DoctorateOpen Access

Anonim şirketlerde pay sahibinin kâr payı hakkı

2020
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. S. Anlam Altay

Abstract (TR)

Anonim şirketler ekonominin en büyük aktörleri arasındadır. Anonim şirketler, dağılmış sermayenin bir araya getirilerek bu sermayenin ekonomiye yönlendirilmesi ve bu şekilde sisteme dahil edilmesi işlevini görürler. Bu sistem içerisinde pay sahiplerinin asıl hedefi, anonim şirkete yaptıkları yatırımın karşılığında bir ekonomik menfaat elde etmektir. Esasen şirket finansmanı her ne kadar çok karmaşık bir mesele olsa da anonim şirket pay sahiplerinin şirkete yatırım yapmalarının altında yatan ekonomik menfaatlerini iki grup altında sınıflandırarak ele almak mümkündür. Bunlardan ilki, pay sahibinin mülkiyetinde bulunan hisse değerinin artması iken diğeri şirketin elde ettiği kârı pay sahiplerine aktarmasıdır. Kârın aktarılmasının asıl yöntemi ise kâr payı dağıtımıdır. Kâr payına ilişkin hukuki sistem oldukça karmaşıktır, zira kâr payı dağıtımından kaynaklanabilecek sorunlar üç farklı menfaat sahipleri grubuna etki eder. Bu üç menfaat sahipleri grubundan ilki olan alacaklılar açısından kâr payı dağıtımı, borçlu şirket malvarlığının azalmasına ve anonim şirketin borçlarını ödememe riskinin artmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla bir şirketin kâr dağıtma yetkisini sınırlandıran hukuki normlar, şirket alacaklılarının menfaatinedir. İkinci menfaat sahibi grubu olarak çoğunluk pay sahipleri bakımından şirketin kâr payı politikasının esnekliği önem taşır. Zira kâr payı politikası, doğrudan şirketin finansman politikasını etkilemektedir. Dolayısıyla dağıtılan kâr miktarı arttıkça şirketin kendini finansman kapasitesi ve kendini finansmana ayrılacak kaynaklar azalacaktır. Bu nedenle çoğunluk pay sahipleri, şirketin kâr payı politikasını belirlerken azami esnekliğe sahip olmasını sağlayan hukuki normları tercih ederler. Buna karşın ve son menfaat sahibi grup olarak şirkete gelecek yeni yatırımcı bakımından ise sabit ve düzenli bir kâr payı dağıtımı politikası elzemdir. Aynı şekilde genel kurulda alınacak karara etki edemeyen azınlık pay sahipleri, kendi ekonomik menfaatlerinin korunmasına yönelik koruyucu normlara ihtiyaç duyarlar. Bu nitelikteki koruyucu normlar pay sahiplerinin, özellikle de çoğunluk pay sahiplerinin takdir yetkisini sınırlandırarak şirketi kâr payı dağıtmaya zorlar. Burada özet olarak sunulan farklı menfaatlere ilişkin açıklamalardan görüldüğü üzere, ilgili tarafların kâr dağıtımına ilişkin menfaatleri birbirleriyle çatışma halindedir ve bu nedenle de hukuk düzeninin bu menfaatler arasındaki dengeyi sağlamak gibi zor bir görevi bulunmaktadır. Türk hukuk düzeni, birçok Avrupa devletinin hukukunda olduğu üzere, alacaklılar ile çoğunluk pay sahiplerinin menfaatlerini azınlık pay sahiplerinin menfaatlerinin üzerinde tutmaktadır. Türk Ticaret Kanunu, kâr dağıtımını alacaklılar lehine sınırlandıran çok sayıda hüküm barındırmaktadır. Öte yandan, alacaklıları koruyan hükümlere uydukları takdirde anonim şirketlerin kâr dağıtımı konusunda geniş bir takdir yetkileri bulunmaktadır. Buna karşın pay sahibinin, özellikle de azınlık pay sahibinin kâr payı hakkının nasıl korunacağı hususu aynı şekilde açık değildir. Bu tez kapsamında kâr payına ilişkin bu sorun, azınlık pay sahiplerinin bakış açısından ele alınmaktadır. Bu çalışmanın odak noktasını teşkil eden asıl mesele, Türk hukuk düzeninde azınlık pay sahiplerinin kâr payı hakkının sınırları ile bu hakkın korunmasına hizmet eden hukuki yöntemlerdir. Bu bağlamda Türk hukuk düzeninin ayırt edici unsurlarını daha iyi açıklayabilmek amacıyla bu çalışmada bir takım hukuki müesseselerin farklı hukuk sistemleriyle, örneğin İsviçre Hukuku, Alman Hukuku ve Fransız Hukuku sistemleri ile karşılaştırması da sunulmaktadır. Tezimizin ilk bölümde "kâr payı hakkı" teriminin tanımı ve kapsamı meselesi ele alınmaktadır. Kâr payı hakkı ifadesi öğretide üç farklı anlamda kullanılmaktadır: i) Genel ve geniş anlamıyla kâr payı hakkı, anonim şirkete ekonomik bir menfaat gütmesi ve bunun sonucunda elde ettiği geliri dağıtması yükümlülüğü getirilmesini kapsamaktadır. Bu anlamıyla kâr payı hakkı, Türk hukukunda pay sahibinin vazgeçilemez bir hakkıdır. ii) Dar anlamıyla kâr payı hakkı, şirketin yıllık kârını dağıtma zorunluluğu ile pay sahibinin dağıtılan kâra koyduğu sermaye oranında katılma hakkını içerir. Bu bağlamda kâr payı hakkı mutlak bir hak olmayıp, şirket menfaatinin bulunması durumunda sınırlandırılabilir. iii) "Kâr payı hakkı" teriminin üçüncü anlamı ise pay sahibinin genel kurul tarafından dağıtılacağı ilan edilen kârın dağıtımını talep etme hakkıdır. Bu bağlamda kâr payı hakkı kazanılmış bir hak olup anonim şirketin tek taraflı olarak geri alabileceği veya sınırlayabileceği bir hak değildir. Bu tez her ne kadar kâr payı hakkını tüm bu açılardan ele almayı hedeflese de tezin odak noktası dar anlamda kâr payı hakkıdır. Bu nedenle de bu çalışmada "kâr payı hakkı" ifadesi, yukarıda tanımlanan dar anlamıyla kâr payı hakkını ifade etmek için kullanılmıştır. İkinci bölümde ele alınan sorun, kâr payı hakkının içeriği ile dağıtım usulüne yöneliktir. Bu başlık altında ilk alt bölümde anonim şirketin kâr dağıtımı hususundaki takdir yetkisinin sınırları açıklanmaktadır. Anonim şirketin sermayenin iadesi veya serbest olmayan yedek akçelerin dağıtılması sonucunu doğuracak dağıtımlar yapması yasaktır. Anonim şirket, yalnızca ilgili faaliyet yılında edinilen kâr ile serbest yedek akçelerden dağıtım yapabilir. Buna ek olarak, kanunen şirketlerin elde ettikleri gelirin bir kısmını kanun gereği yedek akçe olarak ayırmaları gerekmektedir. İkinci alt bölümde ise kâr payı dağıtım usulü ele alınmaktadır. Kâr payı dağıtımının usulü kanunda katı bir şekilde düzenlenmiştir. Uyulması gereken şekli kurallar bulunmaktadır. Örneğin bilanço ile kâr dağıtım önerisinin bağımsız bir denetçinin denetimine tabi tutulmuş olması gerekmektedir. Ek olarak genel kurul dağıtılacak kâra ilişkin münhasır karar alma mercidir. Üçüncü bölüm, pay sahiplerinin şirket tarafından dağıtılan kâra katılma haklarına ayrılmıştır. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, kural olarak her pay sahibi kendiliğinden anonim şirket tarafından dağıtılan kâra katılmaya ehildir, öte yandan bazı istisnai durumlarda pay sahibinin dağıtılan kâra katılma hakkı sınırlandırılabilir. Dolayısıyla hangi pay sahiplerinin dağıtılacak kâra katılmaya haklarının olduğunun belirlenmesi ihtiyacı doğmaktadır. Buna ek olarak, kâr dağıtımına katılmaya ehil kişiler çevresi anonim şirketin pay sahipleri ile sınırlı değildir. Anonim şirket esas sözleşmesinde düzenlenmesi kaydıyla şirket yönetim kurulu üyeleri, intifa senedi sahipleri ve şirket çalışanları da kâr dağıtımına katılmaya yetkili olabilirler. Bu hususların değerlendirilmesini takiben bu çalışmada pay sahibinin dağıtılan kâra katılmasına ilişkin ilkeler incelenmektedir. Kural olarak oransallık ilkesine tabi pay sahipliği hakları, pay sahibinin sahibi olduğu payların nominal değerinin şirket sermayesine oranlanması yoluyla, diğer bir ifade ile payların nominal değeri ile orantılı olarak kullanılır. Bununla beraber kâr payı hakkında bu prensip her zaman geçerli değildir. Her ne kadar kâr payı hakkı orantılılık ilkesine tabi bir hak olsa da pay sahibi dağıtılan kâra sahip olduğu paylar için şirkete ödediği sermaye oranında katılacaktır; sahibi olduğu payların toplam nominal değeri değil ödenmiş kısmı dikkate alınacaktır. Bu tez kapsamında bu sistem farklılaşmış oransallık olarak ifade edilmiştir. Türk hukuk düzeninde genel orantılılık ilkesi halka açık anonim şirketlerde zorunlu olarak uygulama alanı bulurken halka açık olmayan şirketlerde farklılaştırılmış orantılık ilkesi geçerlidir. Öte yandan bir anonim şirket esas sözleşmesinin birtakım imtiyazlı paylar öngörerek kanunda öngörülen orantılılık prensibinden farklılaşan başkaca bir kâr dağıtım düzeni öngörmesinin mümkün olduğu da belirtilmelidir. Dördüncü ve son bölüm özel olarak pay sahibinin kâr payı hakkının korunmasına ayrılmıştır. Bu bölümde Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen iki farklı dava ile genel hükümlerden doğan iki dava ayrıntılı olarak incelenmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen davalardan ilki genel kurul kararının iptaline ilişkindir. Yukarıda açıklandığı üzere kâr payı dağıtıp dağıtmama kararı münhasıran anonim şirket genel kurulunun yetki ve takdirindedir. Bir genel kurul kararının kanuna veya şirket esas sözleşmesine aykırı olması durumunda, söz konusu aykırılığı iddia eden pay sahipleri, ilgili genel kurul kararının iptali için dava açma imkanını haizdirler. Bu nedenle de çoğunluk pay sahibinin benimsediği kâr payı politikasına karşı atılabilecek ilk adım, ilgili genel kurul kararının iptali talebiyle açılacak bu davadır. Bu çalışmada incelenen ve Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen ikinci dava, haklı sebebe dayanarak ilgili anonim şirketin feshinin talep edildiği davadır. Türk Ticaret Kanunu, İsviçre Borçlar Kanunu'nda da olduğu üzere, sermayenin asgari %10'unu temsil eden payları mülkiyetinde bulunduran pay sahiplerine, haklı sebeplerin bulunması kaydıyla anonim şirketin feshini talep etme imkânını tanımaktadır. Pay sahiplerinin kâr payı hakkından mahrum bırakılmaları öğretide, söz konusu mahrumiyetin çoğunluk pay sahibinin hâkimiyetini kötüye kullanmasından mı yoksa çoğunluk pay sahibinin seçtiği yöneticilerin şirketi kötü yönetiminden mi kaynaklandığına bakılmaksızın, genel olarak şirketin feshi için haklı bir sebep olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla şirketin haklı sebeple feshinin talep edildiği bu dava, azınlık pay sahiplerinin kâr payı haklarının korunmasına hizmet eden önemi bir koruma sağlamaktadır. Bu çalışmanın dördüncü bölümünde ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmemekle beraber genel hükümlerin şirketler hukuku bahsinde uygulanması yoluyla doğan bir davayı da ele almaktadır. Bu davanın konusu, anonim şirketin bir irade beyanında bulunma yükümlülüğünün aynen ifasının talep edilmesidir. Kâr payı hakkı, bir anonim şirket nezdinde, şirketin kanun hükümleri ile şirket esas sözleşmesine uygun şekilde kâr dağıtma kararı alarak ifa edeceği bir yükümlülük doğurmaktadır. Tartışmalı bir konu olmakla ve öğretide azınlık görüşü olup çoğunluk tarafından benimsenmemekle beraber, bu çalışma kapsamında bir pay sahibinin hâkimden anonim şirketi kâr payı dağıtma yönünde irade beyanında zorlamasını talep etme hakkı olduğu görüşünü savunmaktayız. Diğer bir ifadeyle bu çalışmada pay sahibinin mahkemeden anonim şirket genel kurulu yerine irade beyanında bulunmasını talep edebileceği savunulmaktadır. Bu dava ve bu davanın olası sonuçları, dördüncü bölümde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Author

Dr. Kerem Çelikboya

How to Cite

Kerem Çelikboya (Doktora Tezi). Anonim şirketlerde pay sahibinin kâr payı hakkı, 2020, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University