Ebeveynler

Bu konu başlığı altında 431 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Causal effects of education on the behaviour of parents toward their children

The research question is whether there is a causal impact of parental education on the behaviors of parents toward their children. The goal, in particular, is to investigate how the education of parents affects their punishment styles. The methodology that is used is the Fuzzy Regression Discontinuity Design. The 1997 education reform is used as an instrumental variable. The results indicate that maternal education raises the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not giving pocket money and slapping. The negative impacts of maternal education on the usage of punishment are presented. The outcomes for region categorization reveal that there is a positive correlation between maternal education and the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not buying what children want, and slapping in high-income regions. But, the probability of beating, punishments, not talking with them, not letting them see friends, and banning the children from the internet was lower among mothers with more education and living in high-income regions. The findings are checked for household income level, labor force participation, and the exclusion of the 1986 birth cohort. The outlines of this research are as follows. Chapter I is the introduction section. In chapter II, education, parental education, and child discipline methods are described. Then, the identification problem and its solution are explained. In chapter III, the data, methodology, and model are offered. In chapter IV, the findings are presented. Chapter V is the conclusion section of the research.

Family educationParents attitudeParenting behaviors+5
Esra Düzgün
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Grieving schizophrenia: Impacts and coping with ambiguous loss among parents of adults diagnosed with schizophrenia

The aim of this study is to explore in depth how parents who care for their adult child with schizophrenia experience and cope with ambiguous loss, which is seen as one of the caregiver burdens experienced by caregivers. For this purpose, in-depth interviews were conducted with 10 participants, all members of the schizophrenia solidarity associations in Ankara. The data obtained from the participants with semi-structured interviews were analyzed by reflexive theme analysis, one of the qualitative methodology methods. As a result of the analysis, four superordinate themes were identified: objective burdens, subjective burdens, family & social burdens and coping. The findings showed that the participants experienced ambiguous loss and grief regarding their children and burdens in different dimensions of their own lives. In this sense, the findings are generally consistent with the relevant literature. The findings related to coping revealed the importance of functional coping strategies used by parents caring for their children in coping with ambiguous loss. The results are discussed and clinical implications and directions for future research are provided. Keywords: Schizophrenia, Caregiver Burden, Ambiguous Loss, Grief, Coping

CaregiversCaregiver burdenCoping+5
İrem Kadiroğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı grup terapisinin serebral palsi tanısı olan çocuklara sahip ebeveynlerde iyi oluş, aile yaşam kalitesi ve sosyal dahil olma üzerindeki etkisi

Bu tez çalışmasının temel amacı; SP'ye sahip çocukları bulunan ebeveynlerde araştırma kapsamında geliştirilen ve 10 oturumdan oluşan Bilişsel Davranışçı Grup Terapisi'nin bireysel iyi oluş, aile yaşam kalitesi ve sosyal dahil olmalarının üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu çalışma karma yöntemle gerçekleştirilmiş olup nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. Çalışma 6 deney ve 6 kontrol grubunda olmak üzere 12 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler standart ölçekler ve yarı-yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerin tema analizi yöntemiyle çözümlenmesinden elde edilmiştir. Analizler sonucunda gruplar arası karşılaştırmada ölçeklerde anlamlı bir fark görülmezken; bireysel ölçümlerde güvenilir değişim endeksine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Tema analizinden elde edilen bulgular terapiden alınan fayda ve gruba ilişkin değiştirilmesi gereken yanlar olmak üzere iki üst temadan oluşmaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Bilişsel davranış terapileriEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+6
Başak Çakır
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görme yetersizliği olan öğrencilerin hayallerinin öğretmen ve ebeveyn beklentileri açısından değerlendirilmesi

Bu araştırmada amaç, program geliştirme sürecinde bir ihtiyaç analizi olarak öğrenci hayallerinden, öğretmen ve ebeveyn beklentilerinden yararlanarak görme yetersizliği olan öğrencilerin hayallerini, aile ve öğretmen beklentileri çerçevesinde incelemektir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde tasarlanan bu çalışma "durum çalışması" deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Siirt ilinde ilkokul-ortaokul-lise kademelerinde öğrenim gören 27 görme yetersizliği olan öğrenci, görme yetersizliği olan öğrencilerle çalışan 20 okul rehber öğretmeni ve 20 sınıf rehber öğretmeni, 34 görme yetersizliği olan öğrenci ebeveyni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formları öğrenciler, ebeveynler ve öğretmenler için üç ayrı form şeklinde hazırlanmıştır. Araştırmada veriler öğrenciler ile doğrudan görüşme yapılarak, öğretmen ve ebeveynlere ise görüşme formu doldurtularak elde edilmiştir. Görüşme formlarından elde edilen veriler içerik analiziyle kod, kategori ve temalar belirlenerek analiz edilmiştir. Sonuç olarak; öğretmenlerin ve ebeveynlerin beklentileri ile öğrencilerin hayallerinin birbirlerini tamamladıkları; öğretmenlerden ve ebeveynlerden az bir kısmının ise öğrencilerin hayalleri; yetersizliklerden, çevresel faktörlerden, toplumun bakış açısı gibi sebeplerden gerçekleştiremeyecekleri düşüncesinde oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Görme yetersizliği olan öğrenci, Hayal, Ebeveyn, Öğretmen

EbeveynlerGörme engellilerHayal gücü+2
Merve Demirhan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarını incelemektir. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma desenlerinden eş zamanlı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim- öğretim yılında Van ili sınırları içinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB)'e bağlı anaokullarında ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın nicel boyutunda 618 katılımcıya, nitel boyutunda ise 70 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen "Çocuk Haklarına İlişkin Ebeveyn Algı Ölçeği (ÇHİEAÖ)" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmada SPSS bilgisayar paket programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi için normallik testine başvurulmuş ve verilerin normal bir dağılım sergilemediği görüldüğünden non-parametrik testlerden Mann- Whitney U Testi ve Kruskal- Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde ise içerik analizine başvurulmuştur. Araştırmanın sonucunda; ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarında yaş ve bilgi sahibi olma değişkenlerinin anlamlı farklılık gösterdiği ancak cinsiyet, öğrenim durumu, meslek ve sosyoekonomik düzeyi değişkenlerinde anlamlı farklılığın olmadığı ve nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir.

AlgıAna-baba algısıEbeveynler+5
Samet Dokumacı
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerde aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik

Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ve psikolojik esneklik düzeylerini inceleyen bir ilişkisel tarama çalışmasıdır. Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklikleri arasında istatikstiksel açıdan anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye'de İç Anadolu bölgesinde bir ilde yaşayan 0-18 yaş aralığında otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip 278 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada, ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ölçmek için "Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği", sosyo-demografik özelliklerine ilişkin bilgi edinmek için "Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu" ve psikolojik esneklik düzeylerini ölçmek için ise "Psikolojik Esneklik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi bölümünde, öncelikle betimsel istatistikler yapılmış ve normallik varsayımları kontrol edilmiştir. Ardından ebeveynlerin psikolojik esneklik düzeyi ve aile yaşam kalitesi algıları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için Bağımsız Gruplar için T-testi; aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik arasında önemli bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında; aile yaşam kalitesi toplam puan ve tüm alt boyutları, psikolojik esneklik toplam puan ve tüm alt boyutlarının otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuğu olan ebeveynlerin lehine anlamlı düzeyde düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerde psikolojik esneklik ile aile yaşam kalitesi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: psikolojik esneklik, aile yaşam kalitesi, otizm spektrum bozukluğu, ebeveyn

Aile hayatıEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Eylül Akar
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Psikolojik kontrolün belirleyicilerinin ve gelişimsel sonuçlarının aile sistem yaklaşımıyla incelenmesi: Çok düzeyli bir modelleme

Araştırmanın başlıca hedefi psikolojik kontrol uygulamalarını derinlemesine incelemektir. Bu amaç kapsamında araştırmada odak noktası farklı olan iki çalışma mevcuttur. Birinci çalışmanın temel amacı, anne babalardan algılanan psikolojik kontrolün belirleyicilerini incelemektir. İkinci çalışmanın temel amacı ise psikolojik kontrolün ergenlerdeki gelişimsel sonuçlarını araştırmaktır. Birinci çalışmada anne babaların, ergenlerin ve aile bağlamının özellikleri bir modelleme kapsamında psikolojik kontrolün belirleyicileri olarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 17 farklı şehirde yaşayan 307 aileden oluşmaktadır. Her aileden anne (Ort. = 41.30, S = 4.24), baba (Ort. = 45.01, S = 4.58), büyük kardeş (Ort. = 16.17, S = 1.60) ve küçük kardeşin (Ort. = 12.54, S = 1.70) katılımıyla toplam 1228 kişiye ulaşılmıştır. Çok düzeyli modelleme analizi sonuçlarına göre, anneden algılanan psikolojik kontrolü yordayan değişkenler; ergenin doğum sırası, problem davranışları ve akademik işlevselliği ve annenin uyumsuz mükemmeliyetçiliğidir. Babadan algılanan psikolojik kontrolü yordayan değişkenler ise ergenin doğum sırası, problem davranışları ve ev ortamı kaosudur. İkinci çalışmada psikolojik kontrolün kardeşlerin problem davranışları üzerindeki yordayıcı rolü bir modelleme kapsamında incelenmiştir. Araştırma modelinde psikolojik kontrolün iki düzeyinin (genel psikolojik kontrol ve farklılaşan psikolojik kontrol) problem davranışlarla ilişkileri, ergen ve aile bağlamı özellikleriyle birlikte incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi birinci çalışmayla aynıdır ancak farklı değişkenlerle veri temizliği işlemi yapılması nedeniyle 303 aileden oluşmuştur. Çok düzeyli modelleme analizi sonuçlarına göre ergenlerin dışa yönelim problemlerini yordayan özellikler; anne modelinde farklılaşan psikolojik kontrol, genel psikolojik kontrol ve ev ortamı kaosu iken baba modelinde farklılaşan psikolojik kontrol ve ev ortamı kaosudur. Ergenlerin içe yönelim problemlerini yordayan özellikler anne ve baba modellerinde ortak olarak ergenin cinsiyeti ve ailenin gelir düzeyidir. Birinci çalışma (i) psikolojik kontrol uygulamalarında ergenin uyum sorunlarının önemli bir belirleyici olduğunu, (ii) belirleyicileri her iki ebeveyn için de incelemek gerektiğini ortaya koymaktadır. İkinci çalışma ise psikolojik kontrolün sonuçlarını; (i) ebeveynliğin ailedeki genel düzeyi ile kardeşe özgü düzeyini ayrıştırarak, (ii) anne ve babalarda, (iii) aile sisteminin diğer özellikleriyle birlikte incelemenin önemini göstermektedir. Anahtar Sözcükler Psikolojik kontrol, ebeveynliğin belirleyiciler, problem davranışlar, çok düzeyli analiz, ergenlik dönemi

AileAile sistemiEbeveynler+4
Esin Şener
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öğretmenlerin ebeveynlikte ve öğretimde bilinçli farkındalıkları ile içsel bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, öğretmenlerin içsel bilinçli farkındalık, ebeveynlikte bilinçli farkındalık ve öğretimde bilinçli farkındalıkları ile kişilik özellikleri, yetişkin ebeveyn kabul/ret tutumları ve çalışma yaşamında duygusal emek davranışları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel betimleyici araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini verilerin toplanması için ayrılan süre içinde çalışmaya gönüllü olarak katılan, formları eksiksiz olarak dolduran ve ebeveyn olan 475 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, "Demografik Bilgi Formu", "Beş Faktörlü Bilgece Farkındalık Ölçeği-Kısa Formu", "Ebeveynlikte Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "Öğretimde Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "On-Maddeli Kişilik Ölçeği", "Yetişkin Ebeveyn Kabul/Ret Ölçeği-Kısa Formu" ve "Duygusal Emek Ölçeği- yüzeysel rol yapma ve doğal duygular alt ölçekleri" kullanılmıştır. Kurulan Yapısal Eşitlik Model'inde kişilik, yetişkin ebeveyn/kabul ret, yüzeysel rol alt boyutu, doğal duygu alt boyutu, içsel bilinçli farkındalık, ebeveynlikte bilinçli farkındalık ve öğretimde bilinçli farkındalık gizli değişkenlerine ilişkin tüm gözlenen değişkenlerin standartlaştırılmış faktör yükleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. İçsel bilinçli farkındalık, ebeveynlikte bilinçli farkındalık, öğretimde bilinçli farkındalık üzerinde kişiliğin pozitif yönde ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda araştırmada, öğretmenlerin üç tür (içsel, ebeveynlikte ve öğretimde) bilinçli farkındalıklarının cinsiyete, meslekte görev süresine, yoga, meditasyon vb. etkinlikler yapıp yapmamalarına, bilinçli farkındalıkla ilgili bir eğitim alıp almamalarına ve sahip oldukları çocuk sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiş olup elde edilen sonuçlar alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Bilinçli farkındalıkEbeveyn kabul veya reddiEbeveynler+4
Zeynep Şebnem Kurt
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İletişim teknolojileri çağında ebeveynlik pratikleri: Erken çocukluk döneminde medya kullanımı

Bu tez çalışmasında 21. yüzyılın dijital göçmenlerinin, doğumlarıyla birlikte teknolojiyle tanışan dijital yerli evlatlarının, medya kullanımı yönetmekteki stratejileri ve pratikleri incelenmiştir. Çalışmada çocukluk, medya ve ebeveyn ilişkisi, ebeveyn aracılığı teorisi ışığında çok boyutlu olarak değerlendirilmiştir. Dijital okuryazarlığın, çocukların medyaya erişim, katılım ve medyadan korunma haklarının uygulanmasında ve dijital eşitsizliklerin yumuşatılmasındaki rolü de irdelenmiştir. İletişim teknolojileri çağında ebeveynlerin çocuklarının medya kullanımını yönetim pratiklerine odaklanan bu çalışmada sahada 40 ebeveyn ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak, 0-6 yaş çocukların medya kullanımı ve ebeveynlerin aracılık stratejileri eleştirel nitel analize tabi tutulmuştur. Erken çocukluk döneminde medya ile eğitim, eğlence ve iletişim bağlamında "sınırlı" ve "sınırları aşmaya eğilimli" bir ilişki kurulduğu anlaşılmıştır. Ebeveynlerin medya aracılık pratikleri kendilerine, çocuklara ve ortama bağlı faktörlerin etkileriyle değişip dönüşürken, kısıtlayıcı aracılık ve birlikte kullanım yöntemlerini çoğunlukla, aktif aracılık ve izleme yöntemlerini ise daha az kullandığı anlaşılmıştır. Çalışmayla sahada ebeveynlerin medya aracılık kuralları, yöntemleri, bunları şekillendiren faktörler ve pratikler incelenerek, değişen ve dönüşen ebeveynlik pratikleri döngüsü ortaya koyulmuştur.

Ana-baba aracılığıDijital ebeveynlikEbeveyn-çocuk ilişkisi+4
Berrin Aşkın Bozkurt
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlik döneminde ebeveynin duygusal erişilebilirliği, başa çıkma stratejileri ve sosyal problem çözme becerileri arasındaki ilişki: Yılmazlığın aracı rolü

Bu araştırmada erken ve orta ergenlik dönemindeki bireylerde sosyal problem çözme becerisi, ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkide yılmazlığın aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara il merkezinde bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ortaokullara (7. ve 8. Sınıflar, n = 147; 12-15 yaş) devam eden erken ergenler ve liselere (lise 3. ve 4. sınıflar, n = 244; 16-20 yaş) devam eden orta ergenler olmak üzere 391 ergen oluşturmuştur. Sonuçlara göre, anne ve baba duygusal erişilebilirliği yüksek olan ergenlerin algıladıkları akademik başarı da daha yüksektir. Sorunlarını anne ve babaları ile paylaşan ergenlerin anne duygusal erişilebilirliği daha yüksekken sorunlarını arkadaşları ile paylaşan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliği daha düşüktür. Anne babası evli olan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliğinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Sosyoekonomik düzeyini yüksek olarak algılayan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliklerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin sosyal problem çözme toplam puanlarının, probleme olumlu yönelmelerinin ve akılcı problem çözmelerinin de daha yüksek olduğu; akademik başarısı düşük olan ergenlerin probleme olumsuz yönelmelerinin, dikkatsiz ve kaçınmacı problem çözmelerinin ise daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Akademik başarısı düşük olan ergenlerin aktif başa çıkma tercihleri daha az; kaçınan başa çıkma tercihleri daha fazladır. Erken ergenlik dönemindeki ergenlerin yılmazlıklarının orta ergenlik dönemindeki ergenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin yılmazlıkları daha yüksektir. Ergenlerin ebeveyn duygusal erişilebilirliği arttıkça yılmazlıkları, yılmazlıkları arttıkça da sosyal problem çözme becerilerinin arttığı gözlenmiştir. Aktif başa çıkma stratejileri kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisi artarken, olumsuz ve kaçınan başa çıkma stratejilerinin kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisinin azaldığı bulunmuştur. Yılmazlığın ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve sosyal problem çözme becerisi arasındaki ilişkide tam aracı, aktif ve olumsuz başa çıkma ve sosyal problem çözme arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir.

Başa çıkmaDuygusal erişilebilirlikEbeveyn-çocuk ilişkisi+5
Sinem Karaoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

COVID-19 pandemisinde 48-72 ay çocukların ebeveynleri ile ilişkileri ve yılmazlık özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı pandemi döneminde okul öncesi dönem çocuklarının yılmazlığı ve ebeveyn-çocuk ilişkisi ile mizaç, bağlanma, duygu düzenleme arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Nicel desende gerçekleştirilen bu araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinden uygun örnekleme yolu ile seçilen 330 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci yarılında toplanmıştır. Değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ölçmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre çocukların toplam yılmazlık puanlarını cinsiyet, sıcakkanlılık ve sebatkarlık anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Çocukların öz-düzenleme/sosyal yeterlilik düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özellikleri anlamlı derecede yordamaktadır. Çocukların duyguları anlama beceri düzeylerini sıcakkanlılık ve sebatkarlık mizaç özelliği, empati/sorumluluk düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özelliği anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Araştırmada ebeveyn-çocuk olumlu ilişki düzeylerini yordamada çocukların duygu düzenleme ve bağlanma düzeyleri istatistiksel olarak anlamlıdır. Ebeveyn-çocuk çatışma puanlarını ise sebatkarlık ve duygu düzenleme becerisi negatif yönde yordarken, tepkisellik mizaç özelliği pozitif yönde yordamaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular alan yazında var olan araştırmadan elde edilen sonuçlar çerçevesinden tartışılmaktadır.

BağlanmaCOVID 19Duygu düzenleme+7
Feyza Özkan Yıldız
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Boşanmış ebeveynlerin boşanma nedenleri ve boşanma kararlarına ilişkin bir nitel araştırma

Bu araştırmanın amacı boşanmış ebeveynlerin boşanma nedenlerinin ve boşanma kararı alma süreçlerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu boşanmasının üzerinden en az 1 yıl en çok 5 yıl geçmiş olan 11 kadın 9 erkek katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada görüşmelerde kullanılmak üzere araştırmacı tarafından geliştirilen Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu ve katılımcıların demografik özelliklerine ulaşmak için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların boşanma nedenleri ve boşanma kararı alma süreçlerine ilişkin 7 tema ve 25 alt temaya ulaşılmıştır. Bu temalar (1) Beklentilere ilişkin sorunlar, (2) Çatışmalara ilişkin sorunlar, (3) Diğer ilişkilere dair sorunlar, (4) Ailenin yaklaşımı, (5) Çocuğun tepkilerine dair gözlemler, (6) Kolaylaştıran faktörler, (7) Zorlaştıran faktörlerdir. Araştırmanın bulguları her bir temaya ait alt temalar çerçevesinde sunulmuştur. Araştırma sonuçlarında boşanmış ebeveynlerin evlilik ilişkilerinde duygusal, cinsel, ekonomik ve ilişkisel boyutlarda yaşadıkları sorunların bireylerin boşanma kararı almalarında etkili olduğu görülmüştür. Boşanma kararı almanın bireyler için bilişsel ve duygusal düzeyde zorlayıcı bir süreç olduğu ve bu sürecin kültürel, ilişkisel ögeler içerdiği bulunmuştur.

BoşanmaBoşanmış erkeklerBoşanmış kadınlar+2
Betül Gökce
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde anne babaların ve öğretmenlerin okul aile işbirliği hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumlarında yürütülen okul–aile işbirliği çalışmalarının, anne baba ve öğretmen görüşleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma deseniyle yapılıp, fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırmada, çeşitliliği sağlamak için evrende genellemeler yapmak yerine, ortaklık ve benzerlikleri bulmak için maksimum çeşitlilik örneklemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Şile ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 2 bağımsız anaokulu ve 2 ilköğretim okulu olmak üzere toplam 4 okuldan; 18veli ve 9 anasınıfı öğretmeni oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak toplanmıştır. Betimsel analiz yaklaşımı ile araştırmanın amaçları dikkate alınarak verilerin analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde doğrudan alıntılara yer verilmiştir. Nitel verilerin bulgularına göre; okul-aile işbirliği sürecindeki eksiklikler, geliştirilmesi için yapılması gerekenler konusunda, öğretmen ve veli görüşlerinde farklılıklar tespit edilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda anne babaların büyük çoğunluğu, veli toplantılarının yılda 2 kez yapıldığını ve bu toplantılarda; okulun, gelir – giderleri ve masraflarının konuşulduğunu söylemiştir. Anne babaların büyük çoğunluğunun okuldan, öğretmenden beklentileri; kaliteli eğitim, kural ve düzendir. Genel olarak anne babaların ve öğretmenlerin telefonla iletişim kurdukları, yazışmalar kullandıkları, bu yazışmaların daha çok günlük bilgilendirme notları olduğu, ev ziyaretlerinin gerçekleşmediği ancak acil durumlarda veliyle yüz yüze görüşmeler yapıldığı belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, anne babaların ve öğretmenlerin ortak noktalarda buluşabileceği etkinliklerin düzenlenmesi, velilerin isteklerini ve eğitim seviyesini kapsayacak etkinliklere yer verilmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi, okul–aile işbirliği, öğretmen, anne baba, fenomenolojik desen

EbeveynlerOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+2
Safiye Ok
İstanbul Aydın University
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otizm spektrum tanısı konulmuş çocuğa sahip ailelerin psikolojik süreçlerinin stres ve tükenmişlik bağlamında incelenmesi

Otizm tanısı almış çocukların rehabilite edilmesinde ebeveynlerin pek çok belirleyici rolleri bulunmaktadır. Otizmli çocukların ailelerin psikolojik süreçlerinin stres ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Otizmli çocuklar ve ailelerine yönelik araştırmada İstanbul Ataşehir ve İstanbul Kadıköy ilçelerindeki özel eğitim okullarındaki 103 aileyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu', 'Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği' ile 'Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmış ve veriler SPSS: programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, otizmin ebeveynler tarafından inkar edilmesinin rehabilitenin önünde bir engel niteliği taşıdığını, kabullenmenin ise otizm rehabilitesinin ilk adımı olarak kabul edildiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ayrıca engel düzeyi hafif olan çocuklar ile engel düzeyi ağır olan çocukların duygusal tükenme, tükenmişlik, karamsarlık, ana-baba ve aile sorunları ile aile stres ortalamalarının benzer düzeyde olduğu; buna karşın işlev yetersizliği, kişisel başarı ve duyarsızlaşma konusunda hafif OSB tanılı çocukların lehine olacak şekilde farklılaştığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmanın Ataşehir ve Kadıköy bölgesindeki 103 aileden oluşması, ulaşılan sonuçları sınırlı hale getirmektedir. Anahtar Kelimeler: OSB, OSBli Çocuklar, Ebeveynler, Stres, Tükenmişlik.

AileAna-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimi+6
Tuğçe Hilal Kurt
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlik stilleri ile sosyal fobi arasındaki ilişkinin temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyine göre incelenmesi

Öz-belirleme kuramına göre, özerklik, yeterlilik, ilişkili olmadan oluşan temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması insanları psikolojik sağlığa ve iyi oluşa götürmektedir. İnsanların bu temel ihtiyaçları deneyimleyebilmesi için çevresel destek gerekmektedir. Ailede, özellikle ebeveynlik stilleri, ihtiyaçların deneyimlenmesini etkileyen faktörlerden bir tanesidir. Bu araştırmanın amacı, ebeveynlik stilleri ile sosyal fobi arasındaki ilişkinin katılımcıların temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyine göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi 270 (151 kız, 119 erkek) 14-18 yaşları arasındaki lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Öğrencilerin sosyal fobi düzeyini belirlemek amacıyla ''Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği'', anne ve babalarının tutumlarını belirlemek amacıyla ''Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği'', temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyini belirlemek amacıyla ''Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'' kullanılmıştır. Analiz sonuçları ebeveynlik stilleri ile sosyal fobi arasındaki ilişkinin ergenlerin temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinin aracılık rolü babalar için istatistiksel olarak anlamlı bulunurken, anneler için anlamlı bulunmamıştır. Babanın sosyal fobi üzerindeki dolaylı etkisinde temel psikolojik ihtiyaçların aracılık ettiği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler; Ebeveynlik Stilleri, Sosyal Fobi, Sosyal Anksiyete Bozukluğu, Temel Psikolojik İhtiyaçlar

EbeveynlerLise öğrencileriPsikolojik ihtiyaçlar+2
Sabriye Ece Hürcan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerin yaşam doyumlarının yordanmasında biriciklik algılarının ve ebeveynlerinin otantik kişilik özelliklerinin rolü

Ergenlik bilişsel, bedensel, duygusal ve psikolojik birçok değişim ve gelişimin bir arada yaşandığı bir dönemdir. Son yıllarda psikoloji araştırmaları ergenlerin olumsuz davranışları ve ruhsal bozuklukları yerine olumlu davranışlar geliştirmeleri ve öznel iyi oluşlarını artırmaya odaklanmaktadır. Bu çalışmada ergenlerin yaşam doyumlarında biriciklik algılarının ve ebeveynlerinin otantik olma düzeylerinin etkisini araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Küçükçekmece ilçesinde lisede okuyan 15-18 yaş arası 165 ergen ile 165 anne ve 165 baba oluşturmuştur. Araştırmada yaşam biriciklik, otantiklik ve yaşam doyumu ilişkisini ölçmek amacıyla Kişisel Biriciklik Algısı Ölçeği, Otantik Kişilik Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin biriciklik duyguları ile annelerinin otantik yaşam düzeyleri, ergenlerin yaşam doyumlarını anlamlı düzeyde açıklamaktadır. Babaların otantik yaşam düzeylerinin ise ergen yaşam doyumu üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Ergenlerin yaşam doyumları cinsiyetlerine, sınıf düzeylerine, annelerinin yaşına, babalarının yaşına ve ailelerinin aylık gelir düzeyine göre farklılaşmamaktadır. Sonuçlar ilgili literatüre göre tartışılmış, araştırma ve uygulamaya yönelik ileride yapılabilecek çalışmalar önerilmiştir.

BiriciklikEbeveyn davranışıEbeveynler+4
Şeyma Demiralay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi çocukların ve ebeveynlerinin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtileri ve çocuklardaki bu belirtilerin okul davranışlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim gören 3-6 yaş arasındaki çocukların Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) belirtilerini incelemek ve bu belirtilerle ebeveynindeki DEHB belirtileri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Aynı zamanda, çocukların sosyodemografik özelliklerinin, çocuklardaki ve ebeveynlerindeki DEHB belirtilerinin, çocukların okul öncesi eğitim kurumlarında gösterdikleri sosyal becerileri ve davranışsal sorunları üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ilindeki 5 okul öncesi eğitim kurumunda eğitim gören 106 çocuk ve ebeveynlerinden oluşmaktadır. Çocuklardaki DEHB belirtileri Erken Çocukluk Envanteri-4: Ebeveyn Formu (EÇE-4: EF) ile, ebeveynlerindeki DEHB belirtileri Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kendi Bildirim Ölçeği (ASRS) ile değerlendirilmiştir. Çocukların eğitim kurumlarındaki sosyal yeterlilik düzeyleri ve olumsuz sosyal davranışları, öğretmenleri tarafından doldurulan Okul Sosyal Davranış Değerlendirme Ölçeği (OSDÖ) ile değerlendirilmiştir. Çocuklardaki DEHB belirtileri ile annelerinde bulunan DEHB belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak, çocuklardaki DEHB belirtileri ile babalarında bulunan DEHB belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Çocuklardaki DEHB belirtilerinin, sosyal yeterlilik düzeylerini olumsuz etkilediği görülmüştür. Çocukların sosyal yeterlilik düzeyleri ile annelerinin eğitim durumları arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çocuklardaki DEHB belirtilerinin, olumsuz sosyal davranışları arttırdığı görülmüştür. Çocukların olumsuz sosyal davranışları ile baba yaşı arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çalışmamızın sonuçları, okul öncesi dönemdeki çocukların DEHB belirtileri ile annelerinde bulunan DEHB belirtileri arasında bir ilişki olduğunu ve çocuklardaki DEHB belirtilerinin, sosyal yeterlilik düzeyleri ile olumsuz sosyal davranışları etkilediğini göstermektedir. Çalışmamızın sonuçları, okul öncesi dönemdeki çocukların DEHB belirtilerinin, annelerindeki DEHB belirtileri ve davranışsal sorunları ile birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekmektedir.

Aile tutumuAna-baba tutumuDavranış bozuklukları+7
Hazal Özcan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli çocuğa sahip olan anneler ile engelli çocuğa sahip olmayan annelerin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi

Toplumun temel taşını oluşturan aileler, zaman zaman hayatlarında bazı ruhsal sorunlar yaşayabilir ve bunları çözmek için farklı yollar izleyebilirler. Ancak engelli aileleri, engelli çocuklarına dair yaşadıkları psikolojik, duygusal, fiziksel, ekonomik ve sosyal sorunları çözmede etkisiz kalabilirler. Özellikle anneler, engelli bir çocuğa sahip olmakla birlikte daha fazla sorumluluk üstlenmekte ve bu sorunları daha yoğun yaşamaktadırlar. Ancak engelli annelerinin ruhsal sorunlar ve problemleri çözmede güçlük yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında ruhsal sorunları ve problem çözmeyi etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip olan annelerin depresyon düzeylerini ve problem çözme becerilerini, engelli çocuğa sahip olmayan annelerle karşılaştırarak incelemektir. Araştırmanın örneklemi İstanbul'un Silivri ilçesinde bulunan Özel Silivri Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 40 engelli çocuk annesi ve yine aynı ilçede yaşayan 37 sağlıklı çocuğa sahip anneden oluşmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Problem Çözme Becerileri Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda verilerin normal dağılmamasında ve homojen olmamasından dolayı, engelli çocuğa sahip olan ve olmayanların depresyon ve problem çözme düzeylerinin incelenmesi için parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Diğer taraftan engelli çocuğa sahip annelerin depresyon ve problem çözme düzeylerinin yaşlarına, eğitim durumlarına, gelir düzeylerine, çocuklarının engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yıla ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla Kruskal Wallis H tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, engelli çocuk annelerinin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin normal sınırlar içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca engelli çocuğa sahip olmanın, annelerin yaşlarının, eğitim durumlarının, gelir düzeylerinin, çocuklarını engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yılın ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarının depresyon ve problem çözme becerileri üzerinde etkisi olmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Depresyon, problem çözme becerisi, engelli çocuğa sahip anne.

Aile sağlığıAile sorunlarıAile tutumu+7
Handan Demirkıran
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anaokulunda çocuğu olan ebeveynlerin sosyal kaygı, ebeveyn kaygısı ve psikolojik yardım arama davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Avcılar ilçesi anaokulu örneği

Bu araştırma sosyal kaygı, ebeveyn kaygısı ve psikolojik yardım arama davranışları arasındaki ilişkiyi anaokulunda çocuğu bulunan yetişkinlerden oluşan bir örneklemde incelemeyi amaçlamaktadır. İlişkisel tarama modeline göre kurgulanan araştırmanın örneklemi Avcılar ilinde yaşayan ve çoğu anaokuluna giden ebeveynlerdir. Araştırmanın örneklemini belirleme sürecinde uygun örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Bu doğrultuda belirlenen örneklem Avcılar ilinde yaşayan 286 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini elde etmek için ise "Kişisel Bilgi Formu", "Lıebowıtz Sosyal Kaygı Ölçeği", "Ebeveyn Kaygısı Ölçeği" ve "Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 26 istatistik proğramı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda, anaokulunda çocuğu olan ebeveynlerin psikolojik yardım almaya ilişkin tutumları ile sosyal kaygı ve ebeveynlik kaygısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi. Bunun yanında, psikolojik yardım almaya yönelik tutum, sosyal kaygı ve ebeveynlik kaygısının yaş, eğitim düzeyi, eşin eğitin düzeyi ve gelir düzeyine göre farklılaştığı buna karşın daha önceden psikolojik yardım desteği alma durumuna göre farklılaşmadığı tespit edildi.

AnaokullarıEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Eren Yalçın
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anne-babanın bağlanma stilleri, anne-baba tutumları ve çocuklarındaki davranış problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, anne-babanın bağlanma stili ile anne-baba tutumları ve 4-6 yaş grubu çocuklarda gözlemlenen davranış problemleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi özel anaokullarında ve özel kolejlerde eğitim alan 4-6 yaş grubu çocuğa sahip 200 anne veya babadan oluşmaktadır. Anne veya babalara İlişki Ölçekleri Anketi, Güçler ve Güçlükler Anketi (Ebeveyn Formu), Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksek analizleri SPSS 16.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t-testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizleri sonucunda farkın anlamlı olduğu durumlarda hangi gruplardan kaynaklandığını bulmak için LSD analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, çocuklarda gözlemlenen davranış problemlerinde, akran sorunlarında ve total güçlüklerde cinsiyete göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Erkek çocukların kız çocuklara göre daha fazla davranış problemi gösterdiği görülmüştür. Sosyal davranışlarda kızlar erkeklerden daha başarılı olmuştur. Anne babanın bağlanma stiline göre çocuklarında gözlemledikleri davranış problemleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Güvenli Bağlanan anne babaların çocuklarında davranış sorunlarına, duygusal sorunlara, dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye, akran sorunlarına ve total güçlüklere rastlanmamıştır. Korkulu bağlanan anne babaların çocuklarında akran sorunlarına rastlanmıştır. Saplantılı bağlanan anne babaların çocuklarında ise davranış sorunları, duygusal sorunlar, akran sorunları, sosyal davranış sorunları ve total güçlükler görülmüştür. Son olarak kayıtsız bağlanan anne babaların çocuklarında akran sorunları ve total güçlükler anlamlı farklılaşma göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stili, Davranış Problemleri, Okul Öncesi Dönemi, Anne Baba Çocuk Yetiştirme Tutumu

Ana-babaAna-baba tutumuBağlanma+4
Alper Bolattekin
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile kişilerarası ilişki tarzları ve algılanan ebeveyn stilleri arasındaki ilişki

Öznel iyi oluş kavramı pozitif psikoloji alanında son yıllarda sık araştırılan bir konu olmaktadır. Kişiler arası ilişki tarzları ile algılanan ebeveyn stilleri arasındaki ilişkisi üzerine alan yazında çok az araştırma bulunmaktadır.Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile kişilerarasi ilişki tarzlari ve algılanan ebeveyn stilleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir.Araştırmanın evreni rastgele örneklem yöntemiyle İstanbul ve Diyarbakır'da okuyan üniversite öğrencileri seçilmiş, 17-32 yaş arası 200 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama aşamasında "Öznel İyi Oluş Ölçeği", "Kişilerarası İlişki Tarzı Ölçeği" ve "Young Ebeveynlik Ölçeği" araçları kullanılmıştır. Öznel İyi Oluş ile Kişilerarası İlişki Tarzlarından Ketleyici/Zehirleyici İlişki puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde, orta dereceli, negatif korelasyon olduğu görülmüştür. Öznel İyi Oluş ile Kişilerarası İlişki Tarzlarından Besleyici İlişki puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde, orta dereceli, pozitif korelasyon olduğu görülmüştür. Öznel İyi Oluş ile algılanan anne ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı, küçümseyici/kusur bulucu, duygusal bakımdan yoksun bırakıcı, sömürücü/istismar edici, aşırı koruyucu/evhamlı, kontrol etmeyen/sınırsız, kötümser/endişeli ebeveynlik biçimleri puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde negatif korelasyonların olduğu görülmüştür. Öznel İyi Oluş ile algılanan baba ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı, küçümseyici/kusur bulucu, duygusal bakımdan yoksun bırakıcı, kontrol etmeyen/sınırsız, kötümser/endişeli, cezalandırıcı ebeveynlik biçimleri puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde, orta dereceli negatif korelasyonların olduğu görülmüştür.Ketleyici İlişki ile algılanan anne ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı, küçümseyici/kusur bulucu, sömürücü/istismar edici, aşırı koruyucu/evhamlı, koşullu/başarı odaklı, aşırı izin verici/sınırsız, kötümser/endişeli, cezalandırıcı ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde orta dereceli, pozitif korelasyonda oldukları görülmüştür. Besleyici İlişki ile algılanan anne ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde pozitif korelasyonda oldukları görülmüştür. Duygusal bakımdan yoksun bırakıcı ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde negatif korelasyonda oldukları görülmüştür. Ketleyici İlişki ile algılanan baba ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı, küçümseyici/kusur bulucu, sömürücü/istismar edici, aşırı koruyucu/evhamlı, aşırı izin verici/sınırsız, kötümser/endişeli, cezalandırıcı, değişime kapalı/duygularını bastıran ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde orta dereceli, pozitif korelasyonda oldukları görülmüştür. Besleyici İlişki ile algılanan baba ebeveynlik biçimlerinden duygusal bakımdan yoksun bırakıcı baba ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde negatif korelasyonda oldukları görülmüştür. Kötümser/endişeli baba ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde pozitif korelasyonda oldukları görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış olup gelecekte yapılacak olan araştırmalara yön verebilecek önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler:Öznel iyi oluş, ilişkiler, ebeveyn stilleri

Duygu stilleriEbeveynlerEbeveynlik rolleri+3
Figen Tekin
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynden algılanan psikolojik kontrol ve depresyon ilişkisinde ontolojik iyi oluşun aracı rolü

Anne babaların çocuk ve ergenlerin gelişimindeki ve yetişmesindeki önemi birçok araştırmada ortaya konu olmuştur. Son zamanlarda ebeveyn kontrolü de literatürde önemli bir konu olarak yer almaktadır. Bu çalışmada ergenlerde ebeveyn kontrolünün alt boyutlarından olan psikolojik kontrol ve depresyon ilişkisinde ontolojik iyi oluşun aracılık etkisi incelemektedir. Bu doğrultuda gerekli izinler alındıktan sonra 18-23 yaş aralığındaki 445 ergen araştırma kapsamına dahil edilmiştir. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu Psikolojik Kontrol Ölçeği, Ontolojik İyi Oluş Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği uygulanmış olup. Elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli ve Korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonunda elde edilen yapısal modelde, ebeveynden algılanan psikolojik kontrolün ontolojik iyi oluş üzerinden depresyona yaptığı etkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca korelasyon analizinde; ebeveynden algılanan psikolojik kontrolün depresyonla ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.

AlgıAna-baba algısıDepresyon+4
Yağız Karataşoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni ebeveyn olmuş genç yetişkinlerin anneliğe ve babalığa dair söylemleri

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de yaşayan ve yeni ebeveyn olmuş genç yetişkin anne ve babaların, anneliğe ve babalığa dair söylemlerini ve bu söylemlere kaynaklık eden açıklayıcı repertuarları (söylemsel kaynakları) incelemektir. Bu amaç doğrultusunda; 26 ile 39 yaşları arasında yer alan 6 anne ve 6 baba ile birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş ve ardından yazıya dökülmüştür. Yazıdökümler "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi Potter ve Wetherell'in (1987) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmeler "anneliğe ilişkin söylemler" ve "babalığa ilişkin söylemler" olmak üzere iki başlık altında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, anneliğe ilişkin söylemlere kaynaklık eden 5 farklı açıklayıcı repertuar elde edilmiştir; "sorumlu/iyi annelik", "keyifli/mutlu annelik", "zor annelik", "ideal annelik" ve "kutsal annelik". Babalığa ilişkin söylemlere kaynaklık eden 4 farklı repertuara ulaşılmıştır; "zor babalık", "koruyucu babalık", "kız babası olmak" ve "sorumlu olmayan/yardımcı babalık". Araştırma sonuçları dikkate alındığında, yeni ebeveyn olan anne ve babaların anneliğe ve babalığa ilişkin açıklamalarında, aileye ilişkin geleneksel/ataerkil söylemlerin halen önemli bir yer tuttuğunu, diğer yandan bunların modern/eşitlikçi söylemlerle iç içe geçtiğini söylemek mümkündür. Hem anneler hem de babalar ebeveynlik görevlerinin paylaşılması gerektiğini ifade ediyor olmakla birlikte, bu paylaşımda esas görevin "doğası itibariyle" annede olduğu şeklindeki söylemin halen geçerliliğini koruduğu da görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Annelik, Babalık, Ebeveynlik, Aile, Söylem Analizi, Açıklayıcı Repertuarlar

AnnelikAnnelik temsilleriBabalık+6
Meltem Arakelyan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20-40 yaş arası bireylerde depresif belirtiler ile ebeveyn kabul-red algısı psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 20-40 yaş arası bireylerde depresif belirtiler ile ebeveyn kabul-red algısı, psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkilerin anlamlı olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın alt amaçları ise; depresif belirtilerin yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, ortalama gelir, annenin çalışma durumu, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, anne kaybı ve baba kaybı şeklindeki demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, yaşları 20 ile 40 arasında değişen lisans ve lisansüstü eğitim gören/görmekte olan 726 (377 kadın ve 349 erkek) katılımcı oluşturmaktadır. Depresif belirtilere ait veriler "Beck Depresyon Ölçeği", ebeveyn (anne-baba) kabul-red algısına dair veriler "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Kısa Form", psikolojik dayanıklılığa dair veriler "Ego Sağlamlığı Ölçeği", stresle başa çıkma stillerine ait veriler "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" ve demografik bilgilere ait veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre; katılımcıların % 34, 2'si (N=248) depresif belirti göstermektedir. Anne ve babadan red algılayan katılımcıların depresif belirti düzeyleri, anne ve babadan red algılamayan katılımcıların depresif belirti düzeyine göre yüksektir. Depresif belirtilere sahip bireyler duygu odaklı başa çıkma tarzlarını, depresif belirtileri olmayan bireyler ise problem odaklı başa çıkma tarzlarını daha fazla kullanmaktadır. Depresif belirtileri olmayan grubun psikolojik dayanıklılık puanları depresif belirtileri olan gruba göre daha yüksektir. Bireylerin depresif belirti puanları arttıkça anne red algısı, baba red algısı, stresle duygu odaklı başa çıkma (çaresiz ve boyun eğici yaklaşım) puanları artmaktadır. Öte yandan depresif belirti puanları arttıkça psikolojik dayanıklılık, stresle problem odaklı başa çıkma(iyimser yaklaşım, kendine güvenli yaklaşım, sosyal destek arama) puanları azalmaktadır. Bireylerin depresif belirtileri ile psikolojik dayanıklılık, anne kabul-red algısı, baba kabul red algısı, problem odaklı stresle başa çıkma stilleri ve duygu odaklı stresle başa çıkma stilleri arasındaki çoklu korelasyon katsayısı 0,644 bulunmuş olup bağımlı değişken ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin orta düzeyde olduğu söylenebilir. Bireylerin psikolojik dayanıklılık, anne kabul-red algısı, baba kabul red algısı, duygu odaklı stresle başa çıkma tarzları ve problem odaklı stresle başa çıkma tarzlarının tamamının depresif belirtilerin %42'sini açıklamakta olduğu gözlenmiştir. Bireylerin depresif belirtilerinin, anne reddi, çaresiz yaklaşım, iyimser yaklaşım, kendine güvenli yaklaşım ve sosyal destek arama değişkenlerinden anlamlı düzeyde etkilendiği görülmüştür (p<0,05). Beta katsayılarına göre bu değişkenlerden en önemli etkileyici değişkenin çaresiz yaklaşım olduğu söylenebilir. Bireylerin yaşına, cinsiyetine, sosyoekonomik durumuna ve anne kaybına göre depresif belirti düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Ebeveyn kabul-red algısı, depresif belirtiler, psikolojik dayanıklılık, stresle başa çıkma tarzları, anne kabul-red algısı, baba kabul-red algısı, problem odaklı başa çıkma, duygu odaklı başa çıkma

Başa çıkmaDepresif belirtilerDepresyon+4
Selen Moray
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular