Master'sOpen Access

Globalleşme sürecinde milliyetçilik ve ulus-devlet konumu

2004
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Mümtaz`er Türköne

Abstract (TR)

ÖZET Çağımızın özellikle globalleşme tartışmalarıyla gündemine oturan en önemli konularından birisi ulus-devletlerin varlık sorunudur, ikinci dünya savaşının ardından, yeni ulus-devletlerin kurulması, 19. yüzyıldan bu yana süregelen "milliyetçilik çağı"nın kapanması biçiminde yorumlanmış, Sovyet uygulaması da, ulusal kimliklerin üzerinde egemen bir kimlik yaraülabilmesinin örneği olarak görülmeye başlanmıştır. Bu düşüncelerin aksine Sovyetler Birliği'nin dağılması, Çekoslovakya'nın barışçı yolla, Yugoslavya'ma da iç savaş sonucu çözülmesi, Kafkaslarda yaşanan etnik-dinsel çatışmalar, yeni bir milliyetçilik dalgasının başladığım ve bütün uğraşılara karşın etnik kimliklerin ortadan kaldmlamadığını göstermiştir. Milliyetçilik, ortaya çıkışından günümüze kadar adından sıkça söz ettirmiş ve birçok siyasal hareketin başat itici gücü olmuştur. Milliyetçilik kavramı ilk kez 1774 yılında Johann Gottfried Herder tarafından kullanılmıştır. İlk kez Batı 'da ortaya çıkması nedeniyle, milliyetçilikle ilgili ilk tanımlara Batı Hteratüründe rastlanır. Milliyetçilik kavramı, anlamım Fransız Devrimi ile başlayan ulusal bilinç ile Orta ve Doğu Avrupa'daM hareketlerden alır. Milliyetçilik, taran toplumundan sanayi toplumuna geçiş aşamasında, toplumda ortak bir ulusal kimlik yaratılması yolunda önemli işlevi olan bir ideoloji olarak ortaya çıkmıştır. Avrupa tecrübesi açısından milliyetçilik, aynı dili konuşan, bu dil ile getirilmiş çeşitli kültürel karakteristikleri kapsayan bütün insanları tek bir bağımsız devlete toplayan ve bu dilde yöneten bir hükümete sadakati gerektiren bir ideolojidir. Milliyetçiliğin işlevsel olarak çok güçlü bir eylemsel karaktere sahip olduğu söylenebilir. Milliyetçilik kitleleri mobilize etme noktasında bir tehdide yaslanır. İdeolojik düşman, değerleri çürüyen ve yozlaşan bir dünya, çekilmez duruma gelmiş baskılar ya da hiçe sayıldığı, hakarete uğradığı için aidiyetin acilen ifade edilmesi ihtiyacı bunlardan birkaçıdır Günümüzde en yaygın devlet tipi olan ulus-devlet modeli, ortaçağın sonunda milli monarşilerin ortaya çıkışıyla başlayan bir örgütlenme biçimini ifade etmektedir. Ortaçağın sonunda başlayan bu örgütlenme biçimi tam anlamıyla 19. yüzyılda gerçek yapışma kavuşmuştur. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren global ölçekte yaygınlık 199kazanmış bir siyasal örgütlenme biçimi olan ulus-devlet, günümüzde varlığını devam ettirip ettirememe konusunda tartışmalara konu olmaktadır. Globalleşme söylemlerinin akademik alanda geniş yer tutması, milliyetçilik ve ulus-devlet kavramlarının da etkinliğini arttırmaktadır. Globalleşme kavramı incelendiğinde mevcut tartışmaların genelde iki farklı eksende gerçekleştiği gözlenir. Bir grup düşünür, globalleşme sürecini olumlu bir gelişme olarak değerlendirirken, diğer grup süreci olumsuz bir biçimde ele alır. Olumlu yaklaşımlar globalleşme süreciyle birlikte global ölçekte artan hareketlilik ve dolaşıma koşut olarak dünyanın "global köy" haline geldiğini ve herkes açısından olumlu yeni bir olgu olduğunu belirtirler. Olumsuz yaklaşımın temsilcileri ise, globalleşme sürecinde kutuplaşmanın derinleştiğinden söz ederek globalleşmenin yeni bir olgu olmadığım ve farklı ülkelerin farklı kesimleri için farklı anlam taşıdığını ifade eder. Globalleşme sürecinde tartışmalara neden olan ulus-devlet ve milli kimlik konusundaki görüşler iki temele dayanmaktadır: Bunlardan ilki, süreci ekonomik olarak ele almakta; diğeri ise, globalleşmenin kültürel sonuçlarına değinmektedir. Globalleşme sürecinin gemileri arasında bahsedilen ve ulus-devletin egemenüğinin sona erdiği tezi ise gerçeklerden uzaktır. Global iktisadi ilişkiler ve ticaret akımları, ulus-devletin güç rekabetleri doğrultusunda gerçekleşmektedir. Ayrıca uluslararası iş çevrelerinin Dünya Ticaret Örgütü'ne, gümrük tarife anlaşmalarına, sözleşme haklan ve telif haklanmn korunması konusundaki hükümet uygulamalarına yönelttiği aşm ilgi, ulus-devletin bütün özellikleriyle devam ettiğinin önemli göstergelerinde birdir. Sınır kavramının globalleşmeyle birlikte anlam ve özellik değiştirmesiyle birlikte ticaret ilişkileri, kimi zaman ulus-devletin sınırlarını aşmaktadır, ancak bu durum ulus-devleti yok etmekten çok, ulus-devletlerin uluslararası alanda temel birim olarak kabul edilip bütün ulusların ortak olarak dünya iktisadım denetlemelerini gerekli kılan bir duruma işaret etmektedir. 200

Author

Dr. Furkan Şen

How to Cite

Furkan Şen (Yüksek Lisans Tezi). Globalleşme sürecinde milliyetçilik ve ulus-devlet konumu, 2004, Gazi University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Gazi University