Erişkin hastalarda idiopatik periferik fasiyal paralizi ile homosistein düzeyi arasındaki ilişki
2025
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Orhan Kemal Kahveci
Özet (TR)
Amaç: Bu çalışmanın amacı erişkin hastalarda İdiopatik Periferik Fasiyal Paralizili (İPFP)'nin başvuru esnasında ve tedavi sonrası Homosistein(Hcy) düzeylerinin değerlendirilmesi, hastalığın risk faktörü, şiddeti ve prognozuna etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız prospektif vaka-kontrol çalışmasıdır. Bu çalışmaya Aralık 2023 – Aralık 2024 tarihleri arasında Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi KBB Polikliğine akut dönemde fasiyal paralizi ile başvuran ve İPFP tanısı alan toplam 80 hasta ve check up nedeniyle İç Hastalıkları polikliniklerine başvuran, fasiyal paralizi öyküsü olmayan, hasta grubuyla demografik özellikleri ve kronik hastalıkları uyumlu gönüllü olan, 80 kişi kontrol grubuna dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri (yaş, cinsiyet, BMİ, kronik hastalık varlığı), ve Hause brackmann derecelendirme sistemi (HBS) skalası kayıt edildi. Hasta ve kontrol grubunun serum biyokimyası (karaciğer ve böbrek fonkisyon testleri), B12 ve Folik Asit düzeyleri kayıt edildi. Hasta ve kontrol grubunda ek olarak homosistein düzeyi için kan örnekleri alındı. Hasta grubu birer hafta aralıklarla toplam 8 hafta takibe alınarak HBS evrelerinde ki değişim kayıt edidli. Ayrıca çalışma grubundan semptom başlangıcından 1 ay sonra homosistein düzeyi için tekrar kan örnekleri alındı. Bulgular: Hasta grubunda 46 erkek ve 34 kadın toplam 80 hasta, yaş ortalaması 50.46 ve BMİ 30.1 olarak saptandı. Kontrol grubunda 42 erkek ve 38 kadın toplam 80 kişi, yaş ortalaması 49.65 ve BMİ 29.70 saptandı. Yaş, cinsiyet ve BMİ her iki grup benzerdi. Hasta grubunda 80 hastanın 45'i sağ taraflı,35'i sol taraflı paralizisi mevcut idi. Hastaların 31'i HBS Evre III, 20'si HBS Evre IV, 15'i HBS Evre V, 12'si HBS Evre II, 2'si de HBS Evre VI olarak başvurdu. Paralizi tarafı ve şiddeti arasında istatistiksel fark saptanmadı. İki grup arasında B12 düzeyleri arasında istatistiksel fark saptanmadı (kontrol grubu Ort.±Ss 495,63 ± 329,57 pg/ml, hasta grubu Ort.±Ss 457,30 ± 309,86 pg/ml, p=0,409). Hasta grubunda folik asit düzeyi istatistiksel olarak daha düşük, başvuru homosistein (Hcy) düzeyi istatistiksel olarak daha yüksek saptandı (folik asit düzeyi Ort.±Ss; hasta grubu 7,57 ± 4,17 ng/ml, kontrol grubu 8,86 ± 4,40 ng/m, p=0,034, Hcy düzeyi Ort.±Ss; hasta grubu 14,88 ± 5,37 μmol/l, kontrol grubu 11,44 ± 3,00 μmol/l, p<0,001). Hasta grubu 1. ay Hcy düzeyi, başvuru Hcy düzeyinden istatistiksel daha düşük (p<0,001), kontrol grubu Hcy düzeyi ile istatistiksel fark yoktu (1. ay Hcy düzeyi Ort.±Ss; 11,33 ± 4,11 μmol/l, p=0,327). Yaş, cinsiyet, BMİ, sigara ve HT'nin İPFP gelimini etkilemediği (p>0,05), DM varlığı ve yüksek Hcy düzeyinin İPFP gelişimi için bir risk faktörü vii olduğu saptandı (p<0,05). Ancak İPFP hastalarında DM varlığının ve yüksek Hcy düzeylerinin başvuru HBS'sini, iyileşme süresini ve tedavi sonrası HBS'sini etkilemediği gözlendi (p>0,05). İPFP hastalarının iyileşme süresi Ort.±Ss 5,05 ± 1,42 hafta olarak saptandı. 73 (%91,3) hasta HBS evre I, II olarak iyileşti. 7 (%8,8)'i HBS evre III olarak iyileşti. İPFP tedavisine ek olarak vitamin takviyesi alan subgrubun almayan subgruba göre başvuru Hcy düzeyleri arasında istatistiksel fark yoktu (başvuru Hcy düzeyi Ort.±Ss; Vitamin takviyesi alan subgrup 15,21 ±5,99 μmol/l, vitamin takviyesi almayan subgrup 14,54 ±4,72 μmol/l, p=0,821). Her iki subgruptada 1. ay Hcy düzeylerinde başvuru Hcy düzeylerine göre istatistiksel olarak anlamlı azalma saptandı (1. ay Hcy düzeyi Ort.±Ss; Vitamin takviyesi alan subgrup 10,13 ±3,32 μmol/l, p<0,001; vitamin takviyesi almayan subgrup 12,54 ±4,50 μmol/l, p<0,05). Vitamin takviyesi alan subgrup iyileşme süresi Ort.±Ss 5,10 ± 1,43 hafta, vitamin takviyesi almayan subgrupta Ort.±Ss 5,00 ± 1,43 hafta olarak saptandı ve subgruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Vitamin takviyesi alan ve almayan subgruplar arasında tedavi sonrası HBS evreleri benzerdi ve subgruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Sonuç: İPFP hastalarının akut döneminde Hcy düzeylerinin kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı fark olduğunu ve iyileşme sonrası Hcy düzeylerinin kontrol grubu seviyelerine gerilediğini saptadık. DM varlığının ve yüksek Hcy düzeylerinin İPFP gelişimi için bir risk faktötü olduğunu saptadık. Ancak başvuru HBS'si, iyileşme süresi ve tedavi sonrası HBS'si ile DM varlığı ve yüksek Hcy düzeyleri arasında korelasyon saptanmadı. Yüksek Hcy'nin oksidatif stres ve nörotoksik etkisi ile fasiyal sinir hasarı yaparak İPFP gelişimine katkıda bulunabilir. Bu durumun aydınlatılmasında çok merkezli, uzun takipli daha çok hasta sayısının olduğu çalışmalara ihtiyacı vardır. Anahtar kelimeler: fasiyal sinir, fasiyal paralizi, bell palsi, homosistein
Yazar
Dr. Murat Akın
Kurum
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Murat Akın (Tıpta Uzmanlık Tezi). Erişkin hastalarda idiopatik periferik fasiyal paralizi ile homosistein düzeyi arasındaki ilişki, 2025, Afyonkarahisar Health Sciences University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Afyonkarahisar Health Sciences University tezlerinden daha fazlası
- Sağlıklı yetişkinlerde kronotip, yeme tutumları ve gözün ön-arka segment bulguları arasındaki ilişkilerin incelenmesi(2025)
- İnflamatuar bağırsak hastalıklarında oküler yüzey özellikleri(2016)
- Kolorektal adenokarsinomlarda wnt-3,β-katenin, mmp7, vegf, vimentin ve ki67 ekspresyonlarının patolojik evre ve diğer prognostik faktörler ile ilişkisinin immünohistokimyasal yöntemle değerlendirilmesi(2016)
- Retinitis pigmentosa hastalarında oksidatif ve antioksidatif stres markerlarının ölçülmesi(2017)
- Sarkoidoz ve ateroskleroz ilişkisi: Az bilinen bir komorbidite(2018)
- Tip 2 kollajen emdirilmiş enjekte edilebilen hyaluronik bazlı implant kıkırdak onarımını nasıl etkiler? ratlarda oluşturulan deneysel çalışma(2018)
