Finansal raporlama standartları
Bu konu başlığı altında 105 tez
Kiralama işlemlerinin UMS 17 ve UFRS 16 standartlarına göre karşılaştırılmalı olarak incelenmesi ve şirketlerin finansal durumuna etkisi
Kiralama işlemi ile ilgili standartlar, küresel finans piyasalarında şeffaflık, hesap verilebilirlik, güvenirlik ve etkinliğin sağlanmasında uluslararası standartların geliştirilmesini misyon edinmiş olan Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK) tarafından yayınlamaktadır. UMSK, mevcut durumda uygulamada olan UMS17 Kiralama İşlemleri standardının yerini alacak olan UFRS16 Kiralama İşlemleri standardını 13 Ocak 2016'da yayınlamıştır. Bu doktora tez çalışmasının amacı, UMS17 ile yeni UFRS 16 standartlarını kiracı ve kiraya veren açısından karşılaştırmalı olarak ele alarak benzerlikler ve farklılıklarını incelemek, ihtiyaca uygunluğunun artıp artmadığını araştırmak ve yeni standardın finansal tablolar üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Çalışmanın amacına uygun olarak, BIST'te işlem gören (mali kuruluş hariç) ve faaliyet kiralama sözleşmelerini bilanço dışında (dipnot olarak)gösteren şirketlerin dipnotları incelenmiş ve UMS 17 ile UFRS 16'nın karşılaştırılmasına ilişkin finansal tablo kalemlerine finansal rasyo hesaplamaları yapılmıştır. Yapılan hesaplamalardan sonra elde edilen verilerin karşılaştırılmasına ilişkin olarak SPSS programı kullanılarak istatistik analiz ve testler uygulanmıştır. Çalışma sonucu elde edilen bulgulara göre, UFRS 16'nın; şirketlerin kiralamayı raporlama tercihine, kullanma yoğunluğuna ve faaliyette bulunulan sektöre göre farklı olmakla birlikte, kiralamayı kullanan tüm şirketler üzerinde önemli etkilere yol açtığı görülmüştür. Sektör bazında değerlendirdiğimizde ise özellikle imalat sektöründe, şirket bilançolarının gerçek görüntüsüne kavuşacağı, mevcut durumdan daha gerçekçi ve daha objektif bir görüntüye sahip olacağı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: UFRS 16, UMS 17, Faaliyet Kiralama İşlemleri, Kira Aktifleştirme.
Enflasyon muhasebesinin TMS/TFRS, BOBİ FRS, MSUGT/VUK açısından karşılaştırmalı incelenmesi ve örnek uygulama
Finansal raporların karşılaştırılabilirliği ve güvenirliliği, işletme yönetiminin, ortakların, yatırımcıların ve diğer finansal tablo kullanıcılarının daha doğru kararlar almalarına yardımcı olmaktadır. Ancak enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde finansal tablolardaki tutarlar gerçeği yansıtamadığı için anlamsızlaşmakta, güvenilir finansal bilgiden uzaklaşmakta ve finansal tabloların karşılaştırabilir olma özelliği kaybolmaktadır. Dünyada 1980'li yıllarda yüksek enflasyonun ekonomik hayatın bir parçası haline gelmesiyle birlikte, tarihi maliyetlere dayalı muhasebe ilkeleri artık işletmelerin mali durumunun doğru olarak yansıtmamaya başlamıştır. Bununla birlikte, raporlama döneminde enflasyonun etkisini sunulan rakamlara yansıtacak bir yola ihtiyaç duyulmuştur. Bu çalışmada, MSUGT/VUK kapsamında enflasyon muhasebesi düzenlemeleri ile TMS-29 ve BOBİ FRS Bölüm-25 "Yüksek Enflasyonlu Dönemlerde Finansal Raporlama" standartları temel konularda karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve her bir düzenleme çerçevesinde örnek uygulama yapılmıştır. TMS-29 ve BOBİ FRS Bölüm 25 birbiri ile uyumlu olmasına rağmen MSUGT/VUK ile standartlar, amaç, kapsam, genel fiyat endeksi, düzeltilecek finansal tablolar, borçlanma maliyetleri ve karşılaştırmalı finansal bilgiler konularında farklı düzenlemeler içerdiği tespit edilmiştir. Örnek uygulama sonucunda ise, standartlar kapsamında kar veya zarar tablosunun düzeltilmesi işletmenin faaliyet sonuçlarını olumlu etkilediği; düzeltme işleminde kullanılacak genel fiyat endeksinin (TÜFE) farklı olması ve bazı parasal olmayan kalemlerin cari ölçüm birimi (gerçeğe uygun değer ve yeniden değerleme modeli) ile ifade edilmesi ise düzeltilmiş toplam aktif tutarının mevcut sisteme göre düzeltilmiş toplam aktif tutarından daha düşük çıkmasına neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
MSUGT, BOBİ FRS ve TMS/TFRS'nin ölçme/değerleme ve raporlama esaslarına göre analizi
İşletmelerin farklı ülkelerde faaliyet göstermesi, muhasebe uygulamalarının da bulunduğu ülke mevzuatlarına göre hazırlanması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Farklı mevzuatlara göre hazırlanan muhasebe sistemleri ve finansal tablolar, finansal tablo kullanıcılarının, işletmelerin finansal performanslarını karşılaştırılmasını güçleştirmektedir. Bu durum yayımlanan uluslararası finansal raporlama standartları ile bütün dünyada ülke uygulamalarında yeknesaklığı sağlanması, Kobiler için de özel bazı çalışmaların yapılması ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Kobiler için, ihtiyaçlarına uygun, tam setin genel yapısından ayrılmadan onlara özgün daha yalın bir standart yayımlanması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda KGK tarafından 2014 yılında yerel finansal raporlama standardı çıkarılması için çalışmalara başlamış, yapılan bu çalışmalar 2017 yılında sonuçlanmıştır. 29 Temmuz 2017 tarihli 30138 sayılı resmi gazetede Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS), AB 34 numaralı direktifiyle uyumlu bir şekilde hazırlanarak 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı, Muhasebede yer alan ölçme/değerleme ve raporlama uygulamalarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT), Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) açısından karşılaştırmalı olarak inceleyip uygulamada oluşabilecek benzerliklerin ve farklılıkların varlığını ortaya koymaktır.
Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı (BOBİ FRS) uygulamasının işletmelerin yönetsel kararları üzerine etkisi ve bir uygulama örneği
BOBİ FRS uygulaması özetle bağımsız denetim kapsamına giren işletmelerin mali tablolarını düzenleme usul ve esaslarını içeren standartlar bütünüdür. Çalışmada mali tablolarını BOBİ FRS uygulamasına göre düzenleyen işletmelerde, BOBİ FRS uygulamasının işletme yönetsel kararları üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Artan rekabet koşulları, karlılık yüzdelerinin düşüklüğü, doğru finansal bilgilere ulaşamada maddi zorluklar sonucunda özellikle küçük yatırımlar yönelik gerçeğe uygun ve standartlara uyumlu mali verilere duyulan ihtiyaç tez konusunun önemini ortaya koymaktadır. İşletme yönetimleri, işletmelerin rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri ve paydaşların menfaatlerinin korunabilmesi ancak doğru kabul edilebilir, açık anlaşılabilir, şeffaf ve hesap verilebilir bilgilerle mümkündür. İhtiyaç duyulan bilgilerde bulunması gereken özellikler BOBİ FRS uygulamasının amaçları ile örtüşmekte olup, tezin önemini ortaya koymaktadır. Tez konusunun araştırılmasında, alanında düzenlenmiş olan tez, makale, KGK düzenlemeleri v.b. çalışmalar incelenmiş olup, elde edilen kaynakçalardan hazırlanmış uygulama kısmında ise bağımsız denetime tabi bir şirketler dahil edilmiştir. Bağımsız denetim şirketi bünyesinde, BOBİ FRS kapsamında denetime tabi şirketlerin mali tabloları esas alınarak denetlenen şirketlerin yöneticileri ile tez kapsamındaki konularda yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sorulan sorular ile BOBİ FRS uygulamasının şirket yönetim kararlarına olan etkisi araştırılmıştır. Ulaşılan bulgu ve sonuçlar tezin sonuç ve değerlendirme bölümünde ele alınmıştır. Anahtar Kelimleler: Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ/FRS), Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ/FRS) 'nin Finansal Tablolara Etkisi, İşletmelerde Karar Alma Süreci
Şirket birleşmelerine ilişkin yasal düzenlemeler ile muhasebe uygulamalarının Türkiye finansal raporlama standardı (3) kapsamında şirket birleşmesi örneği üzerinde incelenmesi
Büyüme yollarından biri olan şirket birleşmeleri, iki ya da daha fazla şirketin faaliyetlerinin ekonomik ve hukuksal açıdan birlik haline getirilmesidir. Birleşme yoluyla büyük bir varlık ve ekonomik güç elde eden şirketler, günümüzde küreselleşme sonucu artan rekabetin olumsuz etkilerinden korunabilmektedirler.Şirketleri birleşmeye iten en önemli neden ekonomiktir. Bunun yanı sıra; ölçek ekonomilerinden yararlanma, sinerji etkisinden yararlanma, yetenekli yönetime sahip olma, çeşitlendirme ile riski dağıtma ve büyük bir işletme yaratma isteği birleşmeyi teşvik eden başlıca unsurlardır.Şirket birleşmeleri, etkinlik ve rasyonelliği artırmada olduğu kadar, güçlük içinde bulunan şirketlerin kurtarılmasında da önemli bir araçtır. Bu çalışmada, ulusal muhasebe standartlarına göre şirket birleşmelerini incelenmekte ve konuya açıklık getirmektedir. Bu kapsamda, şirket birleşmeleri çeşitli yönleriyle ele alınarak muhasebe boyutu ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkiye Muhasebe / Finansal Raporlama Standartları, Şerefiye, Konsolidasyon
KOBİ TFRS setinin muhasebe meslek mensupları tarafından uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Dünya ekonomisinin her geçen gün daha fazla küreselleşmesiyle birlikte faaliyet gösteren işletmelerin farklı muhasebe uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaları istenmeyen bir durum oluşturmuştur. Bu durumu ortadan kaldırmak ve muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması için muhasebede standartlaşmaya gidilmesi amacıyla birçok ülkede çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde UFRS tüm yönleriyle uygulanmaktadır. Avrupa Birliği, hisse senetleri borsada işlem gören firmaların finansal tablolarını 2005 yılı itibariyle UFRS'ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. Türkiye de AB'ye üye olma sürecinde olan bir ülke olduğu için muhasebe sistemini UFRS'ye göre hazırlamakta ve uygulamaktadır.KOBİ'ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası arenadaki önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bunun neticesinde KOBİ'ler için ayrı bir standartlaşmaya gidilmesi fikri ortaya çıkmıştır. 9 Temmuz 2009 tarihi itibariyle KOBİ'ler için muhasebe standartları yayınlanmış olup uygulama tarihi ülkelerin tercihine bırakılmıştır. KOBİ TFRS'nin, Türkiye'de faaliyette bulunan KOBİ'ler için küresel arenada anlaşılabilir finansal tablo üretilmesini sağlayacağı ve uluslararası ticaretin gelişmesini sağlayarak denetimi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.KOBİ'ler ülke ekonomilerinde önemli bir yer tutmaktadır ve muhasebe meslek mensuplarının en çok muhatap olduğu firmalar KOBİ'lerdir. Bu çalışma, muhasebe uygulamalarının mevcut durumu, UFRS'lerin bugünkü durumu ve KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğine ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan meslek mensuplarının bakış açılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, muhasebe mesleği ve mesleğin gelişmesi ile ilgili etkenler, KOBİ'ler ve ülke ekonomileri açısından KOBİ'lerin önemi, UFRS'lerin tanımı, gerekliliği, Dünya'da UFRS uygulamaları ve Türkiye'deki uygulamalara etkileri ve KOBİ TFRS setinin hazırlanması ile tam setten farklılıkları ele alınmıştır. KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğinin ölçülmesi amacıyla Kütahya SMM Odası'na bağlı meslek mensuplarına mevcut durum, UFRS ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak düşünceleri alınmıştır.Anahtar Kelimeler: KOBİ TFRS, KOBİ TFRS'nin Uygulanabilirliği, Muhasebe Mesleği, Muhasebe Meslek Mensupları.
KOBİ'ler için Türkiye finansal raporlama standartları: Bankaların görüşleri üzerine bir araştırma
Son yıllarda, küreselleşme, teknolojik gelişmeler, internet ve elektronik ticaret, bilgi yönetimi gibi konular dünyada yaşanan en önemli gelişmelerdir. Bu gelişmeler sonucunda, işletmelerin uluslararası faaliyetlerinin artması ve sermayenin de küreselleşmesiyle birlikte, aynı dilde konuşma ihtiyacı doğmuş ve bu durum birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Karşılaşılan sorunların önüne geçmek ve ortak bir muhasebe dili geliştirmek amacıyla birçok ülkenin katılımıyla UMS (IAS) ve UFRS (IFRS) yayınlanmıştır. UFRS?ler; muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması ve tüm kesimler tarafından anlaşılabilir muhasebe bilgisi üretilmesini sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği (AB), hisse senetleri borsada işlem gören firmaların konsolide finansal tablolarını 2005 yılından itibaren UFRS?ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. AB?ye üye olma sürecinde olan ülkemiz de muhasebe sistemini AB doğrultusunda hazırlamakta ve uygulamaktadır. UFRS?lerin bütün dünyada ilgi görmesi ve ülke uygulamalarında tekdüzeliği sağlaması sebebiyle KOBİ?ler için de özel bazı çalışmaların yapılması gereksinimi ortaya çıkmıştır. Nitekim KOBİ?ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası alandaki önemleri de gün geçtikçe artmaktadır. Nihayetinde, 2009 yılında KOBİ?ler için muhasebe standartları yayınlanmış ve uygulama tarihleri ülkelerin tercihine bırakılmıştır. Böylece bütün dünyada KOBİ?ler de aynı standartları uygulayacak ve düzenleyecekleri finansal tablolar kıyaslanabilir olacaktır. Bunun da güven unsurunu artıracağı ve ticaretin gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Ülkemizdeki KOBİ?ler için muhasebe bilgisi daha çok, devlete ödenen verginin hesaplanması, kredi kuruluşlarından kaynak temini ve işletme yöneticilerine bilgi sağlaması amacıyla kullanılmaktadır. En önemli kullanım alanı ise kredi kuruluşlarından kaynak teminidir. Ülkemizde KOBİ?lerin en sık muhatap olduğu kredi kuruluşları ise bankalardır. Bu çalışma, ülkemizdeki mevcut muhasebe uygulamalarının durumu, KOBİ TFRS?lerin uygulanabilirliği ve uygulanması durumunda ortaya çıkacak olası etkilere ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan bankaların görüşlerini almak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, KOBİ?ler, KOBİ?lerin ülke ekonomileri için önemi, avantaj ve dezavantajları ile yaşadıkları sorunlar, bankalar, Türk bankacılık sistemi, Türk bankacılığının gelişimi ve KOBİ ? Banka ilişkisi ile bu ilişkide muhasebenin rolü ve önemi ele alınmıştır. Kayseri?de faaliyet gösteren bankalara, mevcut durum ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak görüşleri alınmıştır.
Bağımsız denetimin gelişimi ve VUK, TFRS ve BOBİ FRS'nin imalat sanayi açısından değerlendirilmesi üzerine bir uygulama
Artan dünya nüfusuyla birlikte ticaret olanaklarının teknoloji sayesinde hız kazanması dünya ticaret hacminde önemli bir genişleme yaratmıştır. Ticari iş ve işlemlerin kaydedilmesi, sınıflandırılması, özetlenmesi ve yorumlanması muhasebe programlarıyla daha kolay bir hale gelmiştir. Bununla birlikte tüm dünyada artan ticari iş ve işlemlerin muhasebeleştirilmesi ve denetlenmesi sırasında ortak bir geçerli finansal raporlama sisteminin oluşturulması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Ülkeler, bulundukları ekonomik koşulları da göz önün de bulundurarak Uluslararası Muhasebe Standartları ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına kendi ekonomik sistemlerine uyarlamaya çalışmaktadır. Türkiye'de de bu amaç doğrultusunda özellikle son on yılda Uluslararası Geçerli Finansal Raporlama sistemine geçiş amacıyla önemli adımlar atılmıştır. Türkiye Finansal Raporlama Sistemi (TFRS) ve Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler için Finansal Raporlama Sistemi (BOBİ FRS) bu gelişmeler sonucu ortaya çıkan finansal raporlama sistemleridir. Bununla birlikte Türkiye'de işletmeler Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre finansal tablolarını hazırlayarak tahakkuk eden net gelir üzerinden vergilerini ödemektedir. Dolayısıyla işletmelerin cari dönem net geliri uyguladıkları geçerli finansal raporlama sistemine göre önemli farklılıklar göstermektedir. Bu çalışmada imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin, geçerli finansal raporlama sistemlerinden VUK, TFRS ve BOBİ FRS uygulaması durumunda cari dönem net karının nasıl farklılaştığı ve bunun nedenleri üzerinde durulmuştur. İmalat sanayinde faaliyet gösteren şirketler için TFRS, gerçek değerleri göstermesi ve şirket değerini maksimize etmesi bakımından daha iyi bir finansal raporlama sistemidir. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Denetim, VUK, TFRS, BOBİ FRS
Türkiye finansal raporlama standartları (TFRS)'nın varlıkların değerlemesi hususunda getirdiği yenilikler: serbest muhasebeci mali müşavirlerin bilgi düzeylerinin tespitine yönelik bir araştırma
Değerlemeyle ilgili çalışmaların büyük bölümü 25-30 yıl öncesinde enflasyon nedeniyle ortaya çıkmış ve konuyla ilgili pek çok araştırma yapılmıştır. Ancak son yıllarda enflasyonla birlikte tarihi maliyetler yerine cari maliyetlerin kullanılması yönünde yaygın bir anlayış hakim olmaya başlamıştır. Bu noktada değerlemenin amacı; tarihi maliyetlerle yapılan kayıtları, günün koşullarına göre gerçek değerlere çevrilmesini sağlamak ve dönem karını doğru olarak tespit etmektir.Öte yandan sermayenin küreselleşmesi nedeniyle ülkeler arasında ortak bir muhasebe dili kullanılması zorunlu hale gelmiş ve Uluslararası Muhasebe Standartları çerçevesinde hazırlanan Türkiye Muhasebe Standartları çoğu ülkede olduğu gibi ülkemizde de ilk önce Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)'na bağlı faaliyet gösteren şirketlerde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye Finansal Raporlama Standartları 2013 yılı itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktır.Bu doğrultuda çalışma içerisinde, varlıkların değerlemesi konusunda Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının getirdiği yenilikler incelenmiş, geçiş sürecinde varlıkların değerlemesi hususunda yaşanacak sıkıntılar ve muhasebe meslek mensupları üzerine etkileri dünyada yaşanan sorunlarda göz önüne alınarak araştırılmıştır.
The impact of corporate governance on quality of financial reports: An evidence from Iraq
The purpose of the study is to examine the impact of corporate governance on the quality of financial reports of Iraqi private companies. The importance of the study is to mention on the positive effects of applying corporate governance which has dimension like fairness, equity, transparency, responsibility, accountability and independence, and the aspects in enhancing the quality of the financial reports. In order to reach the current study's purpose, a sample of 109 board of directors and medium executive administration members selected from Iraqi private companies. They contribute through answering the questionnaire statements which self-administers and spread via the internet by email. The independent variable is corporate governance in this study and the quality of financial reports represents the dependent variable. The problem studies determine examining lot of questions concentrating on nature of impact and the relationship between corporate governance and the quality of financial reports. Accordingly, a conceptual outline is designed for the study and numerous hypotheses are produced. In order to declaration if the hypotheses are accept or not, are expose to statistical tests. The statistical tests study results show that the high correlations between the dependent variables and the independent variables. In addition, it is found that corporate governance plays a positive significance impact on quality of financial reports.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler için Türkiye finansal raporlama standartları KOBİ TFRS ve bir uygulama
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle son 20 yıldır teknoloji ve ekonomide meydana gelen hızlı gelişim ve değişimin sonucu olarak dünya ekonomisi küresel bir yapıya dönüşmüştür. Bu durum, işletmelerin uluslararası pazarlarda boy göstermelerini kolaylaştırmıştır. Ancak, işletmelerin büyük çoğunluğunun Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerden (KOBİ) oluşması bu işletmelerin küresel alanda finansal tablolarının anlaşılabilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini daha da zorlaştırmıştır. Bu nedenlerden yola çıkarak daha önceden belli bir büyüklüğe sahip işletmeler için uygulanmaya başlanmış olan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları?nın KOBİ türündeki işletmeler için uyarlanarak uygulanması gerekliliği ortaya çıkmıştır.KOBİ TFRS ile ilgili olarak bu tezde yapılan çalışma, örnek bir işletme verileri üzerinden standardın uygulanması olup; amacı KOBİ TFRS ile ilgili ülkemizde ilk uygulamaya geçiş aşamasında neler yapılacağını, bu standarda göre muhasebe işlemlerinin nasıl yapılması gerektiğini örnek bir uygulama üzerinde açıklayarak finansal tabloların hazırlanmasında mevcut uygulama ile farklılıklarını ortaya koymaktır. Yapılan uygulama sonucunda, KOBİ TFRS ile VUK?a göre yapılan mevcut uygulama arasında tutulan kayıtlar ve yapılan hesaplamalara göre bilanço ve gelir tablosu kalemlerinde farklılıklar oluşmuştur. Bunun sonucu olarak özellikle bilançonun aktif(pasif) büyüklükleri, dönem kârı ile hesaplanan vergi tutarları arasında da belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: KOBİ, TFRS, KOBİ TFRS, VUK, Ertelenmiş Vergi Varlığı ve Borcu.
İşletmelerde ticari alacak ve borç politikasının belirleyicileri: BİST imalat sanayii üzerinde ekonometrik bir uygulama
Bu çalışmanın amacı işletmelerin ticari alacak ve ticari borç yönetimi için güncel ekonometrik modeller oluşturmaktır. Bu çerçevede, Borsa İstanbul'da imalat sektöründe faaliyet gösteren 110 firmanın 1998 – 2004(TFRS öncesi) ve 2008 – 2014(TFRS sonrası) dönemlerine ait çeyrek dönem verisi kullanılarak ticari alacak ve borç politikasına yön verecek ekonometrik modeller oluşturulmuştur. Kurulan birinci model, ticari alacaklara yatırım yapan işletme(vade tanıyan işletme)'nin finansal belirleyicilerini, ikinci model ticari borç finansmanı sağlayan işletme(vade tanınan işletme)'nin finansal belirleyicilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Kurulan her bir modelin değişkenleri için yatay kesit bağımlılığı testleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra her bir değişkene ait 1.nesil ve 2.nesil birim kök analizi yapılmıştır. Serilerin durağan olup olmamasına göre durağan değişkenler doğrudan alınırken durağan olmayan değişkenlerin birinci farkı alınarak modeller kurulmuştur. TFRS sonrası ve öncesi dönemler için model 1 ve model 2 ortaya koyulmuştur. Her iki dönemin her iki model tahmini için de gerekli varsayım(öntest) işlemleri gerçekleştirilmiş ve ardından dirençli tahmincilerden hem kümelenmiş standart hatalar yöntemi hem de driscoll – kraay tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde TFRS sonrası ve öncesi dönemlerde ticari alacaklar ile ticari borçların arasında pozitif ilişki; her iki dönemde de ticari alacaklar ile satışlar, stoklar ve likidite arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup ticari alacak ve karlılık arasında sadece TFRS sonrası dönemde negatif ilişki tespit edilmiştir. Her iki dönemde de ticari borçlar ile stoklar arasında pozitif ilişki; karlılık arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup sadece TFRS sonrası dönemde ticari borçlar ile likidite ilişkisi pozitif olarak tespit edilmiştir.
Akreditiflerin TMS ve BOBİ FRS kapsamında muhasebeleştirilmesi
Uluslararası ticarette en çok kullanılan ödeme yöntemlerinden biri akreditif olup, akreditifte hem ithalatçı hem de ihracatçı karşılıklı olarak güvence altına alınmaktadır. Akreditif işlemlerinde ihracatçı ve ithalatçı yapılan sözleşmeler ile birbirlerini tanımadan ticaretlerini gerçekleştirmektedirler. Akreditifle ilgili olarak Uluslararası Ticaret Odası tarafından yayımlanan Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama Kuralları akreditifin işleyişini düzenlemektedir. Düzenlenen bu kurallar dünyada hemen hemen tüm ülkeler tarafından kabul görmüş olup, uluslararası ticaret işlemlerinde önemli bir güvence sağlamaktadır. Akreditif, pek çok ülke yasalarınca düzenlendiği gibi ülkemiz yasalarınca da kabul görüp düzenlenmiştir. Akreditif esasen bir teminat olup, sevk edilen malın miktarının belirlenmesi ve bedelinin ödenmesi için gerekli şekil ve şartları içinde barındırmaktadır. Türü ne olursa olsun tüm akreditif işlemleri muhasebe ilkelerine ve uluslararası muhasebe standartlarınca belirlenen kanun ve kurallara uygun olarak yapılmalıdır. Yapılan bu tez çalışmasının birinci bölümünde akreditife yer verilmiş olup, akreditifin tanımı ve önemi, akreditif çeşitleri, akreditif sırasında kullanılacak bilgi ve belgeler, akreditifin aşamaları, akreditifin avantaj ve dezavantajları anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Uluslararası Muhasebe Standartları, ülkemizce bu muhasebe standartlarından yararlanılarak oluşturulan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulayamayan işletmelere yönelik Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS)'nın tanımı ve mevzuatları ile TMS ve BOBİ FRS arasındaki farklar anlatılmıştır. Tezin son bölümünde ise TMS ve BOBİ FRS kapsamında yapılan akreditif işleminin muhasebeleştirilmesi ile akreditife yönelik ithalat ve ihracat işlemlerinin muhasebeleştirilmesi anlatılmıştır.
BİST 100'de yer alan imalat işletmelerinin TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardına uyum düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, BIST 100' de yer alan imalat işletmelerinin TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardında yer alan açıklama zorunluluklarına uyum düzeylerini belirlemek ve belirlenen uyum düzeyi ile işletme özellikleri arasında bir ilişkinin var olup olmadığını tespit etmektir. Tezin birinci bölümünde, hasılat ve sözleşmeye ilişkin tanımlar ve yasal düzenlemeler üzerinde durulmuş, ikinci bölümde TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardı örneklerle açıklanmış, üçüncü bölümünde ise BIST 100' de yer alan imalat işletmelerinin TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı açıklama gerekliliklerine uyumu üzerinde durulmuştur. Belirlenen amaca ulaşmak için oluşturulan model ve hipotezlerin test edilmesine yönelik olarak BIST 100' de yer alan 41 adet imalat işletmesinin 2020 yılı faaliyet raporları incelenmiş ve standartta yer alan açıklama gereklilikleri Microsoft Excel programına aktarılarak uyum endeksi belirlenmiştir. Daha sonra korelasyon analizi ile belirlenen endekse etki edebilecek olan işletme özellikleri (firma yaşı, denetçi türü, borsa yaşı, aktif karlılık oranı, kaldıraç oranı) ile uyum düzeyi arasındaki ilişki belirlenmiştir. Ardından oluşturulan hipotezler çoklu doğrusal regresyon analizi ile test edilmiştir. BIST 100' de yer alan imalat işletmeleri için uyum düzeyinin %38 olduğu tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda denetçi türü ve kaldıraç oranının uyum düzeyi üzerinde pozitif ve anlamlı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında firma yaşı, borsa yaşı ve aktif karlılığın uyum düzeyi üzerinde bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: TFRS 15, Hasılat, Finansal Açıklamalar, Müşteri Sözleşmeleri
TMS/TFRS ve muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların muhasebeleştirilmesi
Muhasebe alanında elde edilen verilerin güvenilir, doğru, gerçeğe uygun ve anlamlı olması gerekmektedir. Muhasebe verilerinin söz konusu niteliklere sahip olması açısından Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu şekilde oluşturulan Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda ekonomi alanında hızlı bir gelişme gösteren ve işletmelerin sahip olmaya başladığı kripto para ile ilgili işlemlerin muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde muhasebeye ne şekilde aktarılması gerektiği hususu gündeme taşınmıştır. Gelişen teknoloji ve ekonomi dünyasında Türkiye'de ve dünyada hızla bilinme düzeyi artan kripto paraların kullanımı sürekli artış gösterir duruma gelmiştir. Kripto para birimlerine yönelik yasal düzenlemeler her ülkede henüz mevcut değildir, fakat bu para birimleri genel olarak para kavramına bakış açısını değiştirecek bir potansiyele sahiptir. Bu durumda geleceğe yönelik kripto para birimlerinin yasal düzenlemeler çerçevesinde varlıklarını sürdürebilecekleri öngörülmektedir. Gün geçtikçe popülerliği artan kripto para birimleri bazı devletlerin bu konuda endişe duymasına yol açmıştır. Bunun sebebi, kripto para birimleri kullanılarak gerçekleştirilen işlemlerin nasıl muhasebeleştirileceğini belirlemenin güç olmasıdır. Günümüz itibariyle Türkiye'de kripto paraların muhasebeleştirilmesine ilişkin yasal bir düzenlemede henüz bulunmamaktadır. Bu araştırmanın amacı Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları ile muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların nasıl muhasebeleştirilebileceğini tespit etmektir. Bu amaçla Kayseri ve Kırşehir illerinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının kripto paralara ve kripto paraların muhasebeleştirilmesine yönelik görüşleri anket ve görüşme yöntemleriyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen nicel verilerin analizi SPSS, görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi ise MAXQDA programları kullanılarak yapılmış ve çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda kripto paraların resmi olarak kabul görmesi durumunda nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelere yer verilmiştir.
Türk vergi sistemi ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları açısından menkul kıymetlerin değerlemesi
İşletmelerin finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğunu amaçlayan Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın aksine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi matrahının aşındırılmasını önlemeye çalışan koruyucu bir bakış açısı ile mükelleflerin uyacakları değerleme hükümlerini düzenlemiştir. İktisadi işletmeler atıl fonlarını çeşitli finansal araçlara yatırım yaparak gelir elde etmeyi ve kar maksimizasyonu sağlamayı amaçlamaktadır. Değerleme günü itibariyle finansal araçların değerlerinin ölçümü ve getirilerinin tespit edilmesi finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğu açısından önem arz etmektedir. Finansal araçlar içerisinde yer alan menkul kıymetler ve menkul kıymetlerin değerleme ölçüleri Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları uygulamalarında farklılık göstermektedir. Vergi Usul Kanunu menkul kıymetlerin değerlemesinde uyulacak değerleme ölçülerini vergi matrahının aşınmasına engel olacak şekilde ve ticari işletmelere inisiyatif bırakmadan belirlemiştir. Türkiye Muhasebe Standartlarında ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarında yer alan ölçüm esasları ise işletmelerin finansal durumlarını gerçeğe en yakın olacak bir şekilde yansıtmayı amaçlamıştır. Mevcut düzenlemeler; vergi kanunları, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları arasındaki uygulama farklılıkları ve uygulama farklılıklarının iktisadi işletmelerin finansal tablolarına etkileri ile bu etkilerin düzeltilmelerine ilişkin muhasebe uygulamalarının önemini artırmaktadır. Kanaatimizce VUK değerleme ölçülerini TMS/TFRS ölçme esasları ile uyumlaştıracak yasal düzenlemeler ile menkul kıymetlerin değerlemesinde uluslar arası standartlar yakalanmış olacaktır. Ayrıca; işletmeler, herhangi bir dönüştürme işlemi yapmadan, finansal raporlarını defter kayıtları veri alarak uluslar arası standartlara göre elde edebileceklerdir. Böylece işletmeler doğru, tarafsız ve güvenilir bilgi sunan finansal tablolar elde ederek finansal tablolardan beklenen ölçme ve bilgilendirme gibi temel amaçları sağlayacaklardır.
Bobi FRS'nin maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesinde TFRS ve Vergi Usul Kanunu uygulamalarından farklılıklarının analizi: Örnek olay çalışması
Dünya da gelişen bilgi ve sistem teknolojileri uluslararası ekonomik ilişkileri ve uluslararası yatırımın önemini arttırmıştır. Gelişen teknoloji diğer alanlar gibi muhasebe alanında da önemli etkilere yol açmaktadır. Uluslararası artan ekonomik ilişkiler ülkeleri muhasebe alanında ki mevzuatlarını birbiriyle uyumlaştırma sürecini başlatmıştır. Ülkemiz de bu uyum sürecinde Türkiye Muhasebe Standartları ve Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS) yayınlayarak Uluslararası Muhasebe Standartlarından farklılıkları azaltmayı çalışarak bu süreçte yerini almıştır. Bu çalışmanın amacı ülkemizde 01.01.2018 tarihinde uygulanmaya başlayan BOBİ FRS kapsamında maddi duran varlıkların incelenerek, uygulanmakta olan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) / Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerince karşılaştırılmasının yapılmasıdır. Konuyla ilgili örnekler verilerek düzenlemeler arasında ki farklıların ortaya konulması BOBİ FRS'yi kullanmak isteyen işletmeler ve finansal bilgi kullanıcıları açısından yararlı olacaktır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Büyük ve Orta Boy işletmeler için finansal raporlama standardı kapsamında maddi duran varlıkların incelenmiştir. İkinci bölümde Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından maddi duran varlıklar yer almaktadır. Üçüncü Bölümde üç düzenleme arasında örnek sorularla karşılaştırılmalar yapılarak farklılıkları tespit edilmiştir.
Tek düzen muhasebe sistemine göre hazırlanan bilançoların BOBİ FRS geçiş hükümlerine göre yeniden düzenlenmesi: Bir uygulama
Son yıllarda küreselleşme olgusunun hızla gelişmesi finansal yatırımcılar açısından ortak bir finansal tablo dili oluşturulması bakımından önemli hale gelmiştir. Bu nedenle Türkiye'de halka açık işletmeler Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarını (UFRS) uygulamaktadırlar. Ancak ticari faaliyet gösteren her işletmenin halka açık olmaması sebebiyle UFRS uygulamıyor oluşu ve mevcut muhasebe sisteminin (MSUGT) de uluslararası alanda anlaşılamaz kalması nedeniyle yeni bir standart doğması gerekli görülmüştür. Bu nedenle 2017 yılında KGK tarafından yayımlanan Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ile Türk muhasebe uygulamaları ve bunlara uygun hazırlanan finansal tablolar, uluslararası anlamda daha anlaşılabilir kılınmaya çalışılmıştır. Buna göre 2018 yılı dönem sonu itibariyle bağımsız denetime tabi olacak kadar büyük ölçekli ancak UFRS uygulamayan işletmeler için BOBİ FRS'ye göre finansal tablo hazırlanması hükmü getirilmiştir. Hem MSUGT'a hem de BOBİ FRS'ye göre finansal tablo hazırlamakla yükümlü işletmeler açısından; MSUGT'a uygun hazırlanan finansal tabloların, BOBİ FRS'ye uygun olarak dönüştürülmesi gündeme gelmiştir. İşletmelerin finansal tablolarını dönüştürürken standardın 27. Bölümünde yer alan geçiş hükümlerini rehber edinmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada amaçlanan, iki standart arasındaki muhasebe uygulamalarının farklılıklarına dikkat çekerek, dönüşüm uygulayacak olan işletmelere yardımcı olmaktır. Buna göre çalışmanın birinci bölümünde, MSUGT ile BOBİ FRS, kavramsal çerçeve açısından kıyaslanarak açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise bazı hesap kalemlerinin her iki standartta da muhasebeleştirilme işlemlerine ilişkin açıklamak yapılmıştır. Son bölümde ise örnek bir işletmenin MSUGT'a göre hazırladığı bilançosu BOBİ FRS'ye uygun hale dönüştürülmüştür. Çalışmada, ayrıntılı ve derinlemesine bilgiler verilmesi amaçlandığından örnek olay yöntemi esas alınmıştır. Sonuç olarak BOBİ FRS'ye uygun finansal tablo dönüştürme aşamasında kavramsal çerçeve, muhasebe politikaları, ölçüm esasları ve muhasebeleştirme kurallarının farklılık arz etmesi ve bu nedenlerle ortaya çıkan ertelenmiş vergi varlıkları ve ertelenmiş vergi yükümlülüklerinin önemli rol oynadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelime: UFRS, MSUGT, BOBİ FRS, TDHP, Finansal Tabloların Dönüştürülmesi.
Muhasebe sistemi genel uygulama tebliğine göre hazırlanan finansal tabloların BOBİ FRS ve KÜMİ FRS taslağına uyumlu olarak dönüştürülmesi
1992 yılında yürürlüğe giren muhasebe sistemi uygulama genel tebliği ile Türkiye'de muhasebe sistemi açısından belirli bir standart oluşturulmuştur. 1994 yılında fiilen uygulaması başlayan Tek Düzen Hesap Planı ise finansal tablo kullanıcıları için ortak bir dil sağlamıştır. Fakat uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarının oluşması ile ülkeler arası muhasebe sistemi açısından farklılıklar oluşmuştur. Belirli ölçek üzerindeki işletmeler uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarını uygularken, teknolojisinin gelişmesi ile sınır ötesi ticaret artmış ve farklı ölçekteki işletmelerde uluslararası ticaret hayatında rol almaya başlamıştır. Bundan dolayı 2017 yılında Büyük ve Orta Boy İşletmeler için finansal raporlama standartları yayınlanmıştır. Öte yandan Küçük ve Mikro İşletmeler için finansal raporlama standartları taslağı ise 2019 yılında yayınlanmış ve yakın süre içerisinde uygulamaya başlanması beklenmektedir. Bu çalışmada Finansal Raporlama Standartları hesap planı ile Tek Düzen Hesap Planı farklılıkları karşılaştırılmış ve vergi mevzuatı açısından incelenmiştir. Öte yandan Muhasebe Sistemi Uygulama genel tebliğinde yer alan hükümlere göre hazırlanan finansal tabloların BOBİ FRS ve KÜMİ FRS Taslağına göre dönüştürülmesi örneklenmiştir.
Denetim komitesi özelliklerinin finansal raporlama şeffaflığına etkisi: Kurumsal yönetim endeksinde yer alan şirketler üzerine bir araştırma
Kurumsal yönetim uygulamalarının yetersiz olmasının ve düşük kalitedeki finansal raporların neden olduğu muhasebe skandalları neticesinde sermaye piyasalarında şirketlerin sunmuş oldukları finansal bilgilere duyulan güven azalmıştır. Paydaşların haklarını güvence altına alabilmek ve kamu güvenini yeniden kazanabilmek adına şeffaflık düzeyi yüksek finansal raporların hazırlanması bir gereklilik olmuştur. Bu bağlamda, denetim komitesinin kurumsal yönetim anlayışı içerisinde sorumlulukların yerine getirilmesinde ve finansal raporlama sürecinin iyileştirilmesinde kilit rol oynadığı ileri sürülmektedir. Bu noktadan hareketle; bu çalışmanın amacı, denetim komitesi özellikleri ile şirket tarafından sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 2007-2021 yılları arasında Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi'nde işlem gören finansal olmayan kuruluşlardan elde edilen 402 firma/yıl verisi en küçük kareler yöntemi ve sabit etkiler modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, denetim komitesinde kadın üyenin varlığı ve denetim komitesinin yıl içerisinde gerçekleştirdiği toplantı sıklığı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişkinin olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca denetim komitesinin üye sayısı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan çalışmanın bulguları, denetim komitesinin tecrübesi ve uzmanlığı ile finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilemediğini göstermektedir. Araştırmanın sonuçları; politika yapıcılara, yatırımcılara ve muhasebe meslek mensuplarına denetim komitesi özelliklerinin kurumsal raporlama süreçlerinin izlenmesinde söz konusu komite etkinliği ile ne yönde ilişkili olduğu konusunda kanıtlar sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Kurumsal yönetim, denetim komitesi, finansal raporlama şeffaflığı.
Yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS yakınsama sürecinin yeminli mali müşavirler ve vergi denetim elemanlarının görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi: İzmir ilinde bir uygulama
Ülkemizdeki yerel muhasebe uygulamaları ile Türkiye Muhasebe ve Raporlama Standartları arasında bulunan uyum sorunlarının giderilebilmesinin yakınsama sürecinin başlaması ile çözülebileceği düşünülmektedir. Araştırmanın amacı vergi matrahının tespitine yönelik düzenlenen finansal raporların kontrol ve mali denetimini sağlayan vergi denetim elemanları ve yeminli mali müşavirlerin, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki uyum sorunları hakkındaki bakış açılarının belirlenmesi, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki farklılıklara neden olan faktörlerin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin getirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, vergi denetim elamanları ve yeminli mali müşavirlere yönelik geliştirilen yeni bir ölçekle anket uygulanmış ve elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sorunsalı İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı ile gerçekleştirilen mülakatla da değerlendirilmiştir. Anket uygulamasının sonucunda, finansal bilgi sunma amacında ve hedef kitlesindeki farklılık, şeffaflık ve denetim farklılıkları ile değerleme ölçülerindeki farklılığın karşılaştırılabilirliğe etkisinin yerel muhasebe uygulamaları ile standartların yakınsamasını etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS'lerin uyumsuz olduğunu ve uyumlaştırılması gerektiğini düşünmelerinde yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin tümünde, katılımcıların öğrenim durumu ve vergi mevzuatındaki güncel gelişmeleri takip etme düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık olmadığı, ancak yaş ve mesleki unvan açısından anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Mülakat sonucunda üretilen finansal raporlardaki bilgilerin dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırılabilir olmasının önemi ortaya çıkmıştır. Bağımsız denetim için vergi temelli finansal tabloların standartlarla yakınlaştırılmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Entelektüel sermayenin finansal tablolarda raporlanmasına ilişkin yaklaşımlar ve değerlendirilmesi
Bilgi yoğun ekonomiye geçişle birlikte, entelektüel sermaye işletmeler için önemli bir varlık durumuna gelmiştir. İşletmeler rakiplerinden fark yaratacak değerler ortaya koyarak uzun vadede kazanımlar elde edeceklerini keşfetmişlerdir. Tüm işletmelerde bulunabilecek fiziki varlıklar yerine, enformasyon, veri tabanı, nitelikli iş gücü, marka, müşteri ilişkileri gibi soyut varlıklara yatırımlarını gerçekleştirmeye yönelmişlerdir. Bu durum işletmeler için stratejik öneme sahip olan entelektüel sermayenin finansal tablolarda gösterilmesi zorunlu hale getirmiştir.İşletmenin ilişkili taraflarının bilgi ihtiyaçlarının tam ve doğru bir şekilde karşılanması için hazırlanan finansal tabloların, gerçek değeri ortaya koyması beklenmektedir. Bu noktada maddi varlıklar gibi entelektüel sermaye unsuru olan maddi olmayan duran varlıkların da gerçeğe uygun değerleriyle temel finansal tablolarda yer alması gerekmektedir.Sayısal bir değere kavuşturulan kavramın muhasebe sistemine dahil edilmesinde karışık bir durum ortaya çıkmaktadır. Gerek Tekdüzen Muhasebe Sistemi gerekse Uluslararası Muhasebe Standartları entelektüel sermayeyi açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Söz konusu standartlarda işletmenin bünyesinde oluşturulan değerlerden ziyade bir bedel karşılığında satın alınan değerlerin raporlanmasına izin verilmektedir. İhtiyatlı yaklaşım, işletmenin gerçek değerinin ortaya konmasında engel teşkil etmektedir.İşletmelerin piyasa değeri ile defter değerleri arasındaki farkın azalması için yapılacak önemli çalışmalardan biri, entelektüel sermayenin finansal tablolara dahil edilmesi olacaktır. Bu amaçla, entelektüel sermaye başlıca bir standart olarak ele alınmalı ve maddi olmayan duran varlıklar içerisinde tanımı tüm unsurlarını kapsayacak şekilde yeniden yapılmalıdır. İşletmenin sahip olduğu entelektüel sermayesinin finansal tablolarda sunulması, gerçek değerin tespiti için önemli olduğu kadar işletme hakkında alınan kararların doğruluğu açısından da tartışılmaz öneme sahiptir.Entelektüel sermayenin ölçülmesine ve finansal tablolarda raporlanmasına yönelik uluslararası alanda geliştirilmiş bir standart bulunmamaktadır. Dağınık görünümdeki çalışmaların, The International Accounting Standards Committee (IASC) ve The Financial Accounting Standards Board (FASB) gibi kurumların oluşturacakları standartlar ile işletmelerin tümü için uygulanabilir ve karşılaştırılabilir duruma gelebileceği düşünülmektedir..Anahtar Sözcükler:1. Entelektüel Sermaye2. Entelektüel Sermaye Ölçüm Yöntemleri3. Entelektüel Sermayenin Raporlanması4. Entelektüel Sermaye Raporlama Yaklaşımları5. UMS 38
Muhasebe sistemi uygulama genel tebliğleri'nden Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları'na geçiş sürecinin karşılaştırmalı analizi
Dünya'da ülkelerin muhasebe sistemlerinin gelişiminde kültür, uluslararası ilişkiler, ekonomik sistem vb. gibi faktörlerin etkili olduğu görülmektedir. Bunun yanında dünyadaki küreselleşme hareketleri beraberinde ülkelerin muhasebe standartlarının da uyumlaştırması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Çünkü şirketlerin uluslararası fon kaynaklarına erişebilmesi ancak bütün dünyada anlaşılabilir ve karşılaştırılabilir şekilde oluşturulmuş ve bağımsız olarak denetlenmiş finansal tablolarını sunabilmesi ile mümkündür. IASB ve AB gibi kuruluşlar tarafından bu amaçla yapılan standart uyumlaştırma çalışmaları muhasebe standartlarının harmonizasyonu olarak adlandırılmaktadır. Dünyadaki muhasebe standartları harmonizasyon çalışmaları Türkiye'yi de etkilemiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda IAS/IFRS'ye uyumlu olarak yürürlüğe giren TMS/TFRS borsada işlem gören şirketlerin bağımsız denetiminde kullanılmaya başlamıştır. KOBİ'lerin bağımsız denetim kapsamına alınması ile TMS/TFRS'nin KOBİ'ler tarafından uygulanması gündeme gelmiştir. Başlangıçta bu amaçla IASB tarafından yayınlanan "IFRS for SMEs" Türkçe'ye çevrilerek KOBİ TFRS adı ile yayınlamşıtr. Ancak KOBİ TFRS'nın KOBİ'ler için külfetli olması, hem yerel mevzuatla hem de Türkiye'nin üyelik müzakereleri yürüttüğü AB mevzuatı ile uyumsuz olması nedeniyle yeni bir standart setine ihtiyaç duyulmuştur. Bu amaçla KOBİ'lerin bağımsız denetim kapsamına alındığı 2013 tarihli 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesi sonrasında "Yerel Finansal Raporlama Çerçevesi" adı ile bir çalışma başlatılmıştır. Bu yeni standart seti yürürlüğe girene kadar da TMS uygulama kapsamında olmayan şirketlerin MSUGT'lerini uygulamaya devam etmesine kadar verilmiştir. Yerel Finansal Raporlama Çerçevesi (YFRÇ) adı ile taslağı yayınlanan standart setinin 2017 yılında Büyük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS) adıyla yürürlüğe girmesi ile MSUGT'lerinin bağımsız denetimde esas alınması uygulamasına son verilmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de muhasebe ve bağımsız denetimin gelişimi paralelinde bağımsız denetim uygulamalarında esas alınan mevzuatın değişimi incelenmiş, 2017 yılı itibariyle Türkiye'de güncel muhasebe mevzuatı olan TMS/TFRS, BOBİ FRS ve MSUGT (bağımsız denetime tabi olmayanlar için) arasında karşılaştırma yapılmıştır. Ancak MSUGT'leri VUK'dan bağımsız olarak uygulanamadığı için karşılaştırma kapsamına VUK da dahil edilmiştir. Çalışma sonucunda Türkiye'de muhasebenin gelişiminde en etkili faktörün uluslararası ilişkiler olduğu ve sermaye piyasalarına paralel olarak bağımsız denetim uygulamalarının da dünyaya göre geç başladığı anlaşılmıştır. Ayrıca TMS/TFRS'nin yerel mevzuat olan MSUGT-VUK'dan büyük ölçüde farklılıkları bulunduğu görülmüştür. BOBİ FRS'nin oluşturulmasında ise TMS/TFRS'deki alternatiflerden uygulamacılar açısından kolay olan maliyet esaslı yöntemlerin daha çok seçildiği, MSUGT-VUK ile uyumlu olmasına da dikkat edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca esas itibariyle BOBİ FRS'nin TMS/TFRS gibi "ilke bazlı" olarak hazırlandığı ancak bazı yerlerde MSUGT-VUK'daki gibi kurallar belirlendiği görülmektedir.
Finansal araçlardan kaynaklanan risklerin firma değeri üzerine etkisi
Finansal riskler, likidite, karlılık ve nakit akışı üzerinde önemli etkilere neden olmakta; firmalar bundan olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Bu çalışmada finansal araçlardan kaynaklanan risklerin firma değeri üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın uygulamasını Türkiye'de Borsa İstanbul'da işlem gören Taş ve Toprağa Dayalı Sektörde hizmet veren 26 şirket oluşturmaktadır. Uygulamada Piyasa Değeri/Defter Değeri, Finansal kaldıraç, kredi riski, kur riski ve likitide riski değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmanın veri seti 2014-2018 dönemina ait 5 yıllık verilerden oluşmaktadır. Panel veri analizi yöntemi ile uygulama yapılmıştır. Analiz sonucunda, kredi riski, döviz kuru riski, finansal kaldıraç değişkenlerinin firma değeri üzerine etkisi istatiksel olarak anlamsız, likidite riskinin ise istatistiksel olarak anlamlı çıktığı bulgulanmıştır.