Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Çölyak Hastalığı (Gluten Sensitif Enteropati) olan hastalarımızın Marsh sınıflamasına göre değerlendirilmesi

2002
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof.dr. Benal Büyükgebiz

Özet (TR)

Çölyak hastalığı (gluten sensitif enteropati) olan hastalarımızın Marsh sınıflamasına göre değerlendirilmesi Dr. Nur ARSLAN Çölyak hastalığı (gluten sensitif enteropati), genetik olarak yatkın bireylerde, gluten içeren tahıllara hassasiyet sonucu ortaya çıkan inflamatuvar ince barsak hastalığıdır. Hastalığın tipik klinik bulguları olan diyare, karın şişliği ve büyüme geriliği genellikle ilk iki yaşta ortaya çıkar. Çölyak hastalığının tanısında, ince barsaktan alınan biyopsinin histopatolojik incelemesi altın standarttır. Antikorların tespit edilmesi ve bu antikorların glutensiz diyetle kaybolması tanıyı destekler. Klinik bulguların çok geniş bir spektrumda değişkenlik göstermesinin nedeninin ince barsaktaki hasarlanmanın derecesi olduğu belirtilmektedir. Bu çalışmanın amacı, çölyak hastalığı tanısı konulan hastalarda histopatolojik olarak tespit edilen tiplerin görülme sıklıklarının belirlenmesi ve bu tipler ile klinik ve laboratuvar bulguları arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesidir. Çalışmaya çölyak hastalığı tanısı konulmuş 26 hasta alındı. Tüm hastaların ağırlık, boy ölçümleri ve boya göre ağırlık hesaplamaları yapıldı. Hematolojik ve biyokimyasal analizler, immunglobulin A düzeyi, D-ksiloz testi yapıldı ve antiendomisyum IgA ile antigliadin (IgA ve IgG) antikorları tarandı. Tüm hastalardan intestinal biyopsi alındı. Mukozal lezyonlar Marsh sınıflamasına göre sınıflandırıldı. Tüm preparatlarda villus alanı, mitoz sayısı ve kript boyu morfometrik olarak ölçüldü. Hastaların başvuru sırasındaki yaş ortalaması 6.41±5.0 yıl (minimum: 15 ay, maksimum: 17 yıl) idi. Ondört hasta (%53.7) ishal, 11 hasta (%42.5) boy kısalığı, bir hasta (%3.8) solukluk ve halsizlik nedeni ile başvurmuştu. Başvuru sırasındaki laboratuvar analizleri incelendiğinde, 19 hastada anemi, 7 hastada alanin aminotransferaz yüksekliği, 7 hastada da hipoalbuminemi tespit edildi. Hastaların ince barsak biyopsilerinin Marsh sınıflamasına göre evrelendirilmesi ile 5 (%19.2) hastanın ince barsak bulguları Marsh 1, 21 hastanın (%80.8) histolojik bulguları ise Marsh 3 olarak tespit edildi. Marsh 3a, 3b ve 3c tiplerinde sırası ile 7, 8 ve 6 hasta bulunmakta idi. Marsh 0, 2 ve 4 evrelerinde histopatolojik bulgusu olan hasta saptanmadı. Antigliadin IgA, IgG ve antiendomisyum IgA antikor pozitifliği sırası ile, 17 (%70.8), 20 (%83.3) ve 15 hastada (%62.5) bulundu. Tip 1 lezyonu olan hastalarda 1ntiendomisyum antikoru pozitiflik oranı %75.0 iken, tip 3 lezyonu olanlarda bu oran 60.0 bulundu (p=0.513). Tip 3c lezyonu olan hastalarda pozitiflik oranı %100 idi. İki aşın altındaki ve üzerindeki hastalarda antiendomisyum antikoru pozitiflik oranı arasında anlamlı fark saptanmadı (sırası ile, %50.0 ve %66.7; p=0.634). Antiendomisyum antikoru pozitif ve negatif olan hastaların başvuru sırasındaki -aşları, antropometrik ölçümleri, D-ksiloz test değerleri, albumin ve alanin aminotransferaz değerleri arasında anlamlı fark saptanmadı. Ayrıca, bu iki grupta bulunan hastaların başvuru sırasında alınan ince barsak biyopsi preparatlarında ölçülen ortalama villus alanı, mitoz sayısı ve kript boyu değerleri arasında fark saptanmadı. Histopatolojik evre ilerledikçe villus alanının azaldığı tespit edildi (p=0.000, r=- 3.973). Benzer şekilde, histopatolojik evre ilerledikçe mitoz sayısı anlamlı derecede artmakta ve kript boyu uzamakta idi (sırası ile, p=0.000, r=0.907 ve p=0.000, -0.904). Histopatolojik olarak sınıflandırılan gruplardaki hastalarımızın başvuru yakınmaları ele alındığında, Marsh 1 grubunda hastaların 3'ünün ishal, 2'sinin boy kısalığı nedeniyle başvurduğu görüldü. Marsh 3a grubunda bu yakınmalar sırası ile 3 ve 3, ve Marsh 3b'de ise sırası ile 2 ve 6 hastada tespit edildi. Marsh 3c grubunda ise, tüm hastalar ishal yakınması ile başvurmuştu. Histopatolojik olarak sınıflandırılan gruplardaki hastalarımızın başvuru sırasındaki hemoglobin, ALT, albumin ve D-ksiloz değerleri arasında anlamlı fark saptanmadı. Sonuç olarak, çocukluk çağında çölyak hastalarının büyük bir kısmı tipik semptomlarla başvurmaktadır. Buna karşın, hastaların atipik bulgularla da başvurabileceği akla gelmeli ve duyarlı testler kullanılarak tanı konulmalıdır. Klinik olarak çölyak hastalığı düşünülen olgularda antiendomisyum antikoru negatif olsa bile ince barsak biyopsisi yapılmalıdır. İntestinal biyopside hastaların büyük kısmında parsiyel veya total villöz atrofi tespit edilmesine rağmen, daha az sıklıkla tip 1 lezyonu olan hasta da görülmektedir. Başvuru yakınmaları ve laboratuvar incelemelerinde görülen bozuklukların şiddeti ile histopatolojik evreleme arasında korelasyon tespit edilmemiştir. Anahtar kelimeler: Gluten sensitif enteropati, Marsh sınıflaması, çocuk

Yazar

Dr. Nur Arslan

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Nur Arslan (Tıpta Uzmanlık Tezi). Çölyak Hastalığı (Gluten Sensitif Enteropati) olan hastalarımızın Marsh sınıflamasına göre değerlendirilmesi, 2002, Dokuz Eylül University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Dokuz Eylül University tezlerinden daha fazlası