Glial tümörlerde ATRX durumu ve MRG bulguları arasındaki ilişkinin araştırılması
2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Mehmet Hakan Seyithanoğlu
Özet (TR)
Amaç: Primer SSS tümörleri, SSS içindeki hücrelerden kaynaklanan iyi veya kötü huylu olabilen heterojen bir tümör grubunu ifade eder. Malign primer beyin tümörleri, tedavisi en zor kanserler arasında yer almaktadır. Glial tümörler erişkinlerde en sık görülen malign primer beyin tümörleridir. 2021 Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Santral Sinir Sistemi (SSS) tümörleri sınıflamasında moleküler belirteçler daha da ön plana çıkarılarak, gliom sınıflamasında isimlendirme ve derecelendirmede yenilikler getirilmiştir. Çalışmamızın öncelikli hedefi moleküler bir belirteç olan ATRX mutasyon durumunun glial tümörlü hastaların MRG özellikleriyle arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Ayrıca ATRX mutasyonu ve IDH mutasyonu korelasyonu değerlendirildi. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza retrospektif olarak 75 hasta alınmıştır. Glial tümör tanısı almış hastaların ATRX ve IDH mutasyon statüsü immunohistokimya ile belirlenmiştir. 52 hastada ATRX mutasyonu gözlenmedi, 23 hastada ise ATRX mutasyonu pozitif olarak görüldü. Tümörler ATRX mutasyonu pozitif ve negatif olarak iki gruba ayrılıp preoperatif MR görüntüleri (T1A, T2A, T2 FLAIR, DAG-ADC, pre- postkontrast T1, SWI) üzerinden VASARI (Visually AcceSAble Rembrandt Images) skorlamasına dahil olan toplamda 25 MR bulgusu ile değerlendirildi. Ayrıca ATRX mutasyonu ve IDH mutasyonu korelasyonu istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Hastaların tanı yaşları 26-79 arasında değişmekte olup ortalaması medyan yaş değeri 58 olarak bulundu. 40 hasta kadın (%53,3), 35 hasta erkekti (%46,7). 23 (%30,7) olgunun ATRX mutasyonu pozitif, 52 (%69,3) olgunun ATRX mutasyonu negatifti. ATRX mutasyonu olan olgularda kontrastlanan kenarın belirgin olmaması, ATRX mutasyonu olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. (p:0.034) ATRX mutasyonu olan olgularda ödem oranının az olması, ATRX mutasyonu olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. (p:0.028) ATRX mutasyonu olan olgularda pial invazyonun olmaması, ATRX mutasyonu olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. (p:0.018) ATRX mutasyonu olan olgularda derin beyaz cevher tutulumunun olması, ATRX mutasyonu olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. (p:0.022) Hastanın tanı yaşının genç olması (<41) ATRX mutasyon pozitifliği ile ilişkili bulundu. Ayrıca ATRX mutasyonu pozitif olan olgularda IDH mutant olma oranı, ATRX mutasyonu olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. (p<0.001) Sonuç: Glial tümörlerin MRG ile değerlendirilmesinde kontrastlanan kenarın belirgin olmaması, ödem oranının az olması, pial invazyonun olmaması ve derin beyaz cevher tutulumunun olması ATRX mutasyonu pozitifliği ile ilişkili bulunmuştur. Ayrıca hastanın genç olması ve IDH mutant olması ATRX mutasyon pozitifliği ili ilişkili bulunmuştur. Preoperatif MRG görüntülemeleri ile ATRX statüsü hakkında bazı öngörüler elde edilebilir.
Yazar
Engin Can
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Engin Can (Tıpta Uzmanlık Tezi). Glial tümörlerde ATRX durumu ve MRG bulguları arasındaki ilişkinin araştırılması, 2023, Bezmialem Vakıf University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Bezmialem Vakıf University tezlerinden daha fazlası
- Tuberoskleroz tanılı hastalarda mikro RNA düzeyi değerlendirilmesi(2016)
- Açık teknik septorinoplasti yapılan olgularda postoperatif bantlamanın ödeme etkisi(2015)
- Adölesan dönemde hirşutizm tanısı alan hastalarda etyolojik dağılım(2015)
- Unstable angina pectoris hastalarında signal peptide complement C1R/C1S, UEGF, ve BMP1 epıdermal growth factor-like domain-containiing protein 1' in tanısal değerinin araştırılması(2015)
- Deneysel kafa travması modelinde high mobility group box-1 protein düzeylerinin oksidatif stres, apoptoz, serebral ödem ve kan beyin bariyeri üzerine etkilerinin araştırılması(2016)
- 5-fluorourasile bağlı arteryel vazokonstrüksiyon etyolojisinde ürotensin-2'nin rolü(2017)
