DoctorateOpen Access

Analysis and modeling of crustal deformation using InSAR time series along selected active faults within the Africa-Eurasia convergence zone

2015
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Ziyadin Çakır ; Prof. Dr. Mustapha Meghraouı

Abstract (TR)

Afrika ve Avrasya plakalarının yakınsaması Geç Kretase (~90 My) döneminde başlamış olup, bu bölgedeki büyük ve yıkıcı depremlerin oluşturduğu aktif tektonik yapılarının ana kaynağıdır. Fay davranışlarını ve deprem döngüsünü daha iyi anlamakta yeni bulgulara ulaşabilmek amacıyla, Avrasya-Afrika yakınsama zonu içerisinde seçilmiş faylar boyunca deprem anı, deprem sonrası ve deprem arası dönemlere ait yüzey deformasyonları incelenmiştir. Bu tez çalışması kapsamında deprem sonrasında fay yüzeyinde derin ve/veya sığ kesimlerde oluşan, artçı kayma (afterslip) veya krip olarak isimlendirilen ve çok yavaş hızlarda cereyan eden asismik hareketler araştırılmıştır. Yavaş yüzey deformasyonları Sentetik Açıklık Radar İnterferometrisi (InSAR) zaman serileri yöntemi ile görüntülenmiş ve konuyla ilişkili olabilecek elastik ve visko-elastik yer değiştirme yöntemleri ile modellenmiştir. Tez kapsamında, InSAR zaman serilerinin yönteminin Sürekli-Saçıcılar (Persistent Scatterers, PSI) ve Küçük-Baz (Small Baseline, SBI) yaklaşımları uygulanmıştır. Tezin ana bölümleri 21 Mayıs 2003 Zemmori (Mw 6.8, Cezayir) ve 24 Şubat 2004 Al Hoceima (Mw 6.4, Fas) depremleri ile ilişkili deprem sonrası deformasyon, ve Kuzey Anadolu Fayı (Türkiye) üzerindeki İsmetpaşa segmentinin asismik krip hareketi üzerine yoğunlaşmıştır. Sentetik Açıklık Radar İnterferometrisi ilk defa 20 yıl kadar önce 1992 Landers (Kaliforniya) depreminin oluşturduğu yüzey deformasyonlarının incelenmesi için kullanılmaya başlanarak aktif tektonik araştırmacılarının hizmetine sunulmuş olan uzay bazlı bir jeodezi yöntemdir. InSAR santimetre altı doğrulukta yüzey deformasyonunu ölçebilen, yüksek alansal çözünürlüğü ve uzaktan veri sağlayabilme özelliği ile çok etkili bir yöntemdir. Sürekli-saçıcılar ve Küçük-baz InSAR zaman serileri gibi gelişmiş çoklu zamansal teknikler, zaman içerisinde kaydedilmiş çoklu SAR görüntülerini eşzamanlı işleme yeteneğine sahiptir. Bu gelişmiş InSAR teknikleri; atmosferik etkilerin, sayısal yükseklik modeli ve yörünge hatalarının sebep olduğu gürültü etkisini ve sinyal bozulmalarını azaltabilmektedir. Bu sayede ilgili hataların azaltılarak santimetre altı ölçekteki deformasyon sinyalinin belirlenebileceği konum sayısını arttırabilmektedir. Klasik InSAR yöntemlerine kıyasla, Sürekli-saçıcılar ve Küçük-Baz analizleri çoklu zamansal SAR görüntülerinin yığışımı ile birbirinden ayrı hedeflerdeki kabuk deformasyonunun zamansal değişimini belirleyebilir. Buradaki hedefler zamanla sabit yansıması olan yapılardır ve sürekli saçıcılar (persistent scatterers) olarak adlandırılırlar. Tez kapsamında deprem sonrası ve asismik kayma hareketlerinin görüntülenmesinde kullanılmış olan Sürekli-saçıcılar ve Küçük-baz InSAR zaman serileri yöntemlerinin çalışma prensipleri tezin yöntemler bölümünde kısaca tanıtılmıştır (Bölüm 2). Aktif faylanma ile ilişkili yavaş yüzey hareketlerinin görüntülenmesi ve araştırılması, depremleri oluşturan itici gücün ve aralarındaki ilişkilerin belirlenmesi ve anlaşılmasına katkıda bulunur. InSAR teknikleri ile birlikte Küresel Konumlama Sistemi (GPS), bölgesel sismotektonik ve jeoloji kullanılarak yapılan kabuk deformasyonu çalışmaları, deprem anı, deprem sonrası ve asismik krip hareketlerinin tanımlanmasında yardımcı olabilir. Bu yüzden, deprem döngüsü hakkındaki yeni bilgiler hem sismik tehlike tahminlerinde hem de kısa ve uzun dönemde Yeryüzü deformasyonu ve gelecekte meydana gelebilecek potansiyel depremlerin belirlenmesinde önemli bir adımdır. Cezayir'in Zemmouri şehri yakınlarında 21 Mayıs 2003 tarihinde ters fay kaynaklı Mw 6.8 büyüklüğünde oldukça hasar veren bir deprem meydana gelmiştir. Bu ters fay kaynaklı orta büyüklükteki yıkıcı Kuzey Afrika depremi, bu tez çalışması için deprem sonrası deformasyon araştırmasında motivasyon kaynağı olmuştur (Bölüm 3). Depremi takiben bölgede 2003 ile 2010 tarihleri arasında oluşan santimetre bazındaki deprem sonrası yüzey deformasyonu 31 Envisat ASAR uydu görüntüsü ile Küçük-baz yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Sonuçlar, InSAR ve arazi ölçümlerinden elde edilen deprem anı maksimum yükselme gösteren kıyı bölgelerinde, depremden sonra çökme meydana geldiğini göstermiştir. Elastik ve homojen yarı-uzayda, üçgen örgülerle oluşturulmuş fay yüzeyi kullanılarak ters modelleme yapılmıştır. Sonuçlar, deprem anı yükselme görülen bölgelerin deprem sonrası dönemde gösterdikleri çökmenin, maksimum deprem anı kaymanın meydana geldiği alanların üzerinde kısaca fay yüzeyinin sığ bölümlerinde (< 5km) oluşan artçı kayma ile izah edilebilir olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar depremden sonra bölgede yapılmış olan GPS gözlemleriyle uyumluluk göstermektedir. Deprem bölgesinin güneybatısında gözlenen çökmenin ise yumuşak sedimanların ve yeraltı su seviyesi değişimi etkisi ile bu bölgede tektonik kökenli olmayan bir zemin deformasyonu tanımlanmasını sağlar. 2003 ana şokunu izleyen 7 yıl boyunca oluşmuş toplam deprem sonrası artçı kayma miktarı Mw 6.3 büyüklüğünde bir depreme eşdeğerdir. Bu nedenle, deprem sonrası deformasyon ve gerilme birikiminin Cezayir bölgesinde yapılacak deprem döngüsü modelleri ve büyük depremlerin tekrarlanma aralıklarının belirlenmesinde önemli etkileri vardır. Fas'ın Al Hoceima şehri yakınlarında 24 Şubat 2004 tarihinde meydana gelen Mw 6.4 büyüklüğündeki deprem ile ilişkili deprem anı ve deprem sonrası yüzey deformasyonları InSAR kullanılarak haritalanmıştır (Bölüm 4). Deprem, yüzey kırığı ve depremle ilişkili yapılar oluşturmadığı için deprem anı fay kırığı karakteristik özellikleri halen iyi tanımlanamamıştır. Deprem sonrası yüzey deformasyonu Envisat ASAR uydusunun alçalan (15 görüntü) ve yükselen (15 görüntü) geometrilerinden elde edilen verilerle belirlenmiştir. Deprem sonrası yüzey deformasyonunun deprem anı deformasyondan farklı olarak gösterdiği yüzey değişimi, şimdiye kadar önerilen fay geometrisinin güney kısmının revize edilmesi gerektiğini göstermiştir. InSAR analizleri ve modelleme sonuçları depremin KD-GB doğrultulu sağ-yanal atımlı kör bir fay ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca depremin etki alanında dikkate değer miktarda deprem sonrası yüzey deformasyonu oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca modelleme sonuçları, deprem sonrası deformasyonun sığ (<8 km) derinlikli artçı kayma hareket ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. 1994 ve 2004 Al Hoceima depremlerinin InSAR analizleri ve son zamanlarda oluşan doğrultu atımlı faylarla ilişkili deprem aktivitesi göstermektedir ki Kuzey Afrika-Avrasya levha sınırındaki Rif bölgesi, doğusunda ve batısında bindirme faylarla ilişkili depremlerin etkisi altındaki kuzey Cezayir ve Kadiz bölgelerinden sismotektonik açıdan farklılık göstermektedir. Al Hoceima ve civarındaki topoğrafyadaki hakim bindirme ve kıvrım gibi morfotektonik yapıların Tersiyer boyunca gelişen sıkışma rejimi ürünleri olması bu bölgedeki doğrultu atımlı tektonik rejimin yakın zamanda başladığı fikrini desteklemektedir. K-G doğrultulu normal, KB-GD ve KD-GD doğrultulu yanal atımlı çapraz faylanmalar göstermektedir ki bu yapılar D-B yönlü Geç Kuvaterner açılma deformasyonunun ürünüdür. Rif bölgesi parçalanmasına önderlik eden Afrika-İberya sıkışma ve batı-güneybatı kaçma tektoniğidir. Kuzey Anadolu Fayı İsmetpaşa segmenti üzerindeki asismik kayma, diğer bir deyişle krip hareketi yarım yüzyıl önce keşfedilmiş olsa da, jeodezik ve sismolojik çalışmaların azlığı sebebiyle bu hareketin zamansal ve alansal karakteri iyi tanımlanamamıştır. Kuzey Anadolu Fayı İsmetpaşa segmenti boyunca meydana gelen yüzey deformasyonu Sürekli-saçıcılar (PSI) tekniği ile belirlenmiştir. Krip hareketi sergileyen segmentin uzunluğu ve kayma alanı, InSAR' dan elde edilen veriler ve elastik yer değiştirme modelleme sonuçları ışığında belirlenmiştir (Bölüm 5). Krip hareketinin karakteristik özelliklerinin daha iyi tanımlanabilmesinde ve litolojinin krip üzerindeki kontrol potansiyelinin belirlenmesinde jeolojiden faydalanılmıştır. 2003 ve 2010 yılları arasında, iniş yörüngesinden alınmış iki komşu ize (track 479 ve 207) ait 55 adet Envisat ASAR uydu verisi analiz edilmiş ve zaman serileri oluşturulmuştur. InSAR sonuçları, İsmetpaşa'nın batısında kilitli ve krip eden segment arasındaki kademeli geçişi açıkça göstermektedir. Çalışmamız sonucunda toplam krip uzunluğu 100 km' yi aşmakta, krip hızı ise segment boyunca değişken olup maksimum 20±2 mm/yıl miktarına ulaşmaktadır ki bu değer Kuzey Anadolu Fayı boyunca bu bölgedeki 25±2 mm/yıl olan uzun dönem plaka hareketi hızına yakındır. Krip hızı İsmetpaşa yakınlarında 8±2 mm/yıl olarak belirlenmiştir. Bu değerler İsmetpaşa yakınlarında kurulu olan GPS ağı ölçümleri ve diğer jeodezik ölçümlerden elde edilen sonuçlar ile uyumludur. Elastik yer değiştirme modelleme sonuçları asismik krip derinliğinin oldukça sığ (< 5km), ve genel olarak iki ana bölgede toplanmış heterojen bir yapıda olduğuna işaret etmektedir. Bu kayma sonucunda sessiz bir şekilde açığa çıkan toplam yıllık moment 6.2 x 1016 Newton metredir ki, bu da Mw 5.1 büyüklüğünde bir depremin üreteceği sismik momente eşittir. Yapılan jeolojik incelemelere ortaya koymuştur ki, bölgedeki krip hareketi ile jeoloji arasında korelasyon bulunmaktadır. Fay zonu boyunca krip oluşturan bölgede andezit-bazalt, kireçtaşı ve serpantin gibi sürtünme özelliği düşük olan kayaçlar yer almaktadır. Son olarak, bu çalışmada ulaşılan ana sonuçlar kısaca özet olarak Bölüm 6'da verilmektedir. Kör veya gizli fayların sebep olduğu deprem sonrası ve asismik krip ile ilişkili yavaş yüzey deformasyonları InSAR zaman serileri kullanılarak başarılı bir şekilde tespit ve karakterize edilmiştir. 2003 Zemmouri depremi için elde edilen sonuçlar, deniz tabanındaki karmaşık bir sismik kırılma yüzeyi üzerinde meydana gelen sığ artçı kaymanın varlığını vurgulamaktadır. Deprem sebebiyle kıyıda oluşan yükselmenin ölçüldüğü bölgelerde, deprem sonrası çökme oluştuğu gözlenmektedir. Ayrıca depremin etki alanındaki havza içerisinde gözlemlenen maksimum çökmenin tektonik kaynaklı oluşmadığı, bölgedeki kuyulardan elde edilen su seviyesi değişimleri ile aralarında korelasyon bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. Orta büyüklükteki 2004 Al Hoceima depremi deprem sonrası yüzey deformasyonu çalışmak için dikkat çekici bulunmuştur, çünkü kör bir fay sistemi üzerinde meydana gelmiş deprem kırığının konum ve geometrisinin, ve deprem anı ve deprem sonrası kaymasının belirlenmesinde önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Kuzey Anadolu Fayının İsmetpaşa segmenti boyunca fay sürtünme parametreleri de InSAR zaman serileri yöntemi ile başarılı bir şekilde belirlenmiş ve fay boyunca sığ kesimlerdeki asismik krip hareketinin jeolojik kökenli olduğu açığa çıkarılmıştır. Bu tez, Afrika-Avrasya yakınsama zonu içerisinden seçilen aktif faylar boyunca yavaş yüzey deformasyonu çalışmalarında InSAR zaman serileri katkısını vurgulamaktadır. Kabuk deformasyonu ve deprem döngüsü anlayışımızın geliştirilmesi için sadece deprem anı yüzey deformasyonu değil, aktif faylanma ile ilişkili yavaş deformasyonların da detaylı analizi gerekir. Doğru ve güvenilir deprem döngüsü modellerini oluşturabilmek için daha fazla yeni araç ve teknik kullanarak, yeryüzünde meydana gelen orta ve büyük ölçekli olaylarla ilişkili küçük yüzey değişimleri çalışmalarının geliştirilmesi önemlidir. Bu teknikler, yeni nesil SAR görüntüleri (Sentinel, TerraSAR-X) kullanımı ile daha fazla gelişme gösterebilir. Her bir kayda değer sismik olayın analizi, deprem kırığı fiziği karakterizasyonu hakkında yeni bulgular ortaya çıkarabilir.

Author

Dr. Esra Çetin

How to Cite

Esra Çetin (Doktora Tezi). Analysis and modeling of crustal deformation using InSAR time series along selected active faults within the Africa-Eurasia convergence zone, 2015, Istanbul Technical University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Istanbul Technical University