Medical SpecialtyOpen Access

COVİD-19 tanılı olgularda seri D-dimer ölçüm sonuçlarının; klinik ve radyolojik bulgular, laboratuvar verileri ve hastalık seyri ile ilişkisi

2023
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Can Sevinç

Abstract (TR)

AMAÇ: COVID-19 enfeksiyonunda koagülopatiye bağlı tromboembolik olay gelişme sıklığı yüksektir. Fibrin bozunma ürünü olup tromboz yükünü gösteren D-dimer molekülü COVID-19' da yüksek saptanmaktadır. Bu çalışmanın amacı; COVID-19 tanılı hastalarda seri D-dimer ölçümlerinin klinik, radyolojik ve laboratuvar değerleri ile ilişkisine bakarak prognozu, mortaliteyi ve venöz tromboembolik olayları öngörmedeki katkısını belirlemektir. YÖNTEM: COVID-19 PCR test pozitifliği ve/veya Toraks BT'de tipik COVID-19 pnömonisi bulguları olan, 16.03.2020 - 16.03.2021 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi pandemi servisinde ve/veya COVID-19 yoğun bakım ünitesinde izlenen, dahil olma ve dışlama kriterlerini karşılayan tüm olgular elektronik kayıtlardan retrospektif taranıp, bir aylık süreçte en az beş kez D-dimer düzeyi bakılan hastalar çalışmaya alınmıştır. BULGULAR: Çalışmada toplam 350 hasta değerlendirilmiş olup 140'ı (%40) izlemde hayatını kaybetmiştir. Tüm hasta grubunda başvuru D-dimer ortalama değeri 3,4 ∓7,1 iken son ölçülen D-dimer ortalaması 4,5∓8,3 saptanmıştır. Eksitus olan hastalardaki başvuru D-dimer ortalaması 4,2∓7,7, son ölçülen D-dimer ortalaması 9,7∓11; yaşayan hastalarda ise başvuru D-dimer ortalaması 2,9∓6,6, son D-dimer ortalaması 1,1∓2,1 dir. Bu bulgular doğrultusunda mortaliteyle D-dimer düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p:< 0,05). İlk 8 günlük D-dimer seyrine bakıldığında; eksitus olan ve/veya CALL, GRAM skoru yüksek olan hastalarda D-dimer düzeyleri daha yüksek seyretmekte olup, yükselişi giderek artmaktadır. Eksitus olmayanlarda ve/veya düşük CALL, GRAM skoru olan hastalarda ise düşük seviyelerde stabil seyrederek azalma trendi göstermektedir. D-dimer seyrinde; eksitus olmayanlarda anlamlı fark saptanmazken, eksitus olanlarda anlamlı fark saptanmıştır (p=0,037). CALL skor, GRAM skor ve Radyolojik skor arttıkça son ölçülen D-dimer düzeyi bunlarla ilişkili olarak artmaktadır (rspearman: 0,41, rspearman: 0,492, rspearman: 0,2, p:<0,001). Takipte PTE gelişen hastaların D-dimer düzeylerinin başvuru sırasında belirgin yüksek olduğu, ilerleyen günlerde antikoagülan tedaviyle düşüş gösterdiği; takipte PTE geliştiği gösterilemeyen olguların ise "başvuru anında D-dimer düzeylerinin" daha düşük olduğu, ilk 14 günde yükseliş gösterdiği ve sonrasında stabil seyrettiği görülmektedir. Oksijen desteği, HFO, NIMV ve IMV ihtiyacı varlığı ile son ölçülen D-dimer düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p≤0,001). SONUÇ: COVID-19 olguları özelinde seri D-dimer düzey ölçümü yapılmasının prognozu öngörmede değerli ve yararlı olabileceği, bu stratejik yaklaşımın tüm venöz tromboembolik hastalık süreçlerinde kullanılabileceği düşünülmüştür. Anahtar Kelimler: COVID-19, prognoz, seri D-dimer ölçümü, tromboemboli

Author

Dr. Aslı Gülşahan

How to Cite

Aslı Gülşahan (Tıpta Uzmanlık Tezi). COVİD-19 tanılı olgularda seri D-dimer ölçüm sonuçlarının; klinik ve radyolojik bulgular, laboratuvar verileri ve hastalık seyri ile ilişkisi, 2023, Dokuz Eylül University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Dokuz Eylül University