Türkiye

Bu konu başlığı altında 2.589 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ile Finlandiya'nın imalat sanayiinde iş sağlığı ve güvenliği bakımından mukayesesi ve elmeri ile isg-YSD yöntemlerinin bir uygulaması

Türkiye ile Finlandiya'nın İmalat Sanayiinde İş Sağlığı ve Güvenliği Bakımından Mukayesesi ve Elmeri ile İSG-YSD Yöntelerinin Bir Uygulaması Bilim, sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de iş sağlığı ve güvenliği (İSG) şartlarının iyileştirilmesine duyulan ihtiyaç artmıştır. Ülkemizde son olarak 30 Haziran 2012 tarihinde 28339 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunuyla; İSG alanında hukuki anlamda genişlemeler sağlanmış olup iş kazaları ve meslek hastalıkları problemlerine yeni yaklaşımlar getirilmiştir. Ancak; toplumsal bilinçsizlik, uygulamadaki aksamalar ve denetimdeki eksiklikler gibi nedenlerle iş kazaları ve meslek hastalıkları, ülkemizde birçok kişinin hayatını geri dönüşü mümkün olmayan bir şekilde etkilemeye devam etmektedir. Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin iş kazası ve meslek hastalıkları resmi istatistikleri karşılaştırıldığında ülkemizin İSG alanındaki eksiklikleri açıkça görülmektedir. Bu husus göz önüne alınarak bu tezde; İSG alanında ülkemize göre daha gelişmiş koşullara sahip bir AB ülkesi olan Finlandiya ile Türkiye'nin bir mukayesesi yapılmıştır. Bunun için; imalat sanayii esas alınarak Türkiye'nin İSG kültürünün yıllar içerisindeki gelişimi araştırılmış ve mevcut durumun Finlandiya ile bir mukayesesi yapılarak ülkemizin İSG alanındaki eksiklikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada ayrıca; Heikki Laitinen tarafından performans izleme aracı olarak geliştirilen ve Finlandiya imalat sanayiinde kullanılan Elmeri yöntemi ile Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliği Koşullarının İyileştirilmesi Projesi (İSGİP) kapsamında kullanılan İSG-Yönetim Sistemi Derecelendirme (YSD) yöntemi incelenmiştir. Birer performans izleme yöntemi olarak değerlendirilen her iki yöntem de, imalat sektöründe faaliyet gösteren ve 450 çalışanı bulunan Ankara-Sincan'daki bir işletmede uygulanmıştır. Tezde son olarak; Elmeri ve İSG-YSD yöntemleri ile yapılan bu saha çalışmasından elde edilen sonuçlar, İSGİP kapsamında elde edilen sonuçlarla karşılaştırılarak çeşitli değerlendirme ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Elmeri yöntemi, Finlandiya'da İSG, İmalat sanayii, İSG, İSG-YSD yöntemi, Türkiye'de İSG, Türkiye ile Finlandiya mukayesesi.

FinlandiyaTürkiyeTürkiye+5
Ayşe Ongun
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de iş güvenliği denetimi: Sorunlar ve çözüm önerileri

Sanayi devrimi sonrası 1833 yılında İngiltere'de çıkan Fabrikalar Kanununda; iş güvenliği ve denetimi ile ilgili düzenlemeler yapılmış, iş müfettişleri görevlendirilmiş ve benzer düzenlemeler 1900 yılına kadar diğer Avrupa ülkeleri ile Amerika Birleşik Devletlerinde yaygınlaşmıştır. Osmanlı imparatorluğu döneminde sanayileşme başarılamadığı için sadece kömür madenlerinde üretimi arttırmak amacıyla çalışma ilişkileri yönünden sınırlı düzenlemeler yapılmışsa da maalesef Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar iş güvenliği ve denetimi ile ilgili düzenlemeler yapılamamıştır. 1926 yılında çıkarılan Borçlar Kanununda işverene işçileri koruma yükümlülüğü getirilmiş, 1936 tarihli 3008 sayılı İş Kanununda iş güvenliği denetimi kavramı düzenlenmiş, 1937 yılında iş müfettişliği kadroları oluşturulmuş, 1951 yılında Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 81 numaralı İş Güvenliği Teftiş Sözleşmesi kabul edilmiş, Avrupa Birliğinin 24 direktifi ve ILO'nun 59 sözleşmesi TBMM tarafından kabul edilmişse de ayrı bir İş Güvenliği Kanunu ancak 2012 yılında yürürlüğe girebilmiştir. Türkiye'nin ölümlü iş kazlarında dünyada üçüncü, Avrupa'da birinci olması ve 2014 yılı içinde 301 işçinin ölümüne sebep olan Manisa/Soma'daki maden kazası; Türkiye'de gerçekleştirilen iş güvenliği denetimlerinin etkin ve caydırıcı olmadığını göstermektedir. Bu tez çalışmasında Türkiye'de daha etkin ve caydırıcı bir iş güvenliği denetim sisteminin kurulmasına yardımcı olmak amacıyla mevcut sorunlar tespit edilmiş ve bu sorunlar doğrultusunda çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

DenetimTürkiyeİş güvenliği+1
Adnan Karabulut
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimEN

IRAQI-Turkish relations 1990-2014

This thesis is planned to examine diplomatic relations between Iraq and Turkey during the period 1990-2014. It also makes an inquiry for the crucial historical developments which affected the relations between the two countries since the establishment of Iraq and Turkey. The question of Mosul which settled in 1926 and the Iraqi-Turkish relations which witnessed rapprochement with the signature of the Sadabad Pact of 1937 and then the Baghdad Pact of 1955 are examined in detail. From 1960 onwards Iraqi- Turkish were further improved as security concerns took priority in their relations and this continued till 1990s. During the 1990s Turkey supported for the international alliance against Iraq and participated in creating "no fly zone" in north Iraq to safe the Kurds from Saddam regime. Turkey herself also suffered from the economic embargo imposed on Iraq from 1990 onwards. Though Iraqi-Turkey's relations suffered from economic and political setbacks their relations swiftly recovered afterwards. Their relations have improved in different areas as both Iraq and Turkey recognized the need for each other to cooperate in security, economy, and energy fields. From 2002 onwards the most important events which affected Iraqi-Turkey's relations were election of the new Turkish government and the American War on Iraq in 2003. This was because the Turkish Justice and Development Government (JDG) adopted a new active foreign policy towards Iraq and the neighboring Arab countries. Iraq was one of the main pillars of this policy. Also, the relations between Turkey and Kurdistan Regional Government (KRG) was developed because of the fundamental changes took place in Iraq's internal, regional and international environments. During this period "Zero Problem" policy adopted between Iraq and Turkey reached its peak during 2006-2011. For instance "High level Strategic Cooperation Council" was established between Iraq and Turkey in 2008 besides 48 memoranda were signed. However these fertile political and economic grounds were soon to replace by many obstacles and difficulties stemming from Arab uprisings and the rising of ISIS since 2011. This situation was more or less to continue in the same manner until 2014. Keywords: Iraq, Turkey, Energy, Iraqi Kurds, Turkmens, Gulf Wars.

EnergyIraqKurdish+5
Abdulrazzaq Rabeea Ahmed
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Suggested framework for designing, implementing, and conducting an effective internal control system "applied on Turkish company"

Due to the rapid changes of business and operating environments, risks and opportunities have become volatile variables that need to be successfully navigated through adopting an effective internal control system to overcome risks and exploit opportunities. Many regulatory organizations, e.g. the Committee of Sponsoring Organization of the Tradeway Commissions (COSO), have issued an internal control framework to guide companies in designing, implementing and conducting their internal control systems according to their internal and external environments. However, the COSO's framework is a roadmap of recommendations, conditions, and characteristics. It is a standardized framework which requires some applicable tools to direct the implementation of its roadmap's instructions. In Turkey, companies operate in a special business environment of volatile and accelerated economic and political variables producing an over-expanding risks and opportunities, weak internal control culture, and the deficiency of sufficient experienced and competent personnel and other infrastructure in the field of internal control. Therefore, the current study suggests a framework for integrating traditional techniques, e.g. Benchmarking, Balanced Scorecard and Control-self assessment with the COSO's Internal Control – Integrated Framework. It presents a building-block model to assist Turkish companies design, implement, and conduct an effective internal control system in accordance with the COSO's Internal Control – Integrated Framework. Hence, it is expected to assist Turkish companies in building and developing an effective internal control systems that achieves total quality. Keywords: Internal Control System, COSO, BSC, Benchmarking, CSA.

BenchmarkingCOSO-based process control techniqueControl+7
Mostafa Ahmed Alı Mohammed
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal inovasyon ve Türkiye: potansiyeli, dinamikleri ve sosyal inovatif çalışmaları desteklemede devletin rolü

Bu çalışma, toplumsal sorunların çözümünde ve ihtiyaçların karşılanmasında yeni yollar olarak bilinen sosyal inovasyonun Türkiye'deki durumunu, bilinirliğini, dinamiklerini ve potansiyelini analiz etmekte ve devletin bu süreçte üstlenebileceği rolleri ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, dünyada sosyal inovasyon ekosistemini destekleyecek politika uygulamaları incelenmiştir. Yine sosyal inovasyonun sosyal politika açısından önemi irdelenerek Türkiye'de kamu tarafından desteklenen sosyal inovatif uygulamalar literatüre kazandırılmıştır. Türkiye'de sosyal inovasyonun desteklenmesinde devletin üstlenebileceği rolleri araştırmak üzere sosyal inovasyon ile alakalı olabilecek altı bakanlıktan çeşitli kademelerde 25 kişi ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Yapılan mülakatlar ve değerlendirmeler; uygulamada örneklerine rastlanmasına rağmen Türkiye'de sosyal inovasyon kavramının büyük ölçüde bilinmediğini ve diğer gelişmiş ülkelere nazaran bu alanın daha yavaş gelişmekte olduğunu; toplumsal ihtiyaç ve sorunların çözümünde sosyal inovasyonun önemli enstrümanlardan biri olarak görülebileceğini, insani ve sosyal kalkınmanın hızlanmasında sosyal inovasyon perspektifinin yaygınlaşması ve kurumsallaşmasının Türkiye açısından önemli bir potansiyeli içinde barındırdığını, bu çerçevede Türkiye'de devletin sosyal inovasyonun gelişmesine dönük çeşitli roller üstlenmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu bulgular ışığında, Türkiye'de devletin sosyal inovasyonun kurumsallaşması ve yaygınlaşması sürecinde önerilen politika araçları ve eylemler "Sosyal İnovasyon Yol Haritası" ile tanımlanmıştır. Bu yönüyle özgün bir nitelik taşıyan çalışma ile temel sosyal inovasyon alanlarının belirlenerek politika ve eylem planlarının revize edilmesi ve ilgili yasal altyapının oluşturulması gerekliliği ortaya koyulmuştur. Sosyal inovasyon kümelerinin kurulması; yenilikçi finans modellerinin geliştirilmesi, parasal olmayan kaynakların alternatif kullanımının sağlanması ve kamusal alanda sosyal inovasyon atölyelerinin kurulması bahse konu yol haritasının öne çıkan başlıklarından bazılarıdır.

Destekleme politikalarıDevlet desteğiDevlet yardımı+5
Muradiye Ateş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Development & strategic planning; a comparative study of Kenya, South Korea and Turkey

This research seeks to examine a problematic yet critical question that continues to fascinate researchers in social science. Why are some countries rich while some are poor yet structurally, politically, demographically and geographically they have immense similarities? By looking at the historical and contemporary political, economic and planning experiences of three case study samples namely Kenya, Turkey and South Korea; the author attempts to answer the question why some countries have benefited from planning by looking at the similarities and differences in formulation, implementation and the structural environment in which the plans are implemented. This is done through empirical methods and rigorous review of government planning documents as well as academic materials related to the subject matter. In the process, the author also looks at the historical evolution of strategic and development planning in these countries, challenges faced and success achieved. SWOT concept is also examined as a key component of planning. The results show that beyond having well-documented strategies and development plans, a country needs to establish not only efficient and responsive human-made political and economic institutions that are able to formulate and implement these plans with precise accuracy.

EconomyEconomic policiesDevelopment+7
Nyadera Israel Nyaburi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Performance management in the public sector: A comparative study on somalia and turkey

This thesis aims to explore the performance management systems in the public sector of Somalia and Turkey, discuss the differences and similarities between the two systems focusing on the process and legal base of performance management, identify challenges that both countries face and provide relevant recommendations to solve challenges. The study found that differences mainly lays on the historical timeframe for the application of performance management, the scope of application, the degree of formality, the legal basis, and the performance management reforms being undertaken and finally, ongoing efforts to further modernize the performance management system. In Somalia, the study found that the practice of performance management is less systematic, limited in scope, and is hugely below the standards. There are many challenges including lack of regular payment, insufficient funding, corrupt staffing practices, lack of proper strategic directions and clearly defined job descriptions, inadequate capacity building and trainings, constant staff changes and inadequate work facilities. In this regard, the study recommends introducing a comprehensive formal performance management system, establishing clear performance indicators, measures, targets and guidelines, developing clear staffing policies and job descriptions and finally, providing enough funding and facilities. In Turkey, the study found the practice of performance management is relatively systematic, and the reform efforts of the system were ongoing since 1968.It has legal basis and guidelines and defined performance targets and measures. However, there are challenges that are totally different from those faced by the government institutions. These challenges can be summarized as environmental, organizational, and personnel barriers. The study recommends to develop comprehensive performance management systems, review civil service law and review the motivation systems. Keywords: Performance, management, system, public sector, Turkey and Somalia

Public sectorPublic administrationComparative analysis+4
Mustafa Mohamed Ali
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğu akdeniz'de paylaşım mücadelesi ve Türkiye'nin bu süreçteki rolü

Dünya' da yaşanılan bu zaman diliminde ülkelerin egemenliklerini ve refah içinde yaşamlarını sürdürebilmelerinin en önemli temel kaynağı enerji bağımsızlığı olmuştur. Doğu Akdeniz, hidrokarbon yataklarına sahip olduğu için Akdeniz' e kıyısı olan ve olmayan tüm ülkeler için enerji bağımsızlığı özelinde çok fazla önem teşkil etmektedir.Türkiye enerji bağlamında dışa bağımlılığını bitirmek ve haklı olarak kendi sahasında enerji arama çalışmalarına başlamaktadır.Doğu Akdeniz'e kıyısı olan ve kıyısı olmayan ülkeler, hidrokarbon yataklarının (petrol, doğalgaz vb.) kendi tekeline geçmesi için Türkiye'nin ve KKTC' nin haklarını ihlal ederek Türkiye'yiDoğu Akdeniz' de çok küçük bir alana hapsetmek istemişlerdir. Türkiye gerek diplomasi alanında gerekse mavi vatanın korunması ve haklarının sonuna kadar bilincinde olup arama faaliyetlerine başlamış olması ile fiili olarak varlığını tüm ülkelere kanıtlamıştır. Doğu Akdeniz'de çıkarılacak olan hidrokarbonların Türkiye üzerinden dünya pazarına taşınması ve bununla beraber hidrokarbonların Türkiye'nin kıta sahanlığında bulunması Türkiye'nin de enerji bağımlılığını tamamen sona erdirecektir.Doğu Akdeniz'de bulunan kıyıdaş devletler ile kıyıdaş olmayan devletlerin arasında yaşanan enerji savaşları bu bölgenin kaderini ciddi anlamda değiştirecek ve yaşanılacak olan bu durum bölgenin askeri ve siyasi anlamda huzurunun ve güvenliğinin bozulmasına zemin hazırlayacaktır. Yapılan bu araştırmada Türkiye'nin tezinin doğru olduğu ispat edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz, Enerji Bağımlılığı, Mavi Vatan, Türkiye, Hidrokarbon Yatakları, Kıyıdaş Devletler

Doğu AkdenizEnerjiEnerji bağımlılığı+6
Elif Rana Kişioğlu
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bibliyometrik analiz yöntemi ile Türkiye'nin YBS haritasının incelenmesi

Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS), bilgi teknolojilerinin yönetimsel süreçlerdeki rolünü ve etkilerini inceleyen dinamik bir süreç işleyişine sahip çoklu disiplinlerin beraberliğinden ortaya çıkan bir alandır. Teknolojinin hızlı gelişimi ve iş dünyasında giderek daha merkezi bir rol oynaması, YBS alanındaki akademik araştırmaların da genişlemesine ve çeşitlenmesine neden olmuştur. Bu nedenle, Türkiye'deki YBS araştırmalarının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, bu alanın gelişimi ve gelecekteki araştırma eğilimlerinin belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Gelişen ve yenilenen literatürün araştırmacılar ve uygulayıcılar tarafından sistematik bir şekilde anlaşılması ve değerlendirilebilmesi için, bibliyometrik analiz yöntemi, sistematik ve sayısal veriler ışığında akademik gelişimi anlamak ve ilişkisel bağlantıları ortaya koymak için önemli bir araçtır. Tezimizin ilk bölümünde, YBS'nin tanımlamaları ve özellikleri üzerinde durulmuş, daha sonra bibliyometrik analiz yönteminin geçmişten günümüze ilerleme sürecinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, Türkiye'de YBS alanında yapılan çalışmaların detaylı bir bibliyometrik analizi sunulmuş, elde edilen bulgular çeşitli açılardan değerlendirilmiştir. Son olarak, üçüncü bölümde, yapılan analizlerin ışığında YBS alanındaki durumun değerlendirilmesi ve gelecekteki araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Bu çalışma, Türkiye'de YBS alanında gerçekleştirilen akademik çalışmaların kapsamlı bir değerlendirmesini sunarak, alanın gelişimine katkı sağlamayı ve gelecekteki araştırmalara yön vermeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, Türkiye'deki YBS araştırmalarının uluslararası literatürle karşılaştırılması ve bu alandaki araştırma eksikliklerinin belirlenmesi açısından da değerli bir kaynak olmayı hedeflemektedir.

Bibliyometrik çözümlemeTürkiyeYönetim bilişim sistemleri
Tuğba Kavak
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Türkiye'de seramik heykel

ÖZET Tarih süreci içerisinde insanlar yaşam biçimlerini, inanç ve duygularını ifade etmek için çeşitli sanatlar kullanmışlardır. Sanat dallan bu süreç içinde» günümüze kadar gelirken değişime uğrayarak çeşitli görevler yüklenmiş farklı anlamlar içermişlerdir. Bugün seramik sanatı içerisinde de görülen bu değişim, seramik heykel adı altında, geleneksellîkten çıkarak, çağdaş sanat akımları arasına girmiştir. Sözü edilen değişim; sanat olgusunun yaygınlaşmasından, seramik sanatındaki sanatsal gelişmelerin yanısıra teknolojik ve teknik gelişmelerin artmasından kaynaklanmıştır. Bu yeni yapılanmadan doğan ve seramik malzemeden yapılan heykele seramik heykel denir. İlk çağlardan bugüne kadar yapılan seramik heykeller, yapıldıkları malzemenin özelliğini belirtmek için sadece seramik adı ile tanınmaktadır. Bugün günlük yaşamımıza girmiş olan seramik heykel sanatı, iç ve dış mekanlardan sanat objesi olarak kullanılmaktadır. Türkiye'de 1950lerden sonra yoğun bir şekside uygulanan seramik heykeller seramik sanatının işlevsel bir sanat olarak tanınmasından dolayı önceleri pek benimsenmemiştir. Fakat Türkiye'deki sanat kültürünün artması ve seramik heykel sanatının kararlı gelişmesi, onun sanat objesi olarak kabullenilmesini sağlamıştır. Seramik heykelin kabul görmesinde toplumun sanat kültürünün yükselmesi ve seramik sanatçılarının payı büyüktür.

HeykelSeramiklerTürkiye
Cemalettin Sevim
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kopenhag kriterleri açısından Türkiye ekonomisinin Avrupa Birliği`ne uyumu

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU KOPENHAG KRİTERLERİ AÇISINDAN TÜRKİYE EKONOMİSİNİN AVRUPA BİRLİĞİ'NE UYUMU Nazım ÇATALBAŞ İktisat Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2000 Danışman: Prof. Dr. S. Rıdvan KARLUK Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ortak üyelik başvurusu ile başlamıştır. Türkiye 14 Nisan 1987'de Avrupa Topluluğu'na tam üyelik için başvurmuştur. Bu Başvuru, ekonomik ve siyasi gerekçelerle kabul edilmemiştir. 21-22 Haziran 1993 tarihlerinde toplanan Kopenhag AB Konseyi tam üyelik kriterleri belirlemiştir. Bu kriterler; demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıklara saygıyı ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarını sağlamak, işleyen bir pazar ekonomisine sahip olunmasının yanı sıra, AB içindeki rekabet baskısı ile piyasa güçleri karşısında durabilmek kapasitesine sahip olmak, siyasi, Ekonomik ve Parasal Birlik de dahil olmak üzere tam üyelikten kaynaklanan yükümlülüklere uyum yeteneğinde bulunmaktır. 11-12 Aralık 1999 tarihlerinde toplanan AB Helsinki Zirvesi'nde, Türkiye aday ülke olarak kabul edilmiştir. Türkiye'nin katılım görüşmelerine başlaması için siyasi kriterlere ve tam üyelik için diğer kriterlere uyması gereklidir. Türkiye'nin AB'ne entegrasyonunda en büyük sorunu makro ekonomik istikrarsızlıktır. Türkiye 9 Aralık Kararları'nın başarılı olması ve AB'nin verdiği yardımları artırması koşuluyla AB'ne uyum sağlayacaktır.

Avrupa BirliğiKopenhag KriterleriTürk ekonomisi+2
Nazım Çatalbaş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin güney doğu sahillerinden toplanan mavi yengeçler (Callinectes sapidus)'de esansiyel olmayan bazı metal düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma Türkiye'nin Güney Doğu sahillerinden toplanan mavi yengeçlerde (Callinectes sapidus) bazı ağır metal düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmada Hatay ilinin İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinden, her istasyondan 10'ar adet olmak üzere toplam 30 adet mavi yengeç (Callinectes sapidus) kullanıldı. Yengeçlerin kas, hepatopankreas ve solungaç dokularında Kurşun (Pb), Kadmiyum (Cd) Arsenik (As), Nikel (Ni) ve Cıva (Hg) ağır metal düzeyleri Atomik Absorbsiyon Spektrofotometre (AAS) cihazında ölçülerek değerlendirildi. Dörtyol istasyonu Hg düzeyi diğer iki istasyondan yüksek bulunurken (p<0,05) diğer metal düzeyleri bakımından istasyonlar arasında fark bulunamadı. Cd düzeyleri hepatopankreas dokusunda, As ve Ni düzeyleri solungaç dokusunda, Hg düzeyleri ise kas dokusunda diğer dokulara göre yüksek bulundu (p<0,05). Pb sadece Döryol ve İskenderun istasyonundan alınan mavi yengeçlerin solungaç dokularında tespit edildi. Mavi yengeç dokularında tespit edilen As düzeyleri çift kabuklu yumuşakçalar için kabul edilebilir ağır metal limitlerinden yüksek bulunurken, Cd, Pb ve Hg düzeyleri ise limitlerden düşük olarak belirlendi. Sonuç olarak, doğal ve besin değeri yüksek mavi yengeçlerin düzenli periyotlarla ağır metal kirliliği açısından takip edilmesinin, gelecekte ekosistem ve insan sağlığının riske girmemesi açısından önemli olduğu değerlendirildi. Anahtar Kelimeler: Ağır metal, AAS, Mavi yengeç, Hatay.

Ağır metal kirliliğiAğır metallerCallinectes sapidus+5
Türkan Reyhanioğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları ile öğretmenlerin güç mesafesi arasındaki ilişki (Muğla/Türkiye-Tamale/Gana örneği)

Bu araştırmada okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları ile öğretmenlerin güç mesafesi arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni 2019-2020 akademik yılında Muğla-Türkiye (10.181) ve Tamale-Gana (4793) illerinde ilkokul, ortaokul ve lise kurumlarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi Muğla (384) ve Tamale (407) öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada okullarda geliştirilen Güç Tipi Ölçeği ile Örgütsel Güç Mesafesi ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde, öğretmenlerin güç tipi ve güç mesafesi algısı ile ilgili görüşlerinin belirlenmesinde betimsel istatistikler, fark analizleri için t-testi, ANOVA ve Kruskal Wallis H-testi analizleri kullanılmıştır. Yapılan karşılaştırma testlerinde farklılığın saptanması için Post Hoc testlerinden yararlanılmıştır. Gruplar arsındaki varyanslar homojen dağıldığı durumlarda Scheffe testi ve varyanslar homojen dağılmadığı durumlarda ise Dunnett's C testi yapılmıştır. Okullarda güç tipi ve güç mesafesi düzeyleri arasındaki ilişki ise Regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde .05 düzeyi anlamlılık düzeyi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre Muğla ve Tamale'de bulunan okullarda görev yapan okul müdürlerinin başvurdukları güç türleri en çok ve en az başvurulan güç türlerine göre sıralandığında; ödül gücü, kişilik gücü, yasal güç ve zorlayıcı güç şeklinde sıralandığı saptanmıştır. Muğla örnekleminde güç türlerine ilişkin yapılan testlerde; kariyer basamağı, okul yerleşim yeri, kıdem ve çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Tamale örnekleminde ise güç türlerine ilişkin yapılan testlerde; cinsiyet, branş, kariyer basamağı, eğitim düzeyi, okul türü, yaş, kıdem ve çalışma süresi değişkenleri anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Muğla'da bulunan okullarda görev yapan öğretmenlerin güç mesafesi algısı en yüksek ve en düşük düzeyine göre sıralandığında; gücü kabullenme - güce razı olma - gücü araçsal kullanma - gücü meşrulaştırma şeklinde sıralandığı görülmektedir. Tamale'de ise öğretmenlerin güç mesafesi algısı en yüksek ve en düşük düzeyine göre sıralandığında; gücü araçsal kullanma - gücü kabullenme - gücü meşrulaştırma - güce razı olma, şeklinde sıralandığı görülmektedir. Muğla örnekleminde güç mesafesine ilişkin yapılan testlerde; branş ve okul türü, değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Ancak Tamale örnekleminde öğretmenlerin güç mesafesine ilişkin yapılan testlerde; cinsiyet, branş, kariyer basamağı, eğitim düzeyi, okul türü ve çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Okul müdürlerinin kullandıkları örgütsel güç türlerine ilişkin görüşte öğretmenlerin ülkeleri sadece ödül gücü ve yasal güç boyutlarında önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Örgütsel güç mesafesine ilişkin algıda öğretmenlerin bulundukları ülkeler bütün boyutlar için önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Ayrıca Muğla örnekleminde; güç türleri güç mesafesini güce razı olma boyutu hariç anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Tamale örnekleminde ise güç mesafesinin bütün boyutlarını anlamlı yordadığı ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın bulguları ışığında bazı önerilerde bulunulmuştur; öğretmenlerin güç mesafesi azalmasında etkili olan güç türü ödül gücüdür. Okul müdürleri tarafından çalışanların güç mesafesini azaltmak için aşırıya kaçmadan ödül gücü kullanılabilir. Gücü araçsal kullanmanın yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu durum bürokrasinin düzgün işlemediğini gösteriyor. Kişiden kişiye bürokrasinin işlenmesi farklı olmaktadır. Bu çerçevede Eğitim kurumlarının yönetimi ile ilgili politikalarda uygulama kısmı yöneticiye bırakmak yerine yasal prosedürlere bırakılmalıdır, özellikle Tamale için daha geçerli çünkü en yüksek gücü araçsal kullanma değeri bu örneklemde elde edilmiştir. Genel güç mesafesi her iki örneklem için yüksektir. Bu çerçevede okullarda karar alma süreçleri yönetmenliklerle belirlenmeli ve mümkün olduğunca yönetici konumda bir kişinin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Ayrıca güç mesafesi hiyerarşik örgütlerin karakteristik özelliğidir. Böyle örgütlerde yukarıya doğru çıktıkça yöneticinin elindeki güç artmaktadır. Güç mesafesi yüksek olmasından bu artan gücün kullanımı çalışanlar tarafından sorgulanamamaktadır. Bu durum örgütlerde hak ihlalleri ve yolsuzluklara yol açabilmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında hesap verebilirlik ve denetim, usulüne uygun olarak yasal, zorunlu ve bağımsız olmalıdır. Anahtar kelimeler: Güç mesafesi, güç türleri, örgütsel güç, Türkiye, Gana

GanaGüç kaynaklarıGüç mesafesi+5
Lukman Zıblım
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ve Azerbaycan'da ortaokul 7. sınıf Türkçe dersi öğretim programının ve ders kitaplarındaki metinlerle etkinliklerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmada, Türkiye ve Azerbaycan'da 2019-2020 eğitim-öğretim yılında kullanılmakta olan ortaokul 7. sınıf Türkçe Dersi Öğretim Programı ve Azerbaycan Türkçesi Dersi Öğretim Programı'nın ve ders kitaplarındaki metinler ile etkinliklerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel aştırma yaklaşımı ile hazırlanan bu çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada döküman analizi ile her iki ülkenin Türkçe öğretim programları ve 7. sınıf Türkçe ders kitaplarından ilgili veriler toplanmıştır. Öğretim programlarının karşılaştırılması aşamasında karşılaştırmalı eğitim yaklaşımlarından yatay yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın bulgular kısmında elde edilen veriler çözümlenirken doküman analizi yönteminin ilkeleri dikkate alınmıştır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Türkiye ve Azerbaycan'da 2019-2020 eğitim-öğretim yılında kullanılmakta olan ortaokul 7.sınıf Türkçe öğretim programı ve Azerbaycan Türkçesi öğretim programı incelenerek karşılaştırılmıştır. İkinci bölümde, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında her iki ülkede kullanılmakta olan ortaokul 7. sınıf Türkçe ve Azerbaycan Türkçesi ders kitapları içerisinde yer alan metinlerin türleri incelnerek karşılaştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, ders kitaplarında yer alan etkinliklerin metinlere ve öğrenme alanlarına (dinleme/izleme, konuşma, okuma, yazma) göre dağılımı incelenerek karşılaştırılmış ve aralarındaki benzerlik ve farklılıklar belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Türkçe dersi öğretim programı, Türkçe ders kitabı, karşılaştırmalı eğitim, Azerbaycan

AzerbaycanDers kitaplarıKarşılaştırmalı eğitim+6
Nazmın Nıyazlı
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dürtmenin davranışsal kamu politikası aracı olarak kullanılması "İngiltere ve Türkiye karşılaştırmalı analizi"

Birbirine benzeyen ya da benzemeyen birçok olay karşısında yönetimin izlediği yol, göstermiş olduğu eylem ya da eylemsizlik durumunun genel adı olan kamu politikası, farklılaşan ve gelişen dünya düzeni içerisinde kendine yer edinebilmek, vatandaşlara ve topluma daha fazla hitap etmek ve sahip oldukları problemleri çözüme kavuşturmak adına değişime uğramıştır. Bu değişim, kamu politikası alanına davranış bilimi ve bir politika yapım aşaması olan dürtme teorisini entegre eden davranışsal kamu politikası alanında hayat bulmuştur. Tez çalışması içerisinde, yeni bir alan niteliğinde olan davranışsal kamu politikası alanı, uygulamaları, uygulamalar için oluşturulan takımlar ve faaliyet raporları gibi olgular İngiltere ve Türkiye özelinde ele alınmış, iki ülke karşılaştırmalı bir analize tabi tutulmuştur. Bu analizin, daha genel adıyla çalışmanın temel amacı ise geleneksel ve davranışsal kamu politikası alanını inceleyerek bu iki alan arasındaki temel farklılıkları ortaya koymak, kamu politikası yapım sürecinde davranışsal olguların ne gibi faydalar sağladığını tespit etmek, dürtme teorisinin davranışsal kamu politikası alanı içerisindeki yerini, etkisini ve başarısını incelemektir. Bahsedilen amaç doğrultusunda ele alınan iki ülkenin davranışsal kamu politikası alanında ne kadar aktif olduğu ulusal ve uluslararası literatüre dayanarak tespit edilmiş, bu tespitte ise literatür analizi yöntemi ve karşılaştırmalı kamu yönetimi yöntemi kullanılmıştır. Son olarak ise karşılaştırmalı ülkeler arasındaki analiz bir sonuca bağlanmış, Türkiye kapsamında gerçekleştirilmesi önerilen politika hedefleri ortaya konmuştur.

DürtmeDürtme kuramıKamu politikaları+3
Merve Kaya
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültü

Dört unsurdan biri olan ateş, insanoğlunun hayatında çok önemli bir yerde durmaktadır. Tarihin ilk sayfalarından bugüne kadar insana hem korku hem güven kaynağı olmuştur. Dört unsur, kendisinde var oluştan başlayan ve bu gün de devam eden hayatın gizli kodlarını tutmaktadır. Bu gizli kodlar uzun zaman aşamasında insan tarihi geliştikçe zenginleşmiş, her halk için geçmişine bir ayna tutmuştur. Zamanla kült haline dönüşen ateş, farklı zaman dilimlerinde ilgi çekmiş ve kodların çözülmesi için kaynak olarak görülmüştür. Türk Halk Kültürü Bilimi'nin de çok araştırılmış konularından biri olan ateş, kültürel kodların öğrenilmesinde büyük önem arz etmektedir. Kült ve kültür olarak çok zengin bir konu olması onun üzerinde yeniden farklı açılardan çalışmaların yapılmasına imkan sağlamıştır. Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültünün incelenmesi kültürel kodlardaki ortak ve farklı açıların ortaya konulması açısından önem arz etmektedir. İster eski dinlerde isterse de eskiden gelen, halkın yarattığı edebiyat örneklerinde ateş kültünün önemli bir yeri vardır. Ateşin insanoğlunun doğum, yaşantı ve ölümünde sahip olduğu rolü onu geçmiş, şimdi ve gelecekteki sonsuzluğunu simgelemektedir. Bu sebeple yaşam var oldukça ateş kültü her zaman yaygın bir etkide olacak ve yeni kültürel kodların ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Çalışma esnasında her iki ülkenin kültüründeki ortak ve farklı kodların tespit edilecektir. Diğer taraftan Azerbaycan Halk Kültürü Bilim'ine ateş kültü ile ilgili ilk bütüncül çalışmayı sunarak akademik ve kültürel katkıda bulunmaya çalışılacaktır. Türkiye Halk Bilimi için ise Azerbaycan'la karşılaştırma şeklinde incelenen ateş kültü çalışmasıyla katkıda bulunmak amaçlanıyor. Çalışmayı önemli kılan faktörler vardır. Şöyle ki yapılacak olan çalışma ateş kültünün önemini ve yerini ortaya koymakla kalmayacak, bu kültün yaşantımızda varlığını hangi şekilde devam ettirdiğini ve ya hangi sebeplerden günümüze ulaşmadığını ortaya koyacaktır. Diğer önemli faktör, sırf iki ülkeyi kapsayacak ateş kültü çalışmasının yapılmamış olmasıdır. Araştırma esnasında Halk Bilimi veri ve yöntemleri kullanılacaktır. Konu hem coğrafi genişlik, hem de tarihi derinlik içerisinde ele alınacaktır. İki ülkede ateş kültünü kapsayacak bu çalışma gelecekte bu konuyla ilgili yapılacak başka çalışmalar için kaynak olmakla beraber, yönlendirici bir rol oynayacaktır. Azerbaycan'da ateş kültüyle ilgili çalışmalara katkı sağlayacaktır. Ateş kültünün karşılaştırma şeklinde incelenmesinde bir ilk olacaktır. Ateş kültünün sırf Azerbaycan ve Türkiye'deki ortak ve farklı yanlarını konu edinen bir çalışmaya tesadüf edilmemiştir. Bu yüzden bu çalışma Türkiye Halk Bilim'ine de katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Ateş, Azerbaycan, Türkiye, halk kültürü, kült, kültür

AteşAzerbaycanHalk bilimi+4
Nargız Garayeva
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Devletin değişimi ekseninde Türkiye'nin siyasal rejim sorunsalı

Bir asrı aşkın süredir Türkiye'de siyasal rejim tartışmaları tüm canlılığını korumaktadır. Türkiye'deki siyasal söylem ve kavgalar "siyasal rejim" sorunu etrafında odaklaşmakta, bu meseleye dair büyük bir gürültü koparılmaktadır. Rejim konusundaki tartışmalar, rejimin kısmi bir eleştirisinden onun tüm kötülüklerin sebebi olarak gösterilip mahkum edilmesine, reform taleplerinden ütopik siyasal projeler tasarlanmasına kadar uzanmaktadır. Türkiye'de rejime ilişkin tartışmalar, deyim yerindeyse bir "yangın"ın "dumanı"na işaret etmektedir. Tartışmalar, dumanı gösterirken dumanın kaynağından neredeyse hiç bahsetmemektedir. Haddizatında, 19. yüzyılda ülkenin kapitalizme geçiş sancılarının doğurduğu yakıcı siyasal rejim sorunsalı, araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu çerçevede siyasal rejim sorununun, altyapı unsurları ve dünya düzeyindeki eşitsiz güç ilişkilerini de gözeten bir bakış açısıyla incelenmesi gerekmektedir. Eleştirel realist bir metodolojik konumlanmayı benimseyen çalışma, psikanalitik ve diyalektik bir yaklaşım sergileyerek bir şeyin "kendisi" (töz) ile "görünümü"nü (biçim) ilk etapta birbirinden ayırmaktadır. Bu doğrultuda tez, Türkiye'deki (siyasal) rejim sorunsalının tözü ve biçimini, konunun nasıl ve neden mesele haline geldiğini ve devlet-rejim ilişkisine dair dinamikleri aydınlatmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'de rejim meselesi ilk bakışta, "geleneksel" ile "modern"in, "Doğu" ile "Batı"nın, "teokratik" ile "laik"in, "merkez" ile "çevre"nin, "sivil" ile "bürokrasi"nin, "ilerici" ile "gerici"nin, "muhafazakar" ile "aydınlanmacı"nın çatışmaları biçiminde tezahür etmesine rağmen; çalışma, bu çatışmaların sergilediği "görüntü"nün temelinde üretim süreci ve dünya sisteminden kaynaklanan sorun ve tartışmaların bulunduğu argümanını ortaya koymaktadır. Güncel süreci kapsam dışı bırakan çalışma, özellikle 20. yüzyılla çerçevelenmektedir. Tezde ilk olarak devlet ve siyasal rejim kavramları analiz edilmektedir. Ardından bu kavramlar yapısal ve tarihsel bir eksene oturtulmaktadır. Bu doğrultuda dünya düzeyindeki sistem ile Türkiye'nin tarihsel ve toplumsal yapısı incelenerek Türkiye'deki rejim sorunsalına ekonomi-politik düzeyde ışık tutulmaya çalışılmaktadır. Tezin teorik altyapısında Robert Cox'ın üretim-devlet-dünya matrisinden ve Bob Jessop'ın stratejik-ilişkisel yaklaşımından faydalanılmakta, Jessop'ın bu yaklaşımı siyasal rejim/politeia kavramına da teşmil edilmektedir. Çalışmada teori düzeyinde, Türkiye'deki sorunsalı nesnel olarak daha iyi anlayabilmeye imkan verdiği için Antik Yunan kökenli politeia kavramı önerilmiştir. Nitekim siyasal rejim kavramı, antikitedeki karşılığı olan politeia'dan içerik olarak uzaklaşıp, zamanla siyasal rejim kavramının toplumsalı dışlayarak kurumsal bir mekaniğe indirgendiği gözlenmiştir. Tezde, Türkiye'de öne çıkarılan birtakım meselelerin, aslında, altyapısal ve üstyapısal veçheleri de barındıran tam bir politeia sorunu olduğu tespit edilmiştir. Politeia/rejim sorunsalının kalbinde ise "devlet sorunsalı"nın bulunduğu, devlet sorunsalının da ekonomi-politik ve dünya düzenindeki dinamiklerden türediği saptanmıştır. Politeia kavramı, yüksek bir soyutlama düzeyinde, "birikim", "düzenleme" ve "hegemonya" bileşenlerini barındırmaktadır. Politeia'nın bileşenlerinin herhangi birinde bir sorun ortaya çıktığında, bu sorun, diğer bileşenlerle de etkileşime geçerek, tüm bileşenlerin üstüne çıkıp bir kriz momentine ulaştığı anda, bir "rejim sorunu" olarak değerlendirilmektedir. Çalışmada, Türkiye'de politeia kaynaklı, kriz momentine ulaşan belli sorunların, rejim sorunu şeklinde tezahür ettiği bulgulanmaktadır. Bu tür tezahürlerin izini sürerek sorunun çıkış noktalarının deşifre edilmesine katkı sağlamak, ayrıca çalışmanın önemini teşkil etmektedir. Siyasal rejim meselesinin temeli, ekonomi-politik ve dünya sisteminin dinamiklerine dayansa da Türkiye'de rejim tartışmalarının, bu esastan koparılarak konunun özünün bulanıklaştırıldığı iddia edilmektedir. Tezde, ayrıca "ideolojik celp" şeklinde Türkçeleştirilebilecek interpellation olgusunun, Türkiye'de rejim meselesinin temel dayanaklarının mistifiye edilmesinde işlevsel olduğu argümanı savunulmaktadır. Sonuç olarak, Türkiye'deki rejim sorunu, ancak dünyanın ve Türkiye'nin tarihsel yapısından kaynaklanan sistemik ve ekonomi-politik birtakım çetrefil sorunların aşılmasıyla sönümlenme olanağına sahiptir.

DevletPoliteiaSiyasi yönetim+5
Meriç Tokmak
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin uluslararası göç yönetimine güvenlik bağlamında bir bakış

Birçok alanın ortak öznesi durumunda olan göç özellikle son dönemde dünya gündeminin en üst sıralarında yer almaktadır. Bu sebeple sahip olduğu coğrafyasıyla dünyanın en eski topluluklarına ev sahipliği yapmış olan Türkiye için de göç hareketleri kaçınılmaz olarak gündemin öncelikli konularından biri haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin göç politikalarını incelemek ayrıca oluşturulan söylemlerin vatandaşların göçmen algısı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu çalışma, güvenlik meselesinin devlet ya da vatandaş güvenliğine indirgenmemesi gerektiği ayrıca göçmenlerin bir güvenlik meselesi haline getirilmesi yerine onların toplumla uyumunun sağlanmasıyla ancak toplumsal güvenliğin sağlanabileceği hipotezine dayanmaktadır. Bu çalışma yaygın olanın aksine göçün devlet güvenliğinin yanında göçmen güvenliğiyle olan ilişkisinin ortaya konması açısından önemlidir. Bu amaçla çalışmada ilk olarak Türkiye'nin uluslararası göç politikalarının tarihsel gelişimine yer verilmiş ayrıca Türkiye'nin göç yönetiminde yer alan yasal düzenlemelerle uluslararası iş birliklerine değinilmiştir. İkinci olarak güvenlik kavramının tarihsel oluşumuna ve kullanıldığı alanlara yer verilmiş, göçün güvenlikle ilişkisini ortaya koymak amacıyla Kopenhag Ekolünün güvenlik anlayışından yararlanılmıştır. Son olarak üçüncü bölümde ise Türkiye'de göç ve güvenlik ilişkisi, göçün güvenlikleştirilmesi ve göçmenlerin güvenliği gibi başlıklara yer verilmiş ayrıca güvenlik söylemi üzerinde göçmen algısı ortaya konmuştur.

Göç politikalarıGöçlerGüvenlik+5
Elif Tosun
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme programlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Türkiye – Çekya örneği

Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Çekya'daki Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni yetiştirme programlarında yer alan benzerlik ve farklılıklarının belirlenen iki üniversite üzerinden ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda, Çekya'daki Palacky Üniversitesi ile Türkiye'deki Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümlerinin öğretim programları değerlendirilerek benzeyen ve farklılaşan yönler üzerinden, müfredatta yer alan dersler incelenerek analiz edilmiştir. Araştırmanın verilerine ulaşabilmek için çalışmanın Türkiye ve Çekya ayağını oluşturan programlarındaki mevcut bulunan kayıtlar ve dökümanlar incelenmiş, bu çerçevede yürütülen betimsel araştırmada, karşılaştırmalı yöntemden yararlanılmıştır. Çekya'daki Palacky Üniversitesi Physical Culture Fakültesi ile Türkiye'deki Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümlerinin öğretim programlarında yer alan dersler incelendiğinde, her iki müfredatta yer alan; teorik dersler açısından, anatomi, iletişim, İngilizce, hukuk, psikoloji, sporun temelleri, beden eğitimi ve spor tarihi, ilk yardım, beslenme, araştırma yöntemleri gibi konulardaki derslerin benzerliği gözlemlenirken, diğer tarafttan uygulamalı dersler açısından ise, cimnastik, takım sporları, atletizm, ritim eğitimi, yüzme, savunma sporları, eğitsel oyunlar, öğretmenlik uygulaması gibi konulardaki derslerin benzerliği ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği programından mezun olma şartı en az 240 AKTS iken Çekya'da 180 AKTS'dir. Her iki müfredattaki seçmeli ders sayılarına bakıldığında, Türkiye'deki seçmeli ders sayısının Çekya'daki seçmeli ders sayısından fazla olduğu, ancak Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni adayı bir öğrencinin eğitimi boyunca alması gereken tüm derslerin içerisindeki oranlarına bakıldığında Çekya'da bu oranın %39,77, Türkiye'de ise %31,34 olduğu tespit edilmiştir. Müfredatlar içinde zorunlu derslerin oranları ise Türkiye'de %68,66; Çekya'da ise %60,23 olarak tespit edilmiştir. Diğer taraftan, Türkiye'de Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni adayı bir öğrencinin program müfredatında yer alan derslerin %75,44'ü teorik eğitim ders saatlerinden meydana gelirken, bu oran Çekya'da %51,23 olarak bulunmuştur. Bu noktadan hareketle, teorik ve uygulama ders saatlerinin Çekya'da birbirine çok yakın oranlarda olduğu, ancak Türkiye'de büyük çoğunluğunu teorik ders saatlerinin oluşturduğu söylenebilir. Sonuç olarak, her iki ülkenin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği programlarında yer alan hem seçmeli hem de zorunlu alana özgü bazı temel derslerin benzer ya da farklı isimler altında da olsa içerik, derslerin amaçları ve kazanımları bakımından benzerlik gösterdiği söylenebilir.

Beden eğitimiKarşılaştırmalı eğitimTürkiye+3
Ahmet Selçuk Yeşilyurt
Muğla Sıtkı Kocman University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkı̇ye süper lı̇gı̇'nı̇n marka değerı̇ üzerı̇ne bı̇r çalışma

Futbol, hem taraftarların yaklaşımı hem de futbol maçları için harcanan paranın büyüklüğü açısından popülerliğini her zaman sürdüren bir spor dalıdır. Bu spor dalı tüm dünyada popülerliğini sürdürmesine rağmen, kimi ülkeler spor kulüplerinin başarılı birer marka olmasını sağlayabilmiş ve bu alanda çeşitli başarılar elde edebilmiş; kimileri ise bir futbol markası olamamış ve bu alanda başarıya ulaşamamıştır. Futbol ekonomisi oranlarına bakıldığında, İngiltere Premier Ligi 4,27 Milyar Euro; Almanya Bundesliga 2,23 Milyar Euro değerindedir. Türkiye'deki futbol ekonomisi büyüklüğü ise, 1 Milyar Euro seviyesindedir. Seyirci sayıları incelendiğinde, Türkiye 8.427 izleyici ile dünyadaki izleme oranlarının gerisinde kalmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı; marka değeri, futbol maçlarını izleme kararı ve gelecekte futbol maçları izleme niyeti kavramları aracılığıyla Türkiye'de futbol sektörünü, izleyici davranışlarını ve markalaşma seviyesini analiz etmek ve ilgili çeşitli ilişkileri açığa çıkarmaktadır. Böylelikle, dünya sıralamalarında çeşitli yönlerden geride kalan ülkemiz futbolu hakkında detaylı bir araştırma yürütülmüştür. Araştırma kapsamında futbol izleyicisi davranışlarını analiz etmek üzere 20 derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiş; marka değeri ve gelecekte futbol maçlarını izleme niyetini analiz etmek üzere ise, 401 anket uygulanmıştır. Araştırma bulguları detaylı bir şekilde sunulmuş; çalışmanın sonunda, bulgular neticesinde akademi ve iş dünyası için çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur.

FutbolFutbol ligleriFutbol sektörü+4
Nilşah Cavdar
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında ücret eşitsizliği: Türkiye ve AB ülkeleri karşılaştırması

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sadece ülkelerin değil dünyanın sorunu olmaktadır. Toplumun eğitim yapısını, politikasını, ekonomisini, büyümesini, kalkınmasını ve daha birçok alanı etkilemektedir. Bu yüzden söz konusu eşitsizlik için hemen hemen bütün ülkelerde farkındalık oluşmaktadır. Söz konusu eşitlik hem AB hem de Türkiye için önemli bir amaç olmaktadır. Bu yüzden Türkiye ve AB söz konusu eşitlik için hem anayasada hem de piyasada birçok düzenleme yapmaktadır. Bu bağlamda Türkiye ve AB'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutunu görebilmek için Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu, Küresel Ücret Raporu, pek çok veri seti ve kaynaktan hareket ile söz konusu ülkelerdeki cinsiyet eşitsizliği incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ücret eşitsizliği üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Elde edilen verilere göre Türkiye'deki cinsiyet eşitsizliği hemen hemen bütün AB ülkelerinden daha fazla olduğu görülmektedir. Fakat bu durumun cinsiyete göre ücret eşitsizliğine aynı oranda yansımadığı ve birçok AB ülkesinden daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Fakat Türkiye'de genel olarak bir iyileşmeden bahsedilse de aynı eğitimi ve aynı mesleği yapanlarda cinsiyete göre ücret eşitsizliğinin genel olarak erkeklerin lehine olmaktadır. Bu yüzden hem Türkiye hem de AB cinsiyet eşitsizliğini ve cinsiyete göre ücret eşitsizliğini ortadan kaldırmak için mücadele etmelidir. Bu amaç doğrultusunda önyargıları, toplumsal cinsiyete dayalı hükümet düzenlemeleri, meslek ayrımcılığı, cinsiyet ayrımcılığı gibi eşitsizlik yaratan birçok sorun ortadan kaldırılmalıdır.

Avrupa BirliğiEşit ücretKadın-erkek eşitliği+3
Gülcan Güzel
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A comparative study of organizational culture and the glass ceiling syndrome among academics in Turkey and Finland

Women have begun to take part in business life due to the changing structure of workforce. However, women who are members of minority groups have faced many obstacles in business life. The most important obstacle is that women are high in number in mid-levels but they cannot come up higher levels because of individual, organizational, and social reasons. This term referring to invisible barriers in business life is called as "glass ceiling syndrome" in literature. This comparative study aims at investigating potential glass ceiling effects with its causes in academia both in Turkey and Finland - one of the Nordic countries -. The research question is formulated as how the relationship between organizational culture and the glass ceiling syndrome affects women academics' career advancements at Turkish and Finnish universities. Besides, it is examined whether there is any effect of demographic factors on glass ceiling perceptions of academics. A questionnaire was conducted to measure women and men academics' glass ceiling perceptions in selected faculties of Turkish and Finnish universities. The data of the research was collected by Hofstede's Culture Questionnaire (Emet – 2006, and Sigler & Pearson – 2000) and Karaca's Glass Ceiling Scale (2007). The glass ceiling questionnaire involves seven dimensions representing barriers for women's career advancement. Hofstede's culture approach was used as a model for organizational culture in order to reveal cultural differences affecting women's career advancement in these countries. According to research findings, there is no relationship between the glass ceiling syndrome and organizational culture but there are some relationships with regard to sub-dimensions of variables that were determined in academia in both Turkey and Finland. While academics in Turkey are uncertain about the glass ceiling syndrome, Finnish academics agree with this syndrome. It is also concluded that there are no differences in glass ceiling perceptions of academics in terms of their demographic characteristics in both countries.

AcademiciansGlass ceiling syndromeFinland+5
Merve Karahan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinin (Eskişehir) liken çeşitliliği

Bu çalışmada, likenlerin izlenmesiyle hava kalitesinin belirlenmesine ilişkin araştırmalar için bir veritabanı oluşturmak amacıyla; Odunpazarı ve Tepebaşı ilçeleri içinde yer alan liken ve likenikol mantar çeşitliliği belirlenmiştir. Ayrıca tespit edilmiş olan 203 taksonun yaşama ortamlarına göre dağılımları irdelenmiş ve değerlendirilmiştir.

EskişehirEskişehir-OdunpazarıLikenler+1
Emel Sönmez
Anadolu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir sürdürülebilir kalkınma göstergesi olarak ekolojik ayak izi ve Türkiye

Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü toplulukların ihtiyacı olan ekonomik gelişmenin gelecekte dünya üzerinde yaşayacak olan toplulukların ihtiyaçlarını karşılamada engel oluşturmayacak şekilde olmasını gerektirmektedir. Geleneksel enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte olumsuz etkilere neden olduğu bilinmektedir. Fosil yakıtların kullanımına bağlı olarak başta karbondioksit olmak üzere sera etkisi yaratan gazların atmosferde hızla artması insanlığın karbon ayak izini arttırmakta ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede ekolojik açık sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesinin ne derece gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır. Temiz enerji üretim ve tüketiminin yaratacağı pozitif etkilerin çevresel, sosyal ve ekonomik yönleri sürdürülebilirlik yolunda büyük değer kazanmaktadır. Bu doğrultuda enerji kaynaklarından gerçekleştirilen enerji üretiminin yüksek verim ve temiz teknolojilerle gerçekleştirilmesi, fosil yakıtların yerine çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi günümüzün en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Ekolojik Ayak İzi, Karbon Ayak İzi, Türkiye

Ekolojik ayak iziKalkınmaKalkınma politikaları+5
Ahmet Dinç
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

İlgili konular