Medical SpecialtyOpen Access

COVID-19 salgın sürecinin kronik böbrek hastalığı olan çocuklara etkisinin değerlendirilmesi

2023
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Elif Çomak

Abstract (TR)

COVID-19 pandemisi, aşılama programlarına ve sağlık kuruluşlarına erişmekte güçlük çekenler başta olmak üzere küresel düzeyde bir krize, ölüm ve sakatlıklara neden olmuştur. Aşılama politikalarına rağmen, bağışıklıktan kaçabilen ve yeni enfeksiyon dalgalarını da beraberinde getiren yeni varyantların (delta, omicron) ortaya çıkması vaka sayılarında ciddi artışlara neden olmuş, özellikle altta yatan kronik hastalığı bulunan, immün sistemleri defektif, aşısız, yüksek riskli hastalar ile ilgili bir endişe kaynağı oluşturmuştur. Literatürde kronik böbrek hastalığı olan çocuk popülasyonunda COVID-19 seroprevalansı ve seropozitivite ile ilişkili faktörleri inceleyen az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, COVID-19 pandemisi sürecinde çocuk nefroloji kliniğinde takipli, kronik böbrek hastalığı bulunan çocukların erişkin COVID-19 aşısı programı öncesi ve sonrası dönemde SARS-CoV-2 enfeksiyon sıklığı, seroprevalansı, virüs'e maruziyet açısından risk durumları, semptom/temas öykülerinin incelenmesi ve bunların SARS-CoV-2 serolojisi ile olan ilişkilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18 yaşından küçük, kronik böbrek hastalığı bulunan (böbrek nakilli, HD/PD uygulanan, Evre 2-5 KBH) , COVID-19 aşısı uygulanmamış çocuk hastalar gönüllük esasına göre dahil edildi. Hastalar iki gruba ayrıldı. İlk grup COVID-19 aşılarının henüz yaygın kullanımda olmadığı (01.02.2021–25.03.2021) dönemde, ikinci grup ise COVID-19 aşılarının yaygın kullanımda olduğu (23.12.2021–07.02.2022) dönemde çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik ve klinik özellikleri hastane tıbbi kayıtlarının retrospektif olarak incelenmesi ile elde edildi. Hastaların rutin poliklinik başvurusu veya hastane yatışı esnasında, COVID-19 pandemi sürecinde karşılaştıkları enfeksiyon maruziyet risklerini değerlendirmek, COVID-19 ile uyumlu olabilecek semptom ve temas durumlarını sorgulamak açısından standart anket formları kullanıldı. Subklinik COVID-19 enfeksiyonu ve seroprevalans tespiti açısından SARS-CoV-2 spike proteininin S1 alanına karşı anti-SARS-CoV-2 IgG antikoru bir mikro ELISA kiti ile araştırıldı.İstatistiksel analiz için IBM SPSS Statistics 18 © Copyright SPSS Inc. 1989, 2010 yazılımı kullanıldı. Çalışmada istatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edildi. Çalışmaya kronik böbrek hastalığı olan, toplam 182 çocuk ve ergen hasta dahil edildi. İlk grup olan ''COVID-19 aşısı öncesi'' grubuna 116 hasta, ikinci grup olan ''COVID-19 aşısı sonrası'' grubuna ise 66 hasta dahil edildi. Çalışmadaki hastaların ortalama yaşı 11 yıl olup %55'i erkekti. Primer böbrek hastalığı tanı dağılımı; CAKUT %33 (n:60), NS/GMN %39 (n:71), kistik böbrek hastalığı %10.4 (19), HÜS %9.3 (n:17), diğer nedenler %8.2 (n:15) şeklindeydi. Hastaların %54'ü (99/182) böbrek nakli, %9.9'u (18/182) HD/PD uygulanan, %35.7'si (65/182) ise kompanse KBH hastalarından oluşuyordu. İmmunsupressif medikal tedavi alan hasta oranı %73'tü (134/182). Hastaların %31.3'ü (57/182) seropozitif, %68.7'si (125/182) ise seronegatifti. SARS-CoV-2 seroporevalansı aşı öncesi dönemde %24.1 (28/116), aşı sonrası dönemde ise anlamlı olarak daha yüksek %43.9 (29/66) bulundu (p<0,05). Seropozitivite oranları, diyaliz hastalarına (%38.8) kıyasla böbrek nakli hastalarında (%30.3) daha düşüktü. Ayrıca Kompanse KBH tanısı olanlarda seropozitivite oranı böbrek nakli ile benzerdi (%30.7) (p>0.05). Hastaların %53.8'ine (98/182) PCR testi yapılmıştı. PCR testi yapılan hastaların sadece %15.3'ünün (15/98) test sonucu pozitifti. PCR pozitiflik oranı %66 (10/15) olarak saptandı. Seropozitif/seronegatif farketmeksizin, aşı öncesi döneme kıyasla aşı sonrası dönemde semptomatik hasta oranı daha yüksekti (%95'e karşı %54, p<0,05). Bildirilen en sık semptomlar sırasıyla ateş (%40), öksürük (%33) ve GIS semptomu (%25) şeklindeydi. Hastaların büyük çoğunluğu, enfeksiyonu hafif klinik bulgularla geçirmişti. COVID-19 maruziyeti açısından risk oluşturan; toplu taşıma kullanma, kalabalık ortamda bulunma, COVID-19 tanılı hasta ile yakın temas ve COVID-19 hastalarının tedavi edildiği sağlık kuruluşuna başvuru oranları aşı sonrası dönemde anlamlı olarak daha yüksek iken (p<0,05), izolasyon kurallarına (maske, sosyal mesafe, el yıkama) ve evde kalma kurallarına uyma oranları aşı öncesi dönemde anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). Hastaların primer böbrek tanıları, kullandıkları immünsupressif ilaçlar, ağır immünsupresyona maruz kalma ile seropozitif veya seronegatif olma arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmadı.Araştırma sonuçları; COVID-19 pandemisi sürecinde kronik böbrek hastalığı gibi komorbid hastalığı bulunan çocuklarda SARS-CoV-2 seroprevalansının giderek arttığını, özellikle daha bulaşıcı varyantlar olan delta ve omicron'un baskın olmaya başlaması, toplumun koruyucu önlemlere olan uyumunun azalmasıyla birlikte vaka sayılarında ve semptom sıklığında belirgin artış olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bu hasta popülasyonunda COVID-19 hastalığının genellikle hafif klinik bulgularla seyrettiğini, hastaların diğer klinik özellikleri ve kullandıkları medikal tedaviler ile seropozitivite arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görüşünü desteklemektedir. Seroprevalans çalışmaları, gelecekteki muhtemel salgın dalgalarını önlemek ve aşılamanın etkilerini görerek çeşitli stratejiler geliştirmeye olanak sağlamaktadır. Bu bakımdan çalışmamız, bu kırılgan popülasyon için farklı aşılama stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan COVID-19 pandemi süreci, birçok yönden toplumu hazırlıksız yakalamış, süreç içinde çözümler bulmaya zorunlu kılmıştır. Bu salgın sürecinde elde edilen bilimsel rakamlar ve tecrübeler daha sonra yaşanabilecek olası benzer salgınların yönetilmesinde yol gösterici ve çözümleyici olabilir.

Author

Dr. Bedirhan Satıcı

How to Cite

Bedirhan Satıcı (Tıpta Uzmanlık Tezi). COVID-19 salgın sürecinin kronik böbrek hastalığı olan çocuklara etkisinin değerlendirilmesi, 2023, Akdeniz University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Akdeniz University