Batı'da, Osmanlı İmparatorluğunda ve Türkiye'de aydın kavramının gelişimi: 1750-1950
2011
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Nazım İrem
Özet (TR)
Batı ile Osmanlı/Türkiye özelinde aydınların gelişimini karşılaştırdığımız bu çalışmada, aydının devletin karşısında takındığı tavrın, zamanla orta sınıfların güçlü bir şekilde kendine yer bulduğu ülkelerde olumlu karşılık bulduğu ve mutlakıyetçi devlet yerine, orta sınıfların hükümranlığında ortaya çıkan burjuva/kapitalist devletin gelişmesi ve burjuvanın, yani orta sınıfların özel çıkarlarının tüm toplumun iyiliği için genel çıkar olarak görülmesi işlevini yerine getirmekle sonuçlandığı görülmüştür. Orta sınıfların güçlü olduğu toplumlarda zaman içinde diğer sınıfların da ses çıkarmaya başladıkları, özellikle Fransa ve İngiltere örneklerinde incelenmiştir. Fransa'da önce orta sınıfların çıkarlarını savunarak ses getiren aydınların, Dreyfus olayı ve takip eden süreçte işçi sınıfı gibi sınıfların da güçlenmesiyle birlikte önce sınıfların aydınları, nihayetinde Sartre örneğinde görüldüğü üzere, evrensel aydına doğru ivme kazanan hüviyetlerinin gelişim süreci takip edilmiştir. Öte yandan, İngiltere'de devletin kendisinin burjuvalaşma/orta sınıflaşma sürecine fırsat vermesi ve iktidarı kendiliğinden paylaşması neticesinde, devrimden ziyade reforma önem veren bir aydın grubun örgütlenişi görülmüştür. Bu aydın grup, reform ihtiyacına yanıt veren söylemleri ve eserleriyle, kamusal alanı da gayet olumlu bir şekilde kullanarak, İngiltere'de oldukça verimli ve etki sahibi bir grup olmayı başarmışlardır. Almanya'da ise durum, orta sınıfların devlet tarafından yaratılma çabası ve ana akım devlet yönetim şekli olan Kameralizm'in etkisi sonucunda, aydınların devlet ve millet için, dolayısıyla Alman ulusu için söylemler geliştiren milliyetçi/ulusalcı bir tavır içinde olmalarına sebep olmuştur. Sınıfların aydını güçlenirken karşısında ulusçu/milliyetçi bir tavır sergileyerek ayakta duran Alman aydınları, 20. yüzyılın ilk yarısı için önemli bir özgünlüğü de temsil etmektedirler.Tüm bu gelişmeler ışığında Osmanlı'ya ve 1923-1950 arası Cumhuriyet dönemine baktığımızda, orta sınıfların eksikliğinden kaynaklanan kadük bir Osmanlı aydın tabakasıyla karşılaşırız. Devlet tarafından desteklenen, hatta önemli ölçüde devlet kadrolarında yer alan Osmanlı ve Cumhuriyet aydınları, çağdaşları olan Batılı aydınlar gibi, okuma salonlarını, cemiyetleri, gazeteleri, dergileri ve diğer unsurları okuyan kamuya ulaşmak için kullanmayı ihmal etmemişler; ancak okuyan kamu da kendileri gibi bürokrat, asker, tercüman ve/veya öğrencilerden müteşekkil olduğundan; diğer bir deyişle, iktidara talip olan bir orta sınıf/burjuvayı muhatap olarak bulamadıklarından, devletin daha iyi nasıl yönetilebileceği ve var olan durumun nasıl iyileştirilebileceği ile ilgili söylemlerini genelde daha az radikal bir tutum içinde dile getirmek zorunda kalmışlardır. Nihayet, Cumhuriyet ile beraber iktidarı ele geçirip, yeni devleti de kurma şansına erişmiş olan bu sınıf, bunu yaparken geçmişi ve geleneksel olanı topyekun inkar yo1una gitmiştir. Öte yandan, orta sınıflaşmayı yaratmaya çalışan genç Cumhuriyet'in bunu başarması ve beraberinde sınıfların aydınlarının ortaya çıkması ancak 1950'den sonraki zamanda olacaktır.
Yazar
Evren Altınkaş
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Evren Altınkaş (Doktora Tezi). Batı'da, Osmanlı İmparatorluğunda ve Türkiye'de aydın kavramının gelişimi: 1750-1950, 2011, Dokuz Eylül University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Dokuz Eylül University tezlerinden daha fazlası
- Açık plan ofislerde konuşma anlaşılırlığı parametrelerinin analizi(2021)
- Urla bölgesi kırsal mimari mirasının karakteristikleri ve koruma sorunları(2019)
- AFAD gönüllülük sisteminin etkin müdahale açısından analiz(2020)
- Mars habitatlarının yapısal açıdan irdelenmesi(2022)
- 21. yüzyıl postmodernizmi bağlamında çevresel grafik tasarım ve kamusal enstalasyon(2022)
- Muâviye b. Ebî Süfyân'a yöneltilen eleştiriler(2019)
