DoctorateOpen Access

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları ve Türk Anayasa Mahkemesi kararları ışığında seçilme hakkı

2025
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Demirhan Burak Çelik

Abstract (TR)

1982 Anayasası'nın 67. maddesinde güvence altına alınan seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 Nolu Ek Protokol'ün 3. maddesinde düzenlenen serbest seçim hakkına kıyasla daha geniş bir düzenleme alanına sahiptir. Sözleşme, seçilme hakkını yasama organı ve yasama faaliyeti gerçekleştiren meclislerin seçimleri ile sınırlamışken; Anayasa seçilme hakkını daha kapsamlı bir şekilde tüm seçimler için koruma altına almıştır. Anayasalarda temel hak ve hürriyetlerin geniş bir şekilde düzenlenmesi, siyasal sistemlerin tümünde demokrasinin varlığı için zorunludur. Ancak, gerçekten de demokrasiden bahsedebilmek için bu hak ve hürriyetlerin sadece anayasalarda yer alması yeterli değildir. Bu hak ve hürriyetlerin aynı zamanda etkili bir şekilde korunmaları gereklidir. Aksi durumda, bu haklar, görünürde haklar olmanın ötesine geçemeyeceği için etkin bir biçimde kullanılamayacaklardır. Demokratik rejimlerde yönetim yetkisinin kaynağı, dolayısıyla meşruiyetin temeli seçimlerdir. Bu nedenle çok partili demokrasilerde milletvekili genel seçimlerinin amacı, ilk olarak, belirli bir süre için ülkeyi hangi partinin veya partilerin yöneteceğini, diğer bir ifadeyle, hükümeti hangi partinin veya partilerin kuracağını; hangi partinin veya partilerin muhalefet olarak denetim işlevini yerine getireceğini tespit etmektir. İktidarın seçimle el değiştirmesi, demokrasinin sadece bir boyutudur. Demokrasinin asıl koruduğu değer, insan haklarıdır. "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları ve Türk Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Seçilme Hakkı" başlıklı bu tez, "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Anayasa Hukukunda Seçilme Hakkının Normatif Çerçevesi" ve "AİHM ve AYM Kararlarında Seçilme Hakkının Sınırlandırılması" başlıklı iki bölümden oluşmaktadır. Bu kapsamda, her iki mahkeme içtihatları da incelenmiş, seçilme hakkına dair hukuki ihtilaflar ve uygulamadaki eksiklikler belirlenmeye çalışılmıştır. Böylelikle, demokratik hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Tezde elde edilen bulgular ve değerlendirmeler sonucunda şu temel tespitlere ulaşılmıştır: Birincisi, AYM'nin norm denetimi kararlarında, Anayasa'nın 67. maddesinde düzenlenen seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkına ilişkin güvencelerin herhangi bir seçim türü ayrımı yapmadan tüm seçimleri kapsayacak şekilde uygulandığı görülmektedir. Buna karşın, bireysel başvuru kararlarında AYM'nin seçilme hakkının kapsamını yalnızca yasama organı seçimleriyle sınırlaması, kendi içinde tutarsızlık oluşturmakta ve hakların korunması bakımından sorunlu bir duruma yol açmaktadır. Norm denetiminde daha geniş bir kapsam benimseyen AYM'nin, bireysel başvurularda kendi yaklaşımını daraltması, Anayasa'nın tanıdığı güvenceleri tam olarak yansıtmamaktadır. İkincisi, Türkiye'de uygulanan seçim barajı, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkeleri arasında denge kurulması amacıyla benimsenmiştir. Ancak yüzde on düzeyindeki ülke barajı, Avrupa standartlarının oldukça üzerinde olması nedeniyle eleştirilmekteydi. Üçüncüsü, Seçim kampanyalarında medyaya erişim ve medyada temsil, seçilme hakkının etkin kullanımı açısından hayati öneme sahiptir. Mevcut düzenlemeler, yalnızca seçime kısa bir süre kala propagandaya ilişkin kuralları belirlemektedir. Dördüncüsü, Anayasa'nın 69. maddesinin dokuzuncu fıkrasında düzenlenen beş yıl süreyle siyasi yasak uygulaması, seçilme hakkına orantısız bir müdahale oluşturabilmektedir. Bu yasağın, kişilerin eylemleri arasında bir derecelendirme yapılmaksızın uygulanması, seçilme hakkına orantısız bir müdahaledir. Beşincisi, Anayasa'nın 76. maddesinde düzenlenen milletvekili seçilme yeterliliğine ilişkin şartlar, seçilme hakkının doğal sınırlarını oluşturmaktadır. Ancak bu maddede yer alan "affa uğramış olsalar bile" ibaresi, seçilme hakkına süresiz bir sınırlama getirme riski taşımaktadır. Altıncısı, yasama dokunulmazlığı ile seçilme hakkı arasındaki yakın ilişki, özellikle tutuklu milletvekili sorununda belirgin hale gelmiştir. Anayasa'nın 14. maddesindeki durumların dokunulmazlık kapsamı dışında tutulmasına ilişkin hüküm, AYM tarafından belirsiz ve öngörülemez bulunmuştur. Bu belirsizlik, milletvekillerinin seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının kullanılmasında önemli sınırlamalara yol açmıştır. Milletvekilleri, görevlerini yerine getirirken seçmenin iradesini temsil etmektedirler. Bu temsilin en sağlıklı şekilde gerçekleşebilmesi, seçilme hakkına yönelik her türlü müdahalenin, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle uyumlu, orantılı ve öngörülebilir olmasına dayanır. Seçilme hakkına yönelik her müdahale, aynı zamanda seçmenlerin tercihlerine ve demokratik katılım haklarına da müdahale anlamına gelmektedir. Bu nedenle, seçilme hakkının korunması, demokratik toplumun ve hukuk devletinin sağlıklı işleyişi için vazgeçilmez bir gerekliliktir. Anahtar Kelimeler: Seçilme Hakkı, Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkı, Yasama Dokunulmazlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi

Author

Dr. Hilal Kalyoncu Koç

How to Cite

Hilal Kalyoncu Koç (Doktora Tezi). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları ve Türk Anayasa Mahkemesi kararları ışığında seçilme hakkı, 2025, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University