Master'sOpen Access

LES critiques portees sur la politique du fond monetaire international

2005
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Ziya Sacit Önen

Abstract (TR)

Bu çalışma sanat müzelerini ve onun izleyicilerini (audience) ele almaktadır. Araştırmanın amacı sanat müzesi kültürü nasıl oluşur ve ne anlam ifade eder soruları ile birlikte müze izleyicileri bu kültürü nasıl deneyimler ve yeniden üretir sorularına cevap aramaktır. Araştırma odağına Pera Müzesi'ni alır ancak bunun etrafında İstanbul'daki diğer sanat müzelerini de kapsamaktadır. Araştırma sorularına yanıtlar bulabilmek için 20 kişi ile yapılan yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerden elde edilen verilerin yorumlanmasını içermektedir. Araştırma sonucunda müzelerin tüketim, sosyalleşme, etkileşim alanı olarak kullanıldığı ancak seçkinci kurumlar olarak görüldüğü ortaya çıkmıştır. Bu seçkincilik müze izleyicileri arasındaki farklı kültürel sınıflar arasında deneyim farkı yaratsa da izleyiciler geliştirdikleri taktikler ile ayrımları silikleştirebilmektedir. Çalışma genelden özele doğru giden bir kuramsal bakış açısı benimsemiştir. Öncelikle (1. ana başlık) kültürü ve görsel kültürün kültür ile olan ilişkisini ele alarak sanatı kültürel bir sistem olarak değerlendirir. Ardından ise araştırmanın kuramsal zeminini oluşturacak gündelik yaşamda sanat deneyimine dair bir bakış açısı anlatır. Bunun ardından ise (2. ana başlık) müzelere ve özelde sanat müzelerine dair tarihi bir anlatım sunarak müzelerin nasıl bir kültür ürettiğini çoğunlukla eleştirel perspektiften beslenerek değerlendirir. Son olarak ise araştırma sorularına yanıtlar bulabilmek için yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen verileri temalar halinde yorumlamaktadır. Araştırma şu iki soruya yanıt aramaktadır:  Müze kültürü kent, müze mekânı ve dijital mecralar (mediums) bağlamında nasıl şekillenmektedir?  Müze ile ilişki kuran izleyiciler arasındaki kültürel ayrımlar ve taktikler nelerdir? İlk bölüm "Kültür, Görsel Kültür ve Gündelik Hayatta Sanat Deneyimi" başlığını taşımaktadır. Bölüm ana başlıktaki kavramların üç ayrı alt bölümle değerlendirilmesini içermektedir. Öncelikle kültür kavramı tartışılmıştır. Kültür bir anlama ve anlamlandırma sürecidir. Ancak bireyin etrafını saran maddi dünya, gelenek-görenekler, dilsel kodlar onun dünyaya bakışının sınırlarını da belirler. Bu anlamıyla kültür eğitim fikrine yaklaşır, bireyin ne şekilde davranacağını, neyi beğeneceğini, karşılaşılan bir olaya nasıl tepki vereceğini öğretir. Yine de her toplumsal üye aynı zamanda fail olduğundan içinde yaşadığı kültürü eleştirebilir, bu kısıtları aşacak faaliyetlerde bulunabilir. Günümüzde ise kültüre dair olan birikimimiz çoğunlukla yaşamın her alanını kaplayan görsellikten gelmektedir. Gördüğümüzü öğrenip, anlamlandırıp, eleştirip ya da benimseyip yeniden uygulayabiliriz. İkinci alt bölüm ise görsel kültürü ele almaktadır. Gündelik alanda görselliğin hâkimiyetinin artması bir kültür tarihidir. Rönesans ve takip eden modernleşme süreci ile birlikte teknoloji ile bütünleşen bir görme modeli gündelik hayatın ortasına yerleşmiştir. Bu model özellikle kent yaşamı ile birleşmiş bir gözlemciyi doğurmuştur. Kamusal alanın yeni gözlemcileri dünyayı gözlemekte, yorumlamakta ve yeniden üretmektedir. Mirrzoef'e (1995) göre günümüzde görsel kültür "gündelik hayatın kendisi" haline gelmiştir. Artık dünya bir resimdir ve bu resmin içinde anlamlandırılır (Heidegger and Grene, 1971). Görselliğin hayatın içinde bu denli dâhil olması sanat deneyimini de görselliklerden edinilen bilgiler üzerinden yaşanmasının zemini oluşturur. Bu bölümün son alt başlığında ise gündelik hayatta sanat deneyiminin mecraları (medium) ve kültürel davranış ile sanatı görme arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Nitekim gündelik hayat birçok görüntüyü içinde barındırır. Ancak bu görüntüler yalnızca inşa edilmiş "görsellikleri" değil aynı zamanda kenti, davranışları içine alır. Bu manada sanat deneyimi iki yönlü gerçekleşebilir. İlki dijital medyalar aracılığı ile görülen sanat eserleri ve ya sanat mekânlarının dijital uygulamaları ya da içerikleridir. Çağ dijitalleştiği ölçüde sanatın da dijitalleşmesi sanat eserlerinin de dolaşımının dijitalleşmesi anlamına gelmektedir. Sanat izleyicisi de eserleri ve mekânları dijital bir aracınlanma (mediation) ile birlikte görür ve anlamlandırır. Diğer yandan ise bir sanat eserini görmek için gidilen müzeler, galeriler, salonlar da bu deneyimin fiziksel mekânını anlatmaktadır. Ancak sanatı yerinde görmek için yapılan bir ziyaret hem kenti deneyimlemek ve hem de sanat mekânının kendisini deneyimlemek anlamına gelmektedir. Her ne kadar bazı düşünürlerce kentte zaman ve mekânın hızlanmasını deneyimi de hızlandırdığını söylense de bir müze ziyareti amacıyla mekâna ulaşan kişi kentteki her uzamı (space) bir deneyime dönüştürebilir(de Certeau, 2008). Bireysel açıdan ise sanatla kurulan ilişki kültürel bir davranışın sonucudur. Bu açıdan her birey için farklı anlamlandırma süreçlerini beraberinde getirmektedir. Bu açıdan iki yönlü bir kuramsal perspektif geliştirilmiştir. İlki sanat deneyiminin bir pratik olarak şekillenmesini sağlayan kültürel aidiyetleri (Bourdieu, 2015) işaret eden kültürel sınıfsallaşma ve sanat beğenisi ele alınmıştır. Birey için bir sanat ilgisi ve sanatı görme deneyimi aile kültürüne, eğitime ve ekonomik, kültürel, sosyal sermayeye bağlıdır. Bu bakış açısı bireyin öznelliğini toplumsal süreçlere bağlamaktadır ve bu açıdan bireyin karar alıcı ve uygulayıcı yönü silik kalmaktadır. Bu yüzden özne konumu (de Certeau, 2008; Gofman, 2017) bireyin herhangi bir kültürel pratiği gerçekleştirmesindeki öznelliğe vurgu yapar. Birey sanat alanında kendi kültürel repertuarından seçkiler yapar, anlamlandırır ve bunu sanat mekânı gibi bir kültürel sahnede performe edebilir. İkinci ana bölüm ise "Sanat Müzeleri ve İzleyicinin Kültürel Çerçevesi" başlığını taşımaktadır. Bu bölümde sanat deneyiminin mekânı olarak müzeleri ve izleyicilerini iki alt başlık altında ele alınmıştır. Öncelikle müzelerin nasıl ortaya çıktığı ve dönüştüğü konusu tartışılmıştır. Müzeler on dokuzuncu yüzyılda doğdukları andan itibaren kent ortamındaki kamusal alanlar olarak ele alınmış ve çeşitli şekillerde değerlendirilmiş ve eleştirilmiştir. Nitekim özel koleksiyonların kamuya açılmasıyla oluşan bir mekân olarak müzelerin kültür mekânı olma niteliği uygarlaşma ve halk ile ilişkisi konusu birinci bölümde bahsedilen kültür ve gündelik hayat konusundaki tartışmaları barındırır. Müzeler bu dönemde seçkinci ve otoriter kurumlar olarak değerlendirilir ve halkı "medenileştirme" (civilizing) aygıtı (Hooper-Greenhill, 1992) ya da "ilerleme makinesi" (progressive machinery) (Bennet, 1996) olarak kavranır. Bu anlamıyla bir sergileme ve anlatma kompleksi olan müzeler uygarlaşma, eğitim ve öğrenme, diğer anlamıyla kültürlenme ve gelişme alanı olarak görülmüştür.

Author

Dr. Mehmet Kaan İyibozkurt

How to Cite

Mehmet Kaan İyibozkurt (Yüksek Lisans Tezi). LES critiques portees sur la politique du fond monetaire international, 2005, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University