Master'sOpen Access

Gelişmekte olan ülkelerde inşaat risk yönetimi

Is this your thesis?

This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.

2017
0 views
0 downloads

Abstract (TR)

İnşaat sektörü, son ürünlerinin genelde taşınmaz tesisler olmasının da etkisiyle, geçmişte çoğunlukla yerel bir sektör olarak görülmüştür. Tarihte birkaç örneği olsa da, gerçek anlamda uluslararası inşaat projeleri 1950'lerden sonra yaygınlaşmaya başlamıştır. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası hızlanan endüstrileşme ve yapılaşma sürecinde, ülkeler arası teknoloji, bilgi ve iş gücü aktarımı zorunlu hale gelmiştir. Bu globalleşme süreci 1990'ların sonuna doğru, birtakım uluslararası kuruluşlar ve ticaret anlaşmalarının da yardımıyla ciddi anlamda hız kazanmış ve inşaat sektörü de bu gelişmelerden fayda sağlamıştır. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelere yapılan finansal yardımlar ve Ortadoğu bölgesinde petrol, doğalgaz gibi doğal kaynaklardan elde edilen gelirler uluslarlarası inşaat işlerinin artışında önemli bir rol oynamıştır. Bu bağlamda, gelişmekte olan ülkelerde, büyük ölçekli liman, havaalanı, otoyol, fabrika gibi yerel müteahhitlerin kapasitelerini aşan kompleks inşaat projelerine gereksinim artmıştır. Bu durum da inşaat hizmetlerinin "ithal" edilmesine zemin hazırlamıştır. Uluslararası sektörlerde genel olarak gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere teknoloji ve uzmanlık hizmeti sağlamaktadır. Öte yandan, gelişmekte olan ülkeler piyasaya hazır üretim mallar, az gelişmiş ülkeler ise işgücü sunmaktadır. Dolayısıyla gelişmekte olan bir ülkede yürütülen büyük ölçekli kompleks projeler, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan diğer ülkelerin katkısıyla gerçekleşmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin karakteristik özelliklerine bakıldığında, ekonomi, sosyal hayat, insan hakları ve teknoloijk gelişmeler gibi bazı alanlarda, gelişmişlik kriteri olarak kabul edilen değerleri belli bir düzeyde sağladıkları, ancak gelişmiş ülkelere kıyasla biraz daha geride oldukları görülmektedir. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerin ekonomik yapıları incelendiğinde, inşaat sektörünün önemli bir rolü olduğu anlaşılmaktadır. Birçok alt sektör ve yan sanayi içeren inşaat sektörü, ülke çapında ekonomik hareketlilik sağlayabilmesi nedeniyle gelişmekte olan ülkelerde genellikle ön planda olan ve yüksek yatırımlar yapılan bir sektördür. Tüm bu gelişmelerle birlikte, dünya genelinde birçok müteahhit firma uluslararası inşaat sektörüne giriş yapmaya başlamıştır. Yerel piyasaların daralması, ekonomik problemler, şirket büyütme hedefleri ve yüksek kar beklentileri, inşaat firmalarını uluslararası piyasalara yönlendiren diğer faktörlerdir. Ancak yabancı bir ülkede, uluslararası bir inşaat projesi yürütmek, yerel piyasada proje gerçekleştirmeye göre çok daha yüksek oranda risk içermektedir. Bu tip projeler, inşaat sektöründeki genel risklere ilave olarak, uluslararası alanda karşılaşılan diğer ekonomik, teknik ve lojistik risklere de maruz kalmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki inşaat projelerinde karşılaşılan riskler, ülkenin sosyo-politik ve ekonomik koşullarından direkt olarak etkilenmektedir. Bu durum da uluslararası pazarda iş yapan müteaahitlerin özel önlemler almalarını ve detaylı bir risk yönetim süreci yürütmelerini zorunlu kılmaktadır. Risk ve belirsizlik, inşaat projelerinin doğasında yer alan faktörlerdir. Birbirine bağlı yüzlerce aktiviteden oluşan inşaat projelerinde, en ufak belirsizlikler dahi riske dönüşmekte ve proje başarısını tehdit eden unsurlar haline gelmektedir. İnşaat projelerindeki riskler genel olarak teknik, lojistik, yönetimsel, çevresel, sosyo-politik ve finansal olmak üzere altı kategoride toplanmaktadır. Bu kategorilere ek olarak inşaat riskleri, kaynaklarına, karakteristik özelliklerine ve bağlı oldukları faktörlere göre de kategorize edilebilmektedir. Proje riskleri incelenirken göz önünde bulundurulması gereken bir diğer konu da pozitif risklerdir. Proje sürecindeki herhangi bir belirsizlik, tehdit anlamına gelmeyip, bünyesinde fırsatlar barındırıyor olabilir. Bu tip fırsatların da değerlendirilmesinde proje risk yönetim süreçleri önemli bir rol oynamaktadır. Risk yönetimi, kurumsal anlamda 1950'lerden sonra yaygınlaşmaya başlamıştır. Öncelikle büyük şirketler tarafından, iş portföyünü belli başlı risklere karşı güvence altına almak amacıyla kullanılmıştır. 1950-60'lı yıllarda bu alanda akademik çalışmalar hız kazanmış ve elde edilen bulguları piyasa koşullarına uyarlamak için de ayrıca çalışmalar yapılmıştır. Risk yönetimi kavramının inşaat sektöründe yaygınlaşması ise 1990'lı yılları bulmuştur. Genel anlamda risk yönetimi, potansiyel tehditlerin ve risklerin belirlenmesi, analiz edilmesi ve bu risklere karşı eylem planları hazırlanması olarak ifade edilebilir. Uygulanan eylem planlarına dair süreç ve sonuçların gözlemlenmesi ve bunlara yönelik analizler yapılması da risk yönetim sürecinin bir parçasıdır. Aynı zamanda fırsatlar veya pozitif riskler de bu süreç kapsamında değerlendirilip, bu doğrultuda eylem planları hazırlanmaktadır. Bu eylem planları, riskin etkilerini azaltmak üzerine olabileceği gibi, riskten kaçınmak, riski paylaşmak, riski transfer etmek ve kimi zaman da riski kabullenmek gibi stratejilerden oluşabilmektedir. Bu risk yönetim süreçlerinin şirket düzeyinde yürütülmesi kurumsal firmalar için büyük önem arz etmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi, uluslararası inşaat piyasası yerel piyasalara göre çok daha yüksek oranda ve farklı tipte riskler içermektedir. Uluslararası inşaat projeleri genellikle büyük ölçekli karmaşık projeler olup, piyasaya ve ülke şartlarına bağlı ekonomik, sosyo-politik ve çevresel faktörlerden direkt olarak etkilenmektedir. Bu faktörler gelişmekte olan ülkelerde çok daha hassas ve değişken olduğundan dolayı, bu ülkelerde yürütülen projelerde sıradan inşaat riskleri çok daha güçlü bir etkiyle hissedilmektedir. Uluslararası inşaat projelerinde risk yönetimiyle ilgili olarak, literatürde birçok araştırma bulunmasına karşın, bu çalışmaların genellikle piyasa, ülke ve proje seviyesinde riskler şeklinde, genel bir kategorizasyon kullanılarak gerçekleştirildiği görülmüştür. Ayrıca bazı çalışmalarda, araştırmacılar farklı ülkelerden ve farklı projelerden topladıkları verileri bir arada analiz etmişlerdir. Ancak her ülkenin, coğrafyanın ve projenin kendine özgü dinamikleri olduğundan dolayı, uluslararası bir inşaat projesine risk yaklaşımı proje özelinde gerçekleştirilmelidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde yürütülen projelerde, risk yönetim planlaması yapılırken, her aşamada ülkenin sosyo-politik ve ekonomik atmosferi göz önünde bulundurulmalı, bu faktörlerin riskler üzerindeki etkileri daima hesaba katılmalıdır. Bu bağlamda, bu tez çalışması kapsamında, gelişmekte olan bir ülkede yürütülen, büyük ölçekli bir uluslararası inşaat projesi seçilmiş, anket ve görüşmeler yardımıyla, bu projeye dair bir risk değerlendirme çalışması yapılmıştır. Çıkan sonuçlar doğrultusunda, kritik öneme sahip riskler için müteahhit firmada alınan risk aksiyonları incelenmiştir. Bu vaka çalışması için seçilen proje, Türkmenistan'ın Türkmenbaşı şehrinde yer alan, 2017 yılı itibariyle inşaatı devam eden "Uluslararası Türkmenbaşı Liman Projesi"dir. Proje bedeli yaklaşık 1,5 milyar Amerikan Doları olup, yapımı mühendislik, tedarik ve inşaat sözleşmesi ile anahtar teslim olarak bir Türk inşaat şirketi tarafından tek başına üstlenilmiştir. Proje büyük ölçekli bir liman kompleksi olup, içerisinde tersane, yolcu/feribot terminali, yük terminalleri, otoyol ve demiryolu gibi birçok inşaat kalemi bulunmaktadır. Proje katılımcıları arasında işveren temsilcisi olarak bir Alman firması ve 3. parti bağımsız denetim şirketi olarak da bir İtalyan firması yer almaktadır. Vaka çalışması kapsamında, uluslararası inşaat projelerinde sıklıkla karşılaşılan 50 tip risk belirlenmiş ve 7 ana kategori altında toplanmıştır. Literatür araştırmasında belirlenen 6 risk kategorisine ek olarak, proje için önem arz eden, 3. parti ile alakalı riskler de ayrı bir kategoride toplanmıştır. Böylece belirlenen 50 adet risk, anket kapsamında, sosyo-politik, yönetimsel, finansal, teknik, lojistik, çevresel ve 3. parti ilişkili riskler olmak üzere kategorize edilmiştir. Ankete, liman projesinin, proje yönetim ekibinde görevli 20 çalışan katılmıştır. Çalışanların bir kısmı saha ofisinde, bir kısmı merkez ofiste görevli personeller olup, meslekleri ve sektördeki tecrübeleri çeşitlilik göstermektedir. Vaka çalışmasının ilk bölümünde, katılımcıların meslek, yaş ve inşaat sektöründeki tecrübeleri ile ilgili birtakım kişisel ve mesleki bilgiler toplanmıştır. İkinci bölümde ise belirlenmiş 50 riske dair bir anket sunulmuştur. Anket kapsamında, katılımcılardan her bir risk için 1 ve 5 arasında bir risk etki değeri seçmeleri, ardından tecrübe ve kişisel görüşlerine göre, bu riskin proje sürecinde gerçekleşme ihtimalini yüzde olarak belirlemeleri istenmiştir. Buna göre her bir riskle ilgili risk puanı hesaplanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, ikinci bölümden elde edilen veriler doğrultusunda belirlenen en kritik 15 risk için şirketin aldığı aksiyon planları incelenmiştir. Bu bilgilerin toplanması, risklerin kategorilerine göre, ilgili departmanların yöneticileriyle yapılan birebir görüşmeler yardımıyla gerçekleşmiştir. Anket sonuçları doğrultusunda bu 50 risk faktörü, öncelikle puanlarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralanmıştır. Genel sonuçlara göre en yüksek ve en düşük risk puanlarına sahip riskler incelenmiş ve bu sonuçlar, olası gerekçeleriyle birlikte yorumlanmıştır. Genel olarak, geciken hakediş ödemeleri, proje bitiş tarihinin sapması, bütçe aşımları, iş programındaki sapmalar, geciken proje teslimleri ve lojistik ile ilgili risklerin yüksek puanlara sahip oldukları görülmüştür. En düşük puanlara sahip riskler ise, doğal afet, savaş gibi mücbir sebepler, ikili ülke ilişkilerine dayalı politik riskler ve firmanın ülke koşullarına uyum sağlayamamasından kaynaklı riskler olarak görülmüştür. Çalışmada ayrıca, bu risklerin yüksek veya düşük olarak puanlanmasının olası nedenleri üzerinde de durulmuştur. Çalışmada, sonuçlar arasındaki standart sapma değerleri de hesaplanmış ve sonuçların genel olarak paralellik gösterdiği ancak belli başlı riskler konusunda fikir ayrımları olduğu da görülmüştür. Örneğin merkez ofis çalışanları, en kritik risk olarak, "işveren'den gelen hakediş ödeme gecikmeleri"ni belirlemiş iken, saha ofisinden katılımcılar "proje tamamlanma tarihinin kaçırılması"nı en kritik risk olarak değerlendirmiştir. Bu riskler gerçekleştiğinde ortaya çıkan sonuçlar, şirketin çeşitli departmanlarında farklı etkilerle hissedilmesinden dolayı, bu tip görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Bunlara ek olarak, şirketteki poziyon, çalışma lokasyonu (saha veya merkez ofis), cinsiyet, meslek gibi katılımcıların karakteristik özelliklerine göre ortaya çıkan risk sıralamaları da hesaplanmıştır. Sonuçlar arasındaki oy birliği ve korelasyon, Pearson ve Kendall's W korelasyon testleri kullanılarak incelenmiştir. Aralarında pozitif veya negatif korelasyon görülen risk faktörleri ve katılımcıların özelliklerine göre ortaya çıkan risk sıralamalarına ilişkin sonuçlar detayları ile birlikte tez çalışmasının 4. kısmında ve ekler bölümünde sunulmuştur. Vaka çalışmasının ilk iki bölümünden elde edilen sonuçların analiz edilmesinin ardından, genel sonuçlara göre en yüksek risk puanlarına sahip 15 risk belirlenmiştir. Şirkette bu risklere karşı alınan önlemler, hafifletme ve eylem planlarıyla ilgili bilgi edinmek amacıyla, bu risklerin ilgili olduğu departmanların yöneticileriyle görüşmeler yapılmış ve ilgili detaylar tez çalışmasının 4. bölümünde sunulmuştur. Genel anlamda bu önlemler, risklerin ülkeye ve coğrafyaya ait dinamiklerin direkt olarak etkisinde olduğu da göz önünde bulundurularak, finansal, teknik ve lojistik alanda geliştirilen birtakım riskten kaçınma ve riski hafifletme yöntemlerinden oluşmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, gelişmekte olan ülkeler, uluslararası inşaat sektörü, inşaat sektöründeki riskler ve risk yönetimi konuları incelenmiştir. Ardından, bulguların desteklenmesi ve yeni bilgiler elde edilmesi amacıyla, gelişmekte olan bir ülkede yürütülmekte olan büyük ölçekli bir inşaat projesi seçilmiş ve yukarıda detayları özetlenen vaka çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmaların sonucunda, çalışmanın giriş bölümünde bahsedilen, uluslararası inşaat, gelişmekte olan ülkeler ve inşaat risk yönetimine dair ifadeler büyük ölçüde doğrulanmış olup, gelecekteki araştırmalar için de birtakım öneriler sunulmuştur.

Author

Tuna Erata

How to Cite

Tuna Erata (Yüksek Lisans Tezi). Gelişmekte olan ülkelerde inşaat risk yönetimi, 2017, İstanbul Technical University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul Technical University