Medical SpecialtyOpen Access

Elektrokonvülzif tedavide propofol ve ketofol'ün (ketamin – propofol) serebral oksijenizasyona etkisinin karşılaştırılması: Prospektif, randomize, gözlemsel çalışma

2019
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Çolak

Abstract (TR)

Elektrokonvülzif tedavinin (EKT) medikal tedaviye göre daha etkili olduğu ve ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda %50'ye varan oranlarda remisyon sağladığı gösterilmiştir. Elektrokonvülzif tedavi sırasındaki fizyolojik yanıtlar ve komplikasyonlar zaman içinde işlemin genel anestezi altında ve uygun kas gevşemesi sağlanarak uygulanması gereksinimini doğurmuştur. EKT'nin mekanizması hala tam olarak açıklanamamıştır, beyin görüntüleme çalışmaları kan akımında bir azalmayı ve glukoz kullanımını göstermektedir. Serebral kan akımı ve oksijenizasyon paternlerini tanımlamak EKT'ye fizyolojik cevabı tanımlamak için yeterli olmayabilir fakat nihai tedavi sonucunu tahmin etmede kullanışlı bir klinik araç olabilir. Bu çalışmamızın amacı; Genel anestezi altında yapılan EKT protokolünde kullanılan propofol ve ketofolun (Ketamin – Propofol 1/1 karışımı) serebral kan akımı ve oksijenizasyon paternleri üzerindeki etkilerini NIRS yöntemiyle belirleyip karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Malatya Klinik Araştırmalar Etik Kurulu onayı (protokol no: 2017/25) alındıktan sonra genel anestezi altında elektrokonvülzif tedavi planlanan ASA(American Society of Anesthesiologists) I-II, 18-65 yaş arası 19 olguya yapılan 91 EKT işleminin verileri kullanıldı. Rutin monitörizasyona ek olarak serebral oksimetre ile bölgesel serebral oksijen satürasyonu (rSO2) monitörizasyonu yapıldı. EEG ve EMG monitörizasyonu yapıldı Hastaların indüksiyon öncesi hemodinamik parametreleri ve rSO2 değerleri kaydedildi. Olgular kapalı zarf metoduyla iki gruba ayrıldı. Birinci gruba propofol 1 mg/kg, rokuronyum bromür 0.3 mg/kg, ikinci gruba propofol 0.5 mg/kg, ketamin 0.5 mg/kg, rokuronyum bromür 0.3 mg/kg ile indüksiyonu yapıldı. İndüksiyon sonrası KAH, SAB, DAB, OAB, SpO2 ve rSO2 değerleri kaydedildi. Yeterli anestezi derinliği sağlandıktan sonra elektrokonvülzif tedavi uygulandı. EKT işlemi esnasında en yüksek ölçülen(maksimum) KAH ve en düşük ölçülen (minimum) rSO2 değerleri kaydedildi. Konvülziyon sonlandıktan 1.dakika, 3dakika, 5.dakika, 10.dakika sonrası KAH, SAB, DAB, OAB, SpO2 ve rSO2 değerleri kaydedildi. Bulgular: rSO2 bazal değerleri her iki grup arasında benzerdi. İndüksiyon sonrasında, nöbet sırasında, işlem sonrası 1. dk, 5. dk ve 10. dk.'da Grup2 rSO2 değerleri Grup1'e göre yüksekti fakat istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. İşlem sonrası 3. dk. rSO2 değeri Grup2'de Grup1'e göre istatistiksel olarak anlamlı yüksekti. KAH her iki grup arasında bazal, indüksiyon sonrası, işlem sonrası 3. dk, 5.dk, 10 dk. ile işlem sırasında görülen maksimum değerler açısından benzerdi. İşlem sonrası 1. dk'da Grup2'de Grup1'e göre anlamlı olarak yüksekti. SAB, DAB ve OAB ölçümleri indüksiyon sonrası, 1. dk, 3. dk ölçümlerinde Grup2'de daha yüksekti fakat istatistiksel olarak her iki grup arasında tüm ölçümlerde benzerdi. Sonuç: EKT prosedüründe, NIRS metoduyla ölçülen tek taraflı frontal lob doku oksijenizasyonunun propofol ve ketofol anesteziyle olan ilişkisini araştırdığımız bu prospektif, randomize, gözlemsel çalışmamızda, propofol-ketamin 1/1 oranında karışımının serebral oksijenizasyon açısından alternatif bir anestezik yönetim olabileceği fakat bu kombinasyonun daha geniş hasta gruplarında ve ek hastalık durumlarında da araştırılması gerektiğini düşünmekteyiz.

Author

Dr. Nuray Kara Güven

How to Cite

Nuray Kara Güven (Tıpta Uzmanlık Tezi). Elektrokonvülzif tedavide propofol ve ketofol'ün (ketamin – propofol) serebral oksijenizasyona etkisinin karşılaştırılması: Prospektif, randomize, gözlemsel çalışma, 2019, İnönü University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İnönü University