Çatlaklı ağır petrol sistemlerinde yerinde yanmanın deneysel olarak incelenmesi
Is this your thesis?
This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.
Abstract (TR)
Yerinde yanma yöntemi ısıl petrol kurtarım yöntemlerinden biridir ve bugüne kadar birçok farklı yapı ve özellikteki rezervuarlarda başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Yerinde yanma yöntemi, rezervuara basılan kuru veya oksijence zenginleştirilmiş havanın ısıtılarak rezervuarda bir dizi yanma reaksiyonunun başlatılması ve yanma cephesinin üretim kuyusuna doğru sürdürülerek petrolün üretilmesine dayanan bir yöntemdir. Yanma, hava içerisindeki oksijen ile petrolün uygun sıcaklıklarda reaksiyona girmesi sonucu oluşmaktadır. Bu reaksiyonlar çok-aşamalı ve/veya eş-zamanlı olmakla birlikte üretilen ısı enerjisi değerleri farklıdır. Basılan havanın devamlılığı ve üretilen ısı enerjisinin yanma reaksiyonları için yeterli olmasına göre yanma cephesi rezervuar içerisinde sürdürülebilmektedir. Reaksiyonlar sonucu üretilen ısı enerjisi, petrolün akmazlığını düşürürken, petrol içerisindeki ağır bileşenlerin yakılması ile üretilen petrolün kalitesi arttırılmış olunur. Ayrıca, reaksiyonlar sonucunda çıkan gazlar sayesinde rezervuar basıncı da yükseltilerek, rezervuara fazladan enerji sağlanmış olunur. Yerinde yanma yöntemi sonuç olarak kütle transferi, ısı transferi ve reaksiyon mekaniğini içeren oldukça karmaşık bir yöntemdir. Bu çalışma kapsamında, yerinde yanma yönteminin Batı Raman petrolü ile hangi koşullarda ve nasıl gerçekleştirilebileceği laboratuar ortamında gerçekleştirilen deneylerle araştırılmıştır. Deneylerde, gözenekli ortam olarak Alacaağzı ve Yalıköy – Kiraztepe formasyonlarından getirilen kuma ilaveten silika tuğladan elde edilmiş karotlar kullanılmıştır. Bilindiği gibi Batı Raman sahası Türkiye'nin güneydoğusunda yer alır ve ülkenin en büyük petrol rezervine sahip sahasıdır. Petrol özellikleri açısından incelediğinde petrol akmazlığı yüksek olup, özgül ağırlığı da düşüktür. Yanma deneylerine başalamadan önce petrolün, kumun ve kumtaşlarının bazı özelliklerinin belirlenmesi için bir dizi deney yapılmıştır. Bunlar petrol için, yoğunluk, akmazlık, asfaltsı içeriği ve ortalama moleküler ağırlığı iken kum ve kayaçlarda, ağırlık, hacim, gözeneklilik ve geçirgenlik deneyleridir. Öncelikle, Batı Raman petrolünün yanma özelliklerinin belirlenmesi için 50 reaksiyon kinetiği deneyleri gerçekleştirilmiş ve bunlardan 25 tanesi çözümlemelerde kullanılmıştır. Bu deneyler farklı tanecik boyutuna sahip kumların petrol ve su ile homojen olarak karıştırılıp, fırın içerisinde yer alan bir kinetik reaktör içerisinde yakılması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Fırının sıcaklığı doğrusal bir programlama özelliğine sahip olan sıcaklık kontrolörü ile sağlanır. Bu deneylere sıcaklık artırımlı oksitlenme deneyleri denir. Deneyler boyunca kinetik reaktörün üç farklı noktasından alınan sıcaklık verileri ve deney boyunca çıkan gazların derişimleri analizlerde kullanılmak üzere kaydedilir. Bu çalışmada deneyler dakikada 2 litre kuru hava enjeksiyonu ve 689.47 kPa (100 psig) işletim basıncı koşullarında gerçekleştrilmiştir. Deney süreleri istenilen ısıtma hızına bağlı olup, bu çalışmada bu süreç 4 ila 6 saat arasında değiştirilmiştir. Deneyler, herhangi bir kinetik modelden bağımsız olarak bilinen eşdönüşüm yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu yöntem ile yapilan analiz sonucunda dört farklı dominant reaksiyon tespit edilmiş ve her reaksiyonun gerçekleştiği bölgeler belirlenerek, reaksiyonlarin başlaması için gerekli olan aktivasyon enerjileri hesaplanmıştır. Buna ek olarak alınan ölçümlerden atomik hidrojen – karbon oranı ve yanma reaksiyonu için gerekli olan sıcaklıklar belirlenmiştir. Ek olarak, 4 aşamalı bir reaksiyon şeması kullanılarak, gerçekleşen reaksiyonların mol balans dengesi ve olusan iki farklı kokun yaklaşık moleküler ağırlıkları belirlenmiştir. Artırımlı sıcaklık oksitlenme deneylerinin sonuçlarına bağlı olarak, artan yüzey alanının atomik H/C oranında düşmeye sebep olduğu ve ısıtma hızları ile bu oran arasında bir korelasyon olmadığı bulunmuştur. Ayrıca, yüzey alanındaki değişimlerin sadece düşük sıcaklık oksitlenme reaksiyonlarının gerçeklestiği bölgedeki reaksiyon katsayıları üzerine etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgulara ek olarak, aktivasyon enerjisinin ardışık ve paralel oksitleme reaksiyonlarının tespiti icin gösterge olarak kullanılabileceği ve eşdönüşüm yönteminin ise bu reaksiyonların ve aktivasyon enerjilerinin belirlenmesinde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Reaksiyon kinetiği deneylerine ilave olarak, 35 adet yanma tüpü deneyleri 1 m uzunluğunda ve 7.3 cm çapında bir tüp içerisinde, dakikada 3 litre debi ve 689.47 kPa işletim basıncı ile gerçekleştirilmiştir. Deneyler boyunca tüpün 21 farklı noktasından 3.5 cm aralıklarla sıcaklık ölçümleri alınmış ve üretilen gaz derişimleri ile birlikte kaydedilmiştir. Deneylerin sonucunda yanma cephesi sıcaklığı ve hızı, atomik hidrojen – karbon oranı, hava – yakıt oranı ve oksijen kullanımı gibi bazı değişkenler hesaplanmıştır. Deneyler öncelikle 12 tanesi farklı tanecik boyutuna sahip homojen kum paketlerinde gerçekleştirilerek tanecik boyutunun yanma cephesi davranışına etkisi incelenmiştir. Deneyler boyunca üretilen metan gazının deneylerin analizinde kullanılacak genel yanma denkleminde ihmal edilemeyecek kadar yüksek olduğuna karar verilmiş ve denklemlere üretilen metan gazı etkileri de eklenmiştir. Deneylerin analizi sonucunda artan yüzey alanının (daha düşük kum tanecik boyutunun) yanma için gerekli olan kok çökelimini arttırdığı ve buna bağlı olarak yanma cephesi hızının azaldığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, yanma cephesi sıcaklığının kullanılan petrolün miktarına ek olarak yakıt miktarı/kum miktarı oranına da bağlı olduğu gözlemlenmiştir. Deneylere, farklı tanecik boyutlarından oluşan heterojen kum paketlerinde yanma deneyleri ile devam edilmiş ve 2 farklı deney ile farklı tanecik boyutları arasındaki geçiş bölgesinin yanma cephesi üzerine etkileri irdelenmiştir. Sonuç olarak yanma cephesi sıcaklıklarının ince taneli kum paketinden iri taneli kum paketi geçişinde arttığı gözlemlenmiş, fakat bunun sebebinin ince taneli kum paketinin yuksek ısı kapasitesi ve aynı hacimdeki kütlesinin daha fazla olması ile alakalı olduğu ve/veya iri tanelerdeki kullanılabilir oksijen miktarının artışına bağlı olarak daha tamamlanmış bir yanmanın gerçekleştiği düşünülmektedir. Ayrıca homojen kum paketi deneylerine benzer olarak artan yüzey alanı ile kok çökelimini arttığı ve yanma cephesi hızının buna bağlı olarak düştüğü sonucuna varılmıştır. Ek olarak, her iki deney seti üretilen metan miktarının iri taneli kum paketlerinde arttığı gözlemlenmiştir. Bu deneylerin ardından, farklı kum tanecik boyutları kullanılarak oluşturulan yatay (hava akışına dik), dikey (hava akışına paralel) ve hem yatay hem de dikey çatlaklı sistemlerde 9 farklı deney gerçekleştirilmiştir. Çatlaklar iri taneli kum paketleri ile temsil edilirken matris ise 0.15 mm boyutunda ince taneli kum paketi ile temsil edilmiştir. Akışa dik 5 adet yatay catlak 7.5 cm arayla, merkezi ısıl ölçerlere gelecek şekilde tüp içerisine yerleştirilmiştir. Akışa paralel dikey çatlaklar ise ısıl sensörlerin de olduğu tüp merkezine yerleştirilmiştir. Bu deneyler sonucunda, yatay çatkların yanma cephesinin sürdürülebilmesine etkisinin olmadığı, dikey çatlakların ise cephenin sürdürülüp sürdürülemeyeceğini belirleyen önemli bir rol oynadığı anlaşılmıştır. Dikey çatlaklı sistemlerde, iki farklı yanma cephesinin etkin olduğu da gösterilmiştir. Bunlardan ilki, çatlak içerisinde hızla ilerleyen bir cephe iken diğeri matris içerisine difüz eden oksijenin yetersizliğinden dolayı daha yavaş ilerleyen bir cephedir. Ek olarak, hem yatay hem de dikey çatlaklı kum paketi sistemlerinde gerçekleştirilen deneyler sonucunda da dikey çatlağın yanma cephesi üzerinde daha etkin bir rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Son olarak 12 adet yanma deneyi karot ve kum paketi sistemlerinde gerçekleştirilmiştir. Yanma deneyi öncesinde karotların gözeneklilikleri tayin edilmiş ve ardından su ile doyurup kayaç geçirgenlikleri ölçülmüstür. Sonrasında ise sırasıyla petrol ve hava ile doyurulmuştur. Bu çalışmanın amacı ise çatlaklı sistemlerde yanma cephesinin hangi koşullarda sürdürülebileceğinin tayin edilmesidir. Ayrıca hava içerisindeki oksijen konsantrasyonun da yanma cephesi üzerine etkileri de bu deneyler kapsamında irdelenmiştir. Bu sebeple, öncelikle 3 adet deney; ikisi kuru hava (% 21 oksijen içeren) ve bir tanesi oksijence zenginleştirilmiş hava (% 39 oksijen içeren) ile herhangi bir çatlağın olmadığı karotlarla gerçekleştirilmiş ve yanma cephesi bu deneyler sonucunda sürdürülememiştir. Çatlaksız karot ile yanma deneylerinin başarısız olmasında ısı kayıpları, karotun kütlesi ve yanma reaksiyonları sonucunda üretilen enerjinin etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu sebeple diğer 9 deneyde farklı şekillerde ve genişliklerde dikey ve yatay çatlaklar yaratılarak yanma cephesinin davranışı incelenmiştir. Dikey çatlaklardan bir tanesi karotun merkezinde 3 mm genişlikte iken diğer deneylerde tüp duvarı ile karot arasında kalan 1.5 mm'lik boşluk ile temsil edilmiştir. Yatay çatlaklar ise 2.5 ve 3.5 mm boyutlarındaki tutucular ile oluşturulmuştur. Deneylerden ilki kuru hava enjeksiyonu ile gerçekleştirilmiş ve yanma cephesi sürdürülemediği için deneylere oksijence zenginleştirilmiş hava enjeksiyonu ile devam edilmiştir. Kumlu çatlaklı sistemlere benzer şekilde, karot ile oluşturulan dikey ve yatay çatlaklara ilave olarak, çatlak ağı kurulmuş sistemlerde deneyler gerçekleştirilmiştir. Yatay çatlakların yine yanma cephesi üzerine etkisinin fazla olmadığı fakat dikey çatlakların oldukça etkili olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle, yanma cephesi davranışı, merkezi dikey çatlaklı sistemlerde radyal dikey çatlaklı sistemlerden daha iyi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca oksijence zenginleştirilmiş havanın yanma cephesi üzerinde olumlu etkisinin olduğu gösterilmiştir. Genel olarak sonuçlar özetlendiğinde, çatlaklı sistemlerde yanma cephesinin kendi kendine sürdürülmesinde oksijenin matrise difüzyonunun önemli bir rol oynadığı gözlenlenmiştir. Ayrıca çatlakların kendi kendine ilerleyebilen bir cephe icin gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Ek olarak, dikey çatlakların dominant olduğu sistemlerde iki farklı yanma cephesi davranışı gözlemlenmiştir; biri çatlak içinde kullanılabilir petrol miktarına bağlı olarak cephenin ilermesine, sönmesine ya da tekrar canlanmasına sebep olurken, ikinci cephe homojen sistemlere benzer şekilde sürekli devam etmektedir. Buna bağlı olarak, dikey çatlaklı sistemlerde daha fazla petrolün yanma reaksiyonlarında kullanılması sebebiyle yanma cephesi hızları düşmüş ve buna bağlı olarak üretilen petrolün kalitesi artarken miktarı ise azalmıştır. Ayrıca, oksijence zengin havanın deneylerde kullanılmasının yanma özelliklerini iyileştirdiği görülmüştür. Son olarak, yanma cephesinin yüksek yüzey alanından düşük yüzey alanına geçişlerinde üretilen metan miktarlarında önemli artışlar olduğu gözlemlenmiştir.
Author
Melek Deniz Paker
Institution
How to Cite
Melek Deniz Paker (Doktora Tezi). Çatlaklı ağır petrol sistemlerinde yerinde yanmanın deneysel olarak incelenmesi, 2018, İstanbul Technical University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from İstanbul Technical University
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- Metrolarda yangın güvenlik önlemleri(2015)
- Bir eylem/eğlen[ce] laboratuvarı olarak fun palace: Mekansal deneyim açılımları ve yansımaları(2015)
- Dynamic analysis of adaptive aircraft wings modelled as thin-walled composite beams(2015)
- Darpa Suboff denizaltı modeli ile bu modelden yeni türetilen formların hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) ile sayısal direnç hesabı(2015)
- Zemin ankrajlarının taşıma gücü ve imal yöntemlerinin taşıma gücüne etkisi(2015)