Yüksek LisansAçık Erişim

Eskiçağ'da Önasya'da yazı ve diller

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2013
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Bu çalışmamda gündelik hayatı kolaylaştırmak için yapılan hesaplar neticesinde pratik bir nedenden dolayı ortaya çıkan yazının serüveni, ele alınmıştır. İlkçağ insanının mağara duvarlarına yaptığı resimlerden günümüz Latin harflerine kadar geçen süreç incelenmiştir. Yazı bir günde oluşmamıştır. Uzun, yavaş ve karmaşık bir tarih olmuştur. Mağara resimlerinin yazı için bir ön adım olduğu düşünülürse, yazının insan tarihi kadar eski olduğu görülmektedir. Eskiçağ'da insanlar hesap yapmak, kayıt altına almak, iletişim kurmak için birtakım yollar geliştirmişlerdir. Bunlar mesaj çubuk ve değnekleri, quippu denilen düğüm yazısı, çakıl taşları gibi maddelerdir. İnsanların kullandığı bu küçük çakıl taşları sonradan kutulara ya da çerçevelere yerleşmiş, Doğu'dan Batı'ya her yönde hâlâ kullanılan abaküslere dönüşmüştür. Yazıya geçmek için gerekli son adımı M.Ö. 3200 civarında Sümerler attı. Bu dönemde piktografik özellik gösteren yazı zamanla gelişerek çivi yazısı özelliğini kazandı. Çivi yazısı bir memleketten ötekine geçerken uluslar kendi kültürlerinden de bir şeyler ekliyordu. Yazının bu gezisi sadece memleketler üzerinde olmuyordu. Yazı aynı zamanda taştan papirüse, papirüsten kâğıda geçiyordu. Yazının taştan kâğıda geçtiği süreçte görünüşleri ve biçimlerini de değişmiştir. Taş üzerinde dik ve dümdüz yükselirken, kâğıdın üzerinde yuvarlaklaşıyordu. Yazı memleketten memlekete değişiklik gösterdiği gibi kullanılan malzemeye göre de değişiklikler göstermekteydi. Kullanılan malzeme yazıya yön verdiği gibi yazının kalıcı olması konusunda da etki bir unsurdur. Kimi diller ve yazılar hiçbir iz bırakmadan zamanın yıkıcı gücüne karşı koyamamışlar ya da ufak tefek kalıntılarla günümüze kadar gelebilmeyi başarmışlardır. İlk olarak piktografik özelliği ile boy gösteren yazı Mısır'da bu özelliğini korumayı başarmış ve burada hiyeroglif yazı şeklinde kalabilmiştir. M.Ö. 3000 civarında hiyeroglifler resim geleneğine dayanmaktaydı. Sonuç olarak çivi yazısından tamamen farklıdır. Kullanılan piktograflar gündelik kullanım için fazla zahmetli olduğundan bu yazı çok geçmeden hiyeratik demotik ve kıpti şeklinde üç varyant halinde gelişti. Bu durum yazının koşullara ve ihtiyaca göre değişim gösterdiğinin güzel bir örneğidir. Yazı Mezopotamya'da piktografik özelliğini koruyamayarak çivi yazısı haline dönüşmüş ve gelişimini bu şekliyle tamamlamıştır. Anadolu'da ise, hem çivi yazısı hem de hiyeroglif yazı halinde gelişimini sürdürmüştür. M.Ö. 1200 civarında Deniz Kavimleri Göçü neticesinde yaşanan altüstlükte o dönemde kullanılan Ugarit çivi yazısı kaybolup gitti. Ön- Kenan yazısı kaybolmadı, değişti, gelişti ve basitleştirilip standartlaştırıldı. M.Ö. 1000 yıllarında bu yazı Fenikelilerin ünsüz harflerden oluşan alfabesi haline geldi. Ticaret vasıtasıyla Greklere ulaşan bu alfabe M.Ö. 800 civarında Grekçeye uygulandı. Böylece doğudan batıya giden alfabe Yunan alfabesi biçiminde tekrar doğuya doğru yayıldı. Yunan alfabesi de Latin alfabesine yol açacaktır. Kısacası, bugün dünyada kullanılmakta olan alfabelerin hemen hemen hepsi Fenike alfabesinin az çok doğrudan torunlarıdır. Anahtar Sözcükler 1. Hesap taşları 2. Piktografi 3. İdeogram 4. Çivi yazısı 5. Hiyeroglif yazı 6. Hiyeratik yazı 7. Demotik yazı 8. Fenike Alfabesi 9. Latin Alfabesi

Yazar

Necla Güneş Genç

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Necla Güneş Genç (Yüksek Lisans Tezi). Eskiçağ'da Önasya'da yazı ve diller, 2013, Gazi University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Gazi University tezlerinden daha fazlası