6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca anonim şirketlerde imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu
2013
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Hamdi Yasaman
Abstract (TR)
Konumuz TTK?nın 454. maddesinde ele alınan imtiyazlı pay sahipleri özel kuruludur. İmtiyazlı pay sahipleri kurulunun varlığının tespiti ve işlevinin anlaşılması için öncelikle ?imtiyaz? kavramının tanınması gerekmektedir. Zira, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun varlığının öncelikli şartı imtiyazın varlığıdır. Başka bir deyişle, bir şirket esas sözleşmesinde imtiyaz oluşturulmasıyla birlikte imtiyazlı pay sahipleri kurulu, o esas sözleşmede ayrıca belirtilmesine gerek olmaksızın, kendiliğinden, oluşur. Bu nedenle, çalışmamızın ilk bölümünde, bir şirkette imtiyazın, yani, imtiyazlı pay sahipleri kurulunun var olup olmadığının tespit edilebilmesine yarayacak şekilde, imtiyaza ilişkin bir takım genel bilgilerin verilmesi amaçlanmış ve bu amaçla ?imtiyaz? kavramı ve özellikle imtiyaz oluşturulmasında temel ilkeler açıklanmıştır. Kısaca belirtmek gerekirse, TTK uyarınca imtiyaz, kuruluş esas sözleşmesi ya da esas sözleşme değişikliğiyle, belirli bir konuda, belirli bir yöntemle, belirli bir pay grubuna tanınan ve kanunda öngörülen özel koruma sağlayan üstün bir pay sahipliği hakkıdır. İmtiyaza ilişkin olarak dikkat edilmesi gereken ilk husus, üstünlüğün neye göre belirleneceği, daha açık bir şekilde ifade edilecek olursa, bir pay sahibinin hakkının üstün, yani, imtiyazlı olup olmadığı belirlenirken, kıyaslamanın diğer pay sahiplerinin haklarına nazaran mı (paylara nazaran üstünlük teorisi), yoksa kanunun pay sahibine tanıdığı haklara nazaran mı (kanuna nazaran üstünlük teorisi) yapılacağı hususudur. Bu ayrımın bu kadar önemli olmasının nedeni, imtiyazın varlığının hangi teorinin kabul edildiğine bağlı olarak değişmesidir. Kanuna nazaran üstünlüğün kabul edildiği halde, tüm pay sahiplerinin sahip olduğu haklar eşit olsa dahi, şayet pay sahiplerine, kanunun tanındığı hakların üstünde bir hak verilmişse imtiyaz söz konusu olabilir. Oysa, paylara nazaran üstünlüğün kabul edilmesi halinde, pay sahiplerinin hakları arasında eşitliğin söz konusu olduğu bir durumda imtiyazın varlığından bahsedilmesi mümkün değildir. 6762 sayılı TTK döneminde tartışmalı olan bu husus, TTK?da da netlik kazanmamış, ancak, TTK?nın 478. maddesine ilişkin olarak TTK?nın Gerekçesi?nde, 6762 sayılı TTK döneminde doktrin çoğunluğu tarafından kabul edilen paylara nazaran teorisinin terk edildiğine işaret edilmiştir. Kanaatimce, böyle bir anlayış farkının Gerekçe?de belirtilmesine rağmen hükümden bu yönde bir sonuç çıkmaması önemli bir eksikliktir. İmtiyaza ilişkin olarak belirtilmesi gerekli bir diğer önemli husus ise, imtiyaz tanınabilecek hakların sınırının ne olduğudur. Bu konuda TTK?da yer alan önemli bir yenilik, TTK?nın 478. maddesinde kanunda öngörülmeyen, yeni bir pay sahipliği hakkı tanınması yoluyla da imtiyaz yaratılabileceğinin hüküm altına alınmasıdır. Buna ilişkin olarak doktrinde mevcut tartışma bu hükmün, esas sözleşmenin anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak TTK?da buna açıkça izin verilmişse sapabileceğini belirten TTK?nın 340. maddesiyle çeliştiği noktasındadır. Kanaatimce 340. madde, 478. madde ile çelişiyor olarak algılanmamalı, Kanunun yeni bir pay sahipliği hakkı yaratmak suretiyle imtiyaz tanınmasına açıkça izin vermesinden yola çıkarak, kanunun emredici kurallarına aykırı olmayacak şekilde her tür hakkın imtiyaza konu olabileceği kabul edilmelidir. Son olarak, imtiyazlara ilişkin bilinmesi gereken bir diğer husus, TTK?da ?imtiyazın sadece paya tanınacağına ilişkin? genel kurala istisna getirildiğidir. TTK?nın 360. maddesi uyarınca, TTK ile ilk defa özel olarak düzenleme altına alınan yönetim kurulunda temsil hakkında imtiyaz, belirli bir özelliği haiz pay sahibine ya da azınlığa tanınabilecektir. İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun hukuki niteliği, öngörülüş amacı ve hangi şartlar toplanmasının gerekeceği çalışmamızın ilk bölümünde ele alınan ikinci konudur. Bu noktada öncelikli olarak belirtilmesi gereken, TTK?daki imtiyaz ve imtiyazlı pay sahipleri özel kuruluna ilişkin anlayış değişikliğidir. TTK?nın 478. maddesine ilişkin olarak Gerekçe?ye bakıldığında, kanun koyucunun imtiyazları kaldırmayı değerlendirdiği, fakat bunun yaratacağı muhtemel sakıncaları göz önünde bulundurarak, imtiyazları sınırlandırıcı bir yaklaşımla yeniden düzenlediği görülmektedir. Bu sınırlandırıcı yaklaşım tarzı imtiyazlı pay sahipleri özel kuruluna ilişkin 454. maddede benimsenen birçok yeni düzenlemeye de yansımıştır. İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun temel amacı imtiyazlı pay sahiplerinin imtiyazlarının korunmasıdır. Ancak, kanun koyucu, imtiyazlı pay sahipleri kurulunun işleyişinin imtiyazlı paya sahip olmayan pay sahiplerinin (yani çoğu kez şirket çoğunluğunun) haklarını kullanmalarını sekteye uğrattığını göz önünde bulundurarak, 454. maddeyi, çoğunluğu imtiyazlı sahiplerine karşı korumak amacıyla yeniden düzenlemiş ve maddeye bu yönde birçok hüküm eklemiştir. İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulu, adından da anlaşılacağı üzere özel bir organ niteliğinde olup, yetkisi sınırlıdır. Bu husus, 6762 sayılı TTK?nın 389. maddesinde hüküm altına alına alınmış ve genel kural, imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal eder nitelikte esas sözleşme değişikliğine ilişkin tüm genel kurul kararlarının imtiyazlı pay sahiplerinin onayına tabi olduğu olarak belirlenmişti. Ancak, 6762 sayılı TTK?da esas sermaye artırımı 391. maddede ayrı olarak düzenlenmekte ve bu maddede esas sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının, imtiyazları ihlal edip etmediğine bakılmaksızın, mutlak olarak, imtiyazlı pay sahipleri kurulu onayına tabi olduğu öngörülmekteydi. Doktrinde eleştirilen bu ayırım TTK?nın 454. maddesinde kaldırılmış ve esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin tüm genel kurul kararlarında imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun onayı, haklarının ihlal edilmesi şartına bağlanmıştır. TTK?da önemli yeniliklerden biri de, 460. madde ve sair hükümleri uyarınca kapalı anonim ortaklıklar için de kayıtlı sermaye sisteminin mümkün olabileceğinin hüküm altına alınmasıdır. Buna paralel olarak 454. maddede, yönetim kuruluna sermayenin artırılması konusunda yetki veren, yani kayıtlı sermayeye geçişe ilişkin genel kurul kararlarının ve kayıtlı sermaye sistemi kapsamında yönetim kurulunun sermayenin arttırılmasına ilişkin münferit kararlarının imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları özel bir kurulda onaylanmadıkça uygulanamayacağı esası benimsenmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplanma ve karar almasına ilişkin kanundaki düzenlemelere yer verilmiştir. 6762 sayılı TTK?da imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunu toplantıya çağırmaya yetkili olanlar ve toplantıda uygulanacak toplantı ve yeter sayıları açıkça düzenlenmekte, imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunun toplantılarına ilişkin olarak toplantının zamanı, çağrı vs. hakkında detaylı hükümler ise Komiserler Yönetmeliği?nde düzenlenmekteydi. TTK?da ise imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu toplantılarına ilişkin usul ve esaslar kanunda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. İlk olarak bahsedilmesi gereken, imtiyazlı pay sahipleri kurulunu toplantıya çağırma açısından yönetim kurulu ve imtiyazlı pay sahipleri arasında bir sıralama öngörülmesidir. Buna göre imtiyazlı pay sahipleri, ancak yönetim kurulu tarafından imtiyazlı pay sahiplerini toplantıya çağırma hakkı ve görevinin öngörülen sürelerde kullanılmaması halinde mahkeme yoluyla kullanılabilecektir. Öngörülen sürelerde imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplantıya çağrılmaması halinde ise onaya tabi genel kurul ya da yönetim kurulu kararı onaylanmış sayılacaktır. TTK?da toplantı ve karar düzenlemesine ilişkin bir önemli yenilik de, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun alacağı olumsuz kararlara ilişkin getirilen özel düzenlemedir. Buna göre, kurulda olumsuz karar çıkması halinde, olumsuz kararın alınması özel bir prosedüre tabidir ve bu prosedüre aykırılık, ?kararın alınmamış sayılması? ile sonuçlanacaktır. ?Kararın alınmamış sayılması? yeni bir kavram olup, bu kavramın hangi sakatlık haline tekabül edeceği belirsizdir. Ayrıca, TTK?da 6762 sayılı TTK?dan farklı olarak toplantı yeter sayısı artırılmıştır. Son olarak, üçüncü bölümde imtiyazlı pay sahipleri kuruluna ilişkin özellikle 454. maddeye aykırı genel kurul kararları ve kanuna aykırı imtiyazlı pay sahipleri kuruluna ilişkin olarak bu sakatlıkların niteliği, etkisi ve bunlara karşı dava yolları ?Özel Sorunlar? başlığı altında irdelenmeye çalışılmıştır. TTK?da imtiyazlı pay sahipleri kurulu kararı olmaksızın alınan genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının ?uygulanamayacağı? belirtilmektedir. İmtiyazlı pay sahipleri kurulu kararının hukuki etkisinin ne olduğu, başka bir deyişle, onay alınmadan ya da özel kurulun red kararına rağmen uygulanan genel kurul kararlarına karşı ne gibi kanun yolları izlenebileceği hususunda 6762 sayılı TTK döneminde yer alan tartışmalar devam edecektir. Kanaatimce bu noktada doktrindeki ağırlıklı görüşün benimsemesi isabetlidir. Yani, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu kararı, konusunu oluşturan genel kurul ya da yönetim kurulu kararının geçerliliğine ilişkin olmayıp, imtiyazlı pay sahipleri kurulunun red kararına aykırı ya da imtiyazlı pay sahipleri kurulu onayı alınmaksızın uygulanan genel kurul ya da yönetim kurulu kararlarının uygulama işlemleri sakat olacaktır. Bu sakatlık hem hukuki güvenilirlik ilkesi, hem de ihlal edilen kuralın niteliği (kamu düzeninden olmaması) göz önünde bulundurulduğunda iptal edilebilirlik olmalı ve genel kurul kararının iptaline ilişkin hükümler uygulanabildiği ölçüde kıyasen iptal edilebilmelidir. İmtiyazlı pay sahipleri kurulunun kararlarına ilişkin sakatlıklar ise, yine üçüncü bölümde bir alt başlık olarak incelenmiştir. 6762 sayılı TTK döneminde imtiyazlı pay sahipleri kurulu kararlarının iptal edilebilip edilemeyeceği, edilecekse hangi tür kararların iptale konu olabileceği ve bu tür iptal davalarına uygulanacak hususlar (özellikle bu tür davalarda pasif dava ehliyetinin kime ait olduğu hususu) tartışmalı olmuştur. Bu tartışmalara TTK?nın 454. maddesinin 7. ve 8. fıkralarında bir ölçüde cevap verildiğini ileri sürmek mümkündür. Buna göre, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun olumsuz kararlarına karşı, yönetim kurulu tarafından, kararın verildiği tarihten itibaren bir ay içinde, sadece kararın pay sahiplerinin haklarını ihlal etmediği gerekçesiyle, olumsuz kararın alınmasında oy kullananlara karşı, iptal davası açılabilecektir. Bu noktada tarafımca eleştirilen en önemli husus, açılacak iptal davasında, dava sebebinin ?imtiyazlı pay sahiplerinin haklarının ihlal edilmemesi? olarak öngörülmesidir. Kanaatimce, bu ifade imtiyazlı pay sahiplerinin onayının zorunluluğu için temel kuralı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarının ihlali olarak öngören maddenin ilk fıkrasıyla çelişkili, bu nedenle de yanlış, bir ifadedir. Buradaki dava sebebi imtiyazlı pay sahiplerinin bu haklarını dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanması olarak anlaşılmalıdır.
Author
Dr. Gül Akad
How to Cite
Gül Akad (Yüksek Lisans Tezi). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca anonim şirketlerde imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu, 2013, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
