Yüksek LisansDOIAçık ErişimTURKISH KUR’ÂN’DA İSTİFHÂM ÜSLÛBU: KEHF VE MERYEM SÛRELERİ ÖRNEĞİNDE
Bu çalışma, Arap dilinde önemli bir ifade türü olan istifhâm kavramını, belâgat ilminin temel ilkeleri çerçevesinde incelemektedir. İstifhâmın dilsel mahiyetini doğru kavrayabilmek için öncelikle haber ve inşâ ayrımı ele alınmış; istifhâmın, talebî inşâ türlerinden biri olarak bilgi isteme, duygu ifade etme ve muhatabı etkileme gibi çok yönlü işlevlere sahip olduğu ortaya konulmuştur.
Birinci bölümde, istifhâm edatları (hemze, hel, men, mâ, eyyü, kem, keyfe, eyne, ennâ, eyyane, metâ) tek tek incelenmiş; her bir edatın tasavvur ve tasdik talebi bakımın-dan anlam farkları açıklanmış ve Kur’ân-ı Kerîm’den örneklerle desteklenmiştir. Bu edatların, yalnızca bilgi talebi amacıyla değil, aynı zamanda hayret, uyarı, tehdit, teşvik ve inkâr gibi çeşitli retorik amaçlarla kullanıldığı vurgulanmıştır. Özellikle Kehf ve Meryem sûrelerinde istifhâm edatlarının, okuyucuyu tefekkür ve ibrete yönlendiren pe-dagojik bir araç olarak işlev gördüğü belirtilmiştir.
İkinci bölümde, istifhâmın yan anlamları (inkâr, nefiy, takrir, tehdit, te’accüp, istib‘âd, tevbîh, itâb, tezkir vb.) ele alınmıştır. Bu başlıklar altında, soru cümlelerinin doğrudan bilgi istemenin ötesine geçerek, duygusal, ahlaki ve retorik etki oluşturma yönleri analiz edilmiştir. Kur’ân’dan örnekler aracılığıyla, istifhâmın bazen bir uyarı, bazen azarlama, bazen de hatırlatma işlevi üstlendiği ortaya konmuştur.
Sonuç olarak çalışma, istifhâmın Arap dilinde yalnızca bir soru sorma biçimi olmadığını; aksine anlam derinliği, duygusal etki ve retorik güç bakımından zengin bir anlatım aracı olduğunu göstermektedir. Kur’ân üslûbunda istifhâm, hem düşündürme ve ikna etme, hem de öğretme ve yönlendirme amacıyla kullanılan temel bir belâgat unsuru olarak değerlendirilmektedir.