
752
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Gıda uyaranlarından elde edilen biyo-sinyallerin işlenerek obeziteye yatkınlık tespiti
Bu tezde, farklı vücut kitle indekslerine sahip katılımcılar görsel gıda uyaranlarına maruz bırakılırken kaydedilen 19 kanaldan alınan Elektroensefalografi (EEG) verilerini içeren benzersiz bir veri seti oluşturulmuştur. Ayrıca bu bireylere iki farklı yeme davranışı anketi uygulanmıştır. Elde edilen verilerle sınıflandırma ve regresyon işlemleri gerçekleştirilmiştir. Ana amaç, makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemlerini kullanarak normal kilolu ve aşırı kilolu/obez bireylerin beyin sinyallerindeki farklılıkları sınıflandırmaktır. Çalışmanın ilk kısmında geleneksel makine öğrenmesi yöntemleri ile sınıflandırma işlemi yapılmış ve yüksek doğrulukta sınıflandırma sonuçları elde edilmiştir. İkinci kısımda ise derin öğrenme yöntemleri kullanılmıştır. Burada aşırı uyumu ve veri dengesizliğini azaltmak için tablo veri artırımı kullanılmıştır. Ek olarak, EEG özelliklerini görüntülere dönüştürmek için Denetimli Tabular Meta Öğrenme (SuperTML) yöntemi kullanılmış ve bu tür veriler için yeni bir uygulama olmuştur. Sınıflandırma sonuçlarında, DenseNet-121 ile T4 kanalında 0,97'lik bir oranla en yüksek doğruluk elde edilmiştir. Bölgesel olarak, temporal alanda en iyi ortalama doğruluk oranlarına ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca, katılımcıların anket yanıtlarına Random Forest, eXtreme Gradient Boosting (XGBoost), Light Gradient Boosting Machine (LightGBM) ve Oylama regresörü modelleri uygulanarak regresyon analizi yoluyla EEG verileri ile yeme davranışı arasındaki korelasyon araştırılmıştır. EEG verileri ile anketler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiş ve LightGBM regresörü 0,966 R² değerine ulaşmıştır. Bu bulgular, mevcut literatüre kıyasla birçok açıdan üstün performans göstermektedir. Bu çalışma, derin öğrenme ve makine ağrenmesinin farklı vücut ağırlıklarına sahip bireylerde yeme davranışlarının altında yatan sinirsel mekanizmalara ilişkin anlayışa yeni bir boyut kazandırmakta ve bu alanda gelecekte yapılacak araştırmalar için sağlam bir metodolojik temel sunmaktadır.
Hazır yemek imalatı sektöründe çalışanların risk değerlendirmesi algıları ve uygulama kültürleri
Ülkemizde artan nüfus beraberinde farklı iş kollarını, sektörlerini de beraberinde geliştirmektedir. Çalışan sayısının artması ve ergonomi öncelikli işyerlerinde toplu olarak yemek yeme kültürleri de değişkenlik göstermektedir. Ayrıca kanun ve yönetmeliklerin uygulama alanlarının geliştiği ülkemizde İş sağlığı ve güvenliği bakımından bu işletmede çalışanların, almış oldukları eğitimlerden ve uygulamalardan oluşturdukları içselleştirme kültürlerinin de ölçülmesi hedeflenmektedir.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, ilgili mevzuatlarla birlikte işveren-çalışan iş ilişkileri yeni bir döneme girmiştir. Yozgat Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan hazır yemek imalatı yapan bir işletmede 106 çalışanla yüz yüze anket çalışması yapıldı. Veriler, sosyo-demografik veri formu (13 soru), iş güvenliği algı ölçeği (32 soru) ve iş sağlığı ve güvenliği kültürü ölçeği (19 soru)şeklinde değerlendirildi. Çalışmaya katılım sağlayan çalışanlarda işyeri temel riskini anlamlı derecede etkileyen elektrik, kullanılan ekipman, makine, kaygan zemin gibi faktörler oluşturdu (p<0,05). İSG eğitimi almış çalışanların risk algısını etkileyen temel parametrelerin saha güvenliği, çalışan yönetici iletişim eksikliği, riskli işi sorgusuz yapma durumu ve risk alma durumu olduğu saptandı (p<0,05). Yapılan çalışmada hazır yemek imalatı sektörü çalışanlarında risk değerlendirmesi algıları ve uygulama kültürleri düzeylerinin belirlenmesi amaçlandı. 2024, xii + 61 Sayfa Anahtar Kelimeler: Hazır yemek sektörü, Risk değerlendirmesi, İş kazası, Meslek hastalıkları
Bina inşaatlarında çalışanların toksik metal maruziyetlerinin değerlendirilmesi ve çalışanların bilgi düzeylerinin ölçülmesi
Bu çalışmada bina inşaatları çalışanlarında toksik metal maruziyetinin belirlenmesi ve anket çalışmasıyla çalışanların bilgi düzeylerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız kapsamında Kocaeli İli sınırları içerisinde 12 farklı bina inşaatında, 81 kişiden saç ve idrar örneği alındı. Ayrıca 81 çalışanla yüz yüze anket çalışması yapıldı. Analizler indüktif eşleşmiş plazma kütle spektrometresinde (ICP-MS) yapıldı ve tüm veriler SPSS paket programı ile değerlendirildi. Çalışmaya dahil olan işçilerin ortalama Pb idrar düzeyleri 66,12±32,93 µg/L olarak bulunurken, 12 kişinin değerleri limitlerin çok üstünde bulundu. Ortalama Pb saç düzeyleri ise 4,17±2,00 µg/g olarak hesaplanırken, 31 kişinin değerleri limitlerin çok üstünde bulundu. Ortalama Hg saç düzeyleri 1,10±0,96 µg/g olarak hesaplanırken, 24 kişinin değerleri limitlerin çok üstünde bulundu. 4 kişide As saç düzeyleri yüksek bulundu. Ayrıca 12 kişide Cd, 4 kişide Co, 9 kişide Ni, 6 kişide Cr ve 2 kişide Al idrar düzeyleri limitlerin üstünde bulundu.
Evrensel tasarım ilkeleri kapsamında üniversite yerleşkelerinde erişilebilirliğin değerlendirilmesi
Geleneksel tasarım sürecinde yetişkin, sağlıklı ve standart olarak tanımlanan kullanıcıya göre tasarım yapılmaktadır. Ancak doğuştan veya sonradan geçirilen hastalık, kaza ve yaş alımına bağlı olarak bedensel ölçüler, fiziksel güç, algı ve yeti düzeyi değişkenlik göstermekte ve birey yapıları ve çevreyi kullanmakta güçlük çekebilmektedir. Bu bağlamda değişen koşullar veya engellilik nedeniyle farklı kullanıcıların gereksinimlerini karşılayacak düzenlemelere ihtiyaç duyulmakta ve kullanıcıların sorunlarını gidermeye ve mevcut düzeni iyileştirmeye yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Kullanıcıları ötekileştiren bu düzenlemeler yerine son yıllarda mimarlık gibi tasarım içeren disiplinlerde tüm kullanıcı grupları kapsayan ve herkes için uygun ve erişilebilir bir toplum düzeni oluşturmaya yönelik evrensel tasarım ilkeleri ile sürdürülen çalışmalar yürütülmektedir. Engelliler ile birlikte farklılıkları olan kullanıcıların herhangi bir ayrıma uğramaksızın ve ötekileştirilmeksizin toplumsal yaşama katılabilmelerinin temel koşulu mekânlar, yapılar, kentsel çevreler ve hizmetlerin erişilebilir olması ile ilişkilidir. Dezavantajlı gruplar kadar, değişen koşullarda herkese uygunluk sağlayacak, herkesi kapsayacak biçimde kullanıcıların hayatını kolaylaştıracak olanakların sunulması ve yapılar ile çevreyi herkesi kapsayacak şekilde düzenlenmesinin gerekliliği Evrensel tasarım anlayışını doğurmuştur. Bu çalışmanın amacı Evrensel Tasarım ilkeleri kapsamında Anayasal bir hak olarak yükseköğretim verilen üniversite yerleşkelerinde erişilebilirliği değerlendirmektir. Eğitim alanları özellikle de üniversite yerleşkeleri kullanıcı çeşitliğini oluşturan tüm bireyler için bütün alanların ve unsurların erişilebilir ve kullanılabilir olması son derece önemlidir. Çalışma kapsamında Siirt Üniversitesi ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi yerleşkelerinin tüm kullanıcılar için uygunluğu ve mevcut erişilebilirlik durumu Erişilebilirlik Kılavuzu ve TS 9111 Standartları çerçevesinde değerlendirilmiş ve öneriler sunulmuştur.
İplik fabrikasında çalışan işçilerde ağır metal maruziyetinin değerlendirilmesi
Ağır metaller canlılar, özellikle de insanlar için önemli bir tehdittir. Ağır metallere doğadan maruz kalındığı gibi çalışma ortamında da maruz kalınabilir. Çalışma ortamı maruziyetinin incelenmesi amacıyla yapılan çalışmamızda, iplik fabrikasında çalışan 70 işçiden alınan saç numunesi ve anket uygulaması ile maruziyetin belirlenmesi amaçlanmıştır. Alınan saç numunelerinin analizi indüktif eşleşmiş plazma kütle spektroskopisinde (ICP-MS) yapıldı. Sonuçlar SPSS paket programı ile değerlendirilmeye alındı. Çalışmaya katılan erkek işçilerin Pb düzeyleri 4,68±2,97μg/g, kadın işçilerin Pb düzeyleri 4,43±2,73μg/g olarak bulundu. Cd düzeyleri erkek çalışanların 2,50±1,90μg/g, kadın çalışanların 2,26±1,78μg/g olarak bulundu. Ni düzeyleri erkek çalışanların 1,17±1,32μg/g, kadın çalışanların 1,02±1,07μg/g olarak bulundu. Bu bağlamda normal değerlerin üzerinde bulunan toksik metallerin yukarıda belirtilen Pb, Cd ve Ni olduğu tespit edildi. 2024, xiv + 126 Sayfa Anahtar Kelimeler: Ağır metal, Maruziyet, Pamuk
Konut gelişiminin Malatya örneğinde incelenmesi
Tarihsel süreç içerisinde Malatya; konumu, coğrafyası, iklim koşulları ve arazisinin yaşama elverişli olması ve önemli yol güzergâhları üzerinde olması gibi etmenler ile geçmişten günümüze yerleşim alanı olarak pek çok uygarlık tarafından tercih edilmiş ve kesintisiz kullanılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de katlı yapı kavramını gündeme getirmiştir. Bu çalışmanın amacı nüfus artışı, kentleşme ve teknolojinin gelişmesi ile günümüzde yapımı giderek artan konut gelişimini Malatya kent örneğinde incelemektir. Çalışmanın ikinci bölümünde Malatya kentine ve konutlara yönelik akademik çalışmalar kapsamlı şekilde taranarak literatür araştırılmış ve çalışmanın kuramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde kentin coğrafi, jeolojik, demografik ve ekonomik yapısı, Tarihsel süreç içerisinde ve gezginlerin anlatımı ile kentin mekânsal yapısı, kentte planlama çalışmaları araştırılmış, kentte konut gelişimini araştırmak üzere bir yöntem önerilmiş, Battalgazi ve Yeşilyurt ilçelerinde alan çalışması için seçilen caddelerde konumlanan konutlar fotoğraflanmış ve mimari projeleri elde edilmiştir. Konutlar yerinde yapılan gözlemlerle analiz edilmiş, mekânsal yapıları tartışılmış, 2000 ve 2024 yıllarına ait Google Earth görüntüleri ile yorumlanmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde bulgular tartışılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde alan çalışması ve analizlerden elde edilen veriler ile Malatya kentinde konutların günümüzdeki ve gelecekte olası durumu ile konutların kentin gelişimini ne boyutta ve ne yönde değiştirebileceği tartışılmış, mekân organizasyonuna yönelik öneriler sunulmuştur.
Naftil türevi rodamin boyar maddelerin sentezi, deneysel ve DFT yöntemlerle spektral karakterizasyonu
Çeşitli alanlardaki kullanımları nedeniyle rodamin boyar maddelerin sentezi önem arz etmektedir. Bu çalışmada, rodamin boyar madde türevi olan 9-[2-(etoksikarbonil)fenil]-Netil-6-(etilamino)-2,7-dimetil-3H-ksanten-3-iminyum klorür (Rodamin 6G) ile etilendiamin reaksiyonuyla literatürde daha önceden sentezi yapılan 2-(2-aminoetil)-3',6'- bis(etilamino)-2',7'-dimetilspiro(izoindolin-1,9'-ksanten)-3-on (Rh-EN) başlangıç maddesi sentezlenmiştir. Daha sonra Rh-EN bileşiğiyle üç farklı naftaldehit türevi bileşiklerin (1- naftaldehit, 4-metoksi-1-naftaldehit ve 2,3-dimetoksi-1-naftaldehit) uygun koşullar altında reaksiyonları sonucu yeni naftil türevi rodamin boyar maddeler (SAD-1, SAD-2 ve SAD3) elde edilmiştir. Sentezlenen tüm bileşikler uygun metot kullanılarak saflaştırılmış ve moleküler yapıları HR-MS, IR, Raman ve NMR spektroskopik yöntemler kullanılarak aydınlatılmıştır. Sentezi gerçekleştirilen bileşiklerin teorik hesaplamaları Yoğunluk Fonksiyonel Teori (DFT) yaklaşımı olan B3LYP metodu ve 6-31G (d,p) taban seti kullanılarak yapılmıştır. Bileşiklerin esnek bağlarının torsiyon açı taramasıyla konformer analizleri yapılarak en kararlı optimize yapılar elde edilmiş, elektronik özellikleri (HOMO & LUMO, MEP, küresel reaktivite tanımlayıcıları) hesaplanmış ve Potansiyel Enerji Dağılımları (PED) yardımıyla titreşim spektroskopik analizleri gerçekleştirilmiştir. Hesaplanan titreşim spektroskopik veriler deneysel değerleriyle karşılaştırılarak korelasyon grafikleri çizilmiş ve birbirleriyle uyumlu oldukları korelasyon katsayısı (R2) değerlerinin 0,9999 olarak hesaplanmasıyla ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Rodamin, naftaldehit, DFT, IR, Raman, NMR
In vitro şartlarda Aspartam ve D Vitamini'ne maruz bırakılan insan kan hücrelerinin biyokimyasal ve titreşim spektroskopik yönden araştırılması
Gıda katkı maddeleri; gıdaların üretimleri, hazırlanmaları, ambalajlanmaları ve depolanmaları esnasında gıdaya dayanıklılık, yoğunluk ve renk vermek amacı ile kullanılmaktadırlar. Aspartam sükrozdan 200 kat daha tatlı olmasından ve gıdaya verdiği tatlılık; kalori içeriğinin sadece %5'i ile sağladığından dolayı bu özellik onu daha eşsiz ve tutulan bir tatlandırıcı haline getirmiştir. Aspartam vücuda girdiğinde kanserojene ve nörotoksine dönüşebilmektedir. D vitamini; vücutta uzun süre depolanan ve yağ içerisinde çözünen bir vitamindir. Ayrıca endojen kaynaklı olarak elverişli biyolojik ortamlarda sentezi yapılabilen hormon ve hormon öncülü bir sterol yapıdır. Bu çalışmada, insan kan hücreleri üzerine in vitro koşullarda aspartamın ve D vitamininin antioksidan enzim aktiviteleri [süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon-S-transferaz (GST), glutatyon peroksidaz (GPx)], glutatyon redüktaz (GR), malondialdehit (MDA), glutatyon (GSH) seviyesi ve asetilkolinesteraz (AChE) aktiviteleri üzerindeki etkileri, ayrıca osmotik frajilite, DNA fragmantasyonu, canlılık tayini, titreşim spektroskopik yöntemlerden biri olan Raman spektroskopisi ile aspartamın ve D vitamininin eritrosit ve lökosit hücreleri üzerine etkileri de araştırılmıştır. Aspartam muameleli grupta AChE ve antioksidan enzim aktivitelerinin, GSH seviyesi ile canlılık yüzdesinin istatistiksel olarak azaldığı; DNA fragmantasyonu, MDA seviyesi ve osmotik frajilite değerlerinde ise arttığı görülmüştür. Bunun yanında aspartam ile beraber D vitamini uygulanan grupta aspartama karşı koruyucu bir etkinin olduğu görülmüştür. Sonuç olarak aspartamın insan kan hücreleri üzerinde toksik etki oluşturduğu, D vitamininin ise koruyucu etkileri olduğu ortaya konulmuştur. Kan hücrelerine ait Raman şiddetlerinde aspartam ilavesi ile azalma, D vitamini ilavesiyle ise artış gözlenmektedir. 2024, xiv + 95 Sayfa Anahtar Kelimeler: Sitotoksisite, Aspartam, D vitamini, Oksidatif stres, Raman
Türk politik kültüründe ittihat ve terakki mirası: İdeolojik bağlamda bir değerlendirme
Çalışmada, Türk politik kültüründe önemli bir yer tutan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu, gelişimi, iktidar yılları ve sonrasındaki mirası incelenmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nun gerileme döneminde ortaya çıkan İttihat ve Terakki Cemiyeti, Batılılaşma hareketleri ve ıslahat girişimlerine paralel olarak gelişmiştir. Tezde, Cemiyetin kuruluş süreci, siyasi, ekonomik ve toplumsal fikirleri, öncü düşünürleri ve liderleri analiz edilmektedir. Cemiyet, II. Meşrutiyet Dönemi'nde güçlenerek iktidarı ele geçirmiştir. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetim anlayışı, uygulamaları ve politikaları mercek altına alınmaktadır. Siyasi, ekonomik ve toplumsal alanda hayata geçirilen icraatlar ve bunların yarattığı sonuçlar incelenmektedir. Ayrıca, Cemiyetin Türkçülük ve milliyetçilik anlayışının gelişimi de bu süreçte değerlendirilmektedir. Cemiyet, ulus-devlet inşa etme, toplumsal ve kültürel dönüşümlere yön vermiştir. Çalışma, I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti'nin yıkılışı ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin tasfiyesini de kapsamaktadır. Cemiyetin mirasının Cumhuriyet Dönemi'ne yansımaları, siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlarda analiz edilmektedir. Çalışmada Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar olan süreçteki Cemiyetin kadrolarının siyasette yer buluşu, Cemiyet düşünce yapısı ve ilkelerinin devlet mekanizmasında benimsenme tarzı, eğitim, kültür ve kadın hakları konusunda Cemiyetin bıraktığı miras incelenmiştir. Asıl olarak askerî alanda kendine yer bulan Cemiyetin bugün askerî olarak nasıl karşılık bulduğu ve darbe dönemlerine etkisi, son olarak da İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin günümüz Türkiye'sindeki izleri tartışılmaktadır.
Kent meydanlarının kent morfolojilerinde yeri: Kayseri tarihi Kent (Cumhuriyet) Meydanı örneği
Kentlerin gelişim süreçlerinde bellek mekanları, odak ve işaret noktaları olarak kent meydanları kentlerin morfolojik oluşumunda önemli referans noktalarıdır. Bu meydanlar sadece fiziki kamusal mekanlar değil aynı zamanda o kentin sosyal yaşamının da izlerini taşır. Tarih boyunca pek çok medeniyetin izini taşıyan ve günümüze ulaşmayı başaran tarihi kent meydanları, ne yazık ki hızlı ve plansız kentleşme süreçleri nedeniyle kentsel baskılara maruz kalarak tarihi karakterlerini yitirme riskiyle karşı karşıyadır. Bu tez çalışmasında, Kayseri Tarihi Kent (Cumhuriyet) Meydanı'nın tarihsel süreç içerisinde kentin kimliği ve morfolojik oluşumundaki önemi, niteliği, geçirdiği değişimler ve günümüzdeki durumunu ortaya konularak gelecekte bu meydanda yapılacak düzenleme çalışmalarına altlık oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, literatür taraması ve saha çalışmaları ile gözlem ve fotoğraflama yoluyla, Kayseri tarihi kent meydanı ve çevresine dair geniş kapsamlı veriler toplanmış, bu veriler analiz edilerek meydanın tarihsel dokusu, yakın çevresiyle olan ilişkileri ve kent içindeki bağlantıları ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, meydanın tarihi ve mevcut yapılarla olan ilişkisinin yanı sıra kentsel dokudaki yerini de belirginleştirmekte, böylece sürdürülebilir kentsel koruma ve planlama çalışmaları için temel bir referans sağlamaktadır. Bu tez, gelecekte Kayseri'de veya başka kentlerde benzer tarihi meydanların korunması ve değerlendirilmesine yönelik çalışmalara ve uygulamalara bilgi akışı sağlayarak örnek teşkil etmesi hedeflenmiştir.