DoktoraAçık Erişim

Hukuk yargılamasında somutlaştırma yükü

2017
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. İbrahim Özbay

Özet (TR)

Taraflarca getirilme ilkesi gereğince maddî vakıaları yargılamaya dâhil etmek taraflara bağlıdır. Mahkeme, kararını yalnızca taraflarca ileri sürülmüş ve ispat edilmiş vakıalara dayandırabilir. Yalnızca çekişmeli vakıalar hakkında delillerin değerlendirilmesi gerekir. Şayet yeterli ölçüde somutlaştırılmamış bir vakıa iddiası karşı tarafça inkâr edilir ise, hâkim, gösterilmiş delili değerlendirmeyecektir. Bu yüzden, taraflardan her biri, kendi iddiası lehine olmak üzere, ilgili vakıaları somutlaştırmalıdır. Bu çalışmanın amacı, vakıa iddialarının taraflarca nasıl somutlaştırılabileceğini ve usul hukukunda hangi araçların bu yönde taraflara yardımcı olacağını tespit etmektir. Uyuşmazlığa ilişkin vakıalar hakkında bilgi edinme ve delilleri elde etme yasağı gereği, ilgili vakıaları ortaya koymak ve delilleri belirtmek taraflara ait bir görevdir. Eğer dava konusu vakıa iddiası belirsiz bir şekilde ifade edilirse, dava reddedilecektir. Re'sen araştırma ilkesi uygulanmadığı sürece, iddia yükü taraflardadır. Maddî hukuk kuralında öngörülmüş bütün vakıaların somutlaştırılması için gerekli olan her bir ayrıntı ileri sürülmelidir. Taraflar, ilke olarak, davayı ilgilendiren vakıaları araştırmak ve toplamak için kendi kaynaklarına dayanmalıdırlar. Bazı durumlarda, davalı taraf, davacının vakıa iddialarını somutlaştırabilmek için ihtiyaç duyacağı bütün yararlı bilgilere sahip olabilir. Bu yüzden, davacıya yardımcı olacak bilgi araçları mevcut olmalıdır. Alman Medeni Usul Kanununa kıyasla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda çok sınırlı bilgi araçları vardır. Her şeyden önce, AMUK m. 254'de düzenlenmiş basamaklı dava gibi bir dava HMK'da öngörülmemiştir. Türk hukukuna göre bilgi talep edilmesine yönelik sözleşmede veya kanunda bu yönde bir imkân söz konusu olsa dahi, davacı, ayrı bir bilgi davası açabilirken; basamaklı dava açamaz. İddiaları somutlaştırmaya yönelik bütün gerekli bilgiler bilgi davası açıldıktan sonra elde edilebilir. Bu durumda, maddî hukukla tanınmış hakka ulaşılması kesinlikle çok fazla zaman alır. Basamaklı dava, davacının menfaatine hizmet edecek bir araçtır; fakat Türk hukukunda uygulanmamaktadır. Türk hukukunda bu hak (bilgi alma), zorunlu olarak ayrı bir davada talep edilebilir. Bunun yanında, Alman ve Türk hukukları arasında dava açılmadan önce bilgi temini hakkı açısından esaslı bir farklılık vardır. Türk hukuku, Alman hukuku kadar kanunî bilgi talep etme hakkı öngörmemiştir. Alman hukukunda sözleşmede veya kanunda bir bilgi alma hakkı yer almasa dahi, belirli şartlar altında dürüstlük kuralı gereği, davacıya bu hak tanınabilmektedir. Türk hukuk sisteminde dürüstlük kuralının böyle bir uygulaması yoktur. AMUK m. 138/2 hükmü uyarınca, inkâr edilmeyen vakıalar gerçeğe uygun olarak dikkate alınır. İddia edilmiş vakıaların genel bir şekilde inkârı çoğunlukla yeterlidir. Davacı iddiaları ayrıntılı bir şekilde somutlaştırdıktan sonra, davalı taraf, aynı şekilde ayrıntılı inkârda bulunmalıdır. İstisnai hâllerde, vakıa iddialarının daha ayrıntılı bir şekilde inkâr edilmesi beklenmektedir. Karşı tarafın cevabı daha belirgin olmalıdır; yoksa vakıa iddiasının davacının iddia ettiği gibi gerçeğe uygun olduğu varsayılır. HMK'da davalının vakıa iddialarına karşı çıkmasına yönelik usulî bir yük yoktur. Davalı tarafından reddedilmemiş vakıalar inkâr edilmiş sayılır. Bunun bir sonucu olarak, dava vakıalarını somutlaştırmaya yönelik bilgilerden yoksun olan davacı, somutlaştırma yükünden dolayı davayı kaybedebilir. Bu yüzden, eşitlik ilkesi gereği, karşı taraf, iddia edilmiş vakıaları ayrıntılı bir şekilde inkâr etmelidir. Türk hukukunda tarafların isticvabı bu anlamda faydalı bir araç olabilir. Her şeyden önce, bir tarafın isticvabı, HMK'da delil olarak düzenlenmemiştir. Belirli bir iddia hakkında sorguya çekilecek taraf, davete icabet etmelidir. Eğer davet edilen taraf gelmezse veya gelip de yöneltilen soruya cevap vermezse, iddianın doğru olduğu varsayılır. Hâkim, taraflar arasında silahların eşitliğini sağlamak için, davacı taraf lüzumlu bilgiden yoksun ise, davalıyı sorguya çekmelidir. Bu durumda, davalı taraf, vakıa iddiasını ayrıntılı bir şekilde inkâr etmelidir. Böylece, bilgi eksikliği giderilmiş olur. Alman hukukunda olduğu gibi, Türk hukukunda da taraflar için bütün bilgiyi açıklama şeklinde bir ödev öngörülmemiştir. Nemo tenetur ilkesinin bir sonucu olarak, taraflardan her birinin karşı tarafa dava malzemesini sağlamakla yükümlü olmadığı kabul edilmiştir. Alman hukukundaki hâkim görüşe göre, davaya ilişkin gerekli bilgilerin taraflarca açıklanması şeklinde genel bir yükümlülüğün ihdas edilmesi usul hukukunun görevi değildir. Alman hukukunda, maddî hukuktaki bilgi talep edilmesine yönelik dava öncesi haklar, Türk hukukundakinden daha geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bu yüzden, söz konusu bu yaklaşım, Alman hukukunda belirli ölçüde makul görülebilir. Fakat, bir davacı iddialarını somutlaştırmak için bilgiye ihtiyaç duyduğunda, Türk hukuku, dürüstlük kuralına dayalı bir bilgi talep etme hakkı sağlamamaktadır. Anahtar Kelimeler: Vakıa, delil, taraflarca getirilme ilkesi, iddia yükü, inkâr etme yükü, somutlaştırma yükü, delil ikame yükü.

Yazar

Dr. Taner Emre Yardımcı

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Taner Emre Yardımcı (Doktora Tezi). Hukuk yargılamasında somutlaştırma yükü, 2017, Atatürk University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Atatürk University tezlerinden daha fazlası