DoctorateOpen Access

İflâs kararının hukuk yargılamasına etkisi

2025
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Yaşar Hakan Pekcanıtez

Abstract (TR)

Çalışmanın amacı, hukuk mahkemeleri önünde derdest bir yargılamanın iflâs kararından etkilenip etkilenmeyeceğinin şayet etkilenecek ise bu etkinin yargılamada ne şekilde tezahür edeceğinin ortaya konulmasıdır. İflâs kararı, borçlunun hukuki ve ekonomik varlığı bakımından da bir dönüm noktasıdır. Türk mahkemelerince iflâs kararının verilmesiyle borçlu, müflis sıfatını alır ve bu sıfata bağlanan tüm sonuçlar kendisi hakkında doğar. İflâs kararının borçlu bakımından en önemli sonuçlarından biri, müflisin tasarruf yetkisi üzerindeki kısıtlamalardır. Nitekim müflis, iflâs masasına dâhil olan malvarlığı unsurları üzerinde iflâs tasfiyesi süresince tasarruf yetkisini kaybeder. Bu belirleme iflâsın müflisin tasarruf yetkisine etkisinin hem zamansal hem de malvarlığı unsurları açısından sınırlarını ortaya koyar. Tasarruf yetkisi esas olarak maddi hukuka ilişkin bir kavramdır. Ancak HMK m. 53 hükmüne göre dava takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre belirlenir. Böylelikle müflis, iflâs kararı nedeniyle tasarruf yetkisini kaybettiği süre ve ölçüde dava takip yetkisini de kaybeder. Bu minvalde müflisin taraf olduğu derdest davalar da kaçınılmaz olarak iflâs kararından etkilenir. Müflis, dava takip yetkisini kaybettiği oranda artık bizzat davaya devam edemez. Nitekim bunu öngören kanun koyucu, "Hukuk Davalarının Tatili" başlıklı İİK m. 194 hükmünde özel bir yargılamanın ertelenmesi sebebine yer vermiştir. İlgili hüküm, tatil olunan davalara devam edilip edilemeyeceği noktasında karar vermek üzere gereken zamanın yaratılmasına hizmet eder. Şu durumda davaların tatili kurumu da borçlunun tasarruf ve dolayısıyla dava takip yetkisinde kanun gereğince meydana gelen bu değişikliğin beraberinde getirdiği bir gerekliliktir ve çalışmanın ikinci bölümünde ele alınan temel meseledir. İİK m. 194 hükmünde öngörülen kural, iflâs kararı verildiği anda müflisin tarafı olduğu ve iflâs masasını ilgilendiren hukuk davalarının mahkemece ayrıca verilecek karara dahi ihtiyaç duyulmaksızın tatil olunmasıdır. Ancak bu kural, acele hâller veya İİK m. 194/1 c.2 hükmünde sayılan istisnalar olarak şeref ve haysiyete tecavüz ya vücut bütünlüğünün ihlali nedeniyle açılan tazminat davaları, evlenme, kişisel durum, nafaka ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin davalar söz konusuysa uygulanmaz. Şahsa sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin, iflâs masasını ilgilendirmeyen yargılamalara müflise karşı devam edileceği açıktır. Ancak bu çerçevede sayılan bazı davalar, iflâs masasını da ilgilendirebilir. Böyle bir durumda iflâs prosedürü çerçevesinde mümkün olan en kısa sürede davaya devam edilip edilmeyeceğine karar verilmelidir. İİK m. 194 hükmü ile güdülen amaç göz önünde bulundurulduğunda iflâs, basit tasfiye hükümlerine göre yürütülse dahi hükmün uygulanması gerektiği açıktır. Davanın tatil edilmesi gerektiği hususu, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen dikkate alınır. Davanın tatil edilmesi, kaçılmaz olarak usûl işlemleri ve süreler açısından da birtakım etkileri haizdir. Usûl işlemleri bakımından kural, davanın tatili sırasında taraf ve mahkeme usûl işlemlerinin yapılamamasıdır. Şayet bu süre zarfında taraf usûl işlemleri yapılmış ise müflis tarafından yapılan usûl işlemleri ancak davaya devam eden iflâs idaresinin icazeti ile hüküm ifade eder. Hakkında iflâs kararı verilmeyen tarafın gerçekleştirdiği usûl işlemlerinin ise icazete gerek kalmaksızın geçerli kabul edilmelidir. Şayet mahkeme usûl işlemleri yapılmış ise davaya devam eden iflâs idaresi (iflâs dairesi; yetkilendirilen iflâs alacaklısı) yargılamaya katılmasının engellendiği ölçüde mahkeme usûl işlemlerine icazet vermeme hakkını haiz sayılmalıdır. Davanın tatil edildiği süre zarfında zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler işlemez. Çalışmanın üçüncü ve son bölümü tatil edilen davaların akıbetinin belirlenmesine ayrılmıştır. İlk ihtimal, tatil edilen davalara devam edilmemesi yönünde karar alınmasıdır. İflâs masasının aktifini ilgilendiren davalara devam edilmemesi yönünde karar alınır ve hiçbir iflâs alacaklısı kendisine İİK m. 245 uyarınca dava takip yetkisi tanınmasını talep etmez ise müflis, dava takip yetkisini yeniden kazanır. İflâs masasının pasifini ilgilendiren davalara devam edilmemesi yönünde karar alınır ve hiçbir iflâs alacaklısı da kendisine İİK m. 245 uyarınca dava takip yetkisi tanınmasını talep etmez ise bunun sonucu alacaklının alacağının kabul edilmesidir. Bu noktada alacaklının iflâs tasfiyesi çerçevesinde tatmin edilmesi gerekir. Tatil edilen davalara devam edilmesi bir diğer ihtimaldir. Tatil edilen davalara iflâs idaresince devam edilmesi yönünde karar alınabilir. İflâs idaresi davaya başkanın hakkını dava takip yetkisini haiz kimse ve dolayısıyla taraf olarak davanın kaldığı yerden devam eder. Ancak alacaklıların davaya devam edilmemesi yönünde aldıkları karar üzerinde talep eden iflâs alacaklısı ya da alacaklılarına İİK m. 245 uyarınca dava takip yetkisi tanınmış olabilir. Dava takip yetkisi tanınan iflâs alacaklısı da davaya başkasının hakkını dava takip yetkisini haiz kişi olarak müflisin kaldığı yerden taraf olarak devam eder. Her iki ihtimalde de davada kanuni taraf değişikliği meydana gelir. Son olarak iflâs kararının ortadan kalkması ya da ne iflâs organları ne de iflâs alacaklılarınca devaya devam edilirse tatil edilen davalara müflis tarafından yeniden devam edilmesi gündeme gelebilir.

Author

Dr. Pınar Koçyiğit

How to Cite

Pınar Koçyiğit (Doktora Tezi). İflâs kararının hukuk yargılamasına etkisi, 2025, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University