Üreme

Bu konu başlığı altında 87 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Levetirasetamın erkek sıçanlarda reproduktif toksisitesinin değerlendirilmesi

İlaçlar ile indüklenen infertilite dahil reproduktif toksik etkiler günümüzde önemli bir sağlık problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle ilaçların kadın ve erkek reproduktif sistem üzerine toksik etkilerinin belirlenmesi ve bu etkilerin fertiliteye yansımasının değerlendirilmesi önemli araştırma alanlarından biri olarak kabul görmektedir. Levetirasetam (LEV) da epilepsi tedavisinde her yaş grubunda güvenilir etki profili nedeni ile sıklıkla tercih edilen bir ilaçtır. Reproduktif yaşlarda sıklıkla kullanılan bu ilacın erkek reproduktif sistem üzerine toksik etkilerinin değerlendirildiği herhangi bir çalışma bulunmadığı dikkat çekmektedir. Bu noktadan hareketle bu tez çalışması kapsamında LEV'in erkek reproduktif sistem üzerine olası toksik etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda levetirasetam 50, 150 ve 300 mg/kg dozlarda oral olarak 70 gün süre ile 12 haftalık erkek sıçanlara uygulanmıştır. Süre sonunda gruplara ait vücut, testis ve epididimis ağırlıkları, bilgisayar destekli sperm analiz sistemi ile sperm konsantrasyonu, motilitesi, morfolojisi ve Comet yöntemi ile sperm DNA hasarı belirlenmiş, testis dokuları histopatolojik olarak incelenmiştir. Olası reproduktif toksisitede hormonal durumun etkisinin belirlenmesi amacı ile plazma testosteron, folikül stimule edici hormon (FSH) ve luteinleştirici hormon (LH) seviyeleri ELISA yöntemi ile, oksidatif stresin etkisinin belirlenmesi amacı ile testis dokusundaki glutatyon (GSH), süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (KAT) ve malondialdehit (MDA) seviyeleri ise kolorimetrik yöntemler ile tespit edilmiştir. Sonuçlara göre LEV uygulanan gruplarda sperm konsantrasyonu, motilitesi ve normal sperm morfolojisinin doza bağımlı olarak azaldığı belirlenmiştir. 150 ve 300 mg/kg LEV uygulanan gruplarda sperm DNA hatalarının arttığı dikkat çekmiştir. Özellikle 300 mg/kg levetirasetam uygulanan grupta testiküler hasar bulguları izlenmiştir. Plazma FSH, LH ve testosteron seviyeleri 300 mg/kg LEV uygulanan grupta kontrol grubuna göre anlamlı olarak azalmıştır. Testis dokusunda SOD, GSH ve KAT seviyeleri levetirasetam uygulanan gruplarda anlamlı olarak azalmış ve MDA seviyeleri ise 150 ve 300 mg/kg LEV uygulanan gruplarda anlamlı olarak artmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda LEV uygulaması ile sperm kalitesinin azaldığı belirlenmiş ve hormonal seviyedeki değişimlerin ve testis dokusunda var olan oksidatif stresin reproduktif toksik etkiye katkı sağlayabileceği ileri sürülmüştür. Anahtar Kelimeler: Levetirasetam, reproduktif toksisite, oksidatif stres, Comet yöntemi

AntikonvülsanlarComet tekniğiOksidatif stres+2
Merve Baysal
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Fındık yağı ve kanola yağı ile beslenen erkek ratlarda serum hormon ve testis histopatolojisinin değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı Fındık yağı ve Kanola yağının erkek üreme sistemi üzerinde;serum hormonları ve testis üzerindeki histopatolojik etkilerini incelemek.Bunun için 30 tane Sprague-Dawley tipi erkek sıçan kullanıldı. Hayvanlar3 gruba ayrılarak 16 haftalık süren bir deney yapıldı. 1. grup kontrol grubuolarak belirlenirken 2. grup Fındık yağı ile beslenen, 3. Grup ise Kanola yağı ilebeslenen grup olarak oluşturuldu. Deney sonunda hayvanların tümü sakrifiyeedilerek testisleri alındı. Serumda FSH, LH, Testosteron hormonu, testis dokusu ise histopatolojik olarak incelenip immünohistokimyasal olarak primer testosteron antikoru bakıldı.Gruplar arasında hayvanların davranış şekillerinde ve tartı takibindeanlamlı bir fark görülmedi. Fındık yağı ve Kanola yağı ile beslenen erkekratlarda Kanola grubunda daha fazla olmak üzere serum LH ve Testosteronhormonu yüksekliği belirlenirken testis dokusunda ışık mikroskopisi ile yapılanhistolojik incelemede kriter olarak seminifer tübüllerdeki spermatogenezi gösteren Johnsen skoru baz alındı ve histopatolojik olarak bir fark saptanmadı.İmmunohistokimyasal olarak da testis dokularında anlamlı bir testosteron farkı saptanmadı. Sonuç olarak; Kanola ve Fındık yağı ile beslenen erkek sıçanlarda buyağların serum LH ve testosteronu arttırdığı ancak testis dokusunda herhangi bir fark yaratmadığı ortaya çıkmış olup fertilite üzerine net etkisinin araştırılabilmesi için ek olarak sperm fonksiyonlarını değerlendiren çalışmalaraihtiyaç olduğu sonucuna varıldı.

AntikorlarBitkisel yağlarFındık+5
Bülent Katı
İnönü University
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenler ve genç yetişkinler için cinsel ve üreme güçlendirme ölçeğinin Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması

Metodolojik tipte tasarlanan bu çalışmada Ergenler ve Genç Yetişkinler için Cinsel ve Üreme Güçlendirme Ölçeğinin Türkçeye uyarlanıp geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılarak Türk toplumuna kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Kastamonu Üniversitesinde eğitim gören 18-24 yaş aralığındaki lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemi ise madde sayısına göre 250 olarak belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu ve 23 maddeden oluşan 5'li likert tipte Ergenler ve Genç Yetişkinler için Cinsel ve Üreme Güçlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler 02.01.2023-23.01.2023 tarihleri arasında yüz yüze görüşme metodu ile toplanmıştır. Ölçeğin geçerlik aşamasında sırası ile dil geçerliliği, Davis tekniği kullanılarak uzman görüşlerinin alındığı içerik (kapsam) geçerliliği ve Doğrulayı Faktör Analizi ile Açıklayıcı Faktör Analizi kullanılarak yapı geçerliliği incelenmiştir. Ölçeğin güvenirlik aşamasında cronbach's alfa katsayısı ve madde toplam korelasyonu ile iç tutarlılık, test-tekrar test uygulaması ile zamana karşı değişmezlik incelenmiştir. Veriler, SPSS for Windows 22 paket programı ve LISREL 8.80 paket programı ile analiz edilmiştir. Ölçeğin kapsam geçerlilik indeksi 0,99 bulunmuştur. Kaiser-Meyer-Olkin testi 0,874 ve Barlett'in Küresellilik Anlamlılık Düzeyi Testi x2=3511.034, p=0.000 şeklinde tespit edilmiştir. Açıklayıcı Faktör Analizinde bütün maddelerin faktör yüklerinin 0,40'ın üzerinde olup açıklanan varyans %74,668 olarak tespit edilmiş ve ölçekten hiçbir madde çıkarılmamıştır. Doğrulayıcı Faktör Analizinde değerlendirilen uyum indeksi değerleri sırası ile x 2/SD:3,71 GFI:0,98 AGFI:0,97 CFI: 0,99 RMSEA: 0,074 SRMR: 0,053 ve PATH Diyagramı faktör yükleri 0.41 ile 0.91 arasında bulunarak tamamı kabul edilebilir aralıkta çıkmıştır. Ölçeğin cronbach alfa değeri 0,913 ve Spearman Rho kat sayısı 0,893 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, Ergenler ve Genç Yetişkinler için Cinsel ve Üreme Güçlendirme Ölçeğinin Türk toplumuna uygun, geçerli ve güvenirlik düzeyi yüksek bir araç olduğu saptanmıştır.

CinsellikErgenlerGenç yetişkinler+4
Sıla Gül
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yumurtalık (Adana) koyundaki eski balığı (Leiognathus klunzingeri) ve küçük dilbalığı (Arnoglossus laterna) populasyonlarında üreme, büyüme ve ölüm oranlarının belirlenmesi

Bu çalışmada Eksi ve Küçük Dilbalıklarımn üremelerini sırasıyla Nisan' dan Eylül'e ve Aralık'tan Haziran'a kadar olan dönemlerde gerçekleştirdikleri; II. yaşta ve 5.65cm ile 6.6cm iken ilk eşeysel olgunluğa ulaştıkları; olgun yumurta çaplarının 0.65mm ile 0.45mm'den daha büyük olduğu; Ortalama Yumurta Verimliliklerinin 2789+2109 ve 11932±12500 olduğu belirlendi. Büyüme özelliklerinden yararlanılarak von Bertalanffy Büyüme Sabitlerinin Eksi Balıkları için; L«,=l 0.28cm, K=0.29yıl"', to=-0.42yıl ve Woo=11.75gr olduğu; Küçük Dilbalıkları için ise; Lco=15.88cm, K=0.13yıl'\ t0=-1.54yıl ve Wco=27.64gr olduğu hesaplandı. Boy ve ağırlıkça büyümenin en fazla olduğu yaş gruplarının Eksi Balıklarında sırasıyla I. ile II. ve II. ile III.; Küçük Dilbalıklarında ise, I. ile II. ve V. ile VI. yaş grupları arasında gerçekleştiği saptandı. Ayrıca her iki tür içinde toplam ölümlerin sırasıyla Z=0.9609 ile 0.5319 ve bileşenlerinin M=0.6460 ile 0.3616 ve F=0.314 ile 0.1700 olduğu saptadı. Anahtar Kelimeler: Eksi Balığı, Küçük Dilbalığı, Üreme, von Bertalanffy Büyüme Sabitleri, Ölüm Oranları,

Adana-YumurtalıkBalıklarBüyüme+4
Meltem Özütok
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1999
00
DoktoraAçık ErişimTR

Babadıllimanı koyunda (Silifke-Mersin) dip trolü ile avlanan ekonomik öneme sahip bazı demersal balık türleri için ağ göz genişliğinin belirlenmesi

ÖZ DOKTORA TEZİ BABADILLİMANI KOYU'NDA (SİLİFKE-MERSİN) DİP TROLÜ İLE AVLANAN EKONOMİK ÖNEME SAHİP BAZI DEMERSAL BALIK TÜRLERİ İÇİN AĞ GÖZ GENİŞLİĞİNİN BELİRLENMESİ Caner Enver OZYÜRT ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Dursun AVŞAR Yıl : 2003 Sayfa: 124 Jüri : Prof. Dr. Dursun AVŞAR : Prof. Dr. Ercan SARIHAN : Prof. Dr. Abdurrahman POLAT : Doç. Dr. Ali İSMEN : Doç. Dr. Nuri BAŞUSTA Mayıs 1999-Nisan 2000 tarihleri arasında Babadılümanı Koyu'nda gerçekleştirilen bu çalışmada, ekonomik öneme sahip 5 demersal balık türünün ilk eşeysel olgunluk boyu, üreme dönemi ve seçicilik parametreleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Saurida undosquamis'in 12.8cm'lik boy grubunda ilk eşeysel olgunluğa eriştiği; ilki Nisan-Mayıs, ikincisi Eylül-Ekim ve üçüncüsü ise Kasım-Ocak arasında olmak üzere yılda üç kez ürediği ve (%Lso) değerinin 10.41 cm olduğu; Mullus barbatus' 'un ilk eşeysel olgunluk boyunun 10.5cm; üreme döneminin Mayıs-Ağustos aylan arasında ve (%Lso) değerinin 7.73cm olduğu; Upeneus moluccensis'm 10.4cm boy grubunda ilk eşeysel olgunluğa ulaştığı, üreme döneminin Temmuz-Kasım aylan arasmda ve (%Lso) değerinin 8.83cm olduğu; Upeneus pori'ma 10cm boyunda ilk eşeysel olgunluğa ulaştığı, ilki Mayıs, ikincisi Temmuz- Ağustos ve üçüncüsü Ekim- Aralık arasında olmak üzere yılda üç kez ürediği ve (%Lso) değerinin ise 9.18cm olduğu belirlenmiştir. Spicara maena için ilk eşeysel olgunluk boyu belirlenememiş; ancak üreme döneminin Şubat-Temmuz aylan arasında ve (%L$o) değerinin ise 7.85cm olduğu saptanmıştır. İncelenen türlerin üreme dönemleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, Doğu Akdeniz'de uygulanan zaman sınırlamasının 1 Nisan- 1 Kasım arasındaki dönemi kapsayacak biçimde olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Tüm türler için elde edilen seçicilik parametreleri ile, belirlenen ilk eşeysel olgunluk boylan birlikte değerlendirildiğinde ise, halen uygulanmakta olan 22mm'lik yasal ağ göz genişliğine alternatif olabilecek uygun bir ağ göz genişliği belirlenememiştir. Ancak sözü edilen türler için daha uygun olan bir torba ağ göz genişliğinin ve hatta torba modelinin belirlenebilmesi için, öncelikle Saurida undosquamis'm torba içerisindeki davranışlarının gözlenebildiği oldukça ayrıntılı seçicilik çalışmalarının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.. Anahtar Kelimeler: Dip Trolü, Torba Seçiciliği, Demersal Türler, Üreme Dönemi, Kuzeydoğu Akdeniz.

Balık ağlarıBalıklarDemersal balıkları+2
Caner Enver Özyurt
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fare balb/c ve C57BL/6J hatlarında in vitro fertilizasyon ve heterolog zigot aktarılması

ÖZET Solunum yolu basısı benign tiroid büyümelerinde yeterli semptom olmaması durumunda hekimler tarafından uzun zaman tanınmayabilir. Doğru tanı konamayan hallerde hastaların yanlış tanılarla tedavi edilmesine yol açabilmesi açısından önemlidir. Böyle durumlarda hastanın yaşam kalitesi düşer. Yapılan araştırmalarda üst hava yolu obstrüksiyonu nedeni ile tiroidektomi yapılan hastalarda, ameliyat sonrası dönemde solunum fonksiyon testlerinde belirgin iyileşme saptanmıştır. Bununla birlikte bildirilen çalışmalarda solunum yolu basısına ait semptom derecesi veya radyolojik bulgulardan elde edilen veriler yardımı ile tiroidektomi endikasyonu konacak objektif kriterlerden bahsedilmemektedir. Çalışmamız, herhangi bir nedenle tiroidektomi yapılan hastalarda ameliyat sonrası dönemde hava yolu basısına ait şikayetlerde gerileme olması gözlemine dayanarak planlandı. Bu amaçla Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı' nda yatmakta olan ve benign tiroid patolojisi nedeni ile tiroidektomi kararı alınan ve havayolu basısına ait değişik derecelerde dispne şikayeti olan 50 hasta değerlendirildi. Ameliyat öncesi dönemde dispne skorlaması, trakea çapı ölçümleri, tiroid ultrasonografısi yapıldı ve solunum fonksiyon testleri ile üst hava yolu basısına ait objektif bulgular arandı. Ameliyat sonrası dönemde hastalar kontrole çağırılarak yapılan yeni solunum fonksiyon testleri ile tiroidektominin solunum fonksiyonları üzerine etkisi değerlendirildi. 53Çalışmanın sonucunda hastalarda saptanan semptom derecesinin, trakea çapının, tiroid volümünün solunum fonksiyon testleri ile korelasyon gösterdiği ve tiroidektominin üst hava yolu obstrüksiyonu olan olgularda basıya ait solunum fonksiyon testi bulgularını ortadan kaldırdığı gösterilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda klinik sorgulama, trakeanın radyolojik olarak basit grafı ile görüntülenmesi, tiroid volümü saptanması gibi basit ve non- invaziv metodlarla elde edilen bulguların solunum fonksiyon testleri ile birlikte değerlendirmesi yapıldığında üst hava yolu basısı hakkında önemli bilgiler vereceğini düşünmekteyiz. 54

EmbriyolojiFarelerÜreme
Kerem Tuncay Özgünen
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seyhan baraj gölü sazan (cyprinus carpio linnaeus, 1758) ve sudakları (sander lucioperca, Bogustkaya ve Naseka, 1996) için uygun ağ göz genişliğinin belirlenmesi

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ SEYHAN BARAJ GÖLÜ SAZAN (Cyprimts carpio Linnaeus, 1758 ) VE SUDAKLARI {Sander lucioperca Bogustkaya & Naseka, 1996) İÇİN UYGUN AĞ GÖZ GENİŞLİĞİNİN BELİRLENMESİ Caner Enver ÖZ YURT ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Dursun AVŞAR Yıl: 2000, Sayfa: 68 Jüri: Doç. Dr. Abdurrahman POLAT Yrd. Doç. Dr. Ali İSMEN Eylül 1998- Kasım 1999 tarihleri arasında Seyhan Baraj Gölü'nde yürütülen bu çalışma ile sazanlarda ilk eşeysel olgunluk boyunun erkeklerde 28cm; dişilerde ise 28.8cm olduğu saptanmıştır. Ayrıca Gonado Somatik İndeks ve Kondisyon Faktörü değerlerinin aylık değişimi, sazanların Mayıs başından Temmuz ortasına kadar olan dönemde ürediklerini göstermiştir. Sazanlar için Seçicilik Faktörünün (SF) 6. 120 ve kullanılması gereken en küçük ağ göz genişliğinin ise 50mm olduğu hesaplanmıştır. Sudaklarda ilk eşeysel olgunluk boyunun erkeklerde 22cm; dişiler için ise 23cm olduğu bulunmuştur. Gonado Somatik İndeks ve Kondisyon Faktörü değerlerinin aylık değişiminden, bu türün üreme eylemini Şubat ile Mayıs aylan arasında gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Sudak avcılığında kullanılan 28, 30 ve 32mm'lik ağların sazanlar için "Büyüme Aşın AvcılığT'na neden olabileceği gerekçesiyle sudak avcılığının tamamen paraketayla yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sazan, Sudak, Ağ Göz Genişliği, Avcılık, Üreme Biyolojisi, Seyan Baraj Gölü, Seçicilik

Balık ağlarıBalıkçılıkLevrek balığı+3
Caner Enver Özyurt
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aydıncık Babadillimanı'nda iki serranus türünün (Serranus hepatus, Serranus cabrilla) popülasyon dinamiği parametrelerinin tahmini

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ AYDINCIK B ABADİLLİMANI'NDA İKİ SERRANUS TÜRÜNÜN (Serranus hepatus, Serrcmus cabrilla) POPULAS YON DİNAMİĞİ PARAMETRELERİNİN TAHMİNİ LEVENT SANGÜN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Mustafa AKAR Yıl:2002, Sayfa: 91 Jüri: Prof. Dr. Mustafa AKAR Prof. Dr. Ercan SARIHAN Doç. Dr. Tamer KAYAALP Bu çalışmada, beneklihani ve asılhanilerin üreme dönemleri, von Bertalanffy Büyüme Sabitleri ve büyümesinin en fazla olduğu yaş grupları belirlendi. Üreme dönemleri, beneklihani için Mayıs ile Eylül, asılhani için ise Mayıs ile Ekim ayları arasında olmuştur. Tahmin edilen von Bertalanffy Büyüme Sabitleri beneklihani için sırası ile Loo=33.398cm, KKXOSOlyil"1, to=-1.231yıl ve W"=652.589gr; asılhani için ise L"=73. 3653cm, K=0.0273yır!, to=-2.2288 yıl ve W"=2516.59gr olarak bulunmuştur. Ayrıca standart ve çatal boy için de von Bertalanffy Büyüme Sabitleri hesaplandı. Boy ve ağırlık büyümesinin en fazla olduğu yaş grupları, beneklihani için sırası ile I-II ve TV-V, asılhani için ise I-II ve V-VI arası olduğu saptanmıştır. Her iki tür için boy-ağırlık regresyon denklemleri tahmin edildi, total boy için bulunan regresyondenklem ve r değeri beneklihanide sırasıyla W=0.0145*L3057 ve 0.986 asılhanide ise W=0.023 1 *L2923 ve 0.958 olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Beneklihani, Asılhani, Üreme, ve von Bertalanffy Büyüme Sabitleri, Boy- Ağırlık Regresyon Denklemi

BalıklarBüyüme özellikleriHani balığı+2
Levent Sangün
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Women's and men's views and knowledge on male participation in reproductive health in iraq

Reproductive health for women is essential to mothers, babies, families, and the community as a whole. The study was planned in a descriptive cross-sectional design to describe and compare women's and men's views on male participation in reproductive health in Iraq. The study was conducted in Iraq in a women's ward on the third floor of a private nursing home hospital. The women of the sample were in the consulting clinic in Baghdad teaching hospital / Medical City in Baghdad between 1 February 2022 and 10 July 2022. Samples for this study were collected through individual interviews. The sample sizes consisted of 100 Iraqi married men and 100 women. Data analysis in this study was conducted by using SPSS version (22.0). The study used frequency, percentage, t-tests, and Chi-square to investigate the comparative study. This study concluded that the female participants had more knowledge and information about the justifications for abortion and family planning (FP) methods than the males. Most participating men know 73% but do not participate in reproductive health 60%. In this work, the violence in Iraq was also studied, and it was found that it is high. 47% of females strongly agree that violence against women is high in Iraqi society, and 37% of males agree that violence against women is high. Moreover, the most common type of violence in Iraq is verbal (65%), followed by physical violence (55%), as investigated in the views of the study. However, there is no significant difference between the reproductive health issue and the mean score of females and males (t=1.011, p=0.313). The study concluded that most of the participating men have the knowledge, but they do not participate in reproductive health, and the study also concluded that violence is high in Iraqi society, and the females and males agreed that determining the number of children in the family is the responsibility of both sexes and that the role and patterns of the family for both sexes similar. The study concluded that men are often able to use family planning methods, and participants stressed the need to take measures to protect against STDs. It is recommended to spread awareness about reproductive rights and reproductive health for males and females and to increase male participation in reproductive health in Iraq.

Level of knowledgeThoughtMen+5
Muna Abdulwahıd Omar Al-gburı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuzeydoğu Akdeniz'deki sokar balığı (Sigarus rivulatus (Forsskal, 1775)'nın üreme ve büyüme özellikleri

Kuzeydoğu Akdeniz'deki Sokar balığı (Siganus rivulatus)'nın üreme ve büyüme özelliklerini saptamak amacıyla, yakalanan 418 adet balık örneği incelendi. Bu türün üremesini Temmuz-Ağustos ayları arasında gerçekleştirdiği; olgun yumurta çapının 0.40 mm den daha büyük olduğu; Ortalama Yumurta Verimliği (Fekondite)'nin 43476 1^18 1006 olduğu belirlendi. Ayrıca, büyüme özelliklerinden Yaş-Ağırlık, Yaş-Boy ile Boy-Ağırlık ilişkileri de hesaplanarak; von Bertalanffy'nin boyca ve ağırlıkça büyüme sabitleri Loo = 21.5 cm, K= 0.34 yıl1, to= -0.09 yıl ve Woo =117.15 gr olarak bulundu.

BalıklarBüyümeÜreme
Hacer Yeldan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Evalution of some biochemical markers in serum and semn in male reproductive with HBV-Alfalluja city

Our goal will be to assess the risk of male infertility based on sperm count and some reproductive hormones in individuals with (HBV) infection. The age distribution of 90 newly diagnosed and treated hepatitis B virus (HBV) patients revealed that fifteen (50 in newly diagnosed) patients (84%) were under the age of 35, eight patients (8) were over the age of 35, and seventy-four percent (74%) of the treatment group were under the age of 35. There was a highly significant increase in AST and ALT and an increase in ALP, TBI, and DBI, in comparsion to healthy subject (P<0.01). Infertile HBV and control groups evaluated their testosterone, IL-6, and Selenium levels in a univariate method. Il-6 indicators were associated with sperm count, motility and the percentage of healthy spermocyte. All of the research groups' spermiograms revealed a strong negative connection with serum IL-6. Only the activity of sperm of the oligozoospermics and the total count of the healthy control subtect were positively linked to serum selenium. The percentage of sperm and testosterone levels were found to be connected. Unlike previous research, the seminal spermiograms in both groups had a significant relationship with oligozoospermic, asthenozoospermic linear activity, and the fraction of normal sperms.

Hepatitis B virusInfertilitySpermatozoa+2
Alı Rasool Allawı Alısawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebelik/ hemşirelik 1. ve 4. sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının belirlenmesi

Araştırma, ebelik ve hemşirelik birinci ve dördüncü sınıfında öğrenim gören kız öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını ve tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla metodolojik ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksek Okulu'nda öğrenim gören 209 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur.Veri toplama aracı olarak, anket formu ile ZEYNELOĞLU tarafından geliştirilen ?Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) (Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı 0.92)? kullanılmıştır. Anket formu ve TCRTÖ birinci sınıfta öğrenim gören öğrencilere 03.10.2008'de (dönem başında) ,dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilere ise 29.05.2009'da (dönem sonunda) uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 11.5 (Statistical Package for Social Sciences) bilgisayar programında; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler ile yüzdelik sayılar, t-testi, Anova testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin ?eşitlikçi cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 34.72, 4.sınıf 35.10) ve ?kadın cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 27.29, 4.sınıf 29.64), ?evlilikte cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 34.94, 4.sınıf 36.62), ?geleneksel cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 28.13, 4.sınıf 31.19) ve ?erkek cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 23.23, dördüncü sınıf 24.59) alt boyutlarına ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını belirleyen TCRTÖ puan ortalamaları ile öğrencilerin öğrenim gördüğü sınıf ve annelerinin eğitim düzeyleri arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları (1.sınıf TCRTÖ puan ortalaması 148.28 ? 18.61, 4.sınıf 157.14 ? 17.80 ) saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutumların kazandırılmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Üreme sağlığı, Cinsiyet Eşitsizliği, Ebelik ve Hemşirelik Öğrencileri.

Cinsel kimlikCinsel kimlikCinsiyet farkları+4
Filiz Atış
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Seyhan baraj gölü (Adana)'nde dağılım gösteren kadife balığı (Tinca tinca L., 1758)'nın biyoekolojik özellikleri

Bu çalışmada, Eylül 2007-Ağustos 2008 tarihleri arasında, Seyhan Baraj Gölü'nde dağılım gösteren 2470 adet kadife balığı (Tinca tinca L.,1758)'na ait boy, ağırlık, yaş ve büyüme özellikleri incelenmiştir. Bunların 345 (228 dişi, 117 erkek) adedinin ise üreme ve beslenme özellikleri belirlenmiştir. İncelenen örneklerin 1227 adedinin dişi, 1243 adedinin ise erkek bireylerden oluştuğu; dişi ve erkek bireylerde minimum ve maksimum total boy değerleri sırasıyla 12,0-29,70 cm ve 12,00-27,40 cm iken; yine dişi ve erkek bireylerde minimum ve maksimum ağırlık değerlerinin sırasıyla 23,72-368,00 g ve 21,40-310,00 g olduğu tespit edilmiştir. Dişi ve erkek bireyler için hesaplanan boy-ağırlık ilişkisi denklemleri sırasıyla W=0,021*L 2.890 ve W=0,014*L 3.000 olarak bulunmuştur. Puldan yaş okumaları sonucunda, dişi ve erkek bireyler için minimum I ve maksimum V yaş grubu belirlenmiştir. von Bertalanffy boyca büyüme eşitlikleri dişi bireyler için L?=56,31cm, K=0,103 yıl-1, t0=-1,617 yıl; erkek bireyler için ise L?=50,55 cm, K=0,112 yıl-1, t0=-1,473 yıl olarak hesaplanmıştır. Aylık gonadosomatik indeks (GSI) değerleri, bu balığın Mayıs- Ağustos ayları arasında ürediğini göstermiştir.Besin içeriğinin Bacillariophyta (% 69,11), Chlorophyta (% 26,08), Cyanophyta (% 2,93), Dinophyta (% 0,76), Euglenophyta (% 0,25), Rotifera (% 0,01), Cladocera (% 0,10), Copepoda (% 0,002), Difflugia (% 0,003), Sucul Böcekler (% 0,003), Bentik Organizma (% 0,002), Cyclops ekstremiteleri ve teşhis edilemeyen yumurta ve bitki parçalarının oluşturduğu belirlenmiştir. Ortalama kondisyon faktörü erkeklerde 1,874±0,023, dişilerde 1,97±0,029 olarak hesaplanmıştır.

BüyümeSeyhan BarajıTinca tinca+2
Sibel Alagöz Ergüden
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Oğuzeli Merkez Aile Sağlığı Merkezine kayıtlı 2014 yılında canlı doğum yapmış annelerin doğum öncesi bakım hizmeti alma durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada Oğuzeli ilçe merkezinde ikamet etmekte olan ve 2014 yılında canlı doğum yapmış annelerin; sosyoekonomik özelliklerini, doğum öncesi bakım alıp almadıklarını, aldılarsa aldıkları doğum öncesi bakımın kalitesini ve aldıkları doğum öncesi bakım hizmetinden memnun kalıp kalmadıklarını ortaya koyabilmek ve bunları etkileyen faktörleri belirleyebilmek amaçlandı. Araştırma, Oğuzeli Merkez ASM'ye kayıtlı ve 2014 yılında canlı doğum yapmış olan 260 kadın üzerinde gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan soru kağıdı aracılığıyla toplanan verilerin analizinde ki kare testi ve evren oranı önemlilik testi kullanılmış, p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan 260 annenin hepsi en az bir kez DÖB hizmeti almıştır. 4 ve üstü DÖB hizmeti alan anne sayısı 256 (%98,4)'tür. En çok DÖB hizmeti alınan sağlık kuruluşu 242 (%93,0) ile ASM'dir, bunu 193 (%74,2) ile Özel Hastane takip etmektedir (n=260). Ortalama alınan DÖB hizmeti sayısı 9,04±0,194'tür. Araştırmaya katılan 260 annenin 239'u (%91.9'u) son gebelikleri sırasında en az bir kez Aile Sağlığı Merkezi dışında bir sağlık kurumuna sağlık kontrolü amacıyla başvurduğunu belirtmiştir. En çok belirtilen tercih sebebi "Uzman doktora muayene olma isteği" iken (%52,3) ikinci sırada "Daha iyi ilgilenilmesi" (%26,7) ve üçüncü sırada "Her kontrolde USG yapılması" (%26,3) bulunmaktadır (n=239). Araştırmaya katılan 260 anne arasında DÖB hizmeti alımı sırasında, sırasıyla özel ve kamu kuruluşlarında, kilosu ölçülmeyenlerin oranı %22,3 ve %4,9; tansiyonu ölçülmeyenlerin oranı %15,7 ve %2,4; tam kan sayımı yapılmayanların oranı %17,3 ve %5,3 ve idrar tahlili yapılmayanların oranı %16,2 ve %7,3'tür. Araştırmamızda verilen DÖB hizmetinin sayıca yeterli olmasına rağmen, nitelik açısından eksiklerinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Doğum Öncesi Bakım, Aile Sağlığı Merkezi, Üreme Sağlığı

AnnelerDoğumPrenatal bakım+6
Mithat Temizer
Gaziantep University
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaziantep ilinde el beceri kurslarına gelen kadınların aile planlamasına yönelik, bilgi tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Ana çocuk sağlığı tüm Dünya'da ve Türkiye'de en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Sağlıklı bireylerin yetişmesi için aile planlaması şarttır. Bu tezde, toplumun aile planlamasına ilişkin bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kasım 2015-Mart 2016 tarihleri arasında Gaziantep Büyükşehir Belediyesine bağlı el beceri kurslarına gelen 1250 kadın oluşturmuştur. Çalışmada Aile planlaması tutum ölçeği, Coopersmith benlik saygısı ölçeği ve kişisel bilgi formu, elde edilen verilerin analizinde SPSS 22,0 istatistik analiz programı, sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma değerleri ve ki-kare testi kullanılmıştır. Katılanların %32,1'i 20-29, %33,2'si 30-39 yaş grubunda ve yaş ortalaması 33,69±10,59 olup, %80,0'ı evli ve ilk evlilik yaşı ortalaması 16,46±7,73, %31,7'si ilkokul mezunu, %54,6'sı ev hanımıdır. Gebelik sayısı ortalaması 2,84±2,36'dır. Katılımcıların canlı doğum sayısı ortalaması 1,87±2,00 olup, %17,8'i 1 düşük yaptığını ifade etmiştir. Katılımcılar AP'ye ilişkin bilgi kaynağının %46,9'u sağlık ocağı ve çalışanları olduğunu, %42,3'ü AP danışmanlığı aldığını, %54,8' si AP danışmanlığı almak istediğini, %61,9'u AP'yi "bakabileceği sayıda çocuk sahibi olmak" olarak tanımlarken %58,0'ı herhangi bir aile planlaması yöntemi kullandığını; yöntem olarak %65,2'si modern, %12,3'ü geleneksel yöntemleri kullandığını ifade etmiştir. Katılanların %65,5'i yüksek benlik saygısına sahip, %51,0'ı aile planlamasını uygulama konusunda yüksek tutuma sahip ve tutum ölçeği puan ortalaması 134,99 ±23,07'dir. AP hizmetleri toplumun genelinde eşit sonuçlar verecek şekilde uygulanmalıdır.

Aile planlamasıEl sanatlarıFertilite+6
Firdevs Altıner
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fertil-infertil kadınların üreme fonksiyonları hakkındaki bilgilerinin stres düzeyine etkisi

ÖZET FERTİL-İNFERTİL KADINLARIN ÜREME FONKSİYONLARI HAKKINDAKİ BİLGİLERİNİN STRES DÜZEYİNE ETKİSİ Burcu ÇAKI Yüksek Lisans Tezi, Hemşirelik Anabilim Dalı Halk Sağlığı Hemşireliği Yüksek Lisans Programı Tez danışmanı: Dr.Öğr.Üyesi Rabia SOHBET Temmuz 2018, 67 sayfa Araştırma, fertil-infertil kadınların üreme fonksiyonları hakkındaki bilgilerinin stres düzeyine etkisini belirlenmek amacıyla yapılmış tanımlayıcı-kesitsel bir çalışmadır. Çalışmanın evrenini; 2016 yılında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum poliklinik ve servisine başvuran 4339 gebe ve 2458 infertil kadın oluştururken; 223 gebe ve 157 infertil toplam 380 kadın araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında tanımlayıcı özellikleri ve üreme fonksiyonları bilgi düzeylerini belirlemek için hazırlanan anket formu ile Fertilite Sorun Envanteri(FSE) kullanılmıştır. Veriler SPSS 20 programında değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan infertil kadınların %54.8'inin adet takvimi kullandığı, %54.1'inin menstruasyona iki hafta kala göğüslerde şişkinlik, %76.4'ünün ağrı belirtilerini bildiği saptanmıştır(p<0.05). Ayrıca infertillerin %19.1'i menstruasyondaki en önemli hormonu, %73.9'u ovulasyon ile menstruasyon arasındaki süreyi, %75.8'i ovulasyonun tanımını, %49.7'si ovulasyonda serbest bırakılan yumurta sayısını, %58.6'sı yumurta ve spermin kadın vücudundaki yaşam süresini, %87.9'u ovulasyondaki vajinal akıntı bulgusunu, %82.2'si akıntı rengini, %92.4'ü ovulasyon döneminde hamilelik ihtimalinin yüksek olduğunu bilmesi anlamlı şekilde yüksek bulunurken; fertillerin %41.3'ünün gebeliğin oluşmasını sağlayan en önemli organı bilmesi anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur(p<0.05). Kadınların FSE puanlarında; Çocuksuz Yaşamı Reddetme alt boyutu fertil (33.40±6.01) kadınlarda daha yüksek bulunmuştur(p<0.05). Kadınların Global Stres Puanı ile FSE alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. İnfertil kadınların infertilite nedeni ile cinsel sorunlar alt boyutu stres düzeyi arasında anlamlı ilişki saptanmış; infertilite nedeni kendisi olan kadınların %52.1'inin stres düzeyi daha yüksek saptanmıştır(p<0.05). Kadınların ilişkiler alt boyutu stres düzeyi ile çocuk sayıları arasında anlamlı ilişki bulunmuş; stres düzeyi orta olan kadınların %81.5'inin üç ve üzeri çocuğa sahip olduğu saptanmıştır.

BilgiFertiliteKısırlık+4
Burcu Çakı
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sıçanlarda prolaktin ile infertilite arasındaki ilişkinin, hipotalamus hücrelerindeki kiss1, kiss1 reseptör, nörokinin, nörokinin reseptör genleri ekspresyon düzeylerinin real time PCR

Hipofizden salınan ve süt üretiminde rol alan prolaktin hormonu (PRL) polipeptit yapıda bir hormondur. Prolaktin metabolizma ve üreme gibi fizyolojik olaylarda rol almaktadır. Prolaktinin kan değerinin yükselmesi çeşitli bozukluklara yol açmaktadır. Bunlardan en önemlileri amenore/galaktore ve ovulasyonun bozulmasıdır. Ovulasyonun bozulması ciddi bir problemdir ve infertilite sorununa yol açabilmektedir. Ovulasyon hormon ve nöropeptid adı verilen biyolojik maddeler ile kontrol edilmektedir. Ovulasyonun kontrolünde görev aldığı düşünülen nöropeptidler arasında Kisspeptin ve Nörokininler de yer almaktadır. Kisspeptin'ler hipotalamusun nöronal populasyonlarında ayrı olarak eksprese edilen KISS1 geninde şifrelenmiş bir nöropeptit ailesidir. Pubertenin zamanlanması ve fertilitede anahtar rol oynamaktadırlar. Bu olaylarda etkili olduğu düşünülen diğer bir nöropeptid de Nörokinin B (NKB)' dir. Yapılan nöroanatomik çalışmalarda NKB'nin özellikle hipotalamik nöronlarda sentezlendiği gösterilmiştir. NKB'nin KISS1 ile benzer anatomik yerleşime sahip olması dolaylı olarak KISS1 sentezinde etkili olabileceği görüşünü öne sürmektedir. NKB ve KISS1' in puberte ve üremede etkili olan hormonlar ile etkileşim içinde olabilecekleri düşünülmektedir. Prolaktin yüksekliği ile infertilite arasındaki ilişkinin Kisspeptin ve NKB ekspresyonu ile bağlantılı olduğunu düşünmekteyiz. Bu yüzden çalışmamızda, ilgili genlerin insan ile sıçan arasında yüksek homoloji göstermesi nedeniyle, sıçanların kan prolaktin değerlerini yükselterek; Kiss1, Kiss1 Reseptör, Nörokinin, Nörokinin Reseptör genlerinin ekspresyon düzeyleri ile infertilite arasındaki ilişkiyi inceledik. Elde ettiğimiz verilerde prolaktini yüksek deneklerimizde Kiss1, Kiss1 Reseptör ve Nörokinin genlerine ait ekspresyon değerlerinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede azaldığı görüldü (p<0,001). Sonuç olarak; sıçan hayvan modeli ile yaptığımız çalışmada, prolaktin yüksekliğinin üreme üzerine olan olumsuz etkilerine nöropeptitlerin aracılık edebileceği ve çalışmamızın prolaktin yüksekliğinin yol açtığı infertilite problemlerinin çözümüne bir ışık tutacağına inanmaktayız.

Gen ifadesiHipotalamusKininler+7
Eylül Akbal Işık
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Epilepsi tanılı erkek hastalarda üreme fonksiyonları

Giriş ve Amaç: Epilepsi, sık görülen kronik nörolojik hastalıklardan biridir. Epilepsi tanısı olan bireylerde, hormonal değişiklikler ve üreme fonksiyonlarında anormallikler ortaya çıkabilmektedir. Çalışmamızda epilepsi tanılı, antiepileptik ilaç alan erkek hastalarda üreme fonksiyonları ve doğan çocuklarında anormallik araştırıldı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Epilepsi polikliniğinde takip edilen 52 erkek epilepsili hasta alındı. Olguların öyküleri alınarak nörolojik muayeneleri tamamlandı. Hastalara IIEF (Uluslararası Erektil İşlev Formu) ve Beck Depresyon Ölçeği uygulandı. Serum serum testesteron, luteinize edici hormon (LH), folikül stimulan hormon (FSH), prolaktin (PRL) ve estrojen düzeyleri bakıldı. Ayrıca serum açlık kan şekeri, karaciğer fonksiyon testleri, böbrek fonksiyon testleri, sodyum düzeyleri, tiroid fonksiyon testleri ve B12 serum düzeylerine bakıldı. Son 6 ay içerisinde çekilmiş EEG (elektroensefalografi) incelemeleri ve takipleri sırasında çekilmiş serebral görüntülemeleri retrospektif olarak değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS programı 20.0 sürüm kullanıldı. Bulgular: Çalışmamızda epilepsi tanılı erkek hastalarda erektil disfonksiyon prevalansı % 63,5 bulundu. Antiepileptik ilaç tedavisi sonrası erektil disfonksiyon geliştiğini belirten hastaların oranı % 40,4 dır. Politerapi alan hastaların depresyon açısından daha yüksek risk altında olduğu saptandı. Depresif bozukluğu olan hastalarda erektil disfonksiyon belirlenirken (r:-0,568), nöbetleri kontrol altında olmayan hastaların daha depresif olduğu görüldü (p:0,044). Politerapi alan hastalarda estrojen düzeyi daha yüksek (p:0,013), luteinize edici hormon (LH) düzeyi ise daha düşük bulundu. Olguların çocuklarının 7'sinde anormallik (3 çocukta epilepsi, 1 çocukta patent foramen ovale, 1 çocukta undervirilize male, 1 çocukta guatr ve 1 çocukta da konjenital miyotoni) gözlendi. Sonuç: Epilepsi tanılı erkek hastaların çocuklarında konjenital malformasyon/anormallik gelişebileceği gözardı edilmemelidir. Dikkatli bir risk değerlendirmesi sonucunda hasta ve yakınlarına gerekli destek ve bilgi yol gösterici alacaktır. Anahtar Sözcükler: Epilepsi, hormon, malformasyon

AntikonvülsanlarEpilepsiErkekler+5
Can Çubuk
Çukurova University
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kıl keçilerinde üreme mevsiminde kızgınlık senkronizasyon uygulamasının döl verimi üzerine etkisi

Bu çalışma ile Kıl keçilerinde üreme mevsimi içinde kızgınlık senkronizasyon uygulamasının döl verimi üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Hayvan materyali olarak 3-5 yaş aralığında toplam 200 baş kıl keçisi kullanılmıştır. Keçiler eşit sayıda olacak şekilde iki gruba ayrılmışlardır (Kontrol grubu, KG n=100; Kızgınlık senkronizasyon grubu, KS, n=100). KS grubuna, 30 mg flugeston asetat içeren sünger takılmış ve 12 gün sonra çıkarılarak hayvan başına 500 IU PMSG kas içi uygulanmıştır. 4 gün süreyle kıl tekeleri kullanılarak çiftleştirme işlemi gerçekleştirilmiştir. Teke katım işlemi her iki grupta da aynı anda başlatılıp 4 gün sonra sonlandırılmıştır. Tekiz doğum oranı KG'da %72, KS grubunda ise %35 olarak gerçekleşmiştir (P<0.01). İkiz doğum oranı ise kontrol grubunda % 24, KS grubunda ise % 62 olarak tespit edilmiştir (P<0.01). Gruplar arasında, doğum oranı ve kısırlık oranı bakımından herhangi bir farklılık tespit edilmemiştir (P>0.05). Teke altı keçi başına doğan oğlak sayısı ve doğuran keçi başına doğan oğlak sayısı sırasıyla KG'da 1,20 ve 1,59, KS grubunda ise 1,25 ve 1.64 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Kıl keçilerinde üreme mevsimi içinde kızgınlık senkronizasyon uygulaması döl verimini iyileştirmiştir.

Estrus senkronizasyonuKıl keçisiÜreme
Ebru Şirin
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akyatan lagünü (Karataş - Adana)'nde gümüşi havuz balığı (Carassius gibelio Bloch, 1982) populasyon dinamiği parametrelerinin belirlenmesi

Akyatan Lagünü'nde (Adana) Mart 2019 ile Şubat 2020 tarihleri arasında 12 ay boyunca aylık olarak örneklenen gümüşi havuz balığı (Carassius gibelio)'nın popülasyon parametreleri belirlenmiştir. Elde edilen toplam 234 adet gümüşi havuz balığı bireyinin 207 adeti dişi, 27 adeti erkek bireyden oluşmuştur, yaş dağılımları 0+ ve VI olarak belirlenen bireylerin ağırlık değerleri 47.73 ile 660.01 g arasında, total boy 14.0 ile 33.0 cm arasında tespit edilmiştir. İlk eşeysel olgunluk yaşı I (17.50 cm ) olarak belirlenmiştir. Olgun dişi bireyler Mart ile Ekim ayları arasında görülmekte olup; yumurtlama dönemleri yoğun olarak Mart ile Mayıs ayları arasındadır. von Bertalanffy Büyüme sabitleri TL (cm)=42.180, K =0.18340(yıl-1), TW (g)=1066.9798, t0 =-1.196(yıl) ve Ø´(Fi Üssü) =5.7878 bulunmuştur. Boy- Ağırlık İlişkisi W = 0.017* L3.0431(R2=0.9078), stoktan yararlanma düzeyi E = 0.99 yıl-1olarak tespit edilmiştir. Doğal nedenlerle oluşan ölüm M = 0.00103 yıl-1, toplam ölüm oranı Z = 0.306 yıl-1, balıkçılık nedeniyle ölüm oranı F = 0.305 yıl-1'dır. Akyatan Lagünü'nde Gümüşi Havuz Balığı aşırı derecede çoğalmış ve ilgili rezervuarımızı tamamen istila etmiş durumdadır. Anahtar Kelimeler: Carassius gibelio, Akyatan Lagünü,Üreme, Büyüme, Ölüm Parametreleri

Akyatan lagünüCarassius gibelioHavuz balığı+1
Burak Akyol
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akçakoca Çayağzı Deresi Cobitis splendens Erk'akan, Atalay-Ekmekçi & Nalbant, 1998 populasyonunun yaşam döngüsü özellikleri

Türkiye, çeşitlilik ve endemizm bakımından oldukça zengin bir tatlısu balık faunasına sahiptir. Ancak bu zenginlik, kirlilik, habitat kaybı, istilacı türler ve aşırı avlanma gibi bazı etkenlerin tehdidi altındadır. Cobitis, Batı Palearktikte dağılım gösteren küçük bentik bir tatlısu balık cinsidir. Cobitis splendens ise Türkiye'nin Batı Karadeniz bölgesinde Melen havzası ve Akçakoca çayına endemik bir türdür. Doğal yayılış alanında habitat kaybı ve kirlilik tehdidi altında olmasına rağmen türün popülasyon yapısı ve yaşam öyküsü ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Dolayısıyla, bu çalışma kapsamında, C. splendens türünün popülasyon parametreleri ve yaşam öyküsü özellikleri, doğal habitatından toplanan bireyler üzerinden incelenmiştir. Bu çalışmada Akçakoca Çayağzı deresinden Mart 2019-Aralık 2019 tarihleri arasında elektroşoker cihazı yardımıyla 227 adet C. splendens örneği avlanmıştır. Örneklerin boy, ağırlık ve yaş dağılımları, yaş-boy, yaş-ağırlık ve boy-ağırlık ilişkileri, kondisyon faktörü, eşey dağılımları ve oranları incelenmiştir. Bunun yanı sıra, üreme özelliklerinin belirlenmesi için incelenen popülasyonun gonadosomatik indeks, yumurta çapı ve fekondite değerleri hesaplanmıştır. İncelenen örneklerin total boyları 37,35-99,79 mm ve ağırlıkları 0,249 g ile 6,386 g arasında değişmektedir. Türün incelenen popülasyonunda en fazla IV yaşa sahip bireyler tespit edilmişken, 0 yaşındaki bireyler örneklenememiştir. Çalışmada elde edilen tüm örnekleme ait eşey oranı 1:1,05 olarak hesaplanmıştır. GSI ve yumurta çapından elde edilen verilere göre popülasyonun üreme dönemi Nisan- Haziran ayları arasında olduğu tespit edilmiştir.

BüyümeDüzce-AkçakocaEndemikler+2
Ceren İçköprü
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaziantep üniversitesi öğrencilerinin cinsellik ve üreme sağlığı hakkındaki bilgi düzeylerinin incelenmesi

Gençlerin ihtiyaçları erişkinlerden önemli açılardan farklılık göstermektedir. Bu gerçek, dünyanın birçok yerinde ihmal edilmekte, gençlerin cinsel sağlık/üreme sağlığı (CSÜS) kapsamındaki ihtiyaçları yeterince karşılanamamaktadır. Bu amaçla yola çıkarak çalışmamız, Gaziantep Üniversitesi Öğrencilerinin Cinsellik ve Üreme Sağlığı Hakkındaki Bilgi Düzeylerinin İncelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2009-2010 öğretim yılında birinci ve dördüncü sınıf lisans eğitimlerine devam eden toplam 1720 öğrenci çalışmayı oluşturmuştur. Üniversite gençlerinin bilgi düzeylerinin araştırıldığı bu çalışmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılmış ve sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma değerler kullanılmıştır. Farkın incelenmesinde x2 testi kullanılmıştır. Öğrencilerin; %36.7'sinin Mühendislik Fakültesi; %68.0'ının 1.sınıfta okuduğu; %41.1'i 20-21 yaş grubunda; %62.2'sinin erkek; %75.2'sinin ilde yaşadığı; %85.1'inin bekar olduğu; %83.3'ünün okullarda CSÜS eğitim verilmeli dediği; %45.5'inin CSÜS eğitimi ilköğretim düzeyinde verilmeli; %52.5'inin cinsel ve üreme sağlığı bilgilerinin yeterli bulduğu; %38.2'sinin CSÜS bilgileri sağlık personellerinden almak istediği; %54.5'inin CSÜS konuları arkadaşlarıyla konuştuğu; %54.5'inin evlenmeden önce cinsel ilişkiye olumsuz baktığı; %80.2'sinin üniversitede CSÜS danışma birimi olmalı dediği; %67.8'inin CSÜS eğitim programlarında ihtiyaç duyulan konulara cevap veremediği; %8'inin yetersiz, %56.2'sinin orta, %35.9'unun yeterli CSÜS bilgi puanı aldığı saptanmıştır. Öğrencilerin; 4. sınıfların CSÜS puanı 1. sınıflara göre daha yüksek; yaşı arttıkça CSÜS puanları yükselmekte; kızların CSÜS puanları erkek öğrencilere göre daha fazla olduğu, ilişkileri arasında istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05).Anahtar Kelimeler: Cinsel sağlık, cinsel sağlık sorunları, gençlik dönemi, üreme sağlığı, üreme sağlığı sorunları, üniversite gençliği.

BilgiCinsel eğitimCinsellik+3
Fatma Geçici
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eurygaster integriceps'in (Puton 1881) (Heteroptera: Scutelleridae) erkek ve dişi üreme sisteminin yapısı

Bu çalışmada Heteroptera takımına ait Eurygaster integriceps'in dişi ve erkek üreme organları anatomik ve histolojik yapısı incelenmiştir. Gözlemler ışık mikroskobu ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelenmiştir. Eurygaster integriceps'in erkek üreme sistemi: bir çift testis, bir çift vasdeferens, bir çift seminal kese, bir çift ektodermal bez, yardımcı bezler, ejakülatör kese ve ejakülatör kanaldan meydana gelir. Gözlemlenen Eurygaster integriceps'in dişi üreme sistemi: bir çift ovaryum, bir çift lateral ovidukt, bir ortak kanal ve bir spermatekadan meydana gelir. Telotrofik-meroistik tipteki ovaryumlar 7 şer ovaryolden oluşur. Ovaryoller apilkalden bazale doğru; terminal filament, germaryum ve vitellaryumdan oluşur. Bu çalışmada Heteroptera takımına ait Eurygaster integriceps türünün dişi ve erkek üreme organları anatomik ve histolojik olarak incelenmiş olup farklılıklar ortaya çıkarılmıştır.Anahtar kelimeler : Testis, ovaryol, üreme sistemi, Scutelleridae, Heteroptera, ışık mikroskobu, taramalı elektron mikroskobu (SEM)

ÜremeÜreme sistemi
Murat Ulama
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

35 yaş üstü, ilk siklus IVF denemesinde FSH değeri <10 IU/L olan hastalarda kullanılan tedavi protokollerinin karşılaştırılması

Son 20 yıldır aile kurmaya karar veren kadınların yaşları yükselmekte, böylece asiste reprodüktif terapi yardımı alan kadın yaşı ve 35 yaşın üstünde tedavi ihtiyacı olan kadın sayısı artmaktadır. Kontrollü ovaryen hiperstimülasyonda amaç, sağlıklı bir kadının her ay yaşadığı tek bir dominant follikül seçiminin aksine, gonadotropinlerle çok sayıda büyüyegelen follikül elde etmektir. GnRH agonist/antagonist kullanılarak pitüiter gonadotropin salınımı inhibe edilip, folliküler gelişim eksojen gonadotropinlerle sağlanarak siklus kontrolü ele geçirilir. Otuzbeş yaştan sonra follikül kaybındaki hızlı artış, oosit kalitesindeki düşüş, reprodüktif yaşlanma ve beraberinde kontrollü ovaryen hiperstimülasyona zayıf cevabı getirir. Çalışmamızda, retrospektif olarak Gazi Üniversitesi Tüp Bebek Merkezinde 2004-2012 yılları arasında tedavi görmüş, 35 yaş üstü, ilk siklus in-vitro fertilizasyon tedavisi alan, FSH düzeyi <10 IU/L olan ve herhangi bir endokrinolojik ek hastalığı olmayan hastaların uzun protokol, antagonist protokol ve mikrodoz flare-up protokollerle ovaryen hiperstimülasyona verdikleri cevap; klinik gebelik ve canlı doğum oranları incelenmiştir. 35 yaş üstü hastalarda ilk gelişte en etkin tedavi protokolü bulunmaya çalışılmıştır. Hasta dağılımına bakıldığında uzun protokol alanların daha genç ve antral follikül sayılarının daha fazla olduğu görülmüştür. Elde edilen olgun follikül sayısı, embriyo sayısı, hCG günü östradiol seviyesi, endometrium kalınlığı, klinik gebelik ve canlı doğum oranları da diğer protokollerden daha yüksek saptanmıştır. Antagonist protokolün, gebelik oranı ve canlı doğum oranları açasından sonuçları uzun protokole benzer ve mikrodoz flare-up protokolden daha olumlu izlenmiştir. Total gonadotropin miktarı ve stimülasyon süresi göz önüne alındığında da mikrodoz protokolden daha avantajlı olduğu tespit edilmiştir. İleri istatistiksel analizde uygulanan tedavi protokolleri arasında gebeliği elde etmek üzerine, bir fark saptanmamıştır. Gebelik üzerine direkt etkisinin olduğu saptanan faktörler; antral follikül sayısı, yaş, toplanan oosit sayısı ve hCG günü endometrium kalınlığıdır. Bu faktörleri olumlu etkileyen uzun protokolü daha genç, antral follikül sayısı fazla hastalarda tercih edebilirken, ileri yaştaki antral follikül sayısı düşük hastalarda daha kısa stimülasyon günü, daha az gonadotropin miktarı ile antagonist protokolü tercih edebiliriz. Bu bulgular ıığında her olgu için en yüksek başarının elde edilebileceği, bireysel özellikler, over rezervi, endokrinolojik tablo ve yaş gibi kritik faktörlerin göz önüne alınacağı, kontrollü ovaryen hiperstimülasyon protokolü seçimi önerilebilir.

Fertilizasyon-in vitroFolikül uyarıcı hormonKadınlar+5
Pınar Telli
Gazi University
2013
00

İlgili konular