DoctorateOpen Access

Anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı

2022
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Sıtkı Anlam Altay

Abstract (TR)

Çalışmamızın konusu, anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyesinin Türk Ticaret Kanunu'nun 396. maddesi hükmü uyarınca öngörülen ortaklıkla rekabet yasağıdır. Rekabet yasağı, taraflar arasında bulunan hukuki ilişki gereği, karşı taraf ile rekabetinde kendisini üstün hale getirecek bilgi, araç ve kaynaklara sahip olma imkânı olan tarafın ticari faaliyetinin ve rekabet özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Rekabet yasağının altında yatan temel fikir; yasaktan yararlanan kimseyi, yasağı üstlenen kimsenin rekabet edici faaliyetleri karşısında koruma gerekliliğidir. Rekabet yasağında yasaklanan, yasağa tabi olan kişinin rekabet edici davranışlarda bulunarak yasaktan yararlanan ile rekabet ilişkisi tesis ederek, yasaktan yararlanan ile rakip olmasıdır. Söz konusu bu rekabet ilişkisi, aynı veya benzer ihtiyaçlara yönelik aynı hizmet veya ürünün tamamen ya da kısmen aynı müşteri yahut müşteri grubuna sunulması halinde oluşacaktır. Anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyesinin, ortaklığın tüm bilgi ve kaynaklarına rahatlıkla nüfuz edebilen üstün bir güce sahip olması; aynı zamanda bu gücü, ortaklık menfaati yerine, kendisinin veya başkalarının menfaati lehine kullanma riskini de barındırmaktadır. İşte Türk Ticaret Kanunu madde 396 hükmünde düzenlenen yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı da; üyenin sahip olduğu bu gücü, ortaklığın menfaati yerine kendisi veya başkasının menfaatine kullanma riskini bertaraf etmeyi amaçlayan; üyenin ortaklığa karşı sadakat yükümlülüğünün somutlaşmış hallerinden biridir. Çalışmamızın odak noktası, anılan yasağın bir bütün olarak uygulanma alanının ve şartlarının belirlenmesidir. Çalışmamızın birinci bölümünde rekabet yasağının kavramsal temelleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda ilkin, rekabet kavramı ekonomik ve hukuki temelleri irdelenmiştir. Ekonomik rekabet, belirli bir piyasada birden fazla piyasa katılımcısının, piyasadaki karşı tarafıyla iş yapmak için; daha iyi fiyatlar, koşullar, daha iyi ürünler veya daha iyi hizmet teklifleri ile rakiplerinden daha üstün olmayı amacı ile birbirleriyle yarışmasıdır. Ancak rakiplerinden daha üstün olma iradesi ve bu yönde gösterilecek çaba, rekabet hakkının kötüye kullanılması veyahut rekabet ortamını kısıtlayıcı ya da ortadan kaldırıcı bir davranış şeklinde ortaya çıkabilecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nde kişilerin ticari faaliyette bulunma özgürlüğü ve açıkça xxv zikredilmese de rekabet etme hakkı anayasal güvence altına alınmıştır. Ancak, tıpkı diğer hak ve özgürlüklerde olduğu gibi, rekabet hakkı ve özgürlüğü de sınırsız bir şekilde kullanılamayacaktır. İkinci olarak, rekabet yasağının kapsamı değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda rekabet yasağının unsurları, tanımı ve hukuki niteliği saptanmaya çalışılmıştır. Ayrıca rekabet yasağı, hukukumuzdaki dürüst ve bozulmamış rekabeti sağlamaya yönelik haksız rekabet hükümleri ile rekabetin kısıtlayıcı davranışlar nedeniyle bozulmasını engellemeye yönelik Rekabet Hukuku kuralları ile karşılaştırılarak; rekabet yasağının öne çıkan karakteristik özellikleri tespit edilmiştir. Üçüncü olarak, rekabet yasağına ilişkin hükümlerin niteliği irdelenmiştir. Rekabet yasağına ilişkin hükümler kamu düzenine değil, tarafların iç ilişkisine yönelik olması ve yasaktan yararlananın kişisel menfaatine hizmet etmesi nedeniyle emredici nitelikte değildir. Rekabet yasağı, yasağa tabi kimsenin anayasal güvence altına alınan ticari faaliyet özgürlüğünü ciddi bir şekilde kısıtlaması nedeniyle istisnai niteliktedir, dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin hükümlerin dar yorumlanması gerekmektedir. Dördüncü olarak, rekabet yasağı tarafların karşılıklı anlaşması suretiyle bir sözleşme vasıtasıyla kararlaştırılabileceği gibi; kimi zaman kanun koyucu tarafından, taraflar arasındaki özel ilişki bağlamında rekabet yasağına özel bir önem atfedilerek, rekabet yasağını bir kanun hükmü ile düzenlenmektedir. Birinci bölümde, son olarak rekabet yasağının, Borçlar Hukuku'ndaki ve Ortaklıklar Hukuku'ndaki görünüş biçimleri tespit edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağının düzenlenme nedeni ve anılan yasağın kişi bakımından uygulama alanı ele alınmıştır. Bu kapsamda, öncelikle ana hatları ile yönetim kurulunun, yönetim kurulu üyelerinin ve bağlı tacir yardımcılarının ortaklıktaki konumu üzerinde durulmuştur. Ardından, sırasıyla Alman Hukuku, İsviçre Hukuku ve Türk Hukuku'nda yer alan yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Alman Hukuku'nda, tıpkı Türk Hukuku'nda olduğu gibi, yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı Alman Paylı Ortaklıklar Kanunu'nun § 88 hükmü ile öngörülmekle birlikte; İsviçre Hukuku'nda yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı kanun hükmü ile düzenlenmemesine rağmen, doktrin tarafından kabul edilmektedir. Devamında, yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağının düzenlenme nedeni incelenmiştir. Bu kapsamda, yönetim kurulu üyesinin sadakat yükümlülüğü, üye ile ortaklık arasındaki karşılıklı güven esasına dayanan hukuki ilişkiden doğmaktadır. Üye, sadakat yükümlülüğü gereği özellikle kendi menfaati ile ortaklık menfaatlerinin karşı karşıya gelmesinden, başka bir ifadeyle menfaat çatışmalarından kaçınmalıdır. Üye ortaklıkla rekabete kalkıştığı zaman, ortaklık ile yönetim kurulu üyesinin menfaatleri birbiriyle zıtlaşmaktadır. Bu çatışmada üye ortaklığa nazaran, ortaklıktaki görevi nedeniyle elde ettiği bilgi ve kaynaklar sayesinde son derece güçlü bir konumdadır. Bu nedenle yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağının temelinde, ortaklığın menfaati ile üyenin kendi menfaatini karşı karşıya getirmekten alıkoymayı amaçlayan sadakat yükümlülüğü yatmaktadır. Bu bölümde son olarak, Türk Ticaret Kanunu madde 396 hükmü uyarınca, kanundan doğan rekabet yasağına kimlerin tabi olduğu tespit edilmiştir. Bu minvalde Türk Ticaret Kanunu madde 396 hükmünün kişi bakımından kapsamına, yönetim kurulu üyeleri ile yönetim yetkisini devralan üçüncü kişiler girmektedir. Ortaklığın ticari temsilcisi ve ticari vekili ise, bağlı tacir yardımcılarının rekabet yasağını düzenleyen Türk Borçlar Kanunu madde 553 hükmü uyarınca rekabet yasağına tabidir. Pay sahibinin ise ortaklıkla rekabet yasağı bulunmamakta olup; pay sahibine rekabet etmeme yükümlülüğü ancak bir Borçlar Hukuku sözleşmesi ile kararlaştırılabilecektir. Ayrıca pay sahibinin rekabet yasağı incelenirken, pay sahibinin ortaklığa karşı sadakat yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı sorunu da, Alman Hukuku, İsviçre Hukuku ve Türk Hukuku boyutuyla ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağının konu, yer ve zaman bakımından uygulanma şartları incelenmiştir. Yönetim kurulu üyesinin ortaklıkla rekabet yasağını ihlal edebilmesi için üyenin, ortaklıkla rekabet edici bir faaliyeti bulunmalıdır. Türk Ticaret Kanunu'nun 396. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yönetim kurulu üyesinin iki türlü rekabet edici faaliyeti yasaklanmaktadır. Bunlardan ilki, üyenin kendisi veya başkasının hesabına ortaklığın işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlem yapmasıdır. Bu kapsamda üyenin ortaklığın fiili faaliyet alanına giren konularda kazanç amacı güden her türlü iş veya işlemi kendisi veya başkasının hesabına yapması halinde, yasağın ihlali gerçekleşecektir. Bu yasak kapsamına üyenin rakip bir ortaklıkta yönetim organı olması hali de dahil edilmektedir. Ayrıca üyenin rakip bir ortaklığa hizmet sözleşmesi ile bağlı bir çalışan olması yahut danışmanlık hizmeti sunması veya kredi sağlaması, ortaklığa ait bir iş fırsatından yararlanması da somut olayın şartları uyarınca rekabet yasağının kapsamında görülebilecektir. İkincisi ise, üyenin ortaklıkla aynı tür ticari işlerle uğraşan bir ortaklığa sınırsız sorumlu ortak sıfatıyla katılmasıdır. Bu kapsamda üye, ortaklığın fiili faaliyet alanına giren konularla uğraşan bir adi ortaklığa ve kollektif ortaklığa ortak olması, komandit ortaklığa da komandite ortak olması halinde yasağın ihlali gerçekleşecektir. Yönetim kurulu üyesinin ortaklıkla rekabet yasağı Türk Ticaret Kanunu madde 396 hükmü uyarınca genel kurulun izni ile ortadan kaldırılabilmektedir. Üyeye verilecek ortaklıkla rekabet izni, önceden izin şeklinde yahut sonradan onay (icazet) şeklinde; açık veya zımni bir şekilde tesis edilebilir. Üyenin rekabet etmesine izin verilmesi neticesinde, üyenin ortaklıkla rekabet edici faaliyeti göstermesine rağmen, Türk Ticaret Kanunu madde 396 hükmü uygulama alanı bulmayacaktır. Yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı, yönetim kurulu üyeliği görevi süresincedir. Yönetim kurulu üyeliği sona erdikten sonra rekabet yasağının geçerli olabilmesi için tarafların bu hususta anlaşmaları gerekmektedir. Anılan rekabet yasağı sözleşmesi genel geçerlilik şartlarına tabi olacaktır. Taraflar Borçlar Hukuku'na özgü sözleşme özgürlüğü prensibi uyarınca, Medeni Kanun'un 23. maddesinin ikinci fıkrası ile Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesi ve 27. maddesinin birinci fıkrası hükümlerine riayet etmek koşuluyla rekabet yasağı sözleşmesini diledikleri gibi akdedebilecektir. Yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı, ortaklığın fiili faaliyetini yürüttüğü ve müşteri çevresinin bulunduğu yer bakımından geçerlidir. Çalışmamızın dördüncü ve son bölümünde, yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağının ihlalinin neticeleri incelenmiştir. Yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağını ihlal etmesi halinde, yasağın ihlalinin neticeleri Türk Ticaret Kanunu'nun 396. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Anılan düzenleme uyarınca, ortaklık lehine bir takım seçimlik haklar öngörülmektedir. Şöyle ki, talep haklarından ilki, ortaklığın rekabet yasağını ihlal eden üyeden zararını tazmin talebidir. İkincisi ortaklığın rekabet yasağına konu işlemin ortaklık adına yapılmış sayılması ve üçüncüsü de üyenin üçüncü kişiler hesabına akdettiği sözleşmelerden doğan menfaatlerin ortaklığa ait olması talebidir. Ortaklık tazminat talebinde, yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağını ihlal eden faaliyetini, bu faaliyet neticesinde ortaklığın zarara uğradığını, söz konusu faaliyet ile ortaklığın zararı arasındaki illiyet bağını ispatlaması gerekmektedir. Ortaklık, rekabet yasağına konu işlemin ortaklık adına yapılmış sayılması talebinde, üyenin kendi hesabına gerçekleştirdiği rekabet yasağına konu işlemin ekonomik sonuçlarını talep etmektedir. Ortaklık, elde edilen menfaatlerin ortaklığa ait olması talebinde ise, üyenin üçüncü kişiler hesabına yaptığı sözleşmelerden elde ettiği menfaatlerin kendisine bırakılmasını talep etmektedir. Anılan bu talep hakları kümülatif olmayıp, seçimlik haklardır. Türk Ticaret Kanunu'nun 396. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ortaklığa bahşedilen talep haklarından birinin seçilmesinde yetki, anılan hükmün birinci fıkrası uyarınca rekabet yasağını ihlal eden üyenin dışındaki yönetim kurulu üyelerine aittir. Türk Ticaret Kanunu'nun 396. maddesinin üçüncü fıkrasında, üç aylık ve bir yıllık olmak üzere çift zamanaşımı süresi öngörülmektedir. Anılan süreler, ortaklığın seçimlik talep haklarının kullanılmasına ilişkindir. Bunlardan ilki, zamanaşımının başlangıcı için diğer üyelerin, rekabet yasağına konu işlemin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir ortaklığa katıldığını öğrenme tarihlerinin esas alındığı üç aylık süredir. İkinci süre ise, rekabet yasağına aykırı işlemin gerçekleşmesinden itibaren bir yıllık süredir. Bir yıllık süre, diğer üyelerin rekabet yasağının ihlal edildiğini öğrenmelerinden bağımsızdır. Ortaklık, rekabet yasağını ihlal eden üyeye karşı, Türk Ticaret Kanunu'nun 396. maddesinde bahsi geçmeyen başka talepler de ileri sürebilecektir. Bu kapsamda ortaklık, rakip bir ortaklığa sınırsız sorumlu ortak olarak katılmak yahut rakip bir ortaklığın yönetim organında yer almak suretiyle rekabet yasağını ihlal eden üyeden, katıldığı ortaklıktan yahut yönetim organından çekilmesini talep edebilir. Ayrıca ortaklık, rekabet yasağını ihlal eden üyeyi, yönetim kurulu üyeliğinden azledebilir. Yine ortaklık, üyenin devam etmekte olan rekabet yasağının ihlali için sona erdirme davası; henüz gerçekleşmemiş ama gerçekleşme tehlikesi bulunan ihlaller bakımından önleme davası ikame edebilecektir. Bu bölümde son olarak, Türk Ticaret Kanunu'nun 396. maddesinin dördüncü fıkrasına değinilmiştir. Anılan hükümde, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Söz konusu bu düzenleme 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu zamanında mevcut olmayan, Türk Ticaret Kanunu ile öngörülen yeni bir hükümdür. Bu kapsamda, anılan düzenlemenin amacı ve mahiyeti tespit edilerek çalışma tamamlanmıştır.

Author

Dr. Burcu Günaydın Gültekin

How to Cite

Burcu Günaydın Gültekin (Doktora Tezi). Anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı, 2022, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University