DoctorateOpen Access

Mimarlıkta limitlerin değerlendirilmesi

Is this your thesis?

This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.

2016
0 views
0 downloads

Abstract (TR)

Günümüz mimarlık yaklaşımlarında limit kavramı, kavramın tözsel olarak anlamlandırılıyor olması nedeniyle bir sorunsal oluşturmaktadır. Mimarlığın bir limit oluşturma eylemi olduğu söylemi göz önünde bulundurulduğunda, limit sorunsalı doğrudan mimarlık disiplininin kendisine dair bir sorgulama sağlamaktadır. Tez kapsamında ele alınan kavram, eleştirel kuramlara gönderme yaparak ilişkisel bir yaklaşımla sorunsallaştırılmıştır. Mimarlıkta ikiliklere gönderme yapan ve bu doğrultudaki farklı değerlendirme biçimlerinin tartışılmasıyla tanımlanan limitler, bir edim (act) olarak "bulanıklaşma" yoluyla değerlendirilmektedir. "Mimarlıkta limitlerin bulanıklaşması", tözsel olarak ortaya konulmakta olan bir limit anlayışı yerine ilişkisel olanın belirtildiği bir yaklaşım önerisidir. Tözsel yaklaşım, bütünsel bir bakış açısı sağlayamamakta; öncelikle limit'i ayırıcı bir rol ile tanımlamakta ve limit ile ayrıştırıldığı farz edilen varlıkların ilişkilerini ikincil olarak belirtmektedir. Bu bakış açısı ile ilişkisel olarak sözü edilen yaklaşımlar da, tözsel yaklaşımın çeşitlenmesi ile ortaya konulan eklektik bir tavır sergilemektedir. Bu yaklaşım, ilişkisel olarak gösterilen, ancak ilişkiselliğin tözsel olana eklemlenerek ortaya konulduğu bir anlayıştır. Örneğin, x ve y'yi birbirinden ayıran bir limit olduğu varsayımında; x'in varolma nedeni, ya da x`in x olarak tanımlanma nedeni y`dir. Bu nedenle limit ilişkisel bir yapı dışında konumlandırılamaz. İlişkiyi, x ve y`den ayrı bir varlık olarak tanımlamak, ilişkisel görünen ancak sözde-ilişkisel olan bir yaklaşım sergilemektedir. Mimarlıktaki limitler, ilişkisel (transactional) bir yaklaşımla sorgulandığında ise limit x ve y arasında üçüncü bir varlık olarak tanımlanmayacaktır. Diğer yandan, ilişkisel olanın ve limitlerin değerlendirildiği bir çalışmanın, disipliner bir sınırlandırma ile ortaya konulması, çalışmanın kendisi ile çelişmesine neden olmaktadır. Bu neden ile tezde, "interdisipliner" ve "trans-disipliner" yaklaşımlar araştırılarak, disiplinlere belli bir mesafeden bakılması öngörülen ve bir ara-uzam tanımlayan "trans-disipliner" yaklaşım benimsenmiştir. Bu bağlamda, trans-disipliner bir yaklaşımla ele alınan tez, mimarlık disiplinine yakın konumlandırılmak ile birlikte mimarlık ile sınırlandırılmamıştır. Türkçe olarak ve sınır sorunsalına değinerek başlayan tez süreci, sınır kavramının İngilizce karşılıklarının daha geniş bir anlamsal yelpaze sunması nedeni ile "limit" kavramı odağıyla ve İngilizce olarak devam etmiştir. Türkçe'deki sınır kavramı "synora" sözcüğü kökenlidir ve hatta tez kapsamında "sınır" sözcüğü hakkında yapılmış olan etimolojik çalışmalar, Synoros adlı trans-disipliner bir çevrimiçi platformun oluşturulmasına öncü olmuştur. Nitekim Yunanca bileşik bir sözcük olan "synora", "syn" bileşeninin "ile" anlamı taşıması nedeniyle Türkçedeki "sınır" sözcüğü kullanımına göre çok daha bütünleştirici bir anlam sunmaktadır. Bu nedenlerden dolayı, tezin kavramsal çerçevesi İngilizce olarak sürdürülmüş ve "limit" ile birlikte "border, boundary" gibi farklı limit ilişkileri tanımlayan kavramları da kapsamıştır. "Limit kavramının limitleri" başlığı, limit ve bahsi geçen diğer ilişkisel kavramların geçirimlilik gibi farklılaşan özelliklerinin tartışıldığı anlamsal bir değerlendirmedir. Tartışma, farklı disiplinlerden ve/veya ülkelerden bireylerin, kendi ifade araçlarını kullanarak "limit" üzerine görüşlerini belirttiği "Synoros" adlı çevrimiçi platform ile sürdürülmüştür. Bu platformda paylaşılan işler, iki anlayış çerçevesinde özetlenebilir: 1. Limitleri değişmez olarak ele almak, 2. Limitlerin ötesini ve potansiyellerini sorgulamak. Limit kavramına dair yapılan değerlendirme sonrası, limit ötesi'nin nasıl tanımlanmakta olduğuna ve/veya tanımlanabileceğine dair ayrı bir değerlendirme sunulmuştur. "Ara-uzam" kavramı üzerine yoğunlaşılan bu değerlendirmede, mimarlıkta sıklıkla kullanılan "iç-dış" ikilisi refere edilerek dualistik anlayış sorgulanmaktadır. Limit ve ötesine dair olan ve mevcut söylemlerin değerlendirildiği kavramsal çerçeve doğrultusunda, "Mimarlıkta Limitlerin Bulanıklaşması" başlığı ile bir yaklaşım önerisi sunulmaktadır. Bulanıklaşma, mimari bir edim olarak tanımlanmakta ve bu edimle tözsel olarak ele alınan limit anlayışının ilişkisel olana dönüşümünü hedeflemektedir. Mimarlıkta bulanıklaştırma eylemi, üç örneklem üzerinden, üç ayrı varlık karakteri ile tanımlanmıştır: farklı kılma/başkalaşma (altering), dönüştürme (transforming) ve ezber bozma/aşma (transgressing). Bulanıklaşma ile başkalaşan, dönüştürülen ve/veya aşılan limit, ilişkisel bir mimarlık düşüncesi ve yaklaşımı önerebilecektir. Edimlerin ve örneklemlerin belirlenmesinde iki özellik tanımlanmıştır: a. Trans-disipliner bir bakış açısı sunması ve b. Bağlamı çerçevesinde farklı bir yaklaşım benimseyerek, var olduğu bağlamdaki süregelmiş limitleri bulanıklaştırabilmesi. Belirtilen üç örneklem ve üç edim, eşzamansal bir var oluş ile birbirlerini tanımlamaktadır. Edimlere ve örneklemlerine dair olan araştırma şu şekilde özetlenebilir: 1. Başkalaşma (farklı kılma): Modifikasyon ve uyarlama edimi. Amerikalı bir sanatçı olan James Turrell'in yaklaşımı ve işleri, başkalaşma edimini tanımlayan bir örneklem olarak değerlendirilmektedir. Turrell işlerinde, var olanın fark edilmesini ya da var ettiği mekan deneyimleri ile mevcut algının farklılaşmasını sağlamaktadır. Turrell, yapmış olduğu işlerde bir objenin, bir görselin ya da odağın olmadığını vurgulayarak, ziyaretçilerin kendilerini gözlemlerken gözlemleyebilecekleri bir deneyim sunduğunu belirtmektedir. 2. Dönüştürme: Majör değişim edimi. "Sleep No More", deneyimsel tiyatro başlığı altında bahsedilen bir performans olarak, dönüştürme ediminin tartışıldığı bir örneklem olarak sunulmaktadır. Performans mekanı, alışılmış sahne-seyirci ayırımının olmadığı, seyircilerin maskeler ile tanımlandığı ve aktörler ile birlikte hareket edebildiği bir deneyime özgü tasarlanmıştır. Dolayısıyla, performans, sadece tiyatroya dair bir arayışı değil, değişen deneyimlere ve bu deneyimlerin oluşturduğu taleplere dair olası bir mekânsal dönüşümü görünür kılması bakımından önem taşımaktadır. 3. Aşma (ezber bozma): Radikal bir değişim, ihlal edimi. Aşma, ya da ezber bozma, var olanın eleştirisini içeren, ihlalini öngörmesi nedeni ile de aktivist olarak sözü edilebilen bir edim olarak tanımlanmaktadır. Aşma, gelecekteki olasılıklara dair bir muğlaklık sunar. Kendi bağlamında bir başkalaşma (henüz) yaratmamış, ya da herhangi bir dönüştürme edimi olarak varlık göstermemiştir; ancak, olası yaklaşımlara dair bir gelecek öngörüsü barındırır. Dolayısıyla, aşma edimine konu olabilecek yaklaşımlar çoğunlukla tersten bir bakış açısı sunar. Bu başlıkta, bir sanatçı olan Rachel Whiteread'in yaklaşımı ve işleri örneklem olarak ele alınmakta, boşluğun dolu kılındığı ya da iç-dış ilişkilerinin sorgulandığı heykelleri üzerinden tartışılmaktadır. Belirtilen üç edim ve bu edimler kapsamında değerlendirilen ilişkiler, mimarlıktaki limitlerin sorgulanması için bir yaklaşım önerisi ortaya koymaktadır. Edimler, bir örneklem öncülüğünde tartışılmaktadır ancak her edim, birçok kavramı ya da mekansal ürünü de konu eden bir değerlendirme ile ele alınmıştır. Ele alınan bazı anahtar sözcükler ve/veya projeler şu şekilde örneklenebilir: malzeme, şeffaflık, ışık kullanımı (başkalaşma); dinamizm, tamamlanmamışlık, Sendai Mediateque (dönüştürme) ve Pompidou, Blur Building, yaşanmaz-ev (aşma). Örnek olarak, malzeme anahtar sözcüğü ile bahsi geçen tartışmada, şeffaf olanın (sağladığı görsel deneyim kapsamında) ilişkisel bir yaklaşım sunduğu kabulüne dair eleştirel bir değerlendirme sunulmuştur. Deneyimsel olanın görsel olana indirgenmesi, sözde-ilişkisel olarak bahsedilen yaklaşımı örneklemektedir. Örneklemlerin belirttiği üzere, ilişkisel yaklaşım, salt malzemeyle ya da fiziksel olanla sınırlandırılmayan; prosesi, katılımcıları (actors), eyleyenleri (actants) ve tasarımı bir arada ele alan bütünsel bir bakış açısı gerektirmektedir. Sonuç olarak, tözsel bir anlayış ile değerlendirilmiş ve kabul edilmiş ögelerin farkındalığı, bu ögelerin ilişkisel bir yaklaşım ile değiştirilebilecekleri potansiyelini içermektedir. Bu değişim için, limitlerin bulanıklaştırılması bir yaklaşım olarak önerilmekte ve bulanıklaşma üç edim ile tanımlanmaktadır: başkalaşma, dönüştürme ve aşma. Tözsel yaklaşım kapsamında ele alınan bir limit, örneğin, süregelen bir kavram anlayışını, bir tasarım sürecini, henüz teknolojik gelişmeler ile değişim göstermemiş bir mimari elemanı betimleyebilir. Dolayısıyla, bulanıklaştırma eylemi, yeni bir yaklaşımın, yeni bir malzemenin, ya da yeni bir mekansal anlayışın (ve benzeri) ortaya çıkmasına zemin sağlayacaktır. Mimarlığın bir limit tasarımı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, mimarlıktaki limitlerin nasıl ele alındığı ve oluşturulduğu, mimarlık disiplini kapsamında varoluşsal bir önem taşımaktadır. Diğer bir deyişle, mimarlıkta limitlerin nasıl belirtildiği ve uygulandığı, mimarlık disiplinine dair içsel bir değerlendirme sağlamakta ve bu değerlendirme, günümüzün değişken gereksinimlerine uygun dinamik ilişkiler içermektedir.

Author

Demet Dinçer

How to Cite

Demet Dinçer (Doktora Tezi). Mimarlıkta limitlerin değerlendirilmesi, 2016, İstanbul Technical University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul Technical University