Financial reporting standarts
125 theses under this subject heading
BOBİ FRS ve dönemsonu mali tablolarının BOBİ FRS'ye uygun hale getirilmesi: Örnek bir uygulama
İşletmeler gerçekleştirmiş oldukları mali karakterli işlemleri muhasebe kayıtlarına aktarmakta ve mali tablolar halinde özetleyerek ilgililere sunmaktadırlar. Muhasebe kayıtlarının tutulması ve mali tabloların hazırlanması belli kurallar dahilinde gerçekleşmektedir. Uygulanan bu kuralların ülkelere göre farklılık göstermesi yurt içindeki bir işletmenin mali tabloları ile yabancı işletmelerin mali tablolarının karşılaştırılmasını engellemektedir. Aynı zamanda yurtdışı yatırımcıların ve kredi kuruluşlarının işletmenin mali tablolarını yorumlamasını ve işletme ile ilgili karar almasını da zorlaştırmaktadır. Küreselleşme ile birlikte işletmelerin artık ülke sınırları dışında da faaliyet göstermesi ve çok uluslu işletmelerin sayısının artması ile birlikte muhasebede de ortak bir dil anlayışının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu amaçla Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) yayımlanmış ve bu standartlar birçok ülke tarafından benimsenerek uygulamaya konmuştur. Türkiye'de muhasebe uygulamaları VUK ve MSUGT çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte Türkiye UMS ve UFRS'yi Türkçeye çevirerek Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ismi ile yayımlamıştır. Günümüzde muhasebe standartlarının hazırlanması ve yayımlanması yetkisi Kamu Gözetimi Kurumuna (KGK) verilmiştir. Günümüzde TMS/TFRS'lerin Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluşlar (KAYİK) tarafından uygulanması zorunludur. Bağımsız denetime tabi olup KAYİK dışında kalan orta ve büyük boy işletmeler için ise Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) yayınlanmış ve 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konmuştur. Buna göre bağımsız denetime tabi olup KAYİK kapsamında olmayan ve TMS/TFRS'yi uygulamayı tercih etmeyen işletmeler yıl sonlarında mali tablolarını BOBİ FRS'ye uygun hale getirmekte ve standartlara uygun olarak hazırlanmış olan mali tabloları bağımsız denetime tabi olmaktadır. Bu tez çalışması ile mali tabloların yıl sonlarında BOBİ FRS'ye dönüştürülmesine yönelik örnek bir uygulama ele alınarak uygulayıcılara yol göstermesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda uygulama bölümünde örnek bir işletmenin yıl sonu mali tablolarının standartlara uygun olarak hazırlanabilmesi için düzeltme kayıtları yapılmış, hesaplar BOBİ FRS'ye uygun olarak tekrar sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak BOBİ FRS'ye uygun Finansal Durum Tablosu, Kar veya Zarar Tablosu, Özkaynak Değişim Tablosu ve Nakit Akış Tablosu hazırlanmıştır.
KGK finansal raporlama standartlarına uygun hesap planı'nın MSUGT tekdüzen hesap planı ile karşılaştırılması
Dünya genelinde yaşanan dijitalleşme, ekonomik entegrasyon ve uluslararası ticaretin artışıyla birlikte diğer ülkeler gibi Türkiye de uluslararası standartlara uyum çalışmalarına hız vermiş ve muhasebe kayıt sisteminde değişiklikler ve güncellemeler yapması kaçınılmaz olmuştur. Türkiye'de muhasebe, denetim ve bağımsız denetim standartlarının geliştirilmesi, uygulanması ve denetlenmesi görevini üstlenen Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) 2018'de finansal raporlama standartlarına uygun yeni bir taslak hesap planı metni hazırlayarak kamuoyuna sunmuştur. Daha sonra KGK taslağın nihai halini vererek 29/07/2024 tarihinde alınan kurul kararı çerçevesinde "Finansal Raporlama Standartlarına Uygun Hesap Planı" adıyla 30/07/2024 tarihinde yayımlanmıştır. Çalışmada, yayımlanan KGK Hesap Planı ile MSUGT Tekdüzen Hesap Planı'nın karşılaştırılarak, örnek bir işletmenin bu hesap planlarına göre hazırlanmış finansal tabloları aracılığı ile oran analizlerinin yapılarak değerlendirilmesinin yapılması amaçlanmaktadır. Genel olarak bakıldığında iki hesap planında farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. KGK hesap planında, mevcut tekdüzen hesap planına göre hesap sayısı artmıştır. KGK hesap planında kullanılan hesap adlarında değişiklikler olduğu, hesap adlarının uzunluğu ve hesap açıklamalarının daha ayrıntılı olarak hazırlandığı da görülmüştür. Oran analiz sonuçlarında ise Tekdüzen Hesap Planı'na göre hazırlanan finansal tabloların işletmeyi olduğundan daha iyi gösterdiği sonucuna varılmıştır.
Borçlanma maliyetleri
Globalleşme, ülkelerarası yapılan ticarette ülkeleri, mali tablolarının eşit kriterlerle karşılaştırılıp, raporlanarak aynı dili konuşmaya yönlendirmiştir. Farklı ülkelerde oluşturulan finansal raporların benzer şekilde yorumlanabilmesi ve uluslararası ölçekte geçerli olacak ortak muhasebe uygulamalarının geliştrilmesi adına birçok önemli çalışma yapılmıştır.Uluslararası muhasebe standartlarıyla tam uyum içinde olan Türkiye Muhasebe Standartlarının etkin ve geniş bir kesimde kullanılmaya başlaması, Avrupa Birliği uyum çalışmaları açısından da büyük önem arz etmektedir. Uluslarası Muhasebe Standartları ve Uluslarası Finansal Raporlama Standartlarının, 6102 Sayılı Türk Ticaret kanunuyla birlikte, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları olarak kabul edilmesi sonucunda değerleme (ölçümleme) sadece vergi ile düzenlenen hükümler olmaktan çıkarılmıştır.Türkiye Finansal Raporlama Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları Temmuz 2012 itibariyle yürürlüğe girmiş ve Ocak 2013 itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktırBu çalışmada, 2000'li yıllarda uygulama başlanmış Türkiye (Uluslararası) Muhasebe Standartlarından biri olan 23 nolu borçlanma maliyetleri standardı, Türk Vergi Mevzuatındaki ve Sermaye Piyasası Kurulu içindeki yeri ve muhasebeleştirilmesi konusu ele alınmıştır. Borçlanma maliyetlerinin muhasebeleştirilmesinde kullanılan iki yöntem (gider olarak yazılması ve aktifleştirilmesi) örnek uygulamalar ile açıklanmıştır. Ayrıca Borçlanma Maliyetlerinin ilgili olduğu TMS 2-Stoklar, TMS 16- Maddi Duran Varlıklar, TMS 17-Kiralama İşlemleri, TMS 21-Kur Değişimleri Standartlarına da yer verilmiştir.
Türkiye Finansal Raporlama Standartları kapsamında bölümlere göre raporlama
Bir işletmenin mali nitelikteki işlemlerini toplayan, sınıflandıran, kayıt altına alan, özetleyen ve raporlayan muhasebe sistemi, bu işlevlerini yerine getirirken belli bir düzen ve sistematik halinde çalışmaktadır. Muhasebe bilgi sisteminde üretilen bilginin doğruluğu ve güvenilirliği, hem işletme içi hem de işletme dışı bilgi kullanıcıları için karar vermede kullanımı açısından oldukça önemlidir. Ticaretin koşullarının değişmesi, sermaye piyasalarının serbestleşmesi ve işletme ölçeklerinin büyümesi, muhasebe bilgi sisteminde üretilen bilginin raporlanma biçimi üzerinde de değişikliklere neden olmuştur. İşletmelerin finansal bilgilerinin, faaliyette bulunulan coğrafi bölge, ürün grubu ya da müşteri grubu temelli mali bilgiler olarak sınıflandırılarak raporlanması bilgi kullanıcıları açısından da önem taşımaktadır. "TFRS Kapsamında Bölümlere Göre Raporlama" adlı bu çalışmanın birinci bölümünde, muhasebe standartlarının dünyada ve Türkiye'deki oluşum süreci ve bölümsel raporlamanın temelleri aktarılmıştır. İkinci bölümde, TFRS 8 kapsamında bölümlere göre raporlama standardı tüm yönleri ile ele alınmış olup, son bölümde standarda ilişkin örnek uygulamalar yer almaktadır.
UFRS finansal araçlar standartları çerçevesinde riskten korunma muhasebesi ve bir uygulama
Muhasebe uygulamalarına yön veren kurallar bütünü olarak adlandırılan standartların temeli muhasebe ilkelerine, muhasebe ilkelerinin temeli ise muhasebenin temel kavramlarına dayanmaktadır. Muhasebe uygulamalarına yön veren bu standartlar ise aynı şekilde muhasebe politikalarını belirlemektedir. Tüm dünya ülkelerinin düzenlemeleri arasında bir standart olması amacıyla oluşturulan Uluslararası Muhasebe Standartları kurulu, çıkarılan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları yayınlamaktadır. Türkiye Muhasebe Standartları bu standartların Türkçeye çevirisidir. Bu çalışmanın amacı riskten korunma muhasebesinde farklı dönemlerde rapor altına alınan kazanç ve kayıpları tutarsızlıkları yok ederek daha açık bir muhasebe kaydı oluşturmaktır. UFRS finansal araçlar standartları çerçevesinde riskten korunma muhasebesini ve işletmelerdeki kayıt tutarsızlığını gidermek amacıyla geliştirilmiş UFRS 9 Finansal Araçlar Standartları gereğince getirilen yeniliklerin ne olduğunu ve IAS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme standardından farklılığını ortaya koymaktır.
Stoklar ve hasılatın, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS), büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı (BOBi FRS) ve Türk Vergi Mevzuatına göre karşılaştırılması
Bu çalışmada işletmeler için büyük önem taşıyan iki unsurun; hasılat ve stokların ülkemizde muhasebe uygulamalarına yön veren Türk Vergi Mevzuatı ile Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standardı / Türkiye Muhasebe Standartları (TFRS / TMS) açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Bu amaçla hasılat ve stoklar, Standartlar ve Türk vergi mevzuatı açısından ele alarak karşılaştırmaları yapılmıştır. Bu çalışmadan anlaşılıyor ki uluslararası ilkelere uyumlu bir muhasebe sisteminin oluşması için ülkemizde uygulanan vergi kanunlarının, muhasebeye bakış açısını değiştirmek ve uluslararası standartların tüm alanda uygulanabilir hale getirilmesini sağlamak büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: TFRS 15, TMS 2, BOBİ FRS, Türk Vergi Mevzuatı, Muhasebe, Hasılat, Stoklar
Financial analysis and importance of cash flow statements
Using the financial tables and financial ratios, as well as, observing the norms of UFRS/IAS/TMS, the dissertation aimed at presenting and reporting periodical results of the business operation of some firms trading at Istanbul Stock Market. As such, the thesis also discusses to what extend the firm has realized their financial goals. The firms analyzed are the members of cement sector trading at Istanbul Stock Exchange Market, in the years 2014-2016 The structure of thesis is as follows: In the first part, conventional accounting principles and concepts are presented. In the second part, description and structure of the financial tables reviewed, and in the third part the analysis of financial tables and techniques used in the study are presented. The fourth part takes up cash flow tables and discusses their importance to a business firm. In the fifth part, the findings through applying afore mentioned financial analysis techniques on Akcansa Cement firm trading at Istanbul Stock Exchange Market are presented and discussed. Cash flow tables, which are recently gaining ground, serves to measure the cash creating ability of a firm, its cash resources, the level of meeting its liabilities, cash position in planning the budget. Using the financial techniques, has concluded that the firm studied has high proportion of fixed asset, in addition well-balanced resources and assets. Having high capital stock and low financial liabilities, positive profitability, as well as positive cash flow are the sound indicators of the firm's cash generation ability and firm's sustainability. Key words: Financial table analysis, importance of cash flow table
Finansal raporlama standartları açısından konsolidasyon ve holding işletmesinde örnek bir uygulama
Muhasebe, sermaye piyasası ve muhasebe sisteminden sağlanan bilgilerin, diğer kullanıcıların beklediği fonksiyonu yerine getirebilmelidir. Ayrıca, işletme faaliyetlerine ilişkin sağlıklı bilgi aktarması da gereklidir. Bunun için de muhasebe, belirli standartlara göre hazırlanarak, belirli formlardaki finansal tablo ve raporları ilgililere ulaştırmalıdır. Konsolide finansal tablolar da, birden fazla işletmeye ait finansal tabloların birleştirilmesidir. Grup dışındaki ortaklıklar finansal tabloların konsolidasyonuna dahil edilmemekte bu ortaklıklar farklı yöntemlerle değerlendirilmektedirler. Yani konsolidasyona dahil edilmeyen grup dışındaki ortaklıklar, bireysel finansal tablolarını düzenlemektedir. Türkiye'de konsolidasyon pek benimsenen bir uygulama olmamakla birlikte, bağımsız denetime tabi şirketlerde zorunlu hale getirilmeye çalışılmıştır. Konsolidasyonun uygulanması ile ana şirket ve bağlı şirketler tek bir çatı altında toplanarak daha düzenli, anlaşılır bilgi akışı sağlanması amaçlanmaktadır.
VUK ve TMS/TFRS çerçevesinde işletmelerde ticari alacaklar ve ticari borçların değerlemesi ve bir uygulama
Günümüzde hızla gelişen piyasa koşullarında işletmelerin işlem hacimlerinin önemli ölçüde artması, ticari alacak ve ticari borçların finansal tablolar üzerindeki etki ve önemini de artırmaktadır. Ticari alacak ve ticari borçların tahsil edilememe veya ödenememe olasılıklarını da bünyelerinde barındırmaları ise ticari alacak ve ticari borçların değerlemesi işlemini de önemli kılmaktadır. Küreselleşmenin hayatın her alanına etki ettiği gibi ticari hayat üzerinde de hızlı bir şekilde etkisini göstermesi, işletmelerin küresel faaliyetlere katılabilmesi ve uyum sağlayabilmesi için kullanacakları ortak bir finansal raporlama dili ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Bu durum, Uluslararası Muhasebe Standartlarının oluşumunu ve gelişimini sağlayan temel unsur olmuştur. Uluslararası Muhasebe Standartları'nın bir çevirisi mahiyetinde olan Türkiye Muhasebe Standartları ise finansal araçların değerlemesi için Vergi Usul Kanunu'ndan farklı değerleme ölçüleri belirlemiştir. Finansal araçlar kapsamında yer alan, işletmelerin ticari alacak ve ticari borçlarının değerlemesi işleminde Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları arasında uygulama farklılığı bulunmaktadır. Bu farklılığın sebebi Vergi Usul Kanunu'nun değerleme işlemine ilişkin düzenlemelerinde vergi matrahının doğru bir şekilde hesaplanmasının sağlanması amaçlanmışken, Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın değerleme işlemine ilişkin düzenlemelerinde asıl amaç vergi matrahının doğru bir şekilde hesaplanması olmayıp, işletmelerin finansal durumlarının gerçeğe en uygun bir şekilde işletmelerin finansal tablolarında gösterilmesinin amaçlanmış olmasıdır. İşletmelerin ticari alacak ve ticari borçlarının Vergi Usul Kanunu uyarınca değerlemesi işlemi, doğrudan doğruya vergi matrahını etkilediğinden vergi matrahının doğru bir şekilde hesaplanması açısından önemlidir. Ticari alacak ve ticari borçların değerlemesine ilişkin olarak işletmeler tarafından Vergi Usul Kanunu'nda yer alan şartların sağlanması ve değerleme işleminin doğru bir şekilde yapılması durumunda, işletmelerin vergi yükünü azaltabilme imkânı bulunması, söz konusu değerleme işleminin önemini artırmaktadır. Aynı şekilde işletmelerin finansal tablolarında yer alan ticari alacak ve ticari borçlarının finansal tablo kullanıcılarının kararlarını önemli ölçüde etkilediği göz önüne alındığında ticari alacak ve ticari borçların Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları uyarınca değerlemesi işlemi de son derece önem arz etmektedir. Çalışmamızda işletmelerin ticari alacak ve ticari borçlarının değerlemesi işlemi Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları kapsamında ayrı ayrı ele alınmış, uygulama farklılıklarına değinilmiş, uygulama farklılıklarının vergisel sonuçları ortaya konulmuş ve bir takım açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca ticari alacak ve ticari borçların değerlemesindeki farklılıkların minimum seviyeye indirilmesi ve uluslararası standartlara uyum sağlanması adına Vergi Usul Kanununda yapılacak yasal düzenlemeler ile değerlemede uluslararası standartların yakalanabileceği belirtilmiştir.
Devlet teşviklerinin finansal raporlama standartlarına göre raporlanması ve bağımsız denetimi
Devlet teşvikleri, toplumun refah düzeyini arttırmak ve ülke ekonomisini uzun vadede geliştirmek amacıyla belirli koşulların geçmişte veya gelecekte yerine getirilmesi karşılığında işletmelere verilmektedir. Türkiye'de teşvik sistemi ekonomik hedefler ile birlikte bölgesel dengesizlikleri gidermek ve istihdamı arttırmak amacıyla gerçekleşmektedir. İlgili teşviklerin amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının kontrolü, teşviklerin tahsis edilmesi kadar önemli bir konudur. Yerinde kullanılmayan devlet teşvikleri kaynak israfına sebep olarak ülke ekonomisine de zarar vermektedir. Yerinde ve veriliş amacına uygun kullanılan devlet teşviklerinin ise hem işletme hem de devlet açısından olumlu sonuçlar ortaya çıkardığı görülmektedir. Bu bağlamda devlet teşviklerinin, işletmenin tabi olduğu finansal raporlama standardına uygun bir şekilde raporlanarak finansal durum tablosu ve kar zarar tablosuna aktarılması gerekmektedir. Yararlanılan devlet teşviklerinin takip edilmesi ve denetiminin yapılması ise oldukça önemlidir. Bağımsız denetim aracılığı ile ilgili takip ve denetimin devlet teşviklerindeki yerini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada, bir işletmenin yararlanmış olduğu devlet teşviklerinin finansal raporlama standartlarına göre raporlanması ve bağımsız denetim süreci örnek uygulama yapılarak ele alınmıştır. İlgili örnek uygulamada devlet teşvikleri, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ve Devlet Teşviklerinin Muhasebeleştirilmesi Ve Devlet Yardımlarının Açıklanması''(TMS-20) standardı ile Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) esas alınarak raporlanmıştır. Denetim sürecinde, devlet teşviklerinin bağımsız denetimi esnasında izlenen süreç ortaya konulmuş ve teşviklerin işletme kayıtlarına etkisi ele alınmıştır. Ayrıca devlet teşvikleri, kilit denetim konusu olarak belirlenmiştir. Devlet teşviklerinin bağımsız denetimi sayesinde, hem işletme hem de devlet açısından teşviklerin veriliş amacına uygun olarak kullanıldığı yargısına varılmıştır. Denetim sonucunda bağımsız denetçi makul güvence ortamında olumlu görüş bildirmiştir.
Şirketler topluluğunda konsolidasyon: Muhasebe ve finansal raporlama standartları açısından değerlendirilmesi
Çalışmamızın amacı; finansal tablo konsolidasyon standartlarının çerçevesinin çizilmesi, Türkiye'de şirketler topluluğunda konsolidasyonun gerekliliğine ve önemine değinilerek, Kamu Yararını İlgilendiren (KAYİK) kuruluşlar dışında yer alan kuruluşların da finansal tablolarını konsolide etmelerinin zorunluluğu ile ilgili gerekçelerin paylaşılması ve Türkiye'de şirketler uygulamasında konsolidasyonun yerini ortaya çıkarmaktır. Konumuz üç bölüm olarak incelenmiştir. İlk bölümde konsolidasyon ile ilgili kullanılan kavramların anlamları, konsolidasyonun türleri, yöntemleri, konsolide mali tablolar ile ilgili açıklamalar yer almaktadır. İkinci bölümümüzde, Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle getirilen şirketler topluluğu kavramının kapsamı, şirketler topluluğunda ilgili muhasebe ilkeleri ve standartları, finansal raporlamalar incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde Türkiye'de şirketler topluluğunda uluslararası standartlara uygun konsolidasyonun yapılma zorunluluğu, önemi ve gerekliliğinin yanı sıra mali tablolarında konsolidasyon yapmayan ve yapan şirketler arasındaki farklar ve konsolidasyon standartlarında son yıllarda yapılan değişikliklerin etki ve sonuçları işlenmiş ve Sermaye Piyasası mevzuatına uygun konsolidasyon yapan bir şirketler topluluğunun konsolide raporlaması örnek olarak ele alınmıştır.
Türkiye finansal raporlama standartlarına göre hazırlanmış nakit akış tablosu ve analizi
"Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına Göre Hazırlanmış Nakit Akış Tablosu ve Analizi" başlıklı bu tezin amacı; ülkemizde Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanan nakit akış tablolarının özelliklerini ve diğer nakit akış tabloları ile aralarındaki farkları vurgulayarak farklı analiz teknikleri kullanılması suretiyle nakit akış tablolarının finansal tablo okuyucularına daha faydalı hale getirilebileceğini ortaya koymaktır. Çalışmada, nakit akış tablosu ile ilgili muhasebe standardı, nakit akış tablosunun Türkiye ve Dünya'daki tarihsel gelişimi, nakit akış tablosu ile ilgili kavramlar, Türkiye Muhasebe Standartlarından "TMS 7 Nakit Akış Tablosu" standardının hazırlanma esasları incelenmiş, yapılan analiz çalışmaları ile işletme hakkında daha ayrıntılı ve isabetli analiz sonuçlarının alınabileceği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ampirik boyutta ise Borsa İstanbul (BIST) 'da faaliyet gösteren halka açık bir işletmenin "TMS 7 – Nakit Akış Tablosu" standardına göre hazırlanmış 2014-2015 yıllarına ait nakit akış tabloları; karşılaştırmalı tablolar analizi (yatay analiz), dikey yüzde analizi, nakit akış rasyoları, serbest nakit akışı incelenerek analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanan nakit akış tablosunun, işletmelerin planlama ve karar verme süreçlerinde diğer mali tablolarla birlikte kullanılmasının önemi ve vazgeçilmez olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: TMS 7 Nakit Akış Tablosu Standardı, Nakit Akış Tablosu, MSUGT' ye Göre Nakit Akış Tablosu, Finansal Analiz Teknikleri, Nakit Akış Analizi
İştirak yatırımlarının finansal tablolarda raporlanmasının uluslararası finansal raporlama standartları, büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı, vergi usul kanunu ve Türk ticaret kanunu kapsamında incelenmesi
Günümüzde hem ulusal hem de uluslararası düzeyde artan rekabet ortamı işletmelerin; karlılıklarını artırmak, risklerini dağıtmak ve diğer işletmelerin yönetimine katılmak gibi nedenlerle sermaye yatırımlarında bulunmalarına neden olmaktadır. Bu yatırımlardan en yaygın olanlardan birisi iştirak yatırımlarıdır. İştirak yatırımlarının muhasebeleştirilmesi, finansal tablolarda raporlanması ve bu alanda uluslararası standartlara uyumun sağlanması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma dahilinde iştirak yatırımlarının finansal tablolarda raporlanması, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları, BOBİ FRS, Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında incelenmiştir.
UFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardının getirdiği değişikliklerin değerlendirilmesi
Firmaların yapmış oldukları finansal gayretler verilen kâr ya da zarar tabloları içinde açık biçimde verilmektedir. Söz konusu tablonun en önemli unsurlarından birisi hasılatın sunulduğu kısımdır. Hasılat; firmaların yaptığı faaliyetlerinden dolayı meydana gelen gelirlerini ifade etme Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (UFRS) açısından hasılatın ölçümü ve raporlanması üzerinde titizlikle durulan konular arasındadır. Hasılatın ölçümü ve raporlanması konusunda birçok standart yayınlanmış, zamanla söz konusu standartlar yürürlükten kaldırılmış, yerine yenileri yayınlanmış veya güncellenmiştir. UFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı yayınlanmıştır. UFRS 15 Standardı ile birlikte, eski düzenlemelerden farklı olarak "Edim Yükümlülüğü" kavramı ile işin safhaları ayrılması, ileride gerçekleşmesi muhtemel risklerle ilgili karşılıkların ayrılması yöntemindeki değişiklik gibi yenilik ve değişiklikler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı; İnşaat sektörü özelinde UFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı çerçevesinde ortaya çıkan yeni kavramları tartışarak, sözleşme varlığı ve yükümlülüğünün raporlanmasının nasıl yapılacağını açıklarken önceki standartla karşılaştırmak suretiyle işletmelerin finansal raporlamasına ve finansal tablo kullanıcılarına sağladığı yararları değerlendirmektir. İnşaat firmalarına yönelik yapılan uygulamalar ile gerek Gelir Vergisi Kanunu, gerek TMS 11 (İnşaat Sözleşmeleri Standardı) ve gerekse de bu standardın yerini alan UFRS 15 uygulamaları ile konu hakkındaki farklılık ve deşiklikler vurgulanmaya çalışılmıştır.
Dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi: TMS-2 stoklar, TMS-21 kur değişiminin etkileri standartları ve VUK ile karşılaştırılması
Mal, hizmet ve sermaye hareketlerinin ulusal sınırları aşmasıyla birlikte uluslararası ticaret işlemlerine taraf olan işletmeler; anlaşılır, karşılaştırılabilir ve gerçeğe uygun raporlama yapılabilmesi için muhasebe ve finans alanında ortak bir dile ihtiyaç duymuşlardır. Bu nedenle farklı finansal bilgi okuyucularının aynı sonuca varabilmeleri için mali tabloların uluslararası genel kabul görmüş muhasebe standartlarına göre raporlanması gerekmektedir. Avrupa'da borsada işlem gören işletmelerin 2005 yılından itibaren finansal tablolarını, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlamak zorunda oldukları deklare edilmiştir. Türkiye'de de sermaye piyasası araçları borsada işlem gören şirketler, bankalar, sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu olan Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını uygulamak zorundadırlar. Raporlama dönemi sonunda ödenecek verginin, vergi kanunlarına göre hesaplanması gerekmekte fakat buna göre oluşturulan muhasebe kayıtları standartlar ile örtüşmemektedir. Yabancı para cinsinden gerçekleştirilen dış ticaret işlemlerinin, işlem tarihi ile ödeme tarihinin farklı olması halinde, işletmenin lehine ya da aleyhine kur farkları oluşmaktadır. Kur farklarının muhasebeleştirilmesinde uygulanan kurallar, işletmenin dönem sonunda stoklarının değerini, dönem kârını ve ödenecek vergi tutarını değiştirecektir. Uygulama farklılıkları ve sonuçları bu tezin konusun oluşturmaktadır.
KÜMİ FRS ile MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farklılıklar ve bir uygulama
Yasal olarak Türkiye'de uygulanmakta olan VUK/MSUGT yaklaşımı ulusal ölçekli bir muhasebe anlayışıdır ve vergi tahakkuku üzerine kurgulanmıştır. Ancak bu anlayış finansal tablo kullanıcıları için gerçeğe ve ihtiyaca uygun bilgi sunmamaktadır. Bağımsız denetime tabi olan işletmeler, geniş kullanıcı kitlesine yönelik raporlama yaparken ihtiyaç duydukları düzenlemeleri UFRS, TFRS, BOBİ FRS uygulamalarıyla karşılamaktadır. Ancak yeni kurulmuş, günümüzde sayıları giderek artmakta olan start-up veya küçük işletmelerin bu ortak dile uyum sağlaması açısından genel bir çerçeve bulunmamaktadır. Kamu Gözetimi Kurumu bu genel çerçeveyi oluşturmak için Avrupa Birliği'nin yayınladığı yönergeleri incelemiş ve bu incelemelerin sonucunda, 2019 yılında KÜMİ FRS taslak raporunu kamuoyunun görüşlerine sunmuştur. KÜMİ FRS, küçük ve mikro işletmelerin dünya ile entegre olması, ülkemize yabancı yatırımcıların yönlenmesi, start-up işletmelerin yatırımcı bulması açısından oldukça önemlidir ve 2022 yılından itibaren uygulanmaya başlanacaktır. Bu çalışmanın amacı, KÜMİ FRS uygulamaları ile MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farkları uygulama ağırlıklı biçimde ele alarak; KÜMİ FRS'ye göre raporlama yapacak olan işletmelerin yararlanabileceği bir kaynak olmasıdır. Bu doğrultuda, KÜMİ FRS'nin teorik altyapısı detaylı olarak anlatılmış, KÜMİ FRS ve MSUGT/VUK yaklaşımının uygulamadaki farklılıkları gösterilmeye çalışılmış ve son olarak bu uygulama farklılıklarının rasyo analizi ile karşılaştırması yapılmıştır.
TFRS 16 kiralamalar standardının finansal tablolara yansımaları: Havayolu şirketlerinde uygulamalar
Kiralama işletmeler tarafından sıkça başvurulan finansman yöntemlerinden birisidir. Faaliyet kiralaması ve finansal kiralama işletmeler için en yaygın olan kiralama yöntemleridir. Faaliyet kiralaması yönteminin sıkça kullanılmasının yanı sıra bazı taraflarca eleştirilmiştir. Bu eleştirinin konusu ise kiracıların kullandığı bilanço dışı finansman yöntemi idi. Başka bir ifadeyle, faaliyet kiralaması kaynaklı yükümlülükler bilançoda gösterilmiyor, giderleştirilmek suretiyle kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tablosunda gösteriliyordu. Bu sorunla ilgilenen tarafların yapmayı önerdiği şey aktifleştirme olmuştur. Başka biri ifade ile bilanço dışı kiralama yükümlülükleri bilançolara aktarılmaya başlandı. Buradaki amaç finansal tablo kullanıcıları için finansal tabloların şeffaflığını sağlamaktı. Çalışmada Türkiye'de önde gelen iki hava yolu şirketinin 2017 yılına ait olan bilanço ve kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir dikkate alınmış ve faaliyet kiralaması ile ilgili bilanço dışı yükümlülükler aktifleştirilmiştir. Daha sonra yeni bilanço ve yeni kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tabloları oluşturulmuş ve bu tablolar oran analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. TFRS 16'nın uygulandığı bilançolarda dönen varlık sınıfında herhangi bir değişim meydana gelmemiştir. Duran varlıklar, kısa vadeli yabancı kaynaklar ve uzun vadeli yabancı kaynaklar sınıflarında artış meydana gelmiş, buna karşın özkaynaklar sınıfında azalış meydana gelmiştir. Dönem kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tablosuna gelince, satışların maliyetinde toplam cari faaliyet kiralaması ödemeleri dikkate alınmamıştır. Dolayısıyla satışların maliyetinde azalış meydana gelmiştir. Bu durum brüt karda artışa yol açmıştır. Yeni standarttan dolayı faiz gideri meydana gelmiş ve bu da finansman giderlerinde artışa yol açmıştır. Ancak cari faaliyet kiralaması ödemeleri faiz giderinden fazla olduğu için faiz ve vergi öncesi karda artış meydana gelmiştir. Son olarak bu finansal tablolara ait kalemler ve elde edilen oranlar yorumlanmıştır.
UFRS 9'un banka performansına karşılıklar bakımından etkisi
Son yıllarda Uluslararası Finansal Raporlama Sistemi'nin 9 numaralı bölümünün dünyada ve Türkiye'de önemi oldukça artmıştır. 2008 yılında Amerika'da başlayan ve küresel bir hale gelen krizden sonra Uluslararası Finansal Raporlama Komitesi bankacılık sektörünün temellerini daha sağlam bir hale getirmek için çalışmalara başlamış ve Haziran 2014'te UFRS-9'un son halini yayınlamıştır. Türk bankacılık sektörünün 2017'deki en büyük gündem maddesi, yayınlanan bu standarta uyum sağlamak olmuştur. BDDK'nın 22 Haziran 2016 tarihinde resmi gazetede yayınlamış olduğu "Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bankalar bilançolarında ayırdıkları karşılıkları bu standarta göre hesaplamaya başlamışlardır. Bu çalışmada öncelikle, BDDK'nın bir önceki yönetmeliğine göre kredi karşılıklarının nasıl hesaplandığı, UFRS-9'a geçiş ile birlikte finansal araçlardaki sınıflandırma ve ölçüm kriterleri, beklenen kredi zararı hesaplamasının nasıl yapıldığı anlatılmıştır. Konunun yeni olması ve literatürde bu konunun yok denecek kadar az olması dolayısı ile bu hesaplamalar çalışmada detaylı olarak anlatılmıştır. BDDK'nın önceki yönetmeliği ve UFRS-9'a göre yayınlanan standartlar ve hesaplamalar anlatıldıktan sonra, örnek bir kredi portföyü seçilmiştir. Seçilen bu kredi portföyünün içerisinde her gruptan kredi bulundurulmasına özellikle özen gösterilmiştir. Her grupta bulunan krediler için, karşılık tutarları hesaplanmış ve iki durum birbiri ile karşılaştırılmıştır. Birinci aşamada bulunan kredilerde yapılan karşılık hesaplamasında BDDK'nın ilk durumda daha muhafazakar davrandığı görülmüştür. Birinci aşamada bulunan krediler standart nitelikli ve herhangi bir sıkıntısı olmayan krediler olduğu için UFRS-9'a göre bu sınıfta bulunan kredilere daha az karşılık ayrılması gerektiği yapılan hesaplamalarda ortaya çıkmıştır. Kredi değerliliğinde azalma olan krediler ikinci ve üçincü aşamada izlenmektedir. İkinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için UFRS-9 ömür boyu karşılık ayrılması gerektiğini belirtmektedir. Birinci aşamada bulunan kredilerde BDDK'nın daha muhafazakar davrandığı sonucuna ulaşılırken, ikinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için bu durum tam tersi olarak gerçekleşmiştir. UFRS-9'a göre bu aşamadaki krediler için daha fazla karşılık ayrılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, yapılan çalışmada toplam verilere bakıldığında kredi karşılık rakamlarında %4'lük bir artışın olması öngörülmüştür. Karşılık rakamındaki bu artışın bankaların net karında bir azalmaya neden olacağı fakat bu durumun banka performansına olan etkisinin sınırlı kalacağı öngörülmektedir. Bunun yanı sıra bankaların derecelendirme sistemlerindeki farklılık ve geçmişteki veri stoklarının kalitesi her bankanın karşılık rakamlarını değiştirmektedir ve bu durumun da bir standartizasyona bağlanması gerektiği önerilmektedir.
Covid-19 salgınının Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması ve karşılıklarına etkisi
Bu çalışmada temel olarak Covid-19 salgınının Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması, tahsili gecikmiş alacak bakiyesi ve krediler için ayrılan karşılıklar üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bu kapsamda ilk olarak bankaların vermiş olduğu kredilerin sınıflandırılmasının muhasebe ve finansal kökeni niteliğindeki IAS-39 standardına değinilmiş daha sonra ise IAS-39 standardına getirilen eleştirilerden ve IFRS-9'a geçiş sürecinden bahsedilmiştir. Bir sonraki bölümde ise IFRS-9 standardından ve bu standart ile getirilen beklenen kredi zararları modelinden bahsedilmiş olup, bu standardın ülkemizdeki mevzuat izdüşümü olan eski ve yeni Karşılık Yönetmeliklerine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümlerinde ise Covid-19 salgınının dünyada ve ülkemizdeki etkileri ve bunları gidermek için alınan önlemlerden bahsedilmiş ve Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması, karşılıkları ve tahsili gecikmiş alacaklarına yönelik etkileri üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu etkilere yönelik olarak kamu ve denetim otoriteleri ile bankalar tarafından uygulanan politika ve alınan kararlar çerçevesinde bazı tedbir, eleştiri ve öneriler sunulmuştur. Sonuç kısmında ise salgının ülkemizdeki kredi sınıflandırması ve karşılıkları üzerindeki etkilerine yönelik genel bir değerlendirmede bulunulmuş ve bazı sorunlara dikkat çekilerek bunların çözümünün salgın sonrası dönem adına önemi vurgulanmıştır.
Dış ticaret işlemlerinin uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarına göre muhasebeleştirilmesi
Günümüzde, uluslararası ticaret büyük bir ilgi odağı haline gelmiştir. İşletmeler, artan rekabet koşullarında yerel pazarlara alternatif olarak yurtdışı piyasaları en iyi seçenek olarak değerlendirmektedir. Aynı zamanda, devletler dış ticareti desteklemede ve bununla ilerlemekte olan ülkelerde ödemelerdeki açıklık bu şekilde kapatılmaya çalışılmaktadır. Dünya ticaret hacmine bakıldığında, sürekli olarak artan bir eğilim gösteren Dünya ihracat hacmi, uluslararası ticarete verilen önemin arttığını göstermektedir. Bu çalışmada, ülkemizde dış ticaret işlemlerinde öncelikli olarak kullanılan bazı standartlar incelenmiştir. Bu standartlar arasında, stokların muhasebeleştirilmesini düzenleyen UMS 2, kur değişim etkilerini ele alan UMS 21, borçlanma maliyetlerini kapsayan UMS 23 ve müşteri sözleşmelerinden kaynaklanan hasılatı düzenleyen UFRS 15 yer almaktadır. Bu standartlar, yapılan işlemlerin bu standartlara uygun bir şekilde nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. İncelenen standartlar, dış ticaret işlemlerinin finansal raporlamasında uygulanması gereken kuralları ve yönergeleri sunar. Bu standartların amacı, işlemlerin doğru ve şeffaf bir şekilde kaydedilmesini, finansal tablolarda tutarlılık ve karşılaştırılabilirlik sağlanmasını sağlamaktır. Bu şekilde, dış ticaret işlemlerinde finansal raporlama ve muhasebe uygulamalarının standartlara uygun ve tutarlı bir şekilde gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Uluslararası Muhasebe Standardı, Uluslararası Finansal Raporlama Standardı, Stoklar Standardı, Kur Değişimleri Etkisi Standardı, Borçlanma Maliyeti Standardı, Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat standardı.
UFRS 4'ten, UFRS 17 sigorta sözleşmeleri standardına geçişin mali tablolar üzerindeki etkisi
Oluşturulmuş tez çalışmasında UFRS 4 standardından UFRS 17 sigorta sözleşmeleri standardına geçişin, finansal tablolar üzerindeki etkilerinin incelenmesi esas alınmıştır. Birinci bölümde tezin amacı ve ortaya çıkış nedenine yer verilmiştir. İkinci bölümde sigorta ve sigortacılık muhasebesi ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde UFRS 17 sigorta sözleşmelerinin gereklilik nedeni ve ortaya çıkışı açıklanarak, UFRS 17'ye geçiş sürecinde, değişen yöntemler, uygulamalar, muhasebe hareketlerine yer verilmektedir. Dördüncü bölümde, değişen standart ile birlikte, yeni hesap planını yorumlanarak, etkileri incelenmiştir. Aynı zaman da aynı finansal verilere sahip olan bir sigorta şirketi üzerinden yeni ve eski mali tablo hesaplamaları yapılarak, finansal sonuçlar karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise mali sonuç, karar zarar durumunun etkileri yorumlanarak, yeni standartta oluşan bulgulara yer verilmiştir.
Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren savunma sanayi şirketlerine ait finansal tabloların Türkiye finansal raporlama standartları bağlamında analizleri
Borsa İstanbul'da Faaliyet Gösteren Savunma Sanayi Şirketlerine Ait Finansal Tabloların Türkiye Finansal Raporlama Standartları Bağlamında Analizleri, Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2018. İşletmelerin en önemli fikir ve bilgi kaynağı Muhasebe ve Finansal analizdir. Muhasebe işletmelerin varlıkları ve kaynakları arasında sınıflandırma, yorumlama analiz etme gibi sorunlara çözüm odaklıyken Finansal analiz ise, analiz teknik ve yöntemleri raporlama standartlarına uygulayarak işletmenin finansal durum yapısını ve faaliyetlerini açıklamaya odaklıdır. Çalışmanın amacı, işletmeler ve ortakları için mali analiz teknikleri açısından yarar sağlamak, yatırımcılar için ise doğru ve karlı yatırım kararlarını vermelerine yardımcı olmaktır. Bu doğrultuda mali analiz tekniklerinin doğru açıklanabilmesi için finans fonksiyonu ile yönetim arasındaki ilişkileri belirleyerek, mali yöntemlerin işletme başarısı bakımından önemi üzerinde durulmaktadır. Bu çerçevede rapor hazırlamasında şirket raporlarının daha açık, net ve karşılaştırılabilir olmasını olanaklı hale getirerek şirket karına ve büyümesine önemli ölçüde katkı sağlamaktır. Böylece işletmelerin gelirlerini arttırma giderlerin azaltılmasına kolaylık sağlar. Bu bağlamda söz konusu uygulama ile de Muhasebe ve Finansın rolünü ortaya koymak hedeflenmiştir.
BOBİ FRS ile e MSUGT/VUK, TMS/TFRS ve KÜMİ FRS'ye göre maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesi: Örnek olay incelemesi
Dünyada ve Türkiye'de muhasebe standartları ile ilgili çalışmalar sürmektedir. Bu çalışmalar akabinde ülkemizde son olarak, bağımsız denetim kapsamında olmayan işletmeler için "Küçük ve Mikro İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı Taslağı" (KÜMİ FRS)" yayımlanmıştır. KÜMİ FRS'nin yayımlanmasıyla beraber muhasebe sisteminin vergi kanunlarının etkisinden kurtulması ve muhasebe açısından tek ve ortak bir dil oluşturulması amaçlanmıştır. Maddi duran varlıklar, işletmede bir yıldan daha uzun bir süre kullanılacağı tahmin edilen varlıklardır. Maddi duran varlıklar, her işletme için önem taşımaktadır. Çünkü hemen hemen her işletmede maddi duran varlık kalemleri yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında, maddi duran varlıklar konusunda Türkiye'de gerçeğe uygunluk anlayışıyla oluşturulan "Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS)", "Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS)", "Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT)" ve "Küçük ve Mikro İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı Taslağı" (KÜMİ FRS)" incelenmiş ve bu dört raporlama çerçevesinin benzer ve farklı yönleri belirlenmeye çalışılmıştır. Maddi duran varlıklar; ilk ölçüm, sonraki ölçüm ve değerleme, amortismanlar ve finansal tablo dışı bırakma olmak üzere dört bölüme ayrılarak incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda muhasebe standartlarının birbirine oldukça yakın olduğu sadece vade farkı ve borçlanma maliyetleri gibi konularda farklılıkların bulunduğu, bazı konularda ise küçük işletmelerin işini kolaylaştırmak amacıyla uygulamada basitleştirmeler yapıldığı görülmüştür. Esas farklılığın muhasebe standartlarıyla MSUGT arasında olduğu tespit edilmiş, KÜMİ FRS'nin tamamen faaliyete geçmesiyle beraber MSUGT'un ortadan kalkacağı ve muhasebede ortak bir dil oluşturulabileceği sonucuna varılmıştır.
İşletmelerdeki kurumsal yönetim olgusunun finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisinin belirlenmesi: BİST'te bir uygulama
21. yüzyılda uluslararası ekonomilerin önde gelen işletmelerinde meydana gelen skandallar sonucunda, finansal sistemlere karşı güven problemi oluşturmuştur. Finansal sistemin devamlılığının sağlanması ve sistemin güvenilirliğinin yeniden kazandırılması ihtiyacı doğmuş ve kurumsal yönetimin öneminin fark edilir düzeyde arttığı görülmüştür. Kurumsal yönetimin temel amaçlarından biri finansal raporlama kalitesini ve güvenirliliği artırmaktır. Bu doğrultuda kurumsal yönetim olgusunun finansal raporlama kalitesi arasındaki ilişkinin araştırılması önem kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul işlem gören tüm işletmelerin 2019-2020 yıllarını kapsayan finansal raporlarından ulaşılan veriler yardımıyla kurumsal yönetim uygulamalarının finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmada Beneish Modeli ve tanımlayıcı istatistiki verilerden yararlanılmıştır. Beneish Modeli (1999)'nde yer alan 8 değişken aracılığıyla Mi değeri bulunmuş ve hileli finansal raporlama veya manipülasyon yapma olasılığı olan işletmeler tespit edilmiştir. Bulunan Mi değerleri standartlaştırılmış normal değişkene çevrilerek Zi değeri hesaplanmıştır. Bulunan Zi değeri doğrultusunda manipülasyon yapma olasılığı olan işletmeler belirlenmiş olup, bu işletmeler için tanımlayıcı istatistiki analiz yapılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri; işletme yaşı, halka arz edildiği dönem, bir gruba bağlı olup olmadığı, yönetim kurulu üye sayısı, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin oranı, yönetim kurulu sahipliği ve CEO ikilemi olarak ele alınmıştır. Yapılan analizler sonucunda; işletmenin halka arz edildiği yıl ve işletme yaşı daha büyük olan işletmelerin daha genç olan işletmelere göre manipülasyon yapma olasılıklarının oranının daha düşük olduğu bulunmuştur. Diğer çalışmaların tersine bir gruba bağlı olan işletmelerin, manipülasyon yapma olasılıklarının oranının daha yüksek çıktığı görülmüştür. Yönetim kurulu üye sayısı ile manipülasyon yapma olasılığı arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Bağımsız yönetim kurulu üye oranı değişkeninde; bağımsız üye sayısı arttıkça manipülasyon yapma olasılığının azalma eğilimi göstermiştir. CEO ikilemi olan işletmelerin sayısının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yönetim kurulu sahipliği oranın yüksek olduğu işletmelerde manipülasyon yapma olasılığının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; kurumsal yönetim mekanizmaları güçlü olmayan işletmelerde hileli finansal raporlama yapılabildiği görülmüş olup bu durumun finansal raporlama kalitesini düşürdüğü söylenebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Finansal Raporlama, Finansal Raporlama Kalitesi, Beneish Model, Hileli Finansal Raporlama.