Mide patolojilerinde PD-1 ekspresyon seviyesinin tayini ile Helikobakter pylori ve T hücre cevabı arasındaki korelasyonun incelenmesi
Is this your thesis?
This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.
Abstract (TR)
Helikobakter pylori, midede kolonize olan kokoid veya spiral şekilli gram negatif mikroaerobik bir bakteridir. Bakteri yaklaşık olarak 2.5-3 mikron uzunluğundadır. Her bakteri yaklaşık 6 flagellaya sahiptir. Bu flagellalar sert çevre koşullarında bakteri hareketini ve hayatta kalmasını sağlar. Dünyanın dört bir yanındaki insanların % 50'sinden fazlası bu bakteri tarafından enfekte edilmiştir. Dünya Sağlığı Örgütü (World Health Organization) H. pylori'yi birincil kanserojen olarak kabul etmektedir. Helikobakter pylori tarafından enfekte olmuş kişilerin çoğu, herhangi bir klinik hastalık kanıtı göstermez ve varlığını subklinik olarak korur. Genellikle bakteri enfeksiyonu çocuklukta başlar ve yaşam boyu devam eder. Bununla birlikte, bakteri erken teşhis edilmediyse ve uygun şekilde tedavi edilmediyse, çeşitli mide patolojilerine neden oldu. Bu patolojiler ülser, gastrit, mide karsinomu ve MALT'dır. Gastrik kanserde iki ana alt tip vardır; intestinal tipi mide kanseri ve diffüz tip mide kanseri. İntestinal tipi mide kanseri, diffüz tipten daha sık teşhis edilir. İntestinal tipin prevalansı yaklaşık olarak % 60'tır ve hastalığın adım adım ilerlemesi vardır. H. pylori ile enfekte olmuş normal (sağlıklı) gastrik epitelyumun konakçı immün sistemi buna cevap verir. Enflamasyon başlar ve eğer bağışıklık sistemi tarafından bakteri tedavi edilmez veya ortadan kaldırılmaz ise, iltihaplanma kronik bir evreye dönüşür; Kronik gastrit. Mide epitelinde bakteri yok edilmezse atrofik değişiklikler yer almaya başlar. En önemli atrofik değişikliklerden biri gastrik epitelyumun glandüler yapısının dejenerasyonudur. Gastrik epitelyum yapısının bozunmasından sonra hastalık intestinal metaplazi safhasına doğru ilerleyebilir. İntestinal metaplazi, gastrik epitelyal hücrelerin ince bağırsak veya kolon epitelyal hücrelerine farklılaşması olan gastrik hastalığın patolojik bir ayrımımdır. Bu epitelyal değişikliklerin oluşmasından sonra, H. pylori'ye karşı tedavi, mide kanserinin önlenmesinde olan etkisini kaybetmeye başlar. Bu nedenle, bakteri tespiti erken aşamalarda yapılmalı ve bu tespit hassas bir doğrulukta olmalıdır. Helikobakter pylori'nin saptanması, invazif veya invazif olmayan yöntemlerle gerçekleşebilir. Daha doğru bir teşhis için aynı zamanda non-invazif ve invaziv yöntemler kullanılabilir. Tüm bu Helikobakter pylori sebepli hastalıklar doğrudan konakçı immün yanıtları, genetik yatkınlık ve bakterinin virülans faktörleri ile ilişkilidir. Özellikle bakterinin tedaviye karşı direnci ve konak midede sağkalım süresini arttırması doğrudan bakterinin sahip olduğu virülans faktörleri ile ilişkilidir. Helikobakter pylori'nin genetik türü, ülkeler arasında coğrafi farklılıkları gösterse de, en önemli ve yaygın virülans faktörleri, üreaz alt birimi A (UreA), üreaz alt birimi B (UreB), sitotoksin ilişkili gen A (cagA), vakuolasyon sitotoksin gen A'dır (vacA) dış enflamatuar protein A (OipA), kan grubu antijen bağlama adezyonu (BabA), putatif nöraminillaktoz bağlayıcı hemaglutinin homolog A (hpaA), nötrofil aktive edici protein A (NapA), duodenal ülseri teşvik eden gen A (dupA). Her Helikobakter pylori soyu, bu virülans faktörlerini taşımak zorunda değildir, ancak üreaz alt biriminden birini taşımak zorundadırlar; ureA veya ureB. Bu virülans faktörleri, bakteriyel enfeksiyon, adhezyon, kolonizasyon ve hayatta kalma süreleri için önemlidir. Helikobakter pylori enfekte olduğunda, konakçı immün sistemi, doğuştan gelen veya adaptif immünite ile buna karşı derhal bir yanıt başlatır. Doğuştan gelen bağışıklık, anında, spesifik olmayan bir yanıt. Bununla birlikte, adaptif immün yanıt patojenik antijenlere oldukça özgüdür. Özellikle adaptif bir immün yanıt olarak T hücreleri, enfeksiyonun klinik sonuçlarını belirlemede büyük bir öneme sahiptir. T yardımcı hücresinin yeni keşfedilen alt tiplerinden biri Th17'dir. T yardımcı 17 (Th17) hücreleri konakçıyı hücre dışı mikroorganizma enfeksiyonlarına karşı savunmada işlevseldir ve otoimmünitenin indüksiyonu ve yayılmasında rol oynar. Th17'nin ana düzenleyici transkripsiyon faktörü ROR'dur. RORγT ağırlıklı olarak timüste eksprese edilir ve Th17 gelişimi ve değişimini kontrol eder. Th17, bilinen 8 ana sitokin salgılar. IL-17, Th17'nin ana sitokin grubudur. PD-1, immün kontrol noktası proteini olarak görev yapan programlanmış hücre ölüm proteinidir. Bir yüzey reseptörü olarak efektör T hücreleri tarafından ifade edilmektedir. Normal olarak, aktif olmayan T hücreleri üzerinde yoktur. Bu yüzey reseptör proteini, vücudun T hücre yanıtını kontrol etmekten sorumludur. Ligand PD-L1'e bağlandığında aktif T hücrelerini inaktif T hücrelerine çevirir. Reseptörün bu özelliği, birçok hastalığın ilerlemesinde önemlidir. Helikobakter pylori 'nin T hücreleri ve gastrik epitelyum üzerindeki etkisi bilinmektedir, ancak PD-1 üzerindeki etki henüz açık bir şekilde açıklanmamıştır. Bu tez çalışmasında mide biyopsisi ve rezeksiyon örnekleri ile çalıştık. Toplamda 60 hasta 5 farklı patolojik durumdan seçilmiştir. Bu 5 patolojik grupta; 15 normal, 20 aktif kronik gastrit, 3 inaktif kronik gastrit, 9 intestinal metaplazi ve 14 mide kanseri hastası vardır. Endoskopic biyopsi hastaları, Acıbadem Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı'na başvuran ve bu çalışmaya kabul edilen 18-80 yaşları arasındaki kişilerden ve rezeksiyon yapılan mide kanserli hastalar Acıbadem Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği'ne başvuran hastalardan seçildi. Normal grup, midede enfeksiyon ve buna bağlı etkileri olmayan kontrol grubu olarak kullanılmıştır. Her hasta çalışma hakkında yazılı ve sözlü olarak bilgilendirildi ve imzalı onamları alındı. Endoskopik biyopsi örnekleri hastaların antrumundan, rezeksiyon örnekleri çıkarılan midenin tümör bölgelerinden alındı. Tümör bölgesi makroskopik inceleme ile tespit edildi ve hematoksilin ve eozin boyaması ile doğrulandı. Bu çalışmanın ilk adımı olarak her bir virülans faktörünü PZR testi ile tespit ettik. Helikobakter pylori G27 türü pozitif kontrol olarak kullanıldı. G27 türü, bu 9 virülans faktörünün hepsine sahiptir. Aktif kronik gastrit ve intestinal metaplazi hastaları arasındaki virülans faktörleri ekspresyon profillerini ilişkilendirdik. Daha sonra verilerin doğrulanması multipleks PZR testi ile yapıldı. Daha sonra, Helikobakter pylori'nin histolojik görünümüne dayanarak hazırlanan patoloji raporlarıyla PZR sonuçlarımızı karşılaştırdık. Bu sonuçlara göre, PZR testimiz neredeyse mükemmel bir anlaşma göstermektedir. İkincil olarak, gerçek zamanlı PZR ile IL-17, RORγT ve PD-1'in gen ekspresyon profillerini inceledik. Bu üç genin ekspresyonunu Helikobakter pylori enfeksiyonu ile ilişkilendirmeye çalıştık. Enfekte edilen hastalarda sadece PD-1'in belirgin bir artış ekspresyon profili gösterdiğini gözlemledik. IL-17 ve RORγT ifadeleri enfekte olmuş ve enfekte olmamış hastalar arasında belirgin bir farklılık göstermedi. Daha sonra, normal, prekanseröz (inaktif kronik gastrit, aktif kronik gastrit ve intestinal metaplazi) ve mide kanseri arasında bu genlerin ekspresyon profillerini inceledik ve bunları test etmeye çalıştık. IL-17 ve RORγT için normal hastalarda en yüksek ekspresyon seviyesi bulundu. PD-1, aktif kronik gastritte en yüksek ekspresyona sahipti. Sonuç olarak, mide kanserinin ilerleyen aşamaları arasında IL-17 ve RORγT ekspresyonunun herhangi bir kademeli olarak artması veya azalması olmamıştır ancak PD-1 ekspresyonu artış göstermiştir.
Author
Tevriz Dilan Demir
Institution
İstanbul Technical University
Moleküler Biyoloji-genetik ve Biyoteknoloji Bilim Dalı
How to Cite
Tevriz Dilan Demir (Yüksek Lisans Tezi). Mide patolojilerinde PD-1 ekspresyon seviyesinin tayini ile Helikobakter pylori ve T hücre cevabı arasındaki korelasyonun incelenmesi, 2018, İstanbul Technical University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from İstanbul Technical University
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- Metrolarda yangın güvenlik önlemleri(2015)
- Birincil ve ikincil kaynaklardan farklı yöntemlerle altın ve gümüş kazanımı(2015)
- Bir eylem/eğlen[ce] laboratuvarı olarak fun palace: Mekansal deneyim açılımları ve yansımaları(2015)
- Dynamic analysis of adaptive aircraft wings modelled as thin-walled composite beams(2015)