DoktoraAçık Erişim

Anadolu dağ kurbağalarında karşılaştırmalı olarak serolojik ve hematolojik çalışmalar

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2007
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Rana subgenusuna ait kahverengi kurbağalar Anadolu, Kafkasya, Kuzey İran ve muhtemelenKuzey Irak'ın dağlık bölgelerinde dağılış göstermektedir.Dağılış alanında bulunan Anadolu'da dağ kurbağalarının taksonomisi ve coğrafik dağılışları ileilgili ilk çalışmalar 1885' de başlamıştır. İlk tavsif edilen tür Boulenger (1885) tarafından Uludağ'danRana macrocnemis' dir.Diğer tür (Rana camerani) ilk defa Boulenger (1886) tarafından Kafkasya'da 2500 m rakımlıTabizhuri Gölü ve Achalkalki'den tavsif edilmiş ve sonra Anadolu'da ilk olarak Erciyes Dağı'ndankaydedilmiştir (Werner, 1902). Anadolu'da kaydedilen 3. tür (Rana holtzi) Werner (1898) tarafındanBolkarlar'da Maden Gölü'nden 2400 m yükseklikten tavsif edilmiştir. R. holtzi endemik olup yalnızOrta Bolkarlar'da Maden Gölü'nde yaşamaktadır.İlk defa Kafkasya'dan tavsif edilmiş olan Rana camerani sonradan Anadolu'da ilk mahal olarakErciyes Dağı'ndan Werner (1902) tarafından kaydedilmiştir. Türkiye'de tavsif edilmiş olan ilk tür Ranamacrocnemis' in sonraları Kafkasya'da da yaşadığı tespit edilmiştir. İki türün Kafkasların çeşitlibölgelerinde mevcudiyeti ile ilgili ilk kayıtlardan biri Boettger (1892) tarafından verilmiştir.Anadolu dağ kurbağalarının taksonomik durumu değişik araştırıcılar tarafından farklıdeğerlendirilmiştir. Boulenger (1898), R. holtzi'nin R.camerani'nin sinonimi olduğunu kabul etmiştir.Werner (1902) Boulenger ile aynı görüşte olmasına rağmen, daha sonra R. holtzi'nin farklı türolduğunu kabul etmiştir. Boettger (1892) Kafkasya'da dağılış gösteren bu 2 türün (R.macrocnemis veR.camerani) simpatrik olduğunu rapor etmiştir. Sonra, Boulenger (1896)' da her birinin birbirlerine çokyakın olduğunu rapor etmiştir. Lantz ve Cyren (1913) ve Bodenheimer (1944) R. macrocnemis `in veR. camerani'nin birbirinin idantiği olduğunu iddia etmişlerdir. Delwig (1928), R. macrocnemis ve R.camerani'nin aynı türün coğrafik ırkları olduklarını belirtmişlerdir. Terent'ev ve Chernov (1949) bu ikitürün ayrıldığını ve farklı türler olduğunu kabul etmiştir. Daha sonraki çalışmalarda; Mertens (1952),Başoğlu-Helmich (1959, 1970) ve Eiselt (1965) Anadolu'da üç türün bulunduğunu ancak durumunaçıklığa kavuşması için bol materyal üzerinde çalışılması gereğine dikkat çekmişlerdir.Anadolu dağ kurbağalarından bol materyal üzerinde biyometrik ve morfolojik araştırmalaryapan Baran (1969) ve aynı materyal üzerinde osteolojik çalışmalar yapan Özeti (1970)'ye göreAnadolu'da biribirinden farklı üç tür yaşamaktadır. Baran ve Atatür (1986) Akdağ populasyonuörneklerini yeni bir alt tür (Rana macrocnemis tavasensis) tanımlamışlardır. Daha sonralarıTarkhnishivili ve Gokhelashvili (1999) ve Tarkhnishvili et. al. (1999) R. macrocnemis grubu içindeR.m.macrocnemis ve R.m.camerani olarak iki coğrafik alttürün mevcudiyetine dikkat çekmişlerdir.Arıkan ve ark. (2001) tarafından yapılan morfolojik ve serolojik bir çalışmada, Uludağ, Akdağ,Bolkar Dağları, Erciyes Dağı, Sultan Dağları, Kaçkar Dağları, Karçal Dağı populasyonları arasındabiyometrik özellikler açısından önemli farklar olmadığı, sadece renk-desen açısından bazı farklılıklarınbulunduğu belirtilmiştir.Yukarıda kısaca özetlendiği gibi, (Boulunger 1885'de Uludağ'dan R.macrocnemis olarak tavsifedilen ve Werner 1898 Toros Dağları'nda Maden Gölü'nden tavsif edilen R.holtzi ile Werner 1902tarafından Erciyes Dağı'nda yaşadığı bildirilen R. camerani türlerinin taksonomik durumlarını ortayakoymaktır. Bu amaçla bu çalışmada Uludağ, Akdağ, Bolkar Dağları, Erciyes Dağı, Sultan Dağları,1Kaçkar Dağları, Karçal Dağı (Gürcistan sınırı) populasyonlarına ait örnekler morfolojik ve serolojikyönden araştırılarak taksonomik durumlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Ayrıca kan hücrelerininsayıları, büyüklükleri ve morfolojileri incelenmiştir.Bu çalışmada, Wright'ın boyasıyla boyanmış yayma kan preparatlarından yararlanılarakAnadolu'da üç dağ kubağası türünde eritrosit hücre ve nukleus ölçümleri yapılmıştır. En büyükeritrositler R.macrocnemis'de (Sultan Dağları), en küçük eritrositler ise R.macrocnemis (KaçkarDağları) gözlenmiştir. İncelenen türler birlikte ele alındığında nukleus ve eritrosit büyüklüğü arasındakikorelasyon önemli bulunmuştur.Bu çalışmada, 2002-2004 yılları arasında devam eden arazi çalışmaları ile 7 farklı lokaliteden toplanandağ kurbağası örnekleri değerlendirilmiştir. Ölçüm ve oranların alınmasında Terent' ev-Chernov(1965), Hotz ve Uzzell (1982) ve Arıkan (1990)' nın çalışmaları esas alınmıştırEterle bayıltılan hayvan disseke edilerek perikart zarı kesilmek suretiyle kalbi ortaya çıkarılıp heparinlihematokrit kılcal tüpler yardımıyla kan ventrikulustan çekilmiştir. Alınan kan 5 dk süreyle 600 g'desantrifüj edilerek hücresel kısımdan ayrılmış ve serum -20 C'de muhafaza edilmiştir. Elektroforetikseparasyonlar oda sıcaklığında, Canalco Model 1200 elektroforez apareyi kullanılarak Dawis (1964)'in poliakrilamid jel disk elektroforez yöntemini biraz değiştirerek uygulayan Arıkan (1983)'a göreyapılmıştır. Elektroforetik separasyonlarda her bir tüp için 5µl serum protein örneği kullanılmıştır.Separasyondan sonra, jeller 7%'lik asetik asit ile hazırlanmış 0.5%'lik Amidoblack ile boyanmışlardır.Fazla boyanın atılması 7%'lik asetik asit banyoları ile pasif olarak gerçekleştirilmiştir. 7populasyondanörneklerin kan serum proteinlerinin elektroforetik analiz sonuçlarında cinsler arasında önemli farklargörülmediğinden, erkek ve dişiler birlikte değerlendirilmiştir.Belirtildiği gibi dağ kurbağalarının taksonomisi ile ilgili çalışmalardan elde edilen sonuçlar,Anadolu'da 3 türün mevcudiyetine işaret etmesine rağmen, bilimadamları arasında henüz görüş birliğiyoktur. Özellikle, R.macrocnemis ve R.camerani'nin taksonomik durumları açık değildir. Lantz veCyren (1913) ve Bodenheimer (1944) bu iki türü idantik olarak Delwig (1928) bunları aynı türünalttürleri olarak; Mertens (1952), Terentev ve Chernov (1965), Baran (1969), Özeti (1970) Başoğlu etal (1994) ise bunları iki ayrı tür olarak değerlendşrmişlerdir. Baran ve Atatür (1986) Akdağpopulasyonunu yeni bir alttür (R.m.tavasensis) olarak değerlendirilmiştir.Bulgularımıza göre, Bolkar Dağları'ndan Karagöl populasyonu örneklerinde deri düz, değişikşekil ve büyüklükleri sırt lekeleri etrafında daha açık renkli halkalar vardır. İncelenen örneklerinhiçbirinde verteral şerit yoktur. Bu populasyona ait bulgularımız literatürde R. holtzi türünün ilk tavsifiniyapan Werner (1898)'in tanımı ile tamamen uyum içindedir. Söz konusu populasyonun topotipikörneklerden oluşması, diğer bir değişle bu örneklerin R.holtzi'nin terra typica'sından elde edilmişolması nedeni ile bu beklenen doğal bir sonuçtur. Ancak Tarknishvili ve Gokhelashvili (1999)'ninKafkaslarda'ki R.macrocnemis alttürü için verdikleri genel tanım çalışmamızdaki R.holtzi örneklerineait tanıma daha uygunluk göstermektedir. Bu nedenle söz konusu bölgeye ait örneklerin taksonomikdurumlarının tekrar gözden geçirilip yeniden adlandırılması gerektiği kanaatindeyiz. Çünkü mevcutbilgiler ışığında R.m.macrocnemis olarak adlandırılan örneklerin R.holtzi olarak adlandırılması dahadoğru olacaktır. Benzeri sorun R.m.camerani populasyonlarının adlandırılması içinde geçerlidir.Kafkaslardaki bu alttürleründe R.macrocnemis olması daha muhtemeldir. Kan serum proteinlerinin2elektroforetik analizinde 7 populasyon arasında kalitatif açıdan önemli farklar ortaya çıkmamış, sadeceglobulinler seviyesinde kantitatif farklılıklar gözlenmiştir. Bulgularımıza dayanarak, R.holtzi olarakkabul ettiğimiz Bolkar Dağları'ndan Karagöl populasyonu ile R. macrocnemis olarak değerlendirdiğimizUludağ ve Erciyes Dağı populasyonları arasında şu farklar tespit edilmiştir. R.holtzi'de deri düz,R.macrocnemis'de ise pürtüklü; R.holtzi'de sırt lekeleri belirgin olup etrafında daha açık renkli halkamevcut, R.macrocnemis'de sırt lekeleri soluk olup etrafında daha açık renkli halka yok; vertebral şeritR.holtzi'de olmamasına karşın, R.macrocnemis'de değişik oranlarda mevcuttur.Kan serum proteinleriaçısından R.holtzi ile R.macrocnemis arasında özellikle globulinler seviyesinde kalitatif farklılıklarsaptanmıştır. Anadolu'da 7 populasyonda elde ettiğimiz morfometrik ve serolojik analiz sonuçlarınagöre Anadolu'da R.holtzi ve R.macrocnemis olmak üzere iki ayrı türün bulunduğu, bir başka deyişleErciyes Dağı'nda yaşadığı belirtilen R.camerani türünün R.macrocnemis sinonimi olarakalınabileceğini söyleyebiliriz.3

Yazar

Birgül Afsar

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Birgül Afsar (Doktora Tezi). Anadolu dağ kurbağalarında karşılaştırmalı olarak serolojik ve hematolojik çalışmalar, 2007, Manisa Celal Bayar University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Manisa Celal Bayar University tezlerinden daha fazlası