
509
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Tartrazi'in insan kan dokusu üzerine in vitro toksik etkisinin ve gallik asit ile karnosik asit'in koruyucu özelliklerinin belirlenmesi
Sentetik bir boya maddesi olan tartrazin (TRZ), gıda maddelerinde sıklıkla renklendirici olarak kullanılmakta ve canlılarda toksik etkilere neden olmaktadır. Gallik asit (GA) ve Karnosik asit (CA) ise koruyucu etkileri olan antioksidan maddelerdir. Bu tez çalışmasında, TRZ 25mM, GA 30μM ve CA 30μM dozlarında eritrosit ve lökosit hücrelerine in vitro olarak uygulanmıştır. Kan hücrelerinin antioksidan savunma sistemi enzimlerinden süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPx), glutatyon-S-transferaz (GST), glutatyon redüktaz (GR) aktiviteleri, lipit peroksidasyonunun son ürünü olan malondialdehit (MDA) seviyesi, glutatyon (GSH) seviyesi ve asetilkolin esteraz (AChE) aktivitesi kontrol grubu ile karşılaştırılmalı olacak şekilde spektrofotometrik yöntem ile belirlenmiştir. Bunların yanında DNA fragmantasyonu, osmotik frajilite ve canlılık tayinleri de yapılmıştır. TRZ uygulanan grupta antioksidan enzim aktivitelerinin, AChE aktivitesinin, GSH seviyesinin ve canlılık yüzdesinin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azaldığı gözlemlenmiştir. Fakat MDA seviyesinde, DNA fragmantasyonunda ve osmotik fragilite değerlerinde artış meydana geldiği belirlenmiştir. Bunun yanında TRZ ile beraber GA, CA ve GA+CA uygulanan gruplarda TRZ'ye karşı koruyu etkilerin oluştuğu görülmüştür. Sonuç olarak TRZ'nin insan kan hücrelerine toksik etkisinin olduğu, GA ve CA'nın ise tam olarak olmasa da koruyucu etkileri olduğu tespit edilmiştir.
Hekim ve hemşirelerin derin ven trombozunu önleyen mekanik profilaktik yöntem kullanımları ve belirleyen faktörler
Bu çalışma hekim ve hemşirelerin derin ven trombozunu önleyen mekanik profilaktik yöntem kullanımları ve belirleyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışma, 7 Aralık 2020-1 Şubat 2021 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri'nin Cerrahi/Dahili Klinikler/Yoğun Bakım Ünitelerinde çalışan 303 hemşire ve 264 hekim ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından literatürden yararlanılarak geliştirilen "Hemşire/Hekim Veri Toplama Formları" kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde dağılımları, Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis-H testi kullanılmıştır. Çalışmamızda kliniklerde en fazla kullanılan mekanik profilaktik yöntemin antiembolik çorap olduğu (hekim %78,7, hemşire %79,7), diğer yöntemlerin kullanım oranının oldukça düşük olduğu, mekanik profilaktik yönteme hekimin karar verdiği ve mekanik profilaktik yöntem kullanımına ilişkin herhangi bir kılavuz/protokol bulunmadığı belirlenmiştir. Hemşirelerin büyük çoğunluğunun (%70,6) mekanik profilaktik yöntemlere yönelik eğitim almadığı, uygulamada hasta uyumsuzluğu (%38,9), doğru uygulama (%27,9) ve takip (%20,0) yapamama ve hastane prosedürü (%13,2) ile ilgili güçlük yaşadıkları ve yaşadıkları güçlüklerin iş yoğunluğu (%32,2), personel (%25,9) ve eğitim (%23,6) eksikliğinden kaynaklandığı saptanmıştır. Hekimler hastalara kullanılacak mekanik profilaktik yöntemlere klinikte kullanılan rutin uygulamaya (%20,2) ve kullanım kolaylığına göre (%19,0) karar verdiklerini, hemşirelerin ise hastanın risk değerlendirmesi (%28,8), klinikte kullanılan rutin uygulamaya (%21,1) ve hastanın tedavisini üstlenen hekime göre (%20,7) karar verildiğini ifade etmişlerdir. Hemşirelerin mekanik profilaktik yöntem kullanımına ilişkin bilgi puan ortalamalarının orta düzeyin alt sınırında olduğu (45,80±20,88) belirlenmiştir. Mekanik profilaktik yöntem kullanımını belirleyen faktörlerin; klinikteki rutin uygulamalar, uygulama kolaylığı, hastaya uygunluğu, risk değerlendirmesi, kliniklerde halihazırda bulunan malzeme, hekimin tercihi ve cerrahi prosedür olduğu belirlenmiştir. Hekim ve hemşirelerin mekanik profilaktik yöntem kullanımına ilişkin bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmaya yönelik uygulamaların yapılması, kliniklerde kılavuz/protokollerin kullanılması önerilmektedir.
Hadisler ışığında kadınların cami âdâbı
Hz. Peygamber döneminde kadınların mescidi sıklıkla kullandıkları bilinmektedir. Ancak Peygamber efendimizden sonraki dönemlerde kadınların mescidden uzak tutuldukları görülmektedir. Bu durum, asr-ı saâdet'ten günümüze kadınların mescidle olan ilişkisinin araştırılmasına, onların camiye gelirken ve cami içerisinde davranmaları gereken prensiplerin incelenmesine neden olmuştur. Bu düşünceden hareketle yaptığımız çalışmada ayrıca kadınların mescide gelmelerini teşvik eden ve onların namazlarını evlerinde kılmalarının daha hayırlı olacağını söyleyen rivayetlerin nasıl anlaşılması gerektiğine değinilmiştir. Sonuç olarak yeniden konu ile ilgili hadisler incelenerek son çözüm aranmıştır. Anahtar Kelimeler: Hz. Peygamber, Cami, Kadın, Âdâp.
İslâm hukukuna göre günümüzde ganimetlerin paylaşımı
Tarih boyunca savaşlar kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu savaşlar sonucunda galip olan taraf, mağlup olan taraftan ele geçirdikleri menkul veya gayrimenkul mal varlıkları ve esirleri "ganimet" olarak almıştır. Câhiliye dönemindeki Araplarda kabile sistemine dayalı toplum yapısı ve çöl ikliminin zor şartları genelde ganimet almaya yönelik savaş ve baskınlara sebep olmuş ve bu savaş ve baskınlarda genel olarak ahlâkî bir kural veya adalet anlayışının da olmadığı görülmüştür. Ganimette en büyük payı kabile reisi komutan vasfıyla kendine almış, ganimetin geri kalanı ise rastgele dağıtılmıştır. İslâm gerek savaşta gerekse savaş sonrası ganimetlerin taksiminde belli kurallar getirerek toplumların veya devletlerin savaş anlayışlarına medeniyet getirmiştir. Allah Teâlâ âyet-i kerîmelerde ganimet ve taksimi ile alakalı hükümleri bildirmiş, Hz. Peygamber de bu hükümleri tatbik etmiştir. Bu tez çalışmasında, ganimet taksimiyle alakalı Kur'ân'da bildirilen hükümlerin Hz. Peygamber ve onun yolundan giden "Dört Halife" döneminde nasıl uygulandığı tespit ettik, böylece günümüzde ganimet taksiminde uyulması gereken kural ve düzenlemelerin nasıl olması gerektiği hakkında bir sonuca vardık.
Yozgat ilinde kan grup dağılımı ve kan grup antijen sıklığının incelenmesi
Yozgat ilinde gönüllü kan bağışçılarından alınan kanların ABO, Rh Subgrup (C,c,D,E,e,Cw) ve Kell (K) kan grup dağılımının antijen sıklığını belirleyerek, kan güvenliği ve transfüzyon tıbbında doğru bilgiye sahip olmak, bireylerin ihtiyaçları ve kan bankası işlemlerinde bu bilgilerin hem pratikte hem de bilimsel olarak veri tabanı oluşturulması amaçlanmıştır. Araştırma Retrospektif (geriye dönük) olarak yapılmıştır. Nisan 2012 – Nisan 2021 tarihleri arasında Türk Kızılay Yozgat Kan Bağışı Merkez‟inde ilk defa kan bağışı yapan 15.868 kan bağışçısının ABO ve Rh(D) kan grubu dağılım oranını belirlemek. Mayıs 2012 – Nisan 2021 tarihleri arasında 1.442 kan bağışçısının Rh Subgrup (C,c,E,e,Cw) ve Kell (K) kan grup dağılımlarının antijen sıklığını belirlemek. Bölge Kan Merkezlerimiz bünyesindeki immünohematoloji laboratuvarında ABO, Rh alt grup ve Kell gruplama testleri jel santrifügasyon yöntemi tam otomatik cihazlar (Grifols Erytra) ile yapılmaktadır. Test sonuçların Kızılay KHGM‟ne ait veri sistemine işlendikten sonra verilerin toplanmasında kan bağışçısı kayıt formu kullanılmıştır. Araştırmada alınan kanlarda kan grup dağılımı sırasıyla % 42,76 A kan grubu; % O kan grubu 33,63; % 16,16 B kan grubu ve % 7,45 AB kan grubu bulunmuştur. Rh(D) kan grubu ise % 88,41 Rh(D) pozitif ve % 11,59 Rh(D) negatif bulunmuştur. Rh Subgrup antijenlerinin pozitif sıklığı sırasıyla; % 73,43 ile C, % 74,54 ile c, % 29,75 ile E ve % 97 ile e olduğu görülmüştür, ayrıca Cw- antijeninin sıklığı ise % 99,22 bulunmuştur. Kell (K-) kan grup antijeninin sıklığı ise % 93,5 olarak bulunmuştur. 2021 Anahtar Kelimeler: Yozgat, kan grup, ABO, Rh, Kell, Subgrup
Muhasebede hata ve hilelerin ortaya çıkartılması ve engellenmesinde iç kontrolün rolü: Kayseri OSB'de bir uygulama
Günümüzde küreselleşmenin artması ile birlikte ekonomik yapıda, teknolojik gelişmelerin ve buna bağlı olarak ticari işlem çeşitliliğinin artması muhasebe sisteminde ortaya çıkacak hata ve hileleri arttırmaktadır. Bu artış finansal tabloları analiz ederek karar verecek olan paydaşların kararlarında yanılmalarına sebep olacaktır. Son zamanlarda artan hileli işlemler teknolojinin de gelişmesi ile birlikte önüne geçilemez bir hal almaktadır. Hileli işlemler işletmeye maddi zarar vermekle kalmayıp işletmenin imajının sarsılmasına, işletmenin iflas etmesine ve paydaşların mağdur olmasına sebep olmaktadır. İşletmeler açısından hilelerin tespit edilmesi ve önlenmesi zordur. Dolayısıyla hile tespit edilene kadar işletmeler ağır darbeler alacaktır. Yaşanan bu olumsuzluklar iç kontrol sistemine duyulan ihtiyacı beraberinde getirmiştir. İşletmenin muhasebe sisteminde hata ve hilenin yaşanmaması için etkin bir iç kontrol sisteminin olması gerekir. İç kontrol sistemi işletmenin faaliyetlerinin aksamaması ve işletmenin belirlemiş olduğu hedeflere ulaşmak için işletmelerde bulunması gereken bir sistemdir. Etkin bir iç kontrol sistemi işletme varlıklarının korunması, varlıkların etkin ve verimli kullanılması ve finansal tablolara olan güveni sağlamaktadır. Muhasebede hata ve hilelerin engellenmesinde iç kontrolün rolü başlıklı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak hata ve hile kavramlarına, hata ve hilenin yaygınlığı, hata ve hile türlerine değinilmiştir. İkinci bölümde kontrol ve iç kontrol kavramları, iç kontrolün amaçları, iç kontrolün türleri, iç kontrolle ilgili Türkiye ve dünyada yapılan yasal düzenlemeler ve hata ve hile ile ilgili Türkiye'de ve dünyada karşılaşılan skandallara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise muhasebede hata ve hilenin ortaya çıkartılması ve önlenmesinde iç kontrolün etkinliğini ölçmek için nicel veri toplama yöntemi olan anket yöntemi kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Hata, Hile, İç Kontrol, Organize Sanayi Bölgesi, Kayseri
X ve Y nesli öğretmenlerde etik iklim ile iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, X ve Y Nesli öğretmenlerin okullarında algıladıkları etik iklim ve iş doyumu düzeylerine ilişkin görüşlerini ortaya koymak ile etik iklim ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde, nicel araştırma yaklaşımı ile yürütülmüştür. Araştırmanın hedef evreni 2019-2020 eğitim öğretim yılında Yozgat il merkezinde kamu okullarında görev yapan 1285 öğretmenden, örneklemi ise 331 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veriler Örgütsel Etik İklim Ölçeği (Özen ve Durkan, 2016) ve İş Doyumu Ölçeği (Tezer, 2001) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann-Whitney U, Kruskal Wallis-H ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre X Nesli öğretmenlerin okullarında etik iklimi algılama düzeyleri yüksektir. X Nesli öğretmenler okullarında kurallı iklimi "her zaman", verimli, sosyal sorumlu, çıkarcı yardımsever ve ilkeli iklimleri "çoğu zaman" algılamaktadırlar. X Nesli öğretmenlerin etik iklime ilişkin görüşleri arasında görev ve kıdem değişkenlerine göre fark vardır. X Nesli okul yöneticileri ile 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin etik iklim algılamaları daha olumludur. X Nesli öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri yüksektir. X Nesli öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri arasında demografik değişkenlere göre anlamlı fark yoktur. X Nesli öğretmenlere göre algılanan etik iklim ile iş doyumu arasında pozitif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Y Nesli öğretmenlerin okullarında etik iklimi algılama düzeyleri yüksektir. Y Nesli öğretmenler okullarında kurallı, verimli, sosyal sorumlu, çıkarcı yardımsever iklimleri "çoğu zaman" ve ilkeli iklimi "bazen" düzeyinde algılamaktadırlar. Y Nesli öğretmenlerin etik iklime ilişkin görüşleri arasında branş ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre fark vardır. Y Nesli sınıf öğretmenleri ve lisans mezunu öğretmenlerin etik iklim algılamaları daha olumludur. Y Nesli öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri yüksektir. Y Nesli öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri arasında cinsiyet, branş ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre fark vardır. Y Nesli kadın öğretmenlerin, sınıf öğretmenlerinin ve lisans mezunu öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri daha olumludur. Y Nesli öğretmenlere göre algılanan etik iklim ile iş doyumu arasında pozitif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Bu araştırmada tüm öğretmenlerin okullarında etik iklimi algılama düzeyleri yüksek bulunmuştur. Öğretmenler okullarında kurallı, verimli, sosyal sorumlu, çıkarcı yardımsever iklimleri "çoğu zaman" ve ilkeli iklimi "bazen" düzeyinde algılamaktadırlar. Öğretmenlerin etik iklime ilişkin görüşleri arasında nesil, görev, branş, eğitim düzeyi ve kıdem değişkenlerine göre anlamlı fark vardır. X Nesli öğretmenlerin, okul yöneticilerinin, sınıf öğretmenlerinin, lisans mezunu öğretmenlerin ve 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin etik iklim algılamaları daha olumludur. Öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri yüksektir. Öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri arasında branş ve kıdem değişkenlerine göre fark vardır. Sınıf öğretmenlerinin ve 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri daha olumludur. Tüm öğretmenlere göre algılanan etik iklim ile iş doyumu arasında pozitif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır.
Etkili metotlar ile anti-kübik nonlineerliğe sahip çift kırılmalı fiberlerde optik solitonlar
Optik solitonlar, nonlineer optik alanındaki en temel araştırma konularından biridir. Bu tezde anti-kübik nonlineerliğine sahip çift kırılmalı fiberlerde optik solitonların dinamiği incelendi. Genişletilmiş Jacobi eliptik fonksiyon açılım şeması ve modifiye edilmiş Jacobi eliptik fonksiyon açılım yaklaşımı ile, ele alınan model için optik soliton çözümler ortaya çıkarıldı. Her iki integrasyon algoritması kullanılarak elde edilen çözümler başlangıçta Jacobi'nin eliptik fonksiyonları açısından tasarlandı. Sınırlayıcı süreç, eliptiklik modülü sıfıra veya bire yaklaştığında, soliton çözümleri ortaya çıkar. Çok sayıda integrasyon normlarından soliton çözümlerin bir spektrum elde edildi. Böyle solitonlar için varlık kriterleri de listelendi.
Genişletilmiş (G'/G)-açılım yöntemi ile manyeto-optik dalga kılavuzlarında optik soliton pertürbasyonu
Optik soliton bilimlerinin en geçerli uygulamalarından biri, harici bir manyetik alanın soliton dağınıklığı etkisini kontrol ettiği manyeto-optik dalga kılavuzlarıdır. Bu teknoloji harikası, kıtalar arası mesafelerde soliton darbelerin aerodinamik akışını sağlamak için endüstri genelinde uygulanır. Bu nedenle, koruma yasaları, nümerik analiz ve benzeri ek özelliklere bakmak için, manyeto-optik dalga kılavuzlarında ana model denklemi üzerinde çalışmak ve bir soliton çözümü sağlamak zorunludur. Bu çalışmada, çeşitli pertürbasyon terimleri ile manyeto-optik dalga kılavuzlarındaki optik soliton çözümler elde edildi. Grup-hız dağılımına ek olarak, uzay-zamansal dağılım terimi de dikkate alındı. Bu çözümleri ortaya çıkarmak için kullanılan analitik şema, genişletilmiş (G'/G)−açılım yaklaşımıdır. Bu çalışmada ele alınan on nonlineerlik türü vardır. Bunlar, Kerr yasası, kuvvet yasası, kuadratik-kübik yasası, parabolik yasası, çiftkuvvet yasası, logaritma yasası, anti-kübik yasası, kübik-kuintik-septik yasası, üçlü kuvvet yasası nonlineerlikleri ve zayıf yerel-olmayan nonlineerliğe sahip parabolik yasasıdır. Çalışma sonucunda parlak, koyu ve tekil soliton çözümler elde edildi. Ayrıca bu solitonların varlığı için kısıtlama koşulları da sunuldu.
F-açılım yöntemleri ile kudryashov kırılma indisi yasasına sahip kübik-kuartik optik solitonlar
Çok sayıda model, kıtalararası ve okyanus ötesi mesafeler boyunca soliton yayılmasının dinamiklerini kontrol eder. Bu kadar geniş denklem yelpazesi, optik metamalzemeleri ve meta yüzeylerinin yanı sıra dağılım-baskın fiberleri, dağılım-düz fiberleri, çift kırılmalı fiberleri içeren çeşitli fiziksel durumlardan kaynaklanır. Son zamanlarda önerilen en son modellerden biri, ilk olarak 2019 yılında ortaya çıkan Kudryashov denklemidir. Bu denklem, nonlineer optikte kuvvet-yasası tipinin dörtlü nonlineer terimlerini içeren ilk modeldir ve bu, onu benzersiz bir tür haline getirir. Bu çalışmada, polarizasyonu koruyan fiberlerdeki Kudryashov denklemine kübik-kuartik optik soliton çözümler verildi. İntegrasyon, dört bağımsız forma sahip F-açılım şeması ile gerçekleştirilirdi. Bu algoritma ek olarak, complexiton çözümlerin yanı sıra Jacobi eliptik fonksiyonlarını, Weierstrass eliptik fonksiyonunu ve trigonometrik fonksiyon çözümlerini içeren birkaç başka çözüm türünü ortaya çıkardı.