
295
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Gaziantep Hasan Süzer Etnografya Müzesi'nde bulunan Ortaçağ ve sonrası döneme ait madeni mutfak kapları
ÖZETGüneydoğu Anadolu Bölgesi'nin önemli kentlerinden biri olan Gaziantep, ilkçağlardan günümüze kadar, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış zengin Anadolu kültürününönemli yerleşim yerlerinden biridir.Bu zengin kültürün bir bölümünü oluşturan, ?Gaziantep Hasan Süzer EtnografyaMüzesi'nde Bulunan Ortaçağ ve Sonrası Döneme Ait Madeni Mutfak Kapları? başlığı altındayapılan bu çalışmada, giriş bölümü, Gaziantep'in fiziki yapısı ve tarihçesi, müze hakkındakısa bilgi, maden sanatının Anadolu'daki tarihsel gelişimi, maden sanatında kullanılanmalzemeler ile yapım ve süsleme teknikleri ana hatlarıyla işlendikten sonra, ilgi müzedekieserler arasından 41 örnek bilimsel açıdan incelenerek 20 kap türü katalog düzeni içindetanıtılmaya çalışılmıştır.Çalışmanın değerlendirme ve karşılaştırma bölümlerinde, incelenen örneklerinyapım ve süsleme özellikleri belirtildikten sonra, Anadolu'daki diğer yöre örnekleriylekarşılaştırmaları yapılarak, benzer ve farklı yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır.Sonuç bölümünde ise değerlendirmeler ışığında varılan sonuç kısaca belirtilmiş,çalışma bibliyografya, çizim ve fotoğraf listesi ile fotoğraflar ve çizimlerlesonuçlandırılmıştır.
Tunay Demran Koleksiyonu'nda yer alan Bizans İmparatorluğu sikkeleri
Manisa Müze Müdürlüğü'ne kayıtlı olan koleksiyoner Tunay Demran, koleksiyonunu oluşturduğu arkeolojik ve etnografik eserler ile 2000 yılından günümüze kadar taşınabilir kültürel miras koleksiyonculuğuna katkıda bulunmaktadır. Söz konusu koleksiyon toplam 468 adet sikke içermektedir. M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 16.-17. yüzyıla kadar geniş bir tarih aralığını içeren sikke koleksiyonu Lydia, Grek, Pers, Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri Dönemi ve Ortaçağ Avrupa Dönemi olmak üzere farklı uygarlıklara ait eserleri barındırmaktadır. Tez çalışmamızın temelini oluşturan Bizans İmparatorluğu sikkeleri, 218 adedi ile koleksiyonun büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Bizans sikkelerinin başlangıcı konusundaki çeşitli görüşler dikkate alınarak, koleksiyon imparator I. Anastasios (491-518) dönemindeki sikke reformuyla başlatılmıştır. Sikkeler, Bizans İmparatorluğu'nun dönemlerine göre ayrılarak kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda koleksiyonun İmparator II. Andronikos Palaiologos (1282-1328) dönemine kadar üretimler içerdiği anlaşılmıştır. Çalışmamızda Bizans İmparatorluğu sikkelerinin başlangıcı, sikke sisteminin evreleri, temel maden ve birimleri ile darp yerleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra koleksiyon üzerinden detaylı bir inceleme sunulmuştur. Tez çalışmamızda öncelikle koleksiyoner Tunay Demran hakkında kısa bir bilgi ve yıllar içerisinde oluşturduğu koleksiyonu istatiksel olarak incelenmiştir. 2000 yılından günümüze kadar giderek genişleyen ve genişlemeye devam eden koleksiyon içerisindeki eserler farklı zamanlarda, alanında uzman kişiler tarafından çalışılmıştır. Söz konusu çalışmalar tez içerisinde ayrı bir başlık altında sunulmuştur. Koleksiyon hakkında yapılan çalışmalar içerisinde özellikle 2017 yılında yayınlanan "Tunay Demran Koleksiyonu" isimli kitap çalışması, tez çalışmamız ile doğrudan ilişkilidir . Koleksiyonun başlangıç yılı olan 2000 yılından 2017 yılına kadar koleksiyon sikke envanterine eklenen sikkeleri inceleyen yayın içerisindeki Bizans Dönemi'ne tarihlendirilen 69 adet sikke tez içerisinde istatiksel veriler eşliğinde sunulmuştur. 2017 yılından sonra koleksiyon envanterine eklenmiş 149 adet sikkenin ise fotoğrafları çekilerek belgeleme işlemleri yapıldıktan sonra ulusal ve uluslararası yayınlar incelenerek bir katalog çalışması hazırlanmıştır. Koleksiyon envanterine 2000-2017 ile 2017-2023 yılları aralığında eklenen sikkeler karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmıştır. Sonrasında bir sonuç bölümü, ardından katalog ile sikke görsellerini içeren levhalar bölümü yer almaktadır. Ekler kısmında Bizans imparatorlarının kronolojik sırayla oluşturulmuş iktidar listesi ile tez içerisinde geçen terimleri içeren Sözlükçe bölümüne yer verilmiştir.
Giorgio de Chirico'nun hayatı ve sanatındaki metafizik yolculuk (1909-1919)
Bu çalışma, 20. yüzyıl İtalyan sanatçısı Giorgio de Chirico'nun hayatı, sanatı ve onun 1909-1919 yılları arasındaki metafizik dönemi üzerine odaklanmaktadır. "Giorgio de Chirico'nun Hayatı ve Sanatındaki Metafizik Yolculuk (1909-1919)" başlıklı bu çalışma, sanatçının yaşamı ve sanatı arasındaki derin ve karmaşık etkileşimleri detaylı bir şekilde ele alarak, de Chirico'nun çocukluğu, aile bağlantıları ve mitolojik unsurlarla şekillenmiş sanatındaki metaforik ve simgesel öğeler üzerindeki etkisi vurgulamaktadır. Çalışmamız, de Chirico'nun Friedrich Nietzsche ve Arnold Böcklin gibi figürlere olan ilgisinin, onun sanatsal gelişimi ve metafizik resim anlayışı üzerindeki belirleyici rolünü incelemektedir. Sanatçının eserlerindeki metafizik unsurların, çocukluk anılarından günlük yaşantısına, gözlemlediği şehir ve mimarilerden edindiği etkilerle nasıl şekillendiği analiz edilmektedir. Bu etkiler, tren imgeleri, Argonotlar metaforu ve mitolojik figürler gibi eserlerinde sıkça karşılaşılan ögelerle somutlaşmaktadır. Ayrıca de Chirico'nun Ferrara ve Paris gibi şehirlerdeki deneyimlerinin, sanatındaki iç mekan ve dış mekan kurgulamalarını nasıl etkilediği değerlendirilmektedir. Bu dönemlerde sanatçının, çevresindeki nesneleri ve manzaraları metafizik bir bakış açısıyla yeniden yorumlaması ve eserlerine yansıyan metafizik ve enigmatik yaklaşımı derinleştirme süreci de ayrıca incelenmektedir. Çalışmamız içerisinde, de Chirico'nun sanatındaki metafizik yolculuğun sadece dışsal etkileşimlerle değil, aynı zamanda kişisel deneyimler ve anlık vahiylerle de şekillendiği öne sürülmektedir. Bu bağlamda, sanatçının yaşamı boyunca süregelen içsel ve dışsal etkileşimlerin, eserlerinde metafizik bir dil ile ifade edilmesi, de Chirico'nun sanatını anlamak için kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışma, de Chirico'nun sanatsal evrimini ve metafizik resmin oluşum sürecini detaylı bir şekilde ele alarak, sanat tarihindeki yerini daha anlaşılır bir çerçevede sunmayı amaçlamaktadır.
Manisa Müzesi örnekleri ile Osmanlı Döneminde kahve kültürü
Bu çalışmada, Manisa Müzesi, Etnografya seksiyonunda yer alan 15 adet eser incelenmiştir. Etnografya deposunda eserlerin envanter bilgileri, ölçüleri alınarak fotoğraflama çalışması yapılmıştır. Ayrıca kahvenin keşfinden itibaren yayılım gösterdiği coğrafyalar ile ilgili bilgiler verilerek Osmanlı Döneminde kahve tüketimine verilen önem üzerinde durulmuştur. Kahve, hazırlık ve sunum aşamasında pek çok süreçten geçen bir tüketim maddesidir. Bu bağlamda kahvenin tarih içerisindeki seyrini inceledikten sonra hazırlık ve sunum aşamasında geçirdiği süreçler açıklanmıştır. Katalog kısmında Manisa Müzesi, Etnografya deposunda yer alan kahve kültürüne ilişkin eserler, malzeme, işlev, süsleme özellikleri bakımından incelenmiştir. Değerlendirme ve sonuç kısmında katalog çalışması tamamlanan eserler ile diğer müze kataloglarında yer alan ve müzayede sayfalarında bulunan eserler karşılaştırma yoluna gidilerek benzer ve farklı yanları ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kahve, Türk Kahvesi Kültürü, Osmanlı Kültürü, Fincan, Cezve, Manisa Müzesi
14. yüzyıldan Cumhuriyet Dönemine kadar yabancı seyyahların gözünden Bursa ilindeki mimari eserler
Bu tezde 14. yüzyıldan 1923 yılına kadar günümüz Bursa ili sınırları dâhilinde seyahatler yaparak burada karşılarına çıkan mimari eserlere yer veren seyyahların tanımlamaları değerlendirilmiştir. Yapılan tanımlamaların güvenilir olup olmadıklarının tespit edilmesi için ilk olarak seyahatnamelerin yapısal incelemesi yapılmış ve mevcut problemler ortaya konulmuştur. Çalışmanın devamında Bursa ili ve ilçelerindeki Osmanlı Dönemi öncesi ve Osmanlı Dönemi eserleriyle ilgili seyahatnamelerde yer verilen bilgilerin tamamı değerlendirmeye alınmıştır. Yapılarla ilgili karanlıkta kalan bazı hususlar da yine bu kaynaklar aracılığıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca özellikle Bursa ili merkezi örneğinde deprem, yangın, savaş gibi bazı afetlerin yapılar üzerinde meydana getirdiği tahribatlara seyyahların aktarımları paralelinde yer verilmeye gayret edilmiştir. Seyahatnamelerde Osmanlı yönetimi ve halkının eski eserlere yönelik tutumlarıyla ilgili seyyahların görüşlerinin önemli yer ettiği görülmüş ve bu aktarımlara ayrı bir bölümde yer verilmiştir. Bu yöndeki tanımlamalar bazı durumlarda seyyahların önyargılarının şekillendirdiği düşünceler olabilmekle birlikte özellikle 19. yüzyılda yaşanan ihmalkârlıkları ve bozulmaları ortaya koyması açısından önemli sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Ele aldığımız seyahatnamelerde karşımıza çıkan gravür, çizim gibi görsellerin de yine ayrı bir bölümde değerlendirilmesine çalışılmıştır.
Ankara Etnografya Müzesi'ndeki şifa tasları
Bu çalışmada Ankara Etnografya Müzesi?nde bulunan Şifa Tasları incelenmiştir. Şifa tasları, insanların geçmişten günümüze kadar gelen şifa bulma arayışı içinde yaptığı çeşitli uygulamaların bir ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Üzerinde çeşitli dua, ayet ve tılsım işaretleri yer alan bu tasların içine konulan sudan içen insan veya hayvanların sağlığına kavuşacağına inanılmıştır. Çalışmamızda şifa taslarının ne olduğu, hangi amaçlarla üretilip kullanıldığı, kullanım ritüelleri, malzeme ve süsleme özellikleri yanı sıra yansıttıkları inanç kültürü itibariyle değerlendirilip tanıtılması amaçlanmıştır. Ankara Etnografya Müzesi?nde gerçekleştirdiğimiz incelemelerde teşhir ve depoda yer alan toplam 28 adet şifa tası belirlenmiştir. Çalışmamızda şifa tasları tarih, malzeme, teknik, biçim, usta, fonksiyon, üzerindeki yazı, simge ve tılsımların amacı, kültürümüzdeki yeri ve önemi gibi çeşitli özellikler bakımından incelenerek değerlendirilmesi ve sanat tarihindeki yerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler 1.Etnografya Müzesi 2.Madeni eser 3.Şifa 4. Tas 5.Su
Kazakistan, Taraz / Taraz şehrindeki türbeler (Ayşe Bibi, Babacı Hatun ve Karahan Türbeleri, 11-12 yy)
Talas havzasındaki önemli merkezlerin biri olmuş Taraz şehri İpek yolu güzergâhında olması sebebiyle de dini ve mimari mirası açısından önemli eserlere sahip olmuştur. ?Kazakistan, Taraz şehrindeki Türbeler (Ayşe Bibi, Babacı Hatun ve Karahan Türbeleri, 11-12 yy.)? başlıklı Yüksek Lisans tez çalışmamızda adı geçen şehirde bulunan 3 tane türbe incelenmiştir. İncelemiş olduğumuz türbelerin 1 tanesi şehir merkezinde, 2 tanesi de şehre yakın mevkide bulunmaktadır. 11-12.yy.lara tarihlendirilen bu orijinalliklerini koruyan türbeler, döneminin tuğla ve terrakota işçiliğini, bulundukları bölgenin süsleme sanatının mimariye aktarılması bakımından önem taşımaktadır. Karahan (Evliya Ata) Türbesi tamamen yenilendiğinden asli özelliğini kaybetmiştir. Türbelerin örtü sisteminde içte kubbe, dışta konik ve piramidal külah uygulanmıştır. Ancak, Karahan Türbesi yenilendiğinden dolayı içten ve dıştan kubbe ile örtülmüştür. Orta Asya ve Kazakistan?daki türbelerin inşasında malzeme olarak genelde tuğla kullanılmıştır. Bu mezar anıtları söz konusu mıntıkada en eski çağlardan beri süregelen Türk Mimari eserleri geleneğinin, Türk İslam dönemi ve Karahanlı Dönemindeki önemli bir temsilcileri olmuştur. Anahtar Kelimeler: 1. Orta Asya 2. Kazakistan 3. Karahanlı 4. Türbe 5. Terrakota
Kapı ağası Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da yaptırdığı mimarî eserler
16. yüzyılın ikinci yarısında yaşanan politik organizasyonlar sonucu güç ve itibar kazanan kapı ağalarının önemli bir temsilcisi olan Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da inşa ettirdiği mimarî eserler, dinamik bir süreci teşkil eden Osmanlı mimarlık tarihi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bu dönemde yaratıcı hamlelerin sonucu olarak karşımıza çıkan bu mimarî eserler bir taraftan bulundukları kentlerin ayırt edici mimarî unsurları diğer taraftan da bu kentlerin tamamlayıcı simgesel unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez, tarihsel süreç boyunca geleneksel patronaj sistemi ile şekillenen mimarlık faaliyetlerinin kapı ağası Gazanfer Ağa'nın üstlenmesi ile ulaştığı boyutu kavramayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda bu eserlerin kentsel alandaki statüsünü belirleyerek bunların kültürel ve mekânsal etkileşimlerini incelemeyi ve Osmanlı mimarî birikimine olan katkılarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Yapıların, kimlik, imge, temsil, işlev gibi özellikleri belirlenerek, şehrin görünürlüğüne etkileri, sanat tarihi çalışmalarına katkıları açıklanmaya çalışılarak Gazanfer Ağa'nın içerisinde bulunduğu mimarî faaliyetler analiz edilmiştir.
Midilli Adası Osmanlı çeşmeleri
Yüzyıllardır gelişmekte olan çeşme mimarisinin Anadolu' da rastladığımız ilk örnekleri 8-9. yüzyıllara tarihlenmesine karşın, Türk kültüründeki ilk örnekler Artuklu dönemine aittir. Osmanlı döneminde çeşitlenerek ve gelişerek kendini göstermeye devam eden çeşmeler, tüm hakimiyet alanlarında sıkça inşa edilen yapı türleridir ki yaklaşık 450 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğu' nun toprağı olan Midilli ya da diğer adıyla Lesvos Adası' nda da bu yapı türü yaygın olarak görülmektedir. Türkiye' den ayrı düşünülemeyen Midilli' de, Osmanlı' ya dair pek çok dokunun bulunmasına karşın çalışma konumuzu adadaki çeşmeler oluşturmaktadır. Kolayca tahrip olabilen bu yapılara ait kısıtlı bulunan bilgi ve belgelerin yanı sıra çalışmamızla birlikte, çeşmelerin tasnifleri yapılarak bir belge niteliğinde envantere katkı sağlamak tarafımızca amaç edinilmiştir. Bu doğrultuda incelemelerimiz sonucunda Midilli' de Osmanlı dönemine ait 43 çeşmeye ulaşılmıştır. Çeşmelerden 23 tanesinde kitabe mevcut iken 20 tanesinde kitabeler ya sökülmüş ya da hiç konulmamıştır. Kitabesi bulunan çeşmelerden en erken tarihlisi 18. yüzyılın başlarına tekabül ederken, en geç inşa edilen çeşme 20. yüzyılın başında yapılmıştır. Genel itibariyle klasik düzende yapıldığını tespit ettiğimiz çeşmelerin yanı sıra, batı sanatı anlayışında üslup ve tekniklerin uygulandığı çeşmelerin de varolduğunu söylemek mümkündür. Türk mimari yapılanmasında ihtiyaç, hayır, inanç gibi çeşitli sebeplerle yapılan çeşmeler, Anadolu' da olduğu gibi Midilli Adası' nda da mimari ve sosyo- kültürel açıdan bulundukları yere büyük katkıda bulunmuştur.
Çorum'daki Mevlevi, Hüseyin Gazi ve Koyun Baba tekkelerinin tipolojik analizi
Anadolu'da bir dönem yaygın halde bulunan Mevlevilik ve Bektaşilik ekollerinin Çorum ilindeki mimari eserlerde tezahür edişinin incelendiği bu tez çalışması, özellikle Çorum Mevlevihane'si, Alaca Hüseyin Gazi ve Osmancık Koyun Baba Türbeleri odağında, kaynaklar, literatür taraması ve mimari yapıların yerinde incelenerek veri toplanması metoduyla hazırlanarak tamamlanmıştır. Tezde dönemin mimari özellikleri incelendiğinde dikdörtgen ve sekizgen yapılı planlar temelinde kubbeler, mahfiller, minberler, cephe süslemeleri, yapı malzemeleri gibi iç ve dış dekoratif mimari yapılardan dönemin diğer illerdeki mimari eserlere göre ayırt edici ve belirleyici olan özelliklerine dikkat çekilmiştir. Çorum Mevlevihane'sine göz attığımızda günümüze kadar yapıyla ilgili fazla bilgi yoktur. Zaman içerisinde birden çok tadilat görerek asli planlarında değişiklik yapılmıştır. Ona rağmen günümüzdeki haliyle dikdörtgen planlı kalmıştır. Kubbe örtülü, sekiz ahşap sütunlu semahane bölümüne haiz ve batı Anadolu'daki diğer çağdaş Mevlevihanelerden farklı olarak iç cephe süslemesi bulunmayan sade yapılıdır. Sadece iç türbesi duvarında kalem işi süslemeler bulunan ve halen haftanın belli günleri içinde zikir ibadeti yapılmaya devam edilen bir Mevlevihane'dir. Hicri 1323 yılında kaynaklara göre Hüseyin Gazi'nin yaptırdığı dikdörtgen plan üzerine inşa edilen Hüseyin Gazi Türbesi de, temelde kesme taş, üst katmanda moloz taş ve yer yer tuğladan müteşekkil yapı malzemesi arasında horasan harcı kullanılmıştır. İç mekânda nişleri bulunan çapraz tonozla örtülü, tonoz örtüsünde kalem işi dilimli süslemeler uygulanmış olup Hüseyin Gazi'ye atfedilen mezarın on iki dilimli mezar taşı olması hasebiyle de Bektaşi tarikatına mensup olduğunu düşünülmektedir. Türbe zamanla geçirdiği tadilatlar sonrası günümüzde ziyarete kapalıdır. Hicri 963 yılında 2.Bayezıt tarafından inşa ettirilen Koyun Baba Türbesi, sekizgen planlı olup, içten kubbeli ve dıştan piramidal çatılı olan belirleyici özelliği yanı sıra yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Çalışmamızda 13.yy. ve 19.yy. arası yapılmış Selçuklu ve Osmanlı yapılarının incelendiği Çorum ili sınırlarında bulunan yukarıda ismi geçen Mevlevihane, tekke ve türbe yapıları dönemin dini, siyasi, kültürel ve ekonomik konjonktüründen etkilenmiş olmakla birlikte mensubu olduğu tarikat sembollerini mimari desenlerine yansıtmışlardır. Bu desenlerin incelenmesi esnasında dönemin ve mensubu olunan tarikatın öğretilerinde okuma fırsatı bulmuş olmamız yönünden son derece önem arz etmekle birlikte maalesef bu kültür miraslarımız zaman içinde farklı nedenlerle tadilatlar görmüş asli planlarından farklılaşmış olduğunu gözlemlemekteyiz. Anadolu kültürünün gelecek kuşaklara sağlıklı ulaşılabilmesi adına uygun restorasyon çalışmalarıyla revize edilerek korunması gerektiği düşüncesi yaygınlaşması önemlidir.
Titian (Tiziano Vecellio) tablolarında dini ikonografi
Tezimizin konusu; Titian (Tiziano Vecellio) tablolarında dini ikonografili tasvirler ve ikonografik çözümlemeleridir. Çalışmamız kapsamındaki dini ikonografi konulu 59 tablonun dört adedi Musevi, diğerleri ise Hristiyan ikonografisiyle bağlantılı eserlerdir. Sanatçı eserlerinde çoğunlukla ikonografiye bağlı kalmakla beraber bazen de bireyselliği ağırlık kazanmıştır. Titian, Maniyerist Dönem içerisinde yer almasına rağmen, Rönesans ve Barok Dönem özelliklerini de eserlerine yansıtması ile Sanat Tarihi açısından farklı ve önemli bir konuma sahip olmuştur. Birden fazla üslubu tablolarına yansıtan sanatçı eserlerinde kullandığı renklerin çeşitliliği ve uyumunu kendi yeteneği ile birleştirip başarılı biçimde harmanlamıştır. Rönesans' da optik gözleme dayalı perspektifin ve akılcı ışığın eserin her yerine yayılması, Maniyerist Dönem' de Klasik Rönesans anlayışından uzaklaşılıp deformasyon ve abartının verilmesi, Barok Dönem' de ise Protestanlığın yayılmasıyla birlikte gücü tekrar elinde tutmak isteyen Katolik inancın etkisiyle yeniden dini konulu eserlere ağırlık verilmiştir. Sanatçının her bir eseri Panofsky Metodolojisinde ki "Olgusal Anlam", "İkonografik Anlam ve İfadesel Özellik" ve "İkonolojik Anlam" bakımından kapsamlı biçimde tanıtıldıktan sonra kendi aralarında ve diğer sanatçıların eserleri ile karşılaştırılıp değerlendirilerek Avrupa Tasvir Sanatı' ndaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.
Piri Mehmed Paşa'nın Türkiye'deki vakıf eserleri
Pîrî Mehmed Paşa, Osmanlı padişahlarından 2. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatlarında önemli görevlerde bulunarak başarı ile devlete hizmet etmiştir. "Piri Mehmed Paşa'nın Türkiye'deki Vakıf Eserleri" başlıklı çalışmamızda kütüphanelerde literatür taraması ardından elde ettiğimiz bilgi, belge yanı sıra saha çalışmalarında eser incelemelerinden derlediğimiz çizim, fotoğraf malzemeleri gibi diğer dokümanları kullanarak tezimizi hazırladık. Araştırmamız kapsamında Konya ve Silivri'de birer külliye yapıları ile istanbul ve Aksaray'da münferit eserlerinin toplamı 11 adettir. Tezimizin kataloğunda her bir esere ait mimari ve süsleme nitelikleri ayrıntılarıyla tanıtılarak, monografi halinde sunulmuştur. İncelediğimiz binaların tamamı, Osmanlı mimarisinin aynı türde diğer eserleriyle karşılaştırılıp, değerlendirilerek Türk Mimarisi'nin gelişim çizgisindeki yeri belirlenmiş ve tipolojik ayırımı yapılmıştır.
Kocaeli çeşmeleri
?Kocaeli Çeşmeleri? konulu Yüksek Lisans tezi kapsamında İzmit'te tespit edilen 23 çeşme örneği incelenmiştir. Bu çeşmelerden 4 tanesi müstakil, 19 tanesi bitişiktir. Çeşmeler, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan bir süreç içerisinde tarihlendirilmektedir. Kitabesi olmayıp tarihi bilinmeyen 16 tane çeşme vardır. Çeşmeler; ortada kitabesi olan nişi çevreleyen bir kemer, aynalı taşında bir musluk, musluktan akan suyun biriktiği bir yalak, yalağın iki yanında dinlenme taşı formunda cephe düzenine sahiptir. Cephe gerisinde uzanan su haznesi ve genellikle düz dam, tonoz ya da kubbe ile tamamlanan örtü sistemi yoğun olarak görülür. Çeşmelerin cephelerinde yoğun bir bezeme görülmez. Çeşmelerde daha çok, kullanılan malzemenin ritmik veya düzensiz olarak sıralanmasıyla yapılan cephe süslemeleri kullanılmıştır. Sade çeşmelerin yanı sıra iki yada üç cepheli, büyük depolu ve ebatlarıyla dikkat çeken çeşme örnekleri de bulunur. Çeşme cephelerinde en çok göze çarpan unsur hemen hepsinde yuvarlak ya da sivri kemer kullanılmasıdır. Kemerlerde kullanılan malzeme ile süsleme yapılmasına pek rastlanmaz. Kocaeli çeşmelerinde kullanılan malzeme taş ve tuğladır.Anahtar Kelimeler1.İzmit2.Çeşmeler3.Çeşme tipolojisi4.Çeşme malzemeleri5.Çeşme süslemeleri
Tokat Bey Sokağı evleri
Tokat, Orta Karadeniz bölümünün iç kesiminde yer alır. Tokat geleneksel Türk evleri bakımından zengin olmasına rağmen sanat tarihi açısından yeterince incelenmediği görülmüştür. Böyle bir eksikliğin giderilmesi düşüncesiyle ?Tokat Bey Sokağı Evleri? başlıklı çalışmamıza yönelerek öncelikle literatür çalışması, ardından röleve çizimleri ve fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemlerini tamamladıktan sonra, sistematik katalog düzeni içinde her birinin ayrıntılı tanıtımı ve ayrı bir bölüm halinde tüm evlerin karşılaştırma ve değerlendirmelerini yaparak, geleneksel Türk konut mimarisi gelişim çizgisindeki yerlerini belirlemeye çalıştık.Bu çalışmada Bey Sokağı'nda yer alan toplam 21 ev örneği incelenmiştir. Tokat Bey Sokağı evleri Türk evi görünümünü koruyarak günümüze kadar gelebilmişlerdir. Bu evler Bey Sokağı'nda yaşayan halkın yaşam tarzını, ekonomik durumunu ve kültürünü yansıtmaktadır. Bu çalışmada Bey Sokağı evleri detaylı bir şekilde incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bey sokağı evlerinin hepsi 19. yüzyılın ortası ve 20. yüzyılın başına tarihlendirilmektedir.Bey Sokağı evleri iki katlıdır. Evler ahşap karkas tekniği (hımış) ile yapılmıştır. Zemin katlar taş olup, hizmet işleri için kullanılmaktadır. Üst katlar asıl yaşam alanı olup, farklı biçimlerde çıkmalarla sokağa açılmıştır. Bey Sokağı evlerinde ikiyüzlü iç sofalı ve üç tarafı odalı dış sofalı plan tipleri görülmektedir. Tokat Bey Sokağı'nda sayıca az olmasına rağmen tek yüzlü iç sofalı ve iki tarafı odalı dış sofalı plan tiplerine ait örneklerde karşımıza çıkmaktadır. Tokat Bey Sokağı evlerinin dış cepheleri oldukça sade olmasına rağmen iç mekânda ahşap ve alçı malzemeyle yapılan süslemeler dikkat çekmektedir.Çalışmamız kültür tarihimiz açısından son derece önemli olan bu eserlerin en iyi şekilde korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında katkı sağlayacağı inancındayız.Anahtar Sözcükler1. Tokat2. Ev3. Ahşap karkas4. Çıkma5. Ahşap ve alçı süsleme
1940-1960 yılları arasındaki kültür-sanat dergilerinde resim sanatı eleştirileri
Bilindiği gibi 1940-1960 arası Türk resim sanatı hakkında birkaç bilgi dışında yeteri kadar derli toplu çalışma bulunmamaktadır. Bu sebeple tezin amacı, anılan zaman dilimine ait kültür ve sanat dergileri ışığında birçok karanlık noktayı ortaya çıkarmak olmuştur. Türk resim sanatının gelişim sürecini izlemek için 1940 ve öncesi ile 1960 ve sonrası yıllardaki yenilikler de tez kapsamına alınmıştır.Bütün bu materyal belirleme çalışmaları sonucunda 450'ye yakın kaynağın tamamı giriş bölümünde belirtilen kurumlarda taranmıştır. Ayrıca, tezimizin konusunu ilgilendiren Türk resim sanatı ile ilgili 46 adet kültür ve sanat dergisinden yararlanılmıştır. Bu yayınlardan elde edilen 2800'ün üzerinde makale, yazı ve fotoğraf dijital ortama aktarılarak döküm ve gruplandırma yapılmıştır. Yıllara göre dergiler, yıllara göre konular, konulara göre yazarlar, konulara göre dergiler ve yazarlara göre dergilerin tablo dökümleri çıkartılmıştır.1940-1960 arası taranan kültür ve sanat dergilerindeki 2800'ün üzerinde makale ve yazının tamamı incelenerek gruplandırmaya gidilmiştir. Eleştiriler, sergiler, röportajlar, sanat akımları ile ilgili yazılara tezde yer verilmiştir. İzlenilecek yöntem sonucunda, 1940-1960 arası dönemin siyasi yapılanmasının sanat ortamına etkisi ile dışarıda gelişen sanat olaylarının ülkemize yansıması ve oluşturduğu etkilerini, dönemin kültür sanat dergilerinden izleyebileceğiz.Sonuç olarak; Çağdaş Türk resim sanatı, 1940-1960 arasında kırılma noktası olmuştur. II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında değişen dünya düzeni Türkiye'yi de etkilemiştir. Bu etkileşimin sonuçları Türk resim sanatınada yansımıştır. Türk resim sanatı, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar hareketli bir dönem yaşamazken, yirmi yıllık bu süreçte, geleneksel ve modern çatışması bir arada var olma çabası içerisine girmiştir.1940'larda devletin desteği sanat üzerinde bütünüyle hissedilirken, 1950'ler sonrasında devlet sanat ve sanatçıdan desteğini tamamen çekmesi sonucu, yalnız kalan sanatçı, arayış içine girerek kendi üslubunu yaratmıştır. Bundan dolayı 1940?1960 arası yıllar birkaç sanat akımın aynı anda Türk resim sanatında görüldüğü bir dönemdir.
Diyarbakır ili köprüleri
İnsanoğlu var olduğundan bu yana çeşitli ihtiyaçlarının giderilmesi sebebi ile mimarlık tarihi adına önemli eserler vermiştir. Barınma ihtiyacı ile evler, savunma ihtiyacı için inşa edilen şehir surları ve kaleler ile şehir dokuları oluşturulmaya başlamıştır. Tüm bu gelişmeler, sosyal hayata dinamizm katmış ve artan ticari gelişmeler, ticaret yollarının oluşmasına sebebiyet vermiştir. Ticari yol ağları ulaşımı zorunlu kılmış ve topografyadan kaynaklanan ulaşım sorunlarının aşılması için köprüler inşa edilmiştir. İlkçağlarda ağaç dalları ve sarmaşıklar ile tabiatın zorlu koşulları olan su, çukur veya vadiler aşılmaya çalışılmış sonrasında inşa malzemesi olarak taşın kullanılması, gelişen mimarlık, mühendislik bilgisi masif ve çok daha dayanıklı köprüler inşa edilmesine olanak vermiştir.Güneydoğu'nun en önemli şehirlerinden biri olan Diyarbakır'ın, ele geçirilen arkeolojik kalıntılar ışığında dünyanın en eski yerleşim yerlerine ve çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış olması, şehrin ilkçağlardan bu yana önemini koruduğunu göstermektedir. Önemli bölgelerin birbirine bağlandığı ana yollar üzerinde bulunması Diyarbakır'a tarihi boyunca stratejik bir önem katmıştır. Bu nedenle önemli kültür ve ticaret merkezi konumunu her dönemde korumuştur. Stratejik önemi, ticaret yolları ve gelişmiş akarsu ağı çok sayıda köprü inşa edilmesini de beraberinde getirmiştir.Bu çalışmada Diyarbakır merkez ve ilçelerinde, farklı dönemlerde inşa edilmiş olan Diyarbakır Köprülerinin hangi döneme ait olduğu, mimari tanımları, inşa, malzeme ve teknik özellikleri, süsleme özellikleri, geçirdiği onarımlar, tarihsel süreç içerisindeki pozisyonların belirlenmesi ile farklı dönemlerde inşa edilen yapılardan hareketle, köprü mimarisinin gelişimi konusunda tespitlere varılması amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler:1. Diyarbakır2. Köprü3. Mimarlık Tarihi4. Ulaşım Mimarisi5. Ticari Yollar
Ankara Etnoğrafya Müzesi'ndeki Kırşehir halıları
Bu çalışmada Ankara Etnoğrafya Müzesi'nde bulunan Kırşehir yöresine ait seccâde halıları incelenmiştir.Birinci bölümde konunun tanımı, sınırları, yöntemi ve konu ile ilgili yayınlar verildikten sonra Kırşehir'in tarihi ve halıların bulunduğu müze hakkında bilgiye yer verilmiştir.İkinci bölümde Türk halı sanatının tarihi gelişimi ile ilgili bilgi yer almaktadır.Katalog bölümünde incelenen örneklerin tek tek tanımlaması yapılmıştır. Karşılaştırma ve değerlendirme bölümünde, incelediğimiz halılar malzeme, renk, teknik, desen ve kompozisyon özellikleri açısından değerlendirilmiş ve Kırşehir yöresine ait bilinen diğer örneklerle, Anadolu'daki diğer dokuma merkezlerinde dokunmuş halılarla karşılaştırılmıştır.Sonuç bölümünde çalışmanın kısa değerlendirmesi yer almaktadır.Çalışmanın sonunda yararlanılan yayınlar ile ilgili bilgi verilmiş, ekler bölümünde ise çalışmamıza destek olarak tablolar ve çizimler bulunmaktadır.Anahtar Sözcükler1.Etnoğrafya Müzesi2.Kırşehir halıları3.Seccade halısı4.Halı5.Dokuma
Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz Kervansarayı
?Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz Kervansarayı? konulu Yüksek Lisans Tezi kapsamında Kocaeli İli, Gölcük İlçesi, Şirinköy Mahallesi, İpek Yolu Caddesi'nde, 280 ada, 1 parsel üzerinde bulunan hazine mülkiyetindeki arazisiyle Gölcük Belediyesine tahsisli 16. yüzyıl örneği örneği incelenmiştir. Benzer plan tipi örneklerini Selçuklu İmparatorluğu'ndan itibaren görmeye başladığımız Kazıklı Hacı Hamza Bin İvaz Kervansarayı ve içerisinde bulunduğu plan grubu Osmanlı Döneminde tek katlı, ahşap taşıyıcılı, çatı örtülü, üstü kapalı neflerden oluşan ?Avlusuz Kapalı Tip? kervansaraylar grubu içerisinde bilinen en büyük ölçekteki örnek olması ve bulunduğu kervan ve sefer güzergahındaki konumu açısından önemli bir eserdir.Anahtar Sözcükler1.Kocaeli2.Gölcük3.Kervansaray4.Kazıklı5.Han
Manastır şehrindeki Osmanlı mimarisi
Tez çalışmamızın amacı, bu şehirde XIV. İle XIX. yüzyılları arasında inşa edilen ve günümüzde ayakta olan mimari eserlerini tespit etmek ve tanıtmaktır. Ayrıca,gayemiz yakın geçmişte değişik nedenlerle yıkılan,büyük ölçüde hasar gören ve terk edilip yok olmaya mahkum olan Türk eserlerimizi belirlemektir.Tez çalışmamız, günümüzde ayakta olan toplam 27 yapıyı kapsamaktadır.
Giresun ili kentsel konut mimarisi
Bu tez çalışmasında Giresun ilinde yer alan geleneksel kent konutları incelenmiştir. Kırsalda yer alan konutlar malzeme, teknik, süsleme vb. bakımlardan birtakım farklılıklar göstermesi nedeni ile kapsam dışı bırakılmıştır.Bu çalışma sonucunda tasarım ve planlama bakımından Giresun il merkezi ile Görele ve Tirebolu ilçelerinde yer alan konutların genel özellikleri tespit edilerek, bu kentlerdeki yapı tipleri belirlenmiştir. Böylece Giresun ilindeki geleneksel konutların sivil mimarlık çalışmalarındaki yeri ve önemi ortaya çıkarılmıştır.
Hasankeyf kazılarında 2007-2009 yıllarında bulunan aydınlatma ve depolama işlevli sırlı seramik kaplar
Hasankeyf Orta Çağın önemli ticaret kentlerinden biridir. Son zamanlarda yapılan Orta Çağ kazıları sonucunda İslam seramiği üzerine önemli çalışmalar yapılmaktadır. Ancak Orta Çağ depolama ve aydınlatma kaplarına yönelik çalışma bulunmamaktadır. Bu eksiğin giderilmesi düşüncesiyle ?Hasankeyf Kazılarında 2007-2009 Yıllarında Bulunan Aydınlatma ve Depolama İşlevli Sırlı Seramik Kaplar? başlıklı bu çalışmaya yönelerek, öncelikle arazi ve depo çalışmalarına başlanmıştır. Seramiklerin çizimi, katalog düzeni oluşturulup, ardından kütüphane çalışması yapılmıştır. Kataloga alınan 177 parçanın karşılaştırma ve değerlendirmesini yaparak, Türk İslam seramik sanatındaki yerlerini belirlemeye çalıştık.Bu çalışmada seramikler kapların işlevlerine göre gruplara ayrılmıştır. Kandil örnekleri 2 gruba ayrılmıştır. Bu çalışmada 24 adet kaidesiz, 18 adet kaideli kandil örneğimiz bulunmaktadır. Kandillerde tek renk sır tekniği kullanılmıştır. Yeşil, türkuaz, mor sırlı kandillerde bezeme görülmemektedir.Küp, testi, ibrik ve kavanoz gibi depolama kapları, 4 ayrı bölümde anlatılmıştır. Günlük yaşamda kullanılan bu kaplarda tek renk sır, sıraltı boyama, boya akıtma, kazıma teknikleri görülmektedir. Yeşil, şeffaf beyaz, türkuaz, kobalt mavisi ve mor sır kullanımı görülmektedir. Testi ve kavanoz örneklerinde bitkisel, yazı, geometrik süsleme çeşidi bulunmaktadır.Çalışmamızın diğer Orta Çağ merkezlerinin kandil ve depolama kapları çalışacak kimselere, tipoloji sayesinde karşılaştırma ve değerlendirme imkânı sağlamasını umut etmekteyiz.Anahtar Kelimeler:1. Hasankeyf2. Kandil3. Küp4. Testi5. Kavanoz
Tabzon ili Gülbahar Hatun ve Tavanlı Camii hazireleri ile Küçük İmaret Mezarlığı'ndaki mezar taşları
Mezar taşları, kökeni inançlara dayanan kültürel bir geleneği yansıtmakla birlikte, Türk Tarihi açısından da önemli birer kimlik belgesi niteliği taşımaktadır.Trabzon ili Gülbahar Hatun Camii, Tavanlı Camii hazireleri ve Küçük İmaret Mezarlığında 340 adet mezar tespit edilmiştir. Çalıştığımız hazireler ve mezarlıkta 490 adet mezar taşı bulunmaktadır. Bunların 298'i baş taşı, 192'si ise ayak taşıdır. Bunların, 180 adedi erkeklere, 99 adedi ise kadınlara ait şahidelerdir.18 mezar taşında ise kimlik tespiti yapılamamıştır.İncelediğimiz eserlerin 196 adedinin tarihi mevcuttur. 102 adedinin ise tarih satırları toprak altında kaldığından belirlenememiştir. Bu eserlerin tarih sınırları H. 1060/ M. 1650 ile M.1927 yılları arasını kapsar. 17. yüzyıl ile 20. Yüzyıl arasında geniş bir zaman dilimine yayılan mezar taşlarından iki tanesi 17. yüzyıla 62 tanesi 18 Yüzyıla, 117 tanesi 19. Yüzyıla, 15 tanesi ise 20. Yüzyıla aittir.Eserlerde ağırlıklı olarak mermer malzeme kullanılmıştır. Oyma ve kazıma tekniğinin kullanıldığı mezar taşlarında işleniş niteliği olarak daha ziyade alçak kabartma, az sayıdaki eserde ise yüksek kabartma ve linear üslup görülmektedir. İncelediğimiz mezarlıklarda, şahideli, lahit biçimi, çerçeveli ve kapak taşlı olmak üzere dört tip mezar çeşidi belirlenmiştir. Form bakımından mezar taşlarında çeşitlilik söz konusudur. Plaka gövdeli, silindirik ve kare prizma gövdeli şahideler mevcuttur.Şahideler, ya sarık, kavuk, fes, mantar biçimi başlıklarla, ya da kemer, üçgen, rozet veya bitkisel motiflerden oluşan tepeliklerle taçlandırılmıştır. Şahidelerde görülen kitabe metni genel olarak kemer formu meydana getiren bir veya birkaç silme kuşağı ile üstten kuşatılmış; kitabe yanları ise silme, sütunce yahut da bordür ile sınırlandırılmıştır.Kitabe satırları, ince silmelerle oluşturulan panolar içine ya birbirine paralel, ya da sağa eğimli satırlar şeklinde düzenlenmiştir. Az sayıda mezar taşında ise kitabe metinlerinde şair ve hattat isimlerine de yer verilmiştir.Bezeme programında, bitkisel, geometrik motifler, çeşitli nesneler, süs eşyası, tekstil ve mimari unsurların yer aldığı geniş bir repertuar görülmektedir. Bitkisel bezemede, palmet, gül, lâle, yıldız, hatmi, mine, gelincik, papatya, kasımpatı, boru ve rozet çiçeği veya menşei belli olmayan çiçeklerden başka, akantus, kenger, eğrelti otu veya menşei belli olmayan yapraklar yanı sıra, servi, hurma, nar ağacı tasvirleri; asma-üzüm salkımları, çınar dalı, girland ve kase içinde meyve tasvirleri vardır. Yıldız, baklava dilimi, kabara, madalyon, dendane, çarkıfelek, testere dişi, rozet, ışınsal çubuklar ve ayyıldız motifleri şeklinde görülen geometrik süslemeler ise genellikle bitkisel motiflerle beraber kullanılmıştır. Gerdanlık, perde, kumaş, kurdele, sütunce ve mukarnas gibi unsurlarla bezeme az sayıda karşımıza çıkmaktadır.Trabzon Gülbahar Hatun Camii, Tavanlı Camii Hazireleri ile Küçük İmaret Mezarlığında mevcut şahideler, bulunduğu yöreye özgü üslup farklılığı göstermemekte; buna karşılık malzeme, teknik, işleniş niteliği, form ve bezemeleri ile başkent İstanbul üslubunu çok belirgin bir şekilde yansıtmaktadır. Bu eserler, çağdaşlarıyla beraber yapıldıkları dönemin ortak özelliklerini ve Türk sanatının mezartaşı geleneğini günümüze aktaran birer temsilci durumundadır.
Edirne Yeni Saray kazılarında ele geçen lüleler
17. yüzyılın ilk çeyreğinde, İngilizler tarafından Osmanlı'nın başkenti olan İstanbul'a getirilen tütün, kısa sürede tüm ülkeye yayılarak, her kesimden halk arasında kullanılmaya başlamıştır. Tütünün Osmanlı'da lüle, çubuk ve imameden oluşan üç parçalı lüle şeklinde kullanıldığı görülmektedir.Bu tez kapsamında Edirne Yeni Saray Kazısı 2009-2010 dönemlerinde bulunan lülelerden seçilen 103 örnek üzerinde çalışılmıştır. Bu örneklerin 15'inin envanter kaydı yapılarak Edirne Müzesi'ne 88'i ise etütlük malzeme olarak EYSK deposuna teslim edilmiştir.Lüleler, form, hamur, ölçü, yapım ve bezeme tekniği gibi özelliklerine göre incelenmiştir. Form özelliklerine göre 5 farklı tip tespit edilmiştir. Tarihlendirme, formların tipolojik gelişimine göre yapılmıştır. Örneklerin geneli erken dönemi temsil eden formlardan oluşmaktadır ve 17.-18. yüzyıla tarihlenmiştir. Daha geç dönem özelliklerini temsil eden sadece 6 lüle 19. Yüzyıla tarihlenir.EYSK lülelerinde görülen hamur renkleri beyaz, gri, bej, kırmızı ve kahverengidir. Bazı örneklerin hamurunda gümüş ve mika karışımı vardır. Dış yüzey daha çok perdahlanmıştır, örneklerin 10'u astarlı, 1'i yeşil renkte sırlıdır.Lülelerden 17'si üzerinde mühür bulunmaktadır. Bunlar arasında yer alan ?Vize? mühürlü 4 lülenin, üretim yerine ilişkin bilgi sunduğu tespit edilmiştir.Lüle, 17. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlamış fakat Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüyle eş zamanlı olarak 20. yüzyılın ilk yarısında halkın yaşamından ve toplumsal bellekten silinmiştir. İstanbul'daki son lüleci dükkânı, lüle satışlarının durması sebebiyle 1928'de kapanmış ve zaman içinde bu halk sanatı da unutulmuştur.Anahtar Kelimeler: Osmanlı, lüle, tütün, kil, lüle ustası, mühür
Saip Tuna'nın tabloları ve restorasyon problemleri
Saip Tuna, 1904 yılında İstanbul'da doğmuş, Sanayi Nefise Mektebi'nde başladığı eğitimini yurtdışında tamamlamıştır. Ankara'ya yerleşen ve İsmet Paşa Kız Enstitüsünde öğretmenlik yapan sanatçı, 1974 yılında Ankara'da ölmüştür. Natürmort, nü, peyzaj ve portre konulu eserler veren sanatçının, sağlam bir desen anlayışı dikkati çeker. Figürlerin yüzlerine verdiği ifade ile onları oldukça gerçekçi bir niteliğe büründüren sanatçı, portreleriyle öne çıkmıştır. Saip Tuna, portrelerinde yaşadığı dönem Türkiye'sinin siyasal ve kültürel ortamında öne çıkan önemli kişileri resimlerine konu yapmıştır. Türkiye'nin dış politikası ve dönemin içte yaşanan siyasi olayları ile bağdaştırıldığında, portrelerine konu olarak seçilen kişilerin, genellikle o dönemin siyasal gündeminde yer alan, Türkiye ile bağlantısı olan yabancı, askeri, dini, bürokrat kişiler ve dönemin siyasi yapısı içinde de yer alan aydınlar olduğu görülmektedir. Saip Tuna, müstakillerle aynı ortamda yetişmiş, aynı atölyelerde yurtdışında eğitim almışta olsa, onlarla aynı anlayışta eserler vermemiştir. Modern resme karşı çıkarak, İzlenimci çizgideki, Çallı Kuşağı resim anlayışına bağlı kalan Tuna'nın eserlerinde, empresyonizm ve realist akımın etkileri görülmektedir. Bu çalışmada, sanatçının içerisinde 1935 tarihli Atatürk'ün yağlıboya portresinin de olduğu, ciddi restorasyon problemleri olan beş tablosu üzerinde yaptığım restorasyon, uygulamalı olarak anlatılmıştır. Bilimsel kriterlerden yola çıkarak, kullanılan malzemeler ve teknikler anlatılarak, tablo restorasyonu safhaları ortaya konmuştur.Anahtar Sözcükler:1.Saip Tuna2.Tablo Restorasyonu3.Atatürk Portreleri4.Resim
13.-14. yüzyıl Tokat merkez yapılarında taş süsleme
13. yüzyılın başlarından 14. yüzyılın sonuna kadar Anadolu da mimari ve taş süsleme alanında gerçekleştirilen faaliyetler özellikle 13. yüzyıl Anadolu sanatında eşine az rastlanılan bir verimliliği ortaya koymaktadır.Taş süsleme: bölgedeki malzeme bolluğuna, var olan geleneğe, zamana karşı dayanaklı olma özelliği ile bu alanda yetişmiş sanatçı grubuna bağlı olarak farklı alanlarda, farklı motif ve kompozisyonlarla çok kullanılmıştır.13. yüzyılın ilk yarısında taçkapıların yan yüzlerinde yer alan bordür sayısı 12. yüzyıla göre daha fazladır ve 13. yüzyılın ikinci yarısında geometrik bezemenin yerini bitkisel düzenlemeler almıştır.Bu dönemde taçkapı nişinin iç yan duvarları, bordürlerle çevrilerek bezeme alanları daha düzenli ve simetrik bir süsleme anlayışı ile ele alınmıştır. Yüzeysel olarak süslenmiş arkaik karakterdeki Selçuklu yapılarının taçkapıları, bu dönemle birlikte daha dolgun ve yüzeyden kabarık motif ve kompozisyonlarla bezenmiştir. Mukarnas hücrelerinin sayıları artırılmış ve hücrelere estetik bir görünüm kazandırılmıştır.13. yüzyılın son çeyreğinde bitkisel ve geometrik süsleme öğelerinin büyük kısmı, barok üslubunda süsleme kompozisyonları ortaya koymaktadır.Çoğu kez ?ara devre veya geçiş devresi? olarak nitelendirilen İlhanlı etkili 14. yüzyıl da eserlerinin, plan şemaları Selçuklu dönem özellilerini tekrarlarken, cephe düzenlemelerinde değişim ve çeşitlilik gözlenmektedir.Bu dönemde bitkisel motiflerin yüzeyden oldukça taşkın şekilde işlendikler görülmektedir. Süsleme unsurları üzerinde, katlı biçimlenme ile sağlanan ışık- gölge zıtlığının yarattığı derinlik etkisi ve motiflerin bağımsız kullanımı farklılıklar meydana getirmektedir.14. yüzyıl sanatını Selçuklu sanatından kesin hatlarıyla ayırmak çok zordur. Çünkü birbirinin devamı niteliğindedir ve biri diğerinden devraldığı mirası yaşatmıştır.Anadolu da yoğun olarak bulunan taşın, hem mimari hem de süsleme oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olması hiç şüphesiz Anadolu Selçukluların da olduğu gibi İlhanlı eserleri üzerinde de etkili olmuştur.13.-14. yüzyıl Tokat merkezde yer alan eserlerde de bahsedilen dönem özelliklerini bölgesel farklılıklar dışında görmek mümkündür.Anahtar Kelimeler1.13.-14. Yüzyıl2.Tokat3.Taş Süsleme4.Gök Medrese5.Halef Sultan Zaviyesi6.Sünbül Baba Zaviyesi7.Nureddin İbn-i Esentimur Türbesi
Kırşehir (merkez) türbeleri
Kırşehir, Ankara-Kayseri yolu üzerinde kurulu bir şehirdir. Tarihi eserler bakımından zengin olan şehirdeki türbelerin sanat tarihi açısından yeterince incelenmediği görülmüştür. Böyle bir eksikliğin giderilmesi düşüncesiyle ?Kırşehir Türbeleri (Merkez)? başlıklı bu çalışmaya yönelerek, öncelikle kütüphane çalışması, ardından mevcut türbeleri bizzat inceleyip, röleve çizimleri ve fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemlerini tamamladıktan sonra, sistematik katalog düzeni içinde her birinin ayrıntılı tanıtımını ve ayrı bir bölüm halinde bütün eserlerin karşılaştırma ve değerlendirmelerini yaparak, Türk türbe mimarisi gelişim çizgisindeki yerlerini belirlemeye çalıştık.Araştırmamızda, Kırşehir merkezde on bir adet türbe tespit edebildik. Ancak bu türbelerden Süleyman Türkmâni Türbesi, Muhterem Hatun Türbesi, Yunus Emre Türbesi, Ahmed-i Gülşehri Türbesi ve Kaya Şeyhi Türbesi tamamen yenilendiğinden asli özelliklerini kaybetmişlerdir. Orijinalliklerini koruyan türbeler ise 13. ve 14. yüzyıllara tarihlendirilmektedir.Eserlerden, Melik Gazi Türbesi, Fatma Hatun Türbesi ve Âşık Paşa Türbesi müstakil birer bina olarak, Caca Bey Türbesi, Kalender Baba Türbesi ve Ahi Evren Türbesi ise aynı isimleri taşıyan yapıların bünyelerinde yer alırlar.Melik Gazi Türbesi, Fatma Hatun Türbesi ve Kalender Baba Türbesi sekizgen planlı; Caca Bey Türbesi kare planlı; Âşık Paşa Türbesi dikdörtgen planlı; Ahi Evren Türbesi ise eyvan biçimli iki mekândan oluşur ve ?L? planlıdır. Sadece Melik Gazi Türbesi ve Caca Bey Türbesi'nde mezar odası bulunmaktadır.Türbelerin örtü sisteminde içte kubbe dışta piramidal külah uygulanmıştır. Ancak diğerlerinden farklı olarak, Âşık Paşa Türbesi sekizgen kubbe ile Kalender Baba Türbesi ise içten ve dıştan piramidal külahla örtülüdür. Kırşehir'deki türbelerin inşasında malzeme genellikle taş ve mermerdir.Süslemeler yapıların dış cephelerinde ve taş malzeme üzerine uygulanmıştır, sadece Caca Bey Türbesi'nin içinde çini süslemeye yer verilmiştir.Çalışmamızın Kültür Tarihimiz açısından son derece önemli olan bu eserlerin en iyi şekilde korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlayacağı inancındayız.
Aksaray il merkezindeki tarikat yapıları
Bu çalışma, Aksaray İl Merkezinde yer alan günümüzde olan ve olmayan tarikat yapılarını içermektedir. Çalışma; yapıldığı tarihler göz önüne alınarak 13. yüzyıl başlarına ve 15. yüzyıl sonlarına tarihlenen tarikat yapıları, (Hacılar Hanı, Melik Mahmut Gazi Hankahı, Şeyh Cemalettin Aksarayi Zaviyesi, Şeyh Hamid-i Veli Zaviyesi, Şeyh Hamza Tekkesi, Yusuf Hakiki Zaviyesi, Hacı Hamuş Zaviyesi, Sühreverdi Tekkesi, Aliyyi Gaznevi Zaviyesi, Fahriye Mevlevihanesi, Nakkaşiye Zaviyesi, Ahi Süleyman Zaviyesi, Derviş Hacı İbrahim Zaviyesi) incelenmiştir.Türklerin tasavvuf ve bunun sonucu olan tarikatlarla ilişkisi Anadolu öncesinde başlayan bir süreci ifade eder. Bu süreç sonucunda XI. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu'ya yapılan göçlerle birlikte kurumlaşan İslam düşüncesi, tarikatlar adı altında yeni bir çehre kazanmıştır. Böylece sufiler bir araya gelebilmek ve ibadetlerini birlikte yapabilmek için konuttan daha çok yeni bir tip yapıya ihtiyaç duymuşlardır. Zaman zaman işlevleri değişen fakat düşüncede aynı amaç doğrultusunda oluşan bu yapılar; asitane, bu'ka, hankah, ribat, tekke, zaviye gibi isimlerle adlandırılarak kısa süre içinde İslam ülkelerine yayılmıştır.Anadolu'nun İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde önemli rol oynayan, sade bir plana sahip bu tarikat yapılarını; sufilere hem ev hem ibadet mekânı, ayrıca önemli ihtiyaçları karşılayan bir kuruluş olarak değerlendirmek de yerinde olacaktır. Yapılan çalışmada, büyük bir çoğunluğu günümüze gelemeyen, yarı yıkılmış olanlar ve yenilenmiş olan yapıların yetersiz kaynak dâhilinde eksik ve yanlışları dikkate alınarak tümüyle ortaya koymak amaçlanmıştır.Anahtar Sözcükler1.Sufi2.Tarikat3.Tasavvuf4.Tekke5.Zaviye
Elazığ ili çeşmeleri
"Elazığ ili Çeşmeleri" konulu Yüksek Lisans tezi kapsamında Elazığ il merkezi ile birlikte; merkeze bağlı Yenikonak Köyü, Palu, kovancılar, Keban ve Alacakaya İlçeleri ve bu ilçelere bağlı olan köylerde tespit edilen toplam 49 adet çeşme örneği incelenmiştir. Çeşme örneklerinin bir tanesi 16. yüzyıl'a 4 tanesi 18. yüzyıl'a, iki tanesi 19. yüzyıl'a ve üç tanesi de 20. yüzyıl'a aittir. Kitabesi olmayan çeşmeler 18 ve 20. yy'lar arasına tarihlenmektedir. Çeşmelerin bir bölümü eyvanlı tipte inşa edilmişken bir bölümü nişi çevreleyen bir kemer, ayna taşında bir lüle ve bu lüleden akan suyun biriktiği bir su yalağından oluşmaktadır. Elazığ İli Çeşmeleri Anadolu'da yer alan örneklerden farklı olarak su deposuna sahip değildir. Çeşmelerin üst örtüleri düz dam biçimindedir. Üst örtü önden arkaya doğrun kar ve yağmur sularının birikmemesi için meyilli yapılmıştır.Çeşme cephelerinde yoğun bir bezeme ile karşılaşılmaz. Cephelerde en çok dikkat çeken unsur neredeyse hepsinde sivri ya da yuvarlak kemerin kullanılmış olmasıdır. Elazığ ili Çeşmeleri'nde inşa malzemesi olarak taş kullanılmıştır.
Adana ili Kozan ilçe merkezindeki mimari yapılar (konut mimarisi hariç)
Çalışmamızın en önemli amacı, Adana ili, Kozan ilçe merkezinde yer alan Hoşkâdem Camisi ve caminin yakınında bulunan arastanın daha önceden kapsamlı bir şekilde araştırılmamış olması sebebiyle yeterli bilgi bulunmamasıdır. Günümüzde yok olmak üzere olan yapıların, özellikle arastanın belgelenmesi de en önemli amaçlarımızdan biridir. Hoşkâdem Camisi'nde de araştırma sürecimiz içerisinde, özgünlüğü korunarak çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler de tezimiz içerisinde aşamaları ile verilmiştir. Yapıların her türlü aşaması, yapılan değişiklikler, fotoğraflarla belgelenmiştir. Konumuz kapsamında, cami ve arasta, planları ile verilmiş; kitâbeleri okunmuş ve bu bağlamda araştırmamızın kapsamına yeni bir boyut kazandırılmıştır. Cami ve arasta araştırılırken, ilk olarak yapılar yerinde incelenmiş; kayıtlar Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtları ile karşılaştırılmıştır. Yine Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden alınan planlar incelenerek; yapının ölçüleri belirlenmiştir. Literatür çalışması da göz önünde bulundurularak tezin yazım aşamasına geçilmiştir. Çeşitli medeniyetlerin bu bölgede hüküm sürmüş olması ile etkileşimin kaçınılmaz olduğu söylenilebilmektedir. Özellikle yapıların plan, süsleme ve devşirme taş kullanımları gibi özelliklerinin yansıttığı biçimler de bunu göstermektedir. Tezimizin sonucunda belgelemeye dayalı birçok yenilik getirilmiştir. Örneğin; camiye sonradan eklenen bölümün kaldırılmasıyla, caminin mezar yapısı belgelenmiş; yapının giriş kitâbesinde de mimar adı okunmuştur. Ayrıca araştırmamız sırasında ibadete açık olmayan caminin, bu değişiklikler sonrası ibadete açılması ile cami içerisindeki değişiklikler de fotoğraflarla belgelenmiştir. Sonuç olarak; araştırmamız kapsamında elde ettiğimiz veriler ışığında, yapıların tarihine ışık tutarak, yapıların tarihsel süreç içerisinde Kozan'da yaşayan medeniyetlere göre nasıl değiştiği ve etkileşimlerle nasıl şekillendiği aktarılmaya çalışılmış ve yapıların sanat tarihi açısından önemi vurgulanmıştır.
Kırıkkale MKEK silah müzesinde bulunan Osmanlı Dönemi silahları
Bu çalışmada, Kırıkkale MKEK Silah Müzesinde Bulunan Osmanlı Dönemi Silahları hakkında bir araştırma yapılarak elde edilen veriler bir düzen içerisinde, mümkün olduğu kadar açık ve destekleyici ön bilgilerle birlikte ortaya koyulmaya çalışılmıştır.Bunun için Kırıkkale MKEK Silah Müzesinde sergilenmekte olan Osmanlı dönemi silahları öncelikle işlevleri ve kullanılan yerler dikkate alınarak ana başlıklara ayrılmışlardır. Daha sonra ana başlıklar altında toplanan silahlar kendi içlerinde, biçim, boyut, kullanılan malzeme ve kullanım amaçları açılarından alt guruplara ayrılmışlardır.Alt başlıklara ayrılan silahlar, teker teker, ölçüleri, dönemleri, süsleme programları, yapım teknikleri, kullanılan malzemeler ve formları açısından değerlendirilerek, resim ve çizimlerle gösterilmeye çalışılmıştır.Bütün bu özelliklerin birbirine karışmaması ve bir düzen içinde sunulması bakımından, her bir eser için farklı katalog fişi doldurulmuştur.Bu çalışmalar sonucunda, Kırıkkale MKEK Silah Müzesinde halen sergilenmekte olan Osmanlı Dönemi silahlarının, gerek üzerlerindeki süsleme ve tekniklerinin dönem özelliklerini yansıtmaları ve gerekse Osmanlı döneminde silahların geçirmiş olduğu gelişim evrelerini göstermeleri açısından, önemli birer belge niteliği taşımaları, aynı zamanda bazı silahların üzerinde bulunan süsleme kompozisyonları, kullanılan malzeme ve süsleme teknikleri bakımından da birer sanat eseri özelliği taşımaları açılarından Türk süsleme sanatı için birer örnek teşkil ettikleri anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler:1-Silahlar2-Osmanlı3-MKEK Müzesi4-Kırıkkale5-Ateşli
İstanbul Askeri Müzedeki at alın zırhları
Bu tezde; İstanbul Askeri Müzesi'nde bulunan ve incelenmesine izin verilen otuz sekiz adet at alın zırhları form, malzeme, teknik, süsleme ve kompozisyon yönleriyle ele alınarak incelenmeye çalışılmıştır.Katalog kısmında ikisi 15.yüzyıla, biri 15 -16. yüzyıla, on ikisi 16. yüzyıla, ikisi 16. yüzyıl sonuna, yirmi tanesi 16. yy sonu -17. yüzyıl arasına ve biri 17. yüzyıla tarihli toplam 38 at alın zırhının fişlerine yer verilmiş ve bu bilgilerden hareketle değerlendirmeye gidilmiştir.Katalog bölümünde incelenen örneklerin malzemesi maden olduğu için zırhlarda uygulanan teknikler de maden üzerinde görülen dövme, perçin, lehim, kabartma, kazıma, kumlama, altın yaldız ve tombak teknikleri uygulanmıştır.At alın zırhları üzerinde yer alan süslemelerde bitkisel süsleme ağırlıkta olup geometrik ve sembolik süslemelerin yanı sıra yazıya da yer verilmiştir. Bitkisel süslemede; rumi, palmet, stilize ve rozet çiçekler, hatayi, lale, karanfil, sümbül, nergis, bahar dalları ve selvi motifleri kullanılmıştır. Geometrik süslemede balıksırtı, zigzag, zencirek, düğüm, su yolu, şemse, Çin bulutunun yanı sıra sembolik motiflere de yer verilmiştir.Süsleme programlarından hareketle iki adet kompozisyon ve bu kompozisyonların alt tipleriyle toplam yedi kompozisyon biçimi tespit edilmiştir. Bu süsleme ve kompozisyonlar aynı müzede ve diğer müzelerde bulunan madeni eserlerle ve mimari ve diğer sanat eserleri ile karşılaştırılmıştır.Elde edilen bu neticeler sonuçta kısaca belirtilmiştir.
Heykeltraş Burhan Alkar
Çalışmamızın birinci bölümü, Türkiye'de heykel sanatının gelişimini, ikinci bölümü, günümüz Türk heykel sanatını, üçüncü bölümü de heykeltraş Burhan Alkar'ı kapsamaktadır.Tezin birinci bölümü olan Türkiye'de heykel sanatının gelişimi başlığı altında, Cumhuriyet öncesi Türk heykel sanatı, Batı'ya açılış ve heykel sanatı, Sanayi-i Nefise Mektebi ve heykel bölümü, Türkiye'de heykel sanatının gelişiminde öncü çevreler ve kamusal talebin gelişme süreci, erken Cumhuriyet dönemi heykel sanatı ve Cumhuriyet'in ilk heykeltraşları, Cumhuriyet döneminde ilk sanat eğitimi kurumları ve heykel eğitimi, erken Cumhuriyet dönemi Türkiyesi'nde toplumsal yapı ve heykel sanatının toplum katlarına kazandırılması süreci, Türkiye'de heykel sanatının gelişiminde yabancı heykeltraşların katkıları, Cumhuriyet öncesi Türk heykeltraşları, çok partili hayata geçiş ve sonrası Türk heykelinde devletin rolü, çağdaş Türk heykelinin gelişiminde kamusal talepler ve kamu gücünün heykel sanatının niteliği ve gelişimine katkıları, 1980'li yıllara ulaşan süreçte Türk siyasal ve kültürel değişiminin heykel sanatının gelişimine etkileri, çağdaş Türk heykelinde üslupsal gelişmeler incelenmiştir.İkinci bölüm olan günümüz Türk heykel sanatında, çağdaş Türk heykel sanatı ve Batı'dan gelen etkiler, yeni eğilimler ve üslupsal arayışlar ve Türk heykeltraşlarının çağdaş sanat platformundaki yaratıcı rolü araştırılmıştır.Cumhuriyet dönemi heykeltraşlarımızdan olan Burhan Alkar'ı konu edinen üçüncü bölümde sanatçının yaşamı, eğitim süreci, öğretim görevliliği, sanatsal algıları, görüşleri, sanat felsefesi ve yorumları, Türk heykelindeki yeri ve heykele olan katkıları, başkaları tarafından kendisi hakkında yazılanları, heykele bakış açısı, soyut ve figüratif eserleri ve anıtlarına ayrıntılarıyla değinilmiştir.Türk heykel sanatının gelişim çizgisinin genel olarak ele alınmasının yanında, Burhan Alkar'ın, sanatçı kişiliği, heykel sanatına yapmış olduğu katkıların daha iyi anlaşılabilmesi ve yorumlanabilmesi amaçlanmıştır.Türkiye'de heykel sanatının gelişimi, günümüz Türk heykel sanatı konularını ve sanatçıyı incelerken, hayatta olan arkadaşlarından, yetiştirdiği öğrencilerinden, kendisinden ve arşivinden yaralanılmıştır.Bütün bunlardan yola çıkılarak, heykeltraş Burhan Alkar'ın sanatçı kişiliği tüm yönleriyle incelenmiş ve katalog oluşturularak çalışma sonlandırılmıştır.Anahtar Sözcükler1. Burhan Alkar2. Heykel3. Heykeltraş4. Soyut5. Figüratif
Aydın ve Denizli camilerinde duvar resimleri
Osmanlının son döneminde batılılaşma etkisiyle ile ortaya çıkan duvar resimleri süsleme sanatında önemli bir yer tutmaktadır. Batılılaşma dönemiyle süslemeye giren yeni olgular ve konular; saray ve konakların duvarlarında görülmeye başlamıştır. Erken ve Klasik Osmanlı dönemlerinde görülen Anadolu'dan batıya ulaşmış süsleme unsurları, batılaşma döneminde yön değiştirerek batıdan ? doğuya doğru bir gelişim izlemiştir. Duvar resimlerinde uygulanan kompozisyon minyatürden oldukça farklı bir üslupla işlenmiştir. Daha sonra tuval resminde görülecek olan üçüncü boyut acemice ifade edilse de ilk olarak duvar resimlerinde görülmektedir.Başkent İstanbul'da yabancı sanatçılarında etkisiyle oluşturulan duvar resimleri, daha sonra Anadolu'daki konak ve camilerde de görülmeye başlanmıştır. Konumuz dâhilinde yer alan Denizli ve Aydın illerindeki camiler gerek işleniş gerekse süsleme bakımından farklılık göstermektedir. Hazırlanan bu tezde Denizli ve Aydın camilerindeki süslemeler gruplandırılarak incelenmiştir. Çalışma daha çok bu iki ilde yer alan süslemelerin değerlendirilmesi ile oluşturulmuştur.XIX. Yüzyılın ilk yarısında İzmir sancağına bağlı olan Aydın ve Denizli ilerindeki camilerin süslemelerinin üslupsal özellikleri incelenmiş ve farklılıkları ortaya konmaya çalışılmış. İnceleme yapılırken önce yapılar tarihlerine göre sıralanmıştır ve katalog oluşturulmuştur. Oluşturulan katalogda yapının mimari tanımından sonra süslemenin yer aldığı duvar üzerindeki örnekler gruplandırılarak anlatılmıştır. Yapıların incelenmesinden sonra süslemelerin kendi içlerinde karşılaştırması yapılarak üslupsal özellik bakımından değerlendirilmiştir.Mimari kuruluş bakımından farklılık gösteren Aydın ve Denizli camilerindeki süslemeler konusu bakımından benzerlik göstermektedir. İncelenen yapılar üzerindeki kompozisyonların değerlendirilmesi ve gruplandırılmasıyla çalışmamız sonlandırılmıştır.Anahtar sözcükler1 ? Osmanlı2 ? Duvar Resmi3 ? Camii4 ? Batılılaşma5 ? Teknikler
Bolu il merkezinde bulunan eski evler
Bolu İl Merkezinde Bulunan Eski Evler adlı tezimin amacı Boluevlerinin Türk ev mimarisi içerisinde önemli bir yere sahip olduğunugöstermek istememden kaynaklanmaktadır. Bolu evleri Türk ev geleneğininözelliklerini yansıtması açısından önem taşımaktadır. Kataloğ içersinde yeralan 38 evde Bolu konut kültürünü yansıtmaktadır. Evlerin bazılarıorijinalliğini korurken bazılarında Türk evine ait bölümler değiştirilmiş ya dakaldırılmıştır. Bazı evler ise tamamen yenilenmiş ve değiştirilmiştir. Kataloğdaolupta şuan yerinde olmayan evlerde bulunmaktadır. Bolu Merkez evlerine aitçalışmamda ilk önce kütüphane araştırması yapılmış daha sonra incelenenyapıların fotoğrafları çekilmiş ve planları çizilmiştir. Kataloğda olan planlar iseAnkara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu arşivinden ve BoluBelediyesi'ne ait arşivden elde edilmiştir. Yapıların planlarıda elde edildiktensonra tez yazımına başlanmıştır. Tez kataloğ kısmı ile başlamaktadır.Kataloğda yapılar tüm özellikleriyle tek tek anlatılmaktadır. Daha sonra geneldeğerlendirme kısmına geçilmiştir. Burada Bolu Merkez evleri hem kendiaralarında hemde farklı yörelerdeki ev mimarileriyle kıyaslanmıştır. Sonuçolarak Bolu Merkez eski evleri Türk ev geleneğinin bir devamıdır. Her nekadar orijinalliği bozulmuş evler bulunsada, orijinalliğini koruyan evler bizeTürk ev geleneğinin bir devamı olduğunu kanıtlamaktadır.Anahtar Sözcükler1. Bolu2. Konut3. Ev4. Türk Evi5. Yapı
Geleneksel Türk halk resim sanatı camaltı resimlerinden örnekler
Türk Halk El Sanatlarının en güzel ve bugüne kadar fazla tanıtılmamış ve bilinmeyen örneklerinden birisi olan ,sayısız Türk El Sanatı evreni içerisinde önemli bir yere sahip olan Türk Camaltı resimleri; gerek yapılış şekilleriyle, gerekse konularıyla oldukça ilginç örnekler arasında yer almaktadır.Cama desenleri ters olarak uygulayıp resmetme şeklinde yapılan bu sanat dalında cam ters çevrilince desenler düz olarak görünmekte, arkaya konan karton, folyo gibi malzemelerle de resim dış tesirlerden korunmakta olup, arkada bir fon da elde edilmektedir.Katalog kısmında ele aldığımız 100 örnekte çeşitli konular tercih edilmiştir.Figürlü fantastik konulardan halk mitolojisine ait ve kökeni daha eskilere, Mezopotamya'ya kadar dayanan yarı insan yarı yılan Şahmaran tasvirleri, buna benzer şekilde resmedilmiş Deniz Kızları figürleri, dinimizde önemli bir yere sahip olan Hz.Muhammed'in Mirac'a çıkarken bindiği binek olarak inanılan yarı kadın yarı kuş olarak tasvir edilen Burak tasvirleri melekli kompozisyonlar; hayvan figürlerinden tavuskuşları, çifte kuşlar; insan figürlü çalışmalardan Sultan Abdülaziz, Hz.Ali ve Devesi, Hz.Ali ve Oğulları, Karagöz-Hacivat, gemide insan figürleri; yazılı kompozisyonlardan Besmeleler, Kelime-i Tevhid'ler, Allah'ın isimleri, Dört Halife'nin , Oniki İmam'ın isimleri gibi çeşitli türlerde yazılmış hat sanatı örnekleri, yazı-resim gemi tasvirleri, tarikat sikkeleri, kayıklar; nesneli konulardan ibrikli kompozisyonlar,Osmanlı İmparatorluğu'na ait bazı zırhlı gemi tasvirleri, Osmanlı armaları, tarikat resimleri ve sembolleri, imparatorluğun önemli yerlerinden görüntüler, Kâbe, Cami tasvirleri ( Sultanahmet, Edirne Selimiye, Konya Mevlana Camileri), geometrik , bitkisel kompozisyonlar, Ah Minel Aşk tasvirleri, Süleyman'ın Mührü olarak da bilinen geometrik kompozisyon, Ashab-ı Kehf kompozisyonları gerçekten ilgi çekici konulardandır.Ele aldığımız 100 örnekten 29'unun tarihi bilinmekle beraber bunlardan 16'sının tarihi yenidir( 2004-2005).En eski tarihli örneğimiz ise H.1259-M.1842-43 tarihli yazılı örneğimizdir..Geriye kalan 71 resmin tarihi bilinmemektedir.Yapılan tarihlendirme çalışmalarında tarihi bilinmeyen bu resimlerden 26'sının 20.yy ortalarına, 14'ünün 19.yy sonu ile 20.yy başları arasındaki bir döneme, 10'unun 20.yy başlarına ,5'inin 19.yy ortası ile 20.yy ortası arasına ,3'ünün 20.yy sonlarına ,3'ünün 20.yy başı ile ortası arasına, 2'sinin 21.yy başına, 2'sinin 20.yy 2.yarısına, 2'sinin 19.yy ortası 20.yy başına 1'inin 19.yy 2.yarısı- 20.yy başlarına, 1'inin 20.yy sonu 21.yy başına, 1'inin 19.yy başına ait olabileceği ortaya çıkarılmıştır.Örneklerimizden 35 eserin ustası bilinmektedir.Tarihli 29 örnekten 3'ünde sadece tarih yazılı, 10'unda tarihle beraber usta ismi (ketebe tarihli) yazılıdır.16 örnekte tarih bilinmektedir ( yeni olduğundan).Anahtar Sözcükler1-Camaltı2-Geleneksel3-Halk4-Resim5-Sanat
Osmanlı imparatorluk dönemi resim sanatında Türk giyim-kuşamı(1600-1700)
Osmanlı İmparatorluk Dönemi Resim Sanatında Türk Giyim-Kuşamı(1600-1700) konulu doktora tez çalışmasında bu döneme ait 212 adet görsel belgede bulunan figürlerin üzerindeki kıyafetlerin analizi yapılarak, 17. yüzyıl Türk giyiminin tür, model, kesim, malzeme ve süsleme özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır.17. yüzyıl Osmanlı kıyafetlerinde aba, biniş, cüppe, hırka, kaftan, uzun ve kısa üstlükler, pelerin, kapaniçe, entari, gömlek, iç gömlek gibi üste giyilen giysi türleri ile şalvar, çakşır, don, tozluk, çorap, farbalalı etek gibi alt giyim türleri tespit edilmiştir. Bunlarda genellikle önleri açık, bele kadar yardımcı malzemelerle kapatılabilen giysi modelleridir. Kıyafetlerde sivri, hakim, kürk, geniş, "0", "V", "U", ayaklı yakalar kullanılmıştır. Günümüzde şömizye veya Amerikan yaka da denilen "V" yaka üzerine sivri yaka uygulamasının yapıldığı örneklerde bulunmaktadır. Elbise kesimlerinde giysilerin genellikle belden itibaren peş adı verilen eklerle genişletildiği görülmektedir.Kol kesimlerinde ise kısa, uzun, kolsuz ve sırttan sarkan sahte kolluklar kullanılmıştır. Yine Türk giyimine özgün kartal kanadı adı verilen bir tür sahte kol uygulaması da görülmektedir. Giysilerde düz ve desenli kumaşların yanı sıra altın ve gümüş iplikli kumaşların kullanıldığı anlaşılmaktadır. Astarlama malzemesi olarak kürk ve düz dokumalar, kapatma malzemesi olarak ta düğme, çaprast, şerit, kopça, püsküllü ip gibi malzemeler kullanılmıştır. Kadınların ve erkeklerin genellikle birkaç tür dışında benzer giyindiği ancak kullandıkları başlıklarda ise farklılık bulunduğu görülmektedir. Kadın başlıkları daha özenli ve değişik biçimlerde dizayn edilmiştir. Erkek başlıkları ise unvanlarına göre çeşitlilik göstermektedir. 17. yüzyıl Türk giyiminde pabuç, pabuç-mest, nalın, terlik, çizme gibi ayak giysileri kullanılmıştır.Sonuç olarak bu dönem Türk giyim-kuşamı daha önceki dönemlerden bazı model, tür ve kesim özelliklerini koruyarak almış, kendi dönemine özgün nitelikler katmış ve sonraki yüzyılı da bazı özellikleri ile etkilemiştir.
XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıla Osmanlı gemi tasvirleri
Osmanlı'nın XVI. Yüzyıldan itibaren XIX. yüzyıla kadar yazılı görsel kaynaklardaki gemi tasvirleri üzerine yapılan bu tez çalışması tarihsel denizcilik literatüründe, denizciliğin ve gemiciliğin sanat perspektifinde incelenmesi açısından farklı bir gözle yorumlanmıştır.Antik Çağdan günümüze uzanan denizcilik kültürünün günden güne geliştirdiği gemiler, Osmanlı'nın büyümesinde ve imparatorluk haline gelmesinde büyük öneme sahiptir.Kuruluş yıllarından itibaren denizciliğe olan ilgisini geliştiren ve dönemin tüm teknik alt yapısını gemilerine uygulayan Osmanlı İmparatorluğu, denizlerde kazanılan zaferlerle denizler üzerinde de ne kadar güçlü olduklarını düşmanlarına ispatlamışlardır.Osmanlının yükseliş dönemlerinden itibaren Tersane-i Amire'de görkemli inşa edilen donanma gemileri, dönemin sanatçılarına da ilham kaynağı oluşturmuştur. Bir çok sanat dalında tasvirlerine rastladığımız gemi tasvirlerinin Osmanlı'nın denizler üzerindeki ihtişamını bugün de görmemizi sağlamıştır.Minyatürlerden, mezartaşlarına kadar bir çok alanda kendini gösteren, zengin ve çeşitli tasvirlerin yüzyıllar boyu bir çok sanatçıyı etkilediği anlaşılmıştır.Osmanlının Lale Devrinden sonra yoğun olarak kendini hissetirmeye başlayan Batılılaşma çabaları neticesinde Avrupa'dan gelen bir çok sanatçı Nefise-i Sanayi-i Hümayunda, kendi üsluplarını yansıtmışlardır. Minyatürlerde rastladığımız bir çok gemi tasvirinin pentur tekniğiyle tablolara taşınması, günümüzde Osmanlı'nın gemicilik üzerindeki başarısını gözler önüne sermiştir. Öyle ki yabancı sanatçıların gözüyle betimlenen gemiler, genellikle savaş sahneleriyle ve Boğaziçi'nin günlük hayatında kullanılan kayıklar ile o günleri günümüze çok çarpıcı taşımışlardır.Kütüphane çalışmalarından yararlanılarak görsel kaynaklardan edinilen bilgiler ışığında, her sanat dalının içinde yer alan gemi tasvirleri, gemi tiplerine göre gruplandırılarak ele alınmış, tümevarım metodu ile sonuca ulaşılmıştır.Gemi tasvirlerinin her sanat dalında yerli ve yabancı sanatçıların tasvirsel anlatımlarındaki renklerin kullanılışı, gemi tasvirlerinin doğal görünüşleri ile Osmanlı denizciliği ve sanatı üzerinde zengin çeşitlilik oluşturdukları görülmüştür. Aynı sınıfa ait gemi türlerinin farklı açılarla betimlenmeleri, dönemin sanatçılarının da denizlere olan bakış açısını nasıl yansıttıkları konusunda bilgi vermektedir.Görsel kaynaklar, tarihsel süreçte aydınlatıcı ve bilgilendirici özellikleri nedeniyle, yüzyıllar boyu geleceğe taşınacak en büyük miraslardır.Anahtar Sözcükler1 ? Osmanlı2 ? Denizcilik3 ? Gemi4 ? Sanat5 - Tasvir
Çorum şehri mezar taşları
?Çorum Şehri Mezar Taşları? isimli Yüksek Lisans tezimizde Çorum ilindeki Ulu ve Hıdırlık mezarlığında bulunan mezar taşları incelenmiştir.Bu mezarlıklarda toplam 194 (baş ve ayak taşı ayrı sayıldığında bu sayı 342'ye çıkmaktadır.) mezar tespit edilmiştir. 194 mezardan 103 tanesi erkek, 70 tanesi kadın mezarıdır. 21 mezarın kimliği ise tespit edilememiştir.194 mezarın 44 tanesinde ayak taşı mevcutken, 1 tanesinde baş taşı bulunmamaktadır.103 erkek mezarın, 2 tanesi 18.yy.a, 26 tanesi 19.yy.a ve 29 tanesi 20.yy. aittir. 46 tane erkek mezarın tarihi okunamamıştır.70 kadın mezarın, 1 tanesi M. 1727 tarihine ait olup çalışmamızda incelediğimiz tüm mezarların en eski tarihli olanıdır. 2 tanesi 18.yy.a, 19 tanesi 19.yy.a, 35 tanesi 20.yy. aittir. 13 tane kadın mezarının tarihi okunamamıştır.194 mezarı, mezar taşı olarak incelediğimizde 342 adet mezar taşı bulunmaktadır. Bunların 193'ü baş taşı ve 149'u ayak taşıdır.Toprak mezar , çerçeveli mezar ve sembolik lahit olmak üzere mezar tipleri 3 grupta incelenmiştir. Ayrıca sembolik lahit, açık sembolik lahit ve kapalı sembolik lahit olmak üzere iki alt gruba ayrılmıştır. İncelemiş olduğumuz 194 mezarın 127 tanesi toprak mezar, 34 tanesi çerçeveli mezar ve 33 tanesi ise sembolik lahittir. Sembolik lahitlerden de 22 tanesi açık ve 11 tanesi kapalı sembolik lahittir.İncelemiş olduğumuz 342 mezar taşını mezar taşı tiplerine göre ilk önce başlıklı ve başlıksız olarak iki ana başlıkta gruplandırılmıştır. Başlıklı mezar taşlarını da erkek başlıklar ve başlıklı ayak taşları olarak sınıflandırılırken, erkek başlıkları ise düşey dikdörtgen ön görünüşlü, dikdörtgen yatay kesitli erkek başlıklılar ve düşey dikdörtgen ön görünüşlü, yarım ovale yakın dikdörtgen yatay kesitli erkek başlıklılar olmak üzere bir alt grup içinde değerlendirilmiştir. Başlıksız mezar taşlarını da tepeliklerine göre üçgen tepelikler, sivri kemer tepelikliler, yuvarlak kemer tepelikliler, bitkisel tepelikliler, dilimli alınlıklı tepelikler ve piramidal tepelikliler olarak 6 grupta incelenmiştir. Bunlar da başlıklı mezar taşları gibi düşey dikdörtgen ön görünüşlü, dikdörtgen yatay kesitli ve düşey dikdörtgen ön görünüşlü, yarım ovale yakın dikdörtgen yatay kesitliler olarak bir alt grupta incelenmiştir.Baş ve ayak taşı olmak üzere toplam 342 mezar taşından 97 tanesinde başlık tespit edilmiştir. Bunlardan 96 tanesi başlıklı erkek baş taşı ve bir tanesi başlıklı ayak taşıdır. Başlıklar sarık , kavuk , fes ve oval başlıklar olarak 4 grupta incelenmiştir. Oval başlıklar ise kısa silindirik başlık ve hotoz başlık olmak üzere iki alt grupta değerlendirilmiştir. 96 başlıklı erkek baş taşından 5 tanesi sarık, 3 tanesi kavuk, 71 tanesi fes ve 17 tanesi kısa silindirik başlıktır. Başlıklı bir ayak taşında ise hotoz başlığı kullanılmıştır. Kadın baş taşlarında başlığa rastlanmamıştır.Mezar taşlarında uygulanan süslemeler değerlendirildiğinde bitkisel, nesneli ve geometrik motiflerin kullanıldığı toplam 18 mezarda süsleme ile karşılaşılmıştır. Mezar taşlarında bitkisel motiflerden; 8 örnekte gül, 2 örnekte lale, 6 örnekte mine, 8 örnekte kır çiçeği, 3 örnekte gonca, 5 örnekte kıvrık dal, bir örnekte hurma, 9 örnekte akant yaprakları, 8 örnekte soyut yapraklar ve bir örnekte servi motifi kullanılmıştır. Nesneli motiflerden; 3 örnekte vazo ve birer örnekte kandil ve tabanca motiflerine rastlanılmıştır. Geometrik motiflerden ise birer örnekte altı kollu yıldız, rozet ve yıldız motifleri kullanılmıştır.Mezar taşlarında kullanılan malzemeler incelendiğinde, 194 mezardan 177'sinde taş, 15'inde mermer kullanılmıştır. Ancak bu sayının haricinde 93 numaralı mezarın baş taşı taş, ayak taşı mermer olup 99 numaralı mezarın ise baş taşı mermer ve ayak taşı kireç taşından yapılmıştır. Bu mezarların tamamında oyma tekniği uygulanmıştır.İncelemiş olduğumuz mezar taşlarında süslü, nesih ve talik olmak üzere 3 yazı tipi kullanılmıştır. 4 örnek sülüs, 166 örnek nesih ve 23 örnek talik hatla yazılmıştır. Bir örnekte yazı bulunmamaktadır.Sonuç olarak Çorum şehri'nde bulunan mezar taşları genel olarak basit işçilikle yapılmıştır. Ancak yapan kişinin ustalığına göre ince işçilik ile yapılmış örneklerde mevcuttur. Süsleme öğelerinin az olması sebebiyle İstanbul, Kastamonu, Giresun ve Trabzon'da mevcut bulunan mezar taşı örnekleri ile kıyaslandığında daha sadedir.Çorum şehrinde bulunan mezar taşları mezar tipleri bakımından da örneklerine Urfa'da ve Kastamonu Müzesi'nde az rastladığımız dikdörtgen yatay kesitli ve düşey dikdörtgen ön görünüşlü, yarım ovale yakın dikdörtgen yatay kesitli mezar taşlarının fazla olması sebebiyle ayrıcalık göstermektedir.Anahtar Sözcükler1. Sanat Tarihi2. Çorum3. Mezarlar4. Mezar Taşları5. Tipoloji
İstanbul'da Ihlamur ve Küçüksu Kasırları
Sultan I. Abdülmecid (d.1823?c.1839-ö.1861) zamanında, mimar Nigoğos Balyan tarafından yapılan Ihlamur (1849?1855) ve Küçüksu (1856?1857) kasırlarını konu alan bu tez, yapıların tarihi çevreleri, bahçe düzenlemeleri, mimari tasarımları, süsleme programları, yapı malzeme ve tekniği konularını incelemektedir.Çalışmanın amacı, günümüze dek ulaşan bu yapıların durumlarını görsel ve yazılı arşiv malzemeleri yardımıyla inceleyerek, İstanbul'da son dönem Osmanlı kasır ve köşk yapıları arasındaki yerinin belirlenmesi ve öneminin vurgulanmasına yönelik bir araştırmayı tamamlamaktır.19. Yüzyıl, ?Batılılaşma? olarak adlandırılan değişim sürecinde, toplumsal, siyasal, ekonomik askeri vb birçok alanda olduğu gibi kültür ve sanat alanında da Batı etkilerinin yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. Batılılaşmanın görünürdeki ilk çerçevesi, Batılı malların tüketimini, mimarî ve resimdeki Batılı biçimlerin kullanılmasını içermektedir. Burada dikkati çeken nokta, 19. yüzyıl boyunca süren, birbirini izleyen yenilik hareketlerinin saraydan kaynaklanmış olmasıdır. Saray, toplumsal değişim hareketlerinin de kaynağı olmuştur. Osmanlı sultanları ve bürokrat seçkinlerinin Batılılaşma ve devleti eski ihtişamına kavuşturma özlemleri, İstanbul kentinde yeni imar hareketlerine neden olmuş ve onlar kanalıyla İstanbul'a taşınan etkilerin mimarideki ilk uygulamaları doğal olarak saray, kasır, köşk mimarisinde kendini göstermiştir.Sultan III. Ahmed (d.1673-c.1703-ö.1736) zamanından itibaren, kentin yönetimi, kurumları ve örgütlerinin yerine Avrupa'daki örnekleri uyarlayan yenileri getirilmiş, Batılı yaşam tarzının gereklerine uygun bir dizi yeni yapı tarzı geliştirilmiştir. Böylece, 18. yüzyılla birlikte İstanbul'un siluetini, Batı etkili üslûplar ve tasarım ölçütleriyle ele alınmış yapılar belirlemeye başlamıştır. Sultanların Batılı zevklerine ve yaşam biçimine uygun saray, kasır, köşk vb isteği hem Osmanlı'nın içinden yetişen, hem de Avrupa'yı tanıyan Balyan ailesi gibi gayri-Müslim ve Avrupalı mimarlara da iş vermiştir. Mimariye giren Batılı üslûplar, yerel mimarlar tarafından da özgün bir yorumla değerlendirilmiş, fakat yeni yapı tiplerinin İstanbul'daki uygulayıcıları çoğunlukla yabancı mimarlar olmuştur.Avrupa etkilerinin yoğun şekilde hissedildiği son dönemde İstanbul'da mimari çoğulculuk egemen olmuş ve yaşanan dönüşüm bir genel tasarımın sonucu olarak değil, parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Yavaş ve çok uzun bir süreçte gerçekleşen mimari değişim, bir eklektik düzeni beraberinde getirmiştir. Bu dönem içinde yenilik hareketlerine paralel olarak inşa edilen Ihlamur ve Küçüksu kasırlarında izlenen de bu mimari üslûp ve tercihlerin çeşitliliğidir. Barok, rokoko, ampir, neoklasik vb üslûpların yanı sıra eklektisist üslûp, yüzyılın ortalarında bu yapılarda kendini gösteren unsurlardır. Yapıların dekorasyonunda kullanılan mobilya ve eşyalarda da Batı etkileri sezilmektedir. Dekorasyon konusunda yabancı sanatçılara başvurulmuş ve Avrupa'dan mobilya getirtilmiştir. Batı etkisiyle uygulanan değişimler, cephe ve iç mekân dekorasyonu ile bezemelerde görülmektedir. Onları eski örneklerinden ayıran esas fark, dekorasyon düzeyinde ve mimari düzlemde veya binaların dış yüzeyinde binayı bir kabuk gibi saran bezeme düzeyinde kalmıştır. Bunun nedeni bu yapılardaki süslemenin tamamen Avrupai üslûplar ve örnekler alınarak gerçekleştirilmesidir. Plan organizasyonlarında gelenekten kopmamışlar ve geleneksel Türk ev mimarisine uygun olarak ?karnıyarık? adı verilen iç sofalı-odalı plan düzenine sadık kalmışlardır.Bu yapılara baktığımızda, tüm bu parçaların her birinin arkasında bir yandan Batı'ya yönelik bir anlayış savunulurken, diğer yandan planda geleneksel Türk evinde sofalara göre düzenlenen plan tipinin uygulanmasıyla, köklü gelenekleri yaşatma çabası göze çarpmaktadır.Kısacası, Osmanlı Sarayı'nda başlayan değişim hareketleri, Osmanlı toplumunu, kentini, mimarisini ve tüm yaşamını etkilemiştir. Fakat yeni gelişen teknolojilerin etkisi altında, Batı'nın mimari imajlarının yönlendiriciliğiyle oluşan bu değişimler, mimari alanda görüntü itibarıyla ve yüzeysel bir biçimde kopya edilmiş, özünde Doğulu ve gelenekçi kalınmıştır. Bu nedenle, 19. yüzyıl mimarisi kendi tarihsel gelişimi içinde değerlendirilmelidir.Anahtar Sözcükler1.Osmanlı2.Batılılaşma3.İstanbul4.Kasır ve köşk5.Sivil Mimari
A Sixteenth-century album to Constantinople: MS. Bodl. Or. 430 at the Bodleian Library
This thesis presents the first detailed study on a long-overlooked travel album housed at the Bodleian Library in Oxford. Catalogued under the shelf-mark MS. Bodl. Or. 430 it is a leatherbound codex composed of one hundred and ninety-two folios, including sixty-two illustrations pertaining in one way or another to the city of Istanbul. It hopes to bring to light an exceptionally informative example of early modern travel albums. It is believed that the Bodl. Or. 430 can prove additive to lively discussions around historical topics including the circulation of portraiture, naval history, the cartographic imaginary, the built environment and urbanism. Further, through a comparative methodology it looks to study the album and assess issues around its dating, patronage and authorship. Finally, it seeks to contribute to the growing study of travel albums, a field that is becoming attune to the complex processes of intellectual and material transmission that have informed their production as an early modern art historical phenomenon. The thesis is completed with running translations from the original Latin, an index of the Album's illustrative content and a full transcription of the text. These, it is hoped, may provide avenues for further scholarly analysis.
Sivas ili merkezindeki Türk devri hamamları
Hamam kültürünün çok üst düzeyde yaşandığı Sivas, Hamam mimarisibakımından da Türk Hamamları içinde önemli bir yer teşkil etmektedir.Halkın hamam kültürünü bu çağda hala yaşatıyor olması, hamamlarınkalıcılığını artıracak sosyal bir olgudur.Çalışmamızda, bazıları çeşitli araştırmalara konu olan, büyük bir kısmıise henüz bilinmezliğini koruyan Sivas Hamamları ele alınacak; söz konusubinalar ya da kalıntılar, mimari ve yapı elemanları, kent ya da arazidekikonumları, bina topoğrafya ilişkisi, mekân organizasyonu, dekoratif unsurlar,su tesisatı ve ısıtma tertibatı gibi yönleriyle tanıtılacak ve bu bağlamda eldeedilecek bilgiler ışığında Sivas Hamamlarının Türk Hamam mimarisi içindekiyeri belirlenmeye çalışılacaktır.Bu çalışmada, devrin çeşitli yazılı kaynaklarının da yardımıyla gerekmevcut, gerekse ortadan kalkmış Sivas Hamamlarının tespit edilmesi ve tamve sağlıklı bir analize tabi tutulması hedeflenmiştir. Sivas ili merkezinde yeralan Türk Dönemi hamamlarının plan, fonksiyon, tasarım gibi özelliklerininortaya konularak, Türk Hamam Mimarisi içindeki yerinin karşılaştırmalıolarak ayrıntılı bir biçimde incelenmesi diğer önemli bir husustur.Sivas ili merkezindeki hamamlar incelenirken dönem olarak üst sınır,Osmanlı'nın yıkılış, Cumhuriyetin kuruluş devri olmuştur.Günümüze tamamı ya da bir kısmı sağlam olarak 9 hamam ulaşmıştır.Bununla birlikte, kaynaklarda geçen 15 hamamın adı tespit edilmiştir.Yapılar, adı, yeri ve tanımı, tarihlendirilmesi, geçirdiği onarımlar, bugünküdurumu, dış görünümü, plan ve kesitleri, süslemesi, malzeme ve duvartekniği, sorunları, karşılaştırma ve değerlendirilmesi ve bibliyografyası olarakon bir ana başlığa ayrılarak incelenmiştir.
Edirne Üç Şerefeli Camii haziresi mezar taşları
Edirne Üç Şerefeli Camii Haziresi'nde yer alan 195 mezar taşıincelemiştir. Tespit ettiğimiz mezar taşlarının 55'i kadınlara, 139'u erkeklereaittir. Hazirede yer alan mezar taşlarının tümünün süslemesi kazıma-oymatekniğiyle yapılmıştır. Mezar taşının yüzeyi oyularak yapılan kitabeli vesüslemeli mezar taşlarının çoğu kabartma olarak verilmiştir.Mezartaşlarından bir tanesinin boyama tekniğiyle yapıldığı tespit edilmiştir.Hazirede yer alan dikdörtgen gövdeli başlıklı mezar taşı sayısıdoksanüç, sivri kemer biçimli mezar taşı sayısı onbeş, tepelik kısmı dilimlimezar taşı sayısı otuzbir, yuvarlak kemer biçimli mezar taşı sayısı beş,dikdörtgen prizmal gövdeli mezar taşı sayısı yirmi, üçgen tepelik alınlıklımezar taşı sayısı beş olarak tespit edilmiştir. Belirlenen bu mezar taşlarınındışında başlıkları kırık olan dikdörtgen form özelliği gösteren mezar taşı vesanduka sayısı ise yirmi olarak tespit edilmiştir.Edirne Üç Şerefeli Camii haziresi'nde yer alan mezar taşlarındayüzdoksaniki örnekte mermer, üç örnek de ise taş malzeme kullanılmıştır.Mezar taşlarında taşçı ustası,hattat, gibi meslek belirten bir yazıyarastlanmamıştır.Hazirede yer alan mezar taşların hepsi kitabelidir. Kitabelerde yer alanbilgilerin dışında şair ismine rastlanılmamıştır. Kitabelerin dizilişi yatay vediagonal eksende uygulanmıştır. Mezar taşlarındaki kitabelerde yer alan yazışeritlerinin yatay eksende dizilişi yüzaltmışaltı mezar taşında tespitedilmiştir.Diagonal eksende dizilmiş mezar taşı sayısı onbirdir.Mezartaşlarının en erken tarihlisi 1077/1666 en geç tarihlisi ise 1293/1875 olaraktespit edilmiştir. Ölü gömmenin en çok yapıldığı tarihler 1228/1812-1263/1846 olarak belirlenmiştir. Toplu ölüm yada hastalık sonucunda ölümtespit edilmemiştir. Mezar taşlarında doğum tarihi verilmediği için yaşortalaması tespit edilememiştir.Hazirede yer alan mezar taşlarında ki süslemeler, başlıklı erkek mezartaşlarında süslemeler başlıkta, kadın mezar taşlarında ise tepeliklerde, lahitmezarlarda lahit yan yüzlerinde ve köşeliklerde yoğunlaşmaktadır.Mezarlıkta yer alan mezar taşlarında görülen süsleme özellikleri bitkisel venesneli süsleme olarak yoğunluk gösterdiği tespit edilmiştir.Bitkiselsüslemelerde gül, lale, çan çiçeği, selvi ağacı, hurma ağacı, üzüm salkımı,akantus, armut, nar, yıldız çiçeği ve rozet çiçeğidir. Nesneli bezemelerde isearma , vazo, meyve kasesi, şal ,takı ve sepet motifine yer verilmiştir.Bitkiselbezemeler tek başına mezar taşlarında görülürken nesneli bezemeler bitkiselbezemelerle birlikte ele alınmıştır.Edirne Üç Şerefeli Camii haziresinde yer alan mezar taşlarınınçoğunun yönü bilinçsiz yapılan çalışmalar sonucunda değiştirilmiştir. Camihazireleri diğer mezarlıklara oranla daha bakımlı bir görünümdedir, fakat ÜçŞerefeli Camii haziresi tahrip edilmiş bir görünüm teşkil etmekte vemezarlıkta yer alan mezar taşları da kırık,bazı bölümleri eksik bir şekildegünümüze ulaşmıştır. Bu tahribatın bir kısmı doğa faktörüyle bir kısmı isebilinçsizce yapılmış çalışmalar sonucunda gerçekleştirilmiştir. Özelliklesembolik lahit mezarlar bu tahribattan oldukça etkilenmiş ve yerdeğiştirmeleri sebebiyle çoğu sembolik lahit mezarın yan yüzleriparçalanmıştır.Sanat ve sosyal açıdan önemli veriler ortaya koyan mezar taşlarınınkorunmasına yönelik tedbirler alınmadığı taktirde müzelerdeki örneklerdışında gelecek nesillere bir şey kalmayacaktır.Günümüzde yapılan mezar taşlarında mezarda yatan ile ilgilibilgiler veren motiflere ve biçimlendirme yöntemlerine rastlanmaz .Bugünmezar taşı geleneği ile ilgili kalan tek kural ölünün yerinin belirtilmesi ve baştarafının eski geleneklere göre değişmez yöne çevrilmiş olmasından ibarettir.Mezar alanları gerek genişliğe gerekse derinliğe ve yüksekliğine ekonomikgüce dayalı bir şekil çizmektedir. Kadın erkek mezar taşları artık ancaküzerlerindeki yazılardan anlaşılabilir. Osmanlı mezar taşlarında olduğu gibikadın mezarlarında detaycı süsleme özelliklerine fazla yerverilmemiştir.Mezar taşlarında yer alan yazılarda zamanla dış etkilerinsonucu olarak giderek kaybolur. Yazılar bazen renkli bazen renksiz herhangibir plastik etki amaçlanmadan gelişi güzel yazılmıştır.
Bursa Emir Sultan mezarlığındaki 18. ve 19.yüzyıl mezar taşları
Bursa'nın Yıldırım ilçesinde bulunan Emir Sultan Mezarlığında yapılmış olan araştırmalar sonucunda "Bursa Emir Sultan Mezarlığında Yer Alan 18. ve 19. Yüzyıl Mezar Taşları" konulu bir tez oluşturulmuştur. Bu tez kapsamı içerisinde ilgili mezarlıkta toplam yüz doksan dört adet mezar taşı incelenmiştir. İncelenen tüm örnekler 18. ve 19. yüzyıl mezar taşlarından oluşmaktadır. Bu mezar taşlarının dokuzu 18. yüzyıla, kalan yüz seksen beşi ise 19. yüzyıla tarihlenmektedir. Bilinen en eski tarihli örnek H.1160 - M.1747 yılına tarihlenen Katalog Örnek ve Katalog Kroki No: A99, en geç tarihli örnek ise H.1318 - M.1900 yılına tarihlenen Katalog Örnek ve Katalog Kroki No: A16,36,45 numaralı mezar taşlarıdır.İlgili mezar taşlarının altmış altısını kadın, yüz yirmi üçünü erkek ve dördünü ise bu tezde "ortak" olarak nitelendirilen, kadın ve erkeklerin üst üste gömüldüğü mezar taşları oluşturmaktadır. Bir mezar taşının ise günümüze sadece kaide kısmı kalmış olmasından dolayı kadın veya erkek kime ait olduğu bilinmemektedir.Mezar taşlarının yüz yetmiş altı tanesi taş, geri kalan on sekizi de mermer malzemeden yapılmıştır. Mezar taşlarının yüz üç tanesi sadece baş taşından ve yetmiş üç tanesi baş ve ayaktaşından oluşmaktadır. On sekiz mezar taşı ise sandukalı-lahitli mezar taşlarıdır.Mezar taşlarının gövde biçimine bakıldığında dikdörtgen, yukardan aşağıya doğru daralan dikdörtgene yakın, yukardan aşağıya doğru genişleyen dikdörtgene yakın, silindir ve akordeon şeklinde gövde biçimleri ile karşılaşılmaktadır.Ele aldığımız bütün mezar taşları kitabelidir. Yüz otuz dört örneğin kitabe dizilişi diyagonal, elli dokuz tanesi yataydır. Baş ve ayaktaşlarının yüz elli sekiz tanesi sağlam (dikili, devrik) durumdadır. Otuz altı örnek kırık veya hasarlı durumdadır.Süsleme konusu olarak bitkisel, geometrik, figürlü, nesneli ve yazılı süsleme kullanılmıştır. Bitkisel süslemelerde en çok akantus , selvi, dallar ve yapraklar, geometrik süslemelerde ay, yıldız vb. motifler, figürlü süslemelerde yılan tasviri, nesneli süslemelerde sıklıkla değişik biçimlerde vazolar, saksılar, meyve tabakları ve yazılı süslemelerde ise değişik türde yazı çeşitleri yer almaktadır. Mimari konulu süslemelere rastlanmamaktadır.Mezar taşlarında süsleme tekniği olarak oyma ve kazıma teknikleri kullanılmıştır. Oyma tekniği tüm mezar taşlarında kullanılırken kazıma tekniği bazı mezar taşlarında oyma tekniği ile beraber kullanılmıştır. Bazı mezar taşlarında ise boyama yapılarak kitabe veya başlık renklendirilmiştir.Kullanılan başlık türlerine bakıldığında erkeklerde çoğunlukla fes, kavuk, sarık ve sikke kullanılmıştır. Kadın mezar taşlarında ise çoğunlukla bitkisel tepeliklerin kullanıldığı görülmektedir.Anahtar Kelimeler1. Bursa2. Emir Sultan3. Mezar Taşları4. 18.yüzyıl5. 19.yüzyıl
T.C.Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tescili yapılan camii ve mescitler
ÖZET[ALTAŞ, Naciye]. [T.C.Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Tarafından Tescili Yapılan Camii ve Mescitler], [Yüksek Lisans Tezi], Ankara, [2007].`'T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Tarafından Tescili Yapılan Camii ve Mescitler '' adlı yüksek lisans tez çalışmamızın kapsamını yukarıda adını belirttiğimiz üç il merkezinde yer alan vakıf camileri oluşturmaktadır. Bulundukları şehirlerin dini mimari anlayışını yansıtan en güzel örneklerin başında gelen camiler işte bu üç ilin görsel kimliğini lanse eden mimari eserlerdir.Selçuklu Devleti, Beylikler Dönemi ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine ait dini mimari vesikaların tanıtıldığı bu çalışmada özellikle ele alınan camilerin vakıf camileri olması ile dikkati çekmektedir. Bir vakıf tarafından yaptırılan, bir vakfın sahip olduğu vakfiye şartlarına dayalı vücuda getirilen, belirli bir vakfın amaçları doğrultusunda varlığını devam ettiren vakıf camileri için hazırlanan bu katalog çalışması ile Türk mimarlık tarihine ve sanat tarihine bir nebze olsun sağlıklı saptamalar yapılabilmesi çalışmanın özünü oluşturmaktadır.Tez çalışmamızın sonucunda Amasya, Sivas ve Tokat il merkezleri ile sınırlandırdığımız araştırmamızda adını hepimizin çok iyi bildiği, yakından tanıdığı, anıtsal camilerin yanı sıra adını çeşitli devlet adamları, yörenin ileri gelen kişileri veya bağlı bulunduğu eski mahalle adlarından alan küçük boyutlu camiler tespit edilmiş; bunların bağlı olduğu vakıf adları ve arşiv belgeleri yeterli fotoğraf, plân çizimleri ile teşhir edilmiştir.Çeşitli dönemlere tarihlenen ve bu çalışmanın özetini oluşturan, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşiv bilgilerine dayalı olarak gerçekleştirilen bu bilimsel çalışmanın sanat tarihi ve mimari alanlarına ışık tutmasını temenni ederim.Anahtar Sözcükler1. Vakıf2. Cami3. Amasya4. Sivas5. Tokat6.Tescil
Sivas il merkezinde Türk devri türbe mimarisi
Türbe, ?slam dünyasında Türkler tarafından yaygınlastırılan bir yapı türüdür. Toprak anlamındaki Arapça ?türb? kökünden gelen türbe kelimesi, mezar üzerine kurulan bina anlamında kullanılmıstır. Anadolu'da bu yapı türüne ait Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinden günümüze birçok eser ulasmıstır. Sivas, tarihin her döneminde ticaret yollarının kesistiği önemli kavsak noktalarından birisi olmustur. Sivas'ın Türk hakimiyetine girdikten sonra il merkezine yapılmıs olan türbeler bu tezin konusunu olusturmaktadır. ?l merkezinde, günümüze ulasılabilmis olan türbelerin mimari ve sanat değerleri bakımından incelenmistir. Özellikle Selçuklu döneminden kalan eserlerdeki mevcut çini süslemeler Türk çini sanatının en güzel örneklerini teskil etmektedir. Sivas'ta tescillenmis ve koruma altına alınmıs on altı türbe mevcuttur. Bu eserler; Selçuklu, Eretna ve Osmanlı dönemlerinden kalmıstır. Selçuklu geleneğinde yapılmıs süslemelerinden dolayı sehir merkezindeki diğer türbelerden ayrılmaktadır. Selçuklu döneminden iki, Eretna Beyliği döneminden dört, Osmanlı döneminden sekiz türbe günümüze ulasabilmistir. Türbelerden bes tanesi kare planlı, iki tanesi dikdörtgen planlı, iki tanesi poligonal planlı, üç tanesi ayaklı türbe, iki tanesi münferit planlı olarak insa edilmistir. Türbelerden Abdülvehab Gazi (Cami) (14. yy), 1. ?zeddin Keykavus (Darüssifa) (1219), Burucerdi (Mederese) (1271) ve Hoca ?mam (Mescidi) (15. yy) Türbeleri, mevcut yapıların bünyesine bağlı olarak insa edilmistir. Eretna döneminden kalan Güdük Minare (1347) Türbesinin kuzey köselerinde bulunan duvar kalıntılarından türbenin baska bir yapıya bitisik olarak insa edilmis olabileceği akla gelmektedir. Bu eserlerin dısında diğer türbeler her hangi bir yapıdan ayrı, bağımsız olarak insa edilmislerdir. Eserler, plan, süsleme, üst örtü, malzeme açılarından katalog bölümünde detaylı olarak incelenmis, aynı dönemde Anadolu'daki benzer örnekleri ile karsılastırılmıstır. Kitabesi bulunan türbelerin kitabeleri okunmus, tarihlendirme bu doğrultuda yapılmıstır. Kitabesi bulunmayan veya okunamayan eserlerin tarihlendirmeleri plan tipine, kullanılan malzemeye, süslemelere ve strüktüel elemanlara dayanarak yapılmıstır.
Kastamonu Ferhat Paşa Camisi haziresi mezar taşları
Kastamonu Ferhat Paşa Camisi Haziresi Mezar Taşları adlı yüksek lisans tez çalışmamızda adı geçen hazireyi incelediğimizde 106 tane mezar tespit edilmiştir. Bu mezarlardaki taş sayılarını baş ve ayak taşı olarak ayırıp, tipolojisini yaptığımızda 197 tane mezar taşı ortaya çıkmıştır. Bunlardan 49 tanesi erkek, 37 tanesi kadın baş taşı ve 61 tanesi de ayak taşıdır. Bu 197 mezar taşından 17 tanesi yakın dönemde yapılmış baş taşı, 27 tanesi yine yakın dönemde yapılmış ayak taşı olup, 6 tanesinin de kimliği belirlenememiştir. Biz de bu durumu göz önüne alarak daha sağlıklı bir inceleme yapmak adına mezar taşlarını kadın baş taşları, erkek baş taşları ve ayak taşları olmak üzere üç gruba ayırdık. Hazirede yer alan bu mezar taşları daha çok 19.yy'a aittir. Tipolojisi yapılan bu mezar taşlarının ayrıca form özelliklerine göre de tipolojisi yapılmıştır. Erkek mezar taşları, form tiplerine göre dört gruba ayrılmıştır. Kendi içinde kitabesine göre de iki gruba ayrılmıştır. Erkek mezar taşlarında başlık kısımlarını ayrı bir başlık altında değerlendirmek daha uygun bulunmuştur. Buna göre yapılan tipoloji de beş ayrı tip başlık kullanıldığı görülmüştür. 6 tane kavuk, 14 tane sarık, 18 tane fes, 1 tane uzun silindirik başlık ve 2 tane de taç, erkek mezar taşlarında başlık olarak kullanılmıştır. Kadın mezar taşlarının tipolojisi yapılırken, erkek mezar taşlarından farklı olarak başlıkları esas alınarak bir ayrım yapılmıştır. Buna göre de üç ayrı tip tespit edilmiştir. Ayak taşlarına baktığımızda da üç gruba ayrıldığı görülmüştür. Tüm bu mezar taşlarına baktığımızda süslemenin en çok görüldüğü ayak taşlarıdır. Bitkisel, geometrik ve nesneli süslemeler görülmektedir. 348 11 örnekte gül, 6 örnekte lale, 7 örnekte mine, 15 örnekte kır çiçeği, 4 örnekte gonca, 1 örnekte küpe çiçeği, 2 örnekte hurma, 8 örnekte servi, 2 örnekte asma, 16 örnekte kıvrık dal, 10 örnekte akantus yaprakları,3 örnekte gül dalı, 1 örnekte haşhaş, 10 örnekte soyut yapraklar, 2 örnekte yıldız çiçeği ve 1 örnekte de palmet ve rumi motifi bitkisel süsleme olarak kullanılmıştır. Geometrik süsleme olarak 9 örnekte baklava motifi, 12 örnekte dikdörtgenler, kare ve daire motifi, 1 örnekte çarkıfelek ve 1 örnekte de zigzag motifi kullanılmıştır. Nesneli motif olarak 4 örnekte vazo, 7 örnekte ay ve yıldız motifi ve 28 örnekte ışınsal çubuk motifi kullanılmıştır. 1 örnekte de mimari süsleme olarak sütunce kullanılmıştır. Hazirede yer alan 197 tane mezar taşından 13 örnekte mermer kullanımı görülürken diğer örnekler de taş kullanılmıştır. Bu malzemeler dışında 3 örnekte mozaik beton kullanımı dikkat çekmektedir. Mezar taşlarında oyma tekniği kullanılmıştır. İncelediğimiz Ferhat Paşa Camisi Haziresi'nde talik, sülüs, celi sülüs ve Türkçe olmak üzere dört farklı yazı tipi görülmüştür. 10 örnekte sülüs, 4 örnekte celi sülüs, 3 örnekte Türkçe ve bunların dışında kalan 60 örnekte talik hatla kitabeler yazılmıştır. İncelediğimiz Kastamonu Şehri Ferhat Paşa Camisi Haziresi'nde yer alan mezar taşları'nda sonuç olarak kullanılan malzemeden mezar taşlarında görülen süsleme proğramına kadar İstanbulda aynı dönem özellikleriyle karşılaştırdığımızda, burada görülen mezar taşları İstanbuldaki örnekler esas alınarak yapılmaya çalışılmış ancak çoğu daha basit işçilik örnekleri olarak kalmıştır. Geneline oranla bazı örneklerde birebir aynı özellikler taşıyan elemanlarla karşılaşmak mümkün olsada yöresel özellikler kazandığı da görülmektedir. Osmanlı döneminde görülen batılılaşma hareketlerinden etkilenen Türk sanatı, buna bağlı olarak ta süsleme kompozisyonları İstanbuldaki kadar olmasa da Kastamonu'yu da etkilemiştir.
Kastamonu Şehri Nasrullah Camisi, Yılanlı Camisi, Yakupağa Camisi, Ahmed Dede Camisi hazirelerindeki mezar taşları
Bu hazirelerde 84 mezar tespit edilmiştir. Bu 84 mezarda 163 mezar taşı mevcut olup, bunların 43 tanesi erkek baş taşı, 27 tanesi kadın baş taşı, 51 tanesi ayak taşıdır. 38 tanesi yakın tarihte bir şekilde tahrip olan mezar taşlarının yerine yapılmıştır. 4 tane taşın da kimliği belirlenememiştir. Biz de bu durumu göz önüne alarak daha sağlıklı bir inceleme yapmak adına mezar taşlarını kadın baş taşları, erkek baş taşları ve ayak taşları olmak üzere üç gruba ayırdık. Hazirede yer alan bu mezar taşları daha çok 19.yy'a aittir. Tipolojisi yapılan bu mezar taşlarının ayrıca form özelliklerine göre de tipolojisi yapılmıştır. Erkek mezar taşları, form tiplerine göre dört gruba ayrılmıştır. Kendi içinde kitabesine göre de iki gruba ayrılmıştır. Erkek mezar taşlarında başlık kısımlarını ayrı bir başlık altında değerlendirmeyi daha uygun bulduk. Buna göre yapılan tipoloji de beş ayrı tip başlık kullanıldığı görülmüştür. 8 tane kavuk, 15 tane sarık, 5 tane fes ve 4 tane de taç, erkek mezar taşlarında başlık olarak kullanılmıştır. Kadın mezar taşlarının tipolojisi yapılırken, erkek mezar taşlarından farklı olarak başlıkları esas alınarak bir ayrım yapılmıştır. Buna göre de 5 ayrı tip tespit edilmiştir. Ayak taşlarına baktığımızda da 5 gruba ayrıldığı görülmüştür. Tüm bu mezar taşlarına baktığımızda en çok süslemenin görüldüğü ayak taşlarıdır. Bitkisel, geometrik ve nesneli süslemeler görülmektedir. 3 örnekte gül, 1 örnekte lale, 2 örnekte mine, 4 örnekte kır çiçeği, 6 örnekte hurma, 4 örnekte servi, 2 örnekte asma, 9 örnekte kıvrık dal, 13 250 örnekte akantus yaprakları, 3 örnekte gül dalı, 1 örnekte tuba ağacı, 9 örnekte soyut yapraklar, bitkisel süsleme olarak kullanılmıştır. Geometrik süsleme olarak 4 örnekte baklava motifi, 1 örnekte daire motifi kullanılmıştır. Nesneli motif olarak 3 örnekte vazo, 2 örnekte ay motifi, 4 örnekte güneş motifi, 2 örnekte istiridye kabuğu motifi, 3 örnekte de kurdele motifi kullanılmıştır. Toplam 163 tane mezar taşından 15 örnekte mermer kullanımı görülürken geri kalan örnekler de taş kullanılmıştır. Mezar taşlarında oyma tekniği kullanılmıştır. İncelediğimiz Hazirelerde talik, sülüs ve celi sülüs olmak üzere 3 farklı yazı tipi görülmüştür. 6 örnekte sülüs, 2 örnekte celi sülüs ve bunların dışında kalan 55 örnekte de talik hatla kitabeler yazılmıştır. Sonuç olarak Kastamonu Şehri Nasrullah Camisi, Yılanlı Camisi, Ahmet Dede (Tekke) Camisi ve Yakup Ağa Camisi Hazirelerinde yer alan mezar taşları'nda, İstanbul'da görülen işçilik ve üslup burada daha yöresel özellikler kazanarak yapılmıştır. Bu mezar taşlarını daha basit işçilik eserleri olarak değerlendirmemiz mümkündür. Osmanlı mezar taşlarında 18.yy'dan itibaren batı etkileri ile birlikte görülen süsleme kompozisyonları ve değişimler, İstanbul'daki kadar olmasa da Kastamonu'da da kendini göstermektedir.
Ressam Şehit Hasan Rıza ve oryantalist ressam Stanislav Von Chelebowsky'nin resimlerinin karşılaştırmalı bir değerlendirmesi
Çağdaş anlamdaki Türk resim sanatının gelişimi, oldukça uzun birsürece dayanır. Özellikle 18. yüzyıl ile birlikte başlayan Batılılaşma-Yenileşme hareketleri, Osmanlı sosyo- kültürel hayatının her alanında olduğugibi resim alanını da etkilemiştir. Çağdaş Türk Resim süreci de bugelişmeden payını almıştır. Bu dönemde bu alanda atılan en büyük adım,başta askeri okullar olmak üzere, sonrasında da pek çok sivil okulda resimderslerinin eğitim müfredatı içinde yer alması olmuştur.Bu gelişmeleri takip eden zaman içerisinde yine resme önem verenve hatta bizzat kendisi resimler yapan Sultan Abdülaziz'in resim sanatınadolaylı yada doğrudan önemli katkıları olmuştur. Bu katkılardan birisikonumuz olan Stanislav Von Chelebowsky gibi pek çok sanatçının yurdagetirtilerek ciddi bir repertuarın oluşmasına yaptığı katkı olmuştur. Busanatçılar yaptıkları resimlerle sadece yaşadıkları döneme değilkendilerinden sonraki dönemlere de damgalarını vurmuşlardır. ÖzellikleStanislav Von Cehelebowsky, Osmanlı Devleti'nin önemli tarihi savaşlarınıve olaylarını resmederek pek çok kişi üzerinde hayranlık uyandırmaklakalmamış, aynı zamanda kendisinden sonraki pek çok ressama da ilhamkaynağı olmuştur.Bu sanatçılardan birisi de Şehit Hasan Rıza'dır. Stanislav VonChelebowsky ile konu, teknik, kompozisyon ve üslup gibi pek çok konudabenzer resimler yapmasına karşın, asla bu benzerlik bir esinlenmedenöteye gitmemiştir. Bu çalışmamızda bu iki değerli sanatçının resimlerininbenzer ve farklı olan yönlerini ortaya koyarak, nedenlerini araştırmayaçalıştık. Bunun için de resimlerini karşılaştırmadan önce konuyla ilgili detaylıbir araştırma yaptık.lk olarak Türk resim sanatı tarihi üzerinde çalıştık. Sonrasında,Stanislav Von Chelebowsky'nin oryantalist bir ressam olması sebebi ileoryantalizm, Şehit Hasan Rıza'nın asker ressam olmasından dolayı daasker ressamlar konularını inceledik. Daha sonrasında ise bu iki değerlisanatçının hayatları ve sanat anlayışlarını değerlendirdik.Yapmış olduğumuz bütün bu inceleme ve araştırmalar sonucundaelde etmiş olduğumuz bilgi birikimi ışığında, sanatçıların resimlerinikarşılaştırmalı olarak değerlendirmeye çalıştık. Bu iki önemli sanatçınınresimlerini iki ayrı katalog halinde inceledik. Yapmış olduğumuz bütün budeğerlendirmeler neticesinde de; birbirinden farklı bu iki sanatçınınresimlerinde ki benzer ve farklı yönlerini ortaya koyarak, nedenlerinisaptamaya çalıştık. Bu inceleme ve araştırmalar neticesinde elde ettiğimizbilgilerle sonuca ulaştık.Bu çalışmamız ile bu iki sanatçının resimleri arasındaki benzer vefarklı yönlerini ortaya koyarak, Türk resim sanatına katkılarını belirlemekşeklindeki amacımıza ulaşmaya çalıştık.
Amasya Bayezid İl Halk kütüphanesindeki 17. ve 18. yüzyıl ciltleri
ÖZETBu tezde; Amasya Bayezid İl Halk Kütüphanesi'nde bulunan 17. ve 18. yüzyılciltleri form, malzeme, teknik, süsleme ve kompozisyon yönleriyle ele alınarakincelenmiştir.Katalogta, 55'i 17. yüzyıla 57'si 18. yüzyıla tarihli toplam 112 cildin gözlemfişlerine yer verilmiş ve bu bilgilerden hareketle değerlendirmeye gidilmiştir.Katalogta incelenen örneklerin malzemesi deri olduğu için bu ciltlerdeuygulanan teknikler de deri üstünde görülen yekşah, boyama, kalıp ile baskı-kabartma teknikleridir. Kalıp ile yapılan baskı kabartma tekniğinde; soğuk, sıcak,mülevven, mülemma, alttan ayırma, üstten ayırma ve gömme şemse uygulanmıştır.Ciltlerdeki şemse süslemelerinde bitkisel süsleme ağırlıkta olup geometriksüslemelerde görülmüştür. Bitkisel süslemede; kıvrımdal, yaprak, hatayi venaturalist tarzda çiçekler, rumi, palmet, lotus görülmüştür. Geometrik süslemedebelirli motifler yoktur. Bunların dışında doğadan stilize edilmiş bulut motifi de sıkçakullanılmıştır.Süsleme programından hareketle 5 kompozisyon ve bu kompozisyonların alttipleri ile toplam 10 kompozisyon biçimi tespit edilmiştir. Bu süsleme vekompozisyonlar, diğer kütüphanelerde bulunan ciltlerin ve mimari elemanlarınsüsleme programları ile karşılaştırılmıştır. Ciltlerin formları, süslemeleri vekompozisyonları göz önünde bulundurularak 3 üslup tespit edilmiştir.Elde edilen bu neticeler sonuçta kısaca belirtilmiştir.
Afyon çeşmeleri
Afyon Çesmeleri? konulu Yüksek Lisans tezi kapsamında Afyon ili merkezinde tespit edilen 29 çesme örneği incelenmistir. Bu çesmelerden 1'i çatal çesme, 2'si köse çesmesi, 3'ü meydan çesmesi, 5'i cami çesmesi, 18'i mahalle çesmesidir. Çesme örneklerinin bir tanesi 13. yy., bir tanesi 14. yy., dört tanesi 18. yy., dört tanesi 19. yy. ve 12 tanesi de 20. yy. basına aittir. Kitabesi olmayıp tarihi bilinmeyen, baska bir yapıya ait kitabesi olan veya tamir kitabesi bulunan 7 çesme vardır. Çesmeler ağırlıklı olarak 20. yy. basına aittir. Çesmelerin daha çok 18. ve 19. yy.'da yapılmıs olmaları, Osmanlı Klasik Dönem çesme tasarımının dısına çıkılmamasına mani olmamıstır. Çesmeler; ortada kitabesi olan nisi çevreleyen bir kemer, ayna tasında bir musluk, musluktan akan suyun biriktirdiği bir yalak, yalağın iki yanında dinlenme tası formunda cephe düzenine sahiptir. Cephe gerisinde uzanan su haznesi ve genellikle düz dam ya da kırma çatı ile tamamlanan örtü sistemi yoğun olarak görülür. Çesmelerin cephelerinde yoğun bir bezeme görülmez. Birkaç örnekte devsirme malzeme kullanılarak süsleme yapılsa da, Klasik Dönem Osmanlı süsleme unsurları kullanılmamıstır. Çesmelerde daha çok, kullanılan malzemenin ritmik veya düzensiz olarak sıralanmasıyla yapılan cephe süslemeleri kullanılmıstır. Sade çesmelerin yanı sıra iki cepheli, büyük depolu ve ebatlarıyla dikkat çeken çesme örnekleri de bulunur. Çesme cephelerinde en çok göze çarpan unsur hemen hepsinde yuvarlak yada sivri kemer kullanılmasıdır. Kemerlerde kullanılan malzeme ile süsleme yapılmasına pek rastlanmaz. Bunun haricinde kemer kullanılmayıp, sadece ayna tası ve bu tası çevreleyen sövelerden olusan örnekler de vardır. Afyon çesmelerinde kullanılan malzeme tas, tuğla ve mermerdir. Yoğun olarak kesme tas kullanılmıs; tuğla malzeme ise süsleme amaçlı yada mimaride yardımcı malzeme olarak görev almıstır. Mermer malzeme ise sadece iki örnekte görülür. Anahtar Kelimeler 1. Afyon 2. Çesmeler 3. Çesme tipolojisi 4. Çesme malzemeleri 5. Çesme süslemeleri