Master'sOpen Access

La conception de la nature et de la morale chez M. de Sade et Spinoza

2023
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Zübeyde Gaye Çankaya Eksen

Abstract (TR)

Bu araştırmanın amacı, Marquis de Sade ve Spinoza'da doğa ve ahlak anlayışının metinlerarası bir incelemesini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda Sade'ın Spinoza felsefesinden etkilenme ihtimallerini inceliyoruz. Çalışmamızın ana sorusu, Sade, Spinoza felsefesinin belirli bir okuması aracılığıyla ahlaki nihilizme varmış mıdır? Bu soruyu iki filozofun doğa ve ahlak anlayışları temelinde ayrıntılı olarak ele alınacak ve Sade'ın Spinoza'ya yaptığı doğrudan referanstan yola çıkarak felsefi söylemleri incelenecektir. İlk kısmın birinci bölümünde, iki filozof Julien Offray de la Mettrie'nin okuması aracılığıyla analiz edilmektedir, çünkü o, iki filozofla özellikle materyalizm alanında ilişkisi açıkça kurulabilecek bir filozoftur. İki filozof arasındaki muhtemel yakınlıklar materyalist öğretiler aracılığıyla tespit edilmektedir. Bu kapsamda De La Mettrie'nin, Spinoza'nın ve Sade'ın töz, eşitlik, zorunluluk ve iyi - kötü anlayışları incelenmektedir. De La Mettrie "l'homme machine" anlayışla tözü ele almaktadır. O, tek töz maddeyi ele alarak ruhu, organlarla ve sinirsel yapılarla açıklamaktadır. Benzer şekilde tek töz fikri Spinoza'da ve Sade'da bulunmaktadır. Ancak Spinoza, yöntem bakımından De La Mettrie'den farklılaşmaktadır. Spinoza, geometrik yöntemi benimsemektedir; De La Mettrie ise gözlemi kullanmaktadır. Sade ise ruh ve bedenin ayrı olamayacağını belirterek tek bir tözün olduğu savunmaktadır. De La Mettrie, eşitlik meselesi kapsamında hayvanların da insanlar gibi duyumsayabileceğini belirtmektedir. Hayvanları da insanlar gibi otomat ve mekanik bir işleyişle açıklamaktadır. İkisi arasındaki farkı ise farklı mekanik yapılarına sahip olmalarıyla açıklamaktadır. Başka bir ifadeyle maddenin farklı biçimleri olarak ele almaktadır. Bu anlamda De La Mettrie'nin canlılar arasında hiyerarşik bir yapı kurmadığı söylenebilir. Buna istinaden onun felsefesinde belirli bir eşitlik düşüncesi bulunmaktadır. Spinoza'da var olanların aynı zorunlu doğa yasasına tabi olmaları bakımından eşit olduğu söylenebilir. De La Mettrie'de maddenin farklı biçimlenmeleri bakımından farklılık bulunurken Spinoza'da karmaşıklık ve yetkinlik bakımından bir farklılık bulunmaktadır. Ona göre var olanlar, sahip oldukları karmaşıklık ve yetkinlik bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Sade'da ise varlıklar arasındaki farklılık sunumlardan kaynaklanmaktadır. Öyleyse De La Mettrie'de, Spinoza'da ve Sade'da var olanların var olmaları bakımından eşitliği tespit edilebilir. "L'homme machine" ile mekanik bir felsefe ortaya koyan De La Mettrie, insan hareketlerini de mekanizmle açıklamaktadır. Bu doğrultuda organların örgütlenmesi bakımından otomat insanın hareketlerinde zorunluluk bulunmaktadır. Dahası, De La Mettrie, Spinoza'da da benzer otomat fikrinin ve zorunluluk ilkesinin olduğunu belirtmektedir. Zorunluluk, Spinoza'da nedensellik ağı içerisinde ortaya çıkabilir. Ancak bu, organların örgütlenmesinden kaynaklanan zorunluluktan farklıdır. Sade ise, insan eylemlerini sinir sıvılarıyla, maddi ve fiziksel nedenlerle açıklamaktadır. Bunun neticesinde insan eylemlerinde bir zorunluluk olduğunu belirtmektedir. Öyle görünüyor ki bahsi geçen filozofların öğretilerinde klasik anlamda özgür irade bulunmamaktadır. Sade'da zorunluluk fikri, eylemlerin sinir sıvılarıyla açıklanması bakımından De La Mettrie'ye yakınlaşmaktadır. Eylemlerin maddi ve fiziksel nedenlerle açıklanması bakımından ise Spinoza'ya yakınlaşmaktadır. Geleneksel din eleştirisiyle birlikte De La Mettrie, iyi ve kötü kavramlarını ahlaki ilkelerle bağdaştırmaktadır. Bu ilkelerin insanların belirlediği kanunlara bağlı olduğunu belirtmektedir. Böylece o, kendi başına iyi ve kötü kavramlarının anlam taşımadığını savunmaktadır. Benzer şekilde Sade, iyi ve kötünün farklı koşullara göre değiştiğini belirtmektedir. Spinoza ise bu kavramları, tekilliklerin karşılaşmalarıyla ele almaktadır. Bu karşılaşmaların yol açtığı eylem gücündeki artış veya azalışa bağlı olan iyi – kötü kavramı bulunmaktadır. Böylece De La Mettrie'de, Spinoza'da ve Sade'da kendinde iyi ve kendinde kötü şeyin olmadığı söylenebilir. İkinci bölümde Sade'ın Histoire de Juliette romanında Spinoza'ya yaptığı doğrudan referans ele alınmaktadır. Bu kapsamda referansın yapıldığı bağlam tespit edilir. Vanini'yi ve d'Holbach'ı da anarak yaptığı bu referansta Sade, üç filozofun ilkelerinin benimsenmesini belirtmektedir. Bu bölümde, Sade'ın öğretileri incelenmektedir. O, geleneksel dinin eylemler üzerindeki kısıtlayıcı etkisinden bahsederek utanç, vicdan ve pişmanlık duygularını incelemektedir. Ona göre kültürün, coğrafyanın ve eğitimin etkisiyle bu duygular şekillenmektedir. İnsan eylemlerinde, insanın yaşadığı bölgedeki yazılı ve sözlü yasalarına uymadığı takdirde pişmanlık ortaya çıkmaktadır. Sade'da pişmanlık, eylemin kendisinden kaynaklanmamaktadır. Bir eylem "suç" olarak tanımlansa dahi doğada herhangi bir eylem suç teşkil etmemektedir. Bu nedenle kanunlar ve dinler pişmanlık duygusunun temelini oluşturmaktadır ve insanı zevkleri peşinden gitmesini engellemektedir. Bu açıdan Sade dini, libertin eylemlerinin önünde engel olarak görmektedir ve dinin ortadan kaldırılması gerektiğini belirtmektedir. Bu noktada Sade, Spinoza'ya referans vermektedir. Üçüncü bölümde Sade ve Spinoza felsefeleri incelenerek ikisi arasında muhtemel yakınlıklar analiz edilmektedir. Bu analiz doğa anlayışları kapsamında yapılmaktadır. Doğa anlayışları kapsamında içkinlik ve eşitlik meseleleri ele alınmaktadır. Sade'ın doğa anlayışı "Deus sive Natura" anlayışına son derece benzemektedir. Bu doğrultuda iki filozof arasında doğanın kendi kendisinin sebebi olması bakımından yakınlık bulunmaktadır. İkisinde de var olması için dışsal bir nedene ihtiyacı olmayan bir doğa fikri bulunmaktadır. Spinoza'da tek töz Tanrı, var olan her şeyin içkin ve yakın nedenidir. Sade'da ise içkinlik, doğanın ve maddenin üretimi olarak bulunmaktadır. Bu anlamda, iki filozofta da "Tanrı veya doğa" ile var olanlar arasında mesafe yoktur. Var olan şeyler, Tanrı veya doğanın üretimiyle meydana gelmektedir. İçkinlik meselesine paralel olarak eşitlik ele alınmaktadır. Var olanların var olmaları bakımından eşitlik sorunu incelenmektedir. Bu doğrultuda, iki filozofta da var olanların var olmaları bakımından eşit olduğu tespit edilmektedir. Spinoza'da varlıklar arasında karmaşıklık ve yetkinlik dereceleri açısından fark bulunmaktadır. Sade'da ise bu fark, organların düzenlenişinden kaynaklanmaktadır. Öyle görünüyor ki Sade'da, insanın ve hayvanın öldürülmesinin doğada bir karşılığı olmadığını belirtilerek libertin eylemleri için zemin oluşturulmaktadır. İkinci kısmın birinci bölümünde Spinoza ve Sade arasındaki muhtemel yakınlıklar ahlak anlayışları kapsamında incelenmektedir. Ahlak anlayışı üzerine yapılan incelemede öncelikle iki filozofun beden – ruh meselesine dair öğretileri analiz edilmektedir. Spinoza tek töz Tanrı'nın Uzam ve Düşünce sıfatlarıyla ilintili olarak beden ve ruhu ele almaktadır. Bedeni uzam sıfatıyla, ruhu ise düşünce sıfatıyla açıklamaktadır. Sıfatlar birbirini sınırlamadığı gibi, beden ruhu, ruh ise bedeni sınırlamamaktadır. Bedende meydana gelen duygulanım, ruhta bir fikir oluşturmaktadır, her zaman bedende şu ya da bu şekilde meydana gelen duygulanıma dair fikirler bulunmaktadır. Sade'da da benzer şekilde beden ve ruh ayrı iki töz olarak bulunmamaktadır. Beden ve ruh uyum içerisindedir. Bedende meydana gelen hareket, ruhta karşılık bulmaktadır. Buna istinaden iki filozof arasında beden ve ruh meselesi bağlamında yakınlık tespit edilmektedir. Sade, zevk ve acının atomlar arasındaki şoklarla oluştuğunu belirtmektedir. Zevk ve acının aynı şekilde meydana gelmesi sebebiyle ikisi birbirine karışabilmektedir. Bu da libertinin eylemlerinde hem acı hem de zevk hissetmesini açıklamaktadır. Bir sonraki bölümde ahlak anlayışı çerçevesinde iyi – kötü meselesi incelenmektedir. İki filozof da kendinde iyi ve kendinde kötü kavramlarını reddetmektedir. Bu açıdan doğanın kendisinde iyi ve kötü bulunmamaktadır. Spinoza'da karşılaşmalara ve duygulanışlara bağlı iyi – kötü anlayışı bulunmaktadır. Ancak bu anlayış göreceliliğe bağlı kalmamaktadır. Paralel olarak Spinoza, teolojik Tanrı anlayışını ele alarak insanların tasvir ettiği Tanrı'yı eleştirmektedir. Sade, doğada iyi – kötünün olamayacağını; bu kavramların coğrafyaya, kültüre ve zaman göre değişiklik gösterdiğini belirtmektedir. Buna göre erdemli eylem olmadığını ifade etmektedir. Dahası, hiçbir eylemin doğa karşısında iyi veya kötü olmadığını ortaya koymaktadır. Buna istinaden, o ahlaki ilkeleri yok etmektedir. Böylece herhangi bir libertin eylem suç olarak tanımlanamamaktadır. Son bölümde egoizm üzerine yapılan analizde, conatus fikri incelenmektedir. Conatus, "force d'Ame" bölümlerinden Générosité bölümüyle ilintilidir. Générosité, bir arzu olarak insanlara yardım etme ve onlarla dost olma çabasıdır. Bu anlamda Générosité, başkasının faydasını gözetmektedir. Bu açıdan Spinoza'da bencillik bulunmamaktadır. Sade'da ise insan, kendi zevklerinin peşinden koşarken başkasını düşünmemektir. Ona göre bencillik, doğadan gelmektedir. Başkasının faydasını düşünmek, ahlaki ilkelerle ilintilidir. Ancak Sadian evrende libertinler, eylemlerinde başkasının faydasını düşünmemektedir; eylemlerini bencilce gerçekleştirmektedir. Bu bölümlerle çalışmamızda Sade'da olası Spinoza etkilerini analiz etmekteyiz. Bu analiz ile iki filozof arasındaki yakınlıkları anlayışlar ve kavramlar üzerinden incelemekteyiz. Böylece çalışmamız boyunca Sade'ın söylemlerinde Spinoza felsefesine yer verme ihtimallerini tartışmaktayız.

Author

Dr. Hakan İlker Çetinkaya

How to Cite

Hakan İlker Çetinkaya (Yüksek Lisans Tezi). La conception de la nature et de la morale chez M. de Sade et Spinoza, 2023, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University