Yüksek LisansAçık Erişim

Geçmişten günümüze "soytarılık" kavramının tiyatroda yansıması

2006
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Hülya Nutku

Özet (TR)

Soytarılık mantığı, içinde barındırdığı ?nüktedan olma? özelliğiyle, bilinen her kültürde, her dönemde var olmuştur. Bir başka deyişle soytarılık uygarlıkla aynı yaştadır. Bu antik sanat, içinde hepimizin bulunduğu insanlığa seslenir. Toplumun ve sistemin dayatmalarına karşın ?kişiliğinizi koruyun ve geliştirin? der. "Utopia"nın yazarı Sir Thomas More'dan "en akıllı, en alim insanların soytarıları ile arkadaş olduklarını" öğreniriz. Renaissance'da İtalyan prensleri şöhret sahibi soytarılarıyla iftihar eder, soytarılarını ?hediye paketi? misali ?kibarlığını? göstermek için komşu şatolara gönderir, prensin soytarısı o komşu aileyi hem eğlendirir, hem de alttan alta prensin mesajını zekice bu aileye sezdirirdi (örneğin komşu ailenin kızını beğendiğini sezdirmesi gibi). Soytarılar, şiirden, müzikten, tiyatrodan anlar. Soytarıların çoğu yer ve gök bilimleriyle içli dışlıydı. XV. yüzyılın başında Meksika'da imparator Montezuma'nın sarayında soytarılar felsefi konuşmalarla komiklik yaratırlardı. Mısır'da firavunların mezarlarındaki resimlerden anladığımıza göre, firavunların soytarılığını yapan cüceleri vardı. Tarih kitapları XIII. Charles döneminde Fransa'yı imparatorun değil, soytarısı Marais'nin yönettiğini yazar. XVI. yüzyılda soytarılar tiyatro sahnelerinde yer almaya, güldürerek düşündürme, eğlendirerek ?gözleri açma? işini gerçek efendileri olan halkla paylaşmaya başlıyorlar. Soytarıların tarihine baktığımızda kadın soytarılara da rastlarız. XVI. yüzyılın başında İtalya'da soytarılık eden Giovanna Matta ve Caterina Matta çok ünlüdür. Osmanlı İmparatorluğu'nda ise soytarı bulundurma geleneği Sultan II. Beyazıt döneminde başlar, Tanzimat dönemiyle sona erer. XX. yüzyıla geldiğimizde modern soytarılarla karşılaşıyoruz. Charlie Chaplin, Lorel-Hardy, Marcel Marceau gibi? Soytarılar her dönem varolmuşlardır ve içinde bulundukları toplumsal yapıya göre biçim değiştirmişlerdir. Bu da zaten doğanın yasasıdır. Soytarılar; ezilmişler sınıfından gelir; sınıf atlamaz, ait oldukları sınıfın gözüyle dünya işlerini yorumlar, efendilerinin gözünü açarlar. Bugün de soytarılar aynı şeyi yapıyor çünkü soytarılık bir ruh halidir. Soytarılık kendi gerçek kişiliğimizi bulmamızda bize yardımcı olan bir düşünce yöntemidir.

Yazar

Dr. Şuayip Ünsal

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Şuayip Ünsal (Yüksek Lisans Tezi). Geçmişten günümüze "soytarılık" kavramının tiyatroda yansıması, 2006, Dokuz Eylül University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Dokuz Eylül University tezlerinden daha fazlası