Ginkgo bilobanın farelerde kıl büyümesi üzerine etkileri
2020
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Seçil Soylu
Abstract (TR)
Saç dökülmesi hemen herkesin hayatının bir döneminde karşılaştığı bir kozmetik sorundur. Dökülme nedenleri çok çeşitli olsa da temel olarak saç döngüsü değişimi ile sonuçlanır. Bu değişim ile telogen fazdan anagen faza geçiş zorlaşır, anagen faz kısalır ve telogen kıl/anagen kıl oranı artar. Dökülme tedavisinde amaç bu değişimi tersine çevirmektir. Ginkgo biloba (GB), günümüzde varlığını sürdüren hiçbir benzer tür bulunmayan, yaşayan fosil olarak görülen bir ağaçtır. Asya geleneksel tıbbında yaygın şekilde kullanılmaktadır. Alzheimer hastalığı, senil demans, serebral yetmezlik, intermitan kladikasyon ve multi-infarkt demansta destek tedavisi amaçlı klinik kullanımı mevcuttur. Etki mekanizmaları artmış serebral kan akımı, antioksidan etkileri ve antiinflamatuvar etkilerini içerir. Kıl folikülünün (KF) anagen fazdan telogen faza geçişine neden olan faktörler olarak vazodilatasyon mekanizmalarının bozulması, oksidan stresin artması ve inflamatuvar süreçlerin tetiklenmesi suçlanmıştır. Bu bulgulardan hareketle çalışmamızda GB'nin KF üzerine topikal ve sistemik uygulama ile etkilerinin in vivo olarak araştırılması planlanmıştır. Bu sayede maddenin güvenli olup olmadığı, KF üzerine olumlu yada olumsuz etkileri, diğer olası etki ve yan etkilerinin tespiti hedeflenmiştir. GEREÇ ve YÖNTEM Çalışmaya toplam 28 adet Swiss Albino cinsi 7 haftalık erkek fare dahil edildi. Tüm farelerin sırtlarında 2x4 cm'lik alana anestezi altında depilasyon uygulandı. Fareler hiç bir ürün uygulanmayacak grup negatif kontrol grubu (N=7), %2 topikal minoksidil uygulanacak grup pozitif kontrol grubu (N=7), topikal GB uygulanacak grup (N=7), oral GB uygulanacak grup (N=7) olmak üzere randomize dört gruba ayrıldı. Farelere depilasyondan 1 gün sonra başlanarak medikasyon verilmeye/uygulanmaya başlandı ve 28 gün boyunca devam edildi. Süreç boyunca topikal ve sistemik uygulanan ürün gruplarındaki KF gelişimi diğer gruplarla karşılaştırılarak makroskopik şekilde gözlendi. Depilasyondan sonra 0, 7, 10, 14, 21, 28. günler farenin sırt kısmı dijital kamera ile fotoğraflandı. Görüntüler bilgisayara aktarıldıktan sonra "Kıl çıkma yüzdesi=(Kıllı alan:Depilasyon alanı)x100" formülü ile kantitatif olarak ölçüme kör 3 hekim tarafından değerlendirildi. Yirmisekizinci günde anestezi altında her fare derisinden iki adet 6 mm'lik punch biyopsi materyali temin edildi. Materyaller biri transvers biri longitudinal olacak şekilde kesitlendi, hematoksilen ve eozin ile boyama yapıldı. Longitudinal kesitlenmiş örnekler folikül morfolojisini gözlemlemek, KF morfogenezinin farklı aşamalarını sınıflandırmak ve subkütan dokudaki folikül sayısını tespit etmek için kullanıldı. Transvers kesitlenmiş örnekler KF sayılarının ve çap ortalamasının saptanması için kullanıldı. KF ortalama çapı, anagen kıl/telogen kıl oranı, subkütan doku folikül sayısı ve KF ortalama uzunluğu ışık mikroskopu ile değerlendirildi. BULGULAR Depilasyondan sonra makroskopik morfolojik gözlemde pozitif kontrol grup diğer gruplardan, topikal ve sistemik tedavi grubu negatif kontrol grubundan daha çok ve daha hızlı kıllanma gösterdi. Kıl çıkma yüzdesi, negatif kontrol grubunda tüm diğer gruplardan çok düşüktü. Depilasyon sonrası 28. günde yapılan histopatolojik analizde negatif kontrol grubunda kılların çoğu bulbusun dermiste olması ve dermal papillanın genişlemiş olması ile karakterize erken anagen safhadaydı. Tersine diğer gruplarda bulbusun en büyük hacimde olması, dermal papillanın daha ince olması, foliküllerin derin subkutiste bulunması ve yeni gelişen kıl şaftının sebase glandın hemen alt seviyesine ulaşması ile karakterize en az anagen evre 3c-4 safhalarındaydı. Sistemik tedavi grubunda topikale göre bulbus daha derinde ve foliküller daha büyük gözlendi. Tüm deney gruplarında negatif kontrol grubu ile karşılaştırıldığında subkutan dokuda daha çok sayıda folikül vardı. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). Sistemik GB grubundaki subkütan doku folikül sayısı, topikal GB grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derece yüksekti (p<0.05). Tüm deney gruplarında negatif kontrol grubu ile karşılaştırıldığında KF ortalama çapı daha büyüktü. Diğer deney grupları ile negatif kontrol grubu arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). Topikal ve sistemik GB grupları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). KF ortalama uzunluğu sistemik GB grubu ve pozitif kontrol grubu arasında anlamlı farklılık göstermedi (p>0.05). Tüm gruplarda negatif kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). Anagen kıl/telogen kıl oranı sistemik GB grubu ve pozitif kontrol grubunda, hem topikal GB grubu hem negatif kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek orandaydı (p<0.05). Sistemik GB grubu ile pozitif kontrol grubu arasındaki fark anlamlı değildi (p>0.05). Ayrıca topikal GB grubu ile negatif kontrol grubu arasındaki fark da anlamlı değildi (p>0.05). SONUÇ Çalışmamızda Swiss-Albino cins farelerde hem topikal hem sistemik GB verilen gruplarda histopatolojik değerlendirmede subkütan dokudaki folikül sayısı, anagen kıl/telogen kıl oranı, KF ortalama çapı ve KF ortalama uzunluğu parametreleri açısından negatif kontrol grubuna göre artış olduğu bulunmuştur. Makroskopik morfolojik gözlem, GB'nin hem topikal uygulanması hem sistemik verilmesinin KF büyümesini olumlu etkilediğini düşündürtmüştür.
Author
Dr. Nur Betül İnan
Institution
How to Cite
Nur Betül İnan (Tıpta Uzmanlık Tezi). Ginkgo bilobanın farelerde kıl büyümesi üzerine etkileri, 2020, Afyonkarahisar Health Sciences University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Afyonkarahisar Health Sciences University
- Sağlıklı yetişkinlerde kronotip, yeme tutumları ve gözün ön-arka segment bulguları arasındaki ilişkilerin incelenmesi(2025)
- İnflamatuar bağırsak hastalıklarında oküler yüzey özellikleri(2016)
- Kolorektal adenokarsinomlarda wnt-3,β-katenin, mmp7, vegf, vimentin ve ki67 ekspresyonlarının patolojik evre ve diğer prognostik faktörler ile ilişkisinin immünohistokimyasal yöntemle değerlendirilmesi(2016)
- Retinitis pigmentosa hastalarında oksidatif ve antioksidatif stres markerlarının ölçülmesi(2017)
- Sarkoidoz ve ateroskleroz ilişkisi: Az bilinen bir komorbidite(2018)
- Tip 2 kollajen emdirilmiş enjekte edilebilen hyaluronik bazlı implant kıkırdak onarımını nasıl etkiler? ratlarda oluşturulan deneysel çalışma(2018)
