ve kadro, koleksiyon ve sergileme, güvenlik ve eserlerin korunması ile ilgili öneriler getirmektir. Bu tezde kütüphaneler ve internet aracılığıyla yabancı ve Türkçe kitaplar, tezler, süreli yayınlar taranmış; ABD, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, Macaristan ve Yunanistan'daki müzelerin bağlı olduğu kurumlar, müze müdürlükleri, T.C. Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Çatalhöyük Ören Yeri Müze Projesi yetkililerden yazdı açıklamalar alınmış; gönderilen kanun metinleri, müze rehber kitapları, kataloglar, broşürler, istatistiki bilgiler incelenmiş; ülkemizde ören yeri müzesi olarak değerlendirilebilecek Side, Gordion, Milet, Aphrodisias, Pamukkale (Hierapolis) Arkeoloji Müzeleri ziyaret edilmiş, müze müdürleri ve Çatalhöyük Ören Yeri Müze Projesi yetkilileri ile görüşülmüştür. Bütün bu yöntemlerle tezde sunulan bilgileri destekleyecek slayt, kanun metinleri; müze kataloglarından, broşürlerden ve konuyla ilgili yayınlardan fotoğraf, harita, çizim gibi malzemeler elde edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bu tez, Giriş; Tanımlar; Ören Yerlerinin Tahrip Nedenleri; Ören Yeri Müzelerinden Örnekler; Arkeolojik Mirasın Korunmasında Ören Yeri Müzelerinin Rolü; Ülkemizde Mevcut ve Kurulmakta Olan Ören Yeri Müzeleri için Öneriler ve Sonuç olmak üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Bu tezde, ören yeri müzelerinin uluslararası alanda veya ülkemizde resmi herhangi bir tanımının yapılmadığı; ABD ve Avrupa'da ören yeri müzelerinin, ülkemizde ise ören yeri müzesi niteliğinde müzelerin olduğu; Akropolis, Çatalhöyük, Troia, Zeugma ve Aphrodisias'ta ören yeri müzelerinin kurulması konusunda girişimlerde bulunulduğu; Akropolis, Çatalhöyük ve Aphrodisias'ta ören yeri müzelerinin projelendirildiği tespit edilmiştir. Bu tez kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda arkeolojik eserlerin kendi ortamında korunmasına ve araştırılmasına imkan vermek; ören yerlerinin güvenliğini sağlamak; ören yerinin ve ören yeri müzesinin bulunduğu bölgenin tanıtımını yapmak için ören yeri müzelerinin gerekli olduğu; mevcut kanunlar, teşkilatlanma şeması ve kadro yapısı değiştirilerek, arkeolojik mirasın korunması için ören yeri müzelerinin kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır. n

Arkeoloji müzeleriKorunmaMüzeler+2
Nevra Ertürk
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da Orta Dönem Bizans kiliselerinin doğu cepheleri

İstanbul lıristiyanlık tarihi için Kudüs ya da Iloma kadar önemli bir şehir olmuştur. Bu önem Bizans devletinin başkenti olması nedeni iledir. Başkent farklı dönemlerde farklı mimari formların yaratıldığı yer olmuştur. Bu dönemler içerisinde en önemi i lir inden biri de "İkinci" Altın Çağ"olarak adlandırılan Ûrtu dönem olmuştur. Bu dönemde halcim güç olan kilisedir. Kilise formları da kilisenin istediği biçimde olmuştur. Ancak kiliselerin farklı cephelirde farklı değişiklik ve gelişimler olmuştur. Doğu cephesi de gerek litürjik gerekse sembolik olarak en önemli bölümlerden biridir. Bu cephe süslemenin en az kullanıldı jı ancak mimari elemanların süsleme elemanları gibi kullanıldığı bir bölümdür. Bu cephede Orta döneme özgü karakteristik bir eleman olarak üçüz pencere ve nişlerin kullanımını görmekteyiz. Başlangıçta Erken döneme bağlı olan mimarlar zamanla kendi formlarını yartmışlardır. Ancak bu mimar ve sanatçı grupları arasında bazıları yenilikçi iken bazıları ise daha muhafazakar olmuşlardır. Bunun sonu cunda da cephelerde farklı görüntüler ortaya çıkmıştır. Fakat genel olarak Orta dönemde başkent kendiae özgü desen ve formlar yarutmağa devam etmiş ama azalan etkisi nedeniyle bu formlar eyaletler tarafından daha az kullanılır olmuştur.

Bizans kiliseleriKiliselerİstanbul
H.haluk Çetinkaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Müze olarak kullanılan eski binaların korunmasında yangın sistemlerinin Aya İrini örneğinde irdelenmesi

Aya İrini Müzesi'nin yangına karşı korunması konusunda yapılan bu çalışma, altı ana bölümden oluşmaktadır. BÖLÜM 1. Giriş : Bu bölümde sorun'un belirlenmesi, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, varsayım, kapsam ve yöntemle ilgili bilgiler verilmektedir. BÖLÜM 2. Yangın ve Korunum ile İlgili Genel Bilgiler : Burada yangın korunumu ile ilgili genel bazı bilgiler yer almaktadır bunlar, yangın oluşumu, gelişimi ve yayılımı, yangın sonucu oluşan can ve mal kayıpları yangın savaşım sistemleri hakkındaki bilgilerdir. BÖLÜM 3. Müze Yangınlarından Örnekler : Bu güne değin müzelerde çeşitli nedenlerden dolayı çıkan yangınlara dair örnekler verilmiştir. BÖLÜM 4. Aya İrini Müzesi ve Yangın : Bu bölümde, Aya İrini Müzesi'nin tarihçesi, mimari özellikleri, yapısal özellikleri incelenmiş, müzede meydana gelen yangın hakkında bilgi verilmiştir. BÖLÜM 5. Aya İrini Müzesi İçin Öngörülen Yangın Önlemleri : Burada Aya İrini Müzesi için uygun görülen yangın korunum önlemleri, pasif önlemler ve aktif önlemler başlıkları altında verilmiştir. BÖLÜM 6. Sonuç ve Öneriler : Araştırmanın sonucu ve yapılması uygun görülen öneriler bu kısımda yer almaktadır.

Aya İriniBina güvenliğiBinalar+5
Müjgan Harmankaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de bir kadın müzesi için program oluşturma

Türkiye'de bir kadjn müzesi kurulması için koleksiyon ve sergileme programı sunan bu çalışmanın birinci bölümünde, Türk kadınının tarih öncesi çağlardan başlayarak, İslamiyet öncesi ve sonrası ile Cumhuriyet öncesi dönemlerdeki konumu ele alınmış, Cumhuriyet döneminde eşit eğitim ve eşit hukuksal hakların elde edilmesiye birlikte oluşmaya başlayan çağdaş Türk kadını kimli ğininin gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde, çağdaş Türk kadını kimliğinin korunacağı, sergileneceği ve geliştirileceği bir mekan olacak olan kadın müzesinin koleksiyonunun belirlenmesi ve sergilenmesi ile ilgili öneriler getirilmiştir. Bu çerçevede, koleksiyonun oluşturulması için örnek olarak yüz Cumhuriyet kadınının yaşamları ile çalışma ve eserleri değerlendirilmeye alınmış, bu değerlendirmeden yola çıkılarak sergi tasarımı için model önerileri ve ileriye yönelik çalışma programı sunulmuştur. Üçüncü bölüm, Türkiye'de kadın kültürü ve Türkiye'nin kadın politikası üzerine kısa bir değerlendirme yapılarak sonuçlandırılmıştır.

AnadoluCumhuriyet sonrasıCumhuriyet öncesi+8
Esra Akın
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Organik malzemeli müze eserlerinin (kağıt, ahşap, dokuma, deri) mikrobiyoloji kökenli etkenlerle bozulması ve alınacak önlemler

Organik malzemeli müze eserleri, kendi yapı özelliklerine ve içinde bulundukları çevre koşullarına bağlı olarak zaman içinde bozulurlar. Müzelerin öncelikli sorumluluğu; var olmalarını sağlayan eserleri korumak, onlar için en uygun çevre koşullarım gerçekleştirmektir. Ortam koşullan nem, sıcaklık, ışık, biyolojik zararlılar, hava kirliliği... gibi unsurları kapsar. Koleksiyonların bulunduğu iç mekanlarda iklimin sürekli ve düzenli olarak ölçülmesi ve elde edilen veriler yorumlanarak bu doğrultuda ortam koşullarının denetlenmesi gerekir. Çalışmamızın Genel Bilgiler kısmında anlık / sürekli / bilgisayarlı ölçüm cihazlarının kullanımı, verilerin değerlendirilmesi, iç iklim değişkenlerini düzenlemek için kullanılabilecek malzeme ve yöntemler üzerinde durulmuş; ortam koşullan ve kendi yapısındaki maddelere bağlı olarak eserleri tutan mantarlar, bakteriler ve parazitler yapı ve yaşam özellikleri ile bozucu etkileri bakımından incelenmiştir. Bir kısım organik eserlerdeki mikrobiyoloji kökenli bozulmaları incelemek üzere farklı koleksiyonlarda bulunan örneklerle çalışılmıştır. Kağıt malzemeye örnek olarak özel bir koleksiyonda bulunan küflenmiş kitaplardan; ahşap malzemede görülebilen çeşitli bozulma tiplerini örnekleyebilmek için Manisa Müzesi'ne ait Sardes Bin Tepeler 89 Tümülüsü odun buluntularından, IH. Ahmed Çeşmesi ahşap saçaklarından ve Büyükada'da bir ahşap evden; dokumalarda karşılaşılanları aramak amacıyla İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunan Bizans dokuma parçalarından; deri eserleri tutan mikroplan incelemek üzere Topkapı Sarayı Müzesi'ne ait bir parşömen elyazmadan; karışık malzemelilerde karşılaşılanları örneklemek amacıyla da Atagök'e ait tuval resimlerinden ve bir özel koleksiyonda bulunan güzel yazı levhasından alınan örneklerde etken aranmıştır. Örnekler çıplak gözle ve mikroskop altında incelenmiş, kültürler hazırlanmış, bunlar da mikroskopta ve çıplak gözle incelenmiş, sırasında ileri tanım yöntemlerine de başvurularak etken olan bakteri ve mantarlar tanımlanmıştır. Bu eserlerden ayırdığımız mikropların mücadelede kullanılabilecek ilaçlara duyarlılığım ortaya çıkarmak amacıyla, konservasyon literatüründe eserlere uygun olduğu bildirilmiş dört antifungal madde kullanılarak duyarlılık deneyleri yapılmış ve herbirinin bu kökenler üzerinde etkin olduğu en düşük yoğunluk belirlenmiştir. Örnek eserlerimizdeki bozulmaların %80.81'inde mikropların etken olduğu, bu etkenlerin %15.39'unu bakteri, %65.26'sım mantarların oluşturduğu görülmüştür. İncelediğimiz materyallerden, kağıttan Aspergillus rriger; ahşapta Sardes buluntularından Gram pozitif koklar, Cladosporium sp, Eupenicillium alutaceum, E. crustaceum, Ajellomyces capsulatus; HI. Ahmed Çeşmesi saçaklarından Penicillium frequentans, Acremonium charticola; Büyükada, ahşap evden Verticitlium cinnabarinum, Fusarium sporotrichioides; deriden Trichophyton verrucosum, dokumalardan Alternaria tenuis; kanşık malzemelilerden resim P.implicatum, Mucor sp.; güzel yaza levhasından P. chrysogenum ayrılmıştır. Bu materyallerden %15.39'u bakteri ve %65.26'sı mantar olmak üzere toplam %80.8I'inde mikroorganizmalar etken olarak ayrılmıştır. Duyarlılık deneylerimizde de Aspergillus niger için en düşük yoğunlukta etkili olan madde TBZ (0.33 jug/ml); Alternaria tenuis için TBZ (1.33 ug/ml); Trichophyton verrucosum için potasyum sorbat (20.00 ug/ml); Eupenicillium alutaceum ve E crustosum için TBZ (0.66 ug/ml); Verticillium cinnabarinum için potasyum sorbat (20.00 ug/ml); Acremonium charticola için potasyum sorbat (2.00 ug/ml); Fusarium sporotrichioides için TBZ (1.33 ug/ml); Histoplasma capsulatum için potasyum sorbat (2.00 (Jg/ml); Cladosporium sp için TBZ (0.66 ug/ml); P.frequentans için TBZ (0.33 ug/ML); P.implicatum için potasyum sorbat (0.50 ug/ml); Mucor sp için TBZ (0.66 ug/ml) olarak belirlenmiştir. Mikroorganizmalar sahip oldukları zengin enzimler vasıtasıyla eserlerin malzemelerini parçalayarak kullanır, çıkartılanyla lekelere sebep olabilirler. Eserlerdeki bozulmanın önlenmesi için ortamın düzenlenmesi ön koşuldur. Organik malzemeli eserlerin uzun vadeli olarak korunması ve geleceğe aktarılabilmesi için depo ve sergi alanlarında uygun çevre koşullarının sağlanması öncelikle gerekir. Bunun yanı sıra ortama ve mikroplarla infekte olmuş eserlere uygun kimya maddeleri ve yöntemler kullanılarak ilaç uygulanması da gerekebilir. Uygun ilacın seçiminde duyarlılık deneyleri yapılması etkin ilacın seçilebilmesi bakımından önem taşır. Diğer yandan bu eserlerle yakın temasta olan kişilerin olası hastalık tehlikelerinden korunabilmesi için eldiven, maske ve önlük kullanmaları yararlı önlemlerdir. Çeşitli yabancı ülkelerde kültür varlıklarında mikrobiyoloji kökenli bozulmalarla ilgili çalışmalarda ayrıldığı bildirilen mikroorganizmalarla tez sonuçlarımız karşılaştırılmış, benzer saprofit mantarlar ve bakterilerle karşılaşıldığı görülmüştür. Ancak parşömen elyazmadan ayırdığımız T.verrucosum insanda deri ve eklentilerinde dermatofitoza yol açmaktadır. Sardes buluntularından ayırdığımız H.capsulatum ise sessiz infeksiyonlardan ölümle biten ağır hastalıklara kadar çeşitli şiddette belirtilerle seyreden bir infeksiyondan sorumludur. Müze eserleriyle ilgili dış kaynaklı çalışmalarda solunum yoluyla alınabilecek mikropların bulunduğu bildirilmişse de gerçek patojen mantarların da bulunabildiği ilk kez tezimizde gösterilmiştir.

BozulmaKorunmaMüzeler+1
Ayşe Serda Kantarcıoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Eyyüp Sultan Türbesindeki eserlerin incelenerek Sultan Reşad Türbesinde sergilenmesi

İslam Kültür Tarihi içinde mezar anxtlari önem taşırlar. Bunun sebebi türbelere hayli rastlanılma sidir, Günümüzde de canlı bir şekilde yaşayan bu kültür varlıklarımız genellikle mimari açıdan ele alınmışlardır. Türbelere gelen ziyaret çilerin buraya hediye ettikleri bir çok hediye, zamanla tari hi değer kazanmışlardır. Bunların büyük bir kısmı 1861 yılın dan itibaren İstanbuldaki kurulan müzelere toplanmıştır. Bu gün bu eserleri; Topkapı Sarayı Müzesi, Arkeoloji Müze si, ve Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonları arasında gg-p m inekteyiz. Türk müzeciliğinin Cumhuriyet Döneminde ise, tür beler halkın ziyaretine kapatıldıklarından bilhassa küçük ta şınır envanteri! eserler çok bakımsız kalmışlardır. 1979 yı lından itibaren kurulan İstanbul Türbeler Müzesi Müdürlüğü ile küçük eserler, Sultanahmetteki müze deposuna getirilerek koruma altına alınmışlardır. Ancak %yüb Sultan Türbesinde bulunan eserlerin çoğunluğu yerlerinde muhafaza edilme du*» rumunda kalmışlardır. Bunun da sebebi, burasının nispeten güvenli bir yer olması ve buradaki eserlerin büyük boyutlar da olmalarıdır.» Eyyüb Sultan türbesine ait eserler Türbeler Müzesine a- it koleksiyonlar arasında en önemlilerindendir. Bu eserler Envanter ve Demirbaş defterlerine kayıt edilmişlerdir. Biz bu eserlerden erişebildiklerimiz arasından seçme yaparak bir değerlendirmeye gittik. Eserlerin yerinde fotoğraf landırılma - lan söz konusu olduğundan, karanlık mekanlarda flaşla çalış mak zorunda kaldım.Konuyu beş bölümde inceledim, Birinci bölümde türbenin ta nımı üzerinde genişçe durdum. Osmanlı öncesi ve Osmanlı Dö nemi boyunca tarihi gelişim içinde türbelerin kaydettikleri ilerlemeleri örnekleri ile anlattım. İkinci bölümde, esas konumuz olan Eyyüb Sultan Türbesini bu günkü konumu ve kültürel değerleri ile birlikte tanıttım. Eyyüb Sultan Türbesindeki eserleri cinslerine göre guruplan- dırarak tanıtımlarını katalog halinde sundum, ikinci feölürade eserlerin benzerleri ile karşılaştırılma sına gidilerek konuya daha geniş bir boyut kazandırmak da mümkündü. Ancak bunun yerine çok sayıda eseri tanıttık. Üçüncü bölümde ise Sultan Mehmet Reşad Türbesinde bu e- serlerin sergilenebilmeleri için modeller verilmeye çalışıl mıştır. Dördüncü, ve son bölümde ise konumuzun günümüz ve gelecek açısından bir değerlendirilmesi yapılmıştır, Türbelerin gü nümüzde alması gerekli yeni fonksiyonların müzecilik açısından bir değerlendirmesine gidilerek tez sonuçlandırılmıştır.

Eyyüp SultanMüzecilikSultan Reşad+1
Erman Güven
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Topkapı Sarayı Müzesi hazinesinde bulunan neceflerin kataloğu

Necef veya kaya kristali yer kabuğunun oluşumunda yer alan volkanik özellikli quartz bir mineraldir. Saydam görüntüsü ve kristal yapısı ile ışığı yansıtıcı özelliktedir. Doğada zengin yatakları bulunması ve kolayca işlenip şekillendirilebilmesi ile erken Anadolu kültürlerinden itibaren karşımıza heykelcik ve süs eşyaları şeklinde çıkar. 70 sertlik derecesinde ve yarı değerli taşlar arasında yer alan necefin saydamlığı berraklık simgesini çağrıştırır. Necef; İslam dünyasının sanatsal yapıtlarından batıya ilk ulaşanlar arasında yer almaktadır. Sasani İmparatorluğu sınırları içinde bulunan İran, Mezopotamya ve Mısır'da başlayan sert taş oyma sanatı, İslamiyetin erken dönemlerinde gelişme ve ilerleme kaydetmiştir. Halife el Mustansır'ın Kahire sarayındaki hazinesinin isyancı askerler tarafından yağlamalandığını yazan tarihçi Magrizi, bunların arasında çok değerli necef vazolar bulunduğunu da ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Bundan da necef oymacılığının merkezinin Kahire ve Mısır olduğu, diğer İslam ülkelerine de buradan yayıldığı anlaşılabilir. Osmanlı sarayı kuyumculuğunda da necef önde gelen bir malzeme teşkil etmiştir. Kolay oyulup şekil verilebilmesinin yanısıra değerli taşların da kakılmasıyla güzel kompozisyonlar elde edilmiştir. Özellikle 16. yüzyıl Osmanlı saray kuyumculuğunun nadide örneklerini Topkapı Sarayı Müzesi hazinesinde görmek mümkündür. Bunlar arasında yazı kutuları, maşrapalar askılar sayılabilir.

MüzecilikMüzelerNecef+1
Belkıs Buket Bayoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Havacılık müzesi madalya, nişan ve bröve kataloğu

Havacılık Müzesi Koleksiyonu'nda bulunan madalya, nişan ve bröveler belirli bir amaç için çıkarılmış ve hak sahiplerine verilmiştir. Milli amaçlar uğruna insanlık, özverili, insanlık ve yiğitlik dolu çalışmaları ödüllendirmek, hizmette yararlılığın arttırılması ve moralin geliştirilmesi için çok eskiden beri çeşitli ödül verme yolları kullanılmıştır. Osmanlılar'da özendirici amaçlarla büyük hizmetler yapmış olanları üstün bir şeref payesine ulaştırmak için çok ağır değerde kaftan, kürk, kıymetli taşlarla süslenmiş kılıç, sorguç, avize ve çelenkler verilirdi. Roma, Bizans Dönemlerinde madalya verme geleneği ilk kez görülmektedir. Madalya verme geleneğini 16., 17. yüzyıllarda Avrupa, 18. yüzyılda da Osmanlı İmparatorluğu davam ettirmiştir. Osmanlılar' da ilk madalya I. Mahmut döneminde 1730 yılında al tından "Ferahı " adı altında bastırılmıştır. Bunu 1001 yılında III. Selim tarafından altın ve gümüşten bastırılan "Sikkei Cedid" izler. Madalyalar bir kişiyi başarısından ve hizmetlerinden dolayı ödüllendirmenin yanı sıra bir olayı yada bir yeri anmak için ve bastırılabilmektedir. Madalyalar kişilere verilebildiği gibi bazen de kurumlara da verilebilmektedir. Madalya ve nişanlar bir nizamnameye göre çıkartılır ve hak sahiplerine bir beratla verilirdi. Yabancılara verilen madalya ve nişanlar bu uygulamanın dışında tutulur. Madalya ve nişanlar ilgili nizamnamelerde belirtildiği gibi hak sahiplerinin varislerine kalabiliyordu. Madalya ve nişanların nasıl ve ne zaman kulanılacakları da bu nizamnamelerde belirtilirdi. Madalya ve nişanların kordelaları verilecek kişilerin görevlerine bağlı olarak değişik renklerde olabilmektedir.V Nişanlar madalyalardan çok daha sonra kullanılmaya başlanmış tır. Nişanlar kıymetli taşlarla süslenmiş olduğu gibi bazende basit madenlerden yapılabiliyordu. Nişanlar üsmanlılar'da yaygın olarak Abdülmecit, Abdülaziz ve II. Abdülhamit döneminde kullanılmıştır. Osmanlılar tarafından yabancı ülke mensuplarına madalya ve nişanlar verilmiş, aynı zamanda yabancı ülkelerin verdikleri nişanlar kabul edilmiştir. Yabancı ülkelerin vermiş oldukları nişanlar göğüs ve boyun nişanı olmak üzere daha çok yıldız ve haç şeklindedir. Cumhuriyetin ilanından sonra 26 Kasım 1934 tarih ve 2590 sayılı yasa ile İstiklal Madalyası dışında, eski madalya ve nişanların kullanılması yasaklanmıştır. 24 Ekim 1983 tarihli ve 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu ile Devlet Nişanı ve Liyakat Nişanı öngörülmüştür. Bröveler, genellikle havacıların göğüslerinde taşıdıkları uçuculuk sembolleridir. Bazı ülkeler brövelerinde kartal motifini, bazılarıda kartal kanatlarını kullanmışlardır, üsmanlılar'da ilk brö ve 1914 yılında kullanılmıştır. Çelenk şekilli bröve üzerinde yanları kanat ortası ay yıldızlı; kokart bulunur. 1917 yılında da deniz tayyarecileri ortasında Çanakkale Boğazı ve uçak resmi bulunan çelenk şekilli bröveleri kollamışlardır. Cumhuriyet Dönemi'ne gelindiğinde pilot bröveleri çok az bir değişiklik görmüş ancak özünde eski şeklini korumuştur. 1934 yılına kadar çelenk şekilli bröveler kullanılmıştır. 1934 yılından itibaren bröveler ortada ay yıldız yanlarda kanat şekillidir. 1948 yılına gelindiğinde pilot bröveleri sağ yöne doğru uçan kartal şekline dönüşür. 1930 yılı ve sonrasında ise pilot bröveleri ortada ay yıldız yanlarda kanat şekillidir. Bröveler genellikle gümüşten yapıldığı gibi bronzdan ve bezden de yapılabiliyordu. Bröveler hak sahipleri tarafından sol göğüs üzerinde taşınmaktadır. 1930 yılından sonra brövelerin arkasında bröve sahibinin adı ve mezuniyet numarası yazılmaktadır.

BröveHavacılık müzesiMadalya+2
Nurettin Gül
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1993
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Askeri Müzesi'nde depolamanın değerlendirilmesi ve öneriler

Araştırmanın konusu "ASKERİ MÜZEDE DEPOLAMANIN DE?ER LENDİRİLMESİ VE ÖNERİLER" başlığı altında günümüze kadar gelmiş tarihi eserlerin en iyi şartlarda muhafazası ve korunmağını oluşturmaktadır. Askeri Müzede bulunan 5 1 896 adet tarihi eserlerin en iyi şartlarda depolanması konusundaki çalışmaların yetersizliği nedeniyle, bu alanda bir araştırmanın yapılması gerekliliği, beni bu konuda çalışmaya yöneltmiştir. Çalışmamın giriş bölümünde konunun amacı, kapsamı ve yöntemini içeren açıklamalar yapılarak konuya kısa bir giriş yapılmıştır. Birinci bölümde "Eserlerin Genel Depolama Ve Koruma Yöntemleri" başlığı altında Askeri Müzeye uygulanabilirliliği anlatılmıştır. İkinci bölümde, Askeri Müzenin kısaca kuruluş tarihi ve müze koleksiyonlarının oluşumu, silahların zamanla nasıl toplandığı ve saklandığı özet olarak anlatılmıştır. Üçüncü bolümde, organik ve inorganik eserlere Askeri Müzede uygulanan depolama yöntemleri, yurt dışı müzelerde uygulanan depolama yöntemleriyle karşılaştırılarak anlatılmıştır. Dördüncü bölümde, Askeri Müzedeki depolama sisteminde bulunulan eksiklikler ve alınması gerekli tedbirler anlatılmıştır. Beşinci bölümde, birinci ve üçüncü bölümde anlatılan konular şekil ve resim lerde gösterilmiştir.

Askeri müzeDepolamaKorunma
Erkan Tokyürekli
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Kabataş Erkek Lisesi'nin Türkiye'de ortaöğretim bağlamında okul-müze olarak değerlendirilmesi

ÖZET Kabataş Erkek Lisesi'nin Türkiye'de Ortaöğretimin Gelişimi Bağlamında Okul- Müze Olarak Değerlendirilmesi" başlıklı bu uygulamalı tez, Kabataş Erkek Lisesi'nin nesne ve belgelerini okul-müze kavramı ve amaçlan doğrultusunda düzenlenmek ve bir örnek okul-müze modeli geliştirmek amacıyla yapılmıştır. "Okul-müze" kavramı, bu müzenin kapsamının oluşturulması çalışmalarında Kabataş Erkek Lisesi Eğitim Vakfı yönetim kurulu üyelerinden Prof. Dr. Metin Sözen tarafından ileri sürülerek Prof. Tomur Atagök tarafından geliştirilmiş ve tanımlanmıştır. Okul-müze'nin temel özelliği müzenin sergileme alanları olarak okulun bir bölümü veya ayrı bir bina yerine; tüm mekanlarıyla değerlendirilmesidir. Böylelikle, öğrencilerin ve diğer okul üyelerinin okulun tarihsel, eğitsel ve kültürel değerleri ile iç içe yaşayarak topluluk ruhunu hissetmeleri, dün ve bugün arasında karşılaştırma yapmaları sağlanarak müzenin etkisini arttırmak hedeflenmiştir. Okul-müze, bir okulun kurum kimliğini simgeleyen nesnelerini, eğitim-öğretim aşamalarında kullandığı malzemeleri, okulun tarihsel ve eğitsel niteliklerini başta öğrenciler olmak üzere okul üyelerine tanıtarak bir topluluk bilinci oluşturan ve bireyleri kültürleyerek bu kuruma layık olma ve onu daha ileriye götürme yolunda dürtüleyen; öğrencilerine verdiği bilgiyi çevresinde de uygulayarak eğitimin "çevresine sosyal merkezlik etme" işlevini gerçekleştirerek bir eğitim, kültür, sanat ve iletişim merkezi olan yaşayan bir müzedir. Okul müzenin temel işlevleri, okul üyelerini toplumsallaştırmak ve kültürlemek; çevre halkına sosyal merkezlik ederek eğitsel, kültürel ve sanatsal faaliyetlerdüzenlemek; okulla ilgili her türlü nesne ve belgeyi sergilemek, korumak ve geleceğe aktarmak; diğer okullarla işbirliği içinde ortak etkinlikler düzenlemektir. Okul-müze kavramının pek çok okulda bulunan okul müzesi ile karıştırılmaması için okul-müze ile okul müzesi arasındaki sınırlar çizilerek farklılıklar belirlenmiştir. Kabataş Erkek Lisesi Okul-Müze'si Projesi; okulun tarihçesi, nesne ve belgeleri ve binası hakkında yapılan inceleme ve araştırmalarla başlamıştır. Bu çalışmalar sonucunda bir okul-müze modeli tasarlanmıştır. Okul-müze kavram ve amaçları doğrultusunda öncelikle planlama yapılarak müzenin hedef kitlesi ve amaçları, sergi ekibi, sergilemenin türü, bütçe ve zaman tespit edilmiştir. Tasarım aşamasında nesneler sınıflanıp belgelenerek koleksiyon oluşturulduktan sonra sergilenecek nesneler, sergileme alanları, sergi akışı, çevresel koşullar ve güvenlik, aydınlatma, etiket ve tanıtım tasarlanmıştır. Ayrıca, Kabataş Erkek Lisesi'nin tarihi ve eğitsel değerini göstermek ve müzenin eğitim etkisini arttırmak amacıyla Türkiye'de ortaöğretimin gelişimi ve Kabataş Erkek Lisesi'nin bu gelişimdeki yerini konu alan "Ortaöğretim ve Kabataş" adlı eğitim sergisi düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. Uygulama aşamasında; maddi sorunlar, fikir ayrılıkları, nesne ve belge eksikliği, güvenlik ve personel sorunları nedeniyle tasarlananların bir bölümü gerçekleştirilememiştir. Kabataş Erkek Lisesi Okul-Müze'si için bir yönetmelik oluşturularak politikası belirlenmiş ve Kabataş Erkek Lisesi'nin gelecekte gerçekleştiremediği planlarıgerçekleştirebilmesi ve varlığını yaşayan bir müze olarak etkin bir şekilde sürdürebilmesi için çözümler önerilmiştir. Kabataş Erkek Lisesi Okul-Müze'si projesinin uygulaması ve tanıtımının yanında, bir okul-müzenin kurulma nedenleri ve aşamalarının da belli bir sistem bütünlüğüne kavuşturulmuş olması umulan bu tez beş bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler "giriş bölümü"; "müzeciliğin gelişimi"; "okul-müze kavramı"; "Kabataş Erkek Lisesi Okul Müze'si projesi"ne ilişkin kavram, ilke ve teknikler; "Kabataş Erkek Lisesi Okul-Müzesi'nin Sürdürülebilirliği" ve "sonuç" altında toplanmıştır.

Kabataş Erkek LisesiMüzecilikOkul-müze+1
Kadriye Tezcan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Rehberliğin Türk müzeciliğindeki yeri ve milli saraylarda uygulaması

Rehberliğin tanımı, kısa tarihçesi, gelişimi, müzeciliğe yaptığı katkısı ve gerekliliği ile Milli Saraylarda uygulanış biçimini irdeleyen bu tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır. Tezin içeriğinin genel bir değerlendirme olarak ele alındığı giriş bölümünde, ayrıca bu tez çalışmasında kullanılan araştırma yöntemleri, çalışmanın amacı ve önemi vurgulanmıştır. İkinci bölümde rehber sözcüğünün bu tez çalışması içindeki anlamı, tarihçesi, kısaca dünyada ve Türkiye'de geçirdiği gelişim süreci ile birlikte iyi bir rehberde aranan özellikler ve rehberlerin çalışma alanları anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Müzecilikte rehberliğin yeri, rehberlik hizmetlerinin Türk Müzeciliğinin gelişimine sağlayacağı katkı, rehberlerin müzelerde gerekliliği, dünya müzelerinde rehber yetiştirilmesi ve rehberlerin dünya müzelerindeki tanıtım etkinliklerindeki rolü anlatılmıştır. Bu bölümde ayrıca dünya müzelerinde rehberlik uygulamaları ile ilgili örneklerde ele alınacaktır. Engelli ziyaretçiler için çağdaş müzelerde verilen örnek hizmetlerde ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, Milli Sarayların tanımlanması yapıldıktan sonra Müze Rehberliğinin Milli Saraylarda uygulanmakta olan durumunun yanlışları ve eksikleri ortaya konulmuştur. Beşinci bölümde Dolmabahçe Sarayı örnekleme olarak alınarak geçmişte ve günümüzde uygulanan gezi yöntemlerinin saptanmasından sonra, çağdaş müzecilik anlayışının uygulandığı ülkelerdeki yöntemler ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Müze Rehberliği'nin Avrupa'nın birçok ülkesinde ve Amerika'da müzelerde gerekliliğini ortaya koyduğu anlatılmaya çalışılırken, pedagoji merkezleri, kültür merkezleri ve ziyaretçi hizmetleri servisleri ile kendi rehberlerini yetiştirmeye yönelik çalışmalar içerisinde oldukları anlatılmaktadır. Ayrıca Türkiye'de bu yöndeki çalışmaların yapılmaya başlanması için önerilerde bulunulmuştur.

MüzecilikRehberlikSaraylar+1
Aytekin Kılavuz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Modern müzelerin oluşumunda Nadire Kabineleri'nin önemi: Felsefi bir yaklaşım

Nadire Kabineleri, Modern Müzelerin prototipi olarak Rönesans'ta ortaya çıkmışlardır. Rönesans, Ortaçağ anlayışının her bakımdan sorgulandığı ve yavaş yavaş terk edildiği bir dönemdir. Ortaçağ'ın teolojik evren ve dünya anlayışına güvenini yitiren Rönesans insanı yeni bir evren ve doğa arayışı içerisindedir. Nadire Kabineleri, doğayı seküler bir merakla anlamaya yönelen insanın bireysel bir eylemi olmaktan çok, Rönesans'ın felsefi tutumu olarak ortaya çıkmıştır. Ortaçağ düşüncesinin eleştirisi her ne kadar sanatta ve edebiyatta da görülse hayati eleştiri Rönesans'ın doğa felsefecilerinden gelir. Rönesans doğa filozofları, Ortaçağ'ın kutsal doğmalara dayalı bilgi anlayışının tersine, deneye ve gözleme dayalı bilgi anlayışında diretirler. Her ne kadar henüz genel geçer bir yöntem kurulmamış olsa da Modern doğa anlayışına giden yol açılmaya başlamıştır. Modern doğa anlayışının retoriği olacak olan deney ve gözlemin gücü fark edilmiştir. Nadire Kabinelerinin modern doğa anlayışının kurulmasındaki önemi de burada yatmaktadır. Nadire Kabineleri gözlem ve deney verisi cennetidir. Bu çalışmada Nadire Kabinelerinin Modern dünya anlayışının oluşmasında oynadığı rol ele alınmaktadır. Nadire Kabineleri'nin Rönesans doğa felsefesiyle ilişkisi gösterilerek, Rönesans dönemindeki bilgi üretimine yaptıkları katkı belirtilmiştir. Kişisel mülkler olan Nadire Kabinelerinin daha sonra kamusal Modern Müzelere dönüşerek, bilgi üretimine modern anlamda katkısını sürdürdüğü ileri sürülmüştür. Anahtar Kelimeler: Nadire Kabineleri, Rönesans, Müze, Felsefe, Bilgi.

FelsefeMüzecilikMüzeler+2
Şule Göle
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerin eğitim fonksiyonlarına yönelik müze yöneticilerinin tutum ve fikirleri

Müze yöneticilerinin müzelerin eğitim fonksiyonlarına yönelik tutum ve fikirleri konulu bu çalışmada, müze yöneticilerinin müze eğitimi konusundaki yaklaşımları araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı 101 adet müze müdürlüğü ve 141 adet özel müze oluşturmaktadır. Buna göre T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı 43 adet müze müdürlüğü ve 7 adet Özel müze müdürlüğüne araştırmacı tarafından geliştirilen Müzecilikte Eğitim Ölçeği (MEÖ) isimli anket uygulanmıştırİki bölümden oluşan anketin birinci bölümünde müze yöneticilerinin demografik özellikleri İkinci bölümde ise müzelerin eğitim fonksiyonlarına yönelik önermeler sunulmuştur.Araştırmada tarama modellerinden tekil ve ilişkisel tarama modelleri kullanılmıştır. Soruların yanıtlanma durumu yüzde ve frekans çözümlemesi ile irdelenmiştir.Ankette yer alan yöneticilerin demografik özelliklerinin müzecilikte eğitim ölçeği bakımından incelendiğinde faktör analizi, t testi ve varyans analizi uygulanmıştır.Yapılan faktör analizi sonucunda, ölçeğin dört faktörden oluştuğu gözlenmiştir. Bu faktörler aşağıda yer almaktadır:Faktör 1: Müzelerin müfredata ek olarak kullanılması gerektiği,Faktör 2: Müzelerin eğitim amaçlı kullanılması konusundaki yeterliliği,Faktör 3: Müzelerin eğitim kurumu olması,Faktör 4: Müzelerin eğitimde etkili kullanılması için bakanlık düzeyinde reform gerektiğidir.Soruların tamamı değerlendirildiğinde t-testi ve varyans analiz sonuçları istatistik olarak önemli değildir. Tek tek sorular dikkate alınarak yapılan Mann Whitney U testi sonucunda belirli sorularda rank ortalamaları arasındaki farklar istatistik olarak önemlidir. Bunlar; cinsiyet özelliği, tecrübe özelliği, atölye durumu ve müze tipidir. Tek tek sorular dikkate alınarak yapılan Kruskal-Wallis test uygulandığında belirli sorularda yaş gruplarının rank ortalamaları arasındaki farklar istatistik olarak önemlidir.

EğitimMüze eğitimiMüzecilik+3
Özden Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Myra'nın limanı Andriake'de bulunan Granarium'un müzeleştirilmesi

Ülkemizde, tarihsel nitelikte pek çok kültürel anıt bulunur. Bunların arasında antik dönemlerden kalanların sayısı da oldukça fazladır. Anıtsal yapıların korunması kültürel bir sorumluluk, aynı zamanda yasal bir görevdir. Dünyada ve ülkemizde antik yapıların korunması için uygulanan temel çalışma; arkeolojik kazılarının tamamlanması, daha sonra konzervasyon işlemlerinin gerçekleştirilmesi ve eğer gerekli görülürse restorasyonlarının yapılmasıdır. Ancak bu uygulamalar bir yapının uzun vade de korunabilmesi için yeterli değildir. Yapıların uzun vade de korunabilmesi, bu işlemlerden sonra, periyodik olarak bakımlarının yapılmasına bağlıdır. Anıtsal nitelikteki yapıların uzun vade de korunmasını ve sürekli olarak bakımlarının yapılmasını kolaylaştırmak için yeniden işlev kazandırarak kullanmak tüm dünyada uygulanan bir yöntemdir. Uluslararası tüzüklerde de bu uygulamanın, korumaya kolaylaştıran bir yöntem olduğu vurgulanmıştır.Bu tez çalışmasının konusunu oluşturan Andriake Granariumu dünyada az sayıda örneği olan yapılar arasındadır ve antik yapılarda görmeye alışık olmadığımız bir sağlamlıkla günümüze ulaşmıştır. Andriake Granariumu'nun az sayıda örneğinin olması ve günümüze neredeyse tamamen sağlam bir şekilde ulaşması, onu uzun vade de korumak için kullanarak kullanma yönteminin uygun bir yol olduğu düşünülür.Andriake Granariumu'nun bulunduğu tarihsel ? coğrafi konum ve koruma kullanma dengesi / yapı işlev uyumu dikkate alındığında, en uygun işlevin müzeleştirme olduğu görülür. Granarium'un plansal yapısı, bulunduğu konumun tarihsel ? kültürel özellikler ve Demre'nin turizm potansiyeli müze işlevini önermemizdeki en önemli faktörler arasındadır.Bu tez çalışmasında Andriake Granariumu'nun potansiyelini aşmayacak, tarihsel ve mimari özelliklerini öne çıkartacak ve Türk Müzeciliğine yenilik getirecek bir müze modeli yapıya önerilmiştir.

AnıtlarGranariumMyra+2
Mehmet Şengül
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Demre Kent Müzesi

Demre Kent Müzesi başlıklı tez çalışmamda öncelikle Dünya'da ve Türkiye'de müzecilik biliminin doğuşu ve günümüze kadar olan gelişme süreci incelenmiş. Kent Müzelerini küreselleşen dünyada yenilikçi ve çağdaş bakış açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır.Demre ilçesinin kısaca tarihçesine değinildikten sonra, Türkiye'deki 8 adet kent müzesi incelenmiş ve Demre'ye en uygun kent müzesi önerisi getirilmeye çalışılmıştır. Demre ilçesinin etnografik özelliklerini göz ardı etmeden, turizm potansiyellerini kullanmasının yararlarına vurgu yapılmıştır.

Antalya-DemreMüzecilikMüzeler
Erhan Özkan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Taşınmaz kültür varlıklarımızın müze olarak yeniden işlevlendirilmesi: Alanya Kızıl Kule örneği

Tarihsel ve kültürel mirasa sahip çıkmak için Taşınmaz Kültür Varlıkları`nı değişen ihtiyaç ve isteklere göre kullanmak, dünya mimarlığının başlıca konuları arasındadır. Bu nedenle günümüzde pek çok Taşınmaz Kültür Varlığı gerekli ölçütlere uyularak yeniden işlevlendirilmektedir.Ülkemizin Akdeniz kıyısında önemli bir turizm yerleşkesi olan Alanya'daki Alanya Kalesi, en önemli kültür varlıklarımızdan biri olup, Anadolu'yu süsleyen yüzlerce kaleden bugün ayakta kalabilmiş ve en iyi korunmuş Ortaçağ Kalelerinden biridir. Kızıl Kule, Tersane, Tophane Kulesi, Aşağı Kale Hamamı, Girene Çeşmesi ve Tanımsız Yapıları da kapsayan Alanya Kalesi'nin korunması ve deniz ile olan ilişkisini vurgulayacak şekilde yaşatılmasını sağlamak amacıyla Alanya Arkeoloji Müzesi ve Alanya Belediyesi tarafından ?Kızıl Kule-Tophane Ekseni Projesi? geliştirilmiştir.Bu tez çalışması, Alanya Kalesi'nde yer alan sekizgen plan şemasına sahip Kızıl Kule'nin çağdaş müzecilik anlayışı doğrultusunda değerlendirilerek, ?Kızıl Kule-Tophane Ekseni Projesi? kapsamında ?Denizcilik ve Gemi Müzesi? olarak yeniden işlevlendirilmesini amaçlamaktadır. Sonuçta, söz konusu projeyle Anadolu Selçuklu Dönemi'nden kalmış 785 yıllık bir tarihi mirasın, günümüz ziyaretçi profiline ulaşmasının ötesinde müzeciliğin gelişimine de katkı sağlaması hedeflenmektedir.

Alanya KalesiKültür varlıklarıMüze binaları+1
Derya Pekgözlü Karakuş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya mutfak ve yemek kültürü müzesi tasarımı

Müzecilik anlayışının son yıllardaki gelişim ve değişimiyle birlikte kent tarihleri de müzeoloji bilimiyle incelenmeye başlanmıştır ve bunun sonucu olarak da kent müzeleri doğmuştur. Son yıllarda dünyada ve ülkemizde oldukça hızlı bir gelişim gösteren kent müzeleri, bir kentin belleği olmasından dolayı oldukça önemlidir.Mutfak ve yemeğin gelişimi toplumların yaşayış biçimlerini şekillendirdiği için konunun kent kültürü içerisinde değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Antalya mutfağı, gerek bulunduğu konumdan, gerekse çağlar boyu ağırladığı farklı kültürlerden dolayı oldukça zengindir. Neolitik dönemden günümüze kadar var olan bir kültürün değişimi ve farklılıkları bütün yönleriyle ele alınmaya çalışılmış, örneklerle anlatılmış ve sınıflandırılmıştır.Çalışmada, öncelikle müze, mutfak, yemek, kültür kavramlarına genel bir giriş yapıldıktan sonra Antalya mutfağı tanımlanmaya çalışılmıştır. Antalya'nın doğası, Antalya'da mutfak ve kültürü tarihi ve belgeleri, Antalya bölgesine yapılan göçler, Antalya mutfak ve yemek kültürünün gelişimi, değişimi ve nedenleri gibi başlıklar altında incelenmiştir. Ardından Antalya'da böyle bir müzenin neden gerekli görüldüğüne açıklık getirilerek tüm bu araştırmalar sonucunda da bir müze tasarısı önerilmiştir.Çalışmada Antalya kentinin kültürel zenginliğini, doğasını, ekonomisini ve tarih boyunca gelişimini mutfak ve yemek unsurları kullanılarak anlatılacak bir müze önerilmiştir.

AntalyaKültürMutfak+5
Hatice Dere Yağar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya posta müzesi

20. yüzyılın ikinci yarısında özellikle gelişmiş ülkelerden başlayarak yükselentoplumsal refah, beraberinde yeni müzeler gibi kültürel ihtiyaçlar getirmiştir. Bu gelişimiyakalamayı hedefleyen ülkemizde de müzecilik alanında yenilikler, tematik müzelerinarttırılması ile başlayabilir. Türkiye'de tüm tematik müzeler gibi posta müzeleri de henüzbaşlangıç aşamasındadır. İstanbul'da 2000 yılında açılan Sirkeci PTT Müzesi ve Ankara'da2002 yılında açılan Türk Telekom İletişim Müzesi, konu ile ilgili Türkiye'deki örneklerdir.Bu çalışmada önerilen Antalya Posta Müzesi de Türkiye'nin müzecilik alanında gelişmesine,Antalya gibi iç ve dış turizmin yoğun olduğu bir kentin olanaklarıyla büyük katkısağlayacaktır. Bu çalışmada bahsi geçen müzenin niteliği, misyonu ve vizyonu tartışılmıştır.Bu bağlamda Türkiye ve Antalya posta tarihi irdelenmiş, müzecilik çalışmasının kapsamı veiçeriği için bir altlık oluşturulduktan sonra mevcut örnekler temel alınarak, Antalya PostaMüzesi'nin olası ihtiyaçları doğrultusunda bir müze önerisi yapılmıştır.Türkiye'nin posta tarihi, temellerinin dayandığı Osmanlı Dönemi ile başlatılmalıdır.Osmanlı Devleti'nde sistemli haberleşme faaliyetleri, devletin kuruluşu ile başlayangeleneksel `Ulak-Menzilhane' sistemi ile başlar. Değişik dönemlerde, büyük oranda devletinyönetimsel ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen bu sistem, 1840 yılında ilk Posta Nezareti'ninkurulup sivillere de hizmet veren bir posta teşkilatına geçilmesiyle terk edilmiştir. 1854yılında ilk defa telgraf sistemi, 1881 yılında ise ilk telefon sistemi kurulmuştur. MilliMücadele döneminde ordunun ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan Posta ve Telgraf Bürosu,savaşın kazanılmasından sonra yeniden organize edilerek Dahiliye Vekaleti'ne (İçişleriBakanlığı) bağlı bir PTT kurumu oluşturulmuş, çeşitli gelişmeler ve değişiklikler ilegünümüze kadar gelmiştir.Antalya kentinin posta tarihi de genel hatlarıyla Türkiye posta tarihi ile paraleldir.Osmanlı döneminde posta teşkilatının kuruluşuna kadar Antalya'da sivil haberleşme oldukçakısıtlıdır. En geç 1874 yılında Antalya'da bir telgrafhanenin kurulması ve yine budönemlerden itibaren arabalı posta taşımacılığına geçilmesi ve deniz yollarının aktifleşmesiile Antalya kentinin Anadolu posta ağı içerisindeki yeri belirginleşmeye başlamıştır. 1905yılında, Trablusgarp ile iletişimin sağlanabilmesi için Antalya yakınlarındaki Patara'ya,ülkenin ilk telsiz telgraf istasyonu kurulmuştur. İtalyan işgali döneminde Antalya'da birpostane binası yapılmıştır ve Milli Mücadele döneminde, iletişim sistemi içinde Antalya'nınvarlığı belirginleşmiştir. 1936 yılında Burdur'a tren yolunun gelmesinden sonra Antalya-Burdur arasında işletilen posta hizmetleri, tren seferlerine göre düzenlenmiştir ve bu dönemdeAntalya ve ilçeleri arasında telgraf ağı yaygınlaşmıştır. Antalya 1948 yılında şehirlerarasıxitelefon ağına bağlanmıştır. 1987 yılına kadar Isparta PTT Bölge Başmüdürlüğü'ne bağlı olanAntalya Postanesi, bu tarihten sonra idari olarak bağımsızlaşmıştır.Günümüzde müzeler kurumsal kimlikleri ile öne çıkan bilimsel, kültürel ve eğitselhizmetlerin sunulduğu enstitüler haline gelmeye başlamıştır. Dünyada, posta tarihi ile ilgilitematik müzeler genellikle telekomünikasyon, filateli ya da posta müzeleri olarak branşlaşmışdurumdadırlar. Özellikle gelişmiş ülkelerde posta müzelerinin kurumsallaşma aşamasınıtamamladıktan sonra gelişimlerinin hızlandığı gözlenir. Birçoğu restore edilip müze işleviverilen tarihi binalara yerleşmişken, özellikle büyüyen bir müze için yeni bina tasarımlarınında kullanıldığı görülür. Bu çalışmada çeşitli büyüklük ve konsept örnekleri sunmalarıbakımından Danimarka Posta ve Telgraf Müzesi, Stockholm Posta Müzesi, Macaristan'dakiBalatonszemes ve Nagyvázsony Müzeleri, Helsinki Posta Müzesi, Paris Posta Müzesi, BernYeni PTT Müzesi ve Smithsonian Ulusal Posta Müzesi incelenmiştir.Bu çalışmada önerilen Antalya Posta Müzesi'nin amacı her şeyden önce Antalya veçevresinin posta tarihini anlatmak, olanakları elverdiğince de bu kapsamı ülke ve dünyaçapına genişletmek olmalıdır. Bunun yanı sıra Antalya'nın turistik ve kültürel değerini arttırıpkente uluslar arası prestij kazandırmayı hedeflemelidir. Müze, öncelikle Antalya veçevresinde posta tarihi açısından değer taşıyan nesnelerin takip edildiği ve toplandığı birmerkez olmalıdır. Bunun yanı sıra Antalya tarihi açısından herhangi bir anlamı olan pul,kartpostal gibi posta evrakı da toplanmalıdır. Koleksiyonun toplanması için alan çalışmalarıve diğer resmi kurumlarla bağlantılar gerçekleştirilmelidir.

AntalyaMüzecilikMüzeler+4
Senem Yıldırım
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ilinde bulunan müze temalarının müzecilik açısından değerlendirilmesi

Bugün teknolojinin ve toplumların geliĢip değiĢmesiyle birlikte müze kavramı ve ziyaretçi profilleri de değiĢmiĢtir. Müzeler bu değiĢime ayak uydurarak, sadece vitrinlerde eser sergileyen mekânlar olmaktan çıkmıĢ, izleyicisine farklı deneyimler sunan, eğiten ve eğlendiren interaktif kurumlar haline gelmiĢtir. Bu bağlamda Tezin konusu, "Ġzmir Ġlinde Bulunan Müze Temalarının Müzecilik Açısından Değerlendirilmesi" baĢlığı altında, Ġzmir'de bulunan müzelerin günümüze kadar kuruluĢlarından itibaren geliĢimleri ve ġehre kattığı değerler oluĢturmaktadır. Müzeler; kültürel mirasımızı, arkeolojik eserleri gelecek nesillere aktarabilmek ve korumak için toplumla geçmiĢ arasındaki en etkin araçlardan olduğu gibi bu hususta farkındalık yaratmak için önemli kurumlardır. Müzeler geçmiĢ kültürlerin yaĢamlarını anlamak, bu günkü topluma anlatmak, bunları görselleĢtirip görünür kılmak için etkili mekânlar olarak kullanılabilmektedir. Türkiye'de bulunan müzeler özellikle son yıllarda, dünyadaki modern müzecilik anlayıĢıyla birlikte büyük geliĢim ve değiĢim göstermiĢtir. Müzeler modern yapılara taĢınmıĢ veya tarihi yapılarda bulunan müzeler restorasyondan geçerek ziyaretçilerine daha iyi deneyim sunma yoluna gitmiĢtir. Bu çalıĢmalar sayesinde ziyaretçi profilleri de farklılaĢmıĢ ve geliĢmiĢtir. Bugün müzeler sadece eski eserlerin korunduğu mekânlar olmaktan çıkıp, daha çok turistlerin yoğun ilgisini gördüğü ve halkın eğitim ve sosyal faaliyetlerine katkıda bulunulduğu mekânlara dönüĢmüĢtür. Bu çalıĢmada Ġzmir Ġli ve ilçelerinde bulunan müzelerin temaları ve bulunduğu bölgedeki sosyal yapıya katkıları değerlendirilmiĢtir. Günümüze kadar kuruluĢlarından itibaren geliĢimleri incelenmiĢ, müzelerin gerekliliği vurgulanmıĢtır. Ġzmir'deki Müzelerin fiziki ve idari durumları araĢtırılmıĢtır. Sonuç olarak bölgede kurulan müzelerin bünyesindeki, taĢınabilir eserleri korumasının yanı sıra sergileme ve kültürel yapıya katkıları da değerlendirilmiĢ, ziyaretçilerin geçmiĢ yaĢamları anlaması ve bağ oluĢturmasında da yardımcı olduğu gözler önüne serilmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Arkeoloji Müzeleri, Tarih, Sanat Tarihi ve Etnografya Müzeleri, Müze Anıtları, Atatürk ve Türk Büyükleri Müzeleri, Müze Evleri, Askeri Müze, Deniz Müzesi, Devlet Demir Yolu Müzesi, Polis Müzesi, Basın Müzesi, Meslekler Müzesi, Mobil Uygulamalar, Projeksiyon, Dokunmatik Ekran, Simülasyon, Hologram.

Sultan Özkan Özçelik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Somut olmayan kültürel mirasın müzelerde sergilenmesi: Bocuk Gecesi örneği

Somut olmayan kültürel miras, sözlü gelenekler; toplumların kültürleri, inanışları, dili, ritüelleri, halk hikâyeleri, tekerlemeleri, manileri, müzikleri ve şiirleri, el işçiliği, farklı kültürlere özgü mutfak ve hekimlik bilgileri gibi unsurlardan oluşmaktadır. Somut olmayan kültürel miras, somut kültürel mirasa göre daha dinamik bir özellik taşımakta ve sürekli yenilenmekte olup değişmektedir. Bu nedenle, somut olmayan kültürel miras kırılgan ve doğal olduğundan savunmasız bir yapıya sahiptir ve somut kültürel miras unsurları gibi korunması gerekmektedir. Edirne'nin Keşan ilçesi Çamlıca beldesinde yılın en soğuk gecesinde kutlanan Bocuk Gecesi, bahar mevsiminin daha verimli ve bereketli geçmesi, birlik, beraberlik, kötülüklerden korunma, tabiatla iç içe olma gibi düşüncelerle yapılan bir ritüel olup, Edirne'nin çok kültürlü arka planı ve kültürel etkileşimler sonucu kendine özgü bazı kutlama pratikleri geliştirmiştir. Küreselleşme ile turizmin tehditi altında olan bu tür ritüeller, sözlü tarih çalışmalarıyla ve materyal kültürün toplanması ile müzelerde de sergilenmelidir. Müzelerin eğitim işlevi göz önüne alındığında, ritüellerin arkasında yatan birlik, beraberlik ve doğaya ilişkin değerler somut olmayan kültürel mirasın korunması için çok önemli olan çocuklara aktarılabilir. Bu tezde öncelikle somut olmayan kültürel mirasa dair uluslararası sözleşmeler, Türkiye'nin taraf olması ve sivil toplum kuruluşlarının somut olmayan kültürel mirası koruma ve belgeleme konusundaki önemine değinilmiştir. Daha sonra yeni müzecilikte somut olmayan kültürel mirasa verilen önem ve müzelerde somut olmayan kültürel mirasın sergilenişi, somut olmayan kültürel miras müzeleri, kent müzeleri ve ekomüzeler üzerinden anlatılmıştır. Bocuk Gecesi tanıtılarak, daha önceki analiz ışığında bu gecenin nasıl sergilenebileceği, Edirne'deki müze olanakları ile birlikte değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Somut Olmayan Kültürel Miras, Yeni Müzecilik, Somut Olmayan Kültürel Miras Müzeleri, Kent Müzeleri, Ekomüzeler, Sergileme Yöntemleri, Ritüel, Bocuk Gecesi.

MüzelerRitüelSergileme+1
Süel Dinç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir müzecilik terimi önerisi olarak bağlam sergileme ve antik sergileme bağlamının müzelere uyarlanması

Sergileme içgüdü temelli bir eylem olarak insanlık tarihinin başlangıcından itibaren, insanlığın tüm eserlerinde izlenebilir bir kavramdır. Bu kavramın, sanatla ve güzellikle ilişkisi bağlamında estetik kaygı, sergilemenin hem motivasyonu hem de göstergesi niteliğinde değerlendirilebilir. Sergileme, bir dışavurum olduğundan sergileme eylemini gerçekleştiren devlet, birey ya da grupların düşünce yapısını ve nasıl görülmek istediğini ifade eden bir araçtır. Birçok bileşenin birlikte değerlendirilmesiyle edinilen bağlam bilgisi, sergileme eylemlerinin de gerçekleştirildiği tarihsel süreci aydınlatmada ve anlamlandırmada önemli rol oynamaktadır. Müzecilik çalışmaları için sergileme, müzenin izleyiciyle ilişki kurmasını sağlayan noktada bulunmaktadır. Geçmişi görsel olarak sunması bakımından Antik Çağ'ın izlenebildiği mekanlar olarak müzelerin, Antik Çağ bağlamını, dönemin nesneleriyle birlikte sergilemesi, izleyicilerin nesnelerin ait olduğu tarihsel süreci ve nesneleri kullanan kişilerin yaşadığı bağlamı da anlamasını sağlayabilir. Bu çalışmada, Antik Çağ'ın sergileme eylemleri, Antik Çağ öncesini de içerecek şekilde Üst Paleolitik Çağ'dan Hellenistik Çağ sonuna kadarki tarihsel süreçte izlenerek, dönemlerin sergileme bağlamları incelenmiştir. Anadolu coğrafyası bu izlemede ön plandadır. Dönemin genel sanat anlayışını yansıtan bazı dünya örnekleri de çalışma kapsamına alınmıştır.Antik Çağ bağlamlarının müzelere uygulanabilirliğinin anlaşılabilmesi için müze-sergileme ilişkisinin süreçleri de ele alınmıştır. Bu sayede sergilemenin müzenin izleyiciyle iletişim kurma noktasında bulunduğu anlaşılmış, Antik Çağ bağlamının deneyimlenebilir olmasını sağlamak amacıyla "Bağlam Sergileme" bir terim olarak müzecilik terminolojisine önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sergileme, Bağlam, Müze Sergilemeleri, Bağlam Sergileme, Antik Çağ, Antik Yunan, Anadolu, Antik Çağ Sergileme Bağlamı, Müzelerde Bağlam Canlandırma communication from being ex parte and to make Ancient Age context obsolete, "Context Exhibition" term is proposed to Museum Studies terminology. Keywords: Exhibition, Context, Museum Exhibition, Context Exhibition, Ancients Age, Ancient Greece, Anatolia, Ancient Age Exhibition Context, Context Refreshment in Museums.

Antik YunanAntik ÇağBağlam+3
Hazal Turgut
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel miras yönetimi kapsamında müze ziyaretçilerinin tarihi mekân algısının incelenmesi

Kültürel miras yönetimi kapsamında tarihi yapıların yeniden işlevlendirilerek müze olarak kullanımı, ülkemizde oldukça yaygın bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihi yapıların yeniden işlevlendirilmesiyle elde edilen müze yapılarında sergileme tasarımı sürecinde, yapının barındırdığı mimari potansiyel değerlendirilirken; mimariyle uyumlu bir bütün oluşturacak şekilde sergileme ve sunum tekniklerinin, koleksiyona dair eserler ile belirlenmesi ve aynı zamanda, kendisi de sergilenecek bir eser olan tarihî binanın taşıdığı anlamların da göz önünde bulundurularak müzenin bir bağlam içerisinde ziyaretçilere sunulması, kültürel mirasın doğru aktarılabilmesi ve korunması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı; İzmir ilinde yer alan, kültürel miras yönetimi kapsamında yeniden işlevlendirilerek müze olarak kullanılan tarihi yapıların kent, bina, koleksiyon ve sergi tasarımı açısından uyumumun incelenmesi ve müzelerin sundukları hizmetlerin kalitesini artırmaya yönelik olarak araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Müzelerde Mekânsal Organizasyon Algısı" adlı ölçek ile müze ziyaretçilerinin tarihi mekân algısının belirlenmesi ve sonuçlarının ortaya konmasıdır. Bu amaç doğrultusunda geliştirilen ölçek, Haziran-Ağustos 2020 tarihleri arasında İzmir Atatürk Müzesi ve İzmir Tarih ve Sanat Müzesi ziyaretçilerine uygulanmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde kavramsal-kuramsal çerçeveye yer verilmiştir. İkinci bölümünde kavramsal çerçeve ile ilgili yapılan literatür araştırmaları yer almaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi yer almaktadır. Araştırma kapsamında uygulanan ölçekten elde edilen verilerin analizinde parametrik hipotez testlerinden bağımsız çift örneklem t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada çok değişkenli istatistik analiz tekniklerinden biri olan faktör analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonuçları, belirlenen müzeleri ziyaret eden ziyaretçilerin tarihi mekân algıları üzerinden müzelerin hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik öneriler ile birlikte araştırma kapsamında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kültürel Miras, Kültürel Miras Yönetimi, Müze, Sergileme, Kent, Tarihi Yapılar, Yeniden İşlevlendirme, Mekânsal Organizasyon, Müze Ziyaretçileri

Kültürel mirasMekansal organizasyonMüzecilik+7
Hazel Numanoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde markalaşma ve müze mağazacılığı: İstanbul'daki özel ve devlet müzeleri üzerine bir araştırma

Günümüzde müzeler değişen ve çeşitlenen ziyaretçi talepleri nedeniyle çok işlevli kültürel kurumlar haline gelerek ziyaretçileri için eşsiz deneyimler sağlamak amacıyla finansal kaynaklarını geliştirmeye yönelmişlerdir. 1980'lerden itibaren literatüre giren yeni müzecilik kapsamında müzeler, yalnızca koleksiyonlarını sergilemekle yükümlü olmayıp ziyaretçileri çok çeşitli kültürel aktiviteler ile meşgul ve memnun etmeye odaklanmıştır. Bu anlamda diğer müzelerden öne çıkma ve popülaritesini kanıtlama amacıyla pazarlama ve markalaşma süreçlerine giren kâr amacı gütmeyen kurumlar haline gelmişlerdir. Pazarlama karmalarını bünyelerine uyarlayan, ziyaretçi kitlelerini tanımaya çalışan, bunun için kurum içi araştırmalar ve pazar analizlerinde bulunan, reklam ve tanıtım faaliyetleri geliştiren ve marka kimliği yaratan müzeler global anlamda kültür varlıkları haline gelmişlerdir. Bu araştırmada müzelerin girdikleri ticari faaliyetlerden yalnızca biri olan mağazacılık uygulamalarına odaklanılmıştır. Müzelerin pazarlama ve markalaşma süreçleri incelendikten sonra müze mağazalarının nasıl bu sürecin bir getirisi oldukları araştırılmıştır. Müze mağazaları, ürün ve mekân tasarımları, müze kompleksinin içindeki varlıkları ve sattıkları ürünler incelenerek müze mağazasının müzenin eğitim misyonu ile ilişkisi ve ticari anlamda getirileri değerlendirilmiştir. Bunun yanında, müze mağazacılığının tarihsel gelişimi, kültürel alanlarda hediyelik eşya anlamında var olan ilk ürünler, dünyadaki tarihsel süreçleri ve ilk örnekleri ile sunulmuştur. Değerlendirmeler konu hakkındaki literatür taramasının ardından araştırma konusu İstanbul'daki müze mağazalarının ziyaret edilmesi, mağaza personeliyle görüşülmesi, araştrıma kapsamı için hazırlanan soruların mağaza sorumlularına yöneltilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Birinci bölümde müzelerde pazarlama ve markalaşma konularının ardından yurtdışında markalaşan müzeler mağazaları ile birlikte incelenmiştir. Bir işletme terimi olarak pazarlamanın kar amacı gütmeyen kurumlara girişi ve devamında hizmet pazarlamasına evrilmesi incelenmiştir. Bu bölümde pazarlamanın müzeye uyarlanması, pazarlama karmalarının müzelerdeki durumu, ziyaretçi bölümlendirme çalışmaları ile müze deneyimi ve ziyaretçi motivasyonları genel bir bakış açısıyla değerlendirilmiştir. İkinci bölümde müze mağazalarının tarihsel gelişimi, hediyelik eşya kavramı ve müze mağazalarının pazarlama karması dâhilinde ilişkilendirilen mağaza ürünleri görsel örnekleriyle sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise müze mağazacılığı kapsamında ülkemize dönülmüş ve araştırma kapsamındaki İstanbul şehrindeki özel müzeler bağlamında Pera Müzesi ile Sakıp Sabancı Müzesi, devlet müzeleri bağlamında ise İstanbul Arkeoloji Müzesi ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi mağazaları ve ürünleri incelenerek iki farklı işleyiş şekline sahip müze türlerindeki süreçlere, mağazalara ve ürünlere odaklanılmıştır. Son olarak bu örnekler birbiriyle karşılaştırılarak müzenin en önemli finansal destekçilerinden olan müze mağazacılığının müzenin tanıtımı ve sürdürülebilir bir kurum olmasındaki önemli yerine vurgu yapılmış ve müze mağazacılığının ülkemizde geliştirilmesi adına kişisel görüş ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Müze Mağazaları, Müze Hediyelik Eşyası, Müze Pazarlaması, Müze Markalaşması, Müze Mağazası Ürünleri

Görsel mağazacılıkMarkalaşmaMüzeler+3
Ayşenur Cihan Gökdemir
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engellilerin müze erişimi

Dünyada büyük bir azınlık olan engelliler sosyal yaşamın pek çok alanına erişimde sorun yaşamaktadır. Bu bağlamda, birincil olarak görme duyusuna hitap eden müze ziyaretlerine en uzak grup görme engellilerdir. Erişilebilirlik kavramının çeşitli alanlarda ele alınmaya başlaması ve günümüz teknolojileri ile müzeler erişilebilirliğin sağlandığı kurumlar olmaya başlamıştır. Ancak müzelerin görme engelliler için erişilebilir mekânlara dönüşmesi, fiziki uygulamalarla birlikte sergilemedeki duyusal erişim düzenlemeleriyle de ilişkilidir. Erken dönemlerde görme engellilerin eser erişiminde kullanılan dokunsal turlar günümüzde varlığını sürdürse de çağdaş müzecilikte tek başına yeterli olmamış ve diğer duyuları harekete geçirecek çalışmalarla yerini duyusal müzecilik yöntemlerine bırakmıştır. "Görme Engellilerin Müze Erişimi" başlıklı tez kapsamında müzelerdeki görme engelli ziyaretçilere yönelik fiziksel ve duyusal erişim düzenlemeleri incelenmiştir. Görme engelli ziyaretçiler için kullanılan uygulamaların değerlendirilmesi adına engelli bireylerin toplumsal yaşantıda görünür olma süreçleri ve yasal düzenlemeler ele alınmıştır. Bu kapsamda ulusal ve uluslararası müzelerin görme engelli bireyler için uyguladığı çalışmalar örneklendirilmiştir.

Engelli kişilerErişimGörme engelliler+5
Zeynep Aktop
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Denizcilik tarihinin bir parçası olan denizaltılarının müzelerde sergilenmesi

Denizlerin gizleyici niteliğinden faydalanmayı hedefleyen ve bu mantıkla savaşlarda görevlendirilen denizaltıların ilk tasarımının 15. yüzyılda yapıldığı görülmektedir. Üretildiği ilk zamandan günümüze kadar geçen süreçte ise denizaltıların tasarımları, edinilen savaş ve eğitim deneyimleri doğrultusunda daha hızlı, daha sessiz ve daha hafif olmaları amaçlanarak geliştirilmiştir. Aktif görevlerini tamamlayan denizaltıların bir kısmı hurdaya ayrılırken, kurtarılabilen bir kısmının ise müzelerde sergilenmesi sağlanmıştır. Bu tez çalışmasında, denizcilik tarihinin bir parçası olan denizaltıların yurt dışında ve Türkiye'de bulunan müzelerde sergilenmesi ele alınmıştır. Literatür taramasına ek olarak yurt dışında ve Türkiye'de bulunan müzelerden elde edilen veriler bu çalışmanın kaynağını oluşturmuştur. Toplamda yurt dışından otuz bir adet, Türkiye'den dört adet müze örneği incelenmiştir. Denizaltıların savaş, sanayi, deniz, bilim ve teknoloji müzelerinde sergilendikleri tespit edilmiştir. Bu müzeler sergileme yöntemleri ve sergileme mekanları bakımından araştırılırken, müzelerin koleksiyonlarında yer alan denizaltıların her birinin tarihçesi hakkında bilgiler verilmiştir. Bu tez çalışması ile denizaltıların işlevleri, kullanım alanları ve bir müze objesi olma yolundaki ortak tarihleri hakkında sistematik bir bilgi dizini oluşturmak amaçlanmıştır. Bu sayede denizaltı müzeleri ve koleksiyonunda denizaltı bulunan müzeler araştırılarak milletlerin denizcilik mirasını kamuoyu ile paylaşmasını sağlayan bu önemli kurumlar, çağdaş müzecilik açısından incelenerek alana katkı sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Denizaltı, denizcilik, koleksiyon, sergileme, müze.

DenizaltıDenizcilikDenizcilik tarihi+4
Serra Çoruh
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yurt dışı dil müzeleri ve Türkiye model örneği incelenmesi

"Yurt Dışı Dil Müzeleri ve Türkiye Model Örneği İncelenmesi" başlıklı tez çalışması, yurt dışında açılmış önemli dil müzelerinin kuruluşu, yönetimi, organizasyonu, stratejik planlamaları, koleksiyonları, sergileme ve sunum yöntemleri ele alınarak olası "Türkiye Dil Müzesi" çalışmalarına öncü olması adına karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Tez çalışmasında öncelikle dil üzerine genel kavramlar açıklanmıştır. Akabinde dil, dile etki eden kavramlar ve yurt dışındaki dil müzelerindeki tüm çalışmalar ve "Türkiye Dil Müzesi" model örneği incelemesi yapılmıştır. Tezin ilk bölümünde dil üzerine genel kavramlardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde, Türk dili tarihine ve gelişimine, kaybolmuş ya da kaybolmakta olan Türk lehçelerine değinilmiştir. Üçüncü bölüm yurt dışı dil müzelerinden oluşmakta; bu müzelerin kuruluş, gelişim ve sergileme süreçlerine ışık tutulmaktadır. Tezin son bölümü ise, Türkiye müzeciliğine, Türkiye dil müzesi model örneği önerilerine, yurt dışındaki dil müzeleriyle karşılaştırılmasına ve bu hususta uygulanabilecek çalışmalara ayrılmıştır. Bu kısımda Türkiye model örneği incelemesi ile ilgili detaylı bilgiler verildikten sonra, tezin ana konusu olan yurt dışındaki dil müzeleri ile karşılaştırmalı değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de müzeciliğin dil ile sentezinden doğan "dil müzeciliği" açısından değerlendirilen ve bu alanda yapılan en kapsamlı çalışmalardan biridir. Tez kapsamında yurt dışında devamlılığı olan 6 adet dil müzesi incelenmiştir. Bunlar sırasıyla; Ulusal Amerikan Dil Müzesi, Kanada Dil Müzesi, Portekiz Dili Müzesi, Hollanda Leiden Dil Müzesi, Afrika Dili Müzesi ve Macar Dili Müzesi'dir. Örnekler incelenirken yurt dışında yer alan dil müzelerinin birbirleri arasındaki iş birliğine ve tüm dünyada sayılarının artması adına bu iş birliklerinin devamlılığına dair bir veri tabanı oluşturulmaya çalışılmıştır. Toplulukları bir araya getiren en anlamlı unsur dildir. Dil, hem duygu ve düşünceleri insanlara aktaran bir araç, hem de toplumları duygu ve düşünce birliğine dönüştüren en kıymetli değerler arasındadır. Nitekim dil, kültürün başlıca etmenlerindendir. Bu nedenle dili korumak ve onu gözeten önlemler almak gerekmektedir. Bu bakımdan dünyadaki pek çok dil ile iç içe olan ve bu dilleri müzelerle kesiştiren dil müzeleri; her yaştan ziyaretçiyi buluşturabilen, bununla birlikte ziyaretçiye sosyal bir eğitim alanı da yaratabilen mekânlardır. Kültürel arka planları ve çok yönlü fonksiyonlarıyla bu alandaki müzelerin çoğalması, Türkiye'de kurulabilmesi ve sürdürülebilir olması adına daha fazla akademik çalışma uygulanması oldukça önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Dil, Müze, Dil Müzesi, Yurt Dışı Dil Müzeleri, Dil Müzeciliği, Dil Çalışması, Türk Dili, Müzecilik

DilDil MüzesiMüzeler+1
Gülşen Şencan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eski yapıların müzelere dönüştürülmesiyle tarihin yeniden canlandırılması: Azerbaycan örneği

Azerbaycan özellikle Bakü, asırlarca ev sahipliği yaptığı birçok ve aynı zamanda birbirinden farklı medeniyetleri taşıyan zengin bir tarihi mimari geçmişe sahiptir. Bakü şehri de yoğun bir şekilde inşa edilmiş bir alanda bu tür binaların çoğunu barındırmaktadır. Kültürel mirasın bir parçası olarak mimari binaların yeniden yapılandırılması sorunları dünyanın tüm ülkeleri için geçerlidir. Bu tez araştırmasının temel amacı, modern müzelerin durumunun ve gelişimlerindeki mevcut eğilimlerin özelliklerinin felsefi ve kültürel bir analizidir. Mevcut bir binanın müzeye nasıl başarılı bir şekilde yeniden kullanılacağına ilişkin gelecekteki bazı yönergeleri anlamak ve belirlemek ve aynı zamanda bu tarihi binaların önemini korumak için araştırma, özellikle uyarlanabilir yeniden kullanım ilkelerine, çağdaş müzeciliğin gerekliliklerine ilişkin düşüncelere odaklanmaktadır.

AzerbaycanEski eserlerEski yapılar+4
Fidan Hasanova
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve yurt dışı yaşayan müze örneklerinin incelenmesi

Değişen ve gelişen müzecilik çalışmalarıyla birlikte literatüre yeni kavramlar dahil edilmiştir. Yeni müzecilik anlayışı ile sürdürülebilirlik bilinciyle ve çeşitli sebeplerle toplulukların kendi kültürlerini devam ettirme ve yaşatma gayesiyle zaman içerisinde yaşayan müzeler kurulmuştur. Yönetim açısından gerek kişisel girişimlerle özel müze statüsünde kurulmaya başlanan gerekse zaman içerisinde farklı projeler ve bütçelerle devlete, yerel yönetimlere bağlı olarak işletilen yaşayan müzeler kurulmuş ve hatta özelliklerine göre kendi içerisinde türlere ayrılacak niteliklere ulaşmıştır. Buna rağmen, bu çalışmada yaşayan müzeler hakkında halen bir tanım eksiğinin olduğu, türlerinin net olarak ayrılmadığı, kimi müzelerin bu türlü faaliyetler gösterirken müzenin yaşayan müze ismini taşımadığı, akademik alanda ilgili çalışmaların yetersiz olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın amacı, halihazırdaki akademik çalışmalar ve müzelerin kendilerini tanıttıkları dijital verilerden yola çıkılarak "yaşayan müze nedir, nasıl gelişmiştir, yurt içindeki ve yurt dışındaki yaşayan müze örnekleri nelerdir" sorularının yanıtlarını aramaktır. Bu araştırma sorularının yanıtlarıyla yaşayan müzeler taranarak müzeciliğe ve müze yönetimi literatürüne katkıda bulunulacaktır. Tez araştırmasının verilerine gözlem ve belge analizi yoluyla nitel araştırma yöntemleri kullanılarak ulaşılmıştır. Özellikle örneklerden yola çıkılarak yaşayan müzeler ve onlarla ilintili konular hakkında disiplinler arası çalışma yapılarak bütüncül veriler elde edilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)'nün web sitelerindeki kütüphane verileri içerisinde yaşayan müze anahtar kelime olarak taratılmış, ayrıca İnternet ortamında Dünya üzerindeki yaşayan müzelerin ulaşılabilir olanları taranarak tamamına yakını incelenmiştir. Bunlara ek olarak ülke bazlı taramalar ayrıca yapılarak müzelerin web siteleri, ilgili ülkelerin kültür portalları ve basın haberleri taranarak incelenmiştir. Ayrıca, uluslararası ve ulusal makalelerle birlikte halihazırdaki basılı yayınlar taranarak alandaki akademik çalışmalar hakkında bilgi edinilmiştir. Nihayetinde tez içeriğine ilgili ülkelerde öne çıkan ve farklı konseptlere sahip seçme örnekler dahil edilmiştir. Sürece ve araştırmaya dair veriler içerik analizi yöntemi ile ilgili bölümlerde paylaşılmıştır. Dünya çapında yaygınlaşan sürdürülebilirlik prensipleriyle yaşayan müzelerin sayıca fazla olduğu, giderek arttığı ve kendilerine özgün somut ve somut olmayan kültürel miras ögeleriyle yerel kültürü ziyaretçilerle paylaşarak korudukları sonucuna ulaşılmıştır. Bu inceleme tezinde yer alan araştırma bulguları, önerileri ve araştırma sorularının müzebilimde yeni araştırmalara kaynak olması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: yaşayan müze, yaşayan tarih müzesi, ekomüze, köy müzesi, çiftlik müzesi, müzecilik, müze yönetimi

Açık hava müzesiEkomüzeEvrensel müze+6
Nevres Işılay Kaçakgil Öksüzoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ve Dünyada çocuk müzeleri yayınlarının müzeciliğe etkisi

Yurtiçi ve yurtdışındaki çocuk müzeleri yayınları incelenerek örneklerle çocuk edebiyatının müzeciliğe etkilerinin kültürel ve müze eğitimi açısından değerlendirilmesini amaçlar ve kapsar. Çocuk müzeleri yayınlarının çocuk edebiyatı ile olan bağlantısı müzelerin sergi ve etkinlikleri üzerinden incelenmiştir. Çocuk müzelerinin kültürel ve eğitsel çalışmalarında kullanılan çocuk kitapları, müze yayınlarını şekillendirmekte ve müze iletişimini kuvvetlendirmektedir. Genç kuşaklara kültürel miras bilinci, sanat algısı, dil ve tarih bilgisi, kitap sevgisi gibi hedeflerin aşılanmasında önemli rol oynayan çocuk müzeleri yurtdışında koleksiyon odaklı iken yurtiçinde eğitim ve sanat odaklı gelişmektedir. Çocuk edebiyatının tek başına müzeye konu olması özellikle yazar müze evleri ve hikâye müzeleriyle gelişmiş ülkelerde daha yaygındır. 'Müze' teması aynı şekilde çocuk edebiyatını etkilemiştir. Yurtdışında müze eğitimini destekleyecek kaynaklar çocuk müzelerinin internet sayfalarında erişime açıktır ve kütüphanelerinde müze temalı kitapların sayısı fazladır. Türkiye'de çocuk müzesi sınırlı sayıda olduğundan yayınları halen gelişmektedir. Buna paralel olarak 'müze' konulu çocuk kitapları ülkemizde az sayıdadır. Pek çoğu müze-okul projeleri kapsamında üretilenler çocuk kitapları ile çeviri kitap ağırlıklıdır. Tezin bu bağlamda gelecek çalışmalara yardımcı olması hedeflenmiştir. Tezin ilk bölümünde çocuk müzesi kavramı, türleri ve yayınları açıklanmıştır. Tezin ikinci bölümünde Türkiye'de bulunan çocuk müzeleri ve yayınları etkinlikleri üzerinden çevrim içi alan taraması ile araştırılmıştır. Müzeye çevrilen çocuk kitapları ve müzeyi konu alan Türkçe çocuk kitapları örneklerle sunulmuştur. Tezin üçüncü bölümünde dünyadan çocuk müzeleri ve yayınları araştırılmıştır. Müzeye çevrilen çocuk edebiyatı ve yazar evleri ile ülkelere göre müzeyi konu alan çocuk kitapları listelenmiştir. Tezin dördüncü bölümünde çocuk edebiyatının müzeciliğe olan etki ve katkıları kültür, eğitim ve iletişim odağında incelenmiştir. Çocuk müzeleri geliştikçe yayınları hem müzeciliği hem çocuk edebiyatını karşılıklı etkilemeye devam edecektir.

Kültürel mirasMüze eğitimiMüzecilik+4
Özge Şimşek
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik sit alanlarının modern teknolojiler ile dijitale aktarılması ve sergilenmesi

Kolektif bilincin ve tarihin bir parçası olan kültürel miras öğeleri insanların kendi etnik ve dini kimliklerini anlamaları ve toplumda yer edinebilmeleri açısından son derece önemlidir. Bu öğelerin korunması fikri 19. yüzyılda ortaya çıkarak, gelecek nesillere aktarılması amacıyla uluslararası kurum ve kuruluşların yaptığı çalışmalar ve anlaşmalarla günümüze gelişerek ulaşmıştır. Fakat, koruma alanında yapılan yoğun uğraşlara rağmen kültürel miras öğelerinin karşı karşıya kaldığı tehditler sonucu alacakları zararların önüne tümüyle geçilememekte, risk faktörlerinin büyüklüğüyle doğru orantılı olarak da bu alanların tamamen kaybedilmesi de söz konusu olabilmektedir. Bu zararların yaratacağı sonuçları minimalize etmek adına günümüz teknolojileri ve dijital belgeleme metotları önemli çözümler sunmaktadır. Tez kapsamında sunulan yenilikler detaylı bir şekilde incelenmiş, inceleme yapılırken bu alanda örnek projeler yürüten CyArk Şirketi'nin çalışmaları ayrıntılı bir şekilde verilip, bu çalışmalar doğrultusunda çözümlerin uygulama ve işleyiş bakımından önemli noktaları ele alınmıştır. Projelerde kullanılan belgeleme yöntemiyle ortaya çıkan dijital eserlerin arkeoloji ve müzecilik alanında kullanılmasının araştırma ve sergileme üzerine olan etkileri detaylı bir biçimde anlatılmıştır. Oluşan bu etkiler tartışılırken sergi planlaması ve ziyaretçi deneyimleri de göz önünde bulundurulmuştur. Anahtar Kelimeler: Arkeoloji, CyArk, Sergileme, Fotogrametri, LIDAR, Müzecilik

3-D teknolojisiArkeolojik alanlarFotogrametri+7
Duygu Savaştürk
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
11
Master'sOpen AccessTR

İstanbul arkeoloji müzeleri için çocuk eğitim modeli oluşturulması

Müze eğitimi günümüzde müzeciliğin vazgeçilmez bir parçasıdır. Müzeler koleksiyonları aracılığıyla ziyaretçilerinde merak duygusunu canlandıran, yaratıcı ve yorumlayıcı düşünceyi teşvik eden bir eğitim ortamı yaratarak bilgi edinmenin farklı ve eğlenceli yollarını göstermektedir. Müze eğitimcileri tarafından farklı yaş grupları için hazırlanan eğitim programları ile özellikle çocukların gelişimine katkı sağlamak, müze bilincini oluşturmak ve kültürel mirası koruma bilinci kazandırmak amaçlanmaktadır. "İstanbul Arkeoloji Müzeleri İçin Eğitim Modeli Oluşturulması" isimli bu çalışmada müzelerin eğitim işlevi üzerinde durularak, kalıcı bir eğitim programı bulunmayan İstanbul Arkeoloji Müzeleri için bir eğitim örneği hazırlanmıştır. Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç ana bölümden oluşan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Osmanlı topraklarından toplanan çeşitli kültürlere ait kapsamlı bir koleksiyona sahiptir. Koleksiyonları aracılığıyla oluşturulan eğitim programları İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin müze eğitimine katkısı açısından çok önemlidir. Bu çalışmada hazırlanan eğitim örnekleri ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ni ziyaret eden çocukların aktif, eğitici, öğretici ve eğlenceli bir müze deneyimi yaşamaları amaçlanmıştır. Oluşturulan eğitim modeli atölye çalışmaları, etkinlik kağıtları ve çevrimiçi etkinlik önerileri olmak üzere üç bölüme ayrılmıştır. Eğitimler hazırlanırken yaş grubu 8–12 olarak sınırlandırılmıştır ve çocukların sosyal, duygusal, bilişsel, motor ve dil gelişimleri göz önüne alınmıştır. Hazırlanan eğitim çalışmaları ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin yararlanabileceği bir eğitim modeli önerisi sunulmak istenmiştir.

Arkeoloji müzeleriEğitim modelleriMüze eğitimi+2
Hazal Arık
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Yapboz Müzesi önerisi

Yapboz en yaygın kullanım alanı itibariyle bir oyun aracıdır. Oynanma prensibi itibariyle dil bariyerinden etkilenmeyen, dünya çapında çok tutulan, her eve muhtemelen en az bir kez girmiş bir oyundur. Böylece bir yapboz müzesi kent halkına ve turistlere yapbozla ilgili bugüne kadar edinilen bilgileri ve dünyanın her yerinden örnekleri sergileyerek eğitici ve eğlendirici işlevlerini yerine getirecek, topluma hizmet edecek bir kurum olacaktır. Çalışmada öncelikle müze, hobi, yapboz gibi kavramlar açıklanmıştır. Müzecilik tarihiyle ve çağdaş sergilemeyle ilgili bilgilerden sonra yapbozun tarihi ve ülkemizde yapbozla ilgili önemli bilgiler verilmiştir ve yapbozun, bir oyun olmanın yanında eğitici bir araç, bir terapi yöntemi, güçlü bir sembol, sosyal ilişkiler kurulmasında çok başarılı bir katalizör ve ciddi bir hobi olması gibi çeşitli yönleri incelenmiştir. Ardından yapbozun kendisi ve yapbozla ilgili her şey her yönüyle incelenmiştir ve dünyadaki yapboz müzesi benzeri kurumlarla ilgili bilgiler verilmiştir. Çalışmada yapbozun tarihini ve gelişimini inceleyerek, yapboz örneklerini edinen, inceleyen ve muhafaza eden, geçmişten günümüze kadar uzanan yapboz örneklerini sergileyen böylece ziyaretçilere hem bilgi verip hem de iyi vakit geçirterek topluma hizmet etmeyi amaçlayan bir kurum olmak üzere Türkiye Yapboz Müzesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yapboz, Müze

BulmacalarMüzelerOyunlar
Demet Tekinay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Müze yönetimi açısından telif hakları ve uygulamada karşılaşılan hukuki sorunlar

Çağdaş müze yönetimi yaklaşımı, kompleks bir kurum olarak yönetsel örgütlenme, koleksiyon yönetimi, ziyaretçi ilişkileri gibi pek çok farklı alanda bilimsel ve tutarlı aksiyonlar alması gerektiğinin bilincindedir. Müzenin işlevlerini yerine getirebilmek için faaliyet gösterdiği bu alanların her biri aynı zamanda hukukun özel bir alt disiplinini ilgilendirir. Her bir alt disiplinde bulunan kurallar bütünü, doğası gereği belli bir eylemde bulunulmasını ya da belli bir eylemde bulunmaktan kaçınılmasını emredebilir. Müzelerin etik bir kurum olarak hukuk kurallarına uyma yükümlülükleri onların kamu nezdinde güvenilir kültür kurumları olmalarını sağlayan en önemli etkenlerdendir. Müzelerin koleksiyon yönetimi alanında en çok karşılaştıkları hukuksal problemler koleksiyonda yer alan eserlerin telif haklarına ilişkindir. Özellikle günümüzün teknolojik imkanları karşısında sergileme tekniklerindeki gelişme ve sosyal medyanın da etkisiyle ziyaretçilerin müzedeki eserlerle etkileşime geçme biçimlerindeki çeşitlilik, telif haklarının hem eser üzerindeki hakları koruyan hem de müze kullanıcılarının ifade özgürlüğünü kısıtlamayacak bir denge içerisinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Çalışmamızın başlangıcında müzelerin etik temellerini ortaya çıkaran ilkeler değerlendirildikten sonra ikinci bölümde telif haklarının temel kavramlarına değinilmiştir. Temel kavramların açıklanmasında çalışmanın odak noktasını aydınlatma amacı doğrultusunda kavramlara ilişkin monografik nitelikteki ayrıntılardan kaçınılmıştır. Bununla birlikte, kavramın müze özelinde anlamının daha iyi anlaşılabilmesi için verilen örneklerde müze uygulamasına yönelik unsurlara yer vermeye dikkat edilmiştir. Son bölümde müzelerde karşılaşılabilecek somut durumlar hukuksal olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken gerek müze yönetimi pratiği gerekse sanatsal yaratım konusunda güncel gelişmeler de dikkate alınmıştır. Böylece ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve örnek yargı kararlarının yanı sıra, müzecilik konusundaki en güncel gelişmeler üzerinden bir değerlendirme yapabilme imkanı da elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Müze, müze yönetimi, hukuk, telif hakları, fikri mülkiyet, eser

Fikri ve sınai mülkiyet haklarıHukukHukuk kuralları+3
Murat Ocakcan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde oyunlaştırma uygulamaları

Geçmişte sadece eğitimli bir kesimin ziyaret ettiği, görkemli yapılar olan müzeler, günümüzde her kesimden ziyaretçiye hizmet veren kültür kurumlarıdır. Öte yandan günümüzde boş zaman aktivitelerinin çeşitlenmesi ile birlikte geleneksel müzeler kitlelerin ilgisini çekmekte zorlanmaktadır. Bu nedenle özellikle 21. yüzyılda teknolojinin hızla gelişimiyle birlikte müzeler, koleksiyonlarının hikâyelerini ziyaretçilerine aktarma sürecinde yeni yöntemler uygulamaktadırlar. Uygulanan bu yeni yöntemler sayesinde insanların tercih etmediği, sıkıcı bulduğu mekânlar olan müzelerin, ziyaretçileriyle etkin bir iletişim kuran çekim merkezleri haline gelmeleri mümkündür. "Oyunlaştırma", literatüre son yıllarda girmiş bir kavram olup müzelerde ziyaretçi etkileşim kalitesini artırmayı amaçlayan ve etkili bir iletişim aracı olarak kullanılan yeni yöntemlerden biridir. Önceleri pazarlama yöntemi olarak çeşitli ürünlere ve hizmetlere uyarlanan oyunlaştırma uygulamaları, ilerleyen yıllarda eğitim, sağlık, kişisel gelişim gibi farklı alanlarda da kullanılmaya başlanmıştır. Oyunlaştırma her ortama adapte edilebilen, insanları günlük hayatın rutinlerinden uzaklaştırarak keyifli zaman geçirmelerine katkı sağlayan, motivasyonu artıran bir uygulamadır. Alan yazında oyunlaştırmanın pazarlama, işletme, iletişim gibi alanlarda uygulamaları tartışılmış olmakla birlikte, müzelerde oyunlaştırma uygulamaları üzerine yapılan çalışmalar sınırlı kalmıştır. Bu açığı kapatmak için yapılan bu çalışmanın amacı, oyunlaştırma yöntemlerinin müzelerdeki olası uygulamalarını ve faydalarını, yanı sıra oyunlaştırma uygulamalarının ziyaretçi deneyimi üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmada, müzelerde ziyaretçilere yönelik yapılan oyunlaştırma uygulamalarını, bu uygulamaların faydaları ve güçlüklerini, aynı zamanda farklı müzelerdeki oyun kurgularını öğrenmek amacıyla sekiz müze uzmanı ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu mülakatlar içerik analizine tabi tutulmuş, kodlamaya dayanarak ortak temalar belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda ziyaretçilerin müzelerde oyunlaştırma uygulamaları ile daha etkin zaman geçirdikleri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Müze, Oyunlaştırma, Motivasyon, Ziyaretçi Deneyimi, Müze-Ziyaretçi Etkileşimi

MotivasyonMüze yönetimiMüzeler+3
Özgül Çetin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde algılanan hizmet kalitesi: İstanbul'daki özel çağdaş sanat müzeleri örneği

Bu araştırmanın amacı, çağdaş sanat müzelerinde MUSEQUAL ölçeği kullanılarak hizmet kalitesi boyutlarında ziyaretçilerin algılarını ölçmektir. Tezin uygulaması İstanbul'da yer alan beş çağdaş sanat müzesi özelinde gerçekleşmiştir. Müze ziyaretçilerinin algıları "fiziksel özellikler", "tüketilenler", "iletişim", heveslilik", "empati" olarak isimlendirilen beş hizmet kalitesi boyutuyla ölçülmüştür. Tezin birinci bölümünde müze ve müzecilik kavramları ile çağdaş sanat müzeleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde hizmet kalitesi ve hizmet kalitesiyle bağlantı kavramlar açıklanmış, müzelerde hizmet kalitesine dair yapılmış çalışmalar üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise tezin araştırma ve uygulama kısmı yer almaktadır. Uygulanan MUSEQUAL ölçeğinin fiziksel özellikler boyutu katılımcıların kalite algılarının en yüksek olduğu boyut; tüketilenler boyutu katılımcıların kalite algılarının en düşük olduğu boyut olarak bulunmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre müzenin temizliğine dair olan kalite algısı en yüksek algıdır. Katılımcıların kalite algısının yüksek olduğu diğer unsurlar ise müze görevlilerinin giyimi ve müze atmosferi, sergilerin sunumu, korunmasına dair olan unsurlardır. Buna karşın katılımcıların algılarına göre en düşük olan hizmet park yeri ve müzedeki oturma alanlarıyla ilgilidir. Bunu takip eden katılımcıların algıladığı en düşük hizmet kalitesi sırasıyla müzenin hediyelik eşya dükkanında bulunan hediyelik eşya çeşitliliği ve müzenin kafe / restoran kısmındaki yiyecek – içecek çeşitliliğine dair olan unsurlar ile müzede çocuklar için imkanlar ve dezavantajlı kişilerin müze ziyareti gerçekleştirmelerine uygun düzenlemeler olup olmadığına dair olan unsurlardır.

Algılanan kaliteHizmet kalitesiMüzeler+3
Aylin Akar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kent kimliğini yansıtmada müzelerin rolü: Selanik müzelerinden örnekler

Müzeler sadece geçmişin birikimli olarak sergilendiği alanlar değil, aynı zamanda geçmiş ile günümüz arasında bağ kuran ve bu bağı geleceği şekillendirmek için kullanan çok yönlü kazanım alanlarıdır. Somut ve somut olmayan kültürel mirasların yer edindiği müzeler toplumun ortak belleğini de yansıtır. Müzeler birer bellek mekânı olarak kurgulandığında, mekânın belleğini de aktarmaları beklenir. Yaşadıkları alanlara kendilerine özgü özellikleri yansıtan insan topluluklarının geniş kitleler halinde barındığı kentler, çok kültürlü ve çoksesli ortamlar olarak var olmaya devam etmektedirler. Kentlerin içinde yer alan müzeler ise, çoğu zaman, ortaklaşa bir biçimde oluşturulmuş bu kültürü ve kentsel kimliği yansıtmakla yükümlü olmuşlardır. Müzenin temsil ettiği değerler, bulundukları mekânın dışında da yer almaktadır. Bu nedenle günümüz müzeleri, sadece kendilerine tanımlanmış sınırlı alanlarda varlığını sürdürmeyi değil, bu alanları esneterek daha geniş bir mekânsal anlatıyı ele almayı hedeflemektedir. Bu şekilde müzeler sadece toplumu değil, toplumun şekillendirdiği yaşam alanlarını ve bu alanların kimliğini de yansıtma görevini üstlenmiş olmaktadır. Bunun en büyük nedeni kentlerin, kent içerisinde yaşayan insan toplulukları ile olan etkileşiminin sürekliliğidir. Postmodernizm ile birlikte kentlerdeki kültürel farklılığın ve çeşitliliğin vurgulanması ve kent çalışmalarının çoğulcu bir bakış açısıyla gerçekleştirilmesi, kentlerde yer alan müzelerin de kentin kültürünü ve kimliğini yansıtma işlevlerinin detaylandırılmasına etki etmiştir. Araştırma kapsamında müzelerin kent kimliğinin yansıtılması konusundaki çalışmaları incelenmiş ve bulgular Selanik'te yer alan altı müze; Atatürk Evi Müzesi, Selanik Arkeoloji Müzesi, Bizans Kültürü Müzesi, Beyaz Kule Müzesi, Makedon Mücadelesi Müzesi ve Selanik Yahudi Müzesi üzerinden, bu müzelerin misyon ve vizyonları, sergileri ve eğitim programları incelenerek ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: kent kimliği, müze, bellek, kültürel çoğulluk, Selanik.

Kent kimliğiKentsel bellekKültürel bellek+2
Ezgi Özdemir
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

TBMM Milli Saraylar obje sayım, denetim ve güvenlik sistemi

Milli Saraylara bağlı Saray ve Müzelerin envanter kayıt defterleri 1952 yılında oluşturulmuştur. Bu kayıt sisteminde; mevcut defter sistemi objelerin sayımı, denetimi ve güvenliği için yetersiz kalmaktadır. Bu tez çalışmasında uygulamalı araştırma yöntemi olan aksiyon araştırma modeli kullanılmıştır. TBMM(Türkiye Büyük Millet Meclisi) Milli Saraylar Uzmanlarının katılımı ile, var olan bir uygulamanın eleştirisel bir değerlendirilmesi yapılarak, eksiklikler ortaya konulmuştur. Mevcut durumu iyileştirmek adına bir yazılım geliştirilmesi için, nitel veri toplama yöntemi kullanılmıştır. 1952 yılında yapılan Milli Saraylar Envanter Defterlerinin bilgisayar ortamında veritabanına aktarılması için veri tabanı analizi ve tasarımı ortaya çıkartılmıştır. Objelerin envanter, sayım, denetim ve güvenlik işlemlerini yapabilecek yazılımın ara yüz ekranları tasarlanmıştır.

DefterlerDenetim sistemleriGörsel sayım+5
Rüstem Coşkun
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kurmaca eserlerden oluşturulan müzeler

"Kurmaca Eserlerden Oluşturulan Müzeler" başlıklı tez çalışması Türkiye'deki ve yurt dışındaki kurmaca bir eserden ilhamla açılan müzeleri kuruluş, yönetim, organizasyon, koleksiyonlar, sergileme ve sunum yöntemleri ile güncel durumları açılarından ele almakta ve karşılaştırmalı olarak değerlendirmektedir. Tez kapsamında öncelikle kurmaca, gerçeklik ve kurmaca eser kavramları açıklanmıştır. Tez boyunca oldukça önemli olan bu kavramlar incelenecek müzelerin daha iyi anlaşılabilmesi adına aydınlatılmaya çalışılmıştır. Tezin ilk iki bölümü kurmaca eserlerden oluşturulan müzelerin ülkemizdeki tek örneği olan yazar Orhan Pamuk tarafından kurulan Masumiyet Müzesi'ne odaklanarak müzenin kuruluş, gelişim ve sergileme süreçlerine ışık tutmaktadır. Tezin son bölümü ise, dünyadaki benzer diğer kurmaca eserlerden oluşturulan örneklere ayrılmıştır. Bu kısımda müzelerle ilgili detaylı bilgiler verildikten sonra, tezin ana konusu olan Masumiyet Müzesi ile karşılaştırmalı değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Bu çalışma henüz yedi yıllık genç bir müze olan Masumiyet Müzesi'ni müzecilik açısından değerlendiren bu alanda yapılan en kapsamlı çalışmalardan biridir. Çalışma süresince gerek yerinde yapılan incelemeler gerek alan araştırması sırasında elde edilen bulgular, Masumiyet Müzesi'nin kurmaca eserlerden ilhamla oluşturulan müzeler içerisindeki özgünlüğünü ve orjinalliğini ortaya koymaktadır. Tez kapsamında Masumiyet Müzesi dışında 11 adet kurmaca eserlerden oluşturulan müze incelenmektedir. Bunlar sırasıyla Sherlock Holmes Müzesi, Yeşilin Kızı Anne Müzesi, Don Kişot Müzesi, Küçük Prens Müzesi, James Bond Müzesi, Hans Christian Andersen Masal Evi, Heidi Evi, Kral Arthur Salonu, Pinokyo Müzesi, Robin Hood Efsanesi Cazibe Merkezi ve Warner Bros Stüdyo Turu-Harry Potter'ın Yapımı'dır. Örnekler incelenirken bu müzelerin müzecilikte nerede durduğuna ve kendi alanındaki müzelerle benzer ve farklı yönlerine dair bir veri tabanı oluşturulmaya çalışılmıştır. Hem edebiyatseverler hem de müze severler için cazip olan kurmaca eserlerden oluşturulan müzeler, her yaştan ziyaretçiyi bir araya getirebilen ve aynı zamanda sosyal bir eğitim alanı da sağlayabilen mekânlardır. Çok yönlü işlevleri ve kültürel arka planlarıyla bu alandaki müzelerin sayılarının artması ve bu alana dair daha fazla akademik çalışma yapılması gerekli bir önem arz etmektedir

Edebi eserlerKurguKurgusal karakterler+6
Necla Betül Özden
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde yapay zeka uygulamaları, etkileri ve geleceği

Son yıllarda bilgisayar donanımlarının gelişmesi ve maliyetlerderki göreceli düşüş ile yapay zeka araştırma ve uygulamaları hız kazanmıştır. Endüstriyel uygulamalardan cep telefonlarına kadar geniş bir yelpazede etkili olan bu yapay zeka devrimi, kültür sanat sektöründe de karşılığını bulmaya başlamıştır. Müzeler de bu değişimde aktif olarak rol oynamaya uygun kurumlardır. Bu tezde, yapay zeka ile ilgili temel bilgilerin ardından günümüzde müzelerde uygulanan veya uygulanabilecek yapay zeka teknolojileri müze ziyaretçileri ve müzecilik çalışmaları bağlamında örnekler aracılığıyla açıklanmıştır. Tezin kapsamı gereği teknik anlatımdan mümkün olduğunca uzak durulmuştur.

Bilgisayar destekliBilgisayar destekli sistemlerMüzecilik+4
Fatih Gümüş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yazar evi müzeleri: Sait Faik Abasıyanık Müzesi örneği

Yazar Evi Müzeleri: Sait Faik Abasıyanık Müzesi Örneği başlıklı tezde yazarla ziyaretçi arasında köprü olan yazar evi müzelerinin birbirleri ile karşılaştırılması yapılarak Sait Faik Abasıyanık Müzesi'nde sergilenen nesnelerin kazandığı kimlik irdelenmiştir. Bu kapsamda İstanbul'daki tescilli 3 yazar evi müzesi, Avrupa'dan 6 yazar müzesi, misyon, koleksiyon ve sergileme açılarından karşılaştırılmıştır. Tez çalışmasında Uluslararası Müzeler Komitesi (ICOM) tarafından oluşturulan tarihi ev müzesi tanımlarına dayanarak, nesnenin kimliği incelenmiştir. Bu kapsamda 2009 yılında gerçekleştirilen restorasyon çalışması sonrasında 2013'te tekrar ziyarete açılan Sait Faik Abasıyanık Müzesi örneğinde yazar evi müzelerinde objelerin sosyolojik anlamda taşıdığı metaforlar açıklanmaya çalışılmış ve müze ev içinde sergilenen objelerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar kelimeler: müze ev, yazar evi müzeleri, edebiyat müzeleri, Sait Faik Abasıyanık, Sait Faik Abasıyanık Müzesi, yazar-obje ilişkisi.

Abasıyanık, Sait FaikMüzelerSait Faik Abasıyanık Müzesi+4
Hafize Aslan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel miras alanlarının dönüşümünün müzecilik açısından incelenmesi

1800'lü yıllarda tüm dünyada yaşanan endüstri devrimi sonrası hızla kurulmaya başlanan endüstri tesisleri kentlerdeki büyüme ve gelişime yön vermiştir. 1950'li yıllara kadar içinde bulundukları kentlerde üretim faaliyetlerine devam eden bu tesisler teknolojideki ilerlemelerle birlikte üretim biçimlerinde yaşanan değişimler ve kentlerdeki dönüşümlerin de etkisiyle zaman içerisinde kent merkezlerinde kalmış, fonksiyonlarını yeni üretim tesislerine devrederek atıl duruma düşmüşlerdir. Gerek sahip oldukları mimari özellikler gerekse sosyal dönüşüm öncüsü olma vasıfları ile bu tesisler insanlık tarihinin önemli bir döneminin hem tanığı hem de itici gücü konumunda olmaları nedeniyle özel önem arz etmekte olup, dünya literatüründe 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra korunması gerekli kültür mirası olarak tanımlanmaya ve tüm unsurlarıyla korunmaya başlamışlardır. Bu tesislerin orijinal işlevlerinin yansıtılması suretiyle müze haline getirilerek topluma kazandırılmaları son derece anlamlıdır. Ancak, tarihi önemi yüksek bu alanlar değerlendirilirken sadece müze olarak dönüştürülmekle sınırlı kalınmamalı, toplumsal alanda fayda sağlayacak bir şekilde kullanıma açılırken bir yandan da tarihini kullanıcıların dikkatine sunabilmelidir. Bu sayede Müzeoloji biliminin toplumun değerlerini koruyucu ve tarihini gelecek kuşaklara aktarıcı misyonuna da hizmet etmiş olacaklardır. Bu tez çalışması, teknoloji tarihinin önemli bir bileşeni olan ve kentlerin fiziksel gelişiminde etkin rol üstlenmiş endüstriyel alanların korunma ve yeniden işlevlendirme çalışmalarını dünyadan ve Türkiye'den örneklerle karşılıklı olarak incelemek ve müzecilik adına uygun işlev önerilerinde bulunmak üzere hazırlanmıştır. Bu bağlamda, çalışma kapsamında kentlerin biçimlenmesinde ve gelişmesinde önemli roller üstlenmiş olan endüstrileşme, tarihi, sosyal, fiziksel ve ekonomik açılardan ele alınmış, endüstriyel alanların kültür mirası kapsamında yeniden işlevlendirme çalışmaları incelenmiş ve müzeoloji branşı açısından çeşitli önerilere yer verilmiştir.

Endüstri arkeolojisiEndüstriel mirasEndüstriyel yapılar+5
İrem Ergenç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel dönüşümde müzelerin rolü

Ekonomik, sosyal, politik sebeplerle nüfus kaybı yaşamış kentler, kaderlerine boyun eğmek yerine, dönüşüm gerçekleştirebilmek için, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, meslek grupları ve yerel halk ile birlikte, sahip olduğu somut ve somut olmayan tüm kültürel varlıklarını ortaya çıkararak, kurgulanacak müzeler aracılığıyla, hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde tanıtım sağlayabileceklerdir. Kurgulanacak bu müzeler; 'kültürel belleği', 'toplumsal hafızayı', gün yüzüne çıkardığı için, yerel halk tarafından da sahiplenilecek ve onları onurlandırarak, kültürel aidiyet hissetmelerine yardımcı olacaktır. Böylece kent, hem ekonomik, hem de sosyal anlamda dönüşüm yaşayacaktır. "Kentsel Dönüşümde Müzelerin Rolü" adlı bu tez çalışmasında; öncelikle kent, kültür, müze kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde yurtiçi ve yurtdışında ziyaret edilerek, yerinde incelenen müze örnekleri anlatılmıştır. Bayburt, Bayraktar köyündeki Baksı Müzesi,ve Konya'da Selçuklu Belediyesine bağlı Kültür vadisi Sille, Türkiye'deki müzeler bölümünde işlenmiştir. Yurtdışı müzeleri bölümünde Portekiz'deki Müze Kent Mértola , Museu da Ruralidade ve Portimao Müzesi ele alınmıştır. Bu incelemelerden yola çıkarak, son bölümde, Kayseri'nin Develi ilçesi tarihi, coğrafi, somut ve somut olmayan kültürel varlıkları açısından irdelenmiştir. Kayseri'nin büyükşehir statüsüne geçmesiyle birlikte, eskiden Develi'ye bağlı köy olan daha sonra mahalleye dönüşen Zile'ye müze projesi önerilmiştir. Müze öneri projesi için yapılan araştırmalar, saha çalışmaları, nitel incelemeler, sözlü tarih pratikleridir. Yapılan tüm çalışmalar bütün olarak ele alınıp, değerlendirilmiştir. Müze binası taslak planı ve Müze'de sergilenecek eser önerileri tez kapsamında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kent, müze, yerel, somut , somut olmayan kültürel varlık

Kayseri-DeveliKentsel dönüşümMüzecilik+1
Aydan Özkan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul fotoğraf müzesi

Bu çalışmada, müzecilik kuramına göre modern müzecilik disiplini çerçevesinde "İstanbul Fotoğraf Müzesi" değerlendirilmiş; fotoğrafın tarihsel seyri, Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türkiye‟de fotoğrafın gelişimi üzerinde durulmuştur. Dünyada ortaya çıkan sanat akımlarının fotoğraf üzerindeki etkileri incelenerek fotoğrafta bu akımların temsilcileri; dünyanın önde gelen fotoğraf müzeleri ve bu müzelerin oluşturdukları koleksiyonlar hakkında bilgiler verilmiştir. Bu itibarla, İstanbul‟da Fatih Belediyesi bünyesine bağlı "İstanbul Fotoğraf Müzesi"nin kuruluşu, müze yönetim politikası, mali politikası, koleksiyon oluşturma süreci, fotoğrafların sunuş ve sergileme teknikleri müzecilik kuramı ekseninde değerlendirilerek modern müzecilik anlayışı bakımından incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fotoğraf, Fotoğraf Müzeleri, İstanbul Fotoğraf Müzesi, Müze, Müzecilik.

FotoğrafFotoğraf müzesiMüzeler+1
Bilal Konuksever
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya'da müzeciliğin gelişimi

"Rusya'da müzeciliğin gelişimi" başlıklı bu tez çalışması Rusya'da müzecilik tarihinin kronolojik olarak 18. yüzyıldan başlayıp günümüze kadar olan süre içerisinde kültürel ve toplumsal gelişimin dinamiklerini yansıtan bir oluşum içerisinde olduğunu ve bu oluşumun önkoşullarını ve nedenlerini anlatmaktadır. Kronolojik araştırma sonucunda tespit edilebilecek sorunlara ve geliştirmeye açık olan meselelere yönelik öneriler getirilmesi hedeflenmiştir. Bu bağlamda Rusya'da ilk müzeciliğin gelişiminde Rus Çarı I. Petro ve Büyük Katerina'nın etkisinden bahsedilmiş, 30 yıldan kısa bir süre içerisinde Rusya'nın Batı Avrupa ülkeleri arasında zengin koleksiyonlar içeren ve en seçkin müzeler sırasına giren ilk müzesi Kuntskamera anlatılmıştır. Ayrıca, bulunan çeşitli özelliklere ve benzerliklere sahip olan Ermitaj müzesi, yerel müzeler arasında yer alan İrkutsk müzesi, halkı içine katan ve kamusal müzeler olarak bilinen Treyakov Galerisi, Moskova Üniversitesi Güzel Sanatlar müzesi ve diğer müzeler koleksiyon ve sergileme, ziyaretçiler ve etkinlikler çerçevesinde incelenmiştir. Nitelikli araştırma yöntemleriyle elde edilen veriler doğrultusunda, birinci bölümünde 18. ve 19. yüzyıllarda Rus müzelerinin gelişimi kapsamında kabineler ve galerilerin yaratılması, bilimsel, eğitim müzelerinin ve doğa tarih müzelerinin kurulması için ön koşulların oluşturulmasına yönelik bilgilere yer verilmektedir. İkinci bölümde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği döneminde müzelerin kurulması ve yönetimsel faaliyetleri için yapılan sistematik çalışmalardan ve savaş zamanında müze ağında bir azalmaya neden olan komunizm ve iç savaş politikasından bahsedilmiştir. Ayrıca, savaş sonrası müzelerin yeniden hayata döndürülmesi için müze restorasyonlarına ilişkin alınan önlemler ve planlar anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Rusya'da İkinci Dünya savaşı sonrası müzelerin yükselişi ve 1960-1980'lerde bir tür "müze sayılarında artış" olarak tanımlanan bir dönemden bahsedilmiştir. Bu bölümde siyasi ve ekonomik alanlardaki değişiklikler, SSCB'nin yapılanması ve eksik olan eserlerin ülkeye dönüşü, çağdaş müzeciliğin temellerinin kurulması alanında Rusya tarihi üzerine açılan popüler ve günlük sergiler, dijitalleşmeye yönelik müzecilik alanında atılan adımlar, yenilikçi teknolojiler ve müzelerin gelişimine yönelik programlar ve projelere yer verilmiştir. Ülkede turizmin hızla gelişmesi, anıtların ve eserlerin korunması alanında kabul edilen kararlar ve buna ek olarak devlet kurumlarının kamu örgütleriyle oluşturmuş oldukları çalışma platformu müzelerin yeni fikir ve tasarımlarla ön plana çıkmasında büyük rol oynamaktadır. Rusya tarihi müzeciliğin gelişimini toplumsal gelişimle aynı zamanda yaşamıştır. Böylece, müzecilik alanında yapılan yatırımlarda kamu örgütlerinin çalışmaları ve en önemlisi toplumun bu alanda yaptıkları fikir alışverişi müzeciliğin gelişimi açısından oldukça fazla önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Rusya'da müzecilik, Kunstkamera Müzesi, Ermitaj Müzesi, koleksiyonculuk, SSCB'nin müzeleri, çağdaş müzecilik

MüzecilikMüzelerRusya
Olga Volkova Humbatova
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Kore'de sanat müzelerinin gelişimi

"Güney Kore'de Sanat Müzelerinin Gelişimi" başlıklı bu tez çalışmasında Güney Kore'deki sanat müzelerinin tarihi gözlemlenerek; bu sanat müzelerinin son yıllarda içinde bulundukları durum ve eğitim görevleri anlaşılması amaçlamıştır. Bu tezde Güney Kore'nin başlıca sanat müzesi olan Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi merkez alınarak Güney Kore'deki sanat müzelerinin tarihi incelenmektedir. Bu tez ile birlikte, Güney Kore Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi'nin kurulmasıyla beraber ortaya çıkardığı sosyal etki ve sanat müzelerindeki sergi ve kurulum düzenlerinde gerçekleşen değişimleri ortaya koymak amaçlanmıştır. Günümüzde Güney Kore'deki birçok sanat müzesi, yalnızca koleksiyonların muhafazası ve sergilenmesi odaklı müze rolünden çıkıp, bir eğitici rolünü üstlenmektedir. Buna bağlı olarak birçok eğitim programı ortaya çıkmakta ve bu programlar çocuklardan yetişkinlere çeşitli ziyaretçilerin katılımıyla gerçekleşmektedir. Bu programların içerisinde sanat müzelerinin içerikleri incelenmektedir. Bu bilgiler kapsamında sanat müzelerinin rolü, Güney Kore toplumunun felsefesini geliştirirken, vizyonunu genişletmektedir sonucuna erişilebilir. Tez araştırmasında materyallerin toplanması, düzeltilmesi ve referans merkezine sahip bir inceleme yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemle tarihsel ve toplumsal içeriğine göre Güney Kore sanat müzelerinin geçiş süreci ortaya konmuş ve hangi süreçte eğitimle bağlantı kurdukları araştırılmıştır.

Güney KoreMüzelerSanat müzeleri
Mın Jung Kang
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10