Master'sOpen Access

Birinci Meclis Döneminde siyasal rejim ve yürütme erki 1920-1923

2013
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Rıdvan Akın

Abstract (TR)

Genel olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Birinci Dönemi'ni ele alan bu çalışma, özünde 1920-1923 yılları arasında TBMM Hükümeti'ni konu edinmiştir. Çünkü Birinci Meclis dönemi siyasi, tarihi ve hukuki olarak incelenmiştir; ancak TBMM Hükümeti hakkında çok az sayıda çalışma vardır. Özellikle TBMM Hükümeti'nin aldığı ve uyguladığı kararlar derli toplu olarak hiç incelenmemiştir. Bu çalışmada ilk olarak, TBMM'nin kuruluşu ve TBMM Hükümeti'nin nasıl ortaya çıktığı açıklanmıştır. İcra Vekilleri Heyeti denilen on bir kişilik kurulun, meclis üstünlüğü ve kuvvetler birliği ilkelerini benimseyen TBMM'nin hukuki ilişkisi açıklanmıştır. Bu hukuki ilişkideki değişikler ele alınmıştır. Ardından, teze özgünlüğünü kazandıran bölüme geçilmiştir. Bu bölümde, İcra Vekilleri Heyeti'nin 1920-1923 yılları arasında çıkardığı kararnameler, nizamnameler ve talimatnameler konularına göre incelenmiştir. Böylelikle, Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin, hangi anayasal nitelikteki kaynaklara dayanarak, nasıl bir siyasi ve hukuki mücadeleden geçtiği açıklanmıştır. Bu mücadele sürecinde ve sonucunda TBMM adına yürütme gücünü kullanan İcra Vekilleri Heyeti'nin hangi ihtiyaçlara ne gibi çözümler bulduğu tespit edilmiştir. Yeni bir devletin kurucusu, aynı zamanda kurtuluşu da gerçekleştiren Birinci Dönem TBMM Hükümeti'nin, kamu hukuku açısından değerlendirmesi yapılmıştır. TBMM nasıl bir siyasal düzlemde kurulmuştur? 23 Nisan 1920'de Meclis'in kuruluşundan hemen sonra, 24 Nisan 1920'de, Mustafa Kemal Paşa hükümet kurulması için Meclis'e bir önerge sunmuştur. Bu önergede, önce ülkenin içinde bulunduğu siyasal koşullar tespit edilmiştir. Bu koşullardan kurtulabilmenin koşulu, hükümet oluşturmak olarak açıklanmıştır. Hükümet kurulmazsa TBMM amacına ulaşamayacaktır. Son Osmanlı Meclisi Mebusanı'nın kapatılmasından sonra bütün Anadolu'ya yayılan, yerel ve bölgesel kongrelerde belirlenen amaca ulaşılamayacaktır. En son tek merkeze, TBMM'ye taşınan kurtuluş amacı gerçekleşemeyecektir. Türk Kamu Hukuku'nun temelini atan, egemenliğin kaynağını değiştirerek o döneme kadarki anayasal sistemi değiştiren bu önergede şu esaslar yer almıştır: . Hükümet kurmak zorunludur. . Hilafet ve saltanat makamı her türlü dış etkilerden kurtarılmalıdır. Daha sonra bu makamlar, Meclisin belirleyeceği yasalar çerçevesinde yerini almalıdır. . Meclis, sadece denetleyen bir yasama organı olarak kalmamalıdır. Bütün milli işlere doğrudan doğruya bizzat el koymalıdır. . Yürütme işleri için meclisin kendi içinden seçeceği vekiller görevlendirilmelidir. Meclise karşı vekillerin her biri ayrı ayrı ve birlikte sorumlu olmalıdır. Yasama ve yürütme TBMM'de toplanmıştır. Peki, yargı yetkisi? Yargı yetkisi de TBMM'nindir. Asker kaçaklarını yargılamak için kurulan İstiklal Mahkemeleri, Meclis içinden seçilen heyetler halinde çalışmıştır. Meclis, af konusunda kendisini yetkili görmüştür. Özellikle milletvekilleri ile ilgili iddialarda yargılama kurulları oluşturmuştur. Konumuz açısından TBMM Hükümeti'nin yargısal işlemleri de önemlidir. Örneğin, Sivas'ta bir temyiz mahkemesi kurulmuştur. Çalışmanın özünü oluşturan TBMM Hükümeti'nin kamu hukuku açısından önemli görülen kararlarını anmak bu özet açısından en önemli kısım olacaktır. TBMM Hükümeti'nin aldığı ilk kararlar, kendi meşruiyetini ve güvenliğini sağlamaya yöneliktir. Meşruiyet ve güvenlik sağlandıktan sonraki düzenlemelerin konusu çok çeşitlidir. Adli, askeri, idari düzenlemeler başta olmak üzere eğitim, sağlık ve ekonomi alanlarında da birçok karar alınmıştır. Öncelikle İstanbul Hükümeti'nin egemenliğini bertaraf edecek adımlar atılmıştır. Aynı zamanda güvenlikle ilgili kararlar da verilmiştir. Bu doğrultuda, alınan ilk karar İstanbul Hükümeti ile her türlü haberleşmenin yasaklanmasına ilişkindir. Bu kararla, İstanbul'dan gelen resmi yazıların ve yayınların iade edilmesi emredilmiştir. Bu nedenle de telgraf ve telefon haberleşmesi ve mektuplar üzerinde sıkı denetim uygulanmıştır. Buna uymayanlar hakkında vatana ihanet suçlamasıyla soruşturma başlatılacağı uyarısında bulunulmuştur. Her ilde haberleşme sansür merkezleri oluşturulmuştur. Haberleşme dili sadece olarak sadece Türkçe kabul edilmiştir. Yabancı dilde haberleşme ise sadece Fransızca kabul edilmiştir; ancak bu da istisnai hallerde uygulanabilecektir. Bu denetimin tek istisnası Meclis'e ait postalar olmuştur. Casusluk faaliyetlerini engellemek için şifreli haberleşme yapılmasına karar verilmiştir. Ancak bu şifreler, sadece yetkili kişilere verilmiştir. İlk kararlardan biri de güvenliğin sağlanması için genel seferberliğin devam ettiği hakkında karardır. Bu karar, olağanüstü bir dönemin gerekli kıldığı bir karardır. Bu nedenle, birçok yerde İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve sıkıyönetim ilan edilmiştir. Özellikle kamu düzeninin ciddi bir şekilde sarsıldığı yerlerde, sıkıyönetim uygulaması uzun süre devam etmiştir. Bu dönemde çıkan başkaldırılar, bu türden bir uygulamayı zorunlu kılmıştır. İşgal altında kalan yerlerle ilgili birçok düzenlemeye gerek duyulmuştur. Bu yerlerde görülmekte olan davalara ait dosyalarla ilgili kararlar verilmiştir. Yine işgal altındaki bölgelerden -özellikle İstanbul ve İzmir'den- gelen memurların hangi koşullarla, nerede görevlendirileceği düzenlenmiştir. İşgal nedeniyle oluşan maddi zararlara ilişkin kararlar da verilmiştir. TBMM, kuruluşundan sonra düzenli ordu oluşturmak istemiştir. Düzenli ordu kurulana kadar işgallere karşı direniş temel itibariyle, Müdafaa-i Hukuk örgütleri ve onun askeri gücü olan Kuvayı Milliye tarafından gerçekleştirilmişti. Kuvayı Milliye esas itibariyle, eşraf tarafından maddi olarak desteklenen bir gerilla gücüydü. Bunlar içinde bazı kuvvetler sayıca dikkat çekecek kadar önemliydi. Bu birlikler milli amaca yönelik ciddi yararlıklar göstermekteydiler; ancak zaman zaman hukuk dışı fiili durumlar yaratmaktan da çekinmiyorlardı. Hatta ilerleyen zamanlarda Kuvayı Milliye'nin bazı tutumları açıkça keyfiliğe kadar vardırılmıştı. xxiv Bunun üzerine TBMM Hükümeti, Kuvayı Milliye üyelerinin işledikleri suçlarla ilgili son derecede önemli bir kararname yayınladı. Buna göre Kuvayı Milliye güçleri düzenli ordu mensubu olmasalar bile asker gibi muamele göreceklerdi. Suç işlemeleri halinde askeri mahkemelerde yargılanacaklardı. Zaten bir süre sonra, Hükümet, Kuvayı Milliye birliklerini düzenli orduya bağlama kararı verecekti. Bunun dışında kalan silahlı güçlerin işlemiş olduğu suçlar ise olağan mahkemelerin yetkisi alanında olacaktı. Önemli bir karar da tehcir suçlarına ilişkindir. Osmanlı Hükümeti, İtilaf Devletleri'ne tehcir suçlularını yargılama ve cezalandırma taahhüdünde bulunmuştu. Osmanlı Devleti, bu tutumun barış masasında Osmanlı Hükümeti'ne iyi muamele edilmesine olanak sağlayacağını tahmin etmekteydi. Bu amaçla adil yargılama yapılmadan suçlananlar olmuştu. TBMM Hükümeti, suçlulukları ispatlanmamış sanıkların tehcir yargılamalarının tutuksuz devamına karar vermiştir. Başka bir kararla, bazı hükümlülerin cezalarını ziraat işlerinde çalışarak çekmeleri düzenlenmiştir. Asker ihtiyacından dolayı da askerliğini yapmamış olanların cezaları ertelenmiştir. Bir başka karar da Zonguldak kömür madeninde çalışan işçilerin askerlik görevlerinin ertelenmesi hakkında alınmıştır. Hatta öğretmenlerin askerlik görevlerinin ertelenmesi de dönemin olağanüstülüğüne rağmen eğitime verilen önemi göstermektedir. Alınan birçok kararla, adli bürokrasi de her anlamda yeniden düzenlenmiştir. Yargıç ve savcıların atanmaları, meslekte yükselmeleri Ankara Hükümeti Adliye Vekâleti tarafından yeniden düzenlenmiştir. Adliye memurlarının kadrosunun atanma ve özlük hakları da ayrıca düzenlenmiştir. Özellikle seçimleriyle ilgili nizamnameler çıkarılmıştır. Avukatlık mesleği ile ilgili düzenlemeler de yapılmıştır. Kimlerin, hangi koşullarla dava vekâleti ve ruhsat alabilecekleri düzenlenmiştir. Resmi Gazete çıkarılması kararı ile TBMM tarafından çıkarılan bütün kanunların, kararların ilan edilmesi sağlanmıştır. TBMM egemenliğini ilan eden ve eski rejimin kalıntılarını ortadan kaldıran kararlar da verilmiştir. Örneğin, arazi senetlerine, pasaportlara "TBMM Hükümeti" ibaresinin yazılması ve saltanat ibarelerinin kaldırılması hakkında kararlar verilmiştir. Kurtuluş Savaşı başarıya ulaşınca, savaşa katılanlara İstiklal Madalyası verilmesi kararlaştırılmıştır. Hatta bu madalyanın iki yüzünde nasıl bir resim olacağı da karara bağlanmıştır. Sağlıkla ilgili olarak, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için bir düzenleme yapılmıştır. Sıhhiye Vekâleti'ne bağlı laboratuarlarca alınacak ücret ve bedeller belirlenmiştir. Çalışma yaşamıyla ilgili olarak da kararlar verilmiştir. Öğle tatili uygulaması buna örnektir. Memurların çalışma saatleri de düzenlenmiştir. Bütün bu araştırmanın sonucu olarak varılabilecek en kesin yargı, Birinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, Türk Kamu Hukuku'nun temelini oluşturduğudur. Bir yandan kurtuluş mücadelesi verilirken bir yandan da başta anayasal olmak üzere hukuki düzenlemelerle yeni bir devlet yaratılmıştır. TBMM xxv Hükümeti, bu yeni devletin lokomotifi görevini görmüştür. Bu dönemin en önemli özelliği ise hukuka sıkı sıkıya bağlı bir yönetim anlayışının sergilenmesidir. TBMM ve Hükümeti'nin bunu başarabilmesinin nedeni ise TBMM'nin haklı mücadelesinin ona yüklediği meşru görevdir

Author

Dr. Sinem Şirin

How to Cite

Sinem Şirin (Yüksek Lisans Tezi). Birinci Meclis Döneminde siyasal rejim ve yürütme erki 1920-1923, 2013, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University