İslamiyet

Bu konu başlığı altında 3.498 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçmişin görünmez kadınları: Geleneksel kadınların siyasallaşma süreci

Bu çalışmanın temel konusunu 1960'lara kadar devlet için görünmez konumdaki geleneksel kadınların siyasallaşma süreci oluşturmaktadır. Bu yıllarda üniversitelerde başörtüsü yasağına karşı verilen tepkilerle beraber başlayan siyasallaşma sürecinin sebebi araştırılmıştır. Bu siyasallaşma sürecinin temel sebebinin 1950'lerden itibaren yoğun bir şekilde gerçekleşen kırsal bölgelerden kentlere doğru göç olduğu tespit edilmiştir. 1960'lara kadar farklı yerlerde yaşayan kentli kadınlarla geleneksel kadınların göçle beraber ortak bir mekânda buluşması sonucunda siyasallaşma da başlamıştır. İslam'ın siyasallaşmasının da benzer bir şekilde göçün yansıması olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca 1980'lerden itibaren Türkiye'de hâkim bir konuma gelen ahbap-çavuş kapitalizmiyle beraber başörtüsünün ve İslam'ın kamu kaynaklarının dağıtımındaki etkileri de araştırılmış ve son yirmi beş yılda kamu kaynaklarının dağıtımında İslam'ın etkisinin git gide arttığı gözlenmiştir.

Din-siyaset ilişkileriKadınlarKamu kaynaklarının dağıtımı+3
Emre Ünür
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mısır'da Arap milliyetçi fikirlerin oluşumunda, İslami modernizm ve Reşid Rıza

Arap milliyetçiliğinin nerede nasıl başladığına yönelik tartışmalar henüz bir sonuca ulaşmamış gözükmektedir. Ayrıca 19. yüzyılın sonlarında Müslüman Araplar arasında milliyetçi fikirlerin oluşumunda İslami modernistlerin söylemlerinin etkilerinin de çok fazla çalışılmadığını söyleyebiliriz. İslami modernistler hakkında yapılan çalışmalar onların daha çok teolojik görüşlerine, İslam hukuku (fıkh) alanındaki reformlarına yer vermekte olup onların siyasi ve milliyetçi fikirlerle olan ilişkileri üzerinde pek durulmamıştır. Bu sebeple, elinizdeki bu çalışma aradaki bağlantıyı analiz etmek adına Mısır'da 19. yüzyıl itibariyle oluşan ortama ve İslami modernistlerin fikirlerinin oluşumuyla ilişkisine odaklanmıştır. Bununla birlikte İslami modernistlerin fikirlerinin 20. yüzyılın başlarında Müslüman Araplar arasında etnik bilincin ve milliyetçi fikirlerin oluşumuna nasıl etki ettiği konusu da bu bağlama yerleştirilecektir. Bu doğrultuda çalışmamızda İslami modernizmin güçlü savunucusu Reşid Rıza'nın, İslam reformu, İslam birliği, sömürgecilik, Osmanlı yönetimi, hilafet, Araplar ve milliyetçilik üzerine olan söylemleri incelemeye alınmıştır. Mısır'daki ortamın ve dönemin genel konjonktürünün Reşid Rıza'nın fikirlerinin oluşumunda oynadığı rolü incelemek adına çalışmamızda kültürel analiz yöntemi tercih edilmiş olup; ilk önce Kavalalı Mehmet Ali Paşa dönemiyle başlayan Mısır modernleşmesinden, I. Dünya Savaşı'na kadar Mısır'daki İngiliz idaresi incelenmiş, ardından İslami modernizm ve Reşid Rıza'nın fikirleri ele alınmıştır.

Arap milliyetçiliğiMilliyetçilikModernizm+3
Azra Toker
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı mezhebin kavliyle amel (İntikal): Abdülazîz el-Buhârî'nin konuya yaklaşımının analizi

İslam hukukunda mukallid-müctehid ilişkisi hicrî ilk üç asırda her bir meselede farklı müctehidin görüşüyle amel etmek anlamındaki taklîd-i mutlak iken mezheplerin teşekkülünün tamamlanıp sistematik bir kisveye bürünmesi ile bir mezhebe bağlanma anlamına gelen taklîd-i şahsî halini almıştır. Günümüzde ise kısmî de olsa taklid-i mutlaka rucû edilerek mukallidin mezhebine muhalefetinin yaygın hale geldiği görülmektedir. Mukallidin gerek bilinçli gerekse bilinçsizce mezhebine muhalefet etmesi kendisine birçok kolaylık sağlasa da bu durum mezhebiyle olan ilişkilerinde birtakım çıkmazlara yol açmış ve fakihler arasında görüş farklılıklarına neden olmuştur. Tezimiz, farklı mezhebin kavliyle amel edilebilir mi sorusundan yola çıkarak birbirleriyle karıştırılan kavramları, intikale olumlu veya olumsuz cevaz veren âlimlerin görüşlerini, intikalin ortaya çıkardığı problemleri ve Abdülazîz el-Buhârî'nin meseleye yaklaşımını ele almaktadır.

Abdülaziz el-BuhariAmelMezhepler+4
Ahmet Tan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gumarı and his work named Bide'u't-Tafâsir

Tefsirde bid'at kavramı, Kur'ân'ın yorumunda dikkat edilmesi gereken usûl kurallarına riayet etmeden yapılan yorumları ifade etmektedir. Ancak bu usûl kurallarının bir kısmının subjektif esaslar olmasından sebebiyle yapılan bid'at nitelemeleri de kişinin kendi görüşünü ve din anlayışını yansıtması sebebiyle subjektif bir iddia mahiyetindedir. Bu kavramın tefsir ilmine girişi ise Hz. Osman dönemindeki fitne olayları ve daha sonrasında gerçekleşen Cemel ve Sıffin savaşları neticesinde ortaya çıkan sorunların etrafında oluşan kelam mezheplerinin eliyle olmuştur. Zira bu dönemde oluşan ve daha sonra kurumsallaşan bu mezhepler kendi görüşlerini desteklemek için birtakım ayetleri kendi görüşlerine dayanak oluşturmak için mezhep ilkeleri doğrultusunda yorumlama faaliyetine girişmişlerdir. Diğer taraftan gerek dahili gerek harici sebepler ile tefsir kitaplarına giren ehl-i kitaptan alınma bazı haberler de tefsirde bid'at olarak nitelenen yorumların kaynağını oluşturmaktadır. Gumârî de gerek mezhep taassubu gerek İsrâiliyyât denilen haberlerin nakledilmesi gerekse bunların dışındaki diğer usûl kurallarına riayet etmeden yapılan bu görüşleri bid'at olarak nitelemekte ve tefsirlerin bu hatalardan arındırılması gerektiğini düşünmektedir. Ancak bazı noktalarda Gumârî de bid'at nitelemelerinde bazı usûl kaidelerini ihmal etmiştir. Anahtar kelimeler: Tefsir, Bid'at, Gumârî, Zemahşerî, Şerif Murtazâ, Mezhep.

Bid`atEbu’l Fazl Abdullah el-GumariKur'an-ı Kerim+5
Bünyamin Közen
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbnü'l-Havranî'nin Kitâbu'l-İşârât ilâ Emâkini'z-Ziyârât adlı eseri ve değerlendirilmesi

Ziyaretname türü eserler, İslam coğrafyasında olduğu kadar dünya coğrafyasındaki farklı kültür ve inanışların ziyaret noktalarını, insanlık tarihindeki önemli isimlerin kabirlerine ve makamlarına yapılan ziyaretleri, türbeleri ve meşhedleri, ibadethaneleri, ziyaret mekânlarındaki kutsal nesneleri, tarihi yapıları ve daha başka muhtelif eserleri konu edinir. Bu tür eserler genel itibariyle tarih, coğrafya, sosyoloji, teoloji, antropoloji gibi sosyal bilimler ile ilgili bilgiler vermesinin yanı sıra edebiyat ve sanat gibi sahalarda da beşeriyetin daha sonraki nesillere armağan ettiği kültürel miras hakkında okuyucuya ilk ağızdan malumat veren gezi edebiyatının orijinal türleridir. Her ne kadar ziyaretnameler, gezi edebiyatının klasik bir türü olarak mütalaa edilen seyahatnamelere ve anlatımlarında rivayet kültürünün ağır bastığı fezail türünde telif edilmiş eserlere muhteva ve üslup açısından benzese de ziyaretçiler için bir gezi rehberi niteliği taşıması açısından bu türlerden farklı bir mahiyeti ve muhtevayı haizdir. Ziyaretnameler doğrudan peygamberlerin, sahâbenin, tâbiînin, hükümdarların, alimlerin, evliyaların, muhtelif dinlerde ve inanışlarda kutsal kabul edilen daha pek çok kişinin kabirlerini ve makamlarını tasvir eder. Ayrıca ziyaretnameler, kutsal mekanların ziyaretinin önemine ve ziyaret esnasında uyulması gereken kurallara da vurgu yapması dolayısıyla ziyaret kavramının hem teorik hem de pratik tarafını ele alır. Ziyaretnameler zamanla fezail türünün altında müstakil bir tür olarak gelişme göstererek bu türde kaleme alınmış eserlerin tekamül sürecinde geldiği son noktayı oluşturur. Ziyaretname sahibi İbnü'l-Havrânî'nin Kitâbu'l-İşârât ilâ Emâkini'z-Ziyârât adlı eseri de, klasik bir ziyaretname olarak özellikle Şam (Dımaşk) şehri ve çevresindeki ziyaret mekânlarını konu edinen yerel bir ziyaretname olarak literatürde yerini almıştır. İbnü'l-Havrânî 16. yüzyılda Osmanlı hâkimiyetindeki Şam'da Ümeyye Câmii'nde gezici bir vaiz olarak görev yapmış ve Şazeliye tarikatina mensup bir sufidir. Şam ve çevresindeki kutsal ziyaret yerleri ve mekânları üzerine yazdığı ziyaretnamesinde, içinde yaşadığı dönemin ve toplumun kutsalla olan ilişkisini yalın bir biçimde resmetmeye çalışmıştır. Klasik bir yerel ziyaret rehberi niteliği taşıyan eserinde, Şam şehri ve çevresindeki kabirler, meşhetler, makamlar, mezarlıklar, türbeler, camiler, mescitler, zaviyeler gibi kutsal mekânları ve kutsal sayılan kişileri tanıtır. Ayrıca, Şam şehri ve çevresindeki surlar, çarşılar, medreseler gibi muhtelif tarihi yapılar da eserin muhtevasında yerini alır. İşte bu çalışmanın amacı, kısaca İbnü'l-Havrânî'nin hayatı ve eserleri hakkında malumat verildikten sonra ziyaretnamesindeki bilgiler ışığında 16. Yüzyılın sonlarına doğru Şam şehri ve çevresinde bulunan ziyaretgâhların tanıtımını yapmak ve halkın onlara atfettiği değerleri tespit etmeye çalışmaktır. Ayrıca, genel olarak insanın ve özel olarak Müslüman toplumun kutsalla nasıl bir ilişki kurduğunu ve bu ilişkinin muhtelif yönlerini tespit etmektir.

Türbelerİslam tarihiİslam şehirleri+2
Hikmet Cihat Çiftçi
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslamî hareketlerde kadının rolü: Zeynep Gazali örneği

Mısır merkezli kurulan İhvan-ı Müslimin teşkilatı, İslam dünyası ve dini hareketler bağlamında uluslararası arenada kendisine yer edinmiş önemli bir organizasyondur. Bu teşkilatın kadınlara yönelik algıları/tutumları ve Müslüman kadınların bu hareket içerisindeki rolü, İslam dünyasında toplumsal rollerin cinsiyet üzerinden anlaşılması açısından önemlidir. Buradan hareketle İhvan-ı Müslimin teşkilatının kadınlara yönelik tutumları ve Müslüman kadınların bu teşkilat içerisindeki rollerini Zeynep Gazali örneğinde analiz etmek bu çalışmanın temel amacını ifade etmektedir. Özellikle, Gazali'nin Mısır İslam toplumu ve İhvan-ı Müslimin içerisinde ne denli etkin olduğunu anlamak ve hangi alanlarda bu etkinin ortaya çıktığını görmek, onun kadınlara yönelik faaliyetleri ve ortaya koymuş olduğu düşüncelerinin akademik bir bakış açısıyla incelenmesini hak etmektedir. Onun kadın konusundaki yaklaşımlarını dini, siyasi ve sosyal boyutuyla ortaya çıkarmak hem İhvan'ın hem de Mısır'ın toplumsal ve dini yapısını anlamak için bizlere önemli bir perspektif sunmaktadır. Bu bağlamda Gazali'nin hayatı, belirli alanlardaki düşünceleri ve sosyal faaliyetleri detaylı bir şekilde ele alınmış, İhvan-ı Müslimin'in Müslüman kadınlara bakış açısı kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırma, üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, İhvan-ı Müslim'in tarihi arka planı ele alınmış, kurucusu Hasan el-Benna'nın rolü ve teşkilatın kadınlara yönelik ilk yapılanmaları incelenmiştir. İhvan teşkilatında kadınların rolünün anlaşılması için Müslüman Kız Kardeşler Teşkilatı'nın kurumsal amaçları incelenmiştir. İhvan-ı Müslimin'in kadınları toplumsal faaliyetlere ne derece ve nasıl dahil ettiği ve teşkilatın kadın üyelerin özel ve kamusal alanda hangi sınırlamalarla değerlendirdiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Zeynep Gazali'nin hayatı detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Gazali'nin doğumu, eğitimi, gençlik yılları ve aktivist dönemine dair geniş bir perspektif sunulmuştur. Ayrıca, Gazali'nin fikrini etkileyen öncü şahsiyetler ve eserleri üzerinde de detaylı bir şekilde durulmuştur. Ayrıca Gazali'nin bireysel yaşamı çerçevesinde düşünsel gelişimi ve zihni temelleri etraflıca incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Zeynep Gazali'nin dini, siyasi, kadın ve aile hayatına dair düşünce dünyası ile sosyal faaliyetleri analiz edilmiştir. Çalışmanın kaynakları arasında, Zeynep Gazali'nin kendi eserleri başta olmak üzere, Gazali hakkında Türkiye'de, Batı literatüründe ve İslam dünyasında yapılan çalışmalar ve kendisi ile yapılan röportajlar bulunmaktadır.

Mezhepler tarihiİhvan-ı Müsliminİslami hareketler+1
Betül Yurtseven
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Molla Halil Es-si'irdi'nin "Usulü Hadisi'l-Ezher Min Muhtasar ve Şerhihi Li-ibn Hacer" isimli eserinin tahkiki ve metoduكتاب "أصول الحديث الأزهر من مختصر وشرحه لابن حجر" لملا خليل السعردي تحقيقا ودراسة ومنهجه في أصول الحديث

Sünnet, şeriatın ikincil kaynağı ve Kur'an-ı Kerim'i anlamak için güvenilir bir giriştir. Sahabe döneminden bu yana, İslam alimleri Hadis'teki rivayet ve dirayete büyük önem vermişlerdir. Sahabe zamanında, "sened" bilimi ortaya çıkmıştı. Zaman ilerledikçe ve ihtiyaçlar arttıkça, hadis bilimine yardımcı olmak için, Rical ilmi ve cerh ve tadil ve Mustalahu'l-hadis gibi bilimler ortaya çıktı. İbn Hacer El Askalani bu bilime, Sahih-i Buhari'nin şerhi ile büyük katkılarda bulunmuştur. Nuhbetu'l Fiker adlı eseri Mustalahu'l-Hadis alanında yazılmış en önemli eserlerden biri. Bu çalışma hakkında birçok şerh yazılmıştır. Molla Halil el-Siirdî de, bu alana katkıda bulunmak için "Usulu'l Hadisi'l-Ezher mine'l Muhtasar ve şerhihi li ibn Hacer" adında bir kitap yazdı. Bu çalışma bir el yazmasıdır ve yaklaşık otuz sayfadır. Müellif her kural için bahsettiği örnekleri ve eklemeler yoluyla ilmin gücünü gösterdi. Biz de faydalı kitabı, inceleyerek ilim talebelerinin yararına sunmayı amaçladık.

Jadalla Hasan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Sonradan çıkan iç savaş olaylarında Sahabenin içtihatları

Müslüman gruplar arasındaki muasır olayların çoğunu tedavi edecek kaynak olması için iç savaş olaylarında başlarına gelen musibetle ilgili sahabe fikrinin ortaya çıkarılması İç savaş olaylarında başlarına gelen musibetlerle ilgili sahabe fıkhı ve içtihatlarından mümkün olduğunca fıkhî teori oluşturmasını özetlememiz mümkün mü? Başlarına gelen afetler her şekli kapsıyor mu? Onların içtihat ve çabaları çelişkili durumları ile birlikte tüm şekilleri içeriyor mu? Bu içtihatlar muasır olayların tedavi edilmesinde (ele alınmasında) yarıyor mu? Müslüman gruplar arasındaki iç savaşlarda içine düştükleri en tehlikeli sorunları ilk asra bağlı köklü, fıkıh için İslam ümmetinin ihtiyaçları içinde konunun ehemmiyetini simgeler. 1- Sahabe döneminde iç savaş olaylarını açıklamak, uyum sağlamak ve birini diğerinden ayırmak. 2- Sahabenin içtihatlarında olanları açıklamak ve bu içtihatları da mezhep ulemalarının bu konudaki keşif ve usule dönüştürmesi. 3- Fıkhi mezhep ve ulema görüşleri ışığında sahabenin ihtilaf ettikleri arasında tercihlerin belirlenmesi. Bu konuda birçok metot izleyecek bunlardan içtihatları, fetvaları İyice incelemek maksadıyla tümevarım metodu, metotlar arasında analitik tümdengelim ve istidlal metodu ve kıyası tüm çeşitleri elle tutulur mantıksal sonuçlara ulaşmak maksadı ile kullanmıştır. 1- Müslümanlar arasındaki iç savaşların hükümleri Müslümanların kafirlerle savaş hükümlerinden çok farklı hükümleri vardır. Müslümanların bunlarla imtihanında yerine getirmesi ve bilmesi gerekenler vardır. 2- isyancılarla savaş fitne ile savaştan farklıdır. İsyancılarla fitne arasında savaş, haricileri öldürmekten farklıdır. Bu durumlardaki hüküm; asli ve feri tafsili hükümlere bağlıdır. Aralarındaki karışım Muasır musibetler karşısında şiddetli çatışmalara sebep olmasıdır. 3-Sahabe fetvaları ve içtihatları Müslümanların başlarına gelen musibetlerle alakalı benzer olaylarda hüküm vermeye faydalı olan zengin bir kaynak sayılır.

Saad Alahmad
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Şeyh Mahmud ez-Zukaydî'nin "Şerhu'l-Ma'fuvat" adlı eserinin tahkiki ve değerlendirilmesi (Investigation and evolation of " Sheikh Mahmut ez-Zukaydı`s ")

İslam âlimleri, kutlu şeriat konuları arasında önem verdiği mevzuların başında İslam fıkhı gelir. Zira fıkıhta ibadetler, mülkiyet hakları, aile hukuku, miras, helal, haram ve hayatın değişik alanlarına dair konulara büyük bir önem verilmektedir. Kimi âlimler, bu konuları ayrıntlı bir şekilde izah eden müstakil eserler yazmıştır. Taharet (temizlik), ve necasetten temizlik, en önemli ibadet konuları arasında yer almkaktadır. Önde gelen fakihler, bunların ayrıntlılarını ve ince meselelerini açıklamışlardır. Malum olduğu üzere Anadolu'da Şafii fakihlerin son büyük alimi olan Molla Halil el-İs'irdî (ö. 1834), ma'fuvvat konularına dair başlıbaşına güzel bir eser yazmış önde gelen İslam fıkhı alimlerindendir. Âlimler, kıymetli ve nefis olan bu esere şerhler yazmışlardır. Bu şerhler arasında Şeyh Mahmud ez-Zukaydî'nin yaptığı şerh, en yararlı ve en geniş kapsamlısı olması hasebiyle bunun tez çalışmamın temeli olmasını istedim. Tezi iki bölüme ayırdık. Birinci bölümü araştırmaya ayırdık. Bu bölüm, metin sahibi Molla Halil'in ve şahirin hayatını ayrıntılı bir şekilde incelemeyi içermektedir. İkinci bölümü ise tahkike ayırdık. Bu bölümde müellifin metodunu inceleyip metindeki kapalı kelimeleri açıkladık ve metinde adı geçen şahsiyetler hakkında bilgiler verdik. Molla Halil'in işlediği konulara sünnetten deliller getirdik. Aynı şekilde bu meselelerin alındığı kaynakları ve görüş sahiplerini belirttik. Müellifin kaynaklarını belirttik, kitapta geçen ve Şafiî âlimlerin isimlerini ve kitapları ifade eden sembolleri açıkladık.

Muhammed Şafi Derşevi
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XII. yüzyıl İslam ve batı kaynaklarına göre I. Haçlı Seferi sırasında Yahudiler

Haçlı Seferleri, dünya tarihinin en önemli din savaşları arasında yer almaktadır. XI. yüzyılın sonlarına doğru başlayan bu seferler, yaklaşık iki yüzyıllık bir dönemi kapsamaktadır. Haçlı Seferleri, her ne kadar Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında cereyan etse de Hıristiyanlarca Hz. İsa'nın katili olarak görülen Yahudilerin de bu seferlerden etkilendikleri görülmektedir. Özellikle I. Haçlı Seferi'nin Yahudiler üzerine etkisi büyük olmuştur. Bu bağlamda araştırmamızda I. Haçlı Seferi sırasında Haçlıların Yahudilere bakış açıları, sefer sırasında Almanya'nın Ren bölgesinde yaşayan Yahudilere yönelik gerçekleştirdikleri saldırılar ve Haçlıların Ortadoğu'da ele geçirdikleri yerlerdeki Yahudilere yönelik yaklaşımları ele alınmıştır. Çalışmanın ana kaynaklarını XII. yüzyıla ait İslam, Haçlı, Bizans, Ermeni, Süryani ve Yahudi kaynakları oluşturmaktadır. Ayrıca konuyla ilgili Batı'da yapılan müstakil çalışmalardan da önemli ölçüde yararlanılmıştır. Söz konusu kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda, I. Haçlı Seferi'nin Avrupa'nın Almanya bölgesinde yaşayan Yahudiler ve Kudüs'te yaşayan Yahudiler için büyük bir yıkımla sonuçlandığı görülmektedir. Hıristiyan toplumunda Yahudi karşıtı eğilimlerin daha rahat bir şekilde açığa çıkmasını sağlayan Haçlı Seferleri, Yahudilerin Hıristiyanlar arasında ne kadar zayıf bir azınlık olduğunu gözler önüne sermiştir. Bundan sonraki süreçte Yahudiler, Hıristiyanların saldırılarına daha açık hale gelmişlerdir. Yabancı literatürde Haçlılar ve Yahudileri ele alan birçok çalışma bulunmakla birlikte konuyla ilgili Türkçe yapılan araştırmalar yok denecek kadar azdır. Bu bağlamda araştırmamız söz konusu eksikliğin giderilmesi bakımdan önem arz etmektedir.

12. yüzyılBilgi kaynaklarıDinler tarihi+6
Melek Kaya
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Şeyh Abdurrahman-ı Aâğî ve mektûbâtı (Tahkik ve inceleme)

İnsanları ıslah etmek, ahlakını düzeltmek ve kalplerini yaratıcıya yönlendirmek Peygamberlerin en büyük vazifelerindendir. Onlardan sonra bu görev, varisleri olan ilmiyle amil olan muhlis âlimlere intikal etmiştir. Bu âlimler ise zahiri ilimlerde yetkin olmadan irşada başlamamışlardır. Bu sufi âlimlerden biri de Bitlis'te Norşin tekkesini kurmuş olan, Nakşibendiyye tarikatına mensup Şeyh Abdurrahman Tâğî'dir. Allah'ın inayetiyle bu zata ait mektupların bulunduğu mahtut nüshalara ulaştık. Eserde toplamda seksen iki mektup bulunmaktadır. Mektupları halifesi Şeyh Abdulkahhar Zokaydî toplamıştır. Bu mektuplar, bölgede tasavvufun yayılmasını belgelemesi açısından önem arz etmektedir. Şeyhin, mürid ve halifelerine gönderdiği mektupların içeriğinde; tarikat öğretilerine dönük tavsiyeler, şeriat ve sünnete sarılmanın önemi ve toplumda barışı sağlama çabaları bulunmaktadır. Bu kıymetli hazinenin kütüphanelerde yer alması gerektiğini düşündüğümüzden, eseri tahkik edip okuyucuların istifadesine sunduk. Anahtar kelimeler: Nakşibendiyye, Mektûbat, Şeyh Abdurrahman Tâğî, Norşin Tekkesi

Mohammad Hasan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmâm-ı Rabbânî Mektûbâtı'nda şerîat-tarîkat ilişkisi

Bu çalışmada İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî'nin, şerîat ve tarîkata dair görüşleri, en önemli eseri olan Mektûbât çerçevesinde incelenmeye çalışılmıştır. Şerîatı temel almış bir tasavvuf anlayışını benimseyen İmâm-ı Rabbânî'nin din, tarîkat ve hakikati bir bütünün parçaları olarak ele aldığı görülmektedir. İmâm, her fırsatta şerîat, tarîkat ve hakikatin birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu dile getirmiştir. İmâm-ı Rabbânî, şerîat mı-tarîkat mı tartışmalarından arınmış, kitap ve sünnet ile temellendirilmiş bir tasavvuf anlayışını insanlar arasında hâkim kılmaya çalışmıştır. İçinde bulunduğu coğrafyada meydana gelen çalkantılar neticesinde İslâm esaslarının yerini bid'at ve hurafelerin aldığını gören İmâm, buna sebep olan fırkalara karşı büyük mücadeleler vermiş ve tecdid hareketini yaymaya çalışmıştır. İmâm, aklın ön plana çıkarılıp vahyi ve nübüvveti itibarsızlaştırmaya çalışanlar, Şîa propagandası yapanlar, tasavvufa şerîat esaslarına uymayan bazı inanç ve uygulamaları yerleştirerek meşru göstermeye çalışanlara karşı büyük mücadeleler vermiştir. İmâm-ı Rabbânî'nin Mektûbât'ı, her bakımdan büyük önem arz etmektedir. Mektuplarında Hz. Peygamber'e (s.a.v) tâzim, sünnete ittibâ, ashâb-ı kirâmın fazileti gibi birçok konuda eksik ve yanlış inanışları ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Müslümanları bid'atlardan sakındırmaya ve sünnet-i seniyyeyi uygulamaya teşvik etmiştir. Çalışmamızda bu konularla alakalı mektuplar da İmâm'ın şer'î ve tasavvufî hassasiyetleri çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmamızdaki esas gayemiz, İmâm-ı Rabbânî'nin Kur'ân ve sünnet çerçevesinde yapılandırdığı tasavvuf ile şerîatın irtibatını incelemektir. Şerîat- tarîkat arasındaki ayrılığı ortadan kaldırmayı amaçlayan İmâm, şerîata riayet konusunda dönemin bazı sûfîlerinin, şerîatı yok sayan bir tasavvuf anlayışını benimsemelerine ve meşrulaştırmalarına izin vermemiştir. Şerîatın şekilden ibaret olduğunu savunup, hakikatten uzaklaştırdığını iddia edenlere karşı, tasavvufun mahiyeti konusunda mektuplar yazmış ve hatalı olan sûfîleri eleştirmiştir. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, Şerîat, Tarîkat

MektubatTarikatlarTasavvuf+3
Edibe Şifa Apaydın
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an'a göre sünnetin bağlayıcılığı

Bu çalışma ile hedeflenen, sünnetin Kur'an'da nasıl bir karşılık ve konuma sahip olduğunu ortaya koyup bağlayıcı olup olmama durumunu tespit etmektir. Hz. Peygamberin sünnetini işaret eden kavram ve ayet gruplarını inceleyerek bu konudaki nakli bilgiler ışığında yapılan yorumlarla bir neticeye varmaya çalışıldı. Yapılan araştırmada Hz. Peygamber, peygamberlik vazifesinden önce okuma yazma bilmemiş ve herhangi bir ilim tahsilinde bulunmamıştır. Kur'an'ın ifadesiyle ümmi idi. Tek bilgi kaynağı aldığı ilahi vahiydir. Bu vahyin en temel olanı Kur'an'dır. Bununla beraber Hz. Peygambere ilahi vahyin hem metni ve hem de muhtevası anlatılmıştır. Kur'an metni dışındaki bu vahyin Kur'an'daki karşılığı hikmet ve tebyîn vazifesidir. Kur'an ile birlikte Hz. Peygambere verilen hikmet, Kur'an metni dışında Hz. Peygambere öğretilen dini hususların muhtevasıdır. Genel kabul gören görüşe Hz. Muhammed (s.a.s.)'e verilen hikmet, sünnettir. Hz. Peygamber'e verilen tebyîn vazifesi, tebliğ edilen Kur'an ayetlerinin izah edilmesidir. Bir şeyi izah etmek, metinle kast olunanın açıklanmasıdır. Bu da demek oluyor ki metnin dışında Hz. Peygambere dini hususlar öğretilmiştir. Sünnet ile yapılan da budur. Bu vazifelerle gönderilen Hz. Peygambere itaat ve ittiba farz kılınmış ve mutlak olarak bağlayıcıdır. Öte yandan Hz. Peygamber bir beşerdir. Her beşer gibi içinde yaşadığı toplumun sosyal bir ferdidir. Dünyevi birçok hususta bir beşer olarak verdiği kararlarda yanıldığı ve yaptığı istişareler neticesinde verdiği kararları değiştirdiği olmuştur. Bununla vardığımız neticeye göre Hz. Muhammed (s.a.s.)'in dini hususlar dışında söylediği ve yaptığı şeyler vahiyle olmamış ve isabet ettiği gibi yanıldığı da vaki olmuştur. Bir beşer olarak dini hususlar dışındaki söz, fiil ve takrirlerinin bağlayıcı olmadığı kanaatine varılmıştır.

BağlayıcılıkHz. MuhammedKur'an-ı Kerim+4
Münür Eren
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mekkî ve Medenî ayetler bağlamında Kur'an'da yetim ve yetim hakları

Ailenin temeli ilk insanla beraber atılmıştır. Bu ilk insan, eşi ve çocuklarıyla birlikte ilk aileyi meydana getirmiştir. Tüm dinler bu aile temeli üzerinden devam etmiş ancak kadına verilmesi gereken değeri İslam dini dışında hiçbir din tam olarak vermemiştir. Aynı zamanda İslam öncesi cahiliye toplumunda kadın ve çocuklar her zaman ezilmiştir. Yetimler de mağdur edilmiş ve kendilerine hiçbir hak tanınmamıştır. Kur'an ve Sünnet'te bu iki güçsüz kesimin içinde bulunduğu durum iyileştirilmeye çalışılmış ve haklarının kendilerine verilmesine yönelik gerekli öğüt ve uyarılar yapılmıştır. Bununla kadın ve yetimlerin, diğer insanlar gibi mutlu ve eşit bir yaşam sürmeleri amaçlanmıştır. İslamî anlayışa göre korunup kollanması bakımından yetimler en özel yere sahiptir. Çünkü onlar kendilerini koruyacak olan sahiplerini kaybetmişlerdir. Böylece kendileri her türlü tehlikeye ve sömürüye açık hale gelmişlerdir. Yetimlerin bu durumuna Mekkî ve Medenî ayetlerde pek çok kez değinilmiştir. Onlara karşı yumuşak davranılması ve şefkatle yaklaşılması, onların haklarının korunması ve onlara iyi bir gelecek oluşturarak topluma kazandırılması öğütlenmiştir. Anahtar kelimeler; Kur'an-ı Kerim, sünnet, Mekkî, Medenî, yetim, merhamet, kadın, çocuk

AileKur'an-ı KerimMerhamet+4
Mücahide Vançin
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mekkî sureler bağlamında İslâm'a davetin merhaleleri ve ilkeleri

Haktan ayrılıp batıl yollara sapan insanları tevhide davet etmek, peygamberlerin en önemli görevi olmuştur. Peygamberlerin hayatları, bu görevi yerine getirebilmenin sorumluluğuyla geçmiştir. Hz. Peygamber (sav) de bu görevi, yirmi üç yılık davetiyle, cahili bir toplumdan faziletli bir toplum inşa ederek yerine getirmiştir. Günümüzde İslâm'ın mesajının bir bütün olarak anlaşılamaması gündemdeki belli konularla sınırlandırıması, kimisi birbiriyle şiddetli çatışma içinde olan farklı anlayışlara ve yönelişlere sebebiyet vermiştir. Özellikle çatışmacı çizgideki farklı anlayışlar ve yönelişler de İslâm dünyasında fikir kargaşasına ve Müslümanlar arasında şiddetin yaygınlaşmasına yol açmışlardır. İslâm coğrafyasında büyük acılara sebep olan terör, şiddet ve çatışmacı fikrî ayrılıklar ancak doğru İslâmi anlayışın ortaya konulmasıyla izale edilebilir. İslâm dininin en güzel bir şekilde insanlara sunulması olan "Allah'a davet", ancak İslâm'ın temel kaynaklarının yol göstericiliğiyle yapılabilir. Kur'ân-ı Kerîm'de ve Hz. Muhammed'in (sav) uygulamalarında; davet merhalelerinde uygulanabilecek metotlar ve kullanılabilecek araçlarla ilgili çok sayıda veri bulunmaktadır. Sahih bir İslâmi anlayışın topluma, rağbet görecek bir şekilde sunulabilmesi için hem Kur'ân vahyinin nüzûl sürecinin ve davetin merhalelerinin bilinmesini hem de davet ilkelerinin kavranmasını gerektirmektedir. "Mekkî Sureler Bağlamında İslâm'a Davetin Merhaleleri ve İlkeleri" olarak belirlediğimiz çalışmamızda öncelikle kavramların çerçevesi çizilmiştir. Mekkî sureve ayet grupları, Hz. Peygamber'in (sav) sîretinden ve ilgili ayetlerin nüzûl sebeplerinden de yararlanılarak incelenmiş ve yapılacak davetin merhaleleri ve ilkeleri bu bilgiler ışığında tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra davet çalışmalarında bulunacakların bu merhalelerde dikkat etmeleri gereken ilkeler, uygulanabilecekleri metotlar ve kullanabilecekleri araçlar yine ilgili ayetler ve sîret üzerinden aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Mekkî Sure, Davet, Tebliğ, Merhale, İlke

DavetDine davetKur'an-ı Kerim+5
Zekeriya Onar
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bitlis'te bir Kadiri Şeyhi: Şeyh Safiyuddin Geylani'nin hayatı, eserleri ve tasavvuf anlayışı

Şeyh Safiyuddin 1934 yılında Bitlis'in Mutki ilçesine bağlı Nizin (Yenibağ) köyünde dünyaya geldi. Kadiri silsilesinden gelen Şeyh Muhammed Efendi'nin oğludur. İlim tahsiline kadim medrese geleneğiyle ilk olarak Şeyh Fethullah Verkanîsî'nin talebesi Molla Ahmet Hizanî'nin yanında başlamış, daha sonra başta babası olmak üzere birçok alimden ders almıştır. İcazeti aldıktan sonra tasavvufi hayata yönelen Şeyh Safiyuddin Bitlis ve İstanbul olmak üzere irşad faaliyetlerine başlamış, geniş bir kitleye hitap etmiştir. Ayrıca tasavvufa ve Kadirî tarikatına dair eserler kaleme alan Şeyh Safiyuddin eserlerindeki Arapça, Osmanlı Türkçesi, Farsça ve Kürtçe dil zenginliğinin yanı sıra şairliği de dikkat çekicidir. Bu araştırmada öncelikle literatürde pek bilinmeyen Bitlis ve çevresindeki Kadiri tekkelerine değindik. Daha sonra bu tarikatın bölgedeki temsilcilerinden Şeyh Safiyuddin'in hayatını ve tasavvufi yönünü ele aldık. Şeyh Safiyuddin'in tasavvufi görüşlerini incelerken onun Ed-Dürretü'n-nefîsetü'l-mardiyye fî Sülâleti'l-Kâdiriyyeti'l-Haseniyye, vasiyyetü's-safiyye fî'l-işaretî'l-akli'l-müfîd ve Mecmuu'l-efkâr ve kuyûdu'l-eşyâ, adlı eserlerinden faydalandık.

Geylani, SafiyuddinKadiriTarikatlar+3
Rıdvan Geylani
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ehl-i sünnet kelâmında irâde kavramının nöroteoloji bağlamında incelenmesi

İnsanın irade özgürlüğü meselesi, konusu insan olan hemen her disiplin için tartışma konusu olmuştur. Felsefe ve teolojinin gündemini meşgul eden bu meseleye sonraları sinirbilimi de dâhil olmuştur. Sinirbilimin ortaya koyduğu sonuçlar, bu konuda süregelen tartışmalara farklı bir boyut kazandırmıştır. İnsanın irade özgürlüğü olmadığı anlamına gelebilecek sonuçların elde edilmesi özellikle felsefecilerin tepkisine yol açmıştır. Batı dünyasında sinirbilimin konuya dâhil olması ile tartışma felsefe ve sinirbilimi arasında devam etmiştir. İslam kelamında, tarihsel süreç içerisinde, meselenin kader kavramı çerçevesinde gündeme geldiği söylenebilir. Daha sonra müstakil olarak tartışılmaya başlayan meselenin İslam kelamı için bir diğer boyutu Allah'ın mutlak iradesidir. Bu anlamda Cebriyye'nin Allah'ın mutlak iradesi karşısında insana irade özgürlüğü tanımadığı söylenebilir. Buna karşılık Mu'tezile insana mutlak irade özgürlüğü alanı açmıştır. Ehl-i Sünnet kelamcılarının bu iki mezhebin arasında orta bir yol tutmuştur. İnsanın fiilleri bağlamında ele aldıkları irade özgürlüğü konusunda genel olarak Allah'ın mutlak irade sahibi ve insanın fiillerinin yaratıcısı olduğu düşüncesindedirler. Bununla birlikte insan irade sahibidir ve fiillerinde sorumludur. Sinirbilimi ve teolojinin arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan Nöroteoloji, son zamanlarda popülerlik kazanan bir alandır. Teolojik düşüncelerin nörolojik çalışmalarla anlamlandırılması amacı da taşıyan bu alan dâhilinde Ehl-i Sünnet'in irade konusundaki düşüncelerinin, sinirbilimin insan iradesi ile ilgili ortaya koyduğu verilerle karşılaştırılabileceğini düşünmekteyiz. Bu amaçla hazırladığımız çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde irade ile ilgili kavramlar ele alınmış ve değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Ehl-i Sünnet açısından irade konusu incelenmiştir. Üçüncü bölümde sinirbilimi açısından insan iradesi bu alanda yapılan çalışmalarla ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde öncelikle nöroteolojik bağlam oluşturulmuş ve Ehl-i Sünnet kelamında irade kavramı nöroteoloji bağlamında incelenmeye çalışılmıştır.

Ehl-i sünnetEş`ariKelam+7
Sabahaddin Kılıç
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denetlenemeyen bilginin kelâm ilmindeki yeri (ilham, rüya, cifr)

Kelâm ilminde akıl, sağlam duyu ve doğru haber bilgi kaynağı olarak kabul edilmiştir. Fakat bazı İslami disiplinler bilhassa tasavvuf ehli bu kaynaklarla beraber dini düşüncenin şekillenmesinde etkili olan bilgi kaynaklarına keşf, ilham, rüya ve cifr gibi bilgileri de dâhil ettikleri görülmektedir. Doğru bilgiyi elde etme noktasında bilgi kaynaklarının önemli bir etken olduğu biliniyor olmasına rağmen doğru bilgi kaynaklarını tespit etme noktasında bazı İslam düşünce ekollerinin farklı tavır sergilemesi ve bu konuda epistemolojik alanda yeterli çalışmanın olmaması bu araştırmanın yapılmasında temel etken olmuştur. Bu araştırmada ilham, rüya ve cifr bilgisinin kelâm ilminde bilgi değeri taşıyıp taşımadığı ve bunların bilgi kaynağı olarak kabul edilmesi durumunda ortaya çıkabilecek itikadi ve sosyal sorunlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bilgilerin sübjektif olması ve evrensel niteliklerden yoksun olmalarından dolayı kelâm alimlerince dini alanda uyulması zorunlu hükmün delili olarak kullanılamayacağı tespit edilmiştir. Denetlenemeyen bilgilerin kişinin tecrübeleri ile sınırlı olması ve hakikatini ortaya çıkarmanın imkânsız olmasından dolayı dini alanda asla bağlayıcılığının olmadığı neticesine varılmıştır. Aynı zamanda yakın dönemde bazı şahıs, grup, cemaat ve tarikatların denetlenemeyen bilgiyi kullanarak toplum nezdinde saygınlık kazandıkları ve bu tür bilgilerin kendi statülerini korumalarına araç olarak kullandıkları çalışma kapsamında ulaşılan bir diğer sonuç olarak ortaya çıkmaktadır.

BilgiCifrKelam+4
Tuba Erdemci
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Molla Muhyiddîn Hâvelî ve Risâletu'l-esâs fi Ahkâmi'l-Haydi Ve'n-Nifas adlı eserinin tahkik, tahlil ve tercümesi

Molla Muhyiddîn Hâvelî 20. yüzyılda, Siirt'te yaşamış Şafiî mezhebine mensup bir ilim adamıdır. Bu çalışma Molla Muhyiddîn Hâvelî'nin (1909/1987) hayatı veRisâletu'l-Esâs fi Ahkâmi'l-Haydi ve'n-Nifâs adlı eserinin tahkik, tahlil ve tercümesinden oluşmaktadır. Molla Muhyiddîn Hâvelî bu eserinde kadınların ibâdet ve sosyal hayatlarını etkileyen hayız, nifas ve istihâze meselelerini Şafiî mezhebi ağırlıklı olarak ele almıştır. Hâveli'nin eseri kaleme almasındaki amacı konu ile ilgili olarak kendisine soru soranlar için başvuracakları temel bir kaynak oluşturmaktır. Tezin birinci bölümünde Hâvelî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Risâletu'l-Esas fi Ahkâmi'l-Haydi ve'n-Nifas adlı eserin nüshaları, eserin ismi ve müellife aidiyeti, eserin kaynakları ve içeriği, eserde kullanılan yöntem ve eserde geçen temel kavramlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise eserin tercümesi yapıldıktan sonra tahkikli metnine yer verilmiştir.

MenstrüasyonMolla Muhyiddin HaveliPostpartum dönem+3
Yunus Demirhan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam hukukunda alışverişte vekâlet

Çalışmaya mevzu edilen vekâlet konusu geçmişte olduğu gibi günümüzde de Müslümanlar açısından önemini korumaya devam etmektedir. Fıkıhçılar, bu konudaki nassları ve İslam'ın genel prensiplerini göz önünde bulundurarak değişik yaklaşımlar sergilemişlerdir. İslam hukukunda bu değişik yaklaşımlarının tespit edilmesi ve Fukahanın bu meseleyi ele alış tarzının belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu doğrultuda "İslam Hukukunda Alışverişte Vekâlet" konusu ilmi bir disiplin içerisinde ele alınıp incelenecektir. Bu çalışma: Giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin amacı, önemi, konusu, tezin yöntemi, sınırları ve kaynaklarına değindik. Birinci bölümde İslam hukukunda alışveriş ana başlığı altında İslam hukukunda akit, alışveriş, alışverişin rükünleri, alışverişin meşruiyeti, alışverişin şartları, alışverişin çeşitleri başlıklar halinde incelendi. İkinci bölümde İslam hukukunda vekâlet başlığı altında genel olarak vekâletin; sözlük, terim, anlamı verildi ve sonrasında mezheplere göre tanımı yapılarak vekâletin mahiyeti ve hukuki dayanağı olan kitap, sünnet, icmaya dayanan meşruiyeti ve hukuku ile ilgi mezhep görüşleri ele alındı. Ardından vekâletin; hükmü, rükünleri, şartları, konusuyla ilgili şartları, çeşitleri, ücret karşılığı vekâlet ve vekâletin sona erme halleri üzerinde duruldu. Üçüncü bölümde ise İslam hukukunda alışverişte vekâlet, vekâlet vermede cehalet, satın almada vekâlet, satın alma hususunda müvekkil ile vekilin tasarrufları, vekâlet veren ile vekil arasındaki ihtilafları, satın almada vekillerin birden çok olması ve satış yapmada vekâlet bahisleri incelendi. Sonuç kısmında ise çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapıldı. Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Vekâlet, Müvekkil, Akit, Alışveriş

AlışverişVekaletVekil+2
Abdul Wahed Gul
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu'l-Kasım el-Ensari'de bilgi teorisi

Ebu'l-Kâsım el-Ensârî Eş'arî kelam geleneğinin önemli bir dönüşüm devrinde yaşamış, Cüveynî'nin öğrenciliğini, Şehristânî'nin hocalığını yapmış bir kelamcıdır. Onun kelam sisteminin temel konularından birini bilgi teorisi oluşturmaktadır. O, kelam sisteminde bu konuya oldukça önemli bir yer ayırmış, bilginin tanımı, mahiyeti, kaynakları ve nazar başlıklarını ayrıntılarıyla incelemiştir. Bu çalışma giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde düşünce tarihinde bilgiyi ve bilginin kaynağı konusunda ortaya çıkan görüşler ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde yeterince tanınmamasından ötürü Ebu'l-Kâsım el-Ensârî'nin hayatı, hocaları, öğrencileri ve eserleri hakkında bilgi vermeye çalışılmıştır. Birinci bölümde ise Ebu'l-Kâsım el-Ensârî'de bilgini tanımı, bilginin ispatı ve hakikati, İkinci bölümde ise bilginin çeşitleri, bilginin kaynağı ve nazar konusu ele alınmıştır.

Akıl yürütmeBilgiDelil+6
Mehmet Emin Ulu
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbrâhim Hakkı Erzurûmî'nin itikâdi görüşleri

İbrâhim Hakkı; 1703 yılında Erzurum'un Hasankale ilçesinde doğmuş, ilim ve tasavvuf çevresinde, ilâhî aşk terbiyesi içinde yetişmiştir. Kendisine "Erzurûmî" lakabı verilmesi bundan dolayıdır. Erzurum'da okumuş, mensup olduğu medeniyetin dillerini ve ilimlerini, derin bir hâkimiyetle bu çevrede öğrenmiştir. Kayınbabası ve şeyhi olan İsmâil Fakirullah'ın Siirt'in Tillo ilçesinde bulunan dergâhına yerleşerek onun yerine şeyh olmuştur. Tasavvufi bir hayat içinde büyüyen İbrâhim Hakkı, hafızası ve zekasıyla dikkat çekmektedir. Çocuk diyeceğimiz yaşlarda yaşıtları oyun oynarken, kendisi kitaplarla ilgilenmektedir. İlim aşkı onu sürekli daha çok öğrenmeye sevk etmekteydi. Bu ilim aşkı ona çok sayıda kitap yazdırmıştır. Ailesini bırakarak aylarca İstanbul'da araştırmalar yaptığı da bilinmektedir. Yaptığı araştırmalar neticesinde Marifetname isimli eserini ortaya koymuştur. Bu eserlerinden bir tanesi de İslam İnancının temel esaslarını yazmış olduğu "Akaid Manzumesi"dir. Burada birçok İtikâdi meseleyi ele almıştır. İbrâhim Hakkı'nın İtikâdi görüşleri incelendiğinde, onun görüşlerinin genel olarak Ehl-i Sünnet çizgisinde olduğu ve Maturidi anlayışta olduğu anlaşılmaktadır. Allah inancı, fiillerin yaratılması, ecel, kader ve akaidin temel konuları hakkında görüşleri bulunan İbrâhim Hakkı Erzurûmî'nin, bu konuları anlatılmaya değer konulardır. İbrâhim Hakkı Erzurûmî, miras bıraktığı onca eserden sonra 1780'de Tillo'da vefat etmiştir.

AhiretAkaidCehennem+7
Evin Akdemir
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an ışığında giyinme ve tesettür

İnsan tarihine baktığımızda insanın fıtratına uygun olan ve kendisi için vazgeçilmez olan tesettür, insanlar için tıpkı yemek, uyku, ilim ve sanat gibi elzemdir. Kur'an-ı Kerim'den anlaşıldığı üzere Hz. Âdem cennette iken mahiyetini bilmediğimiz bir örtüye bürünmüştü. Hz. Âdem, cennetten kovulunca ondan o örtü alınmış ve örtünmesi gereken yerleri açıkta kalmıştı. Bir toplumdaki giyinme tarzı, o toplumun yaşam biçimini, inançlarını ve hayat felsefesini yansıtmaktadır. Bundan dolayı giyim tarzı, kişinin yaşına, cinsiyetine, yaşadığı çağa, sosyal sınıfına ve benimsediği düşünceye dair önemli bilgiler vermektedir. İslamiyet öncesi Arap toplumunda kadınlar başörtülerini, boyun, gerdanlıklar ve saçlarının bir kısmı açıkta kalacak şekilde takarlardı. Erkeklere güzelliklerini teşhîr ederek, toplumda yer edinmeyi amaçlarlardı. İslamiyet ise dış tesettürün tamamlanmasını istemiştir. Bunun için de erkek ve kadınların avret sınırlarını çizmiş ve setr-i avreti farz kılmıştır. Bununla ulaşmayı amaçladığı hedef de erkek veya kadının fitneye mahal vermeyecek şekilde giyinmelerini temin etmektir. Ki bu durum, kıyafetlerin vücut hatlarını göstermeyecek şekilde geniş ve kalın olmasını zorunlu kılar. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, tesettür ile ilgili temel kavramlar ve bu kavramların naslardaki kullanımları incelenmiştir. İkinci bölümde ise genel olarak tesettürün mahiyeti ve hükmü ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise tezde ele alınan konuların analizi yapılmış ve varılan sonuçlar belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'an, Tesettür, Avret, Ziynet, Hicap.

AvretKur'an-ı KerimMüslümanlar+4
Halime Oğuz
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Muhammed B. Salah El Lârîn'nin Şerhu Şemâili'n Nebeviyye adlı eserinin tahkik ve tahlili

Hadis ilmi peygamber (SAS)'in sünnetini tahrif ve tebdilden korumak için geliştirilmiş olması açısından büyük bir öneme sahiptir. İslam ümmeti hadis ilmini isnat ile aktarmıştır ve bu isnatla sahih hadisleri zayıf hadislerden ayırmışlardır. Hadis ilmi olmasaydı sahih ile mevzu hadisler birbirinden ayırt edilemez ve peygamberin kelamı başkalarının kelamı ile karışırdı. Hadis ilmi, Müslümanları Peygamber (SAS)'in söz ve fiillerinde, sıfatlarında, ahlâkında ve davranışlarında örnek almalarına ulaştırır, zihinleri ve ilmî kitapları hurafe ve İsrailiyattan korumaya yardımcı olur Bu araştırmanın önemi, eş-Şemâ'ilü'n-Nübüvve kitabının yazarı ve hadis ilminin en büyük imamlarından biri olan İmam Tirmizî'nin konumundan kaynaklanmaktadır. Peygamber (SAS)'in hayatı ve sıfatlarının okunup araştırılması kalpte Peygamber sevgisini ve Cenâb-ı Hakk'ın emirlerine uymayı arttırır ki bu da ancak O'nu tanımakla olur. İmam Muslihuddin el-Lari'nin Şerhü'ş-Şema'ilü'n-Nebeviyye kitabının tahkiki iki sebepten dolayı önemlidir: Bunlardan biri bu eserin müellifinin âlim, muhakkik, sika, faziletli, idrakı çok, geniş ilmiyle bize farklı alanlarda birçok eser bırakmış olan el-Lârî olmasıdır. Diğeri ise, lügat, hadis ve rivayet ilimlerindeki tahlil ve denetimi ile öne çıkan şerhidir.Şerhu Şemâili't-Tirmizî lil İmam Muslihuddin adlı bu risale, bir araştırma ve tahkik çalışmasıdır. Çalışma, konuyu seçme nedenini ve konunun önemini açıkladığım bir Giriş ile iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci Kısım dört bölümden oluşu : Birinci Bölüm'de imam Tirmizî'nin hayatı ele alındı. İsmi, nesebi, doğumu, yaşamı ve ulemanın ona övgüleri, hocaları ve vefatı zikredildi .İkinci Bölüm'de eş-Şemâ'ilü'nNübüvve kitabının yazarına nisbeti, kitabın konumu, âlimlerin övgüleri, müellifin yöntemi ve kaynakları belirtildi .Üçüncü Bölüm'de, İmam Muslihuddin el-Larî'nin adı, nesebi, doğumu, yaşantısı, ilmi etkileri, âlimlerin ona övgüleri ve ölümü zikredildi .Dördüncü Bölüm'de eş- Şemâil kitabı, bu kitabın ismi, müellife nisbeti, mahtut nüshaları ve bu nüshaların görselleri ele alındı . Risâlenin beş Bölüm'e ayrılan İkinci Kısmı, Şerhü'ş-Şemâ'il kitabının incelenmesidir. Birinci Bölüm, peygamberlik mührü hakkındadır ,İkinci Bölüm, Resûlullah (SAS)'in mübarek kılları hakkındadır ,Üçüncü Bölüm, Resûlullah (SAS)'in yürüyüşü hakkındadır . Dördüncü Bölüm, Resûlullah (SAS)'in yaşlılığı (saçlarının) ağarması hakkındadır .Beşinci Bölüm, Allah Resulü (SAS)'in kına kullanması hakkındadır ,Risale ayet, hadis, âsâr ve Arap şiiri fihristleriyle son bulmuştur. Araştırmada şu metodu izledim: Mahtût nüshaları karşılaştırdım; çalışmamızda ismi geçen şahsiyetlerin biyografilerini ele aldım; Hadis ve Hadis Usulü kurallarına dikkat çekerek riayet ettim; orijinal kaynaklara atıfta bulundum ve bilimsel araştırmanın kurallarını uyguladım .Çalışmamız ha hizmete vesile olmasını dilerim. Tevfik Allah'tandır.

Almahdı Mansour Almahdı Al Shareef
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

İlgili konular