Zonguldak Bülent Ecevit University
Institute

Institute of Health Sciences

Zonguldak Bülent Ecevit University

34

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Diyaliz yeterlilik parametrelerinin ayak dolaşım ve cilt üzerine etkilerinin termal kamera bulguları ile karşılaştırılması

Kronik böbrek hastalığı varlığı ayak ülserasyonlarında yüksek riskli ayak grubuna girdiğinden ve ülserasyon olan bölgenin sıcaklığının artması nedeniyle termal görüntüleme dolaşım ve cilt üzerine etkilerin incelenmesinde hedefe ulaşmak için iyi bir teknolojidir. Bu çalışma kronik böbrek hastalığı nedeniyle hemodiyaliz tedavisi alan hastaların hemodiyaliz yeterliliği parametrelerinin ayak dolaşım ve cilt üzerine etkilerinin termal kamera bulguları ile karşılaştırılması amacı ile planlandı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi , Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi ve Zonguldak Ereğli Devlet Hastanesi hemodiyaliz servislerinde Ocak 2019-Nisan 2019 tarihleri arasında 4 saat hemodiyaliz tedavisi gören hemodiyaliz yeterliliği olan 55 hasta (Grup I) ve hemodiyaliz yetersizliği olan 33 hasta (Grup II) toplamda 88 hasta çalışmaya dahil edildi. Hemodiyaliz hastalarının dosyalarından demografik verileri, yaş, boy, kilo, vücut kitle indeksi, cinsiyet, diyalize girme süresi, kronik hastalıkları ile albumin, fosfor, hemoglobin gibi laboratuvar bulguları kayıt edildi ve URR ile Kt/V hesaplandı. Hemodiyaliz işlemi bittikten sonra en az 15 dakika beklenerek termal kamera ile hastaların ayaklarının plantar fotoğrafları yaklaşık 60 cm mesafe korunup, gün ışığında standart ölçümler sağlanarak çekildi. Hemodiyaliz hastalarının ayaklarındaki dört anjiozom bölgesindeki sıcaklıklar akıllı telefon termografik teknolojisi ile hesaplanarak ortalama sıcaklıklar tespit edildi. Çalışmadaki bütün istatistiksel veri analizlerinde p değeri 0, 05 in altındaki sonuçlar istatiksel olarak anlamlı kabul edildi. Yaş oranı %92'lik oranla (61 ±13.20) yüksek, BKİ 24.6 sonucuyla fazla kilolu bulundu. Hastaların demografik ve klinik özelliklerine göre dağılımında anlamlı farklılık saptanmadı. Periferik arter hastalığı olmayan hemodiyaliz hastalarında diyaliz yeterliliğinde kullanılan klinik ve biyokimyasal parametrelerden albumin, fosfor, hemoglobin, kinetik göstergelerden URR ve Kt/V ile MPA, LPA, MCA, LCA noktalarındaki anjiozom sıcaklıkları ile sağ ve sol ortalama sıcaklıklarının karşılaştırılmasından elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p0.05). Bu veriler periferik arter hastalığı olmayan hemodiyaliz hastalarında hemodiyaliz yeterlilik parametrelerinin yeterli ya da yetersiz olmasının ayak dolaşım ve cilt üzerine etkisinin olmadığını gösterdi. Bu durum hastaların her iki ayağı arasındaki fark değerlendirildiğinde de değişmedi. Diabetes mellitus tanısı olan hasta grubunda ise hem hastalar arasında hem de hastaların her iki ayağı arasında da anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Anahtar kelimeler: Termal kamera, hemodiyaliz yeterliliği, kronik böbrek hastalığı, ayak dolaşım ve cilt

AyakAyak ülseriBöbrek hastalıkları+5
Banu Kurban
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyat öncesi uygulanan gevşeme egzersizlerinin anksiyete düzeyine etkisi

Ameliyat; büyüklüğü farketmeksizin, fizyolojik, davranışsal ve psikolojik olarak hastaları etkileyen ve endişe yaşatan cerrahi işlemlerdir. Yaşanan bu endişe sonucu oluşan anksiyete, kontrol altına alınmazsa ameliyatın her aşamasında hastalarda istenmeyen sorunlara neden olur. Bu araştırma, gömülü yirmi yaş dişi cerrahisi öncesi gevşeme egzersizlerinin, hastaların anksiyete düzeyine ve fizyolojik parametrelerine (sistolik ve diyastolik kan basıncı, kalp atım hızı ve solunum sayısı) etkisini incelemek amacıyla 02.03.2017- 01.02.2018 tarihleri arasında randomize kontrollü, yarı deneysel olarak gerçekleştirildi. Araştırma örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul edilen 130 hasta oluşturdu. Ameliyat öncesi dönemde rahatlatıcı müzik eşliğinde progresif gevşeme egzersizleri, deney grubundaki 65 hastaya kulaklıkla 30 dk dinlettirilerek uygulandı. Kontrol grubundaki 65 hasta ise gevşeme egzersizi yapmadan 30 dk aynı ortamda dinlenerek bekledi. Her iki uygulama öncesi 0.dk ve uygulama sonrası 30.dk sistolik ve diyastolik kan basınçları, kalp atım hızları, solunum sayıları, anksiyete düzeyleri ve uygulama sonrası memnuniyet düzeyleri değerlendirildi. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 19.0 istatistiksel paket programı ile analiz edildi. Bulgular % 95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlandı. Araştırmada, deney grubundaki hastaların uygulama sonrası durumluk kaygı puan ortalamalarının, kontrol grubuna göre anlamlı şekilde düşük olduğu (p<0.001), deney ve kontrol grubundaki hastaların uygulama sonrası sistolik ve diyastolik kan basıncı, kalp atım hızı ve solunum sayısına ait bulgularda istatistiksel anlamlı farklılık olduğu bulundu (p<0.001). Ameliyat öncesi uygulanan gevşeme egzersizleri hastaların anksiyete düzeyi, sistolik ve diyastolik kan basıncı, kalp atım hızı, solunum sayısından oluşan fizyolojik parametereler üzerinde etkili olduğu ve gevşeme egzersizi yapılan deney grubu hastalarda memnuniyetin daha yüksek olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, gevşeme egzersizleri, cerrahi hasta, ameliyat öncesi dönem, gömülü dişler

AnksiyeteCerrahiDiş-gömülü+4
Nigar Ak Türkiş
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suprafizyolojik dozda kullanılan nandrolon decanoate' ın oluşturduğu testis hasarına karşı curcumin'in etkisi

Testosteronun sentetik türevi olan anabolik androjeniik steroidler (AAS) sporcular tarafından, kas gücünü ve kütlesini arttırmak, vücut görünümünü biçimlendirmek gibi tıbbi amaçlar dışında kullanılmaktadır. En yaygın kullanılan türevi Nandrolon Decanoate (ND)'dır. ND kullanımı, testiküler atrofi ve bozulmuş spermatogenezise yol açmaktadır. Spermanın kalitesi ve niceliğinin azalması ile infertiliteye neden olabileceği gösterilmiştir. AAS'lerin sebep olduğu fertilizasyon bozukluğu gibi çeşitli olumsuz klinik sonuçlar DNA hasarıyla ilişkilendirilmektedir. Nandrolon Decanoate inflamatuar sitokinler, apoptotik markerlar ve DNA hasarının artırılması yoluyla sıçanlarda testis hasarını indüklemektedir. Curcuminin antioksidan, antiinflamatuar özelliklere sahip olduğu pek çok çalışmada bildirilmiştir. Biz de ND'nin oluşturduğu testiküler hasara karşı curcuminin koruyucu etkisinin olabileceği hipotezini öne sürmekteyiz. Çalışmamızda 40 adet Wistar albino sıçan, 4 gruba ayrıldı. 8 hafta boyunca Kontrol grubuna haftada bir defa fıstık yağı/benzil alkol karışımı ve her gün dimetilsülfoksit, ND grubuna 10 mg/kg/hafta dozda ND ve her gün DMSO, Curcumin grubuna haftada bir defa fıstık yağı/benzil alkol karışımı ve her gün 100 mg/kg dozda Curcumin, ND+Curcumin grubuna 10 mg/kg/hafta dozda ND ve her gün Curcumin verildi. Deney sonunda sakrifiye edilen tüm deneklerden alınan semen örneğinde sperm parametreleri (sperm konsantrasyonu, motilite, viabilite ve morfoloji) test edildi. Alınan testis örneklerinde ise histopatolojik bulguları belirlemek için Hematoksilen-Eozin (H-E) ve Periyodik Asit Schiff (PAS) ile boyamaları yapıldı. ND'nin testislerde, PARP-1, Kaspaz-3, Nf-κB ve TNF-α ekspresyon düzeylerindeki değişiklikler immunohistokimyasal analiz ile incelendi. Tüm değerlendirmeler ışığında ND kullanımının testiste DNA hasarı ve apoptozu artırdığı, spermanın kalitesini azaltarak infertiliteye, doku hasarına ve inflamasyona sebep olduğu, curcuminin ise bu hasarı önlemede olumlu yönde etkili olduğu tespit edildi. Anahtar kelimeler: Nandrolon Decanoate, Curcumin, PARP-1, Kaspaz-3, TNF-α, Nf-κB

AndrojenlerHayvan deneyleriKaspazlar+7
Nurten Güleryüz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde siber zorbalık/ siber mağduriyet davranışları ve internet saldırganlığı düzeyleri- Zonguldak örneği

Bu araştırma da Zonguldak' ta ki ortaokul öğrencilerinde siber zorbalık /siber mağduriyet ve internet saldırganlığı düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma betimsel bir araştırma olup, ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında, Zonguldak İli' nde bulunan üç ortaokulda ki 6 ve 7. Sınıflarında bulunan 1400 öğrenciden 872 tanesine ulaşılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilere, 13 farklı soruyu içeren kişisel bilgi formu ve "Siber Zorbalık Ölçeği" ve "Siber Mağduriyet Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; çalışmaya katılan öğrencilerin %68' i 12-13 yaş aralığında, %51.8'i kız, %48.2'si erkek, ailelerin %84.9'u orta sınıf gelir durumuna ait, annelerin %36.7'si babaların ise %38.9'u lise mezunudur. Çalışmadaki öğrencilerin %79.72'si sosyal medya kullanıcısıdır. Yapılan analizlerde siber zorbalığı erkeklerin daha fazla yaptığı görülmüştür. Siber zorbalık yaş arttıkça artmakta iken, yaş azaldıkça siber mağduriyet artmaktadır. Ayrıca gelir durumu düşük ailelerin çocuklarında siber zorbalık artarken, annesi önlisans ve üniversite eğitim seviyesine sahip çocuklarda siber mağduriyet azalmaktadır. Öğrencilerin interneti kullanım amaçlarına göre oyun, sosyal sitelerde insanlarla tanışmak, araştırma ve ödev amacıyla interneti kullanan öğrencilerin bu amaçlarla internete girmeyenlere göre daha fazla siber zorba oldukları bulunmuştur. Sonuç olarak; çocuklara sanal risklerin anlatıldığı siber zorbalık ve mağduriyet kavramlarının açıklandığı eğitimler düzenlenmelidir. Anahtar Kelimeler: Siber zorbalık, Siber mağduriyet, Siber saldırganlık

MağduriyetOrtaokul öğrencileriSaldırganlık+3
Afide Akyüz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir palyatif bakım merkezi örneğinin yatan hasta özellikleri, kullanıcı memnuniyeti, bakım hizmetinin niteliği ve maliyet boyutlarıyla değerlendirilmesi

Araştırmada palyatif bakım hizmetleri ve ülkemizdeki profili, bir palyatif bakım merkezi örneğinde ele alınarak incelenmiştir. Kesitsel tipteki araştırma, 01.10.2015-30.06.2016 tarihleri arasında Ankara Ulus Devlet Hastanesi palyatif bakım merkezinde palyatif bakım desteği alan, beş gün üzeri yatan, tekrar yatışı olmayan, çalışmaya katılmayı kabul eden 100 hasta ile 100 aile üyesinde uygulanmıştır.Veriler yüze yüze anket yoluyla ve hasta dosyasından elde edilmiştir. Analizlerde; sayı, yüzde, ortalama±standart sapma, ki-kare testi, independent t testi, mann whitney u testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Hastaların ortalama yaşı 62.8 yıl olup, %48.0'i 65 yaş ve üzerindedir. Hastaların %65.0'i erkektir. Ortalama yatış süresi 56.5 gündür. Yatış süresinin literatürdeki benzer çalışmalardan daha uzun olduğu bulunmuştur. Hastaların %42.0'si yatağa tam bağımlıdır. Hastalar en sık beslenme bozukluğu, ardından genel durum bozukluğu ve aile eğitimi nedeniyle kabul edilmiştir. Hastaların %29.0'u kanser nedeniyle yatırılmıştır. Hastaların %49.0'unun yatış nedeninin altında bir nörolojik hastalık bulunmakta olup, en sık görülen nörolojik hastalık SVO'dur. Literatürden farklı olarak postoperatif dönem hastaları da palyatif bakım desteği için kabul edilmiştir. Aile üyelerinin ortalama yaşı 48.0 yıl olup, %67.0'si kadındır. Aile palyatif bakım memnuniyeti ortalama 4.4±0.6 puan olarak ölçülmüş olup, "memnun" ve "çok memnun" düzeyindedir. Ailelerin %53.0'ü taburcu sonrası bakım yeri olarak evi, %42.0'si bir palyatif bakım merkezini tercih etmektedir. Ağrı yönetimi memnuniyetinin ailenin taburcu sonrası bakım yeri tercihinde etkili olduğu ve bir palyatif bakım merkezini tercih etmek istediği bulunmuştur. Ailelerin %81.0'inin palyatif bakım konusunda farkındalığının olmadığı, %19.0'unun farkındalığının olduğu bulunmuştur. Hastaların direkt hastalık maliyeti incelenmiştir. Ortalama hasta birim maliyeti 22.128 TL, yatılan gün birim maliyeti 391 TL olarak bulunmuştur.

Hasta bakımıHasta memnuniyetiHospis ve palyatif bakım hemşireliği+7
Hale Gürel Yavuzdemir
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik böbrek hastalığı nedeni ile hemodiyalize giren hastaların ayaklarında nöropati değerlendirmesi

Bu çalışma son dönem böbrek hastalığı nedeniyle hemodiyalize giren hastaların ayaklarında nöropatinin değerlendirilmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya Diabetes Mellitus tanısı olmayan 35 hemodiyaliz hastası (Grup-I), Diabetes Mellitus tanısı olan 26 hemodiyaliz hastası (Grup-II), kronik böbrek hastalığı olmayan Tip 2 Diabetes Mellitus tanısı olan 50 hasta (Grup-III) olmak üzere toplam 111 hasta alındı. Çalışma Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hemodiyaliz Ünitesi ve Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi ile ZBEÜ Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Podoloji Ünitesi'nde gerçekleştirildi. Nöropati tanısında kullanılan tanı kriterlerinden subjektif semptomların varlığı, Semmes Weinstein monofilament incelemesi, diyapazon ve biyoteziyometre ile vibrasyon algılama eşikleri ve aşil refleksinin varlığı hazırlanan veri toplama formuna kayıt edildi. Çalışmada yer alan sürekli değişkenlere ait tanımlayıcı istatistikler ortalama, standart sapma, medyan, minimum ve maksimum değerleriyle; kategorik değişkenler frekans ve yüzde ile gösterildi. Sürekli değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro wilk testi ile incelendi. Normal dağılım göstermeyen değişkenlerin iki grup karşılaştırmalarında Mann Whitney-U testi, 3 ve daha fazla grup karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi, 2'li alt grup karşılaştırmalarında Bonferonni düzeltmeli Mann Whitney-U testi kullanıldı. Nitel değişkenlerin gruplar arası karşılaştırmalarında Pearson ki-kare testi kullanıldı. Çalışmadaki tüm istatistiksel analizlerde p değeri 0,05'in altındaki sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Grup-I'de ki hastaların %17'sinde nöropati tespit edilirken Grup-II'de ki hastaların %69'unda, Grup-III'de ki hastaların %24'ünde nöropati tespit edildi. Grup II'de ki nöropati oranı Grup-I ve Grup-III'e göre anlamlı yüksek bulundu (p<0.001). Grup-I ve Grup-III arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Sonuç olarak; hemodiyaliz hastalarında Diabetes Mellitus olmasa da nöropati sık görülmektedir. Bundan dolayı hemodiyalize giren hastalara düzenli podolojik ayak muayenesinin yapılmasının ve nöropati açısından değerlendirilmesinin uygun olacağını düşünmekteyiz.

AyakAşil tendonuBöbrek hastalıkları+7
Ülker Özdemir
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Deneysel vasküler demans modelinde çevresel zenginleştirmesinin depresyon benzeri davranış ve beyin inflamatuar cevabı üzerine etkisi

Kronik serebral hipoperfüzyon enerji metabolizması bozukluğu, protein sentezi anormallikleri, glial aktivasyon, apoptoz, oksidatif stres, nöronal hasar, inflamatuar cevap neden olur. Deneysel çalışmalarda çevresel zenginleştirmenin yaşlanma, Alzheimer hastalığı ve vasküler demans modellerinde yararlı etkiler gösterdiği saptanmıştır. Bu çalışmanın amacı, kronik serebral hipoperfüzyonda çevresel zenginleştirmenin nöroprotektif etkisini depresyon benzeri davranışı ve nöroiflamasyonu değerlendirerek belirlemektir. Çalışmamızda 30 adet erkek Wistar Albino cinsi sıçan kullanıldı. Sıçanlarda bilateral ortak karotid arter oklüzyonu ile kronik serebral hipoperfüzyon oluşturuldu. Çevresel zenginleştirme 4 hafta boyunca uygulandı. Hayvanlar; 1) Bir işlem yapılmayan standart kafeslerde barındırılan kontrol grubu (n:10), 2) Standart kafeslerde barındırılan kronik serebral hipoperfüzyon grubu (n:10), 3) 4 hafta boyunca çevresel zenginleştirmeye maruz bırakılan kronik serebral hipoperfüzyon +çevresel zenginleştirme grubu (n:10) olacak şekilde 3 gruba ayrıldı. Sükroz tercih testi ve zorlu yüzme testi depresyon benzeri davranışı değerlendirmek için kullanıldı. Hipokampüs ve kortekste BDNF, IL-1β ve kaspaz-1 düzeyleri ELİSA yöntemiyle ölçüldü. Gruplar arasındaki farklar Kruskal-Wallis ile ardından post-hoc Bonferroni testi ile gruplar içi farklılıklar değerlendirildi. Zorlu yüzme testinde hareketsizlik süresinin kronik serebral hipoperfüzyon grubunda arttığı ve çevresel zenginleştirme uygulaması ile azaldığı tespit edilmiştir. Hipokampüstaki BDNF seviyelerinin çevresel zenginleştirme uygulanan grupta kronik serebral hipoperfüzyon grubuna göre anlamlı olarak arttığı tespit edildi. IL-1β ve kaspaz-1 düzeyleri kronik serebral hipoperfüzyon sonrası artarken, bu artış çevresel zenginleştirme ile azaltılabilmiştir. Sonuç olarak, çevresel zenginleştirme hipokampüsde inflamatuar yanıtı azaltarak BDNF yapımını koruyarak kronik serebral hipoperfüzyon sonrası depresif davranış azaltmada etkili olmuştur.

DemansDemans-vaskülerDepresyon+6
Osman Cengil
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Deneysel diabetin serebellar CREB / BDNF yolağı ve motor fonksiyona etkisi

Diabetes mellitus (DM), yüksek mortalite ve morbidite riski olan kronik bir hastalıktır. Diabetle oluşan santral sinir sistemindeki değişikliklerin lokomotor bozulma ve nöro-davranışsal bozuklukların oluşma riskini arttırdığı bilinmektedir. Serebellum, hareketlerin koordinasyonu ve vücuttaki motor fonksiyonların yerine getirilmesinde temel bir rol oynar. Siklik AMP Regülatuar Eleman Bağlayıcı Protein (CREB) / Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) yolağı beyindeki öğrenme, hafıza, duygudurum dengeleri ve ödül mekanizmaları gibi çeşitli fonksiyonların düzenlenmesinde rol oynamaktadır. Çalışmalar, DM gibi kronik hastalıkların CREB/BDNF yolağını bozabileceğini ve nörodejenerasyona neden olabileceğini göstermiştir. CREB/BDNF yolağı diyabette beynin özellikle hipokampüs ve diğer bölgelerinde çalışılmış ancak serebellum yolağı tam olarak araştırılmamıştır. Oksidatif stres gibi karmaşık patofizyolojik mekanizmaların, diabetes mellitus ile ortaya çıkan nöronal hücre hasarında rol oynadığı gösterilmiştir. Deneysel diabetin serebellum üzerindeki olası zararlı etkileri çok iyi anlaşılamamıştır. Bu çalışmanın amacı deneysel olarak oluşturulan diabetin serebellumdaki etkilerini incelemek, diyabetin serebellar motor fonksiyonu nasıl etkilediğini ve diyabetin oksidatif stres parametreleri ile CREB/BDNF proteinleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmamızda 24 adet 300-350 gr ağırlığında erkek Wistar Albino cinsi sıçan rastgele iki gruba ayrılmıştır. 1) Kontrol grubu, 2) Diabet grubu. DM oluşturmak için streptozotosin (STZ) tek doz (60 mg/kg) olarak intraperitoneal (i.p.) yolla uygulanmıştır. STZ uygulamasından 3 gün sonra açlık kan şekeri düzeyinin >250 mg/kg olması diabet olarak kabul edilmiştir. Deney sonlandırılmadan önce hayvanlarda motor koordinasyonu değerlendirmek için kiriş yürüme testi (Beam Walking test) uygulandı. Feda edilen sıçanlardan serebellum dokuları toplanarak CREB ve BDNF protein düzeyleri ELİSA yöntemiyle ölçüldü. Ayrıca lipid peroksidasyonunu göstermesi açısından malondialdehid (MDA) düzeyi ve antioksidan gösterge olarak glutatyon (GSH) seviyeleri ölçüldü. Kiriş yürüme testinde platformu tamamlama süresi diabet grubunda kontrol grubuna göre düşük bulundu (p<0,05). Serebellum BDNF düzeyi diabetik grupta kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p<0,05). Serebellum CREB düzeyleri kontrol ve diabet grupları arasında anlamlı farklılık yoktur. Serebellum MDA düzeyleri diabet grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek saptandı (p<0,05). Serebellum GSH düzeyleri ise diabet grubunda düşük bulunmasına rağmen iki grup arasında anlamlı farklılık yoktur. Bu çalışma diyabetin serebellumda BDNF seviyesini azalttığını ve oksidatif stresi arttırarak motor fonksiyonlarda bozulma yarattığını göstermiştir.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-deneyselEnzime bağlı immünosorbent testi+4
Birgül Altuğ
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı irrigasyon aktivasyon tekniklerinin endodontik işlem sonrası ağrı üzerine etkisinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, geleneksel irrigasyon ile Xp-endo Finisher, EndoActivator ve pasif ultrasonik irrigasyon aktivasyon tekniklerinin visual analog skala (VAS) kullanılarak postoperatif ağrı üzerine etkilerinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya tek kök ve kanala sahip düz formdaki semptomsuz devital dişe sahip hastalar dahil edildi. Bu kritereler uygun toplam 100 adet diş tedavi edildi. Dişler çalışmada kullanılacak aktivasyon sistemine göre 4 eşit gruba ayrılarak irrigasyon aktivasyonu için; geleneksel irrigasyon, Xp-endo Finisher, pasif ultrasonik irrigasyon, EndoActivator teknikleri uygulandı. Kanallar TF-Adaptive sistemiyle genişletildikten sonra farklı aktivasyon teknikleri final irrigasyonu sırasında uygulandı. Dişlerin tek seansta kanal tedavileri tamamlandı ve 12., 24. ve 48. saatlerde VAS skalası ile postoperatif ağrı analizleri alındı. Mann Whitney-U testi ile istatistiksel analizler yapıldı. Çalışmaya göre 12. 24. ve 48. saatlerde ağrı istatistiksel olarak anlamlı derecede azalma gösterdi. 12, 24 ve 48 saat sonraki geleneksel irrigasyon grubunun ağrı oranı diğer gruplara göre en fazla, Xp-endo Finisher grubunda en az olarak görüldü. 48. saatte geleneksel irrigasyon ile Xp-endo Finisher grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Sonuç olarak geleneksel irrigasyon grubuna göre, Xp-endo Finisher, pasif ultrasonik irrigasyon ve EndoActivator ile irrigasyon aktivasyonu yapılan gruplarda daha az postoperatif ağrı görülmüştür.

AğrıAğrı ölçümüAğrı-postoperatif+6
Uygar Hızarcı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pediatri hemşirelerinin santral venöz kateter bakımı konusunda bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırma, pediatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin santral venöz kateter bakımı ile ilgili bilgi düzeylerinin saptanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Mayıs-Haziran 2019 tarihleri arasında Zonguldak ilinde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (68) ve Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin (50) çocuk sağlığı ve hastalıkları birimlerinde görev yapan 118 hemşire oluşturmuştur. Çalışmada örneklem seçimine gidilmeyip, çalışmanın verilerinin toplandığı tarihlerde (Mayıs-Haziran 2019) çalışmanın örneklem ve uygulanma ölçütlerine uygun olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 88 hemşire ile çalışılmıştır. Evrenin %75.0'ına ulaşılmıştır (n=88). Verilerin toplanmasında hemşirelerin demografik özellikleri ve iş yaşamıyla ilgili özelliklerini belirlemeye yönelik kişisel bilgiler formu ve hemşirelerin santral venöz kateter bakımına ilişkin bilgi düzeyi formu kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirme sonucunda hemşirelerin santral venöz kateter bakımı bilgi puan ortalamalarının hemşirelerin yaş, cinsiyet, medeni durum, çalıştıkları kurum, çalıştıkları bölüm, çalıştıkları yıl ve santral venöz kateter bakımı vermiş olma durumlarına göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Hemşirelerin santral venöz kateter hakkında bilgi alma ve eğitim durumlarına göre santral venöz kateter bakımı bilgi puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak hemşirelerin santral venöz kateter bakımı bilgi puan ortalaması 8.35+2.36 (0-12) olarak bulunmuştur.

Bilgi düzeyiHemşirelerHemşirelik+4
Hicran Türkkan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00