Biyoçeşitliliğin korunmasında öncelikli alanların (sıcak-noktaların) belirlenmesi: Anadolu Diyagonali'nin Güneyi
2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Mustafa Taner Şengün
Abstract (TR)
Bu çalışma, Türkiye'de Anadolu Diyagonali'nin güneyinde biyoçeşitliliği koruma önceliklerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bölge, dünya biyoçeşitliliği bakımından en önemli sıcak noktalarından biri olarak kabul edilmekte olup, yüksek tür çeşitliliği ve endemizme sahiptir. Ancak, habitat parçalanması, iklim değişikliği, insan faaliyetleri ve yetersiz koruma önlemleri nedeniyle ciddi bir düzeyde tehdit altındadır. Mevcut koruma çabaları genellikle erişilebilirliği az olan sulak alanlar ve ormanlık habitatlara odaklanmakta olup en yüksek antropojenik baskı altındaki alanları yeterince kapsamamaktadır. Bu durum, Türkiye'nin biyolojik çeşitliliği koruma stratejilerindeki önemli bir boşluğu vurgulamaktadır. Çalışmada biyoçeşitliliğin genel tanımı ve habitatları oluşturan abiyotik unsurlarla ilişkileri ele alınarak koruma çalışması için teorik bilgiler sağlanmıştır. Biyoçeşitlilik unsurlarından her birinin ekosistem hizmetleri, ekonomik katkıları, iklim değişikliğiyle mücadele, gıda güvenliği, sağlık ve tıp, kültürel ve estetik değerler ile bilimsel araştırmalar açısından hayati bir öneme sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, biyoçeşitliliğin korunmasının yalnızca ekolojik dengeyi sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda insan refahı ve sürdürülebilir kalkınma için de kritik olduğu belirtilmiştir. Araştırmanın problemleri arasında, bölgenin hızlı biyoçeşitlilik kaybı ve mevcut koruma metodolojilerinin yetersizliği yer almaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, bölgedeki biyoçeşitliliği koruma stratejilerini geliştirmek için öncelikli alanları belirlemektir. Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), uzaktan algılama (UA) ve yapay zeka (YZ) gibi ileri teknolojik yöntemler, Çevresel Baskı, Durum ve Tepki (PSR) Modeli kapsamında entegre edilmiştir. Bu entegrasyon, koruma önceliklerinin daha etkin belirlenmesine olanak tanıyarak, çevresel değişikliklere karşı stratejik tepkilerin formüle edilmesini sağlamaktadır. Araştırma, yenilikçi ve etkili koruma stratejileri geliştirmeyi hedefleyerek, sınırlı koruma kaynaklarının maksimum verimlilikle kullanılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. CBS, uzaktan algılama ve yapay zeka teknolojilerinin entegrasyonu, koruma alanlarının tespitinde büyük bir doğruluk ve hassasiyet sağlamıştır. Bu teknolojiler, biyoçeşitliliğin korunması için kritik alanların belirlenmesinde ve mevcut kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasında önemli bir rol oynamıştır. Çalışmada kullanılan çevresel baskı, durum ve tepki modeli, bu teknolojilerin entegrasyonuyla birlikte, koruma stratejilerinin geliştirilmesinde bilimsel bir temel oluşturmuştur. Bu model, biyoçeşitlilik üzerindeki baskıları, mevcut durumu ve koruma tepkilerini kapsamlı bir şekilde analiz ederek, biyoçeşitliliğin korunması için en etkili stratejilerin belirlenmesine olanak tanımıştır. Araştırma bulguları, insan faaliyetlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki baskısının doğal baskılardan daha büyük olduğunu göstermektedir. İnsan baskılarının %75, doğa baskılarının %25 oranında önemli bulunması, koruma stratejilerinin geliştirilmesinde insan kaynaklı baskıların minimize edilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu durum, özellikle kentleşme, tarım, kerestecilik ve rekreasyon faaliyetlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için sürdürülebilir uygulamaların teşvik edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Durum kriterleri arasında ekosistem kriterlerinin tür kriterlerine göre daha yüksek ağırlıklandırılması (%67'ye %33), ekosistemlerin korunmasının türlerin korunmasında temel bir rol oynadığını göstermektedir. İklim elemanlarının (sıcaklık ve yağış) ve topoğrafyanın heterojen yapısının biyoçeşitlilik üzerindeki önemli etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, iklim değişikliği ve arazi kullanımı değişikliklerinin ekosistemler üzerindeki olası etkilerini değerlendirmede önemlidir. Tepki kriterleri, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem bozulmasına karşı koymayı amaçlayan faaliyetleri kapsamaktadır. Bu kriterler arasında eğitim, toplumsal farkındalık ve yasal düzenlemeler gibi unsurlar yer almaktadır. Eğitim, biyoçeşitliliğin korunması için kritik öneme sahip olup, çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilir uygulamaların teşvik edilmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Yasal düzenlemeler ise, biyoçeşitliliği koruma çabalarının uygulanabilirliğini ve etkinliğini sağlamada kritik bir bileşen olarak kabul edilmiştir. Eğitim kriterinin %41, yasal düzenlemelerin %33 ve koruma alanlarının %26 oranında önemli bulunması, biyoçeşitlilik koruma çabalarının sürdürülebilirliği için toplumsal farkındalığın artırılması ve güçlü yasal çerçevelerin sağlanmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz Bölgesi ve Anadolu Diyagonali'nin güneyindeki biyoçeşitliliğin korunması için öncelikli alanları belirlemede önemli bir adım atmıştır. Çevresel baskı, durum ve tepki modeli, biyoçeşitliliği koruma çabalarını daha hedefli ve etkin hale getirmek için gerekli bilimsel temeli sağlamaktadır. Bölgenin geniş coğrafi ve ekolojik özellikleri göz önüne alındığında, bu çalışma, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması için önemli bir rehber sunmaktadır. Araştırmanın bulguları, biyoçeşitlilik kaybını en aza indirmek ve ekosistem hizmetlerini sürdürülebilir kılmak için kritik alanların belirlenmesi ve korunmasına yönelik stratejilerin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın sonuçları, hem akademik literatüre hem de pratik koruma çalışmalarına önemli katkılar sağlamaktadır. Ayrıca, çalışma, benzer zorluklarla karşı karşıya olan diğer biyoçeşitlilik sıcak noktalarında da uygulanabilecek ortak bir model sunarak, koruma bilimi alanına önemli bir katkı sağlamayı hedeflemektedir. Nihayetinde çalışmanın, uzun vadeli çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik daha geniş bir hedefe de katkıda bulunması beklenmektedir. Bu çalışmanın bulguları, koruma önceliklerinin belirlenmesinde sosyo-ekonomik faktörlerin de dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. İnsan faaliyetlerinin ve habitat parçalanmasının biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri, bölgenin ekolojik ve sosyo-ekonomik bağlamına uygun koruma alanlarının tespit edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bölgesel dinamiklerin ve yerel toplulukların ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması, koruma stratejilerinin etkinliğini arttırmaktadır. Bu bağlamda, kentleşme, tarım, kerestecilik ve rekreasyon gibi insan faaliyetlerinin biyoçeşitlilik üzerindeki baskısını azaltmak için sürdürülebilir uygulamaların teşvik edilmesi gerekmektedir. Arazi kullanım planlamasında biyoçeşitlilik korunmasına yönelik hassas bölgelerin belirlenmesi ve bu bölgelerde insan faaliyetlerinin sınırlandırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Biyoçeşitlilik, Anadolu Diyagonali, Koruma, Mekansal Analiz, Sürdürülebilirlik, Çevresel Durum, Baskı ve Tepki Modeli.
Author
Enes Karadeniz
Institution
How to Cite
Enes Karadeniz (Doktora Tezi). Biyoçeşitliliğin korunmasında öncelikli alanların (sıcak-noktaların) belirlenmesi: Anadolu Diyagonali'nin Güneyi, 2024, Fırat University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Fırat University
- Bütünleşik pazarlama iletişimi aracı olarak sosyal medyanın kullanılması(2018)
- Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin doğuşu ve XVII. yüzyıl Endonezyası'nda yükselişi(2013)
- Doğu Anadolu fay zonu'nun Doğanyol (Malatya) ile Çelikhan (Adıyaman) arasındaki gerilme durumunun incelenmesi(2020)
- Fuzûlî'nin Türkçe Divân'ında renklerin kullanımı(2013)
- Yavuzeli (Gaziantep) çevresinde yüzeyleyen volkanik kayaçların petrografik ve jeokimyasal özellikleri(2014)
- Hizbu't-Tahrir ve Ercümend Özkan'ın siyasi ve dini görüşleri(2008)