Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Açık kalp cerrahisi yapılan hastalarda serum prokalsitonin düzeyleri ve bunun mortalite ve morbidite ile ilişkisi

2016
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Nursel Şahin

Özet (TR)

Çalışmamız, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu onayı alınarak, kardiyovasküler cerrahi kliniği tarafından 2015 yılında KPB ile CABG, kalp kapak cerrahisi ve LVAD implantasyonu planlanan, yetişkin 29'u kadın 47'si erkek toplam 76 hasta üzerinde gerçekleştirildi. Hastalar cerrahi tipine göre; KPB ile CABG 37 hasta, kalp kapak replasmanı 18 hasta ve LVAD implantasyonu 21 hasta olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Off-pump CABG yapılan hastalar, aynı seansta CABG ve kapak replasmanı yapılan hastalar, aynı seansta kapak ve büyük damar cerrahisi yapılan hastalar, sadece büyük damar cerrahisi yapılan hastalar, acil cerrahi endikasyonlu hastalar, konjenital defekte bağlı cerrahisi planlanan hastalar, nakil cerrahisi yapılan hastalar, çalışmaya katılmak için onam vermeyen hastalar, çocuk hastalar, cerrahi girişinde belirgin hemodinamik instabilitesi olan hastalar ve cerrahi salonuna ECMO ile getirilen hastalar çalışma dışı bırakıldı. Olgular operasyon odasına alındıktan sonra 3 elektrotlu DII ve V5 derivasyonlarını içeren EKG, nabız oksimetri ile standart monitorizasyon uygulandı. Aseptik koşullarda 16 G kanül ile periferik venöz, lokal anestezi sonrası 20 G kanül ile radial arterden kanülasyon yapılarak invaziv arteryel basınç monitorizasyonu uygulandı. İndüksiyon anında, KPB giriş ve çıkışında, aortik cross-klemp uygulama ve kaldırma anında ve cerrahi bitişinde hastaların hemodinamik verileri, AKG değerleri, İOAVE süre, AS, CKS, KPB süreleri kaydedildi. Hastaların preoperatif indüksiyon öncesi, postoperatif 24 saat, postoperatif 48 saatte ve komplikasyon geliştiğinde serum prokalsitonin ve CRP düzeyleri çalışıldı. Anestezi indüksiyonu sırasında; hastalara %100 oksijen ile solutulurken 0,07–0,1 mg/kg midazolam, 3–7 mg/kg tiyopental, 2–20 µg/kg fentanyl ve 0,6 mg/kg rocuronium iv bolus olarak verildi. Orotrakeal entübasyon yapılarak olgular intermittant pozitif basınçlı ventilasyon (IPPV) modunda FiO2 %50 oksijen/hava, solunum sayısı ortalama 12/dakika, PEEP:5 mmHg, Pmax:30 mmHg, tidal volüm 6-8 ml/kg değerleri ile anestezi cihazına (Dräger Fabius GS Premium, Drägerwerk AG & Co.) bağlandılar. Olguların tümü intratrakeal genel anestezi altında operasyona alındı. Entübasyon sonrası idrar çıkışının takibi için mesane kateterizasyonu, antibiyotik profilaksisi ve vücut sıcaklığı takibi için hem nazofaringeal hem de rektal ısı probları yerleştirildi. Operasyon sırasında anestezi idamesi hemodinamik durumuna göre 0,25 µg/kg/dakika remifentanyl infüzyonu ve %1 minimum alveoler konsantrasyon (MAC) sevofluran ile sağlandı. İv sıvı tedavisi uygulandı. Hastalara aseptik koşullarda vena jugularis interna ile santral venöz basınç kateteri (Certofix® trio, B.Braun Melsungen AG) veya endikasyonuna göre schwan ganz kateteri yerleştirilerek; SVB ve PAB takibi yapıldı ve olguların verileri kayıt altına alındı. KPB dışında orta arter basıncı (OAB) 65–100 mmHg, kalp hızı (KH) 60-100 atım/dakika değerleri arasında tutulmaya çalışıldı. Hematokrit değeri %21 ve üzeri tutacak miktarda eritrosit süspansiyonu ve cvp, nabız, kan basıncı, cerrahi kanama ve ACT düzeyleri, koagülasyon parametreleri izlenerek taze donmuş plazma replasmanı yapıldı. Hastalar hemodinamik olarak stabil, normotermik (>36C) olduklarında, belirgin aritmi olmaması, göğüs tüpü drenajlarının kabul edilebilir seviyede olması, kas gücünün yeterli kooperasyon kurulabilir düzeyde şuurlu ve arter kan gazında oksijenizasyon ve karbondioksit düzeyleri normal sınırlarda olduklarında weaning işlemine başlandı ve uygun hastalar extübe edildiler. Olgulara ait preoperatif ağırlık, boy ve vücut kitle indeksi gibi demografik özellikler karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Üç grubun yaş, cinsiyet ve EF ölçümleri arasındaki farklar incelenmiştir. Grup I ve Grup II'nin ortalama yaş ölçümleri, Grup III'ten yüksek bulunmuştur. Yine Grup I ve Grup II'nin ortalama EF ölçümleri, Grup III'ten yüksek bulunmuştur. Her grup için preoperatif, postoperatif 24. saat ve postoperatif 48. saatte alınan prokalsitonin değerleri arasındaki farklar incelenmiştir. Grup I prokalsitonin değeri preop ölçümünde en düşük, postoperatif 1. gün ölçümde en yüksek iken, postoperatif 2. gün ölçümde postoperatif 1. gün ölçüme göre azalma göstermiştir. Grup II'de ise prokalsitonin değeri postoperatif 1. gün ölçüm ve postoperatif 2. gün ölçümde preoperatif ölçümüne göre artış göstermekte, postoperatif 1. gün ve postoperatif 2. gün ölçümler arasında fark bulunmamaktadır. Grup III'te Grup I'deki gibi prokalsitonin değeri preop ölçümünde en düşük, postoperatif 1. ölçümde en yüksek iken, postoperatif 2. ölçümde postoperatif 1'e göre azalma göstermiştir. Postoperatif 1. gün prokalsitonin ölçümü 0,5'den büyük ve küçük olan hastaların hastaların postoperatif Mekanik Ventilasyon Süresi, Postoperatif İnotrop İhtiyacı Süresi, Yoğun Bakım Süresi ve Hastanede Yatış Süresine göre farkları çalışılmıştır. P2PCT ölçümü 0,5'den büyük ve küçük olan hastaların yalnızca Yoğun Bakım Süresi farklı bulunmuş, prokalsitonin değeri büyük olan hastaların yoğun bakım süresinin daha uzun olduğu görülmüştür. Postop1. prokalsitonin ölçümü 0,5'den büyük ve küçük olan hastaların Postoperatif Mekanik Ventilasyon Süresi, Postoperatif İnotrop İhtiyacı Süresi ve Hastanede Yatış Süresi farklı bulunmamıştır. P2PCT ölçümü 0,5'den büyük ve küçük olan hastaların Postoperatif Mekanik Ventilasyon Süresi, Postoperatif İnotrop İhtiyacı Süresi, Yoğun Bakım Süresi ve Hastanede Yatış Süresine göre farkları çalışılmıştır. P2PCT ölçümü 0,5'den büyük olan hastaların 0,5'den küçük olanlara göre Postoperatif Mekanik Ventilasyon Süresi, Yoğun Bakım Süresi ve Hastanede Yatış Süresi daha uzun bulunmuştur. P2PCT ölçümü 0,5'den büyük olan hastaların 0,5'den küçük olanlara göre Postoperatif İnotrop İhtiyacı Süresi farklı bulunmamıştır. Grupların preoperatif, postoperatif 1. gün ve postoperatif 2. gün Prokalsitonin, Postoperatif Mekanik Ventilasyon Süresi, Postoperatif İnotrop İhtiyacı, Yoğun Bakım Süresi ve Hastanede Yatış Süresine göre farkları çalışılmıştır. Grupların preoperatif prokalsitonin ölçümleri arasında fark bulunmamıştır. Gruplardan en az birinin P1PCT değeri farklı bulunurken, ikili karşılaştırmalarda Grup III'deki P1PCT değerinin Grup I'den yüksek olduğu görülmüştür. Gruplardan en az birinin P2PCT değeri farklı bulunurken, ikili karşılaştırmalarda Grup I'in P2PCT değerinin Grup II ve Grup III'den düşük olduğu görülmüştür. Grupların Postoperatif Mekanik Ventilasyon Süreleri arasında fark bulunmamıştır. Gruplardan en az birinin Postoperatif İnotropik Ajan İhtiyacı Süresi farklı bulunurken, ikili karşılaştırmalarda Grup I'in Postoperatif İnotrop İhtiyacı Süresinin Grup II ve Grup III'den düşük olduğu görülmüştür. Gruplardan en az birinin Yoğun Bakım Süresi farklı bulunurken, ikili karşılaştırmalarda Grup III'ün değerinin Grup I ve Grup II'den yüksek olduğu görülmüştür. Benzer şekilde gruplardan en az birinin Hastanede Yatış Süresi farklı bulunurken, ikili karşılaştırmalarda Grup III'ün hastanede yatış süresinin Grup I ve Grup II'den yüksek olduğu görülmüştür. Üç grup için İOAVE süre, anestezi süresi, cross klemp süresi, pompa süresinin CRP ile ilişkisi çalışılmıştır. Sonuca göre yalnızca Grup III'ün postoperatif 2. gün CRP ölçümünün intraoperatif akciğerlerin ventile edilmediği süre ile pozitif yönlü anlamlı ilişkisi olduğu bulunmuştur. Diğer ölçümler arasında ilişki bulunmamıştır. Üç grubun PCT ölçümlerinin İOAVE süre, PS, CKS ve AS ölçümleri ile ilişkisi incelenmiştir. Yapılan korelasyon testlerine göre Grup II'deki P1PCT ölçümü ile İOAVE süre, PS ve AS ölçümleri arasında pozitif yönlü korelasyon saptanmıştır. Yine Grup II'de P2PCT ölçümü ile AS ölçümleri arasında pozitif yönlü korelasyon sağlamıştır. Hastaların PCT ölçümlerinin postoperatif komplikasyonlarla ilişkisi incelenmiştir. Yapılan korelasyon testlerine göre gelişen komplikasyonlarda her bir komplikasyon için prokalsitonin ölçümleri ile anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Yalnızca P2PCT ölçümü ile genel komplikasyon gelişimi açısından pozitif yönlü bir korelasyon saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Açık kalp cerrahisi, Prokalsitonin, Mortalite, Morbidite.

Yazar

Dr. Mustafa Deniz

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Mustafa Deniz (Tıpta Uzmanlık Tezi). Açık kalp cerrahisi yapılan hastalarda serum prokalsitonin düzeyleri ve bunun mortalite ve morbidite ile ilişkisi, 2016, Akdeniz University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Akdeniz University tezlerinden daha fazlası