Çocuklarda duodenogastrik reflü hastalığı ve kabızlık tedavisine yanıtının prognozla ilişkisi
2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Aygen Yılmaz
Özet (TR)
DGR; duodenumda bulunan alkali özellikli safra, pankreas ve ince barsak sekresyonlarının mideye geri kaçışı olarak tanımlanmaktadır. Fizyolojik olarak duodenum içeriği beslenme sonrasında, uyku esnasında ve sabah açlık anında; az miktarda ve kısa süreli mideye geri kaçabilir. Ancak fazla miktarda ve uzun süreli DGR sonucunda, duedonumdaki sekresyonlar mide mukozasında hasar ve enflamasyon oluşturur. Midedeki hasara safra asitlerinin, pankreas enzimlerinin ve ince barsak sekresyonlarının birlikte sebep olduğu düşünülmektedir. Bu hasara bağlı bulantı, kusma, karın ağrısı gibi semptomların oluşmasına ve mide mukozasında gastrit, ülser, metaplazi, karsinom gibi patolojik durumların oluşmasına DGRH denir. DGRH tanısı için altın standart yoktur ancak endoskopide görülen gastrik mukozal eritem, erozyon, ülser ve midede duodenum sekresyon içeriği ile bol safra havuzu varlığı tanı için yardımcıdır. Yetişkinlerde en sık etiyolojik neden geçirilmiş operasyonlardır. Ancak çocuklarda en sık etiyolojik neden olarak primer DGRH görülmektedir. Çocuklarda DGRH hakkında kısıtlı veri bulunmaktadır ve tedavisinde standart bir yaklaşım yoktur. Bu çalışmada; anti-asit tedaviye dirençli reflü semptomları nedeniyle başvuran ve üst GİS endoskopi ile DGRH tanısı alan 91 çocuk hasta değerlendirilmiştir. Bu hastalarda DGRH'nın risk faktörlerini ve etiyolojisini değerlendirmek üzere hastaların demografik özelliklerini (cinsiyet, yaş, kilo, boy, kilo-boy persentilleri, akrabalık, aile öyküsü, beslenme özellikleri, dışkılama özellikleri), klinik bulgularını ve prognozla ilişkili faktörlerini inceledik. Çalışmamızdaki hastaların 59'u (%64,8) kız, 32'si (%35,2) erkekti. Hastaların yaş ortalaması 14,12±2,91 olarak gözlendi. Çalışmamızda, kız cinsiyet ve adolesan yaş grubunda DGRH'nın daha sık olduğu gözlenmiştir. Hastalar tedavi şekillerine göre iki gruba ayrılarak karşılaştırılmıştır. Tedavisinde UDKA ve sükralfat kullanılanlar Grup 1 olarak belirlenirken; UDKA, sükralfat ve Macrogol 3350 kullanılanlar Grup 2 olarak belirlendi. Tedavi sonrası hastaların semptomları ve klinik evrelemesi değerlendirilmiştir. Tüm hastalar değerlendirildiğinde iki grubun da tedavi sonrasında epigastrik ağrı/yanma, bulantı, kusma, hazımsızlık, kabızlık, iştahsızlık ve kilo kaybı şikayetlerinde istatiksel anlamlı bir azalma gözlendi. Gruplar arasında tedavi şekline göre yapılan karşılaştırmada, klinik evre skor değişimleri arasında anlamlı bir fark saptanmadı. Ancak Macrogol 3350 kullanılan Grup 2 hastalarında epigastrik ağrı/yanma ve kabızlık şikayetlerinde kullanılmayan gruba göre istatiksel anlamlı ölçüde azalma gözlendi. Sonuç olarak; DGRH ile ilişkili semptomların tedavisinde hastalara uygulanacak rejim içerisinde UDKA ve sükralfat tedavisine ek olarak Macrogol 3350 tercih edilmesi, hastalarda gelişen epigastrik ağrı/yanma ve kabızlık şikayetinin gerilemesine katkı sağlamakta ve hastalığın prognozuna olumlu bir etki oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Duodenogatrik Reflü, Kabızlık, Ursodeoksikolik asit, Sükralfat, Polietilen glikoller, Macrogol 3350
Yazar
Dr. Figen Karakuş
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Figen Karakuş (Tıpta Uzmanlık Tezi). Çocuklarda duodenogastrik reflü hastalığı ve kabızlık tedavisine yanıtının prognozla ilişkisi, 2023, Akdeniz University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Akdeniz University tezlerinden daha fazlası
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Migrenli hastalarda transkranial ultrasonografi yoluyla beyin dokusu değişikliklerinin incelenmesi ve depresyonla ilişkisi(2023)
