Medical SpecialtyOpen Access

Endoskopi ünitemizde 2017 yılında yapılan özofagogastroduodenoskopilerin retrospektif analizi

2018
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Müjgan Gürler

Abstract (TR)

Giriş: Özofagogastroduodenoskopi; özofagus, mide ve duodenum hastalıklarının tanısında uygulanan girişimsel bir işlemdir. Çeşitli benign ve malign üst gastrointestinal sistem hastalıklarına bağlı olduğu düşünülen birçok semptom özofagogastroduodenoskopi ile değerlendirilebilir. Amaç: 2017 yılında üniversitemizin iç hastalıkları ve gastroenteroloji kliniğine, gastrointestinal sistem şikâyetleriyle başvuran 500 hastanın, endoskopi ünitemizde yapılan özofagogastroduodenoskopi sonuçları ile tanı konulan patolojik lezyonların yaşa ve cinsiyete göre dağılımını tespit etmeği amaçladık. Ayrıca çalışmamızın bölgemizde sık görülen endoskopik lezyonları tespit ederek; ileride planlanacak çalışmalara ışık tutmasını amaçlamaktayız. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, 2017 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç hastalıkları ve gastroenteroloji kliniğine gastrointestinal sistem şikâyetleriyle başvuran 500 hasta dahil edilmiş olup; hastanemizin endoskopi ünitesinde yapılan özofagogastroduodenoskopi (ÖGD) ve biyopsi sonuçları retrospektif değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen olguların %60'ı kadın, %40'ı erkek olup kadınların yaş ortalaması 54.9±17.7, erkeklerin yaş ortalaması 53.9±17.9 olarak saptandı. Çalışmaya dahil edilen 500 hastanın sadece 18'i (%3,6) normal bulundu. Olguların 111'inde (%22,2) özofagus hastalığı, 474'ünde mide hastalığı (%94,8), 109'unda (%21,8) duodenum hastalığı vardı. Özofagus lezyonları arasında en sık görülen lezyon özofajit, 2. sıklıkta ise LES gevşekliğidir. Tüm olgular içinde en sık, gastrik lezyonlar görülmekte olup gerek gastrik hastalıklar, gerekse endoskopi yapılan tüm olgular içinde en sık rastlanan hastalık gastrittir (%93,4). Sydney sistemine göre gastritlerin endoskopik topografik dağılımına bakıldığında; en sık %74,6 ile pangastrit görülmekte olup, 2. sırada %18,2 ile antral lezyonlar görülmektedir. Gastrit tipi dağılımına bakıldığında ise; en sık %59 ile süperfisiyal gastrit görülmekte olup, 2. sırada %19.4 ile alkalen reflü gastrit görülmektedir. Peptik ülserler anatomik bölgelerine göre değerlendirildiğinde; mide ülseri görülme oranı %5.2, duedonal ülser görülme oranı %8.6 olarak saptanmış olup, duedonum ülseri mide ülserine göre daha sık gözlenmiştir. Mide lezyonlarının histolojik olarak değerlendirilmesinde, biyopsi alınan tüm hastalarda (281'i kadın, 170'i erkek toplam 451 hasta) inflamasyon gözlenmekte olup H.pylori %36.6, atrofi %10, intestinal metaplazi %16, displazi %3.2, malignite %1 olarak görülmüştür. Tartışma: Çalışmamızda, tüm olgular içinde en sık gastrik lezyonlar görülmekte olup gerek gastrik hastalıklar gerekse endoskopi yapılan tüm olgular içinde en sık rastlanan hastalık gastrittir (%93,4). Ülkemizde yapılan diğer çalışmalara nispbeten bizim çalışmamızda saptanan yüksek oranın, ön planda bölgemizde şehir merkezine ulaşım imkanı daha kolay birden fazla sağlık kuruluşunun olmasından kaynaklandığını düşünmekteyiz. Özofagus lezyonları arasında en sık görülen lezyon özofajit, 2. sıklıkta ise LES gevşekliğidir. Hiatal herni ve özofagus varislerinin görülme sıklığı 50 yaş üzerinde istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. Hiatal hernilerin genellikle 50 yaş sonrası görülmesi hiatusu oluşturan yapıların yıpranmasını düşündürmektedir (72). Çalışmamızda özefagus varislerinin genellikle 50 yaş sonrası görülmesi, sirozda varis gelişiminin tanıdan sonra zaman içinde oluşan komplikasyon olmasından kaynaklandığını düşündürmektedir. Çalışmamızda gastritleri Sydney sistemine göre sınıflandırdık. Bu sınıflamaya göre gastritlerin endoskopik topografik dağılımına bakıldığında; literatürle uyumlu bir şekilde en sık %74,6 ile pangastrit görülmekte olup 2. sırada %18,2 ile antral lezyonlar görülmektedir. Gastrit tipi dağılımına bakıldığında ise en sık %59 ile süperfisiyal gastrit görülmekte olup, 2. sırada %19.4 ile alkalen reflü gastrit görülmektedir. Çalışmamızda da, literatürle uyumlu olarak peptik ülserler anatomik bölgelerine göre değerlendirildiğinde; mide ülseri görülme oranı %5.2, duodenal ülser görülme oranı %8.6 olarak saptanmış olup duedonum ülseri mide ülserine göre daha sık gözlenmiştir. Çalışmamızda, mide lezyonları içerisinde malignite görülme oranı %1 olarak saptanmıştır. Mide lezyonlarının histolojik olarak değerlendirilmesinde; morfolojik dağılımına bakıldığında, H.pylori %36.6, atrofi %10, intestinal metaplazi %16, displazi %3.2, malignite %1 olarak görülmüştür. Bölgemizde ülkemizdeki diğer çalışmalara nispbeten daha düşük H.pylori pozitifliğinin saptanması, şehirleşme ve sosyoekonomik durumun etkisini düşündürmektedir. Çalışmamızda HP sıklığının yaş gruplarına göre farklılık göstermemesi ise enfeksiyonun genç yaşlarda kazanıldığını, tedavinin yetersizliği ve reenfeksiyonun sıklığını düşündürmektedir. Atrofi, intestinal metaplazi ve displazi görülme oranı 50 yaş üzerinde daha fazla olup, istatistiksel olarak anlamlı derece farklılık göstermektedir. Sonuç: Çalışmaya dahil edilen 500 hastanın sadece 18'i (%3.6) normal bulundu. Olguların 111'inde (%22.2) özofagus hastalığı, 474'ünde mide hastalığı (%94.8), 109'unda (%21.8) duodenum hastalığı vardır. Gerek gastrik hastalıklar gerekse endoskopi yapılan tüm olgular içinde en sık rastlanan hastalık gastrittir. Helicobacter pylori tüm olguların 165'inde (%36.6) görülmüştür. Çalışmamız ve çeşitli çalışmalar göz önüne alındığında, gastrointestinal sistem şikayetleri ile başvuran hastalarda üst GİS endoskopi işlemi genel olarak güvenilir bir prosedürdür (94,95,96,97). Çalışmamızın bölgemizde sık görülen endoskopik lezyonları tespit ederek; ileride planlanacak çalışmalara ışık tutabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Duodenit, endoskopi, gastrit, gastroözofageyal reflü, Helicobacter pylori, özofagogastroduodenoskopi, peptik ülser.

Author

Dr. Elif Boduç Bulunmaz

How to Cite

Elif Boduç Bulunmaz (Tıpta Uzmanlık Tezi). Endoskopi ünitemizde 2017 yılında yapılan özofagogastroduodenoskopilerin retrospektif analizi, 2018, Bolu Abant Izzet Baysal University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Bolu Abant Izzet Baysal University