Understanding the foreign policies of Türkiye, Russia and Iran in the Five Seas Basin during the post-Arab Spring period
2025
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Ali Faik Demir
Abstract (TR)
Arap Baharı, bölge ülkelerinin rejimlerinde ve Orta Doğu'nun yakın çevresinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Arap Baharı, küresel ve bölgesel dengeyi sarsan uzun süredir devam eden bir olgudur. Büyük güçler dışında, doğal olarak, Türkiye, Rusya ve İran gibi başlıca bölgesel aktörler de bu olgudan etkilenmiştir. Bu üç aktörün Karadeniz, Akdeniz, Basra Körfezi, Hazar Denizi ve Kızıldeniz'in kesiştiği nokta olarak tanımlanan Beş Deniz Havzası'ndaki dış politikaları da Arap Baharının yarattığı fırsat ve tehditlerden etkilenmiştir. Havza, Karadeniz'den Kızıldeniz'e uzanan geniş bir jeopolitik alanı kapsamakta olup, enerji koridorları, etnik-siyasi çatışma bölgeleri ve büyük güçler arasındaki rekabetin kesiştiği noktaları barındırmaktadır. Türkiye, Rusya ve İran, Beş Deniz Havzası'nın en önemli aktörleridir. Bu ülkeler, havzanın farklı bölgeleriyle tarihi ve kültürel bağlara sahiptir. Örneğin, Ahameniş İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu bölgenin tamamını hakimiyetleri altında tutarken, Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği havzanın önemli bir bölümünü kontrol etmiştir. Bu nedenle, Türkiye, Rusya ve İran'ın havzadaki dış politikalarını incelemek büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda, bu üç aktörün, söz konusu havzada çatışan çıkarları vardır, ancak Türkiye, Rusya ve İran, Suriye İç Savaşı'nda iş birliği yapmaya ve bu doğrultuda Astana süreci adı verilen bir uzlaşma süreci yürütmüştür. Rusya ve Türkiye neredeyse otuz yıldır süren Dağlık Karabağ çatışmasını çözmek için inisiyatif alırken, İran ve Türkiye 2017 ile 2021 yılları arasında Katar Diplomatik Krizi'nde arabulucu rol oynamıştır. Farklı özelliklere ve çatışan çıkarlarına rağmen, bu üç devletin kriz zamanlarında çatışmadan kaçınıp birlikte hareket edebilmesi önemli ve dikkate değer bir durumdur. Bu bağlamda, literatür ve güncel meselelere dayanarak, bu çalışmanın araştırma sorusu şu şekildedir: Arap Baharı sonrası dönemde ve Beş Deniz Havzasında Türkiye, Rusya ve İran arasındaki ilişkileri etkileyen ve şekillendiren koşullar ve faktörler nelerdir? Bu koşullar ve faktörler üç aktör arasındaki ilişkileri nasıl şekillendirmiştir? Bu doğrultuda tez, Arap Baharı sonrası dönemde Türkiye, Rusya ve İran'ın Beş Deniz Havzası'nda, üç ülkedeki iç faktörlerin ve dış faktörlerin etkisiyle birbirleriyle çatışmaktan kaçındıklarını savunmuştur. Diğer bir deyişle, zaman zaman iş birliği yapmış olsalar da üç ülke arasındaki ilişkiyi tanımlayan kavram "çatışmadan kaçınma"dır. Çalışma boyunca kullanılan yöntemler, son yıllarda dış politika analizi literatüründe birbirinden bağımsız olarak kullanılan süreç izleme, içerik analizi ve karşılaştırmalı vaka çalışmasıdır. İlk olarak, süreç izleme, neden-sonuç ilişkilerini kurmak ve vakaların nedenlerini araştırmak için kullanılan bir araştırma yöntemidir. Bir sonucun birden fazla nedeninin araştırıldığı bu yöntemde, nedenden sonuca kadar olan süreç analiz edilir. Bu dış politika analizi yönteminde hem tümdengelimli hem de tümevarımlı akıl yürütme kullanılabilir. Tümevarımsal biçim, bir teoriyle açıklanamayan neden-sonuç ilişkilerini araştırmak için kullanılırken, tümdengelimsel biçim, bir teorinin çizdiği çerçeve içindeki neden-sonuç ilişkilerini ortaya çıkarır. Süreç izleme yöntemi üç ana amaç için kullanılır: bir teoriyi test etmek, yeni bir teori üretmek, mevcut bir teoriyi güncellemek ve sonuçları açıklamak. Bu çalışmada, Türkiye, Rusya ve İran'ın Suriye İç Savaşı, Dağlık Karabağ Çatışması ve Katar Diplomatik Krizi olmak üzere üç farklı vakaya yönelik dış politikaları ve bu dış politikaların üç devletin ilişkileri üzerindeki etkileri izlenmiştir. Teorik çerçeve olarak Neoklasik Realizm kullanılmıştır. Teori, Türkiye, Rusya ve İran'ın dış politikalarıyla ilgili üç vaka üzerinden test edilmiştir. Batı dışı ülkelerin dış politikalarının analizi bağlamında teoriye katkı sağlanmıştır. Aynı zamanda, gücü merkezileştirme eğilimi olan devletlerde lider düzeyinde analiz ve birim düzeyinde analizin iç içe yapısı ile ilgili teoriye katkılar sağlanmıştır. İkinci olarak, çalışmada nitel içerik analizi kullanılmıştır. İçerik analizi metodu, teorik bir çerçeve bulunmayan durumlarda önemlidir, çünkü verilerin uygun şekilde toplanmasını ve sınıflandırılmasını sağlar, böylece toplanan verilere yeni ve özgün bir kavramsal boyut kazandırır. İçerik analizinin temel amacı, belirli bir çerçeve olmaksızın mevcut verilerin anlamlı bölümlerine ulaşmaktır. Çalışma kapsamlı bir teorik çerçeveye sahip olduğundan, içerik analizi, temel düzeyde, Türkiye, Rusya ve İran'ın dış politikalarının ara değişkenlerini tespit etmeye yardımcı olmak için kullanılmıştır. Bu çalışmada kullanılan içerik analizi yöntemi, Arap Baharı döneminden sonra yayımlanan resmî belgelere uygulanarak üç devletin dış politika yapımının bir çerçevesini çizmek için ve ayrıca Arap Baharı'ndan sonra Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin söylemlerine uygulanarak ara değişkenleri tespit etmek için kullanılmıştır. Arap Baharı sonrası dönemi inceleme nedenleri arasında, Arap Baharı olgusunun bölgesel ve hatta küresel etkileri ve çevre bölgelere etkisi, Arap Baharı sırasında Türkiye, Rusya ve İran arasındaki ilişkilerin değişmesi ve Arap Baharı olgusunun Türkiye, Rusya ve İran'ın diğer bölgelere açılmasını ve onlarla etkileşime girmesini sağlaması sayılabilir. Aynı zamanda, karşılaştırmalı vaka çalışması üçüncü bir yöntem olarak kullanılmıştır. Havzadaki üç aktörün ilişkilerini basitleştirmek ve anlamak için üç vaka seçilmiştir. Bu vakalar için üç seçim kriteri vardır. İlk olarak, vakalar Arap Baharı sonrası dönemde Beş Deniz Havzası içinden seçilmiştir. İkinci olarak, vakalar üç aktörün hiçbirinin çatışmaya dahil olmadığı vakalardan seçilmiştir. Diğer bir deyişle, üç devletten hiçbiri herhangi bir çatışmanın doğrudan tarafı değildir. Örneğin, Rusya-Ukrayna Savaşı bu çalışma için uygun bir vaka değildir. Üçüncü olarak, seçilen vaka veya vakalarda, üç aktörün ikili veya üçlü diplomatik ilişkiler yürüttüğü ve olguyu çözmek için arabulucu rolünü üstlenebileceği olgular seçilmiştir. Çalışmanın amacı, Arap Baharı'nı takip eden dönemde Beş Deniz Havzası'nda Türkiye, Rusya ve İran'ın dış politikalarına etki eden iç ve dış faktörleri ve bu faktörlerin üç devletin birbirleriyle ilişkilerine etkisini incelemektir. Türkiye, Rusya ve İran'ın ilişkilerinin dinamiklerini ve Havza'daki üç vakaya yönelik dış politikalarını anlamaktır. Bu bağlamda, çalışmanın önemi ve özgünlüğü beş ana noktada vurgulanabilir. İlk olarak, çalışmanın kapsamlı olması, Beş Deniz Havzası'nda bölgesel hegemonya potansiyeline ve hırsına sahip üç aktörün (Türkiye, Rusya ve İran) ilişkilerini geniş bir perspektif ve teorik bakış açısıyla ele alması açısından önemlidir. İkincisi, Beş Deniz Havzası olgusunu tanımlamak, kullanımını yaygınlaştırmak ve sınırlarını belirlemek, literatürde teorik olarak yer almasına katkıda bulunmaktadır. Üçüncüsü, Türkiye, Rusya ve İran'ın dış politikaları ve ilişkilerini karşılaştırmalı vaka çalışması yoluyla incelemek, ilgili aktörlerin dış politika yönelimlerinin ardındaki nedenleri anlamaya ve bu yönelimlerin bölgesel bağlamdaki dinamiklerini ortaya çıkarmaya yardımcı olmaktadır. Dördüncü olarak, Arap Baharı sonrası dönemde Türkiye, Rusya ve İran'ın dış politikalarını açıklamak için üç analiz düzeyinde (birim, sistem, birey) Neoklasik Realizm'i teorik çerçeve olarak kullanmak, literatüre teorik olarak katkı sağlamaktadır. Türkiye, Rusya ve İran'ın Suriye İç Savaşı, Dağlık Karabağ Çatışması ve Katar Diplomatik Krizi vakalarına yönelik dış politikaları bağlamında yedi bulgu önem arz etmektedir. İlk olarak, Arap Baharı sonrası dönemde Türkiye, Rusya ve İran'ın Beş Deniz Havzası'na yönelik dış politikalarında, liderin varlığı, devletlerin nüfuzlarını artırma ve sürdürme arzusu, kimliğin etkisi, ekonomik kaygılar, kamuoyu ve medyanın etkisi ve tehdit algısı gibi ortak ara değişkenler veya devletlerin iç motivasyonları tespit edilmiştir. Öte yandan, benzer rejim türleri, çok kutuplu dış politika vizyonu ve otoriter kapasite dağılımı gibi farklı iç faktörler de bulunmaktadır. İkincisi, otoriter veya gücü merkezileştirme eğilimi olan devletlerde, lider ve devlet olguları iç içe geçmiş olduğundan, birey düzeyinde analiz ile birim düzeyinde analiz arasında ayrım yapmak zordur. Liderin algısı veya ideolojik tutumu devletin algısı ve ideolojik tutumu olarak görüldüğünden, liderin algısını ayrı bir ara değişken olarak ele almak analizde tekrara neden olmaktadır. Bu çalışma bağlamında, Türkiye, Rusya ve İran'ın Suriye İç Savaşı, Dağlık Karabağ Sorunu ve Katar Diplomatik Krizi'ne yönelik literatürdeki lider düzeyinde analizlerin sayısının birim düzeyinde analizlerin sayısından çok daha az olması ikinci bulguyu örneklemektedir. Üçüncüsü, Türkiye, Rusya ve İran'ı birbirine yaklaştıran sistemik bağımsız değişken veya uluslararası sistemin kısıtlaması, ABD'nin Beş Deniz Havzası'ndan çekilmesiyle oluşan güç boşluğudur. Bu güç boşluğu, Havza'nın etkilerini artırma arzusu içerisinde olan Türkiye, Rusya ve İran tarafından doldurulmaktadır. Dördüncüsü, Rusya ve İran'ın politikaları daha uzun vadeli stratejilere sahipken, Türkiye, Rusya ve İran'dan daha taktiksel davranmaktadır. Türkiye'nin taktiksel tavrının, Osmanlı İmparatorluğu'ndan bu yana Doğu ve Batı arasında sürdürdüğü geleneksel dengeleme politikasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu dengeleme politikası ve dolayısıyla kısa vadeli taktiksel politika sayesinde Türkiye, Beş Deniz Havzası'nda Rusya ve İran ile uyum içinde olmaya ve çatışmadan kaçınarak ilişkiler kurmaya devam etmektedir. Beşincisi, Beş Deniz Havzası'ndaki krizler, Türkiye, Rusya ve İran'ın bir platformda bir araya gelme pratiği olarak tanımlanan diplomatik ilişkilerini iyileştirmektedir. Hepsi arabulucu rolünü üstlenmekte ve arabulucu rolünü oynayarak, diplomatik ilişkilerini iyileştirirken Havza'daki etkilerini artırmaya veya korumaya çalışmaktadır. Altıncı olarak, Suriye İç Savaşı ve Dağlık Karabağ Çatışması'nda, Türkiye, Rusya ve İran için en az dört ara değişken tespit edilirken, Katar Diplomatik Krizi'nde üç devlet için iki ara değişken tespit edilmektedir. Yedinci olarak, Arap Baharı sonrası dönemde, üç devletin, Beş Deniz Havzası'ndaki krizlerden ekonomik olarak faydalandıkları sürece, çatışmayı önleyerek ilişkilerini sürdürdükleri söylenebilir. Üç aktör, Havza'daki etkilerini artırma ve sürdürme arzusuna sahiptir, ancak aynı zamanda ekonomik kaygılarını önceliklendirmektedir. Bu arzunun nedeni, imparatorluk geçmişlerine ve Havza'daki ülkelerle olan tarihi, kültürel ve hatta ekonomik bağlarına dayanmaktadır. Ekonomik kaygılarını önceliklendirmeleri, onları çatışmadan uzak tutmaktadır.
Author
Dr. Doğuş Sönmez
Institution
How to Cite
Doğuş Sönmez (Doktora Tezi). Understanding the foreign policies of Türkiye, Russia and Iran in the Five Seas Basin during the post-Arab Spring period, 2025, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
