Master'sOpen Access

Analyse sémiotique du conte- théorie et application

2010
0 views
0 downloads
Advisor: Yrd. Doç. Dr. Attila Demircioğlu

Abstract (TR)

Göstergebilimsel Öykü Çözümlemesi » adlı çalışmamızda, göstergebilim alanında bugünün en geçerli çözümleme yöntemlerinden birini tanıtmaya çalıştık. Genel çizgiler çerçevesinde yaptığımız teorik açıklamalardan sonra, bu bilgilerin önderliğinde bir öyküyü çözümledik.Öncelikle göstergebilim (semiyotik) için bir tanım yapmak gerekirse, en geniş anlamıyla, göstergeleri inceleyen bilim dalı diyebiliriz. Göstergebilimin amacı, göstergelerin anlamlarını çözmektir.Göstergebilimsel çözümlemeye geçmeden önce, dilbilimci Ferdinand de Saussure ve Louis Hjemslev'den bahsetmek gereklidir.Çağdaş göstergebilimin öncüsü F. de Saussure dilbilimi diğer bilimlerden bağımsız kılarak ona kendi özerkliğini kazandırmıştır. F. de Saussure'ün öğretisinden yola çıkan L. Hjelmslev ise göstergebilimi geliştirmiştir.Göstergebilim yaşamın her alanını göstergeler aracılığıyla ele alır. Bütün alanlar, göstergebilim yoluyla yeniden değerlendirilmeye açılır. Göstergebilim kuramcıları arasında, bu bilimi özerk bir hale getiren Algirdas Julien Greimas'ın yeri ayrıdır. Bu özelliğiyle A. J. Greimas'ın kuramı, bu tezin de temelini oluşturuyor.Onun yöntemi resim, müzik, sinema, hukuk dili, edebiyat gibi farklı alanlarda uygulanır. Dolayısıyla bir müzik yapıtı, bir film, bir reklam afişi, bir edebiyat eseri, bir masal, bir görüntü, bir şiir, bir dinsel söylem göstergebilim ile çözümlenebilir.F. de Saussure ve L. Hjelmslev'in benimsedikleri, anlamın farklılıktan kaynaklandığı ilkesi, çalışmamızda uygulamayı denediğimiz, A. J. Greimas'ın çözümleme yönteminin de temel ilkesini oluşturur. Bu ilkeye göre, evrenin bir anlam taşıması, en az iki nesne-terimi bir arada var olan nesneler olarak algılayarak, bu iki terim arasındaki bağıntıyı kavramaktan geçer. Buna göre, göstergebilimsel çözümleme, bir yapıtta « bağıntılar dizgesi » oluşturan öğelerle işlem yapar.Çözümleme sırasında takip ettiğimiz temel ilke, öyküyü « kendi kendisiyle » aydınlatmak oldu. Bir başka deyişle amacımız, anlamlamanın (signification) iç koşullarını aramak idi, öyküyle bir başka dış gerçeklik arasındaki bağıntıyla ilgilenmedik. Zira göstergebilimsel çözümleme yöntemini tüm diğer yöntemlerden ayıran, ona bilimsel niteliğini kazandıran en önemli özellik, yukarıda bahsettiğimiz, yapıtı « kendi kendisiyle » açıklamak ilkesidir.xviiGöstergebilimsel çözümleme, iki yapı düzleminde gerçekleştirilir :- Yüzeysel (superficiel) yapı- Derin (profond) yapı.Yüzeysel yapı kendi içinde ikiye ayrılır :- Anlatısal unsur- Söylemsel unsur.Kısacası, yüzeysel yapı incelenirken bir metnin anlatısal ve söylemsel unsurları ele alınır. Anlatısal unsur ele alınırken, öncelikle temel sözceler saptanır. Temel sözce :- Durum sözcesi- Edim sözcesi olmak üzere ikiye ayrılır. Anlatısal (narratif) unsur, « durumlar » ve « değişimler » in ardışık düzenini ele alır.Anlatısal unsur ele alınırken, anlatının dört aşaması incelenir :- Edim- Edinç- Yaptırım- Eyletim.Edim evresinde bir durum sözcesinden diğerine geçiş söz konusudur. Özne, kipsel edinç yoluyla dönüştürücü işlemler yapar.Edinç, genellikle gerçekleşme düzlemi olan edim ile birlikte ifade edilir. Bu evre öznenin eyleme geçmek için ihtiyacı olan yeteneklerin kazanıldığı evredir. Bu yetenekler dörde ayrılır :- Yapmak zorunda olmak- Yapmayı istemek- Yapabilmek- Yapmayı bilmek.Yaptırım devresinde özne dönüştürücü işlemlerle görevlidir. Göndericinin görevi dönüşümlerin gerçekliğini değerlendirmektir.Eyletim evresi ise göndericinin dönüşümleri gerçekleştirecek özneyi yönlendirdiği evredir.xviii« Eyleyenler modeli » göstergebilimsel bir çözüm modelidir. Eyleyen, anlatının farklı kişilerine işaret eder. Eyleyen kavramı kişi kavramından daha kapsamlıdır, insan ya da nesne de, tekil ya da çoğul da olabilir. Aynı zamanda, tek bir varlık olarak tanımlanan bir öğe birkaç eyleyen işlevini birden yüklenebilir. «Eyleyenler modeli », altı eyleyenli bir modeldir. Karşılıklı ilişkiler, üç grupta incelenir. Bu modeldeki özne, nesneyi bulmakla görevlidir. Gönderen ve gönderilen arasındaki ilişki ise ikinci ilişkidir. Burada gönderen, özne ve nesne arasındaki ilişkinin tamamlanmasıyla görevlidir. Son ikili yardımcı ve düşman ikilisidir. Düşman, öznenin nesneye ulaşmasını engellemeye çalışırken, yardımcı öznenin işini kolaylaştırarak ona yol açandır.Anlatısal unsur için « durumlar » ve « değişimler » in ardışık düzenini ele alır, demiştik. Söylemsel (discursif) unsur ise, bu düzeni oluşturan « düzgü » yü (code) inceler.Yüzeysel yapıya ait tanımlamaları bitirdikten sonra derin yapıya geçiyoruz. Derin yapıdaki öğelerin eklemlenmesi iki şekilde olur :- Bağıntılar düzlemi- ?şlemler düzlemi.Bağıntılar (relations) düzlemi, anlamsal değerlerin sıralanmasını içerir. ?şlemler (opérations) düzlemi ise, bir değerden diğerine geçişi sağlar.Derin yapı düzlemini incelerken « göstergebilimsel kare » temel alınır. Birbirleriyle karşıtlık içinde bulunan ve birbirlerinin anlamları ile etkileşim içinde olan ikilikler göstergebilimsel karenin temelini oluşturur. Örneğin « sıcak » ve « soğuk » gibi birbiriyle ilişkili iki terimi ele alırsak, bunların devamına « sıcak olmayan » ve « soğuk olmayan » gibi iki mantıksal olasılık daha ekleyerek göstergebilimsel kare ortaya çıkarılabilir.Göstergebilimsel karede her X1, X2, X sembolü, metindeki bir kavrama işaret eder, birer anlam eksenidir. Bu semboller arasında hiyerarşik bir ilişki söz konusudur. X1'i ele alıp, onun çelişik anlamı ile ~X1 (X1 olmayan)' ı elde ederiz. Aynı işlemi X2'ye de uygularız. Semboller arasındaki ilişki şu şekilde gösterilir :- X1 ve ~X1 ile X2 ve ~X2 arasında çelişiklik ilişkisi- X1 ve X2 arasında karşıtlık ilişkisi- ~X1 ve ~X2 arasında altkarşıtlık ilişkisi- X1 ve ~X2 ile X2 ve ~X1 arasında tamamlayıcılık ilişkisi (tümleyen öğeler).Göstergebilimsel kare uygulamasını bir örnek üzerinde açıklamak gerekirse, iki anlam eksenini alarak X1'e eril, X2'ye dişil kavramını yükleyerek başlayabiliriz :X1 : erilxixX2 : dişilX1'i ele alarak onun çelişik kavramı ~X1, aynı şekilde X2'yi ele alarak onun çelişik kavramı ~X2'yi elde ederiz. Böylece :~X1 : eril değil~X2 : dişil değilX1 ve X2 : hem eril hem dişil; hermafroditne X1 ne de X2 : ne eril ne de dişil; aseksüel sonucuna varırız.Görüldüğü üzere iki kavramla yola çıkılmış ve sonucunda dört kavrama varılmıştır. Ele alınan ikililer göstergebilimsel kare aracılığıyla katlanarak genişletilmeye açıktır.Çalışmamızın teorik olarak nitelendirdiğimiz ilk bölümünde, göstergebilimsel çözümleme yönteminin kendi içinde ayrıldığı ikili yapıyı, bilgilerimiz çerçevesinde, elimizden geldiğince sade tanımlamalar yaparak anlatmaya çalıştık. Çalışmamızın teorik bölümünü tamamladıktan sonra, çözümleme bölümüne geçtik. Çözümleme bölümünde, seçtiğimiz bir Fransız öyküyü inceledik. Yapmış olduğumuz sade tanımlamaların ışığında öğeleri metne uygulamaya çalıştık. Amacımız göstergebilimsel çözümlemenin tanımlarını, uygulama çerçevesinde daha rahat göstermekti.Uygulamanın sonucunda, yalın okuma yapılırken okuyucunun gözünden kaçan, üzerine düşünülmeyen, oysa ki anlamlamada aslında çok önemli işlevleri bulunan öğelerin var olduğunu gördük. Bu öğelerin göstergebilimsel çözümleme yöntemi sayesinde kolayca saptanabilir olduğunu göstermeye çalıştık.Çözümleme konusu olarak seçtiğimiz öykü, XX. yüzyıl Fransız yazarlarından Marcel Aymé (1902-1967)' nin ünlü öyküsü « Le Passe-Muraille » ( Duvargeçen )' dir. Aymé'nin 1943 yılında kaleme aldığı « Le Passe-Muraille », sanatçının en bilinen öyküsüdür. Çözümleme için bu öyküyü seçmemizin nedeni bu üne değil, açıkladığımız yöntemi uygulamak için çok zengin bir yapı barındırmasına bağlıdır.« Le Passe-Muraille » öyküsü, 42 yaşındayken birdenbire duvarların içinden kolaylıkla geçme yeteneğine sahip olduğunu keşfeden Monsieur Dutilleul adlı kahramanın hikâyesini anlatır.Uygulama çalışması için, ilk önce kesitleme işlemini yaptık, yani öyküyü kendi içinde anlamlı parçalara ayırdık. Biz bu öyküyü anlamlı birimlerine göre toplam on beş kesitte incelemeyi uygun gördük. Kesitlemeden sonra ise, her kesit için önce anlatısal ve söylemsel unsurları bulduk. Uygun eyleyenler modellerini çıkardık. Anlatısal unsurlara dayanarak, öykünün iki anlatısal düzlemde devam ettiği sonucuna vardık :- PN 1 (dinginlik düzlemi)- PN 2 (macera düzlemi)xxBu iki düzlem, öykü boyunca birkaç kez ard arda tekrarlanmaktadır.En son olarak derin yapıya geçerek göstergebilimsel kareyi çıkardık. Göstergebilimsel kareyi oluştururken, Monsieur Dutilleul'ün hikâyesinden yola çıkıp elde ettiğimiz, « sakin », « macerasever », « huzurlu », « rahatsız », « hareketli », «yaşam », « ölüm »,« durağan » gibi kavramlar bize yardımcı oldu.« Le Passe-Muraille » öyküsünde, baş kahraman Monsieur Dutilleul'in, üstün yeteneğinden « ayrık » bir durumda öyküyü tamamladığını görüyoruz. Bu durum karakterimizi « memnuniyetsiz » bir figür olarak tanımlamamıza yol açıyor.Göstergebilimsel çözümlememizi bitirirken, yaptığımız çalışmanın, göstergebilimsel çözümleme konusundaki tüm teori ve bilgileri tamamıyla kapsayan bir tanım iddiasında olmadığının altını çizmekte fayda var. Zira çalışmamız, göstergebilimsel çözümleme modelinin, metin çözümlemesindeki etkinliğini kanıtlamakla yetinmektedir.

Author

Dr. Hanzade Ünal

Institution

How to Cite

Hanzade Ünal (Yüksek Lisans Tezi). Analyse sémiotique du conte- théorie et application, 2010, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University